Süleymân b. Yesâr

Ebû Eyyûb · Tâbiî, Medine'nin yedi fakihinden

Doğumh. 34 · Medine
Vefath. 107 · Medine
KünyeEbû Eyyûb
Nisbeel-Hilâlî, el-Medenî
Yaşadığı yerlerMedine
Tabaka3. tabakanın büyükleri
Cerh-ta'dîlsika me'mûn

Hakkında

Ebû Eyyûb Süleymân b. Yesâr el-Hilâlî, h. 34 / m. 654-655 yılında dünyaya geldi. İran asıllı Yesâr'ın dört oğlundan biridir. Hz. Peygamber'in zevcesi Meymûne'nin azatlısıdır; bazı kaynaklar onu Ümmü Seleme'nin azatlısı olarak da anar. Medine'de yetişti ve tâbiîler döneminin meşhur yedi fakihi arasında yer aldı.

Geçmiş sünnetleri ve Medine âlimlerinin üzerinde birleştiği görüşleri çok iyi bilen Süleymân, çağının en seçkin âlimlerinden sayıldı; onu Saîd b. Müseyyeb'den bile üstün tutanlar olmuştur. Özellikle boşanma meselelerinde otorite kabul edildi. Kur'an kıraati ve hadis rivayetiyle de tanındı; rivayetleri Kütüb-i Sitte'de yer alır ve kendisi güvenilir ve emin bir râvi olarak nitelenmiştir.

Ömer b. Abdülazîz'in danışma meclisinde bulundu ve bir süre Medine çarşısının denetimini üstlendi. Sahâbe görüşlerini aktaran rivayetleri, sonraki fakih nesillerini ve Medine'nin fıkıh çevrelerini etkiledi. Vefat tarihi hakkında h. 94 ile 110 arasında değişen rivayetler bulunmakla birlikte, en güçlü görülen bilgiye göre h. 107 / m. 725 yılında vefat etmiştir.

Ailesi

Kardeşleri
'Ata ibn Yasar, 'Abdullah ibn Yasar, 'Abdul Malik ibn Yasar

Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.

