Sahîh-i Buhârî 70. Kitâbu'l-Et'ime (Yiyecekler)

İpuçları: tırnak içindeki kelimeler zorunludur ("namaz vakti"); Arapça yazarak metinde arayabilirsiniz; sadece sayı yazarsanız o numaralı hadise gidilir.
كتاب الأطعمة
Food, Meals
5373-5466. hadisler (95 hadis)
Ebu Musa el-Eş'ari r.a.'dan rivayete göre "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Aç olana yemek yediriniz. Hasta olanı ziyaret ediniz. Esir olanı da esaretten kurtarınız." Süfyan dedi ki: el-'Anı: Esir demektir.
Rivayet zinciri: Buhârî Muhammed b. Kesîr Süfyân Mansûr Ebû Vâil Ebû Mûsâ el-Eş'arî
Ebu Hureyre r.a.'den, dedi ki: "Muhammed Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in aile halkı, ruhu kabzedilinceye kadar üç gün (arka arkaya) doya doya yemek yememişlerdir."
Rivayet zinciri: Buhârî Yûsuf b. Îsâ Muhammed b. Fudayl babası Ebû Hâzim Ebû Hureyre
Eba. Hureyre'den, dedi ki: "Aşırı derecede bitkin düşmüştüm. Ömer b. el-Hattab ile karşılaştım. Ondan Allah'ın kitabından bir ayeti bana okumasını istedim. O da evine girdi ve o ayeti bana okuyup hatırlattı. Fazla uzağa gitmeden aşırı bitkinlik ve açlıktan yüzüstü yere düştüm. Ansızın Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i başımın ucunda dikilir gördüm. Ey Eba. Hureyre, dedi. Ben: Buyur ey Allah'ın Rasulü, emret dedim. Elimden tuttu, beni ayağa kaldırdı. Benim niçin bu hale düştüğümü anladı. Alıp evine götürdü ve bana büyükçe bir kapta süt getirilmesini emir buyurdu. Ben de ondan içtim. Daha sonra: Tekrar iç ey Eba. Hureyre, diye buyurdu. Ben de tekrar içtim. Arkasından: Tekrar, diye buyurdu. Ben de tekrar içtim. Nihayet karnım düzeldi, hatta bir ok gibi dümdüz oluverdi. Eba. Hureyre devamla dedi ki: Sonra Ömer ile karşılaştım ve ona başımdan geçenleri anlattım, şunları da söyledim: Ey Ömer, bu işi senden daha layık olan bir kimse üstlendi. Allah'a yemin ederim benim senden okumanı istediğim ayeti kerimeyi ben senden daha iyi biliyordum. Ömer dedi ki: Allah'a yemin ederim, seni içeriye almış (ve karnını doyurmuş) olmayı kırmızı develere sahip olmaktan daha çok severim. " Hadisin geçtiği diğer yerler: 6246 ve 6452
Rivayet zinciri: Buhârî Va'an Ebû Hâzim Ebû Hureyre
Ömer b. Ebi Seleme'den, dedi ki: "Ben Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in himayesinde büyüyen küçük bir çocuk idim. Elim de yemek kabında rastgele dolaşır dururdu. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bana: Ey oğul, Allah'ın adını an, sağ elinle ye ve önünden ye, buyurdu. Bundan sonra da hep bu şekilde yemek yedim.' Hadis'in geçtiği diğer yerler: 5377 ve 5328
Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in zevcesi Ümmü Seleme'nin oğlu olan Ömer b. Ebi Seleme'den şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Bir gün Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte bir yemek yedim. Tabağın çeşitli yerlerinden yemeğe başlayınca, Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bana: Önünden ye, diye buyurdu.
Ebu. Nuaym, Vehb b. Keysan'dan, dedi ki: "Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte (Ümmü Seleme'nin ilk kocasından oğlu olup) himayesinde bulunan Ömer b. Ebi Seleme ile birlikte iken bir yemek getirildi. Allah Rasulü: Allah'ın adını an ve önünden ye, diye buyurdu." باب: من تتبع حوالي القصعة مع صاحبه، إذا لم يعرف منه كراهية. 4. ARKADAŞI İLE BİRLİKTE YEMEK YERKEN ARKADAŞlNIN DA BUNDAN HOŞLANMADIĞINI GÖSTEREN BİR BELİRTİ YOKSA TABAĞIN ÇEşİTLİ YERLERİNDEN YEMEK […]
Rivayet zinciri: Buhârî Abdullah b. Yûsuf Mâlik (b. Enes) Vehb b. Keysân Ebû Nu'aym
Enes b. Malik r.a.'den şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Bir terzi Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i hazırladığı bir yemeğe davet etti. Enes dedi ki: Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte gittim. Onun tabağın çeşitli yerlerindeki kabağı araştırdığını gördüm. Enes dedi ki: İşte o günden bu yana kabağı hep sevmişimdir."
Rivayet zinciri: Buhârî Kuteybe Mâlik (b. Enes) İshâk b. Ebû Talha Enneh Enes b. Mâlik
Şu'be'den, o Eş'as'dan, o babasından, o Mesruk'tan diye rivayet ettiğine göre Aişe rad'yalliıhu anhiı şöyle demiştir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem temizlenmesinde, ayakkabısını giyişinde, saçlarını tarayışında gücü yettiğince sağdan başlamayı severdi." (Şu'be) bundan önce Vasıt'ta iken: "Ve bütün işlerinde ... " ziyadesini de söylemiştir.
Rivayet zinciri: Buhârî Abdân Abdullah Şu'be Eş'as babası Mesrûk Âişe
Enes b. Malik r.a.'den, diyor ki: "Ebu Talha, Ümmü Suleym'e: Andolsun Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in sesini, sesinden aç olduğunu anlayacağım şekilde oldukça zayıf duydum. Sende yiyecek bir şey var mı, dedi. Ümmü Talha birkaç arpa ekmeği çıkardı. Daha sonra da bir başörtüsü çıkarıp onun bir parçası ile ekmeği sardı. Sonra bu ekmeği elbisemin albna yerleştirdi. Geri kalan kısmı ile de üzerimi rida gibi örttü. Arkasından beni Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem 'e gönderdi. Enes dedi ki: Ekmeği alıp gittim. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i beraberinde insanlar da bulunduğu halde mescidde buldum. Onların başlarında ayakta dikildim. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bana: Seni Ebu Talha mı gönderdi, diye sordu. Ben: Evet, dedim. Beraberinde yiyecek bir şey de gönderdi mi, diye sordu. Ben yine: Evet, dedim. Bu sefer Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem beraberinde bulunanlara: Kalkın, diye buyurdu. O yola koyuldu, ben de onların önlerinde gidiyordum. Nihayet Ebu Talha'nın yanına vardım. Ebu Talha: Ey Üm mü Süleym, Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem insanlarla birlikte gelmiş bulunuyor. Yanımızda da onlara yedirecek bir şeyimiz yok, dedi. Ümmü Talha bunun üzerine: Allah ve Rasulü daha iyi bilir, dedi. Enes dedi ki: Ebu Talha yola koyuldu ve nihayet Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile karşılaştı. Ebu Talha ve Rasulullah gelip evin içine girdiler. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Ey Ümmü Süleym, yanında ne varsa getir, dedi. Ümmü Süleym de bana verdiği o ekmeği getirdi. Allah Rasulünün emri üzere ekmek doğrandı. Ümmü Süleym de onun üzerine yanındaki bir yağ tulumundan üzerine bir miktar yağ sıktı ve ona katık yaptı. Daha sonra Rasulullah bunun üzerine Allah'ın söylemesini dilediği şeyleri söyledi. Arkasından da: On kişiye içeri girmeleri için izin ver, diye buyurdu. Ebu Talha da onlara izin verdi. Doyuncaya kadar yedikten sonra çıktılar. Arkasından yine: On kişiye izin ver, dedi. Ebu Talha da on kişiye izin verdi. Onlar da doyuncaya kadar yiyip çıktılar. Daha sonra: On kişiye izin ver, dedi. Ebu Talha da onlara izin verdi. Onlar da doyuncaya kadar yiyip çıktılar. Sonra bir on kişiye daha izin verdi. Böylelikle hepsi doyuncaya kadar yemek yediler. Bunlar seksen kişi idiler."
