Ebu Hureyre'den rivayete göre; "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Allah Adem'i kendi suretinde altmış zira' boyunda yarattı. Onu yaratınca: Git de oturmakta olan şu melekler topluluğuna selam ver de sana ne şekilde cevap vereceklerini dinle. Çünkü onların sana verecekleri cevap hem senin selamın, hem zürriyetinin selamı olacaktır, buyurdu. Adem gidip: es-Selamu aleykum deyince, onlar da: es-Selamu aleyke ve rahmetullah deyip, ona fazladan "ve rahmetullah"ı eklediler. İşte cennete girecek olan herkes, Adem'in sureti üzere girecektir. Ama ondan sonra şimdiye kadar hilkat hep eksilip durmaktadır."
Abdullah İbn Abbas r.a.'dan dedi ki: "Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Nahr (kurban bayramının birinci) günü el-fadl İbn Abbas r.a.'ı bineğinin arka tarafında kendi arkasına bindirmişti. el-fadl güzel, parlak yüzlü birisi idi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem de durup insanlara fetva vermeye başladı. Has'amlılardan da güzel yüzlü bir kadın gelip Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e fetva sordu. el-radı ona bakmaya başladı. Kadının güzelliği de hoşuna gitmişti. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem dönüp baktığında eı-radı da o kadına bakıyordu. Elini arkasına götürerek el-Fadl'ın çenesini yakalayıp yüzünü kadına bakmasın diye başka tarafa çevirdi. Kadın: Ey Allah'ın Rasulü' Allah'ın kulları üzerine haccı farz kıldığı sıra benim babarıı binek üzerinde doğrulamayacak kadar yaşlı bir ihtiyar idi. Acaba benim onun yerine hac etmem olur mu, diye sordu. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem: Evet, buyurdu."
Ebu Said el-Hudri r.a.'dan rivayete göre; "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Yollarda oturmaktan sakınınız. Ashab: Ey Allah'ın Resuıü, bizim için oralarda oturmaktan başka çare yok. Biz oralarda oturup konuşuyoruz, dediler. Bu sefer Allah Rasulü: Madem sizin için oralarda oturmanın kaçınılmaz olduğunu söylüyorsunuz, o halde yolun hakkını veriniz, buyurdu. Ashab: Yolun hakkı nedir, ey Allah'ın Rasulü, deyince, o: Gözü harama bakmaktan sakınmak, yolda rahatsızlık verecek şeyleri kaldırmak, verilen selamı almak, marufu emredip münkerden alıkoymaktır, buyurdu."
Abdullah (İbn Mes'ud)'dan dedi ki; "Biz Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte namaz kıldığımızda es-selamu alallahi Ka'ble ibadih, es-selamu ala Cibrll, es-selamu ala Mikail, es-selamu ala fulanin ve fulan: (Kullarından önce Allah'a selam, Cibri\'e selam, Mikail'e selam, filana ve filana selam olsun) derdik Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem namazı bitirince, bize yüzünü dönerek: Şüphesiz es-selam Allah'tır. Bu sebeple sizden herhangi bir kimse namazda oturdu mu; et-Tahiyyatu lillahi ve's-salavatu ve't-tayyibatu es-selamu aleyke eyyuhe'n-nebiyyu ve rahmetullahi ve berekatuhu. es-selamu aleyna ve ala ibadillahi's-salihin: (Bütün selamlar, dualar, hoş ve temiz dilekler yalnız Allah'ındır. Selam sana ey Nebii Allah'ın rahmeti ve bereketleri de. Selam bize ve Allah'ın salih kullarına olsun), desin. Çünkü bir kimse bunları söyledi mi gökte ve yerde bulunan salih her bir kula da selam vermiş olur. (Devamla:) Eşhedu en la ilahe illallah ve eşhedu enne Muhammeden abduhu ve Rasuluh: (Şehadet ederim ki Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur ve yine şehadet ederim ki Muhammed onun kulu ve Rasulüdür), desin. Bundan sonra da hayır gördüğü sözlerden dilediğini söyler."
Ebu Hureyre'den rivayete göre; "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Küçük büyüğe, yürüyen oturana, az sayıdakiler çok sayıda olanlara selam verir. " Hadis 6232, 6233 ve 6234 numara ile geçiyor.
Ebu Hureyre'den dedi ki: "Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Binekli yürüyene, yürüyen oturana, az sayıda olanlar çok sayıda olanlara selam verirler, diye buyurdu."
Ebu Hureyre r.a.'dan rivayete göre; "Rasuluilah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Binekli yürüyene, yürüyen oturana, az sayıdaki kimseler çok olanlara selam verirler."
Ebu Hureyre'den dedi ki: "Rasuluilah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Küçük büyüğe, yürüyen oturaI)a, az sayıdaki kimse de çok sayıdaki kimselere selam verir."
Bera’ İbn Azib r.a.'dan dedi ki: "Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bize şu yedi şeyi emretti: Hastayı ziyaret etmeyi, cenazenin peşindeng;tmeyi, aksırıp elhamdulillah diyene yerhamukellah demeyi, zayıf kimseye yardımcı olmayı, mazluma yardım etmeyi, selamı yaygınlaştırmayı, Allah adına yemin edenin andıyla istediği şeyi yerine getirmeyi. Diğer taraftan gümüş kapta içmeyi nehyetti. Altın yüzük takınmayı, hayvanların eğerleri üzerine ipekten yastık ve benzeri şeyler koyarak binmeyi, harir, dibac, kass! ve istebrak denilen ipek elbiseleri giyinmeyi nehy etti."
Abdullah İbn Amr'dan rivayete göre; "Bir adam Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e: "İslamın hangisi daha hayırlıdır, diye sordu. Allah Rasulü: Yemek yedirmen, tanıdığın ve tanımadığın herkese selam vermendir, buyurdu."
Ebu Eyyub r.a.'dan rivayete göre; "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Bir Müslümanın kardeşinden üç günden fazla küs durarak, çevirmesi helal değildir. O ikisinden hayırlı olanları önce selam verenleridir."
