Vüheyb b. Hâlid

Ebû Bekir · 7. tabaka

Vüheyb b. Hâlid b. Aclân

Vefath. 165
KünyeEbû Bekir
Nisbeel-Bâhilî, el-Basrî
Yaşadığı yerleral-Basra
Tabaka7. tabaka

Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.

Zincirde geçtiği hadisler

İbn Abbas'tan rivayet edildiğine göre Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e hac sırasında "Şeytan taşlamadan önce kurban kestim (benim için bir sorumluluk olur mu?)" diye soruldu, Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) sakıncası yok anlamında işaret etti. Adam "Kurban kesmeden önce tıraş oldum" dedi, Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) sakıncası yok anlamında işaret etti. Tekrar: 1721, 1722, 1723, 1734, 1735, 6666
Esma' şöyle demiştir: (Güneş tutulduğu bir sırada) namaz kılarken Aişe'nin yanına gittim. "İnsanlara ne oluyor (neden korkuyorlar?)" diye sordum. Başıyla gökyüzünü gösterdi. Bir de baktım ki insanlar namaza durmuşlar. Âişe "Sübhanallah" dedi. Ben "Bu bir ayet (işaret) midir?"diye sordum, başıyla "evet" diye işaret etti. Bunun üzerine ben de namaza durdum. Üzerime baygınlık çökünce (yanımdaki kırbadan) başıma su dökmeye başladım. Namazdan sonra Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Allah'a hamd-ü sena edip şöyle buyurdu: "Daha önce bana gösterilmemiş her şey, hatta cennet ve cehennem bile bana burada gösterildi. Bana 'kabirlerinizde Mesih Deccal'in fitnesine benzer (veya yakın) bir şekilde imtihan edileceksiniz' dîye vahyedildi. Kabre giren kişiye sorulacak: Bu adam (Hz. Muhammed) hakkında ne biliyorsun? Mu'min (veya kesin inançlı bir) kişi: "O, Muhammed'dir, Allah'ın resulüdür. Bizlere apaçık deliller ve hidayeti getirdi. Biz de onun davetine icabet ettik ve ona tabi olduk. O Muhammeddir (üç kere)' diyecek. O kişiye: "Rahat bir şekilde uyu. Senin ona kesin olarak inandığını anladık'' denilecek. Münafık (veya kalbinde şüphe bulunan) kişi ise: "Bilmiyorum. İnsanların bir şeyler söylediğini duydum, ben de aynısını söyledim" diyecek. Tekrar: 184, 922, 1053, 1054, 1061, 1235, 1373, 2519, 2520, 7287
Amr İbn Ebu Hasen'den rivayet edildiğine göre, Abdullah Ibn Zeyd'e Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)’in nasıl abdest aldığı sordu. Abdullah İbn Zeyd de bir kap su istedi. Sonra onlara Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in abdest aldığı gibi abdest aldı. Şöyle ki: Kaptan eline su alarak ellerini iki kere yıkadı. Sonra elini kaba soktu, üç avuç su ile ağzına su verdi, burnuna su çekti ve sümkürdü. Sonra elini kaba soktu ve yüzünü üç kere yıkadı. Sonra kollarını dirseklere kadar yıkadı. Sonra elini kaba soktu ve başını meshetti. Ellerini bir kere öne ve arkaya götürdü. Sonra ayaklarını topuklara kadar yıkadı.
Rivayet zinciri: Buhârî ← Mûsâ b. İsmâil ← Vüheyb b. Hâlid ← Amr b. Yahyâ ← babası
Vüheyb, Amr İbn Yahya'dan o da babasından şunu rivayet etmiştir: Amr İbn Ebu Hasan, Abdullah İbn Zeyd'e, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in nasıl abdest aldığını sorarken gördüm. Abdullah bir kap su İstedi, sonra da onlar(a göstermek) için abdest aldı. Şöyle ki: Bir avuç su alarak ellerine döktü ve ellerini üç kere yıkadı. Sonra elini kaba soktu, üç avuç su ile ağzını çalkaladı, burnuna su verdi ve sümkürdü. Sonra elini kaba soktu ve yüzünü üç kere yıkadı. Sonra elini kaba soktu ve ikişer kere kollarını dirseklere kadar yıkadı. Sonra elini kaba soktu ve başını meshetti. Ellerini başının üzerinde bir öne bir arkaya götürdü. Sonra elini kaba soktu ve ayaklarını yıkadı. Bize Musa Vüheyb'den; Başını bir kere meshetti, diye rivayet etti.