Abdurrahman b. Ebi Bekr r.a.'dan, dedi ki: ''Yüz otuz kişi Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte idik. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Sizden birinizin yanında yiyecek bir şey var mı, diye sordu. Bir de baktık ki bir adamın yanında buğday (unu) yahut ona benzer bir sa' kadar bir şey var. Bu hemen yoğuruldu. Daha sonra boylu poslu, saçları uzun ve dağınık müşrik bir adam, önüne katmış olduğu bir koyun sürüsü ile geldi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Bunlar satılık mı yoksa bir bağış mı -yahut bir hibe mi- diye sordu. Müşrik: Hayır, bunlar satılıktır, dedi. (Abdurrahman b. Ebi Bekr) dedi ki: Ondan bir koyun satın aldı. Bu koyun pişirildi. Allah'ın Nebisi Sallallahu Aleyhi ve Sellem koyunun siyahının (kara ciğerinin) kızartılmasını emir buyurdu. Allah'a yemin ederim, bu koyunun içindeki siyahtan kendisine parça kesilmedik o yüz otuz kişiden kimse kalmadı. Eğer o kişi orada hazır bulunuyor ise hemen payını ona vermişti. Bulunmuyor ise onun için payını sakladı. Daha sonra yemeği iki kaba koydu. Hepimiz birlikte yedik ve doyduk. Ayrıca iki kapta da bir şeyler arttı. Ben de onu deveye yükledim." Ravi: Yahut Abdurrahman b. Ebi Bekı"in dediği gibi, demiştir.
Rivayet zinciri: Buhârî Mûsâ Mu'temir babası Vahaddes Ebû Osman Eyd Abdurrahman b. Ebû Bekir
Aişe r.anha'dan rivayete göre "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, bizim iki siyah denilen hurma ve sudan doyduğumuz zamanda vefat etti.' Hadis 5442 numara ile gelecektir.
Rivayet zinciri: Buhârî Müslim Vüheyb Mansûr Ümmih Âişe
Suveyd b. en-Numan'dan, dedi ki: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte Hayber'e çıktık. es-Sahba denilen yere varınca -Yahya: Burası Hayber'den yarım günlük uzaklıktadır, demiştir- Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem yiyecek bir şey getirilmesini emir buyurdu. Ona sadece sevlk getirildi. Onu ağzımızda evirip çevererek yedik. Daha sonra su aetirilmesini istedi. o da ağzını calkaladı. biz de (Ravilerden) Süfyan (b. Uyeyne) dedi ki: "Ben bu hadisi ondan (Yahya b. Said'den) önce de, sonra da işittim."
Katade'den, dedi ki: "Enes r.a.'in yanında idik. Huzurunda onun ekmek pişiricisi de vardı. Enes dedi ki: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Allah'ın huzuruna varıncaya kadar ne inceltilmiş ekmek yedi, ne de közde kızartılmış koyun kebabı yedi. " Bu Hadis 5421 ve 6357 numara ile de var.
Rivayet zinciri: Buhârî Muhammed b. Sinân Hemmâm Katâde
Enes r.a.'dan, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in küçük tabakta yemek yediğini de, inceltilmiş yufka ekmeği yediğini de, bir masa üzerinde yemek yediğini de asla bilmiyorum. Katade'ye: Peki neyin üzerinde yemek yerlerdi diye soruldu. Katade: Sofralar üzerinde diye cevap verdi. " Bu Hadis 5415 ve 6450 numara ile gelecektir.
Enes r.a.'den, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem (Hayber dönüşü) ikamet etti ve Safiye ile zifafa girdi. Ben de Müslümanları düğün yemeğine davet ettim. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem sofraların açılmasını emretti, sofralar yayıldı. Sofralara hurma, keş ve yağ bırakıldı." Amr da, Enes'den rivayetle şöyle demiştir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Safiye ile zifafa girdikten sonra deriden sofralar üzerinde Hays denilen yemeği yaptı ... "
Rivayet zinciri: Buhârî İbn Ebû Meryem Muhammed b. Ca'fer Humeyd Enes (b. Mâlik)
Vehb b. Keysan'dan, dedi ki: "Şam halkı İbnu'z-Zubeyr'i ayıplayarak: Ey iki kuşaklı kadının oğlu, diyorlardı. (Annesi) Esma ona dedi ki: Oğlum, onlar seni iki kuşak ile ayıplıyorlar. Bu iki kuşağın ne olduğunu biliyor musun? Bu benim bir kuşağımdı. Ben onu ortadan ikiye ayırdım ve onlardan birisi ile Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in kırbasının ağzını bağladım, diğeri ile de azığının bulunduğu sofrasını bağladım." Vehb b. Keysan dedi ki: "Daha sonra Şam halkı onu iki kuşak ile ayıpladıkları vakit şöyle derdi: ilahıma yemin ederim ki doğru söylüyorsunuz. "Bu ayıbı senden uzak bir çirkinliktir" diyor (ve Ebu Zuheyb ez-Zühell'nin bu mısraını okuyor)du."
Rivayet zinciri: Buhârî Muhammed Ebû Muâviye Hişâm Ebîhi Va'an Vehb b. Keysân
İbn Abbas'tan rivayete göre "İbn Abbas'ın teyzesi olan el-Haris b. Hazm'in kızı Ümmü Tufeyl, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e bir miktar tereyağı, keş ve birkaç keler hediye etmişti. O da bunların getirilmesini emir buyurdu. Sofrası üzerinde bunlar yenildi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem. onlardan tiksinmiş gibi o kelerleri yiyemedi. Eğer kelerlerin yenilmesi haram olsaydı, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in sofrası üzerinde bunlar yenilmez ve yenilmelerini de emretmezdi."
Rivayet zinciri: Buhârî Ebü'n-Nu'mân Ebû Avâne Ebû Bişr Saîd b. Cübeyr İbn Abbâs
Suveyd b. en-Numan'dan rivayete göre "es-Sahba denilen yerde Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem iie birlikte idiler. -Burası Hayber'den yarım gün uzaklıkta bir yerdir.- Namaz vakti girdi. Nebi yiyecek bir şeyler getirilmesini emir buyurdu. Sevikten başka bir şey getirilmediğini gördü. Ondan bir kısmını alıp ağzında evire çevire çiğnedi. Biz de onunla birlikte (onu) ağzımızda çiğnedik. Daha sonra su getirilmesini söyledi ve ağzını çalkaladı. Arkasından abdest almaksızın namaz kıldı, biz de kıldık.'!
Rivayet zinciri: Buhârî Süleymân b. Harb Hammâd Yahyâ Büşeyr b. Yesâr Süveyd b. en-Nu'mân
İbn Abbas'tan rivayete göre, kendisine Allah'ın kılıcı (Seyfullah) denilen Halid b. el-Velid'in haber verdiğine göre o (Halid), Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte Meymune'nin huzuruna girdi -ki bu Meymune hem Halid b. el-Velid'in, hem İbn Abbas'ın teyzesi idi- onun yanında kızartılmış keler buldu.!. Bu keleri Necid'den Meymune'nin kız kardeşi el-Haris'in kızı Hufeyde getirmişti. Keleri Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in önüne getirip koydu. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e o yemekten söz edilip, adı söylenmedikçe yiyecek bir şeye elini uzattığı çok nadir idi. Resulullah elini kelere uzattı. Orada hazır bulunan kadınlardan birisi: Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e takdim ettiğinizin ne olduğunu haber veriniz, dedi. Onlar da: O kelerdir, ey Allah'ın Rasulü deyince. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem kelerden elini çekti. Halid b. el-Velid: Ey Allah'ın Rasulü, keler haram mıdır, diye sordu. Allah Rasulü: Hayır. Fakat bu benim kavmimin yaşadığı bölgede yoktu. Ondan tiksindiğimi hissediyorum, dedi. Halid dedi ki: Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bana bakıp dururken o keleri ben önüme çekip yedim. " Bu Hadis 5400 ve 5537 numara ile gelecektir.
Ebu Hureyre r.a.'dan, dedi ki: "Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: İki kişinin yemeği üç kişiye, üç kişinin yemeği de dört kişiye yeter."
Nafi'den, dedi ki: "İbn Ömer, yanına onunla birlikte yemek yiyecek bir yoksul getirilmedikçe yemek yemezdi. Bir gün onunla beraber yemek yesin diye bir adamı içeriye aldım. Adam çok fazla yemek yedi. İbn Ömer: Ey Nafi bu adamı bir daha yanıma sokma, dedi. Çünkü ben Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i: Mu'min tek bir bağırsağı doldurmak için yer, katir ise yedi bağırsağı doldurmak için yer, diye buyururken dinledim. " Bu Hadis 5394 ve 5395 numara ile gelecektir.
Rivayet zinciri: Buhârî Muhammed b. Beşşâr Abdüssamed Şu'be Vâkıd b. Muhammed Nâfi'
İbn Ömer r.a.'dan: "Raslilullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Şüphesiz mu'min tek bir bağırsağı doldurmak için yer, kafir --yahut münafık, Ubeydullah'ın hangisini söylediğini bilmiyorum-- ise yedi bağırsağı doldurmak için yer."
