Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.
Enes r.a. şöyle demiştir: Nebiyy-i Muhterem sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki: La İlahe İllallah deyib de kalbinde bir arpa tanesi kadar hayır (yani iman) bulunan kimse Cehennem`den çıkacaktır. La İlahe İllallah deyip te kalbinde bir buğday tanesi kadar hayır (yani iman) bulunan kimse Cehennem`den çıkacaktır. La İlahe İllallah deyip te kalbinde bir zerre kadar hayır (iman) bulunan kimse Cehennem`den çıkacaktır. Tekrar: 4476, 6565, 7410, 7440, 7509, 7510, 7516.
Aişe (r.anha)'den şöyle nakledilmiştir: "Ensardan bir kadın Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e hayz’dan dolayı nasıl gusül abdesti alayım?' diye sordu. O da, 'Güzel kokulu bir bez veya pamuk al! Üç kez temizlen''! diye cevap verdi. Daha sonra Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem haya etti ve yüzünü çevirdi. (Üç kez temizlen! yerine) Bununla temizlen! de demiş olabilir. (Baktım olacak gibi değil) kadını yanıma çektim ve Nebi 'in ne kasdettiğini ona anlattım."
Enes İbn Malik Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)’in şöyle buyurduğunu nakletmiştir: "Sizden biri namaz kıldığı zaman, Rabbine münacatta bulunur.'O anda O'na en yakın bir durumdadır. O halde bu kişi sağ tarafına tükürmesin. Ancak sol ayağının altına tükürebilir." Saîd, Katâde'den şöyle nakletmiştir: "İleriye doğru ve ön tarafına tükürmesin. Ancak sol tarafına veya ayaklarının altına tükürebilir." Şu'be şöyle demiştir: "Namaz kılan ne ön tarafına ne de sağ tarafına tükürür. Sol tarafına veya ayağının altına tükürür." Humeyd Enes kanalıyla Nebi s.a.v.'in şöyle buyurduğunu nakletmiştir: "Ne önüne ne de sağına tükürür. Anca soluna veya ayağının altına tükürebilir."
Ebu Melîh'ten şöyle nakledilmiştir: "Bulutlu bir günde bir gazvede Büreyde ile beraberdik. Bize: 'İkindi namazını erken kılın!' diye talimat verdi. Sonra Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu nakletti: Kim ikindi namazını terk ederse, ameli boşa gider. Tekrar: 594.
Muhammed İbn Amr'dan şöyle nakledilmiştir: "Câbir İbn Abdillah'a Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in hangi vakitlerde namaz kıldığını sorduk. O da şöyle cevap verdi: Öğle namazını öğlen sıcağının kızgın olduğu vakitte, ikindi namazını güneş ışık saçmaya devam ettiği bir vakitte, akşam namazını farz olunca (güneş battığında farz olur), yatsı namazını ise cemaat çoğalırsa erken, az olursa geç bir vakitte, sabah namazını ise gece karanlığının sonunda kılardı."
Ebu Zer' (r.a.)'den şöyle nakledilmiştir: "Bir seferde Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikteydik. Müezzin ezan okumak istedi. Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona: 'Serinlik düşünceye kadar bekle' dedi. Bir müddet sonra müezzin tekrar ezan okumak istedi. Allah Resulü yine ona: 'Serinlik düşünceye kadar bekle' dedi. Aradan biraz zaman geçtikten sonra müezzin tekrar ezan okumak istedi. Allah Resulü yine ona 'Serinlik düşünceye kadar, tepelerin gölgesi kendi yükseklikleri boyuna varıncaya kadar bekle!' dedi ve şöyle buyurdu: Zira havanın sıcak olması cehennem'in kaynamasından ileri gelir."
Abdullah İbn Ebî Katade babası kanalıyla Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu nakletmiştir: 'Kamet getirildiği zaman hemen ayağa kalkmayın, benim ayağa kalktığımı görünce kalkınız. Tekrar: 638, 909.