Rivayet zinciri: Buhârî ← Süleymân b. Harb ← Vüheyb b. Hâlid ← Amr b. Yahyâ ← Yahyâ b. Umâre
Aişe (r.anha)'den şöyle nakledilmiştir: "Ensardan bir kadın Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e hayz’dan dolayı nasıl gusül abdesti alayım?' diye sordu. O da, 'Güzel kokulu bir bez veya pamuk al! Üç kez temizlen''! diye cevap verdi. Daha sonra Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem haya etti ve yüzünü çevirdi. (Üç kez temizlen! yerine) Bununla temizlen! de demiş olabilir. (Baktım olacak gibi değil) kadını yanıma çektim ve Nebi 'in ne kasdettiğini ona anlattım."
İbn Abbâs (r.a.)'dan şöyle nakledilmiştir: "Hayız olan kadının (tavaf etmeden Mekke'den) çıkmasına ruhsat verildi. Tekrar: (etrafı) 1755, 1760
Rivayet zinciri: Buhârî ← Mu'allâ b. Esed ← Vüheyb b. Hâlid ← İbn Tâvûs ← Tâvûs b. Keysân ← İbn Abbâs
(Tavus'tan şöyie nakledilmiştir:) İbn Ömer (r.a.) ilk önceleri hayızlı kadınların (veda tavafı yapmadan Mekke'den) çıkmaması gerektiğini söylerdi. Sonra şöyle söylediğini işittim: "Mekke'den ayrılabilirler. Çünkü Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) onlara ruhsat vermiştir. Tekrarı (etrafı) 1761
Rivayet zinciri: Buhârî ← Mu'allâ b. Esed ← Vüheyb b. Hâlid ← İbn Tâvûs ← Tâvûs b. Keysân ← İbn Abbâs
Malik İbn-i Huveyris'ten şöyle nakledilmiştir: Kabilemden bir grup insanla birlikte Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına geldim.Yirmi gün yanında kaldım. Çok merhametli ve yumuşak kalpli biriydi. Ailelerimize olan özlemimizi fark edince bize: 'Geri dönün, onların yanında olun, onlara dinlerini öğretin ve namaz kılın. Namaz vakti girince biriniz ezan okusun, en büyüğünüz de namaz kıldırsın' buyurdu. Tekrar: 630, 631, 658, 685, 819, 2848, 6008, 7246.
Ebu Kılabe şöyle demiştir: "Malik bin Hüveyris bir gün İçinde bulunduğumuz şu mescide gelip; 'Asıl maksadım ve isteğim namaz kılmak olmadığı halde size namaz kıldıracağım. Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i nasıl namaz kılar gördümse öyle kıldıracağım' dedi. Bu rivayeti nakleden (Eyyûb es-Sıhtiyânî), Ebu Kılâbe'ye Malik'in nasıl namaz kıldırdığını sormuş, Ebu Kılâbe de Amr İbn Seleme'yi kastederek: "Hocamız gibi" cevabını vermiş ve şunları söylemiştir: "O, başını ikinci secdeden kaldırıp birinci rek'atı bitirdikten sonra ikinci rekata kalkarken çok kısa bir süre otururdu. Bu yani 677 numaralı hadisin baş kısmı ve diğer ayrıntıları 812, 818 ve 824 noda geçmektedir.
Rivayet zinciri: Buhârî ← Mûsâ b. İsmâil ← Vüheyb b. Hâlid ← Eyyûb es-Sahtiyânî ← Ebû Kılebe
Büsr İbn Saîd, Zeyd İbn Sabit (r.a.)'in şöyle dediğini nakletmiştir: "Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kendisine Ramazan'da bir oda yapmıştı. Ravi şöyle demiştir; Zannederim Zeyd, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in bu odayı hasırdan oluşturduğunu söylemişti.-- Bu odada birkaç gece namaz kıldı. Ashab-ı kiram da tabi olarak namaz kılmaya başladılar. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ashabının bu şekilde namaz kıldıklarını öğrenince artık namaz kılmaya öğrenmiş bulunuyorum. Beni dinleyin ey insanlar, bundan böyle namazlarınızı evlerinizde kılın. Çünkü farz namazlar dışındaki namazların en faziletlisi kişinin evinde kıldığı namazdır. Tekrarı: 6113 ve 7290.