Rivayet zinciri: Buhârî Muhammed b. Selâm Abde Ubeydullah Nâfi' İbn Ömer
Amr'dan, dedi ki: "Ebli Nehik çok yemek yiyen birisi idi. İbn Ömer ona dedi ki: Raslilullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: Şüphesiz kafir yedi bağırsağı doldurmak için yer. Ebu Nehik: Ama ben Allah'a ve Rasulüne iman ediyorum, diye cevap verdi."
Rivayet zinciri: Buhârî Ali b. Abdullah (el-Medînî) Süfyân Amr
Ebu Hureyre r.a.'dan, dedi ki: Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Müslüman tek bir bağırsakta yer, kafir ise yedi bağırsakta yer." Bu Hadis 5397 numara ile gelecektir.
Rivayet zinciri: Buhârî İsmâil Mâlik (b. Enes) Ebü'z-Zinâd A'rec Ebû Hureyre
Ebu Hureyre r.a.'den rivayete göre "Bir adam çokça yemek yerdi. Müslüman olduktan sonra çok az yemek yemeğe başladı. Bu durum Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e aktarılınca o: Mu'min tek bir bağırsak için yer, kafir ise yedi bağırsak için yer, diye buyurdu."
Rivayet zinciri: Buhârî Süleymân b. Harb Şu'be Adî b. Sâbit Ebû Hâzim Ebû Hureyre
Ebu Cuhayfe'den, dedi ki: "ResuluIlah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Şüphesiz ki ben, bir yanıma yaslanarak yemek yemem, diye buyurdu. " Bu Hadis 5399 numara ile gelecektir.
Rivayet zinciri: Buhârî Ebû Nuaym Mis'ar Ali b. el-Akmer Ebû Cuhayfe
Ebu Cuhayfe r.a.'den, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanında bulunuyordum. Huzurunda bulunan bir adama: Ben bir yanıma yaslanmış olduğum halde yemek yemem, dedL"
Rivayet zinciri: Buhârî Osman b. Ebû Şeybe Cerîr Mansûr Ali b. el-Akmer Ebû Cuhayfe
Halid b. el-Velid'den, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e kızartılmış bir keler getirildi. Yemek için ona doğru elini uzatınca, ona: O bir kelerdir, denildi, o da elini geri çekti. Halid: O haram mıdır diye sordu, Allah Rasulü: Hayır, ama benim kavmimin topraklarında bu olmazdı. Kendimi ondan tiksiniyar buluyorum, dedi. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in gözü önünde Halid (o keleri) yedi." Malik, İbn Şihab'dan şöyle dediğini nakletmektedir: "(Kızarmış keler anlamındaki): "Bidabbin meşvı" yerine (aynı anlamda) "bidabbin mahnCrz" demiştir." باب: الخَزِيرَة. 15. EL-HAZİRE (DENİLEN ÇORBA) قال النَّضْرُ: الخَزِيرَة من النُّخَالة، والحَرِيرَة من اللبن. en-Nadr (b. Şumeyl): الخَزِيرَة el-hazire elenmiş undan, الحَرِيرَة el-harire ise sütten yapılır demiştir.
İbn Şihab'dan, dedi ki: Bana Mahmud b. er-Rebi el-Ensari'nin haber verdiğine göre ''Itban b. Malik -ki Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ashabından olup, ensardan Bedir'de hazır bulunanlardan idi- Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in huzuruna vararak: Ey Allah'ın Rasulü dedi. Artık ben gözlerimi tanıyamaz oldum (gözlerim pek iyi görmüyor), üstelik ben kavmime namaz kıldınyorum. Yağmur yağdı mı benimle onlar arasındaki vadi selolup taşıyor ve onların mescidlerine gidip, onlara namaz kıldıramıyorum. Bu sebeple ey Allah'ın Rasulü, senin,şeref verip evimde namaz kılmanı ve orayı da namaz kılacağım yer edinmey{ arzu ediyorum, dedim. Allah Rasulü de: İnşallah dediğini yapacağım, diye buyurdu. Itban dedi ki: Ertesi sabah gün yükseldiğinde Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile Ebu Bekir geldiler. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem izin istedi, ben de ona izin verdim. Oturmayıp, içeri girdi. Sonra bana: Evinin neresinde namaz kılmamı arzu edersin, diye sordu. Ben de evin bir tarafını gösterdim. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ayakta durup, tekbir getirdi. Biz de saf tuttuk. İki rekat kıldı, sonra selam verdi. Onu hazırladığımız bir hazıre çorbası için alıkoyduk. O yurdun ahalisinden çok sayıda adamlar da evde toplanıp bir araya geldiler. Onlardan birisi: Malik b. ed-Ouhşun nerede, diye sordu. Birisi: O bir münafıktır, Allah'ı ve Rasulünü sevmez, dedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Böyle deme, sen onun Allah rızasını isteyerek la ilahe illallah dediğini görmüyor musun dedi. Adam: Allah ve Rasulü daha iyi bilir, dedi." Itban dedi ki: "Bizler onun yüzünün ve nasihatinin münafıklara yönelik olduğunu görüyoruz, dedik. Allah Rasulü şöyle buyurdu: Şüphe yok ki Allah, Allah'ın vechini isteyerek la ilahe illallah diyen kimseye ateşi haram kılmıştır."
İbn Abbas r.a.'dan dedi ki: "Teyzem Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e birkaç keler, bir miktar keş ve süt hediye etti. Keler onun sofrasına konuldu. Eğer haram olsaydı, sofrasına konmazdı. Sütten içti, keşten de yedi."
Rivayet zinciri: Buhârî Müslim b. İbrâhîm Şu'be Ebû Bişr Saîd İbn Abbâs
Sehl b. Sa'd'dan, dedi ki: "Cuma günü geldi mi sevinirdik. Çünkü bizim yaşlı bir ninemiz bu çöyündür otunun köklerini alır, bunları kendisine ait bir tencereye koyar, o tencereye birkaç tane arpa da atardı. Cuma namazını kıldıktan sonra onu ziyarete giderdik, o da bize bu yemeği ikram ederdi. İşte bundan dolayı Cuma gününün gelişi bizi sevindiriyordu. Biz kuşluk yemeğini ancak Cuma namazından sonra yer ve ancak namazdan sonra kaylule yapardık (öğleden sonra dinlenirdik). Allah'a yemin ederim, o yemekte de ne bir iç yağı, ne de bir et yağı bulunurdu."
Rivayet zinciri: Buhârî Yahyâ b. Bükeyr Ya'kûb b. Abdurrahman Ebû Hâzim Sehl b. Sa'd
İbn Abbas r.a.'tan, dedi ki: "Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir kol üzerindeki eti dişleriyle ısırıp kopardı. Sonra da abdest almaksızın kalkıp namaz kıldı."
Rivayet zinciri: Buhârî Abdullah b. Abdülvehhâb Hammâd Eyyûb Muhammed İbn Abbâs
İbn Abbas r.a.'dan, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir tencereden kemikli bir et çıkarıp yedi, sonra da abdest almaksızın namaz kıldı."
Rivayet zinciri: Buhârî Va'an Eyyûb Va'âsım İkrime İbn Abbâs
Abdullah b. Ebi Katade'den, o babasından şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte Mekke'ye doğru yola çıktık. .. "
Abdullah b. Ebi Katade es-Sülem'i'den, o babasından şöyle demiştir: "Bir gün Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in ashabından birtakım adamlar ile birlikte Mekke yolunda bir konaklama yerinde oturuyor idim. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem de önümüzde konaklamış idi. Başkaları ihramlı iken ben ihramsız idim. Derken yabani bir eşek gördüler. O sırada ben de ayakkabımın söküğünü tamir etmekle meşguldüm. Bundan dolayı o hayvandan beni haberdar etmemişlerdi. Bununla birlikte keşke onu görseydim diye arzu da etmişlerdi. Derken atıma gittim, onu eğerledim, daha sonra ata bindim. Fakat kamçıyı ve mızrağı unutmuştum. Orada bulunanlara: Bana şu kamçıyı ve mızrağı uzatınız, dedim. Onlar: Hayır, Allah'a yemin olsun ki bu hayvana karşı hiçbir şekilde sana yardımcı olmayız, dediler. Bundan dolayı ben de kızıp atımdan indim ve her ikisini aldıktan sonra tekrar atıma bindim. Eşeğin üzerine hızlıca koştum ve onu vurdum. Sonra da ölmüş olduğu halde onu yanlarına götürdüm. Üzerine atılıp, ondan yemeğe başladılar. Daha sonra ihramlı oldukları halde o hayvandan yedikleri hususunda şüpheye düştüler. Bu sebeple biz de kalkıp gittik. Ben eşeğin kolunun pazusunu beraberimde saklamıştım. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e yetiştik. Ona bu durum hakkında sorduk, o: Beraberinizde ondan bir şey var mı, diye sordu. Ben de ona pazusunu uzattım, o da ihramlı olduğu halde etleri dişleri ile sıyırıncaya kadar yemesine devam etti." Bu hadise dair yeterli açıklamalar daha önce Hac bölümünde(1822.hadisin şerhinde) geçmiş bulunmaktadır.
