Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.
Mu’minlerin annesi Aişe r.anha şöyle demiştir: Haris bin Hişam r.a. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem`den: "Ya Resullallah, sana vahiy nasıl gelir?" diye sordu. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: Bazen bana çıngırak sesi şeklinde gelir ki benim üzerimde en şiddetli olanı budur. Sonra bu halin şiddeti üzerimden kalktığında ben vahyi ezberlemiş olurum. Bazen de melek bana insan şeklinde gelir ve benimle konuşur. Ben onun söylediğini ezberlerim". Hz. Aişe şöyle demiştir: "Ben soğuğun şiddetli olduğu günde vahyin ona indirildiğini görmüşümdür. Bu halin şiddeti üzerinden kalkarken alnından terler boşalırdı. Tekrarı: 3215
Salim b. Abdullah'ın babası (yani İbn-i Ömer den) rivayet ettiğine göre Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Ensardan bir kişinin yanından geçiyordu. O sırada bu kişi kardeşine utangaçlığı (hayası) sebebiyle öğüt veriyordu. Bunun üzerine Hz. Peygamber ona şöyle buyurdu: Onu bırak! Çünkü haya (utanmak) imandandır. Tekrar: 6118 Diğer Tahric: Bu hadis Müslim İman; Tirmizi İman da da geçer. (Yani onu ikisi de tahric ettiler.)
Şerik İbn Abdullah İbn Ebu Nemir, Enes bin Malik'in şöyle dediğini bizzat ondan işittiğini söylemiştir: Biz mescitte Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile birlikte otururken deve üzerinde bir adam girerek devesini mescide çöktürdü, sonra bağladı. Ardından "Muhammed hanginiz?" diye sordu. Nebi s.a.v. ashabı arasında yan tarafına dayanmış olarak oturuyordu. Biz "Şu beyaz tenli ve yan tarafına dayanmış olarak oturan adamdır" dedik. Adam Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e: "Ey Abdülmuttalib'in oğlu (torunu)!" dedi. Nebi s.a.v. yine: "Buyur dedi. Adam: "Sana bazı şeyler soracağım ve seni sıkıştıracağım. Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Evet" buyurdu. Adam: "Allah aşkına söyle, bir gün ve gecede beş vakit namaz kılmayı sana Allah mı emretti?". Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem): Allah'ım buna şahittir evet" buyurdu. Adam: "Allah aşkına söyle, senenin şu (Ramazan) ayını oruçlu geçirmemizi sana Allah mı emretti?". Allah'ım buna şahittir, evet" dedi. Adam: "Allah aşkına söyle, şu zekatı zenginlerimizden alıp fakirlerimize dağıtmanı sana Allah mı emretti?" Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem): Allah'ım buna şahittir evet" buyurdu. Adam: "Senin getirdiklerine ben İman ettim. Ben gerideki kavmimin de elçisiyim. Ben Benî Sa'd b. Bekir kabilesinden Dımam b. Sa'lebe'yim" dedi.
Ebu Şüreyh, (Abdullah İbn Zübeyr ile savaşmak üzere) Mekke'ye ordular gönderen Amr İbn Said'e şöyle dedi: "Ey emir! İzin ver de Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in Mekke fethinin ertesi günü insanlara yaptığı konuşmayı sana aktarayım. Bu konuşmayı kulaklarım duydu, kalbim ezberledi, gözierim Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'i bu konuşmayı yaparken gördü. Allah'a hamdü sena ettikten sonra şöyle dedi: "Şüphesiz ki Mekke şehrini Allah haram kılmıştır. Onu insanlar haram kılmamıştır. Dolayısıyla Allah'a ve âhiret gününe inanan bir kimsenin orada kan akıtması, ağaç kesmesi helal değildir. Şayet Allah'ın Resulünün burada savaş yapmasını gerekçe göstermek isteyen biri olursa ona şöyle söyleyin: Allah, Resulüne izin verdi, size izin vermedi. Ona da yalnızca günün bir bölümünde izin verdi, sonra onun haramlığı geri döndü. Dün o nasıl haramsa bugün de öyle haramdır. (Bu sözlerimi) burada olanlar olmayanlara iletsinler". Ebu Şüreyh'e: "Amr {bu sözlere) ne dedi?" diye sordular. Ebu Şüreyh: Amr şöyle dedi: Ben bunu senden daha iyi biliyorum ey Ebu Şüreyh. Ancak Mekke hiçbir isyankârı, zimmetinde kan olan bir kaçağı, kaçmış olan bîr hırsızı barındıramaz" dedi. Tekrar: 1832, 4295.
