Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.
Ebu Seleme radiyallahu anh'den şöyle nakledilmiştir: "Aişe radiyallahu anha Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in cünüp iken uyuyup uyumadığını sordum. O da, 'Abdest alarak uyurdu' cevabını verdi. Tekrar: 288.
Aişe (r.anha)'den şöyle nakledilmiştir: "Bir kadın Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e gelip hayızdan dolayı nasıl gusül abdesti alacağını sordu. Hz. Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona, nasıl gusül abdesti alacağını şu şekilde bildirdi: 'Bir parça kokulu bez ya da pamuk al, onunla temizlen!' Kadın, 'nasıl temizleneyim?' diye sordu. Rasûlullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem). Bununla temizlen' dedi. Kadın 'Nasıl yani?' diye sorunca Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Subhanallâh temizlen işte!' dedi. Bunun üzerine kadını yanıma çektim ve 'Bunu kanın izine sür' dedim. Tekrar: 315, 7357
Muğîre bin Şu'be'den şöyle nakledilmiştir: "Bir seferde Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile birlikteydik. 'Ey Muğîre! Matarayı tut' dedi. Ben de onu tuttum. Sonra Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) biraz ilerledi ve nihayet benden uzaklaştı. Sonra ihtiyacını giderdi. Bu esnada üzerinde Şam işi bir cübbe vardı.Yeninden elini çıkarmaya çalıştı. Ne fayda ki cübbenin yenleri dardı. Bu yüzden elini cübbenin altından çıkardı. Daha sonra eline su döktüm, Namaz için abdest aldı. Mestleri üzerine meshetti, sonra namaz kıldı."
Sehl İbn Sa'd'dan şöyle nakledilmiştir: "Biri Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e Ey Allah'ın elçisi! Adam, karısının yanında başka bir erkeği görürse, onu öldürebilir mi?' diye sordu. Sonra benim yanımda camide iken karı koca birbiriyle lian yaptı. Tekrar: 4745, 4746, 5259, 5308, 5309, 6854, 7165, 7166, 7304
Yahya'dan şöyle nakledilmiştir: "Kardeşlerimizden biri İsa'nın şöyle dediğini nakletmiştir: Müezzin (haya ale’s-selah) dediği zaman (La havle ve la kuvvete illa billah) dedi. Sonra Nebiiniz'den bu şekilde işittik' dedi."
Ebu Seleme (r.a.) şöyle demiştir: "Bir gün Ebu Saîd el-Hudrî'y' ziyarete gidip kendisine gel seninle biraz hurmalıklara doğru yürüyelim dedim. Teklifimi kabul edip dışarı çıktı. Ona kadir gecesiyle ilgili olarak Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den neler işittiğini sordum. Ebu Saîd şu cevabı verdi: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Ramazan ayının ilk on günü itikafa girdi ve biz de onunla birlikte itikafa girdik. Cebrail, Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gelip; 'İstemiş olduğun şey işte önünde' dedi. Bundan sonra ResûluIIah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ortadaki on günü de İtikafta geçirdi ve biz de onunla birlikte itikafta bulunduk. Cebrail, Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gelip; 'İstemiş olduğun şey işte önünde' dedi. Ramazan'ın yirminci gecesinin sabahında Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ayağa kalkarak ashab-i kiram'a şu hutbeyi okudu: "İçinizden kim benimle birlikte itikaf'a girmişse bundan sonraki on gün de itikafa devam etsin. Çünkü Kadir Gecesi'nin ne vakit olduğu bana gösterildi fakat sonra geri unutturuldu. Kadir Gecesi Ramazan'ın son on gecesinin tekli gecelerindedir. Ben rüyamda şunu gördüm; sanki çamura secde ediyordum." Mescidin tavanı hurma dallarıyla kapatılmıştı ve gökyüzünde bulut namına hiçbir şey görünmüyordu. Fakat bir süre sonra bir bulut gökyüzünü kapladı ve üzerimize sağanak bir yağmur yağmaya başladı. ResûluIIah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bu yağmurlu günde bize namaz kıldırdı. Ben Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in (su ve çamurla kaplanmış mescid zeminine secde ettiği) için alnında ve burnunun ucunda çamur ve su kalıntıları bulunduğunu gördüm. İşte bu durum O'nun gördüğü rüya'nın sadık bir rüya olduğunu gösteriyordu."
