Abdullah İbn Amr (r.a.)'ın naklettiğine göre; "Ebu Bekir es-Sıddîk (Radiyallahu and) Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gelerek: 'Ey Allah'ın Resulü, bana namazda İken edebileceğim bir dua öğretiniz' dedi. Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem de ona şu duayı etmesini emir buyurdu: Allah'ım ben kendime çok fazla zulmettim. Günahları sen'den başka bağışlayacak yoktur. Allah'ım, beni katından bir mağfiret ile bağışla ve bana merhametinle muamele buyur. Şüphesiz sen bağışlayan (Ğafur) ve esirgeyensin (Rahîm). Tekrar:
6326 ve 7388. Diğer tahric: Tirmizi Daavat; Müslim, Zikir; Nesai; İbn-i Mace, sehv
Aişe r.a. şöyle demiştir: Ebu Bekir'in r.a. yanına girdim. Bana: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i kaç elbise ile kefenlediniz?" diye sordu. Ben: "Üç tane beyaz temiz elbise ile kefenlendi. Bunlar içinde gömlek ve sarık yoktu" dedim. Ebu Bekir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem hangi gün vefat etmişti?" diye sordu. Ben: "Pazartesi günü" dedim. Ebu Bekir: "Bugün günlerden ne?" dedi. Ben: "Pazartesi" dedim. Ebu Bekir: "Şu andan geceye kadar vefat etmeyi isterim" dedi. Sonra kendisine tedavi yapılan üzerindeki elbisesine baktı, üzerinde kir vardı. O: "Bu elbisemi yıkayın, iki tane elbise daha ekleyerek beni bunlarla kefenleyin" dedi. Ben: "Bu elbise eski" dedim. Ebu Bekir: "Yeni elbise giymeye ölüden çok hayatta olan layıktır. Kefen yalnızca ölünün bedeninden çıkan (irin, pislik vb. şeyler) içindir" dedi. Ebu Bekir ancak Salı gecesi vefat etti ve sabah olmadan da gömüldü.
Ebu Bekir r.a.'den rivayet edilmiştir: Yolda yürüyordum. Sürüsünü güden bir çobanla karşılaştım. "Sen kimin çobanısın?" diye sordum. "Kureyş'ten Falanca'nın çobanıyım" dedi. Adını söylediği kişiyi tanıyordum. "Kcyunların ın sütü var mı?" diye sordum. "Evet" dedi. "Benim için sağar mısın?" dedim. "Evet" dedi. İsteğim üzerine sürüden bir koyunu tuttu. Sonra koyunun memesine toprak serpmesini istedim. Sonra ellerini silkelemesini istedim. Ellerini birbirine vurarak şöyle silkeledi. Bir avuç süt sağdı. Allah Resulü'ne ikram etmek için ağzında bir bez parçası olan bir kap hazırlamıştım. Sütü ona koydum, kabın dibi.soğudu. Hz. Nebi'in yanına giderek "Ey Allah'ın Resulü! İçmez misiniz dedim. Hz. Nebi içti ve ben de memnun oldum. Tekrar:
3615,
3652,
3908,
3917 [Not:] Bu hadisin devamı ve etraflıca açıklaması "(6535. hadis)
Sümame İbn Abdullah İbn Enes'ten rivayet edilmiştir: Ebu Bekir r.a. Hz. Enes'e Allah Resulü'nün belirlemiş olduğu zekat farızasını yazdıktan sonra "Malı ortak olanların mallarından da zekat al. Sonra onlar eşit olarak kendi aralarında paylaşırlar" demiştir.