Zincirde geçtiği hadisler

Âişe r.anha şöyle demiştir: "Ben Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in elbisesinden cünüplüğü yani meninin isabet ettiği yeri yıkardım, sonra elbisesinin yıkanan yerlerinde yıkama izi göründüğü halde namaza çıkardı. Tekrar: 230, 231, 232.
Süleyman İbn Yesâr şöyle demiştir: Hz. Âişe'ye elbiseye bulaşan meni hakkında sordum. Bana şöyle dedi: "Ben onu (meniyi) Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in elbisesinden yıkardım. O, elbisesinin üzerinde yıkama izi, yani suyun ıslaklığı bulunduğu halde namaza çıkardı."
Âişe r.anha Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in elbisesinden neniyi yıkardı sonra onda yıkamanın ıslaklığı görülürdü.
Ebu Hureyre'nin naklettiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Müslüman, atı ve kölesinden dolayı zekat vermekle yükümlü değildir. Tekrar: 1464 Diğer tahric: Tirmizî, Zekat; Müslim, Zekat
Abdullah İbn Abbas r.a. şöyle demiştir: "Fadl, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in terkisine binmişti. Bu sırada Has'am kabilesinden bir kadın geldi. Fadl kadına, kadın da Fadl'a bakmaya başladı. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Fadl'in yüzünü diğer tarafa çevirdi. Kadın şöyle dedi: "Ey Allah'ın Resulü! Allah'ın, kulları üzerinde bir hac farîzası hakkı bulunmaktadır. Babam ise yaşlandı. Binek üzerinde duramaz haldedir. Ben onun yerine hac yapabilir miyim?" Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, "Evet" buyurdu. Bu olay veda haccı sırasında vuku bulmuştur. Tekrar: 1854, 1855, 4399, 6228
İbn Abbas, Fadl İbn Abbas'tan rivayet etmiştir: Has'am kabilesinden bir kadın veda haccı yılında Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gelerek: "Ey Allah'ın Resulü! Allah'ın kullarına farz kıldığı hac ibadeti babamın yaşlılığına denk geldi. Babam binek üzerinde düzgün duramıyor. Ben onun yerine hac yapsam olur mu?" diye sordu. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Evet" diye cevap verdi.
İbn Abbas, Fadl İbn Abbas'tan rivayet etmiştir: Has'am kabilesinden bir kadın veda haccı yılında Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gelerek: "Ey Allah'ın Resulü! Allah'ın kullarına farz kıldığı hac ibadeti babamın yaşlılığına denk geldi. Babam binek üzerinde düzgün duramıyor. Ben onun yerine hac yapsam olur mu?" diye sordu. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Evet" diye cevap verdi.
Abdullah İbn Abbas r.a. şöyle demiştir: Fadl, Hz.Nebi'in terkisinde bulunuyordu. Has'am kabilesinden bir kadın geldi. Fadl kadına bakıyor, kadın da ona bakıyordu. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Fadl'ın yüzünü diğer tarafa çevirdi. Kadın: "Allah'ın (hac) farzı babamı yaşlı iken, bineği üzerinde duramayacak bir halde iken yakaladı. Ben onun yerine hac yapabilir miyim?" diye sordu. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Evet" diye cevap verdi. Bu veda haccindaydı.
Ebu Hureyre r.a. anlatıyor: Bir defasında Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bizi askeri bir göreve gönderdi ve bize şu talimatı verdi: "Kureyş kabilesinden şu iki adamı yakalarsanız onları ateşte yakın!" Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem bu iki kişinin isimlerini de söylemişti. Daha sonra biz hazırlıklarımızı yapıp vedalaşmak üzere Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına vardık. Bize şöyle dedi: "Ben daha önce size Kureyş kabilesinden iki kişinin ismini söylemiş ve yakalarsanız ateşte yakmanızı istemiştim. Ateşle azap etmek sadece Allah'a mahsustur. Onları ele geçirecek olursanız öldürün!" Tekrar: 3016 Diğer tahric: Tirmizi Siyer; Dârimî, Siyer Tirmizi: Bu konuda İbn Abbâs, Hamza b. Amr ve Eslemî’den de hadis rivâyet edilmiştir. Tirmizî: Ebu Hüreyre hadisi hasen sahihtir. İlim adamlarının görüşü de bu hadise göredir. Muhammed b. İshâk bu hadisin senedine Süleyman b. Yesâr ile Ebû Hüreyre arasına bir kimse daha ilave etmiştir. Pek çok kimse Leys’in rivâyeti gibi rivâyet etmektedir. Fakat leys b. Sâd’ın rivâyeti daha sahih ve güzeldir.