Ebu Hureyre'den nakledilmiştir: "Bir Cum'a günü Ömer hutbe okurken mescid'e birisi girdi. Ömer (Radiyallahu Anh): Sizler niçin Cum'a namazına böyle geç kalırsınız? deyince adam şöyle bir cevap verdi: 'Ben ezanı duyar duymaz abdest aldım ve hemen namaz'a geldim. (Bu cevap Ömer'in pek hoşuna gitmedi) ve: "Siz Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in: İçinizden birisi Cum'a namazına gelecek olursa boy abdesti alsın, diye buyurduğunu hiç duymadınız mı?" dedi."
Abdullah İbn Amr'ın şöyle dediği nakledilmiştir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem zamanında güneş tutulduğu zaman "Esselatu'l-camiah = Namaz toplayıcıdır" diye ilan edilmişti. Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem bu namazın bir rekatında iki defa rüku yaptı. Sonra kalktı ve bir rekat daha namaz kılıp aynı şekilde iki kez rükuya gitti. Sonra oturdu ve bu sırada güneş açıldı." Hadisin ravilerinden Ebu Seleme şöyle demiştir: "Aişe (r.anha), ben bu secdeden daha uzun bir secde kesinlikle yapmadım, dedi."
Ebu Saîd el-Hudrî r.a. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den şunu rivayet etmiştir: "Cenazeyi gördüğünüzde kalkın. Cenazenin arkasından giden, cenaze yere konuluncaya kadar oturmasın."
İbn Abbas r.a. şöyle demiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Medine'deki (veya Mekke'deki) bahçelerden birine uğradı. Kabirlerinde azap gören iki insanın sesini duydu. Bunun üzerine şöyle buyurdu: 'İkisi azap görüyorlar, (Kendilerince) büyük bir günah sebebiyle azap görmüyorlar. Oysa ki bu büyük bir günahtır. Birisi idrarından sakınmazdı. Diğeri ise koğuculuk yapardı (insanlar arasında laf getirip götürürdü). " Sonra bir dal İstedi. Dalı ikiye ayırarak her birinin kabrinin başına bir parçasını koydu. Ona: "Ey Allah'ın Resulü bunu niçin yaptın" diye soruldu. O Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Umulur ki bu dallar kurumadıkça onların azabı hafifletilir."
Ebu Saîd r.a. şöyle demiştir; Bize rızık olarak katışık hurma verilirdi. Biz de bunun iki sa'ınıı bîr sa' hurma karşılığında satardık. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "İki sa'ı bir sa' karşılığında, iki dirhemi bir dirhem karşılığında satmayın,"
Cabir r.a.'den rivayet edilmiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem umra'nın, ömür boyu kullanmak üzere kendisine bağış yapılan kişiye ait olduğuna hükmetti.
Aişe r.anha'dan rivayete göre; "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem yüzü sevinçten parıldar halde sevinçli olarak yanıma girdi ve şöyle dedi: Müdlic oğullarından olan o zatın, -ayaklarını gördüğü- Zeyd ve Usame içın ne söylediğini duymadın mı: Bu ayaklar birbirlerindendir (dedi)." Tekrar: 3731, 6770 ve 6771
Ebu Hureyre r.a.'dan rivayete göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Acemlerden kırmızı yüzlü, basık burunlu, küçük gözlü, yüzleri kat kat deriden yapılmış kalkanları andıran, ayakkabıları kıldan yapılmış Huz ve Kerman(lılar) ile savaşmadığınız sürece kıyamet kopmayacaktır."
