

Tahric: Buhari, 4878, 4880, 7444; Tirmizi, 2528; İbn Mace, 186; Tuhferu'I-Eşraf, 9135 DAVUDOĞLU ŞERHİ 181.sayfada.
NEVEVİ ŞERHİ: Senette: "el-Cehdami ve Ebu Gassan el-Mismai"nin adları geçmektedir ki, Mukaddimenin Şerhinin baş taraflarında bu isimlerin nasıl okunacağı geçmiş bulunmaktadır. Aynı şekilde Ebu Gassan'a dair açıklama da geçmiş olup, bunun (Gassan adının) munsarıf ve gayr-ı munsarıf olmasının mümkün olduğu, adının da Malik b. Abdulvahid olduğu el-Mismai nispetinin de Misma' b. Rabia'ya nispet olduğu belirtilmiş idi. Misma' ise kabilenin büyük atasıdır. Bütün bu hususlar her ne kadar açık olup, daha önceden de geçmiş ise de bunların geçtiği yer ile burası arasında bir uzaklık bulunduğundan ötürü tekrar ettim. "Ebu Bekr b. Abdullah b. Kays" Ebu Musa el- Eş'ari'nin oğlu Ebu Bekr'dir. Ebu Bekr'in adı da Amr'dır, Amir olduğu da söylenmiştir. Resulullah {Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in: "Cennetlikler ile Rablerine bakmaları arasında ... vardır" buyruğuna gelince, ilim adamları şöyle demişlerdir: Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Araplarla anlayacakları şekilde konuşur ve söylediği sözleri onların kavrayabilecekleri ifadelerle dile getirir, daha iyi anlaşılması için istiare ve çeşitli mecazları da kullanırdl. Bu sebeple "ridanın kaldırılacağı ifadesi" ile gözlerin onu görmesinin önündeki engelin ortadan kaldırılacağını anlatmak istemiştir. "Adn cennetinde" ibaresi Adn cennetinde yüce Allah'a bakacak olanlar anlamındadır.
MÜMİNLERİN AHİREITE ŞANI YÜCE RABLERİNİ GÖRECEKLERİNİN İSPATI BAB İÇİN Müminlerin Ahirette Rablerini Görmeleri Bilelim ki ehl-i sünnetin tamamının kanaatine göre yüce Allah'ın görülmesi aklen mümkündür, imkansız değildir. Aynı şekilde ehl-i sünnet ahirette Allah'ın görülmesinin gerçekleşeceği, müminlerin de -kafirler dışarıda kalmak üzere- yüce Allah'ı göreceklerini icma ile kabul etmişlerdir. Mutezile, Hariciler ve bazı Mürcieciler gibi bid'at ehlinden bir kesim ise yüce Allah'ın yarattıklarından hiçbir kimsenin onu görmeyeceğini ve onun görülmesinin aklen imkansız olduğunu iddia etmişlerdir. Ancak onların bu söyledikleri apaçık bir yanlışlık ve çirkin bir bilgisizliktir. Çünkü ahirette yüce Allah'ın müminler tarafından görülmesinin sabit olduğu hususunda kitap ve sünnetin delilleri ile ashab-ı kiramın ve onlardan sonra gelen bu ümmetin salih selefinin icmaı birbirini pekiştirmektedir. Buna dair rivayetleri yaklaşık yirmi kadar sahabi Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)' den rivayet etmiştir. Bu husustaki Kur'an ayetleri de meşhurdur. Bid'atçilerin Allah'ın görülmesine dair itirazlarının ise ehl-i sünnet kelamcılarının kitaplarında meşhur cevapları vardır. Aynı şekilde diğer şüphe ve tereddütlerine de gerekli cevaplar verilmiş olup, bütün bunlar etraflı bir şekilde kelam kitaplarında zikredilmiştir. Bizim burada bu cevapları ayrıca sözkonusu etme zorunluluğumuz yoktur. Yüce Allah'ın dünyada görülmesine gelince, daha önce bunun mümkün olduğunu belirtmiştik. Ama selefin ve kelamcı olsun olmasın halefin çoğunluğu dünyada bunun olmayacağı kanaatindedirler. İmam Ebu'l-Kasım el-Kuşeyri de tanınmış risalesinde İmam Ebu Bekr b. Furek'den, onun İmam Ebu'l-Hasen el-Eş'arı'nin bu hususta iki görüşünün bulunduğunu naklettiği hükmüne varmışlır. Bir görüşe göre bu olur, ikinci görüşe göre olmaz. (3/15) Diğer taraftan hak ehlinin mezhebine göre ru'yet (görmek) yüce Allah'ın yarathklarında var ettiği bir güçtür. Bunun gerçekleşmesi için ışıkların birleşip, bulunması şartı olmadığı gibi, görülenin karşıda bulunması ve daha başka şartlar da sözkonusu değildir, ama bizim birbirimizi görmemiz böyle olduğu için bu şartların varlığı ile cereyan etmektedir, ama esas itibariyle bunlar şart değildir. Bizim kelamcı imamlarımız bu hususları apaçık delilleriyle açıklamış bulunmaktadır. Ayrıca yüce Allah'ın görülmesi için O'nun bir cihette olduğunu tespit etmeye gerek yoktur, O bundan münezzehtir. Aksine müminler O'nu tıpkı O'nun herhangi bir cihette olduğunu söylemedikleri gibi belli bir cihette bulunması sözkonusu olmaksızın göreceklerdir. Allah en iyi bilendir

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Müslim. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin sitedeki hadis kitaplarında geçtiği hadis sayısıdır.