Rivayet zinciri: Buhârî ← İbn Vehb ← Amr b. Dînâr ← Bükeyr b. el-Eşecc ← Süleymân b. Yesâr ← Ebû Hureyre
Ebu Hureyre r.a. anlatıyor: "Bir defasında Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bizi askeri bir göreve gönderdi ve bize şu talimatı verdi: "Şu iki adamı yakalarsanız onları ateşte yakın!" Daha sonra biz hazırlıklarımızı yapıp yola çıkacağımız zaman Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bize şöyle dedi: "Ben daha önce size şu iki kişinin ismini vermiş ve onları yakalarsanız ateşte yakmanızı söylemiştim. Ateşle azap etmek sadece Allah'a mahsustur. Onları ele geçirecek olursanız sadece öldürün!"
Amr b. Umeyye ed-Oamri dedi ki: "Ben Ubeydullah b. Adiy b. el-Hiyar ile birlikte (yola) çıktım. Hıms'a geldiğimizde Ubeydullah b. Adiy bana: Ne dersin Vahşi'nin yanına gidip ona Hamza'yı nasıl öldürdüğünü soralım mı, dedi. Ben: Peki, dedim. Vahşi, Hıms'da kalıyordu. Biz de onun nerede olduğunu sorduk, bize: İşte orada, evinin gölgesinde bir tulum gibi duruyor, denildi. (Amr) dedi ki: Biz de ona doğru gittik ve onun yakınında durduk. Selam verdik, selamı aldı. (Amr) dedi ki: Ubeydullah da sarığına sarılmış Vahşi onun sadece gözlerini ve ayaklarını görebiliyordu. Ubeydullah: Beni tanıyor musun, diye sordu. (Amr) dedi ki: Ona baktıktan sonra: Allah'a yemin ederim ki hayır deyip şöyle devam etti: Ancak şunu biliyorum Adiy b. el-Hiyar Ebu lys kızı Ümmü Kıtal adında birisi ile evlendiğini ve bu kadından onun Mekke'de bir erkek evlat doğurduğunu biliyorum. Ben de ona süt anne bulmaya çalışıyordum. İşte bu çocuğu annesiyle birlikte taşıyıp götürüp babasına verdik. Sanki ben senin ayaklarına (bakarken onun ayaklarını) görür gibiyim. (Amr) dedi ki: Ubeydullah yüzünü açtı, sonra: Hamza'yı nasıl öldürdüğünü bize anlatır mısın, dedi. Vahşi: Olur dedi. Hamza Bedir'de Tuayme b. Adiy b. el-Hiyar'ı öldürmüştü. Bunun üzerine efendim olan Cubeyr b. Mut'im bana: Şayet amcama karşılık Hamza'yı öldürürsen sen de hür olacaksın, dedi. (Vahşi) dedi ki: Herkes' Ayneyn -ki Ayneyn Uhud karşısında bir dağ olup, onunla Uhud arasında bir vadi vardır- senesi sefere çıkınca, ben de savaşa katılmak üzere onlarla birlikte çıktım. Savaşmak üzere saf tuttuklarında Siba' ileri atılarak: Benimle teke tek kim çarpışır dedi. (Vahşi) dedi ki: Karşısına Hamza b. Abdulmuttalib çıktı. Ey Siba', ey kadınların bızırlarını kesen (kadın sünnetçisi) Ümmü Enmar'ın oğlu, sen Allah'a ve onun Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem'E muhalefet mi ediyorsun, dedi. (Vahşi) dedi ki: Sonra üzerine bir hamle yaptı. Herif, geçip gitmiş dün gibi oluverdi (Yokolup gitti). (Vahşi devamla) dedi ki: Ben de bir kayanın altında Hamza'ya tuzak kurup, saklandım. Bana yaklaşınca ona harbemi attım, mızrağımı Hamza'nın kasığına yerleştirdim, mızrak Hamza'nın iki uyluğu arasından (öbür tarafa) çıkmıştı. (Vahşi) dedi ki: İşte bu mızrak, Hamza'yı olduğu yere çökertti. Herkes geri dönünce ben de onlarla birlikte geri döndüm. İslam Mekke'de yayılıncaya kadar ben de Mekke'de kaldım. Sonra Taife çıkıp gittim. Taifliler Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e elçiler gönderdiler. Bana: O kendisine elçi olarak gidenleri rahatsız etmez, denildi. Ben de Taif heyetiyle beraber çıkıp gittim. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in huzuruna vardım, beni görünce: Sen Vahşi değil misin, diye sordu. Ben: Evet dedim. Sen Hamza'yı öldürdün öyle mi, diye sordu. Ben: iş sana ulaşan haberde olduğu gibi oldu, dedim. Allah Resulü: Bana yüzünü hiç göstermeyebilir misin, diye sordu. (Vahşi) dedi ki: Ben de çıkıp gittim. Resulullah s.a.v. vefat ettikten sonra Müseylimetu'l-Kezzab ortaya çıktı, kendi kendime dedim ki: Andolsun Müseylime'nin üzerine ben de gideceğim. Belki onu öldürür, böylelikle Hamza'yı öldürmekle yaptığım kötülüğün karşılığı bir iyilik yapmış olurum .. (Vahşi) dedi ki: Ben de ona karşı savaşa gidenlerle birlikte çıktım ve onun ile ilgili olarak olanlar oldu. (Vahşi) dedi ki: Bir de ne