Vâsi' İbn Hibban'ın rivayet ettiğine göre Abdullah İbn Ömer şöyle söylerdi: İnsanlar "Tuvalet yapmak için oturduğunda kıbleye ve Beytü'l-Makdis'e önünü dönme" diyorlar. Oysa ben birgün evlerimizden birinin üzerine çıktım. Resûlullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'i tuvalet ihtiyacını görmek üzere iki tuğla üzerine oturmuş ve önünü Beytü'l-Makdis'e dönmüş olarak gördüm. (İbn Ömer, Vâsi'a şöyle dedi): "Belki de sen de karnını dizlerine yapıştırarak namaz kılanlardansın." Vâsi: "Vallahi bilmiyorum", dedi Mâlik, İbn Ömer'in burada namaz kılarken yerden uzakta durmayan, yere yapışık olanları kasdettiğini söylemiştir. Tekrar: 148, 149, 3102.
Ebu Hureyre (r.a.)'in rivayet ettiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: "Sizden biri abdest alırken burnuna su çeksin sonra da sümkürsün. Taş ile tuvalet temizliği (istinca) yapan kişi de tek sayıda taş kullansın. Sizden biri uykusundan uyandığında elini abdest kabına sokmadan önce yıkasın. Çünkü hiçbiriniz (uyku esnasında) elinin nereye değdiğini bilmez". Diğer tahric: Bu hadîsi bütün kütübü sitte sahipleri yani Buharî Müslim Ebu Davud, Tirmîzî, Nesaî ve İbni Mace muhtelif ravîlerden muhtelif lafızlarla tahriç ettikleri gibi» Ayrıca İmam Ahmed b. Hanbel de Müsnedinde yer vermiştir.
Ubeyd ibn Cüreyc, Abdullah İbn Ömer'e şöyle dedi: "Ey Ebu Abdurrahman! Arkadaşlarından hiç kimsenin yapmadığı dört şeyi senin yaptığını görüyorum" dedi. Abdullah İbn Ömer: "Bunlar nedir ey İbn Cüreyc?" dedi. İbn Cüreyc: "Ka'benin rükünlerinden yalnızca Yemanî rükünlerine el sürdüğünü, deri sandalet giydiğini ve sarı boya kullandığını görüyorum. Görüyorum ki sen Mekke'de iken insanlar hilali gördüğünde telbiye getirdikleri halde sen terviye gününe kadar telbiye getirrniyorsun". Abdullah İbn Ömer şöyle dedi: "Ben Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in Yemanî rükünlerinden başkasına dokunduğunu görmedim. Deri sandalet giymeme gelince; Ben Hz. Peygamber'in kılsız deriden sandalet giydiğini ve (ayakları) onların içindeyken abdest aldığını gördüm. Bu yüzden ben de onları giymeyi seviyorum. Sarı boyaya gelince; Ben Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in sarı boya ile boyadığını gördüm. Ben de onunla boyamayı seviyorum. Telbiye getirmeye gelince; Ben Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)’in bineği hareket için hazır olmadıkça telbiye getirdiğini görmedim. Tekrar: 1514, 1552, 1609, 2865, 5851.
Enes İbn Malik (r.a.) şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'i bir ikindi vakti girdiğinde gördüm. İnsanlar su arıyorlardı ancak bulamadılar. Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e abdest suyu getirildi. Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bu kabın içine elini koydu ve insanların bu kaptan abdest almalarını emretti. Suyun onun parmaklarının arasından kaynadığını gördüm. Bu su ile hiçbir kimse dışarıda kalmaksızın herkes abdest aldı. Tekrar: 195, 200, 3573, 3574, 3575. Diğer tahric; Tirmizi Menakib; Müslim, Fedail
Ebu Hureyre r.a., Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in şöyle buyurduğunu söylemiştir: "Birinizin kabından köpek su içerse o kabı yedi kere yıkasın".
Amr İbn Yahya el-Mazini'nin babasından rivayet ettiğine göre bir adam Abdullah İbn Zeyd'e -yani Amr İbn Yahya'nın dedesine- "Bana Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in nasıl abdest aldığını gösterebilir misin?" diye sordu. Abdullah İbn Zeyd "Evet" dedi ve (abdest almak İçin) su istedi. Eline su dökerek iki kere yıkadı. Sonra üç kere ağzını çalkaladı ve burnuna su verdi. Sonra yüzünü üç kere yıkadı, sonra kollarını dirseklere kadar ikişer ikişer yıkadı. Sonra başını iki eliyle meshetti. Ellerini bir öne bir arkaya götürdü. Şöyle ki: Başının ön kısmından başlayarak ensesine kadar götürdü, sonra başladığı yere getirdi. Sonra ayaklarını yıkadı. Tekrar: 186, 191, 192, 197, 199.