Enes İbn Malik'ten şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in Medine'ye geldiği sıralarda ben on yaşında idim. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e hayatının geri kalan döneminde on yıl süreyle hizmet ettim. Hicabın indiği sırada hicabın durumu ile ilgili olarak insanların en bilgilisi olan da benim. Ubey İbn Ka'b bana hicaba dair soru sorardı. Hicabın ilk olarak nazil olduğu zaman ise Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in Cahş kızı Zeyneb ile zifafa girdiği zamandır. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem onunla zifafa girmiş ve damat olarak sabahı etmişti. İnsanları düğün yemeğine davet etmiş, onlar da yemekten yemişlerdi. Daha sonra çıkıp gitmişlerdi. Ama onlardan birkaç kişi, Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanında kalmış ve kaldıkları süre uzayıp gitmişti. Bundan dolayı Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ayağa kalkıp dışarı çıkmıştı. Ben de oturanlar çıksınlar diye onunla beraber çıktım. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem yürüdü, onunla birlikte ben de yürüdüm. Nihayet Aişe'nin odasının eşiğine kadar geldi. Sonra Rasulullah onunla birlikte geri döndüm. Nihayet Zeyneb'in odasına girdi. Onların hala oturmakta olduklarını ve dağılmadıklarını gördüm. Bundan dolayı Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem tekrar geri döndü, ben de onunla birlikte geri döndüm. Nihayet Aişe'nin odasının eşiğine kadar geldi. Oturanların çıkıp gittiklerini sandığından geri döndü, ben de onunla birlikte geri döndüm. Çıkıp gitmiş olduklarını gördü. Hemen hicab ayet i nazil olunca Allah Rasulü de benimle kendisi arasına bir perde gerdi."
Enes r.a.'dan dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Zeyneb ile evlendiğinde davete gelenler; içeri girip yemek yediler. Sonra da oturup konuşmaya koyuldular. Nebi kalkmaya hazırlanır gibi yaptı, ama onlar kalkmadılar. Allah Hasıılü onların bu halini görünce kalktı. O kalkınca, oturanlardan bir kısmı kalktı, geriye kalanları oturmaya devam etti. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem dönüp içeri girmek isteyince, onların hala oturduklarını gördü. Daha sonra kalkıp gittiler. Ben de Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e (gittiklerini) haber verince, gelip içeri girdi. Ben de içeri girmek istedimse de benimle kendisi arasına hicabı (perdeyi) indirdi. Yüce Allah da: "Ey iman edenler! Nebiin evlerine sizin için yemeğe izin verilmeden girmeyin ... "(Ahzab, 53) ayetini indirdi."
Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in zevcesi Aişe r.anha'dan dedi ki: "Ömer İbn el-Hattab Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e: Hanımlarını hicabın (perdenin) arkasına al, deyip duruyordu. Aişe dedi ki: Ama Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem yapmıyordu. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in zevceleri de geceleyin el-Men ası' denilen yere doğru ihtiyaçları için çıkıp gidiyorlardı. Zem'a kızı Sevde -ki uzun boylu bir kadın idi- de (bir gece) çıkınca Ömer İbn el-Hattab onu bir mecliste oturuyor iken gördü ve: -Hicab emrinin nazil olmasını şiddetle arzu ettiğimden - Seni tanıdık ey Sevde, dedi. Aişe: Bunun üzerine yüce Allah hicab ayetini indirdi, dedi."
Sehl İbn Sa'd'dan dedi ki: "Bir adam Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in hücrelerinden bir hücrenin içine baktı. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in elinde de kendisi ile başını kaşıdığı demir bir tarak vardı. Adamı görünce: Eğer senin içeriye doğru baktığını bilseydim, bunu gözüne batırırdım. Gerçek şu ki, izin istemek görmeye karşı tedbir olsun diye emredilmiştir." Diğer tahric edenler: Tirmizi Edeb; Müslim, Edeb […]
Enes İbn Malik'ten rivayet e göre; "Bir adam Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in hücrelerinden birisinin içine bakmıştı. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem elinde uzunca bir ok demiri -yahut ok demirleriyle- ona doğru kalktı. Hala adamı dürtmek için ona gizlice sokulmasını görüyor gibiyim." Bu Hadis 6889 ve 6900 numara ile de geçiyor.
İbn Abbas r.a.'dan dedi ki: "Ben Ebu Hureyre'nin Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den diye rivayet ettiği şu buyrukta sözü edilen işlerden daha çok Lemem (denilen küçük günahlara) benzer hiçbir şey görmedim: Şüphesiz Allah Adem oğlu hakkında zinadan payına düşeni yazmıştır. Kaçınılmaz olarak bunu yapacaktır: Gözün zinası bakmaktır, dilin zinası konuşmaktır, nefis temenni ve arzu eder, cinselorgan ise bütün bunları ya doğrular yahut yalanlar. "
Enes r.a.'dan rivayete göre Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem selam verdiğinde, üç defa selam verirdi. Bir söz söyleyip konuştuğunda da onu üç defa tekrar ederdi.
Ebu Said el-Hudri'den dedi ki: "Ben ensarın oturduğu meclislerinden birisinde bulunuyordum. Bir ara Ebu Musa adeta korkmuş gibi geldi ve şunları söyledi: -Ben Ömer'in yanına girmek için üç defa izin istedim, ama o bana izin vermeyince ben de geri döndüm. Sonra: Seni içeri girmekten ne alıkoydu, diye sordu. Ben: Üç defa izin istediğim halde bana izin verilmediği için ben de geri döndüm. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem da: Sizden biriniz üç defa izin istediği halde ona izin verilmeyecek olursa geri dönsün, buyurdu, diye cevap verdim. Bu sefer Ömer: Allah'a yemin ederim ya buna dair bir delil ortaya koyarsın (yahutta canını acıtacak şekilde seni cezalandırırım), dedi. Peki aranızdan bunu Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den işitmiş birisi var mıdır? Hemen Ubey İbn Ka'b şu cevabı verdi: Allah'a yemin ederim, seninle beraber (bu iş için) ancak burada bulunanların yaşça en küçüğü gelecektir. Orada bulunanların yaşça en küçükleri bendim. Bundan dolayı onunla birlikte kalkıp gittim ve Ömer'e Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in bu sözleri söylemiş olduğunu haber verdim.:'
Ebu Hureyre r.a.'dan dedi ki: "Rasuluilah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte içeri girdim. Bir kap içinde bir miktar süt bulunca: Ey Eba Hirr, Suffa ahalisinin yanına var ve onları yanıma davet et, buyurdu. Ebu Hureyre dedi ki: Ben de yanlarına varıp onları davet ettim. Onlar da gelip izin istediler. Allah Rasulü onlara izin verince, onlar da içeri girdiler."
Enes İbn Malik r.a.'dan rivayete göre o, bir sefer çocukların yanından geçerken onlara selam vermiş ve: "Bunu Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem yapardı" demiştir.
