Abdüssamed b. Abdülvâris

Ebû Sehl · 9. tabaka

Abdüssamed b. Abdülvâris b. Saîd b. Zekvân

Vefath. 206
KünyeEbû Sehl
Nisbeet-Temîmî, el-Basrî, el-Anberî
Yaşadığı yerleral-Basra
Tabaka9. tabaka
Cerh-ta'dîlsika (güvenilir)

Ailesi

Babası
'Abdul Warith bin Sa'id bin Dhakwan
Çocukları
'Abdul Warith bin 'Abdul Samad

Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.

Zincirde geçtiği hadisler

Enes r.a. şöyle demiştir: "Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) selam verdiğinde üç kere verirdi. Bir söz söylediğinde bunu üç kere tekrarlardı. Tekrar: 95, 6244
Enes şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bir söz söylediğinde, sözü anlaşılsın diye üç kere tekrar ederdi. Bir topluluğa uğrayıp da selam verdiğinde üç kere selam verirdi." Diğer tahric: Tirmizi Edeb
Ebu Hureyre r.a., Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'den şunu rivayet etmiştir: "Bir adam, susuzluktan ıslak toprağı yalayan bir köpek gördü. Ayakkabısı ile (kuyudan) köpeğe su çıkarıp, susuzluğunu giderinceye kadar köpeğe su içirdi. Allah da onun bu yaptığını kabul ederek kendisini cennete koydu".
Ebu Bekr İbn Hafs'ın Ebu Seleme'nin şöyle dediğini işittiği nakledilmiŞtir: "Aişe r.anha'nın kardeşi ile birlikte onun yanına gittik. Kardeşi o'na Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in nasıl ğusül abdesti aldığını sordu. Bunun üzerine: Aişe (r.anha) bir sa' miktarında bir kap getirtti ve ğusletti. Başından aşağı su döktü. Onunla aramıza bir perde vardı.
Enes İbn Malik (r.a.) Akşam ve yatsı namazlarını kasdederek: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bu iki namazı cem' ederek birlikte kıldı" demiştir.
Basur (hemeroid) hastası olan Imran İbn Husayn Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e oturarak namaz kılmanın hükmünü sordu ve Resul-i Ekrem (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Ayakta kılmak daha faziletlidir. Oturarak kılan ayakta kılan kimsenin sevabının yarısı kadar sevap alır. Yatarak kılan ise oturarak kılan kimsenin sevabının yarısı kadar sevap alır."
Rivayet zinciri (1. tarîk): Buhârî ← İshâk b. Mansûr ← Revh b. Ubâde ← Hüseyin ← Abdullah b. Büreyde ← İmrân b. Husayn
Enes İbn Malik r.a. şöyle anlatır: "Ali r.a. Yemen'den Hz.Nebi'in yanına gelmişti. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona, "Ne niyetle ihrama girdin?" diye sorunca Ali, "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in girdiği niyetle" diye cevap verdi. Bunun üzerine Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem, "Eğer benim yanımda hedy kurbanı olmasaydı ihram'dan çıkardım" buyurdu." Muhammed İbn Bekir, İbn Cüreyc'den naklen şu ilavede bulunmuştur: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Ali'ye, "Ey Ali! Hangi niyetle ihrama girdin?" diye sorunca Ali r.a., "Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in girdiği niyetle" diye cevap verdi. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem. ona, "O halde hedy kurbanı getir ve şu an olduğun gibi ihramlı olarak kal" buyurmuştur."
Enes b. Malik r.a.'den nakledilmiştir: Nebi Sallallahu aleyhi ve sellem Medine'ye gelince bir camii yapılmasını emretti ve "Ey Neccaroğulları! Şu toprağınızı/arsanızı bize para karşılığı satınız" buyurdu. Bunun üzerine onlar: "Hayır, Allah'a yemin ederiz ki biz bu toprağın parasını ancak Allah'tan isteriz" dediler.
