Sümâme b. Abdullah b. Enes b. Mâlik
- Künye
- Ebû Ömer
- Nisbe
- el-Ensârî, el-Basrî, el-Kâdî
- Tabaka
- 4. tabaka
- Şehir
- Basra
- Vefat kaydı
- h. 110
- Cerh-ta'dîl
- sadûk (doğru sözlü)
Yaşadığı yerler: al-Basra. Doğum yeri: Medina.
Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış, kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir; eşleşmeyen yazımlar ayrı kayıt olarak kalabilir.
Enes r.a. şöyle demiştir: "Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) selam verdiğinde üç kere verirdi. Bir söz söylediğinde bunu üç kere tekrarlardı. Tekrar:
95,
6244Enes şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bir söz söylediğinde, sözü anlaşılsın diye üç kere tekrar ederdi. Bir topluluğa uğrayıp da selam verdiğinde üç kere selam verirdi." Diğer tahric: Tirmizi Edeb […]
Enes İbn Malik (r.a.)'den nakledilmiştir: "Ömer (r.a.) kıtlık dönemlerinde insanlar sıkıntıya düştüğü zaman Abbas İbn Abdülmuttalib ile tevessül ederek Allah'a yalvarır ve yağmur duasına çıkardı. O dua ederksn şöyle derdi: "Allah'ım, biz önceden Nebi Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile tevessül ederek / onu aracı kılarak senden yağmur isterdik. Şimdi de Nebi Efendimizin amcası ile sana tevessül ediyoruz. Ne olur bize yağmur lütfet!" İşte bu dua hürmetine insanlara yağmur lütfedilirdi. Tekrar:
371.
Sümame'nin naklettiğine göre, Ebu Bekir, Enes İbn Malik'e yazdığı bir mektupta şöyle demiştir: Bir yaşını doldurmuş bir deveyi zekat olarak vermesi gereken kimsede bu deve bulunmayıp da iki yaşında bir dişi deve bulunursa, zekat olarak bu deve kabul edilir. Fakat o kişiye, ya yirmi dirhem ya da iki koyun geri verilir. Zekat mükellefinde, bir yaşında dişi deve bulunmayıp da iki yaşında bir erkek deve bulunuyorsa bu da kabul edilir. Fakat bu durumda ona geri bir şey verilmez. Tekrar:
1450,
1451,
1453,
1454,
1455,
2487,
3106,
5878,
6955Sümame'nin Enes'ten naklettiğine göre, Ebu Bekir r.a. Enes r.a.'e Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in belirlediği zekat miktarları konusunda yazdığı bir mektubunda şöyle demiştir; "Verilecek zekat miktarı (artar ya da azalır) korkusu ile, zekatı verilmesi gereken hayvanlardan ayrı olarak bulunanlar bir araya getirilmez, toplu halde bulunanlar da ayırılmaz."
Ebü Bekir r.a. Enes r.a.'e Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in belirlediği zekat miktarları konusunda yazdığı bir mektubunda şöyle demiştir: "Zekat ortaklık malından verildiği zaman, ortaklar, paylarına göre birbirine rücu eder."