Ebu Bekir r.a. dedi ki: "Ben Nebi ile birlikte mağaradayken ona: Eğer onlardan birisi ayağının ucuna bakacak olsa şüphesiz bizi görecektir, dedim. O da şöyle: Ey Eba Bekr üçüncüleri Allah olan iki kişi hakkındaki kanaatin nedir? diye buyurdu." Tekrar:
3922 ve 4663
İbn Ömer'in rivayetine göre "Ebu. Bekir r.a. dedi ki: Muhammed Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in hatırını, ehl-i beyti hususunda gözetiniz,'' Bu Hadis 3751 numara ile gelecektir
Aişe r.anha'dan rivayete göre "Ebu Bekir r.a., Ümmü Bekir diye anılan Kelb'den bir kadın ile evlendi. Ebu Bekir hicret edince onu boşadı. Kureyş kafiderine mersiye olarak söylediği şu kasidenin sahibi şair olan amcasının oğlu, o kadın ile evlendi: Ne var o kuyuda, o Bedir kuyusunda Deve hörgücünü andıran etlerle süslenmiş tencereler (eş-şıza) Ne var o kuyuda, o Bedir kuyusunda Şarkıcılar ve o şerefli içki içenler Bekr'in annesi bize esenlik dileyerek selamlıyor Ya benim kavmimden sonra bir esenliğim mi olurmuş? Resul bize diriltileceğimizi anlatıyor Baykuşların ve iskelet kalmış kafataslarının hayat bulması nasılolurmuş?"
Ebu Bekir r.a. dedi ki: "Mağarada Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte idim. Başımı kaldırdığımda izleri takip edenlerin ayaklarını gördüm. Ey Allah'ın Nebii, onlardan birisi aşağıya bakacak olsa bizi görecektir, dedim. Sus ey Ebu Bekir, (biz) üçüncüleri Allah olan iki kişiyiz."
Ebu Hureyre'den rivayete göre Veda Haccından önce Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in Ebu Bekr es-Sıddik r.a.'ı hac emiri olarak tayin ettiği hac esnasında kendisini (Ebu Hureyre'yi) Nahr (kurban bayramı birinci) gününde birkaç kişi ile birlikte insanlara: Bu yıldan sonra müşrik bir kimse haccetmeyecektir ve Beytullah'ı çıplak olarak kimse tavaf etmeyecektir, ilanını yapmak üzere görevlendirmiştL"
Aişe ve İbn Abbas'tan rivayete göre "Ebu Bekr r.a., Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i vefatından sonra öptü." Bu Hadis 5709 numara ile gelecektir.
Aişe ve İbn Abbas'tan rivayete göre "Ebu Bekr r.a., Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i vefatından sonra öptü." Bu Hadis 5709 numara ile gelecektir.
Aişe ve İbn Abbas'tan rivayete göre "Ebu Bekr r.a., Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i vefatından sonra öptü." Bu Hadis 5709 numara ile gelecektir.
Hz. Ebu Bekir'den rivayet edildiğine göre, o şöyle demiştir: Nebi Sallallahu Alyhi ve Sellem ile birlikte Sevr mağarası'nda "Ey Allah'ın elçisi! Onlardan biri ayağını kaldırsa bizi görür!" dedim. O da şöyle buyurdu: Üçüncü olarak yanlarında Allah'ın olduğu iki kişi hakkında ne düşünüyorsun?
İbnu's-Sebbak'tan şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Zeyd İbn Sabit şöyle dedi: Ebu Bekir haber gönderip beni çağırttı. Yanına varınca 'sen, Allah Restılü Sallallahu Aleyhi ve Sellem için vahiy yazıyordun. o halde Kur'an'ı araştır' dedi. Ben de Kur'an'ı araştırmaya koyuldum. Tevbe suresinin son iki ayetini Ebu Huzeyme el-Ensarı'nin yanında buldum. Onun dışında başka birinin yanında bu ayetleri bulamadım. Söz konusu iki ayet şunlardı: And olsun size, kendinizden öyle bir Nebi gelmiştir ki, sizin sıkıntıya uğramanız ona çok ağır gelir. 0, size çok . düşkün, mu'minlere karşı çok şefkatlidir, merhametlidir. (Ey Muhammed!) Yüz çevirirlerse de ki: Allah bana yeter. O'ndan başka ilah yoktur. Ben sadece O'na güvenip dayınınm. O yüce arşın sahibidir. "(Tevbe 128-129)
Ubeydullah b. Abdullah'tan rivayete göre o, İbn Abbas ve Aişe'den şunu rivayet etmektedir: "Ebu Bekr r.a. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i vefat etmiş olduğu halde öptü."