İbn Ömer r.a.'dan rivayete göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Kerim oğlu, kerim oğlu, kerim olan kişi, İbrahim oğlu İshak oğlu Yakub oğlu Yusufdur. Hepsine selam olsun. " Tekrar: 3390, 4688
Abdullah b. Ömer (r.a.)'dan rivayete göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Kerim oğlu kerim oğlu kerim oğlu kerim, İbrahim oğlu İshak oğlu Yakub oğlu Yusuftur. -Hepsine selam olsun.-"
Rivayet zinciri: Buhârî ← Abde b. Süleymân ← Abdüssamed ← Abdurrahman ← babası ← İbn Ömer
Ebu Useyd Resulullah'ın şöyle buyurduğunu söyledi: "Ensar'ın evlerinin hayırlısı Neccar oğullarıdır. Sonra Abdu'l-Eşhel oğulları, sonra el-Haris b. el-Hazrec oğulları, sonra Saide oğullarıdır. Bununla birlikte Ensarın bütün evlerinde bir hayır vardır. Sa'd b. Ubade -ki İslama erken girmişlerden idi- dedi ki: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in başkalarının bizden faziletli olduğunu söylediğini görüyorum. Ona, o, sizlerin pek çok kimseden daha faziletli olduğunuzu söylemiştir, denildi."
Enes b. Malik r.a. dedi ki: "Allah'ın Nebii Sallallahu Aleyhi ve Sellem Medine'ye Ebu Bekir'i terkisine bindirmiş olarak geldi. Ebu Bekir, (görünüşte) yaşlı ve tanınan birisi olduğu halde, Allah'ın Nebii Sallallahu Aleyhi ve Sellem ise genç ve kimse tarafından tanınmayan birisi idi. Herhangi bir adam Ebu Bekir ile karşılaşır ve: Ey Ebu Bekir, şu önündeki adam kimdir, diye sorardı. O da: Bu adam bana doğru yolu gösteriyor, diye cevap verirdi. (Enes) dedi ki: Kişi, Ebu Bekir'in bu sözleriyle yolu kastettiğini zannediyordu. Oysa onun kastettiği hayır yolu idi. Ebu Bekir dönüp baktığında arkalarından kendilerine yetişen bir adam görüverdi. Ey Allah'ın Resulü, işte bir atlı bize yetişti, dedi. Allah'ın Nebii ona doğru dönerek: Allah'ım, onu yere yık, diye dua etti. At onu yere düşürdü. Sonra da kalkıp homurdanmaya başladı. Ey Allah'ın Nebii, bana dilediğin emri ver, dedi. Yerinde dur ve kimsenin bize yetişmesine imkan verme, diye buyurdu. (Enes) dedi ki: Günün başlangıcında Allah'ın Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e karşı mücadele veren birisi iken, günün sonunda onun lehine silah taşıyan birisi oldu. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem el-Harre'nin yanına konakladı. Daha sonra Ensara haber gönderdi. Onlar da Allah'ın Nebii ile Ebu Bekir'in yanına geldiler. Her ikisine de selam vererek: Güvenlik içerisinde ve itaat edilenler olarak bininiz, dediler. Allah'ın Nebii ile Ebu Bekir bindi ve her ikisinin de etrafını silahlarıyla kuşattılar. Medine'de, Allah'ın Nebii geldi, Allah'ın Nebii geldi, diye sesleniidi. Onlar da çıkıp seyretmeye ve Allah'ın Nebii demeye koyuldular. Nebi geldi ve nihayet Ebu Eyyub'un evinin yakınında konakladı. O (Nebi) aile halkıyla konuşurken, Abdullah b. Selam da ailesine ait bir hurma bağında onlar için hurma toplamakta iken onun geldiğini işitti. Elini çabuk tutarak onlar için topladıklarını orada koymaya çalıştı. Fakat topladığı hurmalar(ı bir yere koyamadan) beraberinde olduğu halde geldi. Allah'ın Nebiinden söylediği sözleri dinledikten sonra aile halkının yanına geri döndü. Allah'ın Nebii Sallallahu Aleyhi ve Sellem, bizim akrabalarımızın hangisinin evi daha yakındır diye sordu. Ebu Eyyub: Benim ey Allah'ın Nebii! İşte şu evim, şu da benim kapım dedi. Allah Resulü: O halde kalk git de öğle vakti dinlenelim diye bizim için bir hazırlık yap dedi. Ebu Eyyub: O halde Allah'ın bereketi üzere kalkınız dedi. Allah'ın Nebii Sallallahu aleyhi ve Sellem gelince Abdullah b. Selam da gelip: Şahadet ederim ki sen Allah'ın Resulüsün ve şüphesiz sen hak ile geldin. Yahudiler de biliyor ki ben onların efendisiyim, efendilerinin oğluyum. Onların en bilgilisiyim, onların en bilgilisinin oğluyum. Onları çağır ve benim Müslüman olduğumu bilmeden önce benim hakkımda onlara soru sor. Çünkü onlar benim Müslüman olduğumu bilecek olurlarsa bende olmayan şeyleri hakkımda söylerler, dedi. Bunun üzerine Allah'ın Nebii (Yahudilere) haber gönderdi. Onlar da gelip huzuruna girdiler. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem onlara: Ey Yahudiler toopluluğu! Veyl olsun sizlere! Allah'a karşı takvalı olunuz. Kendisinden başka hiçbir ilah olmayan Allah adına yemin ederim ki şüphesiz sizler benim hak olarak Allah'ın Resulü olduğumu ve benim hakkı getirdiğimi biliyorsunuz. Haydi Müslüman olunuz, dedi. Onlar: Biz bunu bilmiyoruz dediler. Evet, Nebi Sallallahu aleyhi ve Sellem'e böyle dediler. O da bu sözlerini üç defa tekrarladı. Aranızda Abdullah b. Selam nasıl bir adamdır dedi. Onlar: O bizim efendimizdir, efendimizin oğludur, en alimimizdir, en alimimizin oğludur, dediler. Allah Resulü: Müslüman olmasına ne dersiniz diye sordu. Onlar: Asla, Allah için o, Müslüman olacak birisi değildir. Yine sordu: Müslüman olursa ne dersiniz? Yine onlar: Asla, Allah korusun, o Müslüman olacak birisi değildir. Yine: Ya Müslüman olursa ne dersiniz diye sordu. Onlar: Asla, Allah için o Müslüman olacak değildir, dediler. Allah Resulü: Ey İbn Selam onların yanına çık, diye buyurdu, o da çıktı ve şunları söyledi: Ey Yahudiler, Allah'a karşı takvalı olunuz. Kendisinden başka hiçbir ilah olmayan Allah'a yemin ederim ki şüphesiz sizler onun Allah'ın Resulü olduğunu ve onun hakkı getirdiğini biliyorsunuz. Yahudiler: Yalan söylüyorsun dediler. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem onları dışarı çıkardı."
Enes b. Malik r.a. dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Medine'ye gelince, Medine'nin üst taraflarında Amr b. Avf oğulları diye anılan bir topluluğun arasında konakladı. (Enes) dedi ki: Aralarında ondört gün ikamet etti. Sonra Neccar oğullarından ileri gelen bazı kimselere haber gönderdi. (Enes) dedi ki: Kılıçlarını kuşanmış olarak geldiler. Sanki ben Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i bineği üzerinde, Ebu Bekir de terkisinde, Neccar oğullarından o gelenleri de onun etrafında görüyor gibiyim. Nihayet (eşyaları) Ebu Eyyub'un avlusuna bırakıldı. (Enes) dedi ki: Allah Resulü namaz vakti nerede girerse, orada namaz kılardı. Koyun ağıllarında dahi namaz kıldığı olurdu. Daha sonra mescidin bina edilmesini emretti. Neccar oğullarından ileri gelen kimselere haber gönderdi. Onlar da gelince dedi ki: Ey Neccar oğulları, bana bu bahçenizin bedelini söyleyiniz. Onlar Allah'a yemin ederiz olmaz. Biz bunun bedelini Allah'tan başkasından istemeyiz dediler. (Enes) dedi ki: Orada şimdi size söyleyeceklerim vardı: Orada müşriklerin bazılarının kabirleri, bir takım yıkık kalıntılar ve birkaç hurma ağacı vardı. Resulullah s.a.v.'in emriyle müşriklerin kabirleri açıldı (başka yere taşındı). Yıkıklar dümdüz edildi, hurma ağaçları da kesildi. (Enes) dedi ki: Hurma ağaçlarını mescidin kıble tarafına dizdiler. Onun kapısının iki yanını ise taştan yaptılar. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem onlarla birlikte olduğu halde taşları taşıyor ve recez vezninde şöyle diyorlardı: 'Allah'ım, ahiret hayrı dışında yoktur bir hayır Sen Ensar ile muhacirlere yardım et.' "
Rivayet zinciri (1. tarîk): Buhârî ← Müsedded b. Müserhed el-Basrî ← Abdülvâris b. Saîd
Rivayet zinciri (2. tarîk): Buhârî ← İshâk b. Mansûr ← Abdüssamed b. Abdülvâris ← Abdülvâris b. Saîd ← Ebü't-Teyyâh ← Enes b. Mâlik
İbn Ömer r.a. dedi ki: "Benim hazır bulunduğum ilk gün (savaş) Hendek günüdür."
