Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.
İbn-i Abbas r.a. şöyle demiştir: Nebiyy-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem (Bir kere) Helaya girdi. Kendisine (yıkanacak ve abdest alacak) su (götürüp) bıraktım. ''Bunu (buraya) kim koydu?'' diye sordu. Haber verdiler. "Allah'ım onu dinde fakîh / derin anlayış sahibi kıl".
Ebu Ca'fer'den nakledildiğine göre kendisi, babası ve bir kaç kişi ile birlikte Câbir İbn Abdullah'ın yanında bulunurken orada bulunanlardan biri, ona ğusül abdestinin ne kadar su ile alınabileceğini sordu. O da: 'Sana bir sa' yeter' diye cevap verince; adam: 'Bu bana' yetmez dedi. Cabir ise; 'Senden daha fazla saçı bulunan ve senden daha hayırlı birine yetiyordu.' dedi ve sonra bir parça bez'den oluşan elbisesi ile bize namaz kıldırdı. Tekrar: 255, 256.
Abdullah Ibn Ömer (r.a.) Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu nakletmiştir: Kadınların geceleri mescidlere gelmelerine müsaade ediniz.
Muğîre Ibn Şu'be (r.a.)'in şöyle dediği nakledilmiştir: "Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem zamanında İbrahim'in öldüğü gün güneş tutulmuştu. Bunun üzerine insanlar: 'Güneş İbrahim öldüğü için tutuldu' demeye başladılar. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ise onların bu sözünü duyunca şöyle buyurdu: "Güneş ve ay hiç kimsenin ne ölümü ne de hayatı dolayısıyla tutulur. Siz güneşin ve ayın tutulduğunu görürseniz namaz kılın ve Allah'a dua edin! Tekrar: 1060, 6199.
Abdullah şöyle demiştir: Ben daha önceden Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem namaz kılarken O'na selam verirdim, O da selamımı alırdı. Döndükten sonra ona selam verdim, selamımı almadı. {Namaz bittikten sonra) şöyle buyurdu: "Namazda meşguliyet vardır." NOT: Abdullah r.a.'ın dönmek'ten kasdı 1199 nolu hadis'te geçtiği üzre Necaşi'nin yanındandır.
Hz. Ebu Bekir'in kızı Esma anlatıyor: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem zamanında havanın kapalı olduğu bir gün orucumuzu açmıştık. Fakat daha sonra güneşin batmadığını anladık." Bu olayı nakleden ravilerden Hişam (İbn Urve ibnü'z-Zübeyr İbnü'l-Awam)'a: 'Peki oruçlarını kaza etmeleri emredildi mi?' diye sorulunca: 'Kaza etmeleri zorunlu mu ki!' diye karşılık vermiştir. Ma'mer şöyle demiştir: "Hişam'ın, oruçlarını kaza edip etmediklerini bilmiyorum, dediğini işittim."
Ebu Hureyre r.a. şöyle demiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem her Ramazan ayında on gün itikaf yapardı. Vefat ettiği yılın Ramazan ayında ise yirmi gün itikaf yaptı. Tekrar: 4998
Enes r.a.'den rivayet edilmiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e saf ipekten bir cübbe hediye edilmişti. Kendisi ipek giyilmesini yasaklardı. Bu cübbe insanların çok hoşuna gitti. Bunun üzerine "Muhammed'in canı elinde olana yemin ederim ki! Cennette Sa'd b. Muaz'ın mendilleri bile bundan daha güzeldir" buyurdu. Tekrar: 2616, 3248
Abdullah İbn Mes'ud r.a. anlatıyor: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Kabe'nin gölgesinde namaz kılıyordu. Bu sırada Ebu Cehil ve Kureyş kabilesinden bazı kimseler Mekke'nin bir yerinde bir devenin kesildiğinden bahsediyorlardı. Bu devenin işkembesini getirmesi için birilerini gönderdiler. Onlar da işkembeyi getirip Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in üzerine bıraktılar. Hz. Fatıma geldi ve işkembeyi kaldırıp attı. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle dedi: "Allahım, Kureyş'i sana havale ediyorum. Allahım, Kureyş'i sana havale ediyorum. Allahım, Kureyş'i sana havale ediyorum. Özellikle de Ebu Cehil İbn Hişam'ı, Ukbe İbn Rebia'yı, Şeybe İbn Rebia'yı, Velid İbn Utbe'yi, Ubeyy İbn Halef'i ve Ukbe İbn Ebi Muayt'ı... " Ben bunların hepsini gördüm; Bedir kuyularında leşleri doluydu." Ravilerden Ebu İshak şöyle demiştir: "Ben yedinci kişinin ismini unuttum." Yusuf İbn Ebi İshak, Ebu İshak'tan naklen şöyle demiştir: "Ümeyye İbn Halef." Şu'be ise: "Ümeyye veya Übeyy" demiştir. Ancak doğrusu Ümeyye'dir.