İbn Abbas (r.a.) Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle dediğini nakletmiştir: "Bana yedi aza üzerine secde etmem emrolundu: Alın - bu sırada mübarek eliyle burnuna da işaret buyurdular - iki el, iki diz ve ayakların uçları. Ayrıca namazda iken elbiselerimizle ve saçımızla başımızla oynamamamız emredildi."
Rivayet zinciri: Buhârî ← Mu'allâ b. Esed ← Vüheyb b. Hâlid ← İbn Tâvûs ← Tâvûs b. Keysân ← İbn Abbâs
Eyyûb es-Sahtiyânî'den nakledildiğine göre Ebu Kılâbe (r.a.) şöyle demiştir: "Malik İbn Hüveyris bir gün bize gelip; 'Asıl maksadım size namaz kıldırmak olmadığı gibi zaten namaz vakti de değildir. Amacım sizlere Resûlullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in nasıl namaz kıldığını göstermektir' dedi. Bu rivayeti nakleden Eyyûb, Ebû Kılâbe'ye Mâlik'in nasıl namaz kıldırdığını sormuş, Ebu Kılâbe de Amr İbn Seleme'yi kastederek "Hocamız gibi" cevabını vermişti. Eyyûb, Amr İbn Seleme'nin namazı hakkında şunları söylemiştir: "O, bütün intikallerde tekbirlerin tamamını alırdı ve başını ikinci secdeden kaldırıp da birinci rekatı bitirdikten sonra ikinci rekata kalkarken çok kısa bir süre oturur ve sonra da yere dayanarak ayağa kalkardı."
Rivayet zinciri: Buhârî ← Mu'allâ b. Esed ← Vüheyb b. Hâlid ← Eyyûb es-Sahtiyânî ← Ebû Kılebe
Ebu Hureyre (radiyallahu anh)'den nakledilmiştir: Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Bizler en son gelenleriz, fakat kıyamet gününde herkesin önünde bulunan ilkler olacağız. Hem de bizim dışımızdaki ümmetlere bizden daha Önce kitap verilmiş, bize ise onlardan sonra. Haddizatında şu içinde bulunduğumuz Cuma günü konusunda onlar görüş ayrılığına düştüler; Allah da bu günü bize lütfetti. Yahudilerin (kutsal günü olan Cumartesi) yarındır, Hıristiyanların (kutsal günü olan Pazar İse) yarından sonraki gündür" buyurdu ve sustu.
Ebu Hureyre (r.a.) (yukarıdaki hadisi’e ek olarak) Sonra da şöyle dedi: "Her Müslümanın her haftada bir gün boy abdesti alması gereklidir; o gün başını ve vücudunu iyice yıkar. Tekrar: 898 vs 3487
Abdullah İbn Abbas (r.a.)'ın şöyle dediği nakledilmiştir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ve ashabı Zilhicce'nin dördüncü gününün sabahında geldiler ve hac için telbiye getirdiler. Fakat Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem kurbanları (hedy) bulunanlar dışındakilerin hepsinin bunu umreye çevirmesini emretti. Tekrar: 1564, 2505, 3832.
Nafi'in şöyle dediği nakledilmiştir; "İbn Ömer (r.a.) yolculuk sırasında bineğinin üzerinde hem nafile namazları hem de vitir namazını kılar ve Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in de böyle yaptığını söylerdi."
İbn Ömer (r.a.) Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle söylediğini belirtmiştir: "(Nafile) Namazlarınızdan bir kısmını evde kılınız. Evlerinizi kabir edinmeyiniz."
