Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.
Aişe r.anha şöyle demiştir: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e, "Ey Allah'ın Resulü! İki komşum var. Hangisine hediye vereyim?" diye sordum. Bana, "Kapısı sana en yakın olan'a" buyurdu. Tekrar: 2595, 6020
Aişe r.anha'dan rivayet edilmiştir: "Ey Allah'ın Resulü! Benim iki komşum var. Hangisine hediye vereyim buyurursun" diye sordum. "Hangisinin kapısı sana daha yakınsa ona" buyurdu.
Ebu Bekir İbn Abdullah İbn Kays el-Eş'ari'nin babası Ebu Musa el-Eş'ari r.a.'den naklettiğine göre Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Cennet çadırlarından her biri göğe doğru otuz mil uzanan yüksekliğe sahip içi boş bir inci tanesi gibidir. Bunun her köşesinde mu'min için bir eş (ehl) bulunur. Onları başkaları göremez." Ebu Imran'dan nakledilen rivayette ise: " ... altmış mil ... " diye geçmektedir .
Enes'ten Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e ref ederek (onun buyurmuş olduğunu belirterek): "Şüphesiz Allah cehennem ehli arasında azabı en hafif olan kimseye şöyle diyecek: Eğer yeryüzünde her ne varsa senin olsaydı (azaptan kurtulmak için) feda edermiydin? O, evet diyecek. Yüce Allah şu cevabı verecek: Fakat sen henüz Adem'in sulbünde iken ben senden bundan daha kolay bir şey olan bana şirk koşmamanı istemiştim. Ancak sen şirk koşmaktan başka bir şeyi kabul etmedin. " Tekrar: 6538, 6557
Ebu İmran dedi ki: "Cuma günü Enes insanlara bir baktı da Taylasan (denilen giysileri çokça giyinmiş olduklarını) görünce: Bunlar şu anda Hayber Yahudilerini andırıyorlar, dedi."
Ebu Bekr İbn Abdillah İbn Kays babası(Ebu Musa el-Eş’ari)’den Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu nakletmiştir: İki Cennet vardır ki, bunların kapları ve içindekilerin tamamı gümüştendir. İki Cennet vardır ki, bunların kapları ve içindekilerin tamamı altındandır. Adn Cennetindeki topluluğun Rablerine bakmaları arasındaki tek engel O'nun vechinde bulunan büyüklük örtüsüdür. " Diğer tahric edenler: Tirmizi Cennet; Müslim, Cennet
Ebu Bekr İbn Abdiilah İbn Kays babası (Ebu Musa el-Eş'ari)'den Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu nakletmiştir: Cennette içi boş inciden yapılmış bir çadır vardır. Bu çadırın eni 60 mildir. Her bir köşesinde Müslümanın birbirlerini görmeyen bir ailesi vardır. Mu'min kişi her birinin yanına varır.
İki Cennet vardır ki, bunların kapları ve içindekilerin tamamı gümüştendir. İki Cennet vardır ki, bunların kapları ve içindekilerin tamamı şu madendendir. Adn Cennetindeki topluluğun Rablerine bakmaları arasındaki tek engel O'nun vechinde bulunan büyüklük örtüsüdür.
Cündeb İbn Abdullah'tan Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: "Kalpleriniz birleştiği sürece kuran okuyun! İhtilafa düştüğünüz zaman kuran okumaktan uzuklaşın!" Hadisin geçtiği diğer yerler: 5061,7364,7365
Cündeb'den Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: "Kalpleriniz onun hakkında birleştiği sürece kuran okuyun! İhtilafa düşünce onu okumaktan uzak durun!"
Aişe'den, dedi ki: "Ben: Ey Allah'ın Rasulü, benim iki komşum var. Hangisine hediye vereyim, diye sordum. O: Kapısı sana daha yakın olanlarına, buyurdu.
Enes b. Malik'in nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle demiştir: "Allahu Teala kıyamet gününde cehennem ehlinin en hafif azablısına hitaben 'Eğer senin yeryüzündeki her şeyden malın olsa bu azaba karşılık fidye verir miydin?' buyurur. O kul 'Evet, fidye verirdim' der. Allahu Teala 'Sen Adem'in sülbünde iken ben senden (bundan daha kolayalanını) istemiştim. Bana hiçbir şeyi ortak kılmamanı istemiştim. Fakat sen, bana ortak kılmaya devam edip durdunl' buyurur."
Cündeb b. Abdullah el-Beceli'nin nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Kur'an'ı kalpleriniz üzerinde ülfet edip, birleştiği sürece okuyunuz. İhtilaf ettiğinizde artık bırakıp, kalkınız" buyurmuştur.
Cündeb b. Abdullah el-Beceli'nin nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Kur'an'ı kalpleriniz üzerinde ülfet edip, birleştiği sürece okuyunuz. İhtilaf ettiğinizde artık bırakıp, kalkınlz" buyurmuştur.