Bera' ve İbn Ebi Evfa r.a.'ın Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellemlin: "Hayber günü -kazanları ocaklara yerleştirmişlerken-: Kazanları dökünüz, diye buyurduğunu nakletmişlerdir."
Bera' ve İbn Ebi Evfa r.a.'ın Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellemlin: "Hayber günü -kazanları ocaklara yerleştirmişlerken-: Kazanları dökünüz, diye buyurduğunu nakletmişlerdir."
İbn Abbas r.a. rivayete göre "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Mekke'ye gelince içinde putlar bulunduğu halde Beyt'e girmek istemedi. Emir vererek o putlar dışarı çıkartıldı. Beytin içinden İbrahim'in ve İsmail'in suretleri ellerinde falokları bulunduğu halde çıkartılınca Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Allah kahretsin onları! Onlar da biliyor ki her ikisi de asla bu fal oklarıyla kısmet aramamlşlardır. Daha sonra Beyt'in içine girdi, Beyt'in etrafında tekbir getirdi ve içinde namaz kılmaksızın dışarı çıktı."
Abdullah İbn Ömer'den, Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: Kerim oğlu kerim'in oğlu kerim'in oğlu kerim Yusuf İbn Ya'kub İbn İshak İbn İbrahim'dir.
Yahya'nın şöyle söylediği rivayet edilmiştir: "Ebu Seleme'ye; - İlk önce Kur'an'ın hangi bölümü indirildi? diye sordum. O da; - Müddessir suresi, diye cevap verdi. Bunun üzerine; - Bana ilk inen surenin Alak suresi olduğu haber verildi, dedim. O da şöyle dedi: - Cabir İbn Abdillah'a ilk inen Kur'an ayetlerini sordum. O da "Müddessir suresi," diye cevap verdi. Ben de bana ilk inen surenin İkra suresi olduğunun haber verildiğini ifade ettim. Bunun üzerine Cabir şöyle dedi: Sana sadece Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in söylediklerini haber veriyorum. O şöyle buyurmuştu: Hira mağarasında itikafa çeki/dim. İtikafzmz tamamlayınca oradan indim ve vadiye girdim. Birden bana ses/eni/di. Önüme, arkama, sağıma ve so/uma baktım. Bir de ne göreyim, gök ile yer arasında bir kürsü üzerinde oturuyor. Hemen Hatice'nin yanına gittim ve "Beni örtün ve üzerime soğuk su serpin!" dedim ve bana "Ey örtüye bürünen! (İnziva arzu eden!) Ayağa ka/k ve insan/arz uyar! Rabbinin büyüklüğünü an!"(Müddessir 1-3) ayet/eri indirildi. AÇiKLAMA : Müddessir suresinin ilk defa inmesi, fetret-i vahiy veya uyarının emredilmesi meselesi ile tahsis edilmiştir. İkra suresinin ilk inen sure olduğunu söyleyen kimse, mutlak olarak onun ilk inen sure olduğunu kastetmiştir. Müddessir Suresi'nin ilk inen sure olduğunu söyleyenler ise risalet görevinin başlaması bakımından bu surenin ilk inen sure olduğunu kastetmişlerdir.
