Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.
İbn Abbas r.a.'ın şöyle söylediği rivayet edilmiştir: Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Hz. Ebu Bekir, Hz. Ömer ve Hz. Osman ile birlikte Ramazan Bayramı namazını kıldım. Onların her biri hutbeden önce namaz kılıp daha sonra hutbe okuyordu. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in eliyle işaret edip erkekleri oturttuğu, sonra onların arasından geçerek Bilal ile birlikte kadınların tarafına geldiği ve şu ayeti okuduğu hala gözlerimin önünde: "Ey Nebi! İnanmış kadınlar, Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zina etmemek, çocuklarını öldürmemek, elleriyle ayakları arasında bir iftira uydurup getirmemek, iyi işi işlemekte sana karşı gelmemek hususunda sana biat etmeye geldikleri zaman, onların biatlarını kabul et ve onlar için Allah'tan mağfiret dile. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir. "(Mümtehıne 12) Nebi s.a.v. ayeti okumayı bitirdikten sonra kadınlara; "Siz, bu şartları kabul ediyor musunuz?" diye sordu. İçlerinden bir kadın "Evet, Ey Allah'ın elçisi!" dedi. Onun dışındakiler cevap vermediler. -Ravi Hasan, Hz. Nebi'e "evet" cevabını veren kadının kim olduğunu bilmiyordu.- Bunun üzerine Hz. Nebi onlara "Sadaka verin!" dedi. Silal elbisesini yayoı, onlar da büyük ve küçük yüzüklerini onun elbisesine atmaya başladılar.
Bize Harun b. Ma'ruf ile Muhammed b. Abbad rivayet ettiler. Lafız Harun'undur. Dediler ki: Bize Süfyan, Hişam'dan o da Babasından, o da Ebu Hureyre'den naklen rivayet eti. Ebu Hureyre şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "İnsanlar soruşturup duracaklar, hatta haydi Allah yaratılmışları yarattı. Peki, Allah'ı kim yarattı, denilecek. Her kim bu türden bir şeyle karşılaşırsa, derhal Amentu Billah = Allah'a iman ettim, desin. "
Bize Harun b. Maruf tahdis etti. (H) Bana Harun b. Said (3/48a) el-Eyli ile Ebu't-Tahir tahdis edip (Harun b. Maruf ile birlikte) dediler ki: Bize Vuheyb tahdis etti. Bana Amr b; Haris'in haber verdiğine göre Habbfm b. Vasi' kendisine şunu tahdis etti: Babasmın kendisine tahdis ettiğine göre o Abdullah b. Zeyd b. Asım el-Mazini'yi şunları anlatırken dinlemiştir: O Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'i abdest alırken gördü. Mazmaza yaptıktan sonra istinsar yaptı sonra üç defa yüzünü, üç defa sağ elini, üç defa diğerini yıkadı, elinin artığı dışında bir su ile başına mesh etti ve iyice temizleyinceye kadar da ayaklarını yıkadı. Ebu't-Tahir dedi ki: Bize İbn Vehb, Amr b. Haris'den tahdis etti.
Bize Harun b. Maruf ile Harun b. Said el-Eylî rivayet ettiler. Dedilerki: Bize İbni Vehb rivayet etti. (Dediki): Bana İyaz b. Abdillah, Ebu Zübeyr'den o da jCabir b. AbdîIIah'dan, o da Ünımii Külsüm'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in zevcesi Âişe'deıı naklen haber verdi: Âişe şöyle demiş. «Bir adam Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e, zevcesi ile cima' yaparak menisini inzal etmiyen kimsenin hükmünü sordu. Bu karı kocaya gusl vacip olur mu? dedi, Aişe'de orada oturuyordu, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Şununla ben, ikimiz bunu yapıyoruz, sonra yıkanıyoruz.»: buyurdular.
Bize Hârun b. Mâ'rııf ile Amr b. Sevvâd rivayet ettiler. Dediler ki: Bize Abdullah b. Vehb, Amr b. Harîs'den, o da Umâratü'bnü Gaziyye'den, o da Ebu Bekir'in azatlısı Sümey'den naklen rivayet etti. Sümey, Ebu Salih Zekvân'ı, Ebu Hureyre'den rivayet ederken dinlemiş. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Kulun rabbine en yakın olduğu hâl secdede bulunduğu hâldir. Binaenaleyh sız (secdede) duayı çok edin!» buyurmuşlar.