Humeyd et-Tavll'den rivayete göre o "Enes b. Malik r.a.'ı şöyle derken dinlemiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Hayber yolunda Huyey kızı Safiyye için üç gün kaldı ve onun ile gerdeğe girdi. Böylece o da hicab arkasına geçenlerden oldu."
Bize Ali anlattı, bize Yahya anlattı ve şunları ekledi: "Aişe dedi ki: Hastalığı esnasında ağzına ilaç koymuştuk. O bize ağzıma ilaç koymayın diye işaret etmeye başlayınca, biz de: Bu hastanın ilaçtan hoşlanmayışından dolayıdır, dedik. Kendisine gelince: Ben size ağzıma ilaç koymaktan vazgeçmenizi işaret etmedim mi, dedi. Biz: Ama bu hastanın ilaçtan hoşlanmayışından dolayıdır diye düşünmüştük, dedik. Bunun üzerine: el-Abbas hariç gözümün önünde bu evde ağzına ilaç konulmadık kimse kalmasın. Çünkü el-Abbas bunu yaparken yanınızda değildi, diye buyurdu." Bu Hadis 5712, 6886 ve 6897 numara ile gelecektir.
Mesruk Abdullah İbn Mes'ud'un şöyle söylediğini rivayet etmiştir: Ayette sözü edilen azap gerçekleşmiştir. Kureyş'in kendisine karşı isyanı sürdürmek istemesi karşısında Hz. Nebi, Yusuf Nebi döneminde yaşanan yedi kıtlık yılının onların başlarına gelmesi için beddua etti. Bu yüzden müşrikler, kıtlık ve zorlukla karşı karşıya kaldılar. Öyle bir duruma düştüler ki, kemikleri yiyorlardı. Bu sırada içlerinden biri göğe baktığında, içinde bulundukları zor durumdan dolayı kendisi ile gök arasında duman görürdü. Bunun üzerine Allah Teala şu ayeti indirdi: "Şimdi sen, göğün, insanları bürüyecek açık bir duman çıkaracağı günü gözetle. Bu, elem verici bir azaptır." (Duhan 10-11) İbn Mes'ud olayı anlatmaya şöyle devam etti: Sonra Hz. Nebi'in yanına geldiler ve ona; "Ey Allah'ın Elçisi! Allah'tan Mudar'a yağmur vermesini dile! Zira onlar helak oldu," dediler. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem de; "Mudar'a mı? Doğrusu sen çok ileri giden birisin!" dedi. Sonra Hz. Nebi onlar için yağmur diledi ve bunun üzerine yağmur yağdı. Akabinde de şu ayet indi: "Ama siz yine (eski halinize) döneceksiniz. "(Duhan 15) Kureyşli müşrikler refaha kavuşunca, refah döneminde içinde bulundukları hale döndüler. Bunun üzerine Allah Teala, "Fakat biz büyük bir şiddetle yakalayacağımız gün, kesinlikle intikamımızı alırız, "(Duhan 16) ayetini indirdi. Bu ayetteki yakalama ile Bedir Savaşı kastedilmiştir.