Nafi'den, dedi ki: "İbn Ömer, yanına onunla birlikte yemek yiyecek bir yoksul getirilmedikçe yemek yemezdi. Bir gün onunla beraber yemek yesin diye bir adamı içeriye aldım. Adam çok fazla yemek yedi. İbn Ömer: Ey Nafi bu adamı bir daha yanıma sokma, dedi. Çünkü ben Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i: Mu'min tek bir bağırsağı doldurmak için yer, katir ise yedi bağırsağı doldurmak için yer, diye buyururken dinledim. " Bu Hadis 5394 ve 5395 numara ile gelecektir.
Yahya İbn İshak'tan, dedi ki: "Bana Salim İbn Abdullah: İstebrak nedir, diye sordu. Ben: Dlbac denilen ipek türünün kalın ve kaba olanıdır, dedim. Sailm dedi ki: Ben (babam) Abdullah'ı şöyle derken dinledim: Ömer, bir adam üzerinde istebraktan bir hulle (alt üst takım elbise) gördü. Onu alıp Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e getirerek: Ey Allah'ın Rasulü, bunu satın al da huzuruna gelen heyetleri karşılamak üzere onu giyin, dedi. Bunun üzerine Allah Rasulü: ipeği ancak ahiretten bir payı olmayan kimseler giyer, buyurdu. Bunun üzerinden bir süre geçti. Sonra Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona bir hulle gönderdi. Ömer o hulleyi alıp Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gelerek: Sen bana bunu mu gönderdin? Halbuki bunun benzeri hakkında daha önce söylediklerini söylemiş bulunuyorsun, dedi. Allah Rasulü şöyle buyurdu: Ben onu sana ancak (onu satıp) karşılığında bir mal edinesin diye gönderdim, buyurdu." ibn Ömer bu hadis dolayısıyla kumaşta alem (ipek desen) olmasını hoş görmezdi.
Enes r.a.'dan rivayete göre Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem selam verdiğinde, üç defa selam verirdi. Bir söz söyleyip konuştuğunda da onu üç defa tekrar ederdi.
Enes b. Malik r.a.'in nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Büyük günahların en büyüğü Allah'a ortak koşmak, adam öldürmek, ana-babaya eza etmek ve yalan söylemek -yahut- yalan yere şahitlik yapmaktır" buyurmuştur.
İbn Ömer'in nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Yalanların en büyüğü, kişinin rüyasında görmediği şeyi gözleriyle gördüğünü iddia etmesidir" demiştir.
Sabit el-Bünanı'nin nakline göre Enes b. Malik kendi ailesinden bir kadına hitaben "Sen filanca kadını tanıyor musun?" diye sordu. O kadın "Evet" dedi. Enes şöyle dedi: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, O kadın bir kabir yanında ağlamakta iken ona uğradığı ve "Allah'tan kork ve sabret!" buyurdu. Kadın "Benden uzak dur! Çünkü sen benim başıma gelen musibeti bilmiyorsunı" dedi. Enes dedi ki: Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem O kadını bırakıp, yoluna devam etti. Arkasından o kadına bir adam rastladı ve "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem sana ne söyledi?" dedi. Kadın "Ben onu tanımadım" dedi. O kişi "Haberin olsun O, Allah'ın Resulüdür" dedi. Enes dedi ki: Durumu öğrenen kadın Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in kapısına geldi de kapının önünde hiçbir (perdedar, bekçi veya) muhafızla karşılaşmadı. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e "Ya Resulallah! Allah'a yemin ederim ki seni tanıyamadım" dedi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona "Sabır musibetin ilk darbesinin geldiği anda olan sabırdır. " buyurdu.
Cündeb b. Abdullah el-Beceli'nin nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Kur'an'ı kalpleriniz üzerinde ülfet edip, birleştiği sürece okuyunuz. İhtilaf ettiğinizde artık bırakıp, kalkınlz" buyurmuştur.
Ebu Hureyre r.a.'in nakline göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Allah Tebareke ve Teala bir kul'u sevdiği zaman Cebrail'e Allah filan kul'u sevmiştir, onu sen de sev!' diye nida eder. Cebrail de o kulu sever: Sonra Cebrail gök halkına 'Allah filan kulu sevmiştir. Sizler de onu sevin!' diye nida eder: Gök ahalisi de o kul'u severler ve yer ahalisi arasında da o kimse için (gönüllerine) bir kabul konulur:"
Bana Züheyr b. Harb rivayet etti. (Dedi ki): Bize Abdüssamed b. Abdîl vâris rivayet etti. (Dedi ki): Bize babam rivayet etti. (Dedi ki): Bize Hüseyin el-Muallim, îbni Eüreyde'den, o da Yahya b. Ya'mer'den, o da Ebu'l-Esved'den, o da Ebu Zerr'den, tahdis etti. Buna göre o Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'i şöyle buyururken dinlemiştir: "Kendi babasını bildiği halde babasından başka birisinden olduğunu iddia eden bir kimse, mutlaka kafir olur. Kendisinin olmayan bir şeyi (kendisinindir diye) iddia eden bizden değildir. Cehennem ateşindeki yerine hazırlansın. Bir adamı -böyle olmadığı halde- kafir diye -yahut: Al/ah'ın düşmanı diye, dedi- çağıranın, o sözü mutlaka onun üzerine döner. "
Bana Zuheyr b. Harb ve Ahmed b. Hiraş tahdis edip dediler ki: Bize Abdussamed b. Abdulvaris tahdis etti. Bize babam tahdis etti. Bana Huseyn el-Muallim, İbn Bureyde'den tahdis ettiğine göre Yahya b. Ya'mer kendisine şunu tahdis etti: Ebu'l-Esved ed-Dill'nin kendisine tahdis ettiğine göre Ebu Zerr kendisine tahdis edip dedi ki: Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in yanına gittim, uyuyordu. Üzerinde beyaz bir elbise vardı, sonra (tekrar) yanına gittim, onun uyumakta olduğunu gördüm. Sonra onun yanına gittiğimde uyanmıştı. Yanına oturdum, şöyle buyurdu: "La ilahe illallah deyip de sonra bu hal üzere ölen her bir kul mutlaka cennete girer. " Ben: Zina da etse, hırsızlık da etse de mi, dedim. O: "Zina da etse, hırsızlık da etse" buyurdu. Ben: Zina da etse, hırsızlık da etse de mi, dedim. O: "Zina da etse, hırsızlık da etse" buyurdu. (Bu konuşmamız) üç defa tekrardan sonra dördüncüsünde: "Ebu Zerr'in burnu yere sürtünse dahi" buyurdu. (Ebu'l-Esved) dedi ki: Bunun üzerine Ebu Zerr: Ebu Zerr'in burnu yere sürtünse dahi, diyerek dışarı çıktı.
Bize İshak b. İbrahim İle İshak b. Mansur ve Abdülvaris b. Abdissamed hep birden Abdüssamed b. Abdilvaris'den, o da Şu'be’den, o da Eyyub'dan, o da Ebu Kılabe'den, o da Sabit b. Dahhak el-Ensarî'den naklen rivayet ettiler. H. Bize Muhammed b. .Rafi'de Abdürrazzak'dan, o da Sevri'den, o da Halid el-Hazza'dan, o da Ebu Kilabe'den, o da Sabit b. Dabhak'dan işitmiş olmak üzere rivayet etti. Sabit şöyle demiş: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Seilem): "Kim kasten İslam dini dışında bir din ile yemin ederse o dediği gibidir. Kim de kendisini bir şeyle öldürürse Allah ona cehennem ateşinde onunla azap eder. " Bu (ikinci yoldaki) Süfyan (es-Sevri)'nin rivayet ettiği hadistir. Şube'nin rivayet ettiği hadise göre de Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Kim yalan yere İslam'ın dışında bir din ile yemin ederse o dediği gibidir. Kim bir şeyle kendisini keserse kıyamet gününde de onunla kesilir. "