(Ebu Hazim'den o) Sehl'den dedi ki: "Cuma gününün gelmesine sevinirdik. Ben Sehl'e: Neden, diye sordum. O şöyle dedi: Bizim yaşlıca bir ninemiz vardı. -Medine'de bir hurmalık olanBudaa'ya birisini gönderir ve kırmızı pancar köklerini alır, onları bir tencereye koyar, onlarla bir miktar arpa taneleri de öğütürdü. Biz de Cuma namazını kılıp ayrıldıktan sonra gider ona selam verirdik. O da bizlere o yemeği takdim ederdi. Bundan dolayı çokça sevinirdik. Biz ancak Cuma namazını kıldıktan sonra öğle uykusunu uyur, öğle yemeğini yerdik."
Aişe r.anha'dan dedi ki: "Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Ey Aişe! İşte Cibril, sana selam söylüyor, buyurdu. Aişe dedi ki: Ben de: Ve aleyhisselam ve rahmetullah. Sen bizim görmediğimizi görüyorsun dedim" Bununla Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i kastediyordu.
Cabir r.a.'dan di ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in huzuruna babamın üzerindeki bir borç dolayısıyla gitmiştim. Kapıyı çaldım, o kim diye sordu. Ben: Benim deyince, Allah Rasulü verdiğim cevaptan hoşlanmamış gibi: Benim, benim, dedi." Diğer tahric edenler: Tirmizi Edeb; Müslim, Edeb […]
Ebu Hureyre r.a.'dan rivayete göre; "Bir adam mescide girdi. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem da o sırada mescidin bir tarafında oturuyordu. Bu adam namaz kıldıktan sonra geldi ve ona selam verdi. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem da ona: Ve aleykesselam, dön ve namaz kıL. Çünkü sen namaz kılmadın, dedi. Adam da döndü ve namaz kıldı. Sonra gelip, selam verdi. Allah Rasulü: Ve aleykesselam, dön ve namaz kıL. Çünkü sen namaz kılmadın, buyurdu. İkincisinde -yahut ondan sonrakisinde-: Ey Allah'ın Rasulü, bana öğret, dedi. Allah Rasulü şöyle buyurdu: Namaz kılmak için kalktığında güzelce abdest aL. Sonra kıbleye yönel, tekbir getir. Sonra Kur'an'dan kolayına gelen bir miktar oku .. Sonra rükuunda azaların yerli yerine oturuncaya kadar rükua var. Sonra ayakta doğruluncaya kadar başını kaldır. Sonra secde halinde iken azaların yerli yerine oturuncaya kadar secde et. Sonra otururken azaların yerli yerine oturuncaya kadar başını secdeden kaldır. Sonra secdede iken azaların yerli yerine oturuncaya kadar secde et. Sonra oturuşunda azaların yerli yerine gelinceye kadar başını secdeden kaldır. Daha sonra aynı şeyi namazın tamamında yap."
Ebu Hureyre'den dedi ki: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Sonra da otururken azaların yerli yerine gelinceye kadar başını (seededen) kaldır, buyurdu."
Aişe r.anha'dan rivayete göre "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem kendisine: Şüphesiz Cibril sana selam söylüyor, dedi. Aişe de: Ve aleyhimusselamu ve rahmetullah diye cevap verdi."
Usame İbn Zeyd'den rivayete göre; "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, altında Fedek dokuması bir kadife bulunan palan vurulmuş bir eşeğe bindi. Arkasına da Usame İbn Zeyd'i hindirmişti. el-Haris İbn Hazrec oğulları yurdunda bulunan Said İbn Ubade'ye hasta ziyaretinde bulunmaya gidiyordu. -Bu olay, Bedir vakasından önce idi.- Nihayet aralarında Müslümanlardan, müşriklerden, puta tapıcılardan ve Yahudilerden karışık kimselerin oturduğu bir meclisin yanından geçti. Bunlar arasında Abdullah İbn Ubeyy İbn SeluI de vardı. Yine aynı mecliste Abdullah İbn Revaha da bulunuyordu. Bineğin çıkardığı tozlar, meclisin üzerine gelince, Abdullah İbn Ubeyy ridasıyla burnunu örttü, sonra da: Üzerimize toz çıkarmayınız, dedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem onlara selam verdikten sonra durdu. Bineğinden indi, onları Allah'a davet etti, onlara Kur'an okudu. Buna karşılık Abdullah İbn Ubeyy İbn Selul: Ey kişil Eğer bu söylediklerin bir hak ise bundan daha güzeli yoktur. Bu sebeple sen bizim meclisimizde bizi rahatsız etme. Kendi kaldığın yere geri dön. Bizden sana gelen olursa sen de ona anlatacaklarını anlat, dedi. İbn Revaha: Meclislerimizde yanımıza gel. Biz bunu seviyor, arzu ediyoruz, dedi. Bunun sonucunda Müslümanlar, müşrikler, Yahudiler birbirlerine ağır sözler söylediler. Hatta sonunda birbirleri üzerine yürüyüp kavgaya tutuşacak hale kadar geldiler. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ise durmadan onları teskin etti. Daha sonra bineğine bindi, nihayet Sa'd İbn Ubade'nin bulunduğu yere girerek: Ey Sad' -Abdullah İbn Ubeyy'i kastederek- Ebu Hubab'ın ne söylediğini duymadın mı: O şöyle şöyle dedi, buyurdu. Sa'd: Ey Allah'ın HasCılü, onu affet ve bağışla! Allah'a yemin ederim ki Allah sana bu verdiği bağışı ihsan etmiş bulunuyor. O sırada bu şehir halkı da ona taç giydirmeyi ve ona hükümdarlığı sarığı sarmayı kararlaştırmış ve bunun üzerine anlaşmışlardı. Ama Allah bunu sana vermiş olduğu o hak ile geri çevirince İbn Ubeyy'in de hevesi kursağında kaldı. İşte senin o gördüklerini yapmaya iten odur, dedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem de onu affetti."
Abdullah İbn Ka'b'dan dedi ki: "Ben Ka'b İbn Malik'i, Tebuk'ten geri kalışını anlatmasını ve Hasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in bizimle konuşmayı nehyetti, dediğini işittim. Ben Hasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına gidiyor, ona selam veriyordum. Kendi kendime de: Acaba selamımı almak için dudaklarını hareket ettirdi mi ettirmedi mi diyordum. Nihayet elli gün tamamlandı, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem da sabah namazını kıldıktan sonra Allah 'ın tevbemizi Kabul ettiğini ilan etti."