Bize Hârûn b. Ma'rûf ile Harmeletü'bnü Yahya rivayet ettiler. Dedilerki: Bize ibni Vehb rivayet etti. (Dediki) : Bana Yûnus, İbni Şihâb'dan naklen haber verdi. Demişki: Bana Ehû Selemete'bnü Abdirrahmân b. Avf haber verdi. Kendisi Ebu Hureyre'yi şöyle derken işitmiş: Namaz'a ikaamet getirildi; biz de kalkarak Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yanımıza çıkmadan evvel safları düzelttik. Müteakiben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) geldi. Namazgahına durunca tekbîr almazdan önce (kendisine gusül lâzım geldiğini) hatırladı. Ve hemen oradan ayrıldı, bize de: «Yerinizde durun!» dedi. Biz Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem yanımıza çıkıp gelinceye kadar ayakta kendisini bekledik. Yıkanmışdı; başından su damlıyordu, tekbîr aldı ve bize namazı kıldırdı..
Bize Harun b. Mâ'rûf ile İshâk b. Mûsâ el-Ensârî rivayet ettiler. Dedilerki: Bize Enes b. lyâz (Harun'un rivayetinde: bana îbni Ebî Zübâb rivayet etti; Ensârî'nin rivayetinde ise: Bana El-Haris rivayet etti; denilmişdir.) Ebu Hureyre'nin âzâdlisı Abdurrahmân b. Mihrân'dan, o da Ebu Hureyre'den naklen rivayet ettiki, Resûlullah {Sallallahu Aleyhi ye Sellem) : «Âllâh'a en makbul beldeler, o beldelerin mescidleridir. En sevimsiz beldeler de, o beldelerin çarşılarıdır!.» buyurmuşlar.
Bize, Hârûn b. Ma'rûf rivayet etti. (Dediki): Bize, Abdullah b. Vehb rivayet etti. H. Bana, Ebû't-Tâhir ile Harmele dahî rivayet ettiler. Dedilerki: Bize İbni Vehb, Yûnus b. Yezîd'den, o da İbni Şihâb'dan, o da Sâib b. Yezîd ile Ubeydullah b. Abdillâh'dan naklen haber verdi. Onlar da Abdurrahmân b. Abdilkaarî'den naklen haber vermişler. Abdurrahmân şöyle demiş: Ben, Ömeru'bnu'l-Hattâb'i şöyle derken işittim: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Bir kimse hizbini yahut onun bir cüz'ünü okumadan uyur da, onu sabah namazı ile öğle namazı arasında okursa, kendisine onu gece okumuş gibi (sevap) yazılır.» buyurdular.
Bize Hârûn b. Ma'rûf ile Süreye b. Yûnus ve Ebû Kureyb, toptan îbni Ebî Zâîde'den rivayet ettiler. Hârûn dedi ki: Bize ibni Ebî Zaide rivayet etti. (Dediki): Bana Âsım-ı Ahvel, Abdullah b. Şakîk'den, o da İbni Ömer'den naklen haber verdiki, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Vitr'i sabah olmadan acele kılın!» buyurmuşlar.
Bana Hârûn b. Ma'rûf rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Vehb, Amru'bnu Hâris'den rivayet etti. H. Bana Ebû't-Tâhir dahî rivayet etti. (Dediki): Bize Abdullah b. Vehb haber verdi. (Dediki): Bize Amru'bnu'l-Haris haber verdi. Ona da Ebû'n-Nadr, Süleyman b. Yesâr'dan, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sel/em)'in zevcesi Âişe'den naklen rivayet etmiş. Âişe şöyle demiş: Ben, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i ciddi bir şekilde, küçük dili görünecek derecede güldüğünü görmedim. O, yalnız tebessüm buyururdu. Bir bulut veya rüzgâr gördümü bu yüzünden belli olurdu. Kendisine: — Yâ Resulullah! Bakıyorum herkes bulutu gördüğü vakit, onda yağmur vardır ümidi ile ferahlanıyor. Hâlbuki bunu sen gördünmü, ben senin yüzünden hoşnutsuzluk okuyorum, dedim. Bunun üzerine (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)* — Yâ Âişe! Bunda bir azâb bulunmadığına bana kim te'mînât verebilir? Hakikaten bir kavim rüzgârla azâb olunmuşdur. Gerçekten bir kavim azabı görmüş de: (Bu gördüğünüz bize yağmur yağdıracak bir buluttur.) demişlerdi, buyurdular.»