Ukbe şöyle dedi: Halid İbn Saîd İbnü'l-As'ın kızı bana Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in kabir azabından sığındığını işittiğini söyledi. Tekrar: 6334
Aişe r.a. şöyle demiştir: Ebu Bekir'in r.a. yanına girdim. Bana: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i kaç elbise ile kefenlediniz?" diye sordu. Ben: "Üç tane beyaz temiz elbise ile kefenlendi. Bunlar içinde gömlek ve sarık yoktu" dedim. Ebu Bekir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem hangi gün vefat etmişti?" diye sordu. Ben: "Pazartesi günü" dedim. Ebu Bekir: "Bugün günlerden ne?" dedi. Ben: "Pazartesi" dedim. Ebu Bekir: "Şu andan geceye kadar vefat etmeyi isterim" dedi. Sonra kendisine tedavi yapılan üzerindeki elbisesine baktı, üzerinde kir vardı. O: "Bu elbisemi yıkayın, iki tane elbise daha ekleyerek beni bunlarla kefenleyin" dedi. Ben: "Bu elbise eski" dedim. Ebu Bekir: "Yeni elbise giymeye ölüden çok hayatta olan layıktır. Kefen yalnızca ölünün bedeninden çıkan (irin, pislik vb. şeyler) içindir" dedi. Ebu Bekir ancak Salı gecesi vefat etti ve sabah olmadan da gömüldü.
Ebu Hureyre r.a.'den nakledildiğine göre, Bir bedevî Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gelerek: "Bana uyguladığım zaman cennet'e gireceğim bir amel göster" demiştir. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, "Allah'a kulluk eder, ona hiçbir şeyi ortak koşmazsın, farz namazları kılar ve farz olan zekatı verirsin, Ramazan orucunu da tutarsın" buyurdu. Bedevî, "Nefsim elinde olan (Allah)'a yemin olsun ki bundan daha fazlasını yapmam" dedi. Adam gidince Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, "Cennetlik bir kimse görmekten hoşlanan, bu adama baksın" buyurdu.
Hakim İbn Hizam'dan nakledildiğine göre Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Üstteki (veren) el, alttaki (alan) elden daha hayırlıdır. Vermeye, geçimini sağladığın kimselerden başla. En hayırlı sadaka, zengin iken verilenidir, iffetli kalmak isteyeni Allah iffetli kılar. İnsanlara muhtaç olmamayı isteyen kişiyi de bu emeline ulaştırır."
Bir önceki hadis yani 1427 nolu hadis, Vuheyb kanalıyla da aynen nakledilmiştir.
Ebu Hureyre r.a.'den rivayet edildiğine göre Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Cimri ile sadaka veren kimsenin durumu üzerlerinde demir zırh bulunan iki kimsenin durumu gibidir." Ebu Hureyre r.a. Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i işitmiştir: "Cimri ile sadaka veren kimse'nin durumu, üzerinde, göğsünden köprücük kemiğine kadar demir zırh bulunan iki kimseye benzer, İnfak eden kimse, sadaka verdiği zaman üzerindeki zırh genişler, parmak uçlarına kadar uzanır ve (hatalarını) siler. Cimri kimse ne zaman sadaka vermek istese zırh biraz daha daralır. Kişi bunu genişletmeye çalışır ama yine de genişlemez. Tekrar; 1444, 2917, 5299, 5797
Ebu Hureyre'nin naklettiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Müslüman, atı ve kölesinden dolayı zekat vermekle yükümlü değildir."
Rivayet zinciri (1. tarîk): Buhârî ← Müsedded b. Müserhed el-Basrî ← Yahyâ b. Saîd ← Huseym b. Irâk ← Irâk b. Mâlik ← Ebû Hureyre
Rivayet zinciri (2. tarîk): Buhârî ← Süleymân b. Harb ← Vüheyb b. Hâlid ← Huseym b. Irâk ← Irâk b. Mâlik ← Ebû Hureyre
Zübeyr İbnü'i-Avvam r.a. Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu rivayet eder: "Siz'den birinin, urganını alıp, sırtında odun yükü taşıması böylece Allah'ın onun başını dik bir durumda tutması, ister versinler, isterse vermesinler, insanlardan dilenmesinden daha hayırlıdır. Tekrar: 2075, 3373