Abdullah İbn Abbas'tan rivayet edildiğine göre, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bir koyun'un küreğinden yedi, sonra abdest almaksızın namaz kıldı. Tekrar: 5404, 5405.
Benî Hârise'nin azatlısı Büşeyr İbn Yesâr, Süveyd İbnü'n-Nu'man'ın kendisine şunu haber verdiğini söylemiştir: Süveyd, Hayber yılında Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile birlikte çıkmıştı, es-Sahbâ denilen Hayber'e yakın bir yere vardıklarında Nebi s.a.v. ikindiyi kıldı, sonra azıkların getirilmesini istedi. Kavuttan başka bir şey getirilmedi. Bunun üzerine Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) emretti de kavut su ile ıslatıldı. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bundan yedi, biz de yedik. Sonra akşam namazını kılmak için kalktı. O ağzını çalkaladı, biz de çalkaladık. Sonra yeniden abdest almadan namaz kıldı. Tekrar: 215, 2981, 4175, 4195, 5384, 5390, 5454, 5455.
Âişe r.anha Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in şöyle dediğini söylemiştir: "Siz'den birinizin namaz kılarken uykusu gelirse, uykusu geçinceye kadar uyusun. Sizden biriniz uykulu olarak namaz kıldığında ne yaptığını bilmez, istiğfar ettiğini zannederken kendisine söver (de haberi olmaz)".
Mu'minlerin annesi Âişe r.anha'nın şöyle dediği rivayet edilmiştir: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e bir erkek çocuk getirildi. Çocuk, onun (Sallallahu aleyhi ve Sellem) üzerine idrarını yaptı. Bunun üzerine Hz. Nebi su istedi, çocuğun idrarını yaptığı yere döktü. Tekrar: 5468, 6002, 6355.
Ümmü Kays binti Mıhsan r.anha'dan rivayet edildiğine göre o henüz yemek yeme çağına gelmemiş olan küçük çocuğunu Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem 'e getirdi. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem çocuğu kucağına oturttu. Çocuk, Nebi sallallahu aleyhi ve sellem 'in elbisesine İdrarını yaptı. Bunun üzerine Nebi sallallahu aleyhi ve sellem su istedi, suyu çocuğun idrarını yaptığı yere döktü, o. burayı yıkamadı. Tekrar; 5693. Diğer tahric: Tirmizi Tahare; Müslim, Tahara
Rasulullah (s.a.v.)'in eşi Hz. Âişe r.anha'dan şöyle nakledilmiştir: "Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) cünüplükten dolayı gusül abdesti aldığı zaman önce ellerini yıkardı. Sonra namaz için abdest alır gibi, abdest alırdı. Sonra parmaklarını suya batırıp, onlarla saç diplerine suyun gitmesini sağlardı. Daha sonra başına üç avuç su dökerdi. En sonunda ise, bütün bedenine su tutardı. Tekrar: 262, 272.
Ümmü Seleme validemizden şöyle nakledilmiştir: "Ebu Talha'nın eşi Ümmü Süleym Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e gelip 'Ey Allah'ın elçisi! Allah Teâlâ haktan utanmaz. İhtilam olan kadın'a ğusül abdesti gerekir mi?1 diye sordu. Nebi s.a.v.: 'Su gördüğü zaman evet' cevabını verdi."
Abdullah b. Ömer r.a.'den şöyle nakledilmiştir: "Ömer İbnü'l-Hattab r.a. Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e kendisinin geceleyin cünüp olduğunu bildirdi. Bunun üzerine Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) o'na, Abdest al, cinsel organını yıka sonra uyul dedi."
Aişe (r.anha)'den şöyle nakledilmiştir: Fatima binti Hubeyş Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e: "Ey Allah'ın elçisi, ben temizlenemiyorum. Namazı bırakayım mı?" diye sordu. Bunun üzerine Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Bahsettiğiniz şey, damar (kanamasıdır). Hayız değildir. Adetin başladığı zaman namazı bırak. Adet müddetin dolunca, üzerindeki kanı yıka ve namaz kıl."
Ebu Bekr r.a.'in kızı Esma'dan şöyle nakledilmiştir: "Bir kadın Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e: 'Ey Allah'ın elçisi, bizden birinin elbisesine hayız kanı bulaşırsa ne yapması gerekir? Bu konuda ne buyurursunuz? diye sordu. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de şöyle cevap verdi; 'Eğer sizin elbiselerinize hayız kanı bulaşırsa, onu çitileyip üzerine su döküp yıkayın. Daha sonra o elbiseyle namaz kılın."