Aişe r.anha'dan şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Yahudilerden birkaç kişilik bir topluluk, Hasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in huzuruna girip: es-Samu aleyke, dediler. Onların bu dediklerini ben anladığım için: Aleykumu's-samu ve'lla'netu: Sam da, lanet de üzerinize olsun, dedim. Bu sefer Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Yavaş ol ey Aişe! Şüphesiz Allah, bütün işlerde rıfkı sever, buyurdu. Ben: Ey Allah'ın Hasulü' Ne söylediklerini duymadın mı, dedim. Hasulullah sallallahu aleyhi ve sellem: Bunun için ben de: Aleykum, dedim ya, buyurdu."
Abdullah İbn Ömer r.a.'dan rivayete göre; "Rasuluilah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Eğer Yahudiler size selam verirlerse, onlardan selam veren kişi muhakkak: es-Samu aleykum der. Bunun için sen de: Ve aleyke, de. " Bu Hadis 6928 numara ile de var.
Enes İbn Malik r.a.'dan dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Kitap ehli size selam verdikleri vakit, siz de: Ve aleykum deyiniz. " Bu Hadis 6926 numara ile de var.
Ali r.a. dedi ki: "Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem beni, ez-Zubeyr İbn el-Avvam'ı ve Ebu Mersed el-Ganevı'yi -ki hepimiz süvari idik- gönderip bize: Ravdatuhah denilen yere varıncaya kadar yola koyulun. Orada beraberinde Hatıb İbn Ebi Beltea'dan müşriklere yazılmış bir sahife bulunan müşriklerden bir kadın vardır, buyurdu. Ali r.a. dedi ki: Biz de onu bir devesi üzerinde yol alırken, Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in bize dediği yerde yetiştik. Ona: Beraberindeki mektup nerede, diye sorduk. Kadın: Benimle birlikte mektup diye bir şey yoktur deyince, devesini çöktürdük, eşyasını araştırdık, hiçbir şey bulamadık. Diğer iki arkadaşım: Beraberinde mektup olduğu görüşünde değiliz, dediler. Ben: Andolsun Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yalan söylemediğini biliyorum. Adına and olunana yemin ederek söylüyorum ki, ya mektubu çıkartırsın yahut seni çınlçlplak soyarım, dedim. Kadın benim ciddi olduğumu görünce, elini beline götürdü. Beline bir kumaşı peştamal şeklinde bağlamıştı. Oradan mektubu çıkardı. Ali devamla dedi ki: Mektubu alıp Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e götürdü k. Allah Rasulü: Ey Hatıb, seni yaptığın bu işe iten ne oldu, dedi. Hatıb: Ben sadece Allah'a ve Rasulüne iman eden birisiyim. Ne bir değişiklik yaptım, ne de değiştirdim. Ama onlara bir iyiliğim dokunsun ve Allah bu iyiliğim sayesinde aileme ve malıma gelecek zararı önlesin istedim. Senin ashabından orada Allah'ın kendileri vasıtasıyla ailesine ve malına gelecek zararı def edecek kimseleri bulunmayan hiçbir kişi yoktur, dedim. Allah Rasulü: Doğru söylüyor, ona hayırdan başka bir şey demeyiniz, buyurdu. Ali dedi ki: Bu sefer Ömer İbn el-Hattab: Şüphesiz ki o Allah'a, Rasulüne ve mu'minlere hainlik etmiştir. Beni bırak da boynunu uçurayım, dedi. Allah Rasulü bunun üzerine: Ey Ömer! Allah'ın Bedir'e katılanlara muttali olup: Dilediğinizi yapınız, size cennet vacip olmuştur, demediğini nereden biliyorsun, buyurdu. Ali r.a. dediki: Ömer'in gözleri yaşardı ve: Allah ve Rasulü daha iyi bilir, dedi."
Ebu Süfyan İbn Harb'den rivayete göre; "Hirakl (Heraklius) Kureyş'ten birkaç kişi ile birlikte iken ona bir elçi göndermişti. -O sırada Şam'da tüccar olarak bulunuyorlardı.- Arkadaşlarıyla beraber Heraklius'un yanına gittiler -deyip hadisi zikretti.- Ebu Süfyan dedi ki: Sonra Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in mektubunun getirilmesini istedi ve mektup getirilip okundu. Mektupta şu yazılı idi: "Rahman, Rahim Allah'ın adı ile. Allah'ın kulu ve Rasulü Muhammed'den Rumiarın (Bizanslıların) büyüğü Heraklius'e. Selam hidayete tabi olanlara. Emma ba'du., ,II […]
Ebu Hureyre r.a.'dan rivayete göre; "Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, İsrailoğullarından bir adam'ı sözkonusu etti. Bu adam bir kereste parçası alıp içini oymuş, içine bin dinar ile kendisinden arkadaşına hitaben bir mektup sahifesi koymuştu. Ömer İbn Ebi Seleme'nin babasından, onun da Ebu Hureyre'den rivayetine göre, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Bir adam bir ağaç parçasını yonttu ve malı onun içine yerleştirdi, o kişiye de: Filan kimseden filan kimseye, diye bir sahife (mektup) yazıp koydu."
Ebu Said'den rivayete göre; "Kureyzalılar Sa'd'in hükmünü kabul ederek kalelerinden indiler. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bu sebeple ona haber gönderdi, o da geldi. Gelince Allah Rasulü: Seyyidiniz için -yahut: en hayırlınız için, dedi- ayağa kalkınız, buyurdu. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına oturdu. Allah Rasulü ona: Bunlar (Kureyzalılar) senin hükmünü kabul ederek kalelerinden indiler buyurdu. Sa'd İbn Muaz: Ben onların savaşçılarının öldürülmesine, kadın ve çocuklarının esir edilmesine hüküm veriyorum, dedi. Bunun üzerine Allah Rasulü: Andolsun sen me lik olan (Allah)ın vermiş olduğu hüküm ile hükmettin, buyurdu."
Katade'den dedi ki: "Enes'e: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in ashabı arasında musafaha var mıydı ,diye sordum. O: Evet, dedi."
Abdullah İbn Hişam'dan dedi ki: "Biz Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte iken o da Ömer İbn el-Hattab'ın elinden tutmuş bulunuyordu."
İbn Mes'ud'dan dedi ki: "Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, -elim onun iki eli arasında olduğu halde- Kur'an'dan bir sureyi öğretireesine bana teşehhüdü şöylece öğretti: et-Tahiyyatu lillahi vessalavatu vettayyibat; esselamu aleyke eyyuhennebiyyu ve rahmetullahi ve berekatuh; esselamu aleyna ve ala ibadillahissalihln. Eşhedu en la ilahe illallah ve eşhedu en ne Muhammeden abduhu ve rasuluh: Bütün esenlik dilekleri, güzel dualar ve övgüler yalnız Allah'ındır. Ey Nebi! Selam sana, Allah'ın rahmetleri ve bereketleri de üzerine olsun. Selam bizim ve Allah\n salih kullarının üzerine. Şehadet ederim ki Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur ve yine şehadet ederim ki Muhammed onun kulu ve Rasulüdür. Allah Rasulü, aramızdayken biz böyle derdik. Ama ruhu kabzedildikten sonra esselamu alennebiyyi demeye başladık."
