İbn Kuseyt

Ebû Abdullah · 4. tabaka

Yezîd b. Abdullah…

Vefath. 122
KünyeEbû Abdullah
Nisbeel-Leysî, el-Medenî, el-A'rec
Yaşadığı yerlerMedine
Tabaka4. tabaka
Cerh-ta'dîlsika (güvenilir)

Ailesi

Çocukları
'Abdullah bin Yazid, al-Qasim bin Yazid bin 'Abdullah

Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.

Zincirde geçtiği hadisler

İbn Kusayt, Ata İbn Yesar'ın kendisine şu bilgiyi naklettiğini söylemiştir: "Ben, Zeyd İbn Sabit'e (Necm süresindeki secdeyi) sordum; bana kendisinin Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e secde ayetini okuduğunu fakat Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in secde etmediğini söyledi."
Zeyd İbn Sabit şöyle demiştir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e Necm suresini okudum fakat secde etmedi'."
Rivayet zinciri: Buhârî ← Âdem b. Ebû İyâs ← İbn Ebî Zi'b ← İbn Kuseyt ← Atâ b. Yesâr ← Zeyd b. Sâbit
Bize Yahya b. Yahya ile Yahya b. Eyyûb, Kuteybetü'bnü Saîd ve ibni Hucr rivayet ettiler. Yahya b. Yahya (Bize haber verdi.) tâbirini kullandı. Ötekiler: Bize İsmail — ki İbni Câ'fer'dir — Yezîd b. Husayfe'den, o da ibni Kuseyt'dan, o da Atâ' b. Yesâr'dan naklen rivayet etti... dediler. Atâ', kendisinin Zeyd b. Sabit'e (Namazda) imamla birlikde cemaata kıraat lâzım mı, değil mi diye sorduğunu İbni Kuseyt'e haber vermiş. Zeyd b. Sabit: «Hiç bir namazda imam ile beraber kıraat yokdur» demiş. Ve kendisinin Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e Necm sûresini okuduğunu fakat secde etmediğini söylemiş.
Bana Muhammed b. Abdillâh b. Numeyr rivayet etti. (dediki): Bize, Abdullah b. Yezîd rivayet etti. (dediki):Bana Hayve rivayet etti. (dediki): Bana Ebü Sahr, Yezîd b. Abdillâh b. Kuseyt'den naklen rivayet etti, ona da Dâvûd b. Âmir b. Sa'd b. Ebî Vakkaas, babasından naklen rivayet etmiş ki, babası Abdullah b. Ömer'in yanında oturuyormuş. Birden Maksûre'nin sahibi Habbâb çıkagelmiş. Ve: — Yâ Abdallah b. Ömer! Ebû Hureyre'nin ne söylediğini işitmiyor musun? (Baksana) Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), «Her kim cenaze ile birlikte onun evinden çıkar da; namazını kılar, sonra defnedüinceye kadar cenazenin arkasından giderse, o kimseye iki kırat ecir vardır. Her bir kırat Unut Dağı kadardır. Cenazenin namazını kılıp da, dönen kimseye ise Uhut Dağı kadar bir ecir vardır.» buyururken işitmiş: demiş. Bunun üzerine İbni Ömer Habbâb'ı Ebû Hureyre'nin söylediklerini sorarak, gelip kendisine haber vermek için Âişe'ye göndermiş. İbni Ömer mescidin çakıllarından bir avuç almış, onları elinde evirip çeviriyormuş. Nihayet elçi dönüp gelmiş ve Âişe'nin: «Ebü Hureyre doğru söylemiş.- dediğini bildirmiş. Bunun üzerine îbni Ömer elindeki çakılları yere vurarak: «Vallahi biz bir çok kıratlarda kusur ettik.» demiş.