göreyim, yıkık bir duvarın bir kenarında bir kişinin durduğunu gördüm. Sanki esmer bir deveyi andırıyordu. Saçı başı dağınıktı. (Vahşi) dedi ki: Hemen harbemi ona attım. Harbemi iki memesi arasına yerleştirdim ve harbem arkadan iki kürek kemiği arasından çıktı. (Vahşi) dedi ki: Ensardan bir adam ileri atıldı ve onun tepesine kılıçla bir darbe indirdi." (Abdu'I-Aziz b. Abdullah b: Seleme) dedi ki: Abdullah b. el-fadl dedi ki: Bana Süleyman b. Yesar'ın haber verdiğine göre o Abdullah b. Ömer'i şöyle derken dinlemiştir: "Bir evin damında bulunan bir kız şöyle seslendi: Ey mu'minlerin emiri, haberin olsun, onu o siyah i köle öldürdü."
İbn Abbas r.a.'dan rivayete göre "Has'amlılardan bir kadın Veda haccında Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den fetva sordu. -O sırada el-fadl b. Abbas da Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in bineğinin arkasında idi.- Kadın: Ey Allah'ın Resulü yüce Allah'ın kullarına (haccı) farz etmesi, babamın çok yaşlı bir ihtiyar haline yetişti. O binek üzerinde duramıyar, benim onun yerine hac yapmam kafi gelir mi diye sordu. Allah Resulü: Evet diye buyurdu."
Rivayet zinciri (1. tarîk): Buhârî ← Ebü'l-Yemân ← Şuayb b. Ebû Hamze ← İbn Şihâb (ez-Zührî) ← Süleymân b. Yesâr ← İbn Abbâs
Rivayet zinciri (2. tarîk): Buhârî ← Muhammed b. Yûsuf ← Ebû Amr Evzâî ← İbn Şihâb (ez-Zührî) ← Süleymân b. Yesâr ← İbn Abbâs
Aişe r.anha'dan şöyle söylediği rivayet edilmiştir: Ben Hz. Nebi'in küçük dilini göreceğim şekilde güldüğünü görmedim. Zira o, tebessüm ederdi. Hadisin geçtiği diğer yer: 6092
Aişe r.anha'dan şöyle söylediği rivayet edilmiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in bir bulut veya rüzgar görünce endişesi yüzünden okunurdu. Bunun üzerine Hz. Aişe ona; "Ey Allah'ın Elçisi! İnsanlar bulut gördükleri zaman yağmurun yağmasını umarak sevinirler. Bakıyorum da, bulut gördüğün zaman hoşnutsuzluğun yüzüne yansıyor," demiş. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem de şöyle buyurmuş: Ey Aişe! Bulutta, rüzgar ile azaba çarptınlan kavmin azabının olmadığına dair bir garantim yok! O insanlar bulutu gördükleri zaman "Bu bize yağmur yağdıracak yaygın bir buluttur," demişlerdi.
Ebu Hureyre r.a.'dan, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Şüphesiz Yahudilerle Hristiyanlar saçlarını boyamazlar. Siz onlara muhalefet ediniz" buyurmuştur.
Aişe r.anha'dan, dedi ki: "Ben Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in bademcikleri (ya da küçük dili) görününceye kadar ağzını açıp güldüğünü görmüş değilim. Onun gülmesi ancak tebessümden ibaretti."
Abdullah İbn Abbas r.a.'dan dedi ki: "Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Nahr (kurban bayramının birinci) günü el-fadl İbn Abbas r.a.'ı bineğinin arka tarafında kendi arkasına bindirmişti. el-fadl güzel, parlak yüzlü birisi idi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem de durup insanlara fetva vermeye başladı. Has'amlılardan da güzel yüzlü bir kadın gelip Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e fetva sordu. el-radı ona bakmaya başladı. Kadının güzelliği de hoşuna gitmişti. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem dönüp baktığında eı-radı da o kadına bakıyordu. Elini arkasına götürerek el-Fadl'ın çenesini yakalayıp yüzünü kadına bakmasın diye başka tarafa çevirdi. Kadın: Ey Allah'ın Rasulü' Allah'ın kulları üzerine haccı farz kıldığı sıra benim babarıı binek üzerinde doğrulamayacak kadar yaşlı bir ihtiyar idi. Acaba benim onun yerine hac etmem olur mu, diye sordu. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem: Evet, buyurdu."
Ebu Büreyde'nin nakline göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Allah'ın tayin ettiği hadlerden birinde olmadıkça hiçbir kimseye on sopadan daha fazla vurulamaz" buyurmuştur.