İkrime'den rivayet edildiğine göre, İbn Abbas şöyle demiştir: Ebu Cehil; "Eğer Muhammed'i Ka'be'nin yanında namaz kılarken görürsem, ayağımı boynuna basarım," dedi. Onun bu sözleri Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e ulaştı. Bunun üzerine Allah Resulü şöyle buyurdu: Şayet o böyle bir şey yapsaydı, melekler onu yakalardı. Diğer tahric eden: Tirmizî, Tefsir-ül Kur’ân
İbn Cüreyc'den, dedi ki: "Bana İbn Şihab'ın lanetleşmeden ve bu husustaki sünnetten Saide oğullarından olan Sehl İbn Sa'd'ın hadisinden diye haber verdiğine göre; ensardan bir adam, Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gelerek dedi ki: Ey Allah'ın Rasulü ne dersin? Bir adam eğer karısı ile bir başka adamı görse, onu öldürsün mü, yoksa nasıl yapsın? Bunun üzerine yüce Allah durumu hakkında, Kur'an-ı Kerim'de sözünü ettiği lanetleşen erkek ve kadının durumuna dair buyrukları indirdi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem de ona: Allah senin ve karın hakkında hüküm vermiş bulunuyor, dedi. Sehl dedi ki: Mescidde ve ben de hazır bulunuyarken lanetleştiler. Lanetleşmelerini bitirdikten sonra adam: Ey Allah'ın Rasulü, onu nikahım altında tutarsam ona iftira etmiş olurum, dedi ve lanetleşmeyi bitirmelerinden sonra Rasuluilah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona emir vermeden önce kendisi karısını üç talak ile boşadı ve Nebiin huzurunda ondan ayrıldı." (İbn Şihab) dedi ki: İşte bu, lanetleşen bütün çift/er arasındaki bir ayırmadır. İbn Cüreyc dedi ki: İbn Şhab dedi ki: Onlardan sonra sünnet, lanetleşen kan kocanın ayrılması şeklinde oldu. Kadın hamile idi. Oğlu da annesine nispet edilerek çağrılırdı. (Ravi) dedi ki: Sonra böyle bir annenin mirası hususundaki sünnet de annenin oğluna mirasçı olması, onun da annesinden Allah'ın kendisine verdiği pay kadar mirasçı olması şeklinde oldu. İbn Cüreyc, İbn Şihab'dan, o Sehl İbn Sa 'd es-Sfudt'den bu hadiste Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu da rivayet etmiştir: "Eğer kızılca bir keler gibi kızılca ve kısa boylu bir çocuk doğurursa, gördüğüm kadarıyla kadın mutlaka doğru söylemiş, kocası ona iftira etmiş oldu. Eğer siyah, gözleri iri, kıçının kaba etleri büyük bir çocuk doğurursa görüşüme göre kocasının onun hakkında söyledikleri doğrudur." Daha sonra kadın, o çocuğu bu tiplerden sevilmeyen nitelikleriyle doğurdu.
Ebu Hureyre r.a.'dan rivayete göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Kadın, kocasının kazancından onun emri olmaksızın infakta bulunacak olursa o infakın ecrinin yarısı kocaya aittir." Buna dair açıklamalar Nikah bölümünün son taraflarında geçmiş bulunmaktadır. (5195 nolu hadisin şerhinde)
Yahya dedi ki: Ben Buşeyr'i şöyle derken dinledim: "Bize Suveyd tahdis etti: Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile Hayber'e çıktık. es-Sahba denilen yere varınca -Yahya dedi ki: Burası Hayber'den yarım günlük bir mesafededir- yemek getirilmesini istedi. Ona sevikten başka bir şey getirilmedi. Biz de ağızlarımızia onu çiğnedik ve ondan bir kısım yedik. Daha sonra da bir su getirilmesini emir buyurdu, ağzını çalkaladı. Onunla birlikte biz de çalkaladık. Sonra abdest almaksızın bize akşam namazını kıldırdı."
Saide oğullarının kardeşi olan Sehl b. Sa'd şöyle anlatmıştır: Ensardan birisi Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gelerek "Karısıyla birlikte bir adamı yakalayan kimse hakkında ne dersiniz? Bu adam onu öldürebilir mi?" diye sordu. Bunun akabinde karı koca lian yaptılar, ben de o esnada orada hazır bulundum."
Ebu Hureyre r.a.'in nakline göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Herhangi biriniz duasında 'Allah'ım dilersen beni mağfiret eyle! Dilersen bana merhamet eyle! Dilersen bana nzık ver!' ,demesin. Azim ve kesinlikle dua etsin. Çünkü Allah dileyeceği her şeyi yapar, onu zorlayacak hiçbir kuvvet yoktur. !!