Abdullah İbn Abbas'tan rivayete göre, "Ali İbn Ebi Talib r.a., Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in vefatı ile sonuçlanan rahatsızlığı esnasında Nebiin yanından çıktı. İnsanlar: Ey Ebu'l-Hasen, Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem nasıl sabahladı, diye sordular. Ali: Allah'a hamdolsun iyileşmiş olarak sabahı etti, dedi. el-Abbas onun elinden yakalayarak: Sen onu görmüyor musun? Allah'a yemin ederim ki, sen üç gün sonra asanın kulu olacaksın. Allah'a yemin ederim ben Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in bu hastalığı sonunda vefat edeceği görüşündeyim. Çünkü ben Abdulmuttalib oğullarının ölümlerinin yaklaştığını yüzlerinin halinden anlarım. Haydi kalk, seninle Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına gidelim de ona ondan sonra işin kimin hakkı olacağına dair soru soralım. Eğer bu iş bize ait olacaksa bunu öğrenmiş oluruz, eğer bizden başkasına ait olacaksa, ondan o kimselere hakkımızda tavsiyede bulunmasını isteriz, dedi. Ali: Allah'a yemin ederim eğer biz bu işi Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e sorsak, o da bu işi bize vermeyecek olursa, insanlar da o işi bizi ebediyen vermeyecektir. Gerçek şu ki ben bu hususu ebediyen Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e sormayacağım, dedi."
Enes'den rivayete göre; "Muaz (İbn Cebel) dedi ki: Ben Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in arkasında binek üzerinde iken Allah Rasulü: Ey Muaz, dedi. Ben: Lebbeyke ve sa'deyk, dedim. Sonra bunun benzerini üç defa tekrarladı. (Devamla şöyle buyurdu): Allah'ın kulları üzerindeki hakkının ne olduğunu biliyor musun? Ben: Hayır deyince, o: Allah'ın kulları üzerindeki hakkı, ona hiçbir şeyi ortak koşmaksızın ibadet etmeleridir, buyurdu. Daha sonra bir süre yol aldı ve: Ey Muaz, dedi. Ben: Lebbeyke ve sa'deyk, dedim. O: Eğer kullar bunu yapacak olurlarsa Allah'ın üzerindeki haklarının ne olduğunu biliyor musun? Onları azap etmemesidir, buyurdu,"
Zeyd İbn Vehb'den: "Allah'a yemin ederim. Bize Ebu Zer' Rebeze'de iken tahdis ederek dedi ki: Medine'nin Harre denilen bölgesinde yatsı vakti Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte yürüyor idim. Karşımıza Uhud dağı gelince: Ey Ebu Zerr! Uhud dağı kadar altınım olup da üzerimden iki yahut üç gece geçtikten sonra yanımda bir borç için alıkoyacağım miktar dışında, tek bir dinarın dahi kalmasını sevmem. Ancak onu Allah'ın kulları arasında şöyle ve şöyle yapmak isterim -deyip, eliyle bize gösterdi.- Sonra: Ey Ebu Zerr, buyurdu. Ben: Lebbeyke ve sa'deyk, ey Allah'ın Rasulü, dedim. O: Daha çok olanlar daha az olacak olanlardır. Şöyle ve şöyle yapan müstesna, buyurdu. Sonra da bana: Yerinde dur ey Ebu Zerr, ben geri dönünceye kadar buradan ayrılma, deyip gitti, nihayet onu göremez oldum. Sonra bir ses işittim. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in başına bir şey gelmiş olduğundan korktum. Bu sebeple gitmek istedim, sonra Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in bana: Yerinden ayrılma, dediğini hatırlayınca yerimde durdum. (Daha sonra ona): Ey Allah'ın Rasulü, ben bir ses işittim ve başına bir iş geldiğinden korktum. Sonra bana söylediğini hatırlayınca yerimde kaldım, dedim. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: O Cibril idi, bana geldi ve bana: Kim benim ümmetimden Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmaksızın ölürse cennete gireceğini haber verdi, dedi. Ben: Ey Allah'ın Rasulü, zina etse ve hırsızlık etse dahi mi, dedim. Allah Resulü: Zina da etse, hırsızlık da etse, buyurdu." (Hadisi Zeyd'den rivayet eden A'meş) dedi ki: Ben Zeyd'e: "Bana bunun Ebu'd-Derda olduğu haberi ulaştı deyince, Zeyd İbn Vehb: Şehadet ederim ki bu hadisi bana Ebu Zerr, er-Rebeze'de iken tahdis etti, dedi."
İbn Ömer r.a.'dan rivayete göre; "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Bir kişi bir başkasını oturduğu yerden kaldırıp sonra da kendisi oraya oturmaz, buyurdu." Diğer tahric edenler: Tirmizi Edeb; Müslim: Selam باب: {إذا قيل لكم تفسحوا في المجلس فافسحوا يفسح الله لكم وإذا قيل انشزوا فانشزوا} الآية /المجادلة: 11/. 32. ALLAH TEALA'NIN: "SİZE: YER AÇIN, DENİLDİĞİNDE, GENİŞLETİN Kİ ALLAH DA SİZE GENİŞLİK VERSİN. KALKIN DENİLDİĞİNDE DE KALKIVERİN ... (Mücadele, 11)"
İbn Ömer'den rivayete göre; "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, bir adamın oturduğu yerden kaldırılarak diğerinin onun yerine oturmasını nehyetmiştir; ama "yer açınız, genişletiniz" diye buyurmuştur." İbn Ömer de bir kimsenin oturduğu yerden kalktıktan sonra bir başkasının yerine oturtulmasını hoş görmezdi.
Enes İbn Malik r.a.'dan dedi ki: "Rasuluilah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Cahş kızı Zeyneb ile evlendiğinde insanları (düğün yemeğine) davet etti. Onlar da yemek yedikten sonra oturup konuşmaya koyuldular. (Enes) dedi ki: (Allah rasulü) kalkmaya hazırlanıyormuş gibi yaptı, ama onlar yine kalkmadılar. Onların ka1kmadıklarını görünce kendisi kalktı. O kalkınca insanlardan onunla beraber kalkanlar da kalktı ama geriye üç kişi kaldı. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem içeri girmek üzere geldiğinde onlar hala oturuyorlardı. Daha sonra onlar da kalkıp gittiler. (Enes) dedi ki: Ben de gelip Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e onların da gittiklerini haber verdim. O da gelip içeri girdi. Ben de içeri girmek isteyince, benimle kendisi arasına perdeyi sarkıttı. Yüce Allah da: "Ey iman edenler! Nebiin evlerine sizin için yemeğe izin verilmeden girmeyin ... Çünkü bu Allah'ın yanında çok büyük bir iştir. "(Ahzab, 53) buyruklarını indirdi."
