Doğumh. 22
Vefath. 100
Nisbeel-Medenî, el-Âbid, el-Hadramî, ez-Zâhid
Yaşadığı yerlerel-Hadramî
Tabaka2. tabaka
Cerh-ta'dîlsika (güvenilir)

Hakkında

Büsr b. Saîd, Medine'de yaşamış tâbiîlerdendir. İbnü'l-Hadramî'nin azatlısı olup Medine'de Cedîle-i Kays mahallesindeki Hadramîler'in evinde oturduğu için bu aileye nisbet edilmiştir. Hicrî 22 (m. 642-643) yılında doğduğu kaydedilir. İbn Sa'd onu Medineli tâbiîlerin ikinci tabakasında zikreder ve dünyadan el etek çekmiş, ibadete kendini vermiş, verâ sahibi bir kimse olarak tanıtır; bu yüzden el-Âbid diye de anılmıştır.

Hz. Osman, Sa'd b. Ebû Vakkâs, Zeyd b. Sâbit, Ebû Hüreyre, Abdullah b. Ömer, Ebû Saîd el-Hudrî, Zeyd b. Hâlid el-Cühenî ve Abdullah b. Üneys gibi sahâbîlerden hadis rivayet etmiştir. Kendisinden Zeyd b. Eslem, Bükeyr b. el-Eşec ve Sâlim Ebü'n-Nadr gibi râviler hadis almıştır. Yahyâ b. Maîn ve Nesâî onu güvenilir bulmuş, İclî de Medineli sika bir tâbiî olarak nitelemiş, İbn Sa'd hadisi çok bir râvi olduğunu belirtmiştir. Medine'de h. 100 (m. 718) yılında, yetmiş sekiz yaşlarında vefat etmiştir; ölümünü h. 101 yılına yerleştiren bir kayıt da vardır.

Ailesi

Kardeşleri
Muslim bin S'aid al-Hadrami

Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.

Zincirde geçtiği hadisler

Ebu Saîd el-Hudrî (r.a.)'den şöyle nakledilmiştir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem hutbeye çıkıp şöyle buyurdu: 'Allah Teâlâ bir kulu, dünya ile kendi katındakiler arasında tercih konusunda serbest bıraktı. O kul da, Allah katındakileri tercih etti.' Bunun üzerine Ebu Bekir ağlamaya başladı. Kendi kendime 'Eğer Allah bir kulu dünya ile kendi katındakiler arasında muhayyer bıraktıysa, o kul da Hak Teâlâ nezdindekileri tercih ettiyse, bu İhtiyar niçin ağlıyor?' diye sordum. Meğer o kul, Allah Resûlü Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in kendisiymiş. Ebu Bekir de hepimizden bilgili olduğu için bunun ne anlama geldiğini anlamış, onun için ağlamıştı. Onun ağladığını gören Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Ey Ebu Bekir! Ağlama! Malını ve arkadaşlığını en fazla benimle paylaşan Ebu Bekir'dir. Eğer ümmetim arasında bir dost (halîl) edinecek olsaydım, kuşkusuz Ebu Bekir'i edinirdim. Ne var ki, İslâm kardeşliği ve sevgisi bundan daha üstündür. Mescide açık bütün kapılar kapatılsın. Sadece Ebu Bekir'in kapısı kalsın! Tekrar: 3654, 3904. Diğer tahric: Tirmizi Menakib; Müslim, Fedail
Zeyd İbn Hâlid, Büsr İbn Saîd'i Ebu Cüheym'e gönderip, ona Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellemin namaz kılanın önünden geçen hakkında ne buyurduğunu sormasını istemiş. (Büsr, Ebu Cüheym'e gidip bu soruyu sormuş.) O da şöyle cevap vermiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu işittim: "Namaz kılanın önünden geçen, ne kadar büyük bir günah işlediğini bilseydi, onun önünden geçmek yerine kırk (zaman) beklemeyi daha hayırlı bulurdu." Ebu'n-Nadr şöyle demiştir: "Ravi kırk gün mü, kırk ay mı, yoksa kırk yıl mı dedi hatırlamıyorum."