Rivayete göre, Aişe (r.anha) Allah Resûlü (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e Safiye bintİ Huyey hayız oldu' demiştir. Bunun üzerine Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Belki de bizim yola çıkmamıza mani olacak. Peki, sizinle birlikte tavaf etmedi mi?' diye karşılık vermiş. Etrafındakiler 'Evet' deyince (Safiye'ye): Yola koyul' buyurmuştur.
Nebi (s.a.v.)'in eşi Aişe (r.anha)'den şöyle nakledilmiştir: "Seferlerinin birinde Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile birlikte biz de bulunduk. Beydâ veya Zâtu'l-Ceyş denen yere geldiğimiz zaman, gerdanlığım düştü. Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) onu aramaya koyuldu.. Onunla birlikte sahabe de aramak için yollarından alıkondular. Ordu su bulunan bir yerde konaklamamıştı. Bu yüzden Ebu Bekir'e gelip: 'Şu Âişe'nin ettiğine bak! Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'i ve hepimizi susuz bir yerde, üstelik elimizde su olmadığı halde durmaya mecbur etti' dediler. Bunun üzerine Ebu Bekir (r.a.) yanıma geldi. O esnada Allah Resulü (s.a.v.) başını dizime koymuş uyuyordu. Bana: 'Rasulullah'ı ve insanları alıkoydun. Ne konakladıkları yerde su var, ne de yanlarında' diyerek çıkıştı." Aişe (r.anha) olayı anlatmaya şöyle devam etti: "Ebu Bekir beni azarladı ve bana ağzına geleni söyledi. Eliyle böğrüme vurmaya başladı. Ama yerimden kımıldamadım. Çünkü Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) dizimde uyuyordu. Sabahleyin Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) uyandığı zaman elde hiç su yoktu. Bunun üzerine Allah Teâlâ, teyemmüm âyetini indirdi. Useyd İbn Hudayr da şöyle dedi: Ey Ebu Bekir'in ailesi bu, sizin vesile olduğunuz ilk hayır değildir." Aişe (r.anha) son olarak şunları dedi: "Üzerinde yolculuk yaptığım deveyi kaldırdığımız zaman, gerdanlığı altında bulduk. Tekrar:336, 3672, 3773, 4583, 4607, 4608, 5264, 5250, 5882, 6844
Mu'minlerin annesi Aişe (r.anha)'den şöyle nakledilmiştir: "Allah Teâlâ, hem ikamet halinde hem de seferîlikte, namazı ikişer rekat olarak farz kıldı. Seferilikteki hali aynen korundu, ancak ikamet halinde kılınan namaza ilave yapıldı. Tekrar: 1090, 3935.
Ebu Hureyre (r.a.)'den şöyle nakledilmiştir: "Bir adam Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e bir elbise ile kılınan namazın hükmünü sordu. Bunun üzerine Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: Her birinizin iki elbisesi var mı?
Ukbe b. Amir'den şöyle nakledilmiştir: "Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e ipekten dokunmuş bir kaftan hediye edildi. O da, onu giyerek namaz kıldı. Namazını bitirdikten sonra hoşuna gitmemiş gibi ani bir hareketle kaftanı çıkardı ve Bunu kullanmak müttakilere yaraşmaz' buyurdu. Tekrar: 5801.
Urve'den şöyle nakledilmiştir: "Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem), Aişe (r.anha) kıble tarafında uzanmış bir halde iken, onunla birlikte uyuduğu döşeğin üzerinde namaz kılardı."
Abdullah İbn Ömer'den şöyle nakledilmiştir: "Müslümanlar Kubâ mescidinde sabah namazını kılarlarken ashab'dan birisi çıkagelip, onlara: 'Bu gece inen âyetle Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e Ka'be'ye yönelmesi emredildi, siz de o tarafa yönelin' deyince, yüzleri Şam'a dönük olan cemaat, hemen o anda Kabe'ye doğru döndü. Tekrar: 4488, 4490, 4491, 4492, 4493, 7251.
Abdullah İbn Ömer'den şöyle nakledilmiştir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem kıble istikametinde bulunan duvarda tükürük gördü. Hemen onu kazıdı. Cemaate doğru yönelip şöyle buyurdu: Siz'den biri namaz kıldığı zaman, yüzünü döndüğü tarafa tükürmesin. Çünkü Allah, namaz kılarken yöneldiği taraftadır. Tekrar: 753, 1213, 6111.