İbn Ömer r.a.'dan dedi ki: "Ben Rasıllullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i Ka'be'nin bir yanında eliyle şöylece ihtiba etmiş iken gördüm ... "
Abdurrahman İbn Ebi Bekre'den, o babasından dedi ki: "Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Size büyük günahların en büyüğünü haber vermeyeyim mi, diye sordu. Ashab: Buyur ey Allah'ın Rasulü, dediler. O: Allah'a ortak koşmak, anne-babaya asi olmaktır, buyurdu."
Bişr'den de bunun bir benzeri bir rivayet gelmiş olup onda şu fazlalık da vardır: "O esnada Allah Rasulü yaslanmış idi, sonra doğrulup oturdu ve: Dikkat edin! Bir de yalan söz, buyurdu. Bunu o kadar tekrar edip durdu ki, keşke sussa, dedik."
Ukbe İbn el-Haris'den dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ikindi namazını kıl(dır)dı ve hemen hızlıca kalkıp eve girdL"
Aişe r.anha'dan dedi ki: "Ben Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile kıblesi arasında (serır üzerinde) uzanmış yatıyorken, Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem da serırin ortasına doğru namaz kılardı. Kalkmak ihtiyacım olunca onun kıblesine karşı doğrulmaktan hoşlanmadığım için, serırin ayak tarafından sıyrılıp giderdim."
Ebu Kılabe'den dedi ki: "Bana Ebu'l-Melih haber vererek dedi ki: Senin baban Zeyd ile birlikte Abdullah İbn Amr'ın huzuruna girdim. O bize şunu tahdis etti: Benim oruç tutuş şeklim Nebie anlatılınca, yanıma girdi. Ben de ona içi lif ile doldurulmuş bir yastık uzattım. O ise yere oturdu, yastık da benimle onun arasında kaldı. Bana: Her aydan üç gün oruç tutmak sana yetmez mi, dedi. Ben: Ey Allah'ın Resulü (daha çoğuna gücüm yeter) dedim. O: Beş gün diye buyurdu. Ben: Ey Allah'ın Resulü (fazlasına gücüm yeter), dedim. O: Yedi gün, buyurdu. Ben: Ey Allah'ın Resulü (daha fazlasına gücüm yeter), dedim. O: Dokuz gün, buyurdu. Ben: Ey Allah'ın Resulü (daha fazlasına gücüm yeter), dedim. O: Onbir gün, buyurdu. Ben: Ey Allah'ın Resulü (daha fazlasına gücüm yeter), dedim. O: Davud'un orucu üstüne oruç yoktur. O, senenin yarısı eder. Bir gün oruç tutar, bir gün oruç açar(dı), buyurdu."
İbrahim'den dedi ki: "Alkame Şam'a gitti. Mescide gidip iki rekat namaz kıldı, sonra: Allah'ım, yanına oturacağım birisini nasip et, dedi ve Ebu'dDerda'nın yanına oturdu. Ebu'd-Derda ona: Sen kimlerdensin, sordu. Alkame: Kafe ahalisindenim, dedi. Ebu'd-Derda: -Huzeyfe'yi kastederek:- Aranızda kendisinden başkasının bilmediği o sır sahibi olan kimse yok mu? -Ammar'ı kastederek- aranızda Allah'ın Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem'nün dili üzere şeytandan koruduğu kimse yok mu? - İbn Mesud'u kastederek- aranızda misvakın ve yastığın sahibi yok mu, dedi. Abdullah İbn Mesud "velleyli iza yağşa .. ."yı nasılokuyordu, diye sordu. Alkame: "Vezzekeri ve'l-ünsa" diye okurdu, dedi. Bu sefer Ebu'd-Derda: Bunlar (Şam halkı) az kalsın beni de şüpheye düşüreceklerdi. Halbuki ben bu okuyuş şeklini bizzat Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den işitmişimdir, dedi."
Sehl İbn Sa'd'dan dedi ki: "Biz Cuma namazından sonra kaylule yapar ve yemeğimizi yerdik. .. "
Sehl İbn Sa'd'dan dedi ki: "Ali'nin "Ebu Turab"dan daha çok sevdiği bir ismi yoktu. Bu isim ile çağrıldığıvakit çok seviniyordu. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem (bir seferinde) Fatıma aleyhisselam'nın evine geldi. Ali'yi evde bulamayınca: Amcanın oğlu nerede, diye sordu. Fatıma: Benimle onun arasında bir şeyler oldu. Bu sebeple o bana kızdı ve yanımda kaylule yapmadan çıkıp gitti, dedi. Bunun üzerine Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem birisine: Bir bak, o nerededir buyurdu. Adam gelip: Ey Allah'ın Rasulü, o mesddde uyuyor, dedi. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, mescide geldiğinde Ali uzanmış yatıyordu. Ridası yanı üzerinden kayıp düşmüş ve yan tarafına toprak bulanmıştl. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem üzerindeki toprağı silerken: Kalk ey Ebu Turab, kalk ey Ebu Turab, diyordu."
Enes'den rivayet e göre "Ümmü Suleym, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e deriden yapılmış bir döşek yayar, o da bu döşek üzerinde yatıp kaylule uykusunu uyurdu. (Enes) dedi ki: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem uyudu mu, onun terinden ve saçlarından alır ve onları bir şişe de toplardı. Sonra da o uyurken bunlara sük denilen bir hoş koku katardı." (Ravi Sümame) dedi ki: Enes İbn Malik'in vefatı yaklaşınca bana kefenine konulacak kokunun içerisine bu sükten konulmasını vasiyet etti. (Sümame) dedi ki: Bu sük ölümünden sonra kefenine ve vücuduna konulan kokular arasına katıldı."