Bera' İbn A'zib r.a. anlatıyor: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Ensar'dan oluşturduğu bir askerı birliği Ebu Rafi'i öldürmek üzere göndermişti. Abdullah İbn Atik gece vakti Ebu Rafi'in evine girdi ve onu uykuda iken öldürdü."
Aişe r.anha'nın şöyle dediği nakledilmiştir: "Resuluııah Sallallahu Aleyhi ve Sellem vefat ettiğinde benim evimde bir kap içerisindeki küçük bir miktar arpa dışmda canlılar için yiyecek hiçbir şey yoktu. Ben bu arpayı çok uzun bir süre yediğim halde bitiremedim. Sonra bir ara kalan arpayı tarttım. Bunun üzerinden çok fazla geçmeden arpa tükendi."
Ebu Vail'in şöyle dediği nakledilmiştir: "Biz Sıffin'de idik. Bu sırada Sehl İbn Huneyf kalkıp şunları söyledi: "Ey insanlar, kusuru kendinizde arayın! Biz Hudeybiye barışı yapılırken Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte idik. O gün bir savaş olsaydı hiç geri durmaz savaşırdık. Barış sonrası Hz. Ömer gelip Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e: "Ey Allah'ın Resulü, biz hak üzereyiz onlar ise batıl üzereler, değil mi?" diye sordu. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem de: "Evet, öyle" buyurdu. Hz. Ömer: "Bizden ölenler cennete, onlardan ölenler ise cehenneme gidecek, öyle değil mi?" diyerek sorusuna devam etti. Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Evet, öyle" buyurdu. Hz. Ömer: "Peki öyleyse biz neye karşılık dinimize göre kıyaslandığında çok değersiz ve aşağılık olan bu inanca böylesine tavizler veriyoruz? Şimdi biz, Allah onlarla bizim aramızdaki hükmünü daha vermeden çekip gidecek miyiz?" diye tepkisini ifade edince Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Ey Hattab'ın oğlu, ben Allah'ın Resulüyüm. Allah beni asla yarı yolda bırakmayacaktır." Bu cevap üzerine Hz. Ömer, Hz. Ebu Bekir'in yanına gelerek ona da aynı şeyleri söyledi. Hz. Ebu Bekir de ona şöyle karşılık verdi: "O Allah'ın Resulüdür. Allah onu asla yarı yolda bırakmayacaktır." Bu olayın ardından Fetih suresi vahyedildi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem de inen bu sureyi sonuna kadar Hz. Ömer'e okudu. Hz. Ömer: "Ey Allah'ın Resulü, bu bir fetih mi yani?" diye sorunca Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Evet" buyurdu."