Ebu Seleme, Ebu Saîd el-Hudrî'ye Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in mescidde yağmur dolayısıyla meydana gelen çamurda secde ettiği ve kadir gecesiyle ilgili olan günü sordu. Ebû Saîd şu cevabı verdi: "Bir bulut gökyüzünü kapladı ve sağanak bir yağmur başladı. Yağmur yüzünden hurma dallarıyla yapılmış olan mescid tavanından sular akıyordu. Namaz için kamet getirildi. Ben Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in su ve çamurla kaplanmış mescid zeminine secde ettiğini gördüm; hatta alnında çamurun izleri kalmıştı. Tekrar: 813, 836, 2016, 2018, 2027, 2036 ve 2040
Cabir İbn Abdullah (r.a.)'ın şöyle dediği nakledilmiştir: "Muaz İbn Cebel (r.a.), Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte namaz kıldıktan sonra gider ve kabilesine imamlık yapardı. Tekrar: 701, 705, 711 ve 6106.
İbn Abbas (r.a.) Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu nakletmiştir: "Bize yedi azamız üzerine secde etmemiz ve namazda iken elbiselerimizle ve saçımızla başımızla oynamamamız emredildi"
Ebu Seleme, Ebu Saîd el-Hudrî (r.a.)'e kadir gecesiyle ilgili bir soru sormuş da şöyle cevap vermiştir: "Ben Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in su ve çamurla kaplanmış mescid zemine secde ettiğini gördüm; alnında çamur kalıntıları vardı."
Ebu Hureyre (radiyallahu anh)'den nakledilmiştir: Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Bizler en son gelenleriz, fakat kıyamet gününde herkesin önünde bulunan ilkler olacağız. Hem de bizim dışımızdaki ümmetlere bizden daha Önce kitap verilmiş, bize ise onlardan sonra. Haddizatında şu içinde bulunduğumuz Cuma günü konusunda onlar görüş ayrılığına düştüler; Allah da bu günü bize lütfetti. Yahudilerin (kutsal günü olan Cumartesi) yarındır, Hıristiyanların (kutsal günü olan Pazar İse) yarından sonraki gündür" buyurdu ve sustu.
Ebu Hureyre (r.a.) (yukarıdaki hadisi’e ek olarak) Sonra da şöyle dedi: "Her Müslümanın her haftada bir gün boy abdesti alması gereklidir; o gün başını ve vücudunu iyice yıkar. Tekrar: 898 vs 3487
Cündeb (r.a.)'den nakledilmiştir: "Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir Kurban Bayramı günü namazı kıldırdı ve ardından cemaate hitap etti. Daha sonra da kurbanını kesip şöyle buyurdu: "Kim namazdan önce hayvanını kestiyse onun yerine başka bir kurban daha kessin. Kim de henüz kesmediyse kurbanı keserken Allah'ın adını ansın. Tekrar: 5500, 5562, 6674, 7400
Abdullah İbn Abbas (r.a.)'den nakledilmiştir: "Saba rüzgarı bana ilahî bir yardım olarak verildi / ben saba rüzgarı ile desteklendim. Ad kavmi ise debur denen rüzgar ile helak oldu. Tekrar: 3205, 3343
Ebu Seleme (r.a.)'in şöyle dediği nakledilmiştir: Ebu Hureyre (r.a.)'in İnşikak suresini okuyup secde ettiğini gördüm. Kendisine, şaşkınlıkla niçin secde ettiğini sorunca bana şu cevabı verdi: "Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in secde ettiğini görmeseydim ben de secde etmezdim."
Ebu Hureyre radiyallahu anh şöyle demiştir: Dostum (Resûlullah s.a.v.) bana üç şeyi tavsiye etti, ben ölünceye kadar bunları bırakmam: Her ay'dan üç gün oruç tutmak, kuşluk namazı kılmak, vitir namazını kılınca uyumak. (Yani vitri kılmadan uyumamak) Tekrar: 1981.