Enes İbn Malik r.a.'dan rivayete göre; "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Kuba'ya gitti mi ÜmmüHaram bint Milhanım yanma uğrar, o da ona yiyecek bir şeyler ikram ederdi. -Ummü Haram, Ubade Ibri es-Samit'in hanımı idi.- Bir gün onun evine gitti, o da ona yemek ikram etti. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem uyudu. Sonra gülerek uyandı. Ümmü Haram dedi ki: Ey Allah'ın Resulü, neden gülüyorsun, dedim. O şöyle buyurdu: Bana ümmetimden Allah yolunda gazaya çıkmış birtakım insanlar gösterildi. Şu denizin sırtı üzerinde, (gemilere) tahtlar üzerinde krallar olarak binmişlerdi. -Yahut: Tahtlar üzerinde krallar gibi dedi, ki şüphe eden İshak'tır.- Ben: Allah'a beni de onlardan kılsın diye dua buyur, dedim. O da dua etti. Daha sonra yine başını koydu ve uyudu. Yine gülerek uyandı. Ben: Ey Allah'ın Resulü, neden gülüyorsun, dedim. Şöyle buyurdu: Ümmetimden Allah yolunda gazaya çıkmış olan kimseler bana gösterildi. Bunlar bu denizin sırtına tahtlar üzerinde hükümdarlar olarak binmişlerdi. -Yahut tahtları üzerinde hükümdarlar gibiydiler, diye buyurdu-o Ben: Allah'a beni de onlardan kılması için dua et, dedim. O: Sen ilkIerdensin, dedi. Daha sonra Ümmü Haram Muaviye döneminde denize (gemiye) bindi ve denizden karaya çıktığı sırada bineği üzerinden düşüp şehit oldu."
Enes İbn Malik r.a.'dan rivayete göre; "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Kuba'ya gitti mi ÜmmüHaram bint Milhanım yanma uğrar, o da ona yiyecek bir şeyler ikram ederdi. -Ummü Haram, Ubade Ibri es-Samit'in hanımı idi.- Bir gün onun evine gitti, o da ona yemek ikram etti. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem uyudu. Sonra gülerek uyandı. Ümmü Haram dedi ki: Ey Allah'ın Resulü, neden gülüyorsun, dedim. O şöyle buyurdu: Bana ümmetimden Allah yolunda gazaya çıkmış birtakım insanlar gösterildi. Şu denizin sırtı üzerinde, (gemilere) tahtlar üzerinde krallar olarak binmişlerdi. -Yahut: Tahtlar üzerinde krallar gibi dedi, ki şüphe eden İshak'tır.- Ben: Allah'a beni de onlardan kılsın diye dua buyur, dedim. O da dua etti. Daha sonra yine başını koydu ve uyudu. Yine gülerek uyandı. Ben: Ey Allah'ın Resulü, neden gülüyorsun, dedim. Şöyle buyurdu: Ümmetimden Allah yolunda gazaya çıkmış olan kimseler bana gösterildi. Bunlar bu denizin sırtına tahtlar üzerinde hükümdarlar olarak binmişlerdi. -Yahut tahtları üzerinde hükümdarlar gibiydiler, diye buyurdu-o Ben: Allah'a beni de onlardan kılması için dua et, dedim. O: Sen ilkIerdensin, dedi. Daha sonra Ümmü Haram Muaviye döneminde denize (gemiye) bindi ve denizden karaya çıktığı sırada bineği üzerinden düşüp şehit oldu."
Ebu Said el-Hudri r.a.'dan dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem kişinin tek bir elbise (dikişsiz bez) içerisinde, fercinin üzerinde bir şey bulunmaksızın sarınıp bürünmesi olan es-samma ile el-ihtiba diye bilinen iki giyinişi ve mülamese ile münabeze denilen iki alışverişi nehyetti."
Mu'minlerin annesi Aişe radıyallahu anha'dan dedi ki: "Bizler, yani Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in zevceleri aramızdan birimiz eksik olmamak üzere hep birlikte onun yanında bulunuyarken Fatıma aleyhisselam, karşıdan yürüyerek geldi. Allah'a yemin ederim ki onun yürüyüşü Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yürüyüşünden hiç farklı değildi. t)nu görünce güzel bir şekilde onu karşıladı ve: Kızıma merhaba' dedikten sonra onu sağ -yahut sol- tarafına oturttu. Daha sonra ona gizlice bir şeyler söyleyince, Fatıma çok şiddetli bir şekilde ağladı. Onun bu kadar üzüldüğünü görünce, ikinci bir defa ona gizli bir şey daha söyledi. Bu sefer güıüverdi. Sonra Nebiin diğer hanımları arasında ben ona: Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem aramızdan özelolarak sana gizlice bir şeyler söyledi, sonra sen ağladın, dedim. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem gittikten sonra ona: Sana ne söyledi, diye sordum, o: Ben Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in sırrını açıklayacak değilim, dedi. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem vefat ettikten sonra Fatıma'ya: Senin üzerindeki hakkım için senden mutlaka bana (Allah Ras(ı!ünün sana gizlice söylediklerini) haber vermeni istiyorum, dedim. Fatıma: Şimdi söyleyebilirim deyip bana haber vererek şunları söyledi: Birinci defada benimle gizlice konuştuğunda şunu haber vermişti: Cibril her sene bir defa Kur'an-ı Kerim'i başından sonuna kadar onunla karşılıklı olarak okuyordu. Bu sene ise benimle Kur'an'ı iki defa karşılıklı olarak okudu. Gördüğüm kadarıyla bunun tek sebebi ecelimin oldukça yaklaşmış olduğudur. O halde sen de Allah'a karşı takvalı ol ve sabırlı ol. Şüphesiz ki bep senin için senden önce gidecek en iyi bir kimseyim, demişti. (Fatıma devamla) dedi ki: İşte bundan dolayı ben de senin o gördüğün şekilde ağladım. Benim dayanamadığımı görünce, bana ikinci defa gizlice bir şeyler söyleyerek: Ey Fatıma! mu'minierin kadınlarının efendisi -yahut bu ümmetin kadınlarının efendisi- olmaya razı değil misin, buyurdu."