Ebu Hureyre r.a.'in naklettiğine göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Allah Teala'nın şöyle buyurduğunu söylemiştir: "İnsanoğlu asla yapmaması gerektiği halde beni şanıma yakışmayan sıfatlarla anıyor (şetm ediyor) ve yine asla yapmaması gerektiği halde beni yalanlıyor (tekzib ediyor). Onun beni şanıma yakışmayan sıfatlarla anması benim bir çocuğum olduğunu iddia etmesidir; beni yalanlaması ise "Allah beni ilk olarak yarattığı gibi tekrar yaratıp diriitemez" demesidir. " Tekrar: 4975, 9474
Ebu Bekre r.a.'dan: "Bir gün Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Hasen'i çıkardı. Onu alıp minbere çıktı ve şöyle buyurdu: Benim bu oğlum bir seyyiddir. Umulur ki Allah onun sayesinde Müslüman iki kesim arasında sulh yapacaktır. "
Enes b. Malik r.a.'dan rivayete göre onlara şunu anlatmıştır: "Mekkeliler Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den kendilerine bir ayet (mucize) göstermesini istediler. O da onlara ayın yarılmasını gösterdi." Tekrar: 3868, 4867 ve 4868
Cabir b. Abdullah r.a.'dan rivayete göre, "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Necaşi Ashama üzerine cenaze namazı kıldırdı. Üzerine dört tekbir aldı." Abdussamed de ona mutabaatta bulunmuştur.
Hişam'ın, o babası ile Fatıma'dan, rivayetle Esma r.anha'nın şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Ben Medine'ye gitmek istedikleri vakit Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile Ebu Bekir'e azık hazırladım. Babama: Bunu (dağarcığı) bağlamak için kemerimden başka bir şey bulamıyorum. Ebu Bekir: O halde onu ortadan böl, dedi. Ben de onun dediği gibi ortadan ikiye ayırdım. Bundan dolayı bana zatu'n-nitakayn (iki kemer sahibi) adı verilmiştir." İbn Abbas da: "Zatu'n-nitak (kemer sahibi) Esma" demiştir.
Bera' r.a. dedi ki: "Kendi aramızda şöyle konuşurduk: Bedir ashabı üçyüz on küsur kişi yani Talut ile birlikte nehri aşan kimselerin sayısı kadardılar. Onunla birlikte de mu'min olmayan kimse nehri geçmiş değildir."
Sa'd b. Ebi Vakkas dedi ki: "Uhud günü Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ok torbasındaki okları benim önüme açarak: Anam babam sana feda olsun, ok at, diye buyurdu."
Süleyman b. Surad dedi ki: "Ahzab, etrafından uzaklaştırılınca Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i şöyle buyururken dinledim: Şimdirden sonra) biz onların üzerine gazada bulunacağız,. Fakat onlar üzerimize gelip gaza edemeyeceklerdir. Biz onların üzerine gideceğiz."
Aişe r.anha dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Hendek'ten geri dönüp silahlarıhı bırakıp, guslettikten sonra Cibril aleyhisselam ona gelerek dedi ki: Sen silahını bıraktın. Fakat Allah'a yemin ederim biz silahı bırakmadık. Haydi onların üzerine çık, git dedi. Allah Resulü: Nereye, diye sordu. Cibril: İşte buraya, diye buyurdu ve Kurayzahları işaret etti. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem onların üzerine gitmek üzere çıkt!."
Kays, Cerir'den rivayetle dedi ki: "Yemen'de bulunuyordum. Yemenlilerden -Zulkela' ve zi Amr adında- iki adam ile karşılaştım. Onlarla Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem hakkında konuşmaya koyuldum. zi Amr bana: Eğer senin o arkadaşının durumu hakkında söylediklerin doğru ise, onun ecelinin gelişi üzerinden üç (gün) geçmiş bulunuyor, dedi. ikisi de benimle birlikte geldi. Nihayet yolun bir kısmında iken Medine tarafından gelen bir kafile ile karşılaştık. Onlara sorduk, onlar bizlere: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in ruhu kabzedildi, Ebu Bekr halifelik makamına getirildi, insanların durumu da iyidir, dediler. (Medine'ye