Ebu Saîd r.a. şöyle demiştir: Kadınlar, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e: "Biz'e va'az etmek için bir gün belirle." dediler. (Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) de onlar için bir gün belirledi. O gün kadınlara verdiği vaazda söylediği şeylerden biri de şu idi): "Üç çocuğu ölen bir kadın'ın bu çocukları o'nun için ateş'e karşı bir perde olur." Bir kadın: "Ya iki çocuk?" diye sorunca Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem : "İki çocuk da öyledir" buyurdu.
Ebu Said ve Ebu Hureyre r.a. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den bu hadisi rivayet etmişlerdir. Ebu Hureyre rivayetinde "ergenlik çağına ulaşmamış" ifadesini eklemiştir.
Ebu Saîd el-Hudrî r.a. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den şunu rivayet etmiştir: "Cenazeyi gördüğünüzde kalkın. Cenazenin arkasından giden, cenaze yere konuluncaya kadar oturmasın."
Şa'bî'den nakledildiğine göre o şöyle der: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i gören bir kişi bana şunu haber verdi: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem diğer kabirlerden ayrı duran bir kabrin yanına geldi. Ashabını saf’a soktu, kendisi dört tekbir getirdi. (Şa'bi'ye soruldu): "Ey Ebu Amr bunu sana kim anlattı?" O: "İbn Abbas r.a." dedİ.
Ebu Hureyre r.a. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şu şekilde dua ettiğini söylemiştir: "Allahümme innî euzu bike min azabi'l-kabri ve min azabi'n-nari ve min fitneti'l-mahya ve'I-memati ve min fitneti'l-mesîhi'd-deccal." (Allahım! Kabir azabından, ateş (cehennem) azabından, hayat ve ölümün htnelerinden ve Mesih deccal'in fitnesinden sana sığınırım)
İbn Abbas r.a. şöyle anlatır: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir bayram günü çıktı ve İki rekat namaz kıldırdı. Bunun ne öncesinde ne de sonrasında başka bir namaz kılmadı. Sonra kadınlara yönelerek, -yanında da Bilal bulunuyordu- sadaka vermeleri yönünde öğüt verdi. Bunun üzerine orada bulunan her bir kadın, küpe ve gerdanlıklarını ortaya bırakmaya başladı.
Saîd İbn Ebu Bürde'nin babası ve dedesinden naklettiğine göre-Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: Her müslüman'ın sadaka vermesi gerekir." Bunun üzerine oradaki sahabiler, "Ya Resulullah! Ya sadaka verecek bir şey bulamazsa ?" diye sordu. Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem, "Bu durumda eliyle çalışır, (kazandığı mal) kendisine faydası olduğu gibi (ondan) sadaka da verir" buyurdu. Sahabîler, "Buna da gücü yetmezse?" diye sordu. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, "Bunu da yapamayan yardım isteyen kimseye yardım etsin" buyurdu. "Bunu da yapamazsa?" diye tekrar sordukları zaman ise, "İyilik yapsın, kötülüklerden uzak dursun. Bu da onun için bir sadakadır" buyurmuştur.
Enes'in şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Resulullah kurbanlık deve götüren bir kimse gördü. Ona, "Bin ona" buyurdu. Adam, "O kurbanlık devedir" dedi. Hz.Nebi: "Bin ona" buyurdu. Adam yine, "O kurbanlık devedir" dedi. Resulullah üçündü kez, "Bin şu deveye!" buyurdu. Tekrarı : 2754, 6159.
Tavus dedi ki: İbn Ömer'in şöyle dediğini duydum: "Adet gören kadın memleketine dönemez". Daha sonra şöyle dediğini duydum: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, onlara izin vermiştir."
İbn Abbas r.a. şöyle demiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Medine'liler için Zul-Huleyfe'yi, Necd'liler için Karn'ı, Yemenliler için Yelemlem'i mîkat (ihram sınırı) olarak belirlemiştir. Bunlar hem belirtilen memleketler hem de onlar dışında hac ve umre yapmak amacıyla bu sınırlara gelenler içindir. Bu sınırın içinde bulunanlar ise her nerede bulunurlarsa oradan ihrama girerler. Hatta Mekke'Iiler Mekke'den ihrama girer.