Cafer b. Amr b. Umeyye'den rivayete göre babası Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i bir bıçak ile elinde bulunan bir koyun'un kürek kemiğinden et keserken görmüştür. Bu arada namazı kıldırmak üzere davet olundu. Eti de kendisi ile kestiği bıçağı da bıraktı, sonra da abdest almaksızın kalkıp namaz kıldı. Hadis daha önce Taharet (temizlenmek) bölümünde (208.hadis olarak) şerh edilmiş olarak geçmiştir.
Ebu Hureyre r.a.'den, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir yemeği asla ayıplamış değildir. Eğer canı onu çekerse ondan yemiştir, eğer ondan hoşlanmamışsa onu terk etmiştir."
Rivayet zinciri: Buhârî Muhammed b. Kesîr Süfyân A'meş Ebû Hâzim Ebû Hureyre
Ebu Hazım'dan rivayete göre o Sehl'e: "Siz Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem zamanında iyice elenmiş un görmüş müydünüz, diye sordu. Sehl: Hayır dedi. Peki arpayı elekten geçirir miydiniz? O, hayır. Fakat biz ona üflerdik, demiştir. " Bu Hadis Hadis 5413 numara ile gelecektir.
Rivayet zinciri: Buhârî Saîd b. Ebû Meryem Ebû Gassân Ebû Hâzim
Ebu Hureyre radiyallahu anh'den, dediki: "Bir gün Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ashabı arasında bir miktar hurmayı böıüştürdü. Herkese yedi tane hurma verdi. Bana birileri ağacında olgunlaşmamış, korukalmak üzere yedi tane hurma verdi. Aralarında ondan daha çok beğendiğim hurma olmadı. Ağzımda çabucak erimedi. Onu çiğnedim durdum." Bu Hadis 5441 ve aynı rakam ile mükerrer 5441 numara ile gelecektir.
Sa'd'den, dedi ki: "Ben kendimi Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte yedinin yedincisi olarak görmüşümdür. Selem denilen dikenli bir çöl ağacı yapraklarından başka yiyecek bir şeyimiz yoktu. Öyle ki birimiz tıpkı bir koyun gibi def-i hacette bulunurdu. Daha sonra Esed oğulları kalkmış bana İslam'a dair bilgi öğretiyorlar. Eğer (onlara kaldıysam) zarara uğramış, amellerim boşa çıkmış demektir."
Rivayet zinciri: Buhârî Abdullah b. Muhammed Vehb b. Cerîr Şu'be İsmâil Kays Sa'd
Ebu HazimIden, dedi ki: "Sehl b. Sa'd'a sordum ve: RasuluIlah Sallallahu Aleyhi ve Sellem beyaz undan yapılmış ekmek yedi mi, dedim. Sehl dedi ki: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Allah'ın kendisine Nebilik verdiği zamandan Allah onun ruhunu kabzettiği vakte kadar beyaz undan yapılmış ekmek görmedi bile. Ebli Hazim dedi ki: Peki RasuluIlah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in döneminde sizin elekleriniz var mıydı, diye sordum. Sehl: RasuluIlah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Allah'ın kendisine Nebilik verdiği zamandan Allah ruhunu kabzettiği vakte kadar elek görmedi, dedi. Ebli Hazim dedi ki: Peki, siz elenmeden arpa (ekmeğini) nasıl yerdiniz, diye sordum, o: Arpayı öğütür ve ona üflerdik. Uçan uçar, geriye kalanı ise yoğurarak yerdik, dedi."
Rivayet zinciri: Buhârî Kuteybe b. Saîd Ya'kûb Ebû Hâzim
Ebli Hureyre r.a.'dan rivayete göre o önlerinde kebap yapılmış bir koyun bulunan topluluğun yanından geçti. Onu da davet ettiler. Fakat o yemek tekliflerini kabul etmeyerek: "RasuluIlah Sallallahu Aleyhi ve Sellem karnı arpa ekmeğinden doymadığı halde dünyadan çıkıp gitti, dedi."
Enes b. Malik r.a.'den, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ne masa üzerinde, ne sukurrece (denilen tepsi ve tabak) içinde yemek yedi, ne onun için halis buğday unundan inceltilmiş ekmek pişirildi. Ben (Yunus) Katade'ye: Peki, ne üzerinde yerlerdi, diye sordum. Katade: Sofralar üzerinde, diye cevap verdi."
Rivayet zinciri: Buhârî Abdullah b. Ebi'l-Esved Muâz babam Yûnus Katâde Enes b. Mâlik
Aişe r.anha'dan, dedi ki: "Muhammed Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Medine'ye geldiğinden itibaren ruhu kabzedilinceye kadar onun hanımlarının karınıarı peş peşe üç gün buğday ekmeğinden doymuştur." Bu Hadis 6454 numara ile gelecektir.
Rivayet zinciri: Buhârî Kuteybe Cerîr Mansûr İbrâhîm Esved Âişe
Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in zevcesi Aişe r.anha'dan rivayete göre: Yakınlarından birisi öldüğü için kadınlar bu amaçla toplanıp bir araya geldikten sonra -onun akrabaları ve özel yakınları dışında- dağıldıklarında bir çömlek içinde bir telbıne bulamacı pişirilmesini emretti. Daha sonra da tirit yapıldı. Telbine onunüzerine döküldükten sonra: Bundan yiyiniz dedi. Çünkü ben Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i: Telbine bulamacı hastanın kalbini rahatlatır ve kederin bir kısmını da giderir, diye buyururken dinlemişimdir. " Bu Hadis 5689 ve 5690 numara ile gelecektir.
Ebu Musa el-Eş'ari'den rivayete göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Erkeklerden pek çok kişi kemale ermiştir. Kadınlardan ise İmran'ın kızı Meryem, Firavun'un karısı Asiyelden başka kimse kl?male ermemiştir. Aişe'nin diğer kadınlara üstünlüğü ise tiridin diğer yemeklere olan üstünlüğü gibidir."
Enes r.a.'den rivayete göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Aişe'nin diğer kadınlara üstünlüğü tiridin diğer yemeklere olan üstünlüğü gibidir."
Rivayet zinciri: Buhârî Amr b. Avn Hâlid b. Abdullah Ebû Tuvâle Enes (b. Mâlik)
Enes r.a.'dan, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte terzi olan bir azadlısının yanına girdik. Bu terzi, onun önüne içinde tirid bulunan bir tencere getirdi. (Enes) dedi ki: Sonra da işine döndü. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem kabakları araştırmaya koyuldu. (Enes) dedi ki: Ben de kabakları araştırmaya ve bulduklarımı önüne koymaya koyuldum. (Enes) dedi ki: İşte bundan sonra kabağı hep seviyorum."
Katade'den, dedi ki: "Biz Enes b. Malik r.a.'ın yanına giderdik. Onun ekmekçisi ayakta iken dedi ki: Yiyiniz, ben Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in Allah'ın huzuruna çıkıncaya kadar inceltiimiş ne bir beyaz ekmek gördüğünü, ne de gözleri ile tüyleri sıcak suyla izale edilmiş kızartılmış bir koyun gördüğünü bilmiyorum, dedi."
Rivayet zinciri: Buhârî Hüdbe b. Hâlid Hemmâm b. Yahyâ Katâde
Cafer b. Amr b. Umeyye ed-Damrı'den, o babasından dedi ki: "Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in bir koyunun kürek kemiğinden et keserek yediğini gördüm. Sonra namaza çağrıldı, ayağa kalktı, bıçağı bıraktı ve abdest almadan namaz kıl(dır)d!." باب: ما كان السلف يدَّخرون في بيوتهم وأسفارهم، من الطعام واللحم وغيره. 27. SELEFİN EVLERİNDE VE YOLCULUKLARINDA YİYECEK ET VE DAHA BAŞKA ŞEYLERİ SAKLAMALARI وقالت عائشة وأسماء: صنعنا للنبي صلى الله عليه وسلم وأبي بكر سفرة. Aişe ve Esma dedi ki: Biz Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile Ebu Bekr'e (hicretIerinde) bir sofra ve azık hazırladık, demişlerdir […]
Abdurrahman b. AbisIten, o babasından şöyle demiştir: "Ben Aişe'ye: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in, kurbanlık etlerinin üç günden sonra yenilmelerini yasakladığı doğru mudur, diye sordum. O, şu cevabı verdi: Allah Rasulü bu işi sadece insanların açlık çektikleri bir yılda yapmıştı. Zenginin fakire yemek yedirmesini istemişti. Hiç şüphesiz bizler davar bacaklarını kaldırıp saklardık da (bayramdan) onbeş gün sonra onu yerdik. Ona: Sizi böyJe yapmaya mecbur eden ne idi, aiye soruldu, Aişe gülerek: Muhammed Sallallahu Aleyhi ve Sellemlin ali (aile halkı) o Allah'a kavuşuncaya kadar(arka arkaya) üç gün süre ile katığı da bulunan buğdayekmeğinden karınıarını doyurmuş değildirler. " Bu Hadis 5438, 5570 ve 6687 numara ile gelecektir.