Enes'in naklettiğine göre, Ebu Bekir r.a., Enes r.a.'e Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in emrettiği zekat konusunda yazdığı bir mektubunda şöyle demiştir: "Vermesi gereken zekat, dört yaşını doldurmuş bir dişi deve olup da, yanında böyle bir deve yerine, üç yaşını doldurmuş bir dişi deve bulunan kimseden, mükellef için daha kolay ise, bu deve ile birlikte iki koyun veya yirmi dirhem zekat olarak kabul edilir. Vermesi gereken zekat, üç yaşını doldurmuş bir dişi deve olup da, yanında böyle bir deve yerine, dört yaşını doldurmuş bir dişi deve olan kişiden bu deve zekat olarak alınır. Zekat memuru, mükellefe ya iki koyun ya da yirmi dirhem geri verir. Vermesi gereken zekat, üç yaşını doldurmuş bir dişi deve olup da, yanında böyle bir deve yerine, iki yaşını doldurmuş bir dişi deve bulunan kimseden, bu deve, zekat olarak kabul edilir. Üzerine iki koyun veya yirmi dirhem daha verir. Vermesi gereken zekat, İki yaşını doldurmuş bir dişi deve olup da, yanında böyle bir deve yerine, üç yaşını doldurmuş bir dişi deve bulunan kimseden, bu deve zekat olarak kabul edilir. Zekat memuru mükellefe iki koyun veya yirmi dirhem iade eder. Vermesi gereken zekat, iki yaşını doldurmuş bir dişi deve olup da, yanında böyle bir deve yerine, bir yaşını doldurmuş bir dişi deve bulunan kimseden, bu deve zekat olarak kabul edilir. Üzerine, yirmi dirhem veya iki koyun daha verir."
Abdullah İbn Enes'in naklettiğine göre, Ebu Bekir r.a. Bahreyn'e gönderdiği zaman, Enes r.a.'e şöyle bir mektup yazmıştır: Rahman ve Rahîm olan Allah'ın adıyla. Bu, Allah Resulü'nün Müslümanlara farz kıldığı, Allah'ın da Resulüne emrettiği zekattır. Müslümanlardan, burada belirtilen ölçülere göre zekat vermeleri İstenirse hemen versin. Daha fazlası istenirse kimse vermesin. Ölçüler şöyledir: Develerin Zekat. 1 -24 arası deve için - Her beş deve için davar cinsinden bir koyun 25-35 arası deve için - Bir yaşını doldurmuş bir dişi deve 36-45 arasıdeve için - İki yaşını ,doldurmuş bir dişi deve 46-60 arası deve için - Üç yaşını doldurmuş bir dişi deve 61-75 arası deve için - Dört yaşını doldurmuş bir dişi deve 76-90 arası deve için - İki adet iki yaşını doldurmuş deve 91-120 arası deve için - Üç yaşını doldurmuş iki adet dişi deve 120 deveden sonra her kırk deve için iki yaşını doldurmuş bir dişi deve; her elli deve için üç yaşını doldurmuş bir dişi deve zekat verilir. Sadece dört devesi bulunan kimseye zekat vacip değildir. Fakat isterse verebilir. 5 deveye ulaşınca bir koyun vermesi gerekir. Koyunların Zekat. Senenin çoğunluğunu otlaklarda geçiren koyunların zekatı şöyledir: 40- 120 arası koyun için - Bir koyun 120-200 arası koyun için - İki koyun 200-300 arası koyun için - Üç koyun 300'den sonrası için her yüz koyunda bir koyun zekat vermek gerekir. Kırk koyundan daha azı için zekat vermek gerekmez. Fakat sahibi isterse verebilir. Gümüşün Zekat. (İster basılmış isterse basılmamış olsun) Gümü§te kırkta bir zekat verilmesi gerekir. Kişide, sadece 190 dirhem gümü§ varsa zekat vermesi gerekmez. Fakat kişi isterse verebilir.
Sümame'nin Enes'ten naklettiğine göre, Ebu Bekir r.a. Enes r.a.'e Allah'ın Resılullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e emrettiği zekat konusunda yazdığı bir mektubunda şöyle demiştir: "Zekat memuru talep etmedikçe dişleri düşmüş durumdaki yaşlı, ayıplı/tek gözlü hayvan ve teke zekat olarak alınmaz."
Sümame İbn Abdullah İbn Enes şöyle demiştir: "Enes bineği üzerinde eğer bulunduğu halde haccetmiştir. Bunu cimriliğinden yapmış değildi. Çünkü o, Resûiullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in (yiyecek ve diğer eşya olarak) üzerinde yükleri bulunan eğerli bir deve üzerinde iken hac yaptığını nakietmiştir."