Ebu Humeyd es-Saidî şöyle anlatır: Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile Tebuk gazvesinde bulunmuştuk. Vadi'l-Kura adlı yere geldiğimizde bahçesinde bulunan bir kadına rastladık. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem sahabîlere, "Ne kadar hurma olduğunu tahmin edin" buyurdu ve kendisi de on vesk olacağı yönünde tahminde bulundu. Kadına da, "Çıkacak olan mahsulü ölç" buyurdu. Tebuk'e geldiğimizde, "Bu gece çok şiddetli bir fırtına olacak. Sakın hiç bir kimse ayağa kalkmasın. Devesi olan da bağlasın" buyurdu. Biz de develerimizi bağladık. O gece şiddetli bir fırtına oldu. Bir kimse ayağa kalktı, fırtına onu Tay dağına attı. Eyle hükümdarı, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e beyaz bir katır hediye edip ona bir bürde giydirmişti. Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem da deniz kenarında bulunan halk için bir mektup yazıp gönderdi. Vadi'l-Kura'ya geldikleri zaman kadına, "Bahçen ne kadar ürün verdi?" diye sordu. O, "Resûlullah'ın tahmin ettiği gibi on vesk" dedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, "Ben Medine'ye biraz hızlı gideceğim. İçinizden benimle beraber gelmek isteyenler hızlı davransın" buyurdu. Ravi, "İbn Bekkar burada şu anlamda bir şey söyledi" demiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Medine'yi teşrif ettiği zaman, "İşte bu Tabe (güzel şehir)'dir" buyurdu. Uhud dağını görünce, "Bu bir dağaktır, o bizi sever biz de onu severiz. Size en hayırlı ensar bölgelerini söyleyeyim mi!?" buyurdu. Sahabîler, "Evet" diye cevap verince, "Benî Neccar, sonra Benî Abdi'l-Eşhel, sonra Benî Saide veya Ben-l-Haris İbnü'l-Hazrec bölgesidir. Bütün ensar bölgelerinde hayır vardır" buyurmuştur. Tekrar: 1872, 3161, 3791, 4422
Abbas (İbn Sehl İbn Sa'd) babasından, Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu nakletmiştir: "Uhud, bizi seven, bizim de onu sevdiğimiz bir dağdır." Ebu Abdullah el-Buharî, çevresinde duvar olan bahçeler "hadîka"dır. Böyle olmayan bahçelere "hadîka" denilmez, demiştir.
İbn Abbas r.a. şöyle demiştir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, ihrama girme yeri olarak Medineliler için Zu'l-huleyfe'yi, Suriye tarafından gelecekler için Cuhfe'yi, Necidliler için Karnu'l-Menazil'i, Yemenliler için de Yelemlem'i belirlemiştir. Bu yerler, onlar ve oralara gidip de hac ve umre yapmak isteyen ve o bölgelerin ötesinden gelecek diğer hacılar için mîkat bölgeleridir. Bu bölgelerden daha içeride yani Kabeye daha yakın olanlar ise istedikleri yerden ihrama girebilir. Hatta Mekkeliler de Mekke'den girebilir." Tekrar: 1526, 1529, 1530, 1845
Rivayet zinciri: Buhârî ← Mûsâ b. İsmâil ← Vüheyb b. Hâlid ← İbn Tâvûs ← Tâvûs b. Keysân ← İbn Abbâs
İbn Abbas r.a. şöyle demiştir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, ihrama girme yeri olarak Medineliler için Zu'l-huleyfe'yi, Suriyeliler için Cuhfe'yi- Necidliler için Karn'i, Yemenliler için de Yelemlem'i belirlemiştir. Bu yerler, onlar ve oralara gidip de hac ve umre yapmak isteyen diğer kimseler için mîkat bölgeleridir. Bu bölgelerden daha içeride olanlar ise diledikleri yerden ihrama girebilir. Hatta Mekkeliler de Mekke'den girebilir."
Rivayet zinciri: Buhârî ← Mu'allâ b. Esed ← Vüheyb b. Hâlid ← İbn Tâvûs ← Tâvûs b. Keysân ← İbn Abbâs
Enes r.a. şöyle anlatır: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, biz de onunla birlikte iken, öğle namazını Medine'de dört rekat olarak, ikindi namazını Zul-Huleyfe'de iki rekat olarak kılmıştır. Daha sonra sabaha kadar orada kalmış, sonra bineğine binip Beyda'ya (çöle doğru) geldikleri zaman Allah'a hamdetmiş, tesbihte bulunmuş ve tekbiı getirmişti. Daha sonra hac ve umre için telbiyede bulunmuştu. Yanındakiler de ona uyarak hac ve umre için telbiye getirdiler. (Mekke'ye) vardığımızda ihramlardan çıkmaları için herkese emir verdi. Terviye günü (Zülhicce'nin 8.günü) gelince hac için telbiye getirip ihrama girdiler. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, ayakta iken kendi elleriyle birçok deveyi kurban kesmişti. Resûl-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem Medine'de de iki alaca koç'u kurban etmişti."