Rivayet zinciri: Buhârî Haled b. Yahyâ Süfyân Abdurrahman b. Âbis babası
Cabir r.a.'den, dedi ki: "Bizler Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in döneminde hediyelik kurbanlıkların etlerini Medine'ye kadar azık edinirdik."
Rivayet zinciri: Buhârî Abdullah b. Muhammed Süfyân Amr Atâ Câbir
Enes b. Malik r.a.'den, dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Ebu Talha'ya: Sizin küçük çocuklarınızdan bana hizmet edecek küçük bir çocuk araştır, dedi. Ebu Talha beni arkasında terkisine bindirerek çıkarıp götürdü. Ben de Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ne zaman konakladıysa gider ona hizmet ederdim. Onun: Allah'ım, kederden, üzüntüden, acizlikten, tembellikten, cimrilikten, korkaklıktan, ağır borç yükünden ve erkeklerin galip gelmesinden sana sığınırım, duasını çokça yaptığını işitir dururdum. Bu şekilde Hayber'den dönünceye kadar ona hizmet edip durdum. Hayber'den kendisi için ayırmış olduğu Huyey'in kızı Safiye ile döndü. Ben onun Safiye için arkasında bir aba ya da bir örtü ile yer hazırladığını, sonra da onu arkasına, terkisine bindirdiğini gördüm. Nihayet es-Sahba denilen yere vardığımızda deriden sofralar üzerinde Hays denilen yemeği hazırlattı. Sonra beni gönderdi, ben de birtakım adamları davet ettim, onlar da gelip yemek yediler. Bu, Safiye ile evlenmesi (dolayısıyla) idi. Daha sonra Medine'ye doğru yoluna devam etti. Nihayet Uhud'u görünce: Bu bizi seven, bizim de kendisini sevdiğimiz bir dağdır, dedi, Medine'ye yaklaşınca da: Allah'ım, şüphesiz ben İbrahim'in Mekke'yi haram kıldığı gibi Medine'nin iki dağının arasını da haram kılıyorum. Allah'ım, (Medinelilerin) mudlerini ve sa'larını onlar için bereketli kıL."
Mücahid'den, dedi ki: "Bana Abdurrahman b. Ebi Leyla'nın tahdis ettiğine göre onlar Huzeyfe'nin yanında idiler. Huzeyfe kendisine su getirilmesini istedi. Bir Mecusi ona su getirdi. Mecusi bardağı Huzeyfe'nin eline verince onu fırlatarak: Eğer ona böyle yapmamasını bir ya da iki defa söylememiş olsaydım ... -Sanki: ... böyle yapmazdım, demek istiyordu.- Ama ben Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i şöyle buyururken dinledim: İnce ipek de, kalın ipek de giymeyiniz, altın ve gümüş kaplardan içmeyiniz. Bunlardan yapılmış tabaklarda da yemek yemeyiniz. Çünkü bunlar bu dünyada onların (kafirlerindir), ahirette de bizimdir." Bu Hadis Hadis 5632,5633,5831 ve 5837 numara ile gelecektir.
Rivayet zinciri: Buhârî Ebû Nuaym Seyf b. Ebû Süleymân Mücâhid Abdurrahman b. Ebû Leylâ
Ebu Musa el-Eş'arl r.a.'den, dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Kur'an okuyan mu'minin misali, kokusu da hoş, tadı da hoş olan portakala benzer. Kur'an okumayan mu'minin misali ise kokusu bulunmayan ve tadı da tatlı olan hurmaya benzer. Kur'an okuyan münafığın misali ise kokusu hoş, tadı acı olan reyhan, (fesleğen)e benzer. Kur'an'ı okumayan münafığın misali ise kokusu da olmayan, tadı da acı olan Hamala'ya (Ebu Cehil karpuzuna) benzer."
Rivayet zinciri: Buhârî Kuteybe Ebû Avâne Katâde Enes (b. Mâlik) Ebû Mûsâ el-Eş'arî
Enes r.a.'den rivayete göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Aişe'nin kadınlara üstünlüğü, tiridin diğer yemeklere üstünlüğü gibidir."
Rivayet zinciri: Buhârî Müsedded Hâlid Abdullah b. Abdurrahman Enneh Enes (b. Mâlik)
Ebu Hureyre r.a.'den rivayete göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Yolculuk azaptan bir parçadır. Sizden herhangi birinizin uykusunu ve yemek yemesini engeller. Bu sebeple yolcu yolculuğundan maksadını gerçekleştirecek olursa ailesinin yanına dönmekte acele etsin."
Rivayet zinciri: Buhârî Ebû Nuaym Mâlik (b. Enes) Sümâ Ebû Sâlih Ebû Hureyre
Kasım b. Muhammed'den, dedi ki: "Berire hususunda üç tane sünnet (hüküm) ortaya çıkmıştı:Aişe onu satın alıp hürriyetine kavuşturmak istemişti; ama onun sahipleri, ve!a hakkı bizim olsun demişlerdi. Aişe bunu Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e aktarınca, o: Arzu edersen onların lehine bu şartı koşabilirsin. Çünkü vela ancak kim hün-iyete kavuşturursa onundur, diye buyurdu. Kasım dedi ki: Berire hürriyetine kavuşturulduktan sonra kocasının nikahı altında kalmakta yahut ondan ayrılmakta muhayyer (serbest) bırakıldı. (Üçüncüsüne gelince) Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir gün Aişe'nin evine girdi. O sırada ateşin üzerinde kaynayan bir tencere vardı. Allah Rasulü kendisine kuşluk vakti yemeğinin getirilmesini istedi. Önüne ekmek ve evdeki Ben (ateş üzerinde pişen) et görmemiş miydim, diye sordu. Onlar: Doğrudur ey Allah'ın Rasulü! Fakat o et Berıre'ye sadaka olarak verilmişti, o da bize onu hediye etmişti, diye buyurdular. Bu sefer Allah Rasulü: 0, ona verilmiş bir sadakadır, bize de hediyedir, diye buyurdu." Katık anlamı verilen "el-edm" kelimesi, "idam"in çoğuludur.
Rivayet zinciri: Buhârî Kuteybe b. Saîd İsmâil b. Ca'fer Rebî'a el-Kâsim b. Muhammed
Aişe r.anha'dan rivayete göre o: "Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem helvayı ve balı severdi" demiştir.
Rivayet zinciri: Buhârî İshâk b. İbrâhîm el-Hanzalî Ebû Üsâme Hişâm babam Âişe
Ebu Hureyre r.a.'den, dedi ki: "Mayalı ekmek bulamadığım, ipek giyinmediğim, filan erkeğin ve filan cariyenin bana hizmet etmediği zamanlarda karın tokluğu için Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanından ayrılmazdım. (Açlıktan) karnımı yere yapl!itırırdım, beni evine alıp götürür ve bana yemek yedirir ümidi ile bildiğim bir ayeti bir başka adamdan bana okumasını (öğretmesini) isterdim. Yoksullara kar!il da insanların en hayııolısı Cafer b. Ebi Talib idi. O bizi alır, götürür ve evinde ne varsa bize yedirirdi. Hatta bize içinde hiçbir şey bulunmayan küçük bir kırbayı […]
Enes r.a.'den rivayete göre "Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem terzi olan bir azadlısının yanına gitmişti. Önüne kabak yemeği getirildi, Allah Rasulü kabağı yemeğe başladı, ben de Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i kabağı (severek) yerken gördüğümden beri kabağı severim."