Abdurrahman İbn Ebi Bekr r.a.'dan rivayete göre; "Ebu Bekir r.a.'a birkaç kişi konuk oldu. Abdurrahman'a: Sen misafirlerine göz kulak ol, ben Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına gideceğim. Sen de bu arada ben gelmeden önce onlara gereken ikramı yapmış, yemeklerini yedirmiş ol, dedi. Abdurrahman gidip yanında ne varsa getirdi ve: Yemeğe buyurun, dedi. Onlar: Ev sahibimiz nerede, diye sordular. Abdurrahman: Siz buyrun yiyin, dedi ama onlar: Evimizin sahibi gelinceye kadar biz yemeyeceğiz, dediler. Abdurrahman: Siz yine de bizim bu ikramımızı kabul ediniz. Çünkü ev sahibi gelip de sizin yemek yemediğinizi görürse ondan azar işitiriz, çekeceğimiz vardır, dedilerse de misafirler yemek yemeyi kabul etmediler. Ben Ebu Bekir'in bana kızacağını anladım. Geri gelince önünden bir kenara çekildim (saklandım). Ne yaptınız, diye sordu. Onlar da ona durumu haber verince: Ey Abdurrahman, diye seslendi. Ben susup ses çıkarmadım, sonra: Ey Abdurrahman dedi. Ben yine ses çıkarmadım. Tekrar: Ey cahil herif! Eğer benim sesimi işitiyorsan, sana mutlaka gelmelisin, diye and veriyorum, dedi. Bu sefer ben de çıktım: Misafirlere sor dedim. Onlar: Doğru söylüyor, o bize yemeğimizi getirdi, dediler. Ebu Bekir: Demek siz beni beklediniz. Allah'a yemin ederim, bu gece ben bu yemeği yemeyeceğim, dedi. Diğerleri de: Allah'a yemin ederiz, biz de sen ondan yemedikçe Dnu yemeyeceğiz, dediler. Ebu Bekir: Ben bu gece gibi şerlisini görmedim. Yazık size, siz nesiniz? Niçin bizim size ikramımızı kabul etmiyorsunuz, dedi. (Abdurrahman'a dönerek): Yemeğini getir, dedi. Yemek geldi. Ebu Bekir elini yemeğe uzatarak: Bismillah, birincisi şeytandandı deyip kendisi de yedi, misafirleri de yedi."
Ebu. Bekr r.a.'den aktarıldığına göre namazda yapacağı bir dua öğretmesini istediği zaman Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Allahım! Ben nefsime çok zulmettim. Günahları ancak sen bağışlarsın. Fazlınla bana mağfiret et ve beni affet. Sen Gafur ve Rahim olansın" duasını öğretmiştir.
Aişe r.anha'dan rivayet edildiğine göre, Allah yemin kefareti hakkında ayet indirene değin, Ebu Bekir r.a. asla yemininden dönmezdİ. Bu ayet inince şöyle dedi: "Bir konuda yemin eder ancak başkasının daha hayırlı olduğunu görürsem o zaman hayırlı olanı yapar ve yeminimin kefaretini veririm."
Enes b. Malik r.a.'in nakline göre Ebu Bekir r.a., Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in takdir buyurduğu zekat miktarlarına dair Enes b. Malik'e bir mektup yazdı. Bu mektupta zekat (artar) korkusuyla dağınık olan zekat malı biraraya toplanmaz, toplu bulunanlar da dağıtılmaz diyordu.