Bana Harun b. Said el-Eyll ve Ahmed b. İsa da tahdis edip dediler ki: Bize İbn Vehb tahdis etti. Bana Mahreme b. Bukeyr babasından haber verdi. O Süleyman b. Yesar'dan, o İbn Abbas'tan şöyle dediğini nakletti: Ali b. Ebi Talib (r.a.) dedi ki: Mikdad b. Esved'i Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e gönderdik. O da O'na insandan çıkan mezi hakkında, bundan dolayı nasıl yapmalıdır, diye sordu. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'de: ''Abdest al ve fercini yıka" buyurdu.
Bana Hârûn b. Ma'rûf rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Vehb, Amru'bnu Hâris'den rivayet etti. H. Bana Ebû't-Tâhir dahî rivayet etti. (Dediki): Bize Abdullah b. Vehb haber verdi. (Dediki): Bize Amru'bnu'l-Haris haber verdi. Ona da Ebû'n-Nadr, Süleyman b. Yesâr'dan, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sel/em)'in zevcesi Âişe'den naklen rivayet etmiş. Âişe şöyle demiş: Ben, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i ciddi bir şekilde, küçük dili görünecek derecede güldüğünü görmedim. O, yalnız tebessüm buyururdu. Bir bulut veya rüzgâr gördümü bu yüzünden belli olurdu. Kendisine: — Yâ Resulullah! Bakıyorum herkes bulutu gördüğü vakit, onda yağmur vardır ümidi ile ferahlanıyor. Hâlbuki bunu sen gördünmü, ben senin yüzünden hoşnutsuzluk okuyorum, dedim. Bunun üzerine (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)* — Yâ Âişe! Bunda bir azâb bulunmadığına bana kim te'mînât verebilir? Hakikaten bir kavim rüzgârla azâb olunmuşdur. Gerçekten bir kavim azabı görmüş de: (Bu gördüğünüz bize yağmur yağdıracak bir buluttur.) demişlerdi, buyurdular.»
Rivayet zinciri (2. tarîk): Müslim ← Ahmed b. Amr ← İbn Vehb ← Amr b. el-Hâris ← Ebü'n-Nadr Sâlim ← Süleymân b. Yesâr ← Âişe bint Ebû Bekir
Bize Yahya b. Yahya Et-Temimi rivayet etti. (Dediki): Mâlik'e, Abdullah b. Dinar'dan dinlediğim, onun da Süleyman b. Yesâr'dan, onun da Irak b. Malik'den, onun da Ebû Hureyre'den naklen rivayet ettiği şu hadîsi okudum: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Müslüman'a kölesi ile atı için zekât yoktur.» buyurmuşlar.
Bana Amru'n -Nükıd ile Züheyr b. Harb rivayet ettiler. Dediler ki: Bize Süfyân b. Uyeyne rivayet etti. (Dediki): Bize Eyyûb Mûsâ, Mekhûlden, o da Süleyman b. Yesâr'dan, o da Irak b. Mâlik'den, o da Ebû Hureyre'den naklen rivayet etti. Amr: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den dedi. Züheyr ise: {Ebû Hureyre, hadîsi Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e vardırdı.) tâbirini kullandı. ResûluIIah (Sallallahu Aleyhi ve Sellam) «Müslüman'a kölesi ile atı için zekât yoktur.» buyurmuşlar.
Bize Ahmed b. Osman En-Nevfelî rivayet etti. (Dediki) Bize Ebû Asım rivayet etti. (Dediki) Bize İbnî Cüreyc rivayet etti. (Dediki) Bana Muhammed b. Yûsuf, Süleyman b. Yesâr'dan naklen haber verdi ki, Süleyman, Ümmü Seleme (Radiyallahû anha)'ya : — «Cünüb olarak sabahlayan bir adam oruç tutacak mı?» diye sormuş. Ümmü Seleme (Radiyallahû anha) : «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ihtilamdan başka bir sebeple cünub olarak sabahlar, sonra oruç tutardı.» demiş.
Bize Kuteybetübnü Saîd ile Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ve Züheyr b. Harb toptan İbni Uyeyne'den rivayet ettiler. Züheyr (Dediki): Bize Süfyân b. Uyeyne, Salih b. Keysân'dan, o da Süleyman b. Yesâr'dan naklen rivayet etti. (Demişki): Ebû Râfî' şunu söyledi: «Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Mina'dan çıktığı vakit Ebtah'a inmemi bana emir buyurmadı. Ama ben (kendiliğimden) giderek oraya onun çadırını kurdum. Müteakiben o da oraya gelerek konakladı.» Ebû Bekir Salih'in rivayetinde şunları söyledi: «dediki: Süleyman b. Yesâr'dan dinledim.» Kuteybe'nin rivayetinde: «Ebû Râfi'den naklen o, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in eşyasına bakmaya me'mûrdu, dedi.» ibaresi vardır.
Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki): Mâlik'e, İbni Şihâb'dan dinlediğim, onun da Süleyman b. Yesâr'dan, onun da Abdullah b. Abbâs'dan naklen rivayet ettiği şu hadîsi okudum: İbni Abbâs şöyle demiş: «Fadl b. Abbâs Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in terkisinde bulunuyordu. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e Has'am kabilesinden bir kadın fetva istemeğe geldi. Derken Fadl kadına, kadın da Fadl'la bakışmaya başladılar. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Fadl'ın yüzünü öbür tarafa çevirmeye başladı. Kadın: — Yâ Resûlallah! Allah'ın kullarına hacc hakkındaki farizası babama şeyh-î fânî iken yetişti. Babam deve üstünde duramıyor. Binâenaleyh onun nâmına ben haccedebilir miyim? dedi. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): — Evet, cevâbını verdi. Bu hâdise veda haccında oldu.»
Bana Aliyyü'bnü Haşrem rivayet etti. (Dediki): Bize îsâ, İbni Cüreyc'den, o da İbııi Şihâb'dan naklen haber verdi. (Demişki): Bize Süleyman b. Yesâr, İbni Abbâs'dan, o da Fadl'dan naklen rivayet ettiki, Has'am kabilesinden bir kadın : — Yâ Resûlallah! Babam bir pîr-i fânidir. Üzerinde Allah'ın hacc hakkındaki farzı var. Ama kendisi devesinin sırtında doğru dürüst oturannyor, demiş. Bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : — Öyle ise onun nâmına sen haccet! buyurmuşlar.
Bize Muhammed b. Müsenna el-Anezî rivayet etti. (Dediki): Bize Abdülvehhab rivayet etti. (Dediki): Ben Yahya b. Saîd'den dinledim. (Dediki): Bana Süleyman b. Yesar haber verdiki, Ebû Seleme b. Abdirrahman ile İbni Abbas, Ebû Hureyre'nin yanında birleşmişler de, kocasının vefatından birkaç gün sonra nifas gören kadını görüşüyorlarmış. İbni Abbas: Bu kadının iddeti iki müddetin uzun olanıdır; demiş. Ebû Seleme ise (doğurmakla) kadının helal olduğunu söylemiş. Derken bu hususta münakaşaya başlamışlar. Ravi diyorki: Bunun üzerine Ebû Hureyre, Ebû Seleme'yi kasdederek: Ben kardeşim oğlu ile beraberim; dedi. Sonra İbni Abbas'ın azadlısı Kureyb'i bu meseleyi sormak için Ümmü Seleme'ye gönderdiler. Kureyb (gitti) geldi. Ve onlara Ümmü Seleme'nin şöyle dediğini haber verdi: Sübey'atü'l-Eslemiyye kocasının vefatından birkaç gece sonra nifas gördü. Bunu Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e söyledide ona evlenmesini emir buyurdular.
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ile İbni Numeyr ve Ebû Kureyb rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Zeyd b. Hubâb, Dahhâk b. Osman'dan, o da Bükeyr b. Abdillâh b. Eşecc'den, o da Süleyman b. Yesâr'dan, o da Ebû Hureyre'den naklen rivayet etti ki, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Her kim bir yiyecek satın alırsa onu ölçmeden satmasın!» buyurmuşlar. Ebû Bekr'in rivayetinde (iştira yerine) «ihtiyâ'» kelimesi kullanılmıştır.
Bize İshâk b. İbrahim rivayet etti. (Dediki): Bize Abdullah b. Haris El-Mahzûmî haber verdi. (Dediki): Bize Dahhâk b. Osman, Bükeyr b. Abdillâh b. Eşecc'den, o da Süleyman b. Yesâr'dan, o da Ebû Hureyre'den naklen rivayette bulundu. Ebû Hureyre Mervan'a : — Sen ribâ satışını helâl yaptın; demiş. Mervân : — Ne yapmışım? diye sormuş. Ebû Hureyre : — Sened satışıny helâl yaptın; halbuki Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) tesellüm etmeden yiyecek satmayı yasak etmişti; cevâbını vermiş. Râvi diyorki: «Bunun üzerine Mervân halka hutbe îrâd ederek sened satışını yasakladı.» Süleyman (b. Yesâr): «Ben muhafızların bu senedleri halkın elinden aldıklarını gördüm.» demiş.
Bana Alî b. Hucr Es-Sa'dî iie Yâkûb b. îbrahîm rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize İsmâîî yâni İbnî Uleyye, Eyyûb'dan, o da Ya'Iâ b. Hakîm'den, o da Süleyman b. Yesârdan, o da Râfi' b. Hadîc'den naklen rivayet etti. Râfi' şöyle demiş : «Biz Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) zamanında arazîye mühâkale yapar; onu üçte birle, dertte birle ve muayyen miktar zâhîre ile kiraya verirdik; Derken bir gün bize amcalarımdan bit zât gelerek: Bize faydalı olan bir işten Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bizi nehi buyurdu; ama Allah ve Resulüne itaat bizim için daha faydalıdır: Arazîye muhâkale yaparak üçte birle, dörtte birle ve muayyen miktar zahire ile kiraya vermeyi bize yasak etti. Ve arazî sahibine yerini ya ekmesini yahut ektirmesini emir buyurdu; kiraya vermeyi ve bundan başkasını kabul etmedi, dedi.