Sümame İbn Abdullah İbn Enes'ten rivayet edilmiştir: Ebu Bekir r.a. Hz. Enes'e Allah Resulü'nün belirlemiş olduğu zekat farızasını yazdıktan sonra "Malı ortak olanların mallarından da zekat al. Sonra onlar eşit olarak kendi aralarında paylaşırlar" demiştir.
Sümame b. Abdullah'ın yanına girdim. Bana güzel koku uzattı. Ben "daha yeni koku sürünmüştüm" dedim. Bunun üzerine "Enes r.a. güzel kokuyu hiç reddetmezdi" dedi ve Hz. Enes'in "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem güzel kokuyu hiç reddetmezdi" buyurduğunu nakletti.
Enes İbn Malik r.a.'den nakledilmiştir: "Hz. Ebu Bekir halifeliğe getirilince beni Bahreyn'e göndermişti. Gönderirken de benim için bir belge yazmış ve bu belgeyi Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yüzüğü ile mühürlemişti. Bu yüzüğün üzerinde üç satır vardı: Bir satırda Muhammed, birinde Resul ve diğerinde de Allah yazıyordu."
Enes r.a.'dan rivayete göre "Ömer b. el-Hattab kıtlık oldu mu Abbas b. Abdulmuttalib ile yağmur duasına çıkar ve şöyle derdi: Allah'ım, bizler, (hayatta iken) Nebimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i vesile ederek sana dua ediyor, sen de bize yağmur yağdırıyordun. Şimdi de Nebiimizin amcası vesilesi ile sana dua ediyoruz, bize yağmur yağdır." (Enes) dedi ki: Ve onlara yağmur yağdırılırdı. Bu Hadis 1010 numara ile geçmiştir. Fethu'l-Bari Açıklaması: "el-Abbas b. Abdulmuttalib" Bu başlık altında Enes'in rivayet ettiği hadisi zikretmiş bulunmaktadır. el-Abbas, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den iki ya da üç yıl daha yaşlı idi. Meşhur olan görüşe göre o Mekke'nin fethinden önce Müslüman olmuştur. Bundan önce Müslüman olduğu da söylenmiştir. Bu da uzak bir ihtimal değildir. Ancak Mekke fethinden önce hicret etmediği için Ömer onun faziletini bilmekle onun vesilesi ile yağmur dilernek ile birlikte, (kendisinden sonraki halifeyi seçecek olan) şura ehli arasına almamıştır .. İleride Aişe radıyaHahu anh€ı'nın rivayet ettiği Nebi sallall€ıhu aleyhi ve sellem'in amcası el-Abbasla gösterdiği saygı ve tazime dair hadis, Meğazi bölümünün sonlarında Nebi sallall€ıhu aleyhi ve sellem'in vefatından sözederken zikredilecektir. el-Abbas'ın künyesi Ebu'l-Fadl olup, Osman radıyall€ıhu anh'ın halifeliği döneminde 32 yılında, seksen küsur yaşında olduğu halde vefat etmiştir […]
Enes b. Malik r.a. dedi ki: "Haram b. Milhan --ki Enes'in dayısı idi- Bi'ri Maune gününde mızrak saplanarak öldürülünce kanını şöyle yapıp yüzüne ve başına sürdükten sonra: Kabe'nin Rabbine yemin ederim ki kurtuldum, dedi."
Enes r.a.'den şöyle dediği rivayet edilmiştir: Ebu Talha bu bahçeyi Hassan [İbn Sabit] ile Übey [İbn Ka'b] arasında paylaştırdı. Halbuki ben, kendisine onlardan daha yakındım. Fakat bana bahçeden bir pay vermedi.
Enes İbn Malik'ten şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Mürninler içinde Allah'a verdiği sözde duran nice erler var!" ayetinin Enes İbn Nadr hakkında nazil olduğunu biliyoruz.