Bize Harun b. Mâ'ruf ile Hârûn b. Said El-Eylî ve Velîd b. Şücâ' Es-Sekûnî rivayet ettiler. Velid (Bana rivayet etti.) tâbirini kullandı. Ötekiler: (Bize İbni Vehb rivayet etti.) dediler. (Demişki): Bana Ebû Sahr, Serik b. Abdillâh İbni Ebî Nemîr'den, o da İbni Abbâs'ın azatlısı Kureyb'den, o da Abdullah îbni Abbâs'dan naklen haber verdiki, İbni Abbâs'ın Kudeyd'de yahut Usfân'da bir oğlu vefat etmiş. Bunun üzerine İbni Abbâs: — Yâ Kureyb! Bak oğlumun cenazesine ne kadar cemâat toplanmış ? demiş. Kureyb diyor ki: Bunun üzerine ben dışarıya çıktım. Bir de baktım ki oğlunun cenazesine bir hayli cemâat toplanmış. Bunu kendisine haber verdim, ibni Abbâs: — Bu toplananların kırk kişi olduğunu tamhîn eder misin? dedi. Ben: — Evet; cevâbını verdim. — (Öyle ise) cenazeyi çıkarın. Zira ben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i şöyle buyururken işittim: «Hiç bir Müslüman yoktur ki, öldüğü zaman cenazesini Allah'a hiç bir şey'i şerik koşmayan kırk kişi tutup kapsın da, Allah kendilerine o kimse hakkında şefâata izin vermesin.» dedi. îbni Ma'rufun rivayetinde: «Serik b. Ebi Nemir'den, o da Kureyb'den. o da İbni Abbus'dan. deniimiştir.
Bize Hârûn b. Mâruf ile Hârûn b. Said El-Leylî rivayet ettiler. Dediler ki: Bize îbni Vehb rivayet etti. (Dediki): Bana îyaz b. Abdillâh, Ebû'z-Zübeyr'den, o da Câbir b. Abdiliâh'dan, o da Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen haber verdiki: «Beş okiyye'den daha az olan gümüşte zekât yoktur; üçer yaşında beş deveden daha azında zekât yoktur. Beş vesk'den daha az hurmada zekât yoktur.» buyurmuşlar.
Bize Hârûn b. Ma'arûf rivayet etti. (Dediki): Bize Abdullah b. Vehb rivayet etti. H. Bana Harmeletü'bnu Yahya rivayet etti. (Dediki): Bize îbni Vehb haber verdi. (Dediki): Bana Yûnus, İbni Şihâd'dan, o da Salim b. Abdillâh b. Ömer'den, o da babasından naklen haber verdi. Abdullah b. Ömer şöyle demiş: Ben Ömerü'bnu'l-Hattâb (Radiyallahu anh)'i şöyle derken işittim, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bâzan bana (Beytü'l mâl'den) bir şeyler verir, ben de: Bunu benden daha fakirine ver, derdim. Hattâ bir defa bana bir mal verdi de: Onu benden fakir birine ver dedim. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) «Sen bunu al! bu kabilden göz dikmediğin ve istemediğin halde sana gelen malı da al. Böyle olmayan bir malı ise canın çekmesin.» buyurdular.