Ebu Hureyre (r.a.) Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu nakletmiştir: "Her kim güneş doğmadan önce sabah namazından bir rekat'a yetişirse, sabah namazına yetişmiş demektir. Her kim de, güneş batmadan önce ikindi namazına yetişirse, ikindi namazına yetişmiş demektir."
Rivayet zinciri (1. tarîk): Buhârî ← Abdullah b. Mesleme ← Mâlik b. Enes ← Zeyd b. Eslem ← Atâ b. Yesâr
Rivayet zinciri (2. tarîk): Buhârî ← Abdullah b. Mesleme ← Mâlik b. Enes ← Zeyd b. Eslem ← Büsr b. Saîd
Rivayet zinciri (3. tarîk): Buhârî ← Abdullah b. Mesleme ← Mâlik b. Enes ← Zeyd b. Eslem ← Abdurrahman b. Hürmüz ← Ebû Hureyre
Büsr İbn Saîd, Zeyd İbn Sabit (r.a.)'in şöyle dediğini nakletmiştir: "Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kendisine Ramazan'da bir oda yapmıştı. Ravi şöyle demiştir; Zannederim Zeyd, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in bu odayı hasırdan oluşturduğunu söylemişti.-- Bu odada birkaç gece namaz kıldı. Ashab-ı kiram da tabi olarak namaz kılmaya başladılar. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ashabının bu şekilde namaz kıldıklarını öğrenince artık namaz kılmaya öğrenmiş bulunuyorum. Beni dinleyin ey insanlar, bundan böyle namazlarınızı evlerinizde kılın. Çünkü farz namazlar dışındaki namazların en faziletlisi kişinin evinde kıldığı namazdır. Tekrarı: 6113 ve 7290.
Zeyd İbn Halid'in naklettiğine göre ResuI-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Kim Allah yolunda bir savaşçının savaş teçhizatını hazırlayıp donatırsa kendisi de savaşmış demektir. Kim savaşa giden bir kimsenin işlerini en güzel şekilde yerine getirir ve ona hayırlı bir hale! olursa kendisi de savaşmış demektir."
Zeyd İbn Halid'in Ebu Talha'dan naklettiğine göre Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Melekler, içinde suret bulunan eve girmezler." Bu hadisin ravilerinden Büsr İbn Said şöyle demiştir: "Zeyd İbn Halid hastalanmıştı. Biz de onu ziyarete gittik. Fakat evine girdiğimizde gördüğüm resimli örtü karşısında şok oldum. Hemen Ubeydullah el-Havlani'ye: 'Zeyd bize resim konusunda hadis nakletmemiş miydi?' dedim. Ubeydullah: 'O: ' ... kumaşa işlenen nakış dışında, suret bulunan ... ' demişti, sen bunu duymadın mı?' diye karşılık verince ben: 'Hayır, duymadım!' dedim. Bunun üzerine Ubeydullah: 'Sen duymamış olabilirsin fakat bunu söyledi' dedi."
Ebu Said el-Hudri r.a. dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Müslüman cemaate irad ettiği bir hutbesinde dedi ki: Şüphesiz Allah bir kulu dünya ile nezdindekilerden birisini seçmek hususunda muhayyer bıraktı. O kul da Allah'ın nezdindekileri seçti. (Ebu Said) dedi ki: Bunun üzerine Ebu Bekir ağladı. Biz de Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in seçimde serbest bırakılan bir kula dair haber vermesi dolayısıyla onun niçin ağladığına hayret ettik. Meğer seçmekte serbest bırakılan kişi Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem imiş ve Ebu Bekir aramızda en bilgili olanımızmış. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Şüphesiz sohbetinde (arkadaşlığında) ve malında kendisine karşı en çok minnettar olduğum kişi Ebu Bekir'dir. Eğer Rabbimin dışında bir halil edinecek olsaydım şüphesiz Ebu Bekir'i edinirdim. Fakat İslamın kardeşliği ve sevgisi (zaten varolan bir şeydir). Mescidde Ebu Bekir'in kapısı dışında kapatılmadık hiçbir kapı kalmasın."