Ebu Bekir (Nebi s.a.v.'in vefatından son irtidad eden) Büzaha heyetine hitaben) "Yüce Allah Nebiinin halifesine ve muhadrlere sizleri mazur kılacak bir durum gösterinceye kadar çöllerde develerin kuyruklarının ardından gidiniz" dedi.
Abdullah b. Amr'ın nakline göre Ebu Bekir Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e "Ya Resulallah! Bana bir dua öğret de onunla namazım (ın sonunda) dua edeyim" dedi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem de ona Allahumme innfzalemtu nefsfzulmen kesfran ve la yağfiruzzünube illa ente. Fağfirli min ındike mağfiraten. İnneke entel ğafururrahim = Ya Allah! Şüphesiz ben kendime çok zulmettim. Günahları mağfiret eden de ancak sensin. Öyle ise kendi katından gelen bir mağfiret ile bana mağfiret et. Şüphesiz gafur, rahim sensin! de" buyurdu .
Abdullah b. Amr'ın nakline göre Ebu Bekir Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e "Ya Resulallah! Bana bir dua öğret de onunla namazım (ın sonunda) dua edeyim" dedi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem de ona Allahumme innfzalemtu nefsfzulmen kesfran ve la yağfiruzzünube illa ente. Fağfirli min ındike mağfiraten. İnneke entel ğafururrahim = Ya Allah! Şüphesiz ben kendime çok zulmettim. Günahları mağfiret eden de ancak sensin. Öyle ise kendi katından gelen bir mağfiret ile bana mağfiret et. Şüphesiz gafur, rahim sensin! de" buyurdu .
Bana Amru'n-Nâkıd ile Hasen el Hulvânî ve Abd b. Humeyd rivayet ettiler. Abd, bana haber verdi, tabirini kullandı. Ötekiler bize Ya'kub -ki bu zât Ibni İbrahim b. Sa'd'dır- rivayet etti, dediler. Ya'kub demiş ki: «Bana da babam, Sâlih'den, o da İbni Şihâb'dan naklen rivayet etti. İbni Şihâb şöyle demiş: Bana Enes b. Mâlik haber verdi ki, Ebu Bekir Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'in vefatına müncer olan hastalığında onlara namaz kıldırmış. Pazartesi günü gelince cemâat saflar halinde namazda iken Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) odanın perdesini açarak ayakta onlara bakmış; mübarek yüzü mushaf yaprağı gibiymiş. Sonra Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) tebessüm buyurarak gülmüş. Enes demiş ki: —Biz namazda olduğumuz halde Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) in çıkışına sevincimizden hayrette kaldık. Ebu Bekir saf'a ulaşmak için ökçeleri üzerinde geriledi. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in namaz için çıktığını zannetmişti. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) eliyle cemaata namazını tamamlayın diye işaret etti, sonra Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (Âişe'nin odasına) girdi ve perdeyi indirdi. İşte Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) o gün vefat etti.»
Bana Hârûn b. Saîd El-Eylî rivayet etti. (dediki): Bize, İbni Vehb rivayet etti. (dediki): Bana, Amr haber verdi; ona da ibni Şihâb, Urve'den, o da Âişe'den naklen rivayet etmişki: Mina günlerinde Aişe'nin yanına Ebû Bekir girmiş; Aişe'nin yanında şarkı söyleyip, def çalan iki câriye bulunuyormuş. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de elbisesine bürünmüş; yatıyormuş. Ebû Bekir, cariyeleri azarlamış, bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yüzünü açarak: «Bırak onları, Yâ Ebâ Bekir! Zira bu günler, bayram günleridir.» buyurmuşlar. Âişe demiş ki: «Ben, oynayan Habeş'lilere bakarken Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in, elbisesi ile beni örttüğünü görmüşümdür. O zaman henüz bir taze idim. Siz oyunu seven genç yaştaki bir tazenin buna ne derece can atacağını takdir buyurun.»
Bana Züheyr b. Harb ile Abd b. Humeyd ve Abdullah b. Abdirrahman Ed-Dârimi rivayet ettiler. Abdullah: Ahberana