Bize Hârün b. Ma'rûf rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Vehb rivayet etti. (Dediki): Bana Yûnus b. Yezîd, ibni Şihâb'dan, o da Abdullah b. Haris b. Nevfel Hâşimi'den naklen haber verdi, ona da Abdülmuttalib b. Rabîate'bni Haris b. Abdilmuttalib haber vermiş ki, babası Rabîatübnu Haris b. Abdilmuttalib ile Abbâs b. Abdilmuttalib, Abdülmuttalib b. Rabîa ile Fadl b. Abbâs'a- — «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gidin...» demişler. Râvî hadîsi Mâlik'in hadisi gibi rivayet etmiş, (yalnız) bu hadîsde: -Alî cübbesini yaydı, sonra üzerine yaslandı da şunu söyledi: — Ben Arslan Ebü Hasen'im! Vallahi oğullarınız Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gönderdiğiniz mes'elenin cevâbını getirmedikçe yerimden ayrılmam, dedi.» ifâdesini söyledi. Yine bu hadîste şunları söyledi: -Sonra Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) — Şüphesiz kî bu sadakalar ancak insanların kirleridir. Bunlar ne Muhammed'e helâl olur, ne de Âl-i Muhammed'e; buyurdular.» Şunu da söyledi: — -Sonra Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) — Bana Mahmîyetü'bnü Cez'i çağırın!» buyurdular. Mahmîye, Beni Esed kabilesinden bir zât idi. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onu ganimetlerin beşte biri üzerine me'mûr tâyin etmişti.»
Bize Hâruıı b. Ma'ruf rivayet etti. (Dediki): Bize Abdullah b. Vehb rivayet etti. (Dediki): Bana Amr b. Hâris haber verdi. Ona da Ebu Hureyre'nin âzâdlısı Ebu Yunus, Ebu Hureyre'den, o da Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet etmişki. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Efendimiz : «Eğer Havva' olmasa idi, hiç bir kadın ebediyyen kocasına hıyanet etmezdi.» buyurmuşlar.
Bize Hârûn b. Ma'rûf rivayet etti. (Dediki): Bize Abdullah b. Vehb rivayet etti. (Dediki): Bana Amr haber verdi. H Bana Ebu't-Tâhir de rivayet etti. (Dediki); Bize İbni Vehb Amr b. Hâris'den naklen haber verdi. Ona da Ebu'n-Nadr, ona da Büsr b. Saîd, Ma'mer b. Abdillah'dan naklen rivayet etmişki, Ma'mer uşağını bir ölçek buğdayla (pazara) göndererek: Bunu sat da arpa al, demiş, Uşak gitmiş bir ölçek ve biraz da ziyade zahire almış. Ma'mer'e geldiğinde bunu ona haber vermiş. Ma'mer kendisine: Bunu neye yaptın? Git bu zahireyi iade et! Sakın mislinden fazla bir şey alma! Zîra ben Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i: «Zahireye mukabil zahire misli misline satılır. buyururken işitirdim. O gün bizim zahiremiz arpa idi; demiş. Kendisine: Ama bu (arpa) o buğdayın misli değildir, demişler. «Ben benzemesinden korkarım.» cevâbını vermiş.
Bize Hârûn b. Ma'rûf rivayet etti. (Dediki): Bize Abdullah b. Vehb rivayet etti. (Dediki): Bana Amr —bu zât İbni'l-Hâris'tİr— ibni Şihâb'dan, o da Sâlim'den, o da babasından naklen haber verdi ki, Sâlim'in babası Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i: «Vasıyyet etmek istediği bir şeyi bulunup da üzerinden üç gece geçen bir müslümanın hakkı ancak vasıyyetinin yanında yazılı bulunmasıdır.» buyururken işitmiş. Abdullah b. Ömer diyor ki: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in bunu söylediğini işiteli vasiyyetim yanımda olmaksızın üzerimden bir gece geçmiş değildir.
Bize Harun b. Mâruf rivayet etti. (Dediki): Bize ibni Vehb haber verdi. (Dediki): Bana Amr b. Haris, Ebû Ali Sümâme b. Şüfiyy'den naklen haber verdiki Ukbe b. Âmiri şöyle derken işitmiş: Ben Resûlullah (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem)'i minber üzerinde: «Onlar için gücünüzün yetebildiğî kadar kuvvet hazırlayın! Dikkat kuvvet atıcılıktır! Dikkat kuvvet atıcılıktır! Dikkat kuvvet atıcılıktır.» buyururken işittim.