Busr İbn Said'den, o Zeyd İbn Halid'den, o Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in ashabından, Ebu Talha'dan, dedi ki: "Şüphesiz Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Gerçek şu ki, melekler, içinde bir suret bulunan eve girmezler. Busr dedi ki: Daha sonra Zeyd rahatsızland!. Biz de onu ziyarete gittik. Bir de ne görelim, kapısında üzerindesuret bulunan bir perde gerilmiş. Ben Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in zevcesi Meymune'nin terbiyesinde yetişmiş bulunan Ubeydullah el-Havl2tnl'ye dedim ki: Zeyd bizlere önceki gün suretlere dair (haram kılındıkları şeklinde) haber vermemiş miydi? Bunun üzerine Ubeydullah: Sen onu elbisede bir nakış olması müstesna, derken işitmedin mi, dedi."
Zeyd İbn Sabit r.a.'dan, dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem (mescidde) hurma dallarından kendisi için küçük bir hücre çevirdi -yahut bir hasır edindi.- Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem çıkıp onun içinde namaz kılıyordu. Birtakım adamlar da kendisini takip ederek onun namazına uyup namaz kıldılar. Daha sonra yine bir gece gelip orada hazır bulundular. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ise onlara göre geç kaldı ve yanlarına çıkmadı. Bu sefer seslerini yükselterek kapıya da çakıl taşları atıp kapıyı çalmaya koyuldular. Allah Rasulü kızgınlıkla yanlarına çıktı ve onlara: Siz o yaptığınızı sürdürüp gidince ben de onun üzerinize farz olarak yazılacağını zannettim. Bu sebeple (nafile) namazlarınızı evlerinizde kılmaya bakınız. Çünkü şüphesiz farz namaz dışında kişinin en hayırlı namazı evinde kıldığıdır, buyurdu."
Rivayet zinciri (1. tarîk): Buhârî ← el-Mekkî b. İbrâhîm ← Abdullah b. Saîd ← Ebü'n-Nadr Sâlim ← Büsr b. Saîd ← Zeyd b. Sâbit
Ebu Said el-Hudri'den dedi ki: "Ben ensarın oturduğu meclislerinden birisinde bulunuyordum. Bir ara Ebu Musa adeta korkmuş gibi geldi ve şunları söyledi: -Ben Ömer'in yanına girmek için üç defa izin istedim, ama o bana izin vermeyince ben de geri döndüm. Sonra: Seni içeri girmekten ne alıkoydu, diye sordu. Ben: Üç defa izin istediğim halde bana izin verilmediği için ben de geri döndüm. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem da: Sizden biriniz üç defa izin istediği halde ona izin verilmeyecek olursa geri dönsün, buyurdu, diye cevap verdim. Bu sefer Ömer: Allah'a yemin ederim ya buna dair bir delil ortaya koyarsın (yahutta canını acıtacak şekilde seni cezalandırırım), dedi. Peki aranızdan bunu Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den işitmiş birisi var mıdır? Hemen Ubey İbn Ka'b şu cevabı verdi: Allah'a yemin ederim, seninle beraber (bu iş için) ancak burada bulunanların yaşça en küçüğü gelecektir. Orada bulunanların yaşça en küçükleri bendim. Bundan dolayı onunla birlikte kalkıp gittim ve Ömer'e Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in bu sözleri söylemiş olduğunu haber verdim.:'
Cünade b. Ebi Ümeyye şöyle anlatmıştır: Bizler hasta yatarken Ubade b. Samit'in yanına girdik ve ona "Allah sana şifa versin. Bize Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den işittiğin ve Allah'ın onunla seni faydalandırdığı bir hadis rivayet et" dedik. O da şöyle dedi: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bizi çağırdı. Biz de kendisine bey'at ettik. "
Ubade şöyle devam etti: "Üzerimize bir borç olarak Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem' e neşeli, kederli anlarımızda, zor, kolay halimizde dinleyip, itaat edeceğimize, amirlerimiz haklarımızı vermese bile onlara itaat etmek ve onlarla iktidar ve emirlik konusunda çekişmemek üzere bey'at ettik. Ancak idarecinin (emirin) açık bir küfrünü görürseniz, onun küfrü hakkında yanınızda Allah'tan kuwetli bir delil bulunması hali müstesnadır.