vardığımızda) Zu Kela ile Zu Amr bana: Arkadaşına gelmiş olduğumuzu haber ver. inşallah belki hemen döneriz deyip, Yemen'e geri döndüler. Ben de Ebu Bekr'e onların söylediklerini haber verdim. Niçin onları alıp gelmedin, dedi. Daha sonra Zu Amr bana dedi ki: Ey Cerir, senin benim nezdimde bir değerin vardır ve ben sana bir şeyi haber vereceğim. Sizler ey Araplar bir emiriniz vefat etti mi hemen onun arkasından bir başkasını seçtiğimiz sürece hayır içinde kalmaya devam edersiniz. Fakat bu iş kılıçla (ele geçirilen bir şey) olursa onlar melik olurlar, meliklerin öfkelenmesi gibi öfkelenir, meliklerin hoşnut olmaları gibi hoşnut olurlar." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Senin arkadaşının durumu ile anlattıkların eğer" gerçek "ise ... " "Ecelinin üzerinden üç gün geçmiş demektir." Yani eğer sen bana bunun durumunu haber veriyorsan, ben de sana bunu haber vermiş olayım. Bu sözü zi Amr eski kitaplara dair bilgisinden hareketle söylemiştir. Çünkü Yemen'de Yahudilerden bir topluluk yerleşmiş ve Yemen ahalisinden pek çok kimse Yahudi dinine girmiş ve onlardan bilgi öğrenmişlerdi. Bu husus Nebi s.a.v. Muaz'ı Yemen 'e gönderdiğinde ona söylediği şu sözlerinde açıkça ifade edilmiştir: Sen kitap ehli olan bir kavmin yanına gideceksin ... Kermani der ki: O Medine'den gelmiş bazı kimselerden bunu gizlice öğrenmiş de olabilir. Yahut da o cahiliye döneminde bir kahin de olabilirdi ya da o islama girdikten sonra muhaddes (bir takım ilhami bilgilere mazhar olan) birisi de olmuş olabilir. Muhaddes kelimesinin daha önce ilhama mazhar olan kimse diye açıklandığı geçmiş bulunmaktadır. Derim ki: Hadisin anlatımı benim tespit ettiğim hususa delil teşkil etmektedir. Çünkü onun Nebiin vefatı ile ilgili verdiği haberi, Cerir'in onun halleri ile alakalı verdiği haberlere bağlı olarak söylemiştir. Eğer bu husus benim sözünü ettiğim hususlar dışında anlaşılan bir şeyolsaydı, ayrıca bunu o noktaya dayandırmasına ihtiyacı olmazdı. Çünkü ilk iki ihtimal katıksız bir habere dayalıdır. Üçüncüsü ise kastıolmayan bir şekilde insanın içine doğmasıyla alakalı olan bir şeydir. "Eğer" emirlik (yöneticiliğe gelmek) "kılıçla" yani diğerlerini kahretmek ve onlara galip gelmek suretiyle "olursa onlar melik olurlar." Yani artık halifeler melikleşirler. Bu da benim tespit ettiğim şekilde Zu Amr'ın eski kitaplarda bulunan haberleri bildiğinin bir delilidir. Bu sözleriyle işareti Ahmed'in ve Sünen sahiplerinin rivayet ettiği, İbn Hibbanlın da başkalarının da sahih olduğunu söyledikleri Sefinelnin rivayet ettiği Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şu hadisine de uygun düşmektedir: "Halifelik benden sonra otuz yıldır. Ondan sonra ise ısırıcı bir meliklik olur
Ebu Musa r.a. dedi ki: "Ben ve kardeşim Yemen'den geldikten sonra uzun bir süre, İbn Mes'ud ile annesinin ancak ehl-i Beytten olduğu kanaatine sahip olduk. Buna sebep ise onun huzuruna çokça girmeleri ve yanından ayrılmayışları idi."
Enes İbn Malik'ten rivayet edildiğine göre, bir adam Hz. Nebi'e; "Ey Allah'ın elçisi! Kıyamet günü kafir yüzükoyun mu haşredilir?" diye sormuş. Bunun üzerine Allah ResLılü saIJaIJahu aleyhi ve seIJem şöyle buyurmuştur: "Dünyada onu ayaklarz üstünde yürütmeye kadir olan, kıyamet günü onu yüzükoyun yürütemez mi?" Katade şöyle demiştir: "Elbette. Rabbimin izzetine yemin ederim ki, öyledir."
Enes'in şöyle söylediği rivayet edildi: Mekkeli müşrikler Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den kendilerine bir mucize göstermesini istediler, Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem de onlara ayın yarılmasını gösterdi.