Bize Harun b. Ma'ruf rivayet etti. (Dediki): Bize ibni Vehb rivayet etti. (Dediki): Bana Amr b. Haris, Ebû Ali'den, o da Ukbe Amir'den naklen haber verdi. (Şöyle demiş): Ben Resûlullah (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem): «Size yerler feth edilecektir. Allah stze kâfidir. O halde sizden biriniz oklarıyla oynamaktan aciz değildir.» buyururken işittim.
Bize Harun b. Ma'ruf rivayet etti. (Dediki): Bize Abdullah b. Vehb rivayet etti. (Dediki): Hayve şunu söyledi. Bana Ehû Sahr, Yezid b. Kusayf'dan, o da Urve b. Zübeyr'den, o da Âişe'deıı naklen haber verdi ki, Resûluîlah (Sallallahu Aleyhi ve Selleın) siyah içinde yere basan, siyah içinde yatan ve siyah içinde bakan boynuzlu bir koç (getirilmesini) emir buyurmuş. Ve kurban etmesi için kendisine (böyle bir) koç getirilmiş. Müteakiben Âişe'ye : «Yâ Âişe! Bıçağı getir !» demiş. Sonra : «Onu bîr taşla keskinle!» buyurmuşlar. O da dediğini yapmış. Sonra bıçağı almış ve koç'u tutarak yatırmış, sonra kesmiş. Ve : «Bismillah! Ey Allahım! Muhammed'den, ümmet-i Muhammed'den kabul eyle!» demiş ve onu kurban etmiş.
Bize Harun b. Ma'ruf da rivayet etti. (Dediki): Bize İbııi Veîıb rivayet etti. (Dediki): Bana Amr b. Haris, İbni Şihâb'dan bu isnadla bu hadîsin mislini haber verdi.
Bize Harun b. Ma'ruf da rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Vehb rivayet etti. (Dediki): Bize Amr b. Haris rivayet etti. Ona da Bükeyr rivayet etmiş. Ona da Abdurrahman b. Kasım rivayet etmiş. Ona da babası Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in zevcesi Âişe'den naklen rivayet etmiş Ki, Âişe içinde suretler bulunan bîr perde germiş. Az sonra Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) girerek onu atmış. Âİşe demiş ki: Ben de onu kestim ve iki yastık yaptım. Bunun üzerine o anda meclisde bulunan Rabîa b. Atâ namında Benî Zühre'nin azatlısı bir zât: — Ebû Muhammed'i Âişe'nin söylediklerini anlatırken işitmedin mi? Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bu yastıkların üzerinde istirahat buyururmuş, demiş. İbni Kasım : — Hayır! cevâbını vermiş. Rabîa, Kasım b. Muhammed'i kasdederek : — Lâkin ben onu dinledim, demiş.
Bize Harun b. Ma'ruf rivayet etti. (Dediki): Bize Velîd b. Müslim Evzâî'den, o da İshâk b. Abdillah b. Ebî Talha'dan, o da Enes b. Mâlik'den naklen rivayet etti. Enes (Şöyle demiş): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in elinde dağlama âleti olduğu halde gördüm. Zekât develerine damga vuruyordu.
Bize Harun b. Ma'ruf rivayet etti. (Dediki): Bize Abdullah b. Vehb rivayet etti, (Dediki): Bana Amr haber verdi. H. Bana Ebû't-Tâhir de rivayet etti. (Dediki): Bize Abdullah b. Vehb Amr b. Hâris'den naklen haber verdi. Ona da Bekr b. Sevâ de rivayet etmiş, ona da Abdurrahman b. Cübeyr rivayet etmiş, ona da Abdullah b. Amr b. Âs rivayet etmiş ki: Benî Hâşim'den birkaç kişi Esma binti Umeys'İn yanına girmişler. Derken Ebû Bekr'i Sıddik, da girmiş. Esma o gün onun nikâhı altında imiş. Ebû Bekr bu zevatı görmüş ve bundan hoşlanmamış. Bunu Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem}'e anlatmış ve: «Ama hayırdan başka bir şey görmedim» demiş. Bunun üzerine Resûlüllah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem}: «Şüphesiz ki, Allah Esma'yi bundan beri kılmıştır.» buyurmuş. Sonra Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem} minber üzerinde ayağa kalkarak: «Bu günümden sonra sakın bir adam beraberinde bir veya iki kişi olmadan, kocası evde bulunmayan bir kadının yanına girmesin!» buyurmuşlar.