Zeyd b. Sabit'in nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem mescidde hasırdan bir oda edindi ve burada birkaç gece namaz kıldı. Sonunda insanlar onun etrafında toplanmaya başladılar. Sonra bir gece Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in sesini duymaz oldular. Onun uyuduğunu zannettiler. Bazıları Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanlarına çıkması için boğazını temizlemeye ıhı ıhı demeye başladı. Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Yaptığınız hareketleri görüyorum. Ancak bunun sizefarz kılınacağından ve kılındığı takdirde ifa edemeyeceğinizden korktum. Ey insanlar! Namazı evlerinizde kılınız. Çünkü farz namaz hariç bir kimsenin en faziletli namazı evinde kıldığı namazdır. "
Amr b. eı-As Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellemı şöyle buyururken işitmiştir: "Bir hdkim hükmedeceği zaman içtihat eder sonra bu hükümde isabet ederse o hdkime iki ecir vardır. Eğer hükmedeceği zaman içtihat eder fakat sonunda hata ederse onun da bir ecri vardır."
Bize Hârun b. Saîd el-Eylî rivayet etti. (Dediki): Bize ibn-i Vehb rivayet etti. (Dediki) :Bana Mahrem'e, babasından, o da Büsr b. Saîd'den naklen haber verdi ki, Zeyneb es-Sakafîyye Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen şu hadisi rivayet etmiş: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Kadınlar! Sizden biriniz yatsı namazına çıkarsa o gece koku sürünmesin» buyurmuşlar.
Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Yahya b. Saîd el-Kattan; Muhammed b. Aclân'dan rivayet etti. (Demişki): Bana Bükeyr b. Abdillah b. el-Eşecc, Büsr b. Saîd'den, o da Abdullah'ın karısı Zeynep'den naklen rivayet etti. Zeynep şöyle demiş: Bize Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Sizden biriniz mescide giderse kokuya el sürmesin.» buyurdular.
Bize Yahya b. Yahya ile İshâk b. İbrahim rivayet ettiler. Yahya Dediki: Bize Abdullah b. Muhammed b. Abdillah b. Ebî Ferve, Yezîd b. Husayfe'den, o da Büsr b. Saîd'den, o da Ebu Hureyre'den naklen haber verdi. Ebu Hureyre şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Her hangi bir kadın koku sürünürse bizimle beraber yatsı namazında bulunmasın.» buyurdular.
Bize Yayhâ b. Yahya rivayet etti. (Dediki): Mâük'e, Ebü'n-Nadr'dan dinlediğim, onun da Büsr b. Saîd'den naklen rivayet ettiği şu hadisi okudum: Zeyd b. Hâlid El-Cühenî, Büsr'ü namaz kılanın önünden geçen hakkında Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) den ne işitmiş! diye sormak üzere Ebu Cuheym'e göndermiş. Ebu Cuheym şunları söylemiş: Resulfillah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Namaz kılanın önünden geçen kimse ne derece vebal yüklendiğini bilse onun için kırk yıl beklemek önünden geçmekden daha hayırlı olurdu.» buyurdular. Ebu'n-Nadr: «Kırk gün mü, kırk ay mı yoksa kırk yıl mı? dedi; bilmiyorum» demiş.
Bize Abdullah b. Haşim b. Hayyân El-Abdî rivayet etti. (Dediki): Bize Vekî', Süfyân'dan ,o da Salim Ebu'n-Nadr'dan, o da Büsr b. Said'den naklen rivayet ettiki, Zeyd b. Halid El-Cuhenî Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den ne duydun? diye sormak üzere. Ebu Cüheym El-Ensârî'ye haber göndermiş. Müteakiben râvi Mâlik hadisi gibi rivayette bulundu.
Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. Dediki: Mâlik'e, Zeyd b. Eslem'den dinlediğim, onun da Atâ' b. Yesâr ile Büsr b. Saîd ve A'rac'dan, onların da Ebu Hureyre'den naklen rivayet ettikleri bu hadisi okudum: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Her kim güneş doğmadan sabah namazının bir rek'âtına yetişirse sabah namazına yetişti demektir. Ve her kim güneş batmadan ikindinin bir rek'âtına yetişirse ikindi namazına yetişti demektir.» buyurmuşlar.
Rivayet zinciri (1. tarîk): Müslim ← Yahyâ b. Yahyâ ← Mâlik b. Enes ← Zeyd b. Eslem ← Atâ b. Yesâr
Rivayet zinciri (2. tarîk): Müslim ← Yahyâ b. Yahyâ ← Mâlik b. Enes ← Zeyd b. Eslem ← Büsr b. Saîd
Rivayet zinciri (3. tarîk): Müslim ← Yahyâ b. Yahyâ ← Mâlik b. Enes ← Zeyd b. Eslem ← Abdurrahman b. Hürmüz ← Ebû Hureyre
Bana Hârûn b. Saîd El - Eylî ile Amr b. Sevvâd ve Ahmed b. îsâ rivayet ettiler. Amr: (bize haber verdi.) tâbirini kullandı. Ötekiler: (Bize İbni Vehb rivayet etti.) dediler. İbni Vehb demiş ki: Bana Amr haber verdi; ona da Bükeyr, Büsur b. Saîd ile Selmân El-Egarr'dan onlar da Ebu Hureyre'den naklen rivayet etmişler ki Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Gün sıcak olduğu vakit namazı serinliğe bırakın! Çünkü sıcağın şiddeti, cehennemin kükremesindendir.» buyurmuşlar. Amr Dediki: «Bana Ebu Yûnus da, Ebu Hureyre'den naklen rivayet etti ki, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Namazı serinliğe bırakın. Çünkü sıcağın şiddeti cehennemin kükremesindendir.» buyurmuşlar. Yine Amr Dediki: «Bana İbni Şihâb, İbnül - Müseyyeb ile Ebu Seleme'den, onlar da Ebu Hureyre'den, o da Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'den naklen bu hadisin benzerini rivayet etti.»
Bize, Muhammedü'bnü'l-Müsennâ rivayet etti. (Dediki): Bize, Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dediki): Bize, Abdullah b. Saîd rivayet etti. (Dediki): Bize, Ömer b. Ubeydillâh'ın âzâdlısı Salim Ebû'n-Nadr, Büsr b. Saîd'den, o da Zeydü'bnü Sâbit'den naklen rivayet etti. Demişki: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kendisine hurma yaprağından yahut hasırdan bir hücrecik yaptı da çıkıp orada namaz kıldı. Derken bir takım adamlar kendisini ta'kîp ettiler ve (oraya) gelerek onun namazına uydular. Sonra bir gece gelip orada hazır oldular. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ağır davranarak yanlarına çıkmadı. Bunun üzerine onlar seslerini yükselttiler; ve kapıyı taşladılar. Derken Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) öfkeli bir hâlde onların yanına çıktı ve kendilerine şunu söyledi: «Yaptığınız şey'e o kadar devam ettiniz ki, bunun size farz olacağından korktum. Binâenaleyh siz, bu namazı evlerinizde kılmalısınız. Çünkü yalnız farz namaz müstesna; kişinin en hayırlı namazı evinde kıldığı namazdır.»
Bana, Muhammed b. Hatim rivayet etti. (Dediki): Bize, Behz rivayet etti. (Dediki): Bize, Vüheyb rivayet etti. (Dediki): Bize, Mûsâ b. Ukbe rivayet etti. Dediki: Ebû'n-Nadr'ı, Büsr b. Saîd'den, o da Zeydü'bnü Sâbit'den naklen rivayet ederken dinledim ki, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) mescidde hasırdan bir odacık yapmış da, orada birkaç gece namaz kılmış. Nihayet halk başına toplanmış... Râvî yukarki hadîsin benzeri şekilde rivayet etmiş. Yalnız burada : «Size farz kılınmış olsa, onu yapamazdınız.» demiştir.