Rivayet zinciri: Buhârî Amr b. Ali Ezher b. Sa'd İbn Avn Sümâme b. Enes Enes (b. Mâlik)
Ebu Mes’ud el-Ensari’den dediki: Ensar arasında Ebu Şuayb diye Anılan bir adam vardı. Bu adamın da kasap bir kölesi vardı. Kölesine: Bana Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i da beşinci kişi olarak davet edeceğim şekilde bir yemek hazırla, dedi. Adam Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i beşin beşincisi olarak davet etti. Bunların arkasına bir kişi daha takıldı. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem (ev sahibine): Sen bizi beşin beşincisi olarak davet ettin. Bu adam da arkamızdan geldi. Arzu edersen ona izin verirsin, arzu edersen onu dışarıda bırakırsın, diye buyurdu. Adam: Hayır, ona izin verdim, diye cevap verdi." Hadisten Çıkarılan Sonuçlar Hadisten pek çok sonuç çıkarblmıştır: 1- Kasaplık mesleğini icra ederek kazanç sağlamak caizdir. 2- Mesleği olan kölenin gücü yettiği şekilde çalıştırılması ve o meslekten kazandıklarından yararlanmak da caizdir. 3- Misafirlik meşrudur ve misafir edilmeye ihtiyacı olan kimselerio. misafir edilmesi de tekiden müstehaptır. 4- Başkasına yemek hazırlayan bir kimse, yemeği o başkasına göndermek ile onu evine davet etmek arasında muhayyerdir. 5- Bir kimse bir başkasını ziyafete davet etmiş ise, onunla birlikte özel arkadaşlarının ve onun meclis arkadaşlarının bulunduğunu görürse, o kimseleri de davet etmesi müstehaptır. 6- Hadiste geçen: "Ben onun yüzünden aç olduğunu anladım" ifadesi dolayısıyla, delil e göre hüküm verilebilir. 7- Ashab-ı kiram onun bereketinden yararlanmak ümidiyle Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yüzüne uzun uzun bakarlardı, ama aralarında -Müslim'in naklettiği rivayette Amr b. el-As 'ın açıkça ifade ettiği gibi- utancından, hayasından ötürü uzun süre yüzüne bakamayanlar da vardı. 8- Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bazı hallerde açlık çekerdi. 9- İmamın, soylu birisinin, yaşça büyük bir kimsenin, kendilerinden daha aşağı mertebede bulunanların davetlerini kabul edip, kasaplık gibi pek üstün olmayan meslek sahiplerinin yemeklerinin yenilebileceği de belirtilmektedir. 10- Bu gibi meslekleri icra etmek hoşlanılmayan şeylerden sakınan kimselerin değerini düşürmediği gibi, sırf bu meslekleri icra ediyorlar diye bu meslek sahiplerinin şahit1iği de düşmez. 11- Bir topluluk için ziyafet yemeği hazırlayan bir kimsenin daha fazlasına gücü yetmiyor ise onlara yetecek kadar yemek hazırlaması ve o miktardan daha aşağısını -bir kişinin yemeği iki kişiye yeter prensibine dayanarak- hazırlamaması gerekir. 12- Belli bir niteliğe sahip bir topluluk eğer ziyafete davet edilmiş ise daha sonra da davet esnasında kendileri ile beraber olmayan bir kişi ile karşı karşıya kalırlarsa bu şahıs o davetin genel çerçevesine girmez. 13- Yapılan davete davetsiz olarak katılan bir kimseyi davet sahibi dışarıda İUtmakta muhayyerdir. Davet sahibinin izni olmadan içeri girerse onu dışarı çıkartabilir. 14-Davetsiz olarak katılan bir kimse derhal bu katılımdan alıkonulmaz. Çünkü bu adam Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in peşinden gitmiş ve davet sahibinin gönül hoşluğuyla ona izin vermesi ihtimali dolayısıyla onu geri çevirmemiştir. 15- Bu hadisin davetsiz misafirliğin caiz oluşu konusunda asıl bir dayanak olarak alınması gerekir. Ama buna ihtiyacı olan kimseler için de kayıtlanması gerekir. 16- Hadis ayrıca ziyafete davet olunan kimsenin davet edenin, bu işe razı olduğunu bilmesi hali dışında, başkasını peşine takmamasına ve bu durumda davetsiz misafirin haram yemiş olacağına da delil gösterilmiştir. 17- Davet edilen bir kimse eğer kendisi ile beraber gelenlerden bir kişiye izin vermeyecek olursa, kendisi daveti kabul etmemezlik etmez. Müslim'in, Enes'in rivayet ettiği: "Farslı birisi güzel sulu yemek yapardı. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e bir yemek hazırlayıp, onu o yemeğe davet etti. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Aişe'yi göstererek: Bu da mı deyince, adam hayır dedi. Bu sefer Nebi de: (O halde ben de) hayır (diyorum) diye buyurdu." hadisine gelince, buna da şöyle cevap verilir: Orada davet bir ziyafete değildi. Farisi sadece bir kişiye yetecek kadarıyla yemek hazırlamıştı. Eğer Aişe'nin de gelmesine izin verecek olursa, Nebie yetmeyeceğinden korkmuştu. Muhtemelen aradaki fark şu da olabilir: Aişe davetsiz misafirden farklı olarak, davetin yapıldığı esnada hazır bulunuyordu. 18- Bu gibi durumlarda kendisinden izin istenen kişinin Ebu Şuayb'in yaptığı şekilde sonradan davetsiz olarak gelene izin vermesi gerekir. Böyle bir iş de mekarim-i ahlaktandır.
Rivayet zinciri: Buhârî Muhammed b. Yûsuf Süfyân A'meş Ebû Vâil Ebû Mes'ûd el-Ensârî
Enes radıyallShu anh'dan, dedi ki: "Ben Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte yürüyen bir genç idim. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem terzi bir azadlısının yanına girdi. O da içinde yemek bulunan ve üzerinde kabak parçaları olan bir yemeği n bulunduğu bir kap getirdi. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem kabakları araştırmaya koyuldu. Enes dedi ki: Onun böyle yaptığını görünce ben de kabakları önünde toplamaya Başladım. (Enes) dedi ki: Azadlı köle de işine devam etti. Enes dedi ki: sonra ben de kabağı hep sevmişimdir. "
Enes b. Malik r.a.'den rivayete göre "Bir terzi hazırladığı bir yemeğe Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i davet etmişti. Ben de Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte gittim. Önüne arpa ekmeği ve içinde kabak taneleri ile kurutulmuş et bulunan sulu bir yemek getirildi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yemek kabının köşe bucağından kabak tanelerini aldığını gördüm. İşte o günden itibaren kabağı hep severim."
Enes radiyallahu anh'dan, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e içinde kabak taneleri ve kurutulmuş et bulunan sulu bir yemek getirildiğini gördüm. Onun kabak tanelerini seçerek yediğini gördüm."
Rivayet zinciri: Buhârî Ebû Nuaym Mâlik b. Enes İshâk b. Abdullah Enes (b. Mâlik)
Aişe radıyallahu anha'dan, dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem O işi (kurban etlerinin üç günden fazla saklanmasını yasaklaması) ancak insanların açIıkla karşılaştığı bir senede yapmıştı. Böylelikle zenginlerin fakirlere yedirmesini murad etmişti. Bizler ise (daha sonra) hiç şüphesiz davar bacaklarını onbeş gün sonrasına saklardık. Muhammed Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in aile halkı üç gün üst üste katıklı buğdayekmeğinden karınıarını doyurmuş değillerdir." باب: من ناول أو قدَّم إلى صاحبه على المائدة شيئاً. 38. SOFRA ÜZERİNDE ARKADAŞINA ELDEN ELE BİR ŞEY UZATAN YAHUT TAKDİM EDEN KİMSE قال: وقال ابن المبارك: لا بأس أن يناول بعضهم بعضاً، ولا يُنَاوَلُ من هذه المائدة إلى مائدة أخرى. İbnu'l-Mübarek dedi ki: Sofradakilerin birbirlerine elden ele bir şey uzatmalarında bir sakınca yoktur. Ama bu sofradan diğer sofraya elden ele bir şey uzatmaz […]
Rivayet zinciri: Buhârî Kabîsa Süfyân Abdurrahman b. Âbis babası Âişe
Enes b. Malik r.a.'den, dedi ki: "Bir terzi hazırladığı bir yemeğe Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i davet etmişti. Enes dedi ki: Ben de o yemeğe Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte gittim. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e arpa ekmeği ve içinde kabak taneleri ve kurutulmuş et bulunan sulu bir yemek ikram edildi. Enes dedi ki: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in tabağın etrafındaki kabak tanelerini ayıkladığını gördüm. İşte o günden bu yana ben de kabağı hep severim." Sümame, Enes'ten: "Ben de kabak tanelerini önüne toplamaya başladım" dediğini eklemiştir.
Abdullah b. Cafer b. Ebi Talib r.a.'dan, dedi ki: "Ben Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i olgunlaşmış taze hurma ile birlikte acur yerken gördüm. " Bu Hadis 5447 ve 5449 numara da da geçior […]
Ebu Osman'dan, dedi ki: "Ebu Hureyre r.a.'e yedi gün misafir oldum. Kendisi, hanımı ve hizmetçisi, biri diğerinin arkasında, her biri gecenin üçte birinde nöbetleşiyordu. Biri namaz kılıyor, sonra ötekini uyandırıyordu. Onu: Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir defa ashabı arasında bir miktar hurma bölüştürdü. Bana birisi adi hurmadan olmak üzere yedi hurma isabet etmişti, derken dinledim."