Abdullah b. Kays'ın babasından nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "İki cennet vardır ki bunların kabları ve içlerinde bulunan eşyaları gümüştendir. Diğer iki cennet daha vardır ki bunların kablari ve içlerinde bulunan şeyler de altındandır. Adn cennetindeki cennetliklerle bunların Rablerine bakmaları arasında Allah'ın vechi üzerinde bulunan kibriya ve azamet perdesinden başka bir şey bulunmayacaktır."
Bize Nasr b. Ali el-Cehdami, Ebu Gassan el-Mismai ve İshak b. İbrahim -hepsi- Abdulaziz b. Abdussamed'den -lafız Ebu Gassan'a ait olmak üzere- şöyle dediğini tahdis ettiler: Bize Abdussamed tahdis etti. Bize Ebu İmran el-Cevni, Ebu Bekr b. Abdullah b. Kays'dan tahdis etti. O babasından, o Nebi {Sallallahu aleyhi ve Sellem)'den şöyle buyurduğunu nakletti: "Kapları ve içindekileri gümüşten olan iki cennet, kapları ve içindekileri altından olan iki cennet vardır. Adn cennetinde cennetlikler ile Rablerine bakmaları arasında ancak onun yüzü üzerindeki kibriya ridası vardır. "
Bize Heddâb b. Halid El-Ezdî rivayet etti (dedi ki): Bize Hammad b. Seleme Ebu imran ile Sabit'ten, onlarda Enes b. Malik'ten naklen rivayet ettiler ki: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): şöyle buyurdu: "Cehennemden dört kişi çıkarılacak ve onlar Allah'a arz edilecekler. Onlardan biri dönüp şöyle diyecek: Rabbim, beni oradan çıkardığına göre artık beni bir daha oraya döndürme diyecek, Allah da onu ondan kurtaracak. "
Bize Yahya b. Yahya ile Kuteybetü'bnü Said ikisi birden Ca'fer'den rivayet ettiler. Yahya dediki bize Ca'fer b. Süleyman, Ebu İmran el-Cevniden, o da Enes b. Malik'ten naklen haber verdi. Dediki: Enes; Şunları söyledi. Bıyıkları kesmek, tırnakları kesmek, koltuk altlarını yolmak, etek tıraşı olmak için bize bunları kırk günden fazla bırakmamak üzere vakit tayin edildi.
Bize Halef b. Hîşâm rivayet etti. (Dediki): Bize Hammâd b. Zeyd rivayet etti. H. Bana Ebu'r-Rabi' Ez-Zehrânî ile Ebu Kâmil El-Cahderî de rivayet ettiler. Dedilerki: Bize Hammâd, Ebu îmrân El-Cevnî'den, o da Abdullah b. Sâmit'den, o da Ebu Zerr'den naklen rivayet etti. Ebu Zerr şöyle demiş: Bana Resulullah (Sallallahu Aleyhi ye Sellem) : «Sana namazı vaktinden geri bırakan yahut vaktinden (çıkararak) namazı öldüren emirler, âmir olunca acaba hâlin nice olacak?» buyurdular. Ben: — Bana ne emir buyurursun dedim. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Namaz'ı vaktinde kıl! Eğer ona o emirlerle birlikde yetişirsen tekrar kıl! Çünkü bu senin için nafile olur.» buyurdu. Halef: «Vaktinden» sözünü zikretmedi.
Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki): Bize Ca'ler b. Süleyman, Ebu İmrân El-Cevnî'den, o da Abdullah b. Sâmit'den, o da Ebu Zerr'den naklen haber verdi. Ebu Zerr şöyle demiş: Bana Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Yâ Ebâ Zerr! Hiç şüphe yok ki benden sonra namazı öldüren bir lakım emirler gelecekdir. Ama sen namazı vaktinde kıl! Eğer vakti içinde o namazı (tekrar) kılarsan bu senin için nafile olmuş olur; tekrar kılamazsan sen namazını ihraz etmiş olursun.» buyurdular.
Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki) : Bize Abdullah b. İdrîs, Şu'be'den, o da Ebu İmrân'dan, o da Abdullah b. Sâmit'den, o da Ebu Zerr'den naklen rivayet etti. Ebu Zerr şöyle demiş: Halîlim, bana (başımdaki âmirim) elleri ayakları kesilmiş bir köle de olsa (onu) dinleyip, kendisine itaat etmemi ve namazı vaktinde kılmamı tavsiye buyurdu. (Şunu da ilâve etti) : «Eğer cemaata namazlarını kıldıkdan sonra yetişirsen, sen namazını ihraz etmiş olursun. Böyle olmaz da onların namazına yetişirsen bu, senin için bir nafile olur.»
Bize Ebû Bekir b. Ebi Şeybe ile Abdullah b. Berrâd El-Eş'arî ve Ebû Kureyb rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize İbni İdris, Şu'be'den, o da Ebû İmrân'dan, o da Abdullah b. Sâmit'den, o da Ebû Zerr'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş) : — Dostum bana dinleyip itaat etmemi vasiyyet etti. Velevki (âmir) kolları, bacakları kesilmiş bir köle olsun!