Bize Kuteybetü'bnü Sâîd rivayet etti. (Dediki): Bize Leys, Bükeyr'den, o da Büsr b. Saîd'den, o da İbni Sâidî el-Mâlikî' den naklen rivayet etti ki, İbni Sâid'i şöyle demiş. Ömerü'bnu'I-Hattâb (Radiyallahu anh) beni zekât toplamaya memur etti. Bu işi bitirip zekâtları kendisine teslim edince bana ücret verilmesini emretti. (Kendisine) : Ben ancak Allah için vazife gördüm. Ecrim de Allah'a aittir; dedim. Bunun üzerine Ömer (Radiyallahu anh) Sana verileni al çünkü ben de Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) devrinde bu vazifeyi gördüm; Bana ücret verdi. Ben de senin dediğin gibi söyledim, fakat Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bana: «İstemediğin halde sana bir şey verilirse onu ye ve tasaddûk et buyurdular.» dedi.
Bana Hârûn b. Saîd El-Eylî rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Vehb rivayet etti. (Dediki): Bana Amru'bnü Haris, Bükeyr b. El-Eşecc'den, o da Büsr b. Saîd'den, o da İbni Sa'di'den naklen habeır verdi. Ki İbni Sa'dî şöyle demiş: «Ömeru'bnü'l - Hattâb (Radiyallahu anh) beni zekât toplamaya memur etti...» râvi hadisi Leys hadîsi gibi rivayet etmiştir.
Bana Ebu't-Tâhir ile Yûnus b. Abdilalâ rivayet ettiler. (Dediler ki): Bize Abdullah b. Vehb haber verdi, (Dediki); Bana Amru'bnu Haris. Bükeyr b. Eşecc'den, o da Büsr b. Saîd'den, o da Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in azatlısı Ubeydullah b. Ebî Râfi'den naklen haber verdi ki, kendisi Alîyyu'bnu Ebî Tâlib (Radiyallahu anh) ile beraber olduğu hâlde Harûriler karşılarına çıkınca: — «Hüküm ancak Allah'a aittir. demişler. (Bu söze) Hz. Alî: — -Kendisi ile bâtıl kastedilen hak bîr söz) Şüphesiz ki Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bâzı insanlar tavsif buyurmuştur. Ben, onların sıfatlarını bu adamlarda görmekteyim. Dilleri ile hakkı söylüyorlar amma bu sözleri şuralarını geçmiyor, —diyerek boğazına işaret etmiş— İçlerinden Allah'ın en menfur mahlûku kara bir adamdır. Ellerinden biri koyun memesi yahut meme başı gibidir.» cevâbını vermiş. Alîyyu'bnu Ebî Tâîib (Radiyallahu anh) Hâricileri öldürünce: — -Bu adamı arayın.» demiş. Aramışlar fakat hiç bir şey bulamamışlar. Bunun üzerine Ali (Radiyallahu anh) — «Tekrar dönün! Vallahi ne ben yalan söyledim ne de bana yalan söylendi.» demiş, bunu iki veya üç defa tekrarlamış. Sonra o adamı bir harabelikte bulmuşlar ve cesedini getirerek Hz. Ali'nin önüne koymuşlar. Ubeydullah: Ben, onların bu işlerinde ve Ali'nin onlar hakkındaki konuşmasında hazır bulunuyordum.» demiş. Yûnus kendi rivayetinde şu ziyâdeyi nakletmiştir «Bükeyr (Dediki): Bana îbni Huneyn'den naklen bir zât rivayet etti ki, İbni Huneyn: Ben, o kara adamı gördüm, demiş.»