Rivayet zinciri: Buhârî Müsedded Hammâd b. Zeyd Abbâs el-Cüreyrî Ebû Osman
(Mükerrer no)- Ebu Hureyre r.a.'dan şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir miktar hurmayı aramızda böıüştürdü. Bana ondan dört hurma ve biri de haşefe (bayağı hurma) olmak üzere beş tane isabet etmişti. Sonradan bu haşefenin dişim arasında en çok dayanan hurma olduğunu gördüm." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Nöbetleşiyorlardı" yani gece namazına nöbetle kalkıyorlardJ. "Üçte birler halinde" yani onlardan her birisi gecenin üçte birinde namaz kılıyordu. Önce başlayan, üçte birini bitirdikten sonra diğerini uyandırırdJ. "Haşefe" bayağı hurma demektir. Haşef de hurmanın bayağı olanlarına denilir […]
Rivayet zinciri: Buhârî Muhammed b. es-Sabbâh İsmâil b. Zekeriyyâ' Âsım Ebû Osman Ebû Hureyre
Aişe r.anha'dan, dedi ki: "Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem vefat ettiğinde biz esvedeyn (iki siyah) adını verdiğimiz kuru hurma ile suya doymuştuk."
Cabir b. Abdullah r.a.'dan, dedi ki: "Medine'de bir Yahudi vardı. Bu bana hurmaların toplanma zamanına kadar kuru hurma satardı. Rume yolu üzerindeki arazi de Cabir'e aitti. Bir sene bu hurma bağımız alışılmış şekilde meyve vermedi. Mahsulleri toplama zamanında o Yahudi yanıma geldi. O mahsullerinden ona verecek bir şey bulamadığımdan gelecek seneye kadar bana mühlet vermesini istemeye koyuldum, o ise bunu kabul etmiyordu. Benim bu durumum Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e haber verilince, o da ashabına: Kalkın, yahudiden Cabir'e mühlet vermesini isteyelim, dedi. Ben hurma ağaçlarımın arasında iken yanıma geldiler. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Yahudi ile konuşmaya koyuldu. Ancak Yahudi: Ya Ebu'l-Kasım, ona mühlet vermiyorum, diyordu. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bunu görünce kalkıp hurma ağaçları arasında dolaştı. Daha sonra onun yanına gelip tekrar onunla konuştu. Yahudi yine kabul etmedi. Kalktım, az miktarda taze olgun hurma getirdim ve onu Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in önüne koydum. Nebi yedikten sonra: Ey Cabir, senin çardağın nerede, diye sordu. Ben de ona söyledim. Allah Rasulü: Çardağın altında bana bir yaygı ser, dedi. Ben de ona yaygı serdim. Allah Rasulü çardağın altına girip biraz uyuduktan sonra uyandı. Ona bir avuç daha taze hurma getirdim, ondan da bir miktar yedi. Sonra kalkıp yine Yahudi ile konuştu. Yahudi yine kabul etmedi. Allah Rasulü ikinci bir defa hurmalıklar arasında dolaştı. Sonra: Ey Cabir, hurma devşir ve borcunu öde, diye buyurdu. Allah Rasulü de toplanan hurmaların başında durdu. Ben ağaçlardan onun borcunu ödeyecek kadarını topladığım gibi ondan bir miktar daha arttı. Çıkıp Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına geldim ve ona müjdeyi verdim. Allah Rasulü: Şehadet ederim ki ben Allah'ın Rasulüyüm, diye buyurdu." Areşe ve arlş (hadiste çardak) yapı demektir. İbn Abbas dedi ki: "Ma'ruşat"(En'am, 141) üzüm asması ve diğer ağaçlardan çardaklı olanlar demektir. "Urlişuha" da yapıları, binaları demektir.
Abdullah b. Ömer r.a.'dan, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in huzurunda oturuyor iken ona bir hurma ağacının cummarı getirildi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Öyle ağaçlar vardır ki, bereketleri müslümanın bereketi gibidir, diye buyurdu. Ben onun hurma ağacını kastettiğini anladım. Ey Allah'ın Rasulü o hurma ağacıdır, demek istedim. Fakat etrafıma bakınınca on kişinin onuncusu ve en gençleri olduğumu gördüm, bu sebeple sustum. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: O hurma ağacıdır, diye buyurdu." Buna dair yeterli açıklama İlim bölümünde (72 nolu hadiste) var. Başlığın özellikle cummar yemek hakkında olmasına dair açıklamalar da Buyu’ bölümünde (2209 nolu hadiste) var.
Rivayet zinciri: Buhârî Ömer b. Hafs b. Giyâs babam A'meş Mücâhid Abdullah b. Ömer
Amir b. Sa'd'dan, o babasından, dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Her kim sabahleyin yedi acve hurması yiyecek olursa o gün ona ne bir zehir, ne de bir sihir zarar verebilir. " İleride 5768,5769 ve 5779 numara ile geçiyor Acve ile ilgili hadise dair açıklamalar yüce Allah'ın izniyle Tıb bölümünde (5769 nolu hadiste) gelecektir.
Rivayet zinciri: Buhârî Cüm'a b. Abdullah Mervân Hâşim b. Hâşim Âmir b. Sa'd babası
Cebele b. Suhaym'den, dedi ki: "İbn ez-Zübeyr ile birlikte iken bize bir kıtlık senesi gelip çattı. o bize geçinmek üzere hurma verdi. Abdullah b. Ömer biz yerken yanımızdan geçiyor ve: Hurmaları ikişer ikişer yemeyiniz. Çünkü Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ikişer ikişer yemeği nehyetmişti, diyordu. Sonra da: Kişinin kardeşinden (bu maksatla) izin alması hali müstesnadır, diyordu." Şu'be dedi ki: İzin İbn Ömer'in kendi sözlerindendir.
Rivayet zinciri: Buhârî Âdem Şu'be Cebele b. Suhaym
Abdullah b. Cafer'den, dedi ki: "Ben Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i olgun taze hurmayı acur ile birlikte yerken gördüm."
Rivayet zinciri: Buhârî İsmâil b. Abdullah İbrâhîm b. Sa'd babası Abdullah b. Ca'fer
İbn Ömer r.a.'den, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Ağaçlardan öyle bir ağaç vardır ki Müslüman gibi (bereketli)dir. Bu da hurma ağacıdır." KİTABU’L-ET’İME EK SAYFA – 1859-5 باب: جمع اللونين أو الطعامين بمَرَّة. 47. İKİ ÇEşİT (MEYVEY)İ YA DA İKİ ÇEşİT YEMEĞİ BİR ARADA YEMEK […]
Rivayet zinciri: Buhârî Ebû Nuaym Muhammed b. Talha Zübeyd Mücâhid İbn Ömer
Abdullah b. Cafer r.a.'dan, dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i olgun taze hurma ile birlikte acur yerken gördüm."
Rivayet zinciri: Buhârî İbn Mukâtil Abdullah İbrâhîm b. Sa'd babası Abdullah b. Ca'fer
Enes r.a.'den rivayete göre "Annesi Ümmü Suleym bir mud arpa alarak onu kalınca öğüttü. Onun bir kısmını süt bulamacı yaptı. Yanındaki bir yağ tulumundan bir miktar da yağ sıktı. Sonra beni Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gönderdi. Onun yanına -ashabı ile birlikte iken- varıp onu davet ettim. Allah Rasulü: Beraberimdekiler de mi diye sordu. Ben de anneme gelip: Beraberimdekiler de mi, diyor dedim. Ebu Talha onu karşılamaya çıktı ve: Ey Allah'ın Rasulü, bu Ümmü Suleym'in yaptığı az bir yemektir, dedi. Allah Rasulü içeri girdi, Ümmü Suleym'in yaptığı yemek getirildi. Allah Rasulü: Yanıma on kişi al, diye buyurdu. O on kişi içeri alındı ve doyuncaya kadar yediler. Daha sonra: Yanıma on kişi al, diye buyurdu, onlar da içeri girip doyuncaya kadar yediler. Tekrar: Yanıma on kişi al, diye buyurdu ve nihayet toplam saydıkları kırk kişiyi buldu. Daha sonra Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem yedi ve sonra kalktı." (Enes dedi ki): "Ben acaba ondan birşey eksildi mi, diye bakmaya koyuldum."
Abdulaziz'den, dedi ki: "Enes'e: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den sarımsak hakkında ne söylediğini dinledin, diye soruldu. O şöyle dedi: Kim (bundan) yerse asla mescidimize yaklaşmasın, diye buyurdu."