Mu'minlerin annesi Aişe radıyallahu anha'dan dedi ki: "Bizler, yani Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in zevceleri aramızdan birimiz eksik olmamak üzere hep birlikte onun yanında bulunuyarken Fatıma aleyhisselam, karşıdan yürüyerek geldi. Allah'a yemin ederim ki onun yürüyüşü Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yürüyüşünden hiç farklı değildi. t)nu görünce güzel bir şekilde onu karşıladı ve: Kızıma merhaba' dedikten sonra onu sağ -yahut sol- tarafına oturttu. Daha sonra ona gizlice bir şeyler söyleyince, Fatıma çok şiddetli bir şekilde ağladı. Onun bu kadar üzüldüğünü görünce, ikinci bir defa ona gizli bir şey daha söyledi. Bu sefer güıüverdi. Sonra Nebiin diğer hanımları arasında ben ona: Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem aramızdan özelolarak sana gizlice bir şeyler söyledi, sonra sen ağladın, dedim. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem gittikten sonra ona: Sana ne söyledi, diye sordum, o: Ben Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in sırrını açıklayacak değilim, dedi. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem vefat ettikten sonra Fatıma'ya: Senin üzerindeki hakkım için senden mutlaka bana (Allah Ras(ı!ünün sana gizlice söylediklerini) haber vermeni istiyorum, dedim. Fatıma: Şimdi söyleyebilirim deyip bana haber vererek şunları söyledi: Birinci defada benimle gizlice konuştuğunda şunu haber vermişti: Cibril her sene bir defa Kur'an-ı Kerim'i başından sonuna kadar onunla karşılıklı olarak okuyordu. Bu sene ise benimle Kur'an'ı iki defa karşılıklı olarak okudu. Gördüğüm kadarıyla bunun tek sebebi ecelimin oldukça yaklaşmış olduğudur. O halde sen de Allah'a karşı takvalı ol ve sabırlı ol. Şüphesiz ki bep senin için senden önce gidecek en iyi bir kimseyim, demişti. (Fatıma devamla) dedi ki: İşte bundan dolayı ben de senin o gördüğün şekilde ağladım. Benim dayanamadığımı görünce, bana ikinci defa gizlice bir şeyler söyleyerek: Ey Fatıma! mu'minierin kadınlarının efendisi -yahut bu ümmetin kadınlarının efendisi- olmaya razı değil misin, buyurdu."
Ubade İbn Temim'den, o amcasından dedi ki: "Ben Rasıllullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i mescidde bir ayağını diğerinin üstüne atarak sırt üstü yatmış gördüm."
Abdullah r.a.'dan rivayete göre; "Rasuluilah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Üç kişi beraber oldukları takdirde üçüncüsünü dışarıda bırakarak ikisi kendi aralarında gizlice konuşmasın."
Mu'temir İbn Süleyman'dan dedi ki: "Babamı şöyle derken dinledim: Enes İbn Malik'i dinledim. Şöyle diyordu: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bana gizlice bir sır verdi. Ben de ondan sonra onu kimseye bildirmedim. Andolsun annem Ümmü Suleym dahi bana sordu. Ama ben ona bile o sırrı bildirmedim."
Abdullah r.a.'dan dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Üç kişi iseniz üçüncüsünü dışarıda tutarak -diğer insanlar ile karışacağınız vakte kadar- iki kişi kendi aralarında gizlice konuşmasın. Çünkü böyle bir şeyonu üzer."
Abdullah'dan dedi ki: "Bir gün Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem paylaştırılacak bir malı paylaştırdı. Ensardan bir adam: Şüphesiz bu, kendisiyle Allah'ın rızası gözetilmemiş bir paylaştırmadır, dedi. Ben: Allah'a yemin ederim, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gideceğim, dedim ve yanına gittim. O sırada bir topluluk ile birlikte idi. Ona gizlice söyledim. Allah Rasulü yüzü kızaracak kadar kızdı, sonra: Allah Musa'ya rahmetini ihsan eylesin. Ona bundan fazla eziyet edilmişti de o sabretmişti, buyurdu."
Enes r.a.'dan dedi ki: "Namaz için kamet getirildiğinde, bir adam da Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile gizlice konuşuyordu. Allah Rasulünün ashabı uyuyuncaya kadar onunla gizlice konuşup durdu. Daha sonra Rasulullah kalktı ve namazı kıldırdı."
Salim'den, onun babasından rivayete göre; "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Uyuyacağınız zaman ateşi evinizde (yanar halde) bırakmayınız, buyurdu."
Ebu Musa r.a.'dan dedi ki: "Geceleyin Medine'de bir ev, ahalisi içinde olduğu halde yandı. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e onların durumu anlatılınca şöyle buyurdu: Şüphesiz bu ateş sizin için bir düşmandır. Bundan dolayı uyuyacak olursanız onu söndürünüz."
Cabir İbn Abdullah r.a.'dan dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Kapların üstünü örtünüz. Kapıları kapatınız, kandilleri söndürünüz. Çünkü o fasıkcık (fare), kandilin fitilini çekip ev halkının yanmasına sebep olabilir."
Cabir'den dedi ki: "Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Geceleyin uyuduğunuz vakit kandilleri söndürünüz, kapıları kilitleyiniz, kırbaların, tulumların ağızlarını düğümleyiniz, yiyecek ve içeceğin üstünü örtüp kapatınız." Ravi Hemmam dedi ki: Ben onun (Ata'nın): "Kabın üzerine enine koyacağı bir çubuk ile dahi olsa ... " dediğini zannediyorum.
Ebu Hureyre r.a.'dan Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Fıtrat(ın gereği olan hasletler) beştir: Sünnet olmak, avret yerlerini tıraş etmek, koltuk altı kıllarını yolmak, bıyıkları kesmek ve tırnakları kesmek."
Ebu Hureyre'den rivayete göre; "Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: İbrahim aleyhisselam seksen yıl sonra sünnet oldu ve o el-Kadum denilen yerde sünnet oldu."
Said İbn Cubeyr'den dedi ki: "İbn Abbas'a: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in ruhu kabzedildiğinde yaşça kimin gibi idin, diye soruldu. O: O gün ben sünnet edilmiştim. O vakit insanlar adamı buluğ çağına yetişinceye kadar sünnet ettirmezlerdL" Bu hadis 6300 numara ile degeçiyor.
İbn Abbas'tan: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in ruhu kabzedildiğinde ben sünnet edilmiştim" demiştir.
Ebu Hureyre'den dedi ki: "Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Kim yemin edip de yemin ederken: Lat ve Uzza hakkı için derse hemen: La ilahe illallah desin, kim arkadaşına: Gel seninle kumar oynayalım derse, hemen bir sadaka versin."
İbn Ömer r.a.'dan dedi ki: "Ben kendimi Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte kendi ellerimle beni yağmurdan koruyacak, güneşten gölgelendirecek bir ev bina ederken görmüşümdür. Onu […]
İbn Ömer dedi ki: "Allah'a yemin ederim, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in ruhu kabzedildikten bu yana bir kerpici diğer bir kerpiç üstüne koymadım ve bir tek hurma ağacı dahi dikmedim." Süfyan dedi ki: Ben bunu onun ailesinden birisine zikrettim. O: "Allah'a yemin ederim o bir ev bina etti, dedi. Süfyan dedi ki: Ben: Muhtemelen o bu sözünü onun dediği binayı yapmadan önce söylemiştir, dedim."