Bize Said b. Amr b. Sehl b. İshâk b. Muhammed b. Eş'as b. Kays El-Kindî ile Aliyyü'bnü Haşrem rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Ebû Damra rivayet etti. (Dediki) Bana Dahhâk b. Osman rivayet etti. (Dediki) Bana Dahhâk b. Osman rivayet etti. — İbni Haşrem: Dahhâk b. Osman'dan, dedi.— O da Ömer b. Ubeydillah'ın azatlısı Ebu'n-Nadr'dan, o da Büsur b. Saîd'den, o da Abdullah b. Uneys'den naklen rivayet etmişki, ResûluIIah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Bana, Kadir Gecesi gösterildi ama sonra unutturuldu. Ben, rüyamda o gecenin sabahında kendimi su ve çamur içine secde ederken gördüm.» buyurmuşlar. Abdullah (Radiyallahû anh): «Biz, Ramaran'ın yirmiüçüncü gecesi yağmura tutulduk. ResûluIIah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bize sabah namazını kıldırdı. Namazdan çıktığı vakit su ile çamurun eseri alnmda ve burnunda kalmıştı.» demiş. Râvi diyor ki: «Abdullah b. Üneys (geceyi zikretmiyerek sadece) : Yirmiüçte yağmura tutulduk, dedi.»
Bize Hârûn b. Ma'rûf rivayet etti. (Dediki): Bize Abdullah b. Vehb rivayet etti. (Dediki): Bana Amr haber verdi. H Bana Ebu't-Tâhir de rivayet etti. (Dediki); Bize İbni Vehb Amr b. Hâris'den naklen haber verdi. Ona da Ebu'n-Nadr, ona da Büsr b. Saîd, Ma'mer b. Abdillah'dan naklen rivayet etmişki, Ma'mer uşağını bir ölçek buğdayla (pazara) göndererek: Bunu sat da arpa al, demiş, Uşak gitmiş bir ölçek ve biraz da ziyade zahire almış. Ma'mer'e geldiğinde bunu ona haber vermiş. Ma'mer kendisine: Bunu neye yaptın? Git bu zahireyi iade et! Sakın mislinden fazla bir şey alma! Zîra ben Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i: «Zahireye mukabil zahire misli misline satılır. buyururken işitirdim. O gün bizim zahiremiz arpa idi; demiş. Kendisine: Ama bu (arpa) o buğdayın misli değildir, demişler. «Ben benzemesinden korkarım.» cevâbını vermiş.
Rivayet zinciri (1. tarîk): Müslim ← Hârûn b. Ma'rûf ← İbn Vehb ← Amr b. Dînâr ← Ebü'n-Nadr Sâlim ← Büsr b. Saîd ← Ma'mer b. Abdullah
Rivayet zinciri (2. tarîk): Müslim ← Ahmed b. Amr ← İbn Vehb ← Amr b. el-Hâris ← Ebü'n-Nadr Sâlim ← Büsr b. Saîd ← Ma'mer b. Abdullah
Bize Yahya b. Yahya Et-Temîmî rivayet etti. (Dediki): Bize Abdülâziz b. Muhammed, Yezîd b. Abdillâh b. Usâmetebni'l-Hâd'dan, o da Muhammed b. İbrahim'den, o da Büsr b. Saîd'den, o da Amr b. As'ın âzâdlısı Ebû Kays'dan, o da Amr b. Âs'dan naklen haber verdi ki Amr Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i şöyle buyururken işitmiş: «Hâkim hüküm verir (ken) ictihâdda bulunur; İsabet de ederse onun için iki ecir vardır. Ama hüküm verir (ken) ictihâd eder de yamlırsa ona bir ecir vardır.»
Bana Abdullah b. Abdirrahmân Ed-Dârimî dahî rivayet etti. (Dediki): Bize Mervân —yâni İbni Muhammed Ed-Dimaşkî— haber verdi. (Dediki); Bize Leys b. Said rivayet etti. (Dediki): Bana Yezîd b. Abdillâh b. Usâmete'bni'l-Hâd EI-Leysî bu hadîsi, Abdülazîz b. Muhammed'in her iki isnâdla rivayeti gibi rivayette bulundu.