Enes r.a.'dan, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte terzi olan bir azadlısının yanına girdik. Bu terzi, onun önüne içinde tirid bulunan bir tencere getirdi. (Enes) dedi ki: Sonra da işine döndü. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem kabakları araştırmaya koyuldu. (Enes) dedi ki: Ben de kabakları araştırmaya ve bulduklarımı önüne koymaya koyuldum. (Enes) dedi ki: İşte bundan sonra kabağı hep seviyorum."
Enes r.a.'den rivayete göre "Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem terzi olan bir azadlısının yanına gitmişti. Önüne kabak yemeği getirildi, Allah Rasulü kabağı yemeğe başladı, ben de Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i kabağı (severek) yerken gördüğümden beri kabağı severim."
Enes radıyallShu anh'dan, dedi ki: "Ben Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte yürüyen bir genç idim. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem terzi bir azadlısının yanına girdi. O da içinde yemek bulunan ve üzerinde kabak parçaları olan bir yemeği n bulunduğu bir kap getirdi. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem kabakları araştırmaya koyuldu. Enes dedi ki: Onun böyle yaptığını görünce ben de kabakları önünde toplamaya Başladım. (Enes) dedi ki: Azadlı köle de işine devam etti. Enes dedi ki: sonra ben de kabağı hep sevmişimdir. "
Sümame b. Abdullah'tan, dedi ki: "Enes su içtiği zaman kab(ın dışın) da iki ya da üç defa nefes alırdı. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in de üç kere nefes aldığını söylemiştir."
Enes'ten rivayete göre, "Ebu Bekir r.a., halife seçilince kendisine bir mektup yazdı. Mühürün nakşı üç satır halinde idi: "Muhammed" bir satır, "Rasul" bir satır ve "Allah" bir satır idL"
Enes r.a.'den, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in mühür yüzüğü kendi elinde idi. Ondan sonra Ebu Bekir'in elinde, Ebu Bekir'den sonra Ömer'in elinde idi. Osman halifeliğe getirildikten sonra bir sefer Eris kuyusunun başında oturdu. (Enes) dedi ki: Osman mühür yüzüğü çıkartıp onunla oynamaya koyuldu ve yüzük düştü. (Enes) dedi ki: Üç gün Osman ile birlikte gittik ve kuyunun suyunu çektik. Ama yüzüğü bulamadık."
Enes r.a.'dan rivayete göre "O kendisine sunulan hoş kokuyu geri çevirmezdi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in hoş kokuyu geri çevirmemek adetinde olduğunu söylemiştir." Diğer tahric eden: Tirmizi Edeb […]
Enes r.a.'dan rivayete göre Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem selam verdiğinde, üç defa selam verirdi. Bir söz söyleyip konuştuğunda da onu üç defa tekrar ederdi.
Enes'den rivayet e göre "Ümmü Suleym, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e deriden yapılmış bir döşek yayar, o da bu döşek üzerinde yatıp kaylule uykusunu uyurdu. (Enes) dedi ki: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem uyudu mu, onun terinden ve saçlarından alır ve onları bir şişe de toplardı. Sonra da o uyurken bunlara sük denilen bir hoş koku katardı." (Ravi Sümame) dedi ki: Enes İbn Malik'in vefatı yaklaşınca bana kefenine konulacak kokunun içerisine bu sükten konulmasını vasiyet etti. (Sümame) dedi ki: Bu sük ölümünden sonra kefenine ve vücuduna konulan kokular arasına katıldı."
Enes b. Malik r.a.'in nakline göre Ebu Bekir r.a., Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in takdir buyurduğu zekat miktarlarına dair Enes b. Malik'e bir mektup yazdı. Bu mektupta zekat (artar) korkusuyla dağınık olan zekat malı biraraya toplanmaz, toplu bulunanlar da dağıtılmaz diyordu.
Enes b. Malik'in nakline göre Kays b. Sa'd, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in önünde idarecinin kolluk görevlisi mesabesinde olurdu.