Bana Harun b. Saîd El-Eylî rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Vehb rivayet etti. (Dediki): Bana Ebû Sahr, İbni Kuseyt'den, o da Ubeyd b. Cüreyc'den naklen rivayet etti. Ubeyd şöyle demiş: «Abdullah b. Ömer b. Hattâb (Radiyallahu anhuma) ile birlikte bâzısı hacc, bâzısı Umre olmak üzere oniki defa haccettim. (Kendisine) dedim ki: — Yâ Ebâ Abdirrahman! Gerçekten sende dört haslet müşâhade ettim...» Râvi hadîsi bu mânâda rivayet etmiş, yalnız telbiye rivayetinde Makbûri'ye muhalefette bulunmuş ve telbiyeyi zikretmeksizin hadîsi yukarki hadîs mânâsında rivayet etmiştir.
Rivayet zinciri: Müslim ← Hârûn b. Saîd el-Eylî ← İbn Vehb ← Ebû Sahr ← İbn Kuseyt ← Ubeyd b. Cüreyc ← İbn Ömer
Bize Harun b. Ma'ruf rivayet etti. (Dediki): Bize Abdullah b. Vehb rivayet etti. (Dediki): Hayve şunu söyledi. Bana Ehû Sahr, Yezid b. Kusayf'dan, o da Urve b. Zübeyr'den, o da Âişe'deıı naklen haber verdi ki, Resûluîlah (Sallallahu Aleyhi ve Selleın) siyah içinde yere basan, siyah içinde yatan ve siyah içinde bakan boynuzlu bir koç (getirilmesini) emir buyurmuş. Ve kurban etmesi için kendisine (böyle bir) koç getirilmiş. Müteakiben Âişe'ye : «Yâ Âişe! Bıçağı getir !» demiş. Sonra : «Onu bîr taşla keskinle!» buyurmuşlar. O da dediğini yapmış. Sonra bıçağı almış ve koç'u tutarak yatırmış, sonra kesmiş. Ve : «Bismillah! Ey Allahım! Muhammed'den, ümmet-i Muhammed'den kabul eyle!» demiş ve onu kurban etmiş.
Bana Harun b. Saîd EI-Eylî rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Vehb rivayet etti. (Dediki): Bana Ebû Sahr, İbni Kuseyt'dan naklen haber verdi. Ona da Urve, ona da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in zevcesi Âişe rivayet etmişki: (Aişe r.anha şöyle demiştir:) Resulullah (Salîallahu Aleyhi ve Sellem) geceleyin Âişe'nin yanından çıkmış. Âişe demiş ki: Ben onu kıskandim. Az sonra gelerek benim ne yaptığımı gördü. Ve: «Sana ne oldu ya Âişe! Kıskandın mı?» diye sordu. — Bana ne olacak, benim gibisi, senin gibi bir zâtı kıskanmaz dedim. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'. «Sana şeytan’ın mı geldi?» dedi. Ben: — Yâ Resûlallah! Benimle beraber şeytan mı var? dîye sordun «Evet!» dedi. — Yâ her insanla birlikte? dedim. «Evet!» cevâbını verdi. — Seninle de mi yâ Resûlallah? dedim. «Evet! Lâkin Rabbîm onun hakkında bana yardım etti, tâ ki müsluman oldu.» buyurdular.
Bize Harun b. Mâruf ile Harun b. Saîd EI-Eylî rivayet ettiler. (Dedilerki): Bire İbni Vehb rivayet etti. (Dediki): Bana Ebû Sahr, İbni Kuseyt'den, o da Urve b. Zübeyr'den, o da Âişe'den naklen haber verdi. (Şöyle demiş): Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) namaz kıldığı vakit ayakları patlayacak derecede ayakta dururdu, Aişe : — Ya Resûlallah! Allah senin gelmiş geçmiş bütün günahlarını sana bağışladığı halde yine bunu mu yapıyorsun? demiş. Bunun üzerine: «Ya Aişe! Şükreden bir kul olmayayım mı?» buyurmuşlar.