Rivayet zinciri: Buhârî Müsedded Abdülvâris Abdülazîz Kîl L'enes
Ata'dan rivayete göre Cabir b. Abdullah r.a. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu söylemiştir: "Kim bir sarımsak yahut soğan yerse bizden uzak dursun ya da mescidimizden uzak kalsın, diye buyurdu."
Cabir b. Abdullah'tan, dedi ki: "Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte Merru'z-Zahran'da idik. Biz kebas topluyorduk. O bize: Onun kararmış olan meyvesini toplamaya bakınız. Çünkü o ey tab (daha hoş ve lezzetli) dir, diye buyurdu. Sen koyun otlatıyor muydun, diye sorulunca, o: Evet, koyun otlatmamış bir nebi var mıdır ki, diye sordu."
Rivayet zinciri: Buhârî Saîd b. Ufeyr İbn Vehb Yûnus İbn Şihâb (ez-Zührî) Ebû Seleme Câbir b. Abdullah
Suveyd b. en-Numan'dan, dedi ki: "Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte Hayber'e çıktık. es-Sahba denilen yere varınca Allah Rasulü yiyecek getirilmesini istedi. Sevikten başka bir şey getirilmedi. Biz de yedik. Allah Rasulü namaza kalkınca ağzını çalkaladı, biz de çalkaladık."
Rivayet zinciri: Buhârî Ali Süfyân Yahyâ b. Saîd Büşeyr b. Yesâr Süveyd b. en-Nu'mân
Yahya dedi ki: Ben Buşeyr'i şöyle derken dinledim: "Bize Suveyd tahdis etti: Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile Hayber'e çıktık. es-Sahba denilen yere varınca -Yahya dedi ki: Burası Hayber'den yarım günlük bir mesafededir- yemek getirilmesini istedi. Ona sevikten başka bir şey getirilmedi. Biz de ağızlarımızia onu çiğnedik ve ondan bir kısım yedik. Daha sonra da bir su getirilmesini emir buyurdu, ağzını çalkaladı. Onunla birlikte biz de çalkaladık. Sonra abdest almaksızın bize akşam namazını kıldırdı."
Rivayet zinciri: Buhârî Yahyâ Büşeyr Süveyd
İbn Abbas r.a.'dan rivayete göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Sizden herhangi bir kimse yemek yedikten sonra elini (parmaklarını) yalamadıkça yahut yalatmadıkça silmesin" diye buyurdu.
Rivayet zinciri: Buhârî Ali b. Abdullah (el-Medînî) Süfyân Amr b. Dînâr Atâ İbn Abbâs
Cabir b. Abdullah r.a.'dan rivayete göre; o (hadisi Cabir'den rivayet eden Said b. el-Haris) kendisine ateşin değdiği ve böylece pişmiş şeylerden yemekten ötürü abdest alınıp alınmayacağına dair soru sordu. Cabir: Hayır. Çünkü biz Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem zamanında bu tür yiyeceklerden ancak çok az bir şey bulabiliyorduk. Bizler bu gibi yiyecek şeyleri bulduğumuz vakit de mendillerimiz yoktu. Bulabildiğimizle sadece ellerimizi siliyor idik. Sonra da abdest almaksızın namaz kılardık, diye cevap verdL"
Ebu Umame'den rivayete göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem yemeğini yiyip sofrasını kaldırınca: الحمد لله كثيراً طيباً مباركاً فيه، غير مكفيٍّ ولا مُودَّع ولا مُستغنًى عنه، ربنا "El-hamdulillahi kesiren tayyiben mubareken fihi ğayra mekfiyyin ve la muveddain ve la müstağnen anhu Rabbena: diye dua ederdi." --- Dua'nın meali: Çok temiz, bereketli, kafi görülmeyen ve terk olunmayan, kendisinden de müstağni kalınmayan bir hamd ile Allah'a hamd olsun, Rabbimiz, --- Bu hadis 5459 numara dada geçiyor […]
Rivayet zinciri: Buhârî Ebû Nuaym Süfyân Sevr Hâlid b. Ma'dân Ebû Ümâme
Ebu Umame'den rivayete göre "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem yemeğini bitirdi mi -ravi bir defasında: Yemeğini kaldırdı mı, dedi- şöyle dua ederdi: Elhamdulillahillezi kefana ve ervana gayra mekfiyyin ve la mekfurin -bir defasında da: leke'l-hamdu Rabbena gayra mekfiyyin ve la muveddain ve la müstağnen Rabbena demiştir.-: --- Meali: Bize kifayetiyle rızık veren, bizi susuzluktan kurtarıp sulayan Allah'a, kafi görülmeyecek ve nimeti inkar olunmayacak bir hamd ile Allah'a hamdolsun. -Bir seferinde de: Rabbimiz hamd sanadır. Kafi görülmeyerek ve terk olunmayarak ve müstağni olunmayarak yapılan hamd yalnız sanadır Rabbimiz, demiştir."
Rivayet zinciri: Buhârî Ebû Âsım Sevr b. Yezîd Hâlid b. Ma'dân Ebû Ümâme
Ebu Hureyre r.a.'den rivayete göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Sizden birinize hizmetçisi yemeğini getirecek olursa, kendisi ile beraber oturtmasa bile ona bir ya da iki çiğnemlik yahut bir ya da iki lokma uzatıversin. Çünkü hizmetçi onun sıcaklığını hissetmiş ve hazırlığını bizzat yapmıştır."
Rivayet zinciri: Buhârî Hafs b. Ömer Şu'be Muhammed Hû b. Ziyâd Ebû Hureyre
Ebu Mes'ud el-Ensari'den, dedi ki: "Ensardan Ebu Şuayb künyeli bir adam vardı. Bunun da kas ap bir kölesi vardı. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ashabı ile birlikte iken Nebiin yanına geldi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yüzünden aç olduğunu anladı. Kasap kölesine giderek: Bana beş kişiye yetecek kadar az bir yemek hazırla, dedi. Belki Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i beş kişinin beşincisi olarak davet ederim. Adam da ona az miktarda bir yemek hazırladı. Daha sonra adam Nebiin yanına gidip onu yemeğe davet etti. Onlara, davet edilmeyen bir adam daha katıldı. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Ey Ebu Şuayb, bir adam bizimle beraber geldi. Dilersen ona izin verirsin, dilersen vermezsin, dedi. Adam: Hayır, ona izin veriyorum, dedi."
Rivayet zinciri: Buhârî Abdullah b. Ebi'l-Esved Ebû Üsâme A'meş Şakîk Ebû Mes'ûd el-Ensârî
Cafer b. Amr b. Umeyye'den rivayete göre "Babası Amr b. Umeyye kendisine şunu haber vermiştir: O Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i elinde bulunan bir koyunun kürek kemiğinden et keserken görmüştür. Namaz kılmaya çağrılınca eti ve onunla kestiği bıçağı bıraktı, sonra abdest almaksızın kalkıp namaza durdu."
Enes b. Malik r.a.'dan rivayete göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Akşam yemeği konulup namaz için kamet getirilirse akşam yemeğini yemekle başlayınız."
Rivayet zinciri: Buhârî Mu'allâ b. Esed Vüheyb Eyyûb Ebû Kılebe Enes b. Mâlik
Nafi'den rivayete göre "İbn Ömer bir seferinde imamın namazdaki kıraatini işittiği halde, akşam yemeğini yemişti."
Rivayet zinciri: Buhârî Va'an Eyyûb Nâfi' İbn Ömer
Aişe r.anha'dan rivayete göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Namaz için kamet getirilip akşam yemeği de hazır ise önce akşam yemeğini yemekle başlayın."
Rivayet zinciri: Buhârî Muhammed b. Yûsuf Süfyân Hişâm b. Urve babası Âişe
Enes'ten, dedi ki: "Hicab meselesini insanlar arasında en iyi bilen benim. Ubey b. Ka'b bana bu hususta soru soruyordu. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Zeyneb bint Cahş ile yeni evlenmiş bir damat olarak sabahı etti. -Medine'de iken onunla evlenmişti.- Gün yükseldikten sonra insanları yemeğe davet etti. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem oturdu. Yemeğe gelen davetlilerin bir kısmı kalktıktan sonra bazı kimsele.r de onunla birlikte oturmaya devam etti. Nihayet Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ayağa kalktı ve Aişe'nin adasının kapısına varıncaya kadar yürüdü, ben de onunla beraber onunla beraber döndüm. Onların, oldukları yerde oturduklarını gördü. Bu sefer tekrar Aişe'nin adasının kapısına ulaşıncaya kadar geri döndü, ikinci defa ben gördük. Benimle kendisi arasına bir perde gerdi ve hicabı emreden buyruk nazil oldu."