Bize bu hadîsi İbnü'l-Müsennâ ile Ubeyduîlah b. Saîd de rivayet ettiler. Dedilerki: Bize Yahya -ki el-Kattân'dir- rivayet etti. H. Bize bu hadisi Ebû Kureyb dahî rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Ebî Zaide haber verdi. H. Bize bu hadisi İbnü Nümeyr de rivayet etti. (Dediki): Bize Ukbetü'-bnü Hâlid rivayet etti. Bu râvîlerin hepsi Ubeydullah'dan bu isnâdla bu hadîsin benzerini rivayet etmişlerdir.
Bana, Züheyr b. Harb rivayet etti. (Dediki): Bize, Hüseyin b. Muhammed rivayet etti. (Dediki): Bize, Şeybân, Yahya'dan rivayet etti. Yahya: Ben, Ebû Seleme'den dinledim; demiş. H. Bana, Yahya b. Bişr EI-Harîrî de rivayet etti. (Dediki): Bize, Muâviye yâni İbni Sellâm, Yahya b. Ebi Kesîr'den rivayet etti. Demiş ki: Bana, Ebû Seleme haber verdiki, Âişe'ye, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in namazını sormuş ve hadîsi yukarki gibi rivayet etmiş. Ancak her iki râvînin hadîsinde de; «Ayakta dokuz rek'ât kılar; vitr'i de bunlardan yapardı.» ibaresi vardır.
Bize, Ebû Bekr b. Ebi Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize, Ebû Usâme rivayet etti. H. Bize, İbni Numeyr dahî rivayet etti. (Dediki): Bize, babam rivayet etti. H. Bana Züheyr b. Harb ile İbnü'l-Müsennâ da rivayet ettiler. Dediler ki: Bize, Yahya rivayet etti. Bu râvîlerin hepsi Ubeydullah'dan, o da Nâfi'den, o da İbni Ömer'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet etmişlerdir ki, Efendimiz: (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Geceleyin kıldığınız namazınızın sonunu vitir yapın!» buyurmuşlar.
Bize Muhammed b. El-Müsennâ rivayet etti. (Dediki) Bize Ebû Âmir rivayet etti. (Dediki) Bize Hişârn, Yahya'dan, o da Ebû Seleme'den naklen rivayet etti. Ebû Seleme şöyle demiş: Aramızda Kadir Gecesini müzâkere ettik. Müteakiben Ebû Saîd-i Hudrî (Radiyallahu anh)'a vardım, Ebû Said benim dostumdu. — «Beraberce hurmalığa çıksak ya.» dedim. Ebû Saîd, üzerinde hamisa denilen bir cübbe olduğu halde dışarı çıktı. Kendisine: — «Sen, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i Kadir Gecesinin lâfını ederken işittim mi? diye sordum. Ebû Saîd. şunları söyledi:. — «Evet! Biz, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile birlikte Ramazanın ortasındaki on günde îtikâfa girdik de yirminci günü sabahı îtikâîian çıktık. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bize hutbe okuyarak şöyle buyurdular : «Bana hakikaten Kadir Gecesi gösterildi. Ama ben,- onu unuttum. — Yahut: o, bana unutturuldu.— Binâenaleyh siz, onu ayın son on gününde tek gecelerde arayın. Bana su ve çamur içine secde edeceğim dahi gösterildi. Imdi kim Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile beraber itîkâfa girmişse geri dönsün.» Ebû Saîd Demişki: «Bunun üzerine geri döndük. Gökyüzünde bir bulut paresi bile görmüyorduk. Derken bir bulut geldi ve yağmura tutulduk. Hattâ mescidin tavanı aktı. Zâten mescid hurma dalından yapılmıştı. Namaz kılındı, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i, su ile toprak içine secde ederken gördüm. Hattâ çamurun eserini alnında bile gördüm.»
Bize Yahya b. Yahya ile Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ve Ebû Kureyb rivayet ettiler. Yahya dediki: Bize Ebû Muâviye, A'meş'den, o da İbrahim'den, o da Esved'den, o da Âişe'den naklen haber verdi. Âişe (Radiyallahu anha) şöyle demiş : «Bir defa Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hedy kurbanı olarak Beyt-i Şerife koyun gönderdi de boyunlarına nişan taktı.»