Bize Harun b. Ma'ruf ile Ebu't-Tâhir ve Ahmed b. İsa rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize İbnl Vehb rivayet etti. (Dediki): Bana Amr (bu zat İbni Hâris'dir.) Abdü Rabbib b. Saîd'den, o da Ebu'z-Zübeyr'den, o da Câbir'den, o da Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen haber verdi ki: «Her derdin bir devası vardır. Derdin devasına rastlanırsa Allah (Azze ve Celle)'nin izniyle düzelir.» buyurmuşlar.
Bize Harun b. Ma'ruf ile Ebu't-Tâhir rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize İbni Vehb rivayet etti. (Dediki): Bana Amr haber verdi. Ona da Bükeyr, ona da Âsim b. Ömer b. Katâde rivayet etmişki, Câbir b, Abdillah Mukannai dolaşmış, sonra: — Sen kan aldırmadıkça buradan ayrılmam. Çünkü ben Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i : «Bunda şifâ vardır.» buyururken işittim, demiş.
Bize Harun b. Ma'ruf rivayet etti. (Dediki): Bize bunu Abdul-Aziz b. Muhamme'd rivayet etti. (Dediki): Bana Süheyl babasından, o da Ebû Hureyre'den naklen haber verdiki, Ömer b. Hattâb, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelmiş. Onun yanında bir takım kadınlar varmış ki, seslerini Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in (sesi) üzerine yükseltmişler. Ömer izin isteyince perdeye koşmuşlar... Râvi Zühri'nin (2396 daki) hadisi gibi rivayette bulunmuştur.
(Bize Harun b. Ma'ruf ile Ebû't-Tâhir ikisi birden İbn Vehb'den rivâyet ettiler. Lâfız Harun'undur. ki): Bize Abdullah b. Vehb rivâyet etti. ki): Bize de Amr (bu zat İbn Hâris'dir) haber yerdi. Ona da Zeyd b. Ebî Hasib ile Haris b. Ya'kub, Ya'kub b. Abdillah b. Eşec'den, o da Bûsr b. Saîd'den, o da Sa'd b. Ebi Vakkas'dan, o da Havle binti Hakim Es-Sülemiyye'den naklen rivâyet etmişler ki: Havle, Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)'i: bir yere indi mi Allah'ı tam olan kelimeleriyle yarattıklarının şerrinden Allah'a sığınırım, desin. Çünkü oradan gidinceye kadar kendisine bir şey zarar vermez.» buyururken işitmiş
(Bize Harun b. Ma'ruf ile Ebû't-Tâhir ikisi birden İbn Vehb'den rivâyet ettiler. Lâfız Harun'undur. ki): Bize Abdullah b. Vehb rivâyet etti. ki): Bize de Amr (bu zat İbn Hâris'dir) haber yerdi. Ona da Zeyd b. Ebî Hasib ile Haris b. Ya'kub, Ya'kub b. Abdillah b. Eşec'den, o da Bûsr b. Saîd'den, o da Sa'd b. Ebi Vakkas'dan, o da Havle binti Hakim Es-Sülemiyye'den naklen rivâyet etmişler ki: Havle, Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)'i: bir yere indi mi Allah'ı tam olan kelimeleriyle yarattıklarının şerrinden Allah'a sığınırım, desin. Çünkü oradan gidinceye kadar kendisine bir şey zarar vermez.» buyururken işitmiş
Bize Harun b. Mâruf ile Harun b. Saîd EI-Eylî rivayet ettiler. (Dedilerki): Bire İbni Vehb rivayet etti. (Dediki): Bana Ebû Sahr, İbni Kuseyt'den, o da Urve b. Zübeyr'den, o da Âişe'den naklen haber verdi. (Şöyle demiş): Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) namaz kıldığı vakit ayakları patlayacak derecede ayakta dururdu, Aişe : — Ya Resûlallah! Allah senin gelmiş geçmiş bütün günahlarını sana bağışladığı halde yine bunu mu yapıyorsun? demiş. Bunun üzerine: «Ya Aişe! Şükreden bir kul olmayayım mı?» buyurmuşlar.