Bize Muhamnıed b. Bcşşâr da rivayet etti. (Dediki): Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. H. Bize İshâk dahî rivayet etti. (Dediki): Bize Nadr b. Şumeyl haber verdi. Bu râvİter hep birden Şu'be'den, o da Ebû İmrân'dan bu isnâdla rivayette bulunmuşlar: Ve ikisi de hadîste: «Velev kolları, bacakları kesilmiş Habeşli bir köle olsun!» demişlerdir.
Bize bu hadîsi Ubeydullah b. Muâz da rivayet etti. (Dediki): Bize babam rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be, Ebû İmrân'dan bu isnâdla İbni İdrîs'in dediği gibi «Velev kolları, bacakları kesilmiş bir köle olsun!» şeklinde rivayet etti.
Bize Yahya b .Yahya Et-Temîmî ile Kuteybe b. Saîd rivayet ettiler. Lâfız Yahya'nındır. (Kuteybe: Haddesena tâbirini kullandı.) Yahya: Bize Ca'fer b. Süleyman, Ebû Imrân El-Cevnî'den, o da Ebû Bekir b. Abdillâh b. Kays'dan, o da babasından naklen haber verdi., dedi. Babası şöyie demiş: Ben babamı düşman karşısında iken şunu söylerken dinledim: Resûlullah (Sollallahu Aleyhi ve Sellem) : «Muhakkak cennet kapıları kılıçların gölgeleri altındadır.» buyurdu. Bunun üzerine pejmurde kılıklı bir adam ayağa kalkarak: — Yâ Ebâ Mûsâ! Bunu Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) söylerken sen mi işittin? Dedi. Ebû Mûsâ : — Evet! Cevabını verdi. Derken arkadaşlarına dönerek : — Sizlere selâm eylerim! Dedi. Sonra kılıcının kınını kırarak attı. Sonra kılıcı ile düşmana yürüyerek öldürülünceye kadar onunla vurdu.
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ile İshâk b. İbrahim ve İbni Ebî Ömer El-Mekki rivayet ettiler. Lâfız İbni Ebî Şeybe'nindir. (İshâk Ahberena, Ötekiler Haddesena tâbirlerini kullandılar.) (Dedilerki): Bize Abdü'l-Aziz b. Abdissamed El-Ammî, Ebû İmran El-Cevnî'den, o da Abdullah b. Samit'den, o da Ebû Zer'den rivayet etti. Ebû Zer şöyle demiş : — Yâ Resûlallah havzın kapları nedir? diye sordum. «Muhammed'in nefsi yedi kudretinde olan Allah'a yemin ederim ki : Onun kapları gökyüzünün Ülker ve yıldızlarından daha çoktur. Hem de açık karanlık gecede! Bunlar cennetin kaplarıdır. Her kim bu kaplardan içerse ömrünün sonuna kadar susamaz. Havzın cennetten çıkan iki oluğu gürül gürül akar. Qndan kim içerse (bir daha) susamaz. Genişliği uzunluğu gibi olup, Amman ile Eyle arası kadardır. Suyu sütten daha ak ve baldan daha tatlıdır.» buyurdular.
Bize Ubeydullah b. Ömer El-Kavâriri ile Muhammed b. Müsennâ ve İbni Beşşâr toptan İbni Mehdi'den rivayet ettiler. (Demişki): İbni Müsennâ şunu söyledi: Bana Abdurrahman b. Mehdi rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be, Ebû İmran El-Cevni'den, o da Abdullah b. Sâmit'den, o da Ebû Zer'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Resûlullah (Sailallahu Aleyhi ve Sellem) bana : «Kavmine git de Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem). Eslem! Allah ona selâmet versin! Gıfâr! Allah ona mağfiret buyursun! dedi diye söyle!» buyurdular.
Şeyh Ebû Ahmed demiş ki: Bana Ebû Bekr Muhammed b. Zencûyete'l-Kuşeyrî haber verdi, (Dediki): Bize Abdü'l-A'lâ b. Hammad rivayet etti. (Dediki): Bize Hammad b. Seleme bu isnadla bu hadîsin benzerini rivayet etti.
Bize Süveyd b. Saîd, Mu'temir b. Süleyman'dan, o da babasından naklen rivayet etti. (Demişki): Bize Ebû Imran El-Cevnî, Cündeb'den naklen rivayet ettiki, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuşlar : «Bir adam: Vallahi fülânı Allah affetmez, dedi. Halbuki Allah Teâlâ: Kimdir o? Benim filânı affetmeyeceğime yemin eden! Ben gerçekten filânı affettim; senin amelini de mahvettim, buyurdu.» Yahut Resûlullah'ın buyurduğu gibidir.
Bize Ebû Kamil El-Cahderî ile İshâk b. İbrâhjm rivayet ettiler. Lâfız İshâk'ındır. Ebû Kamil: Haddesenâ; İshâk ise: Ahberanâ tâbirlerini kullandılar. (Dedilerki): Bize Abdü'l-Aziz b. Abdî's-Samed El-Ammî haber verdi. (Dediki): Bize Ebû Imrân El-Cevnî, Abdullah b. Sâmit'den, o da Ebû Zer'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Yâ Ebâ Zer'! Çorba pişirdiğin vakit suyunu çok koy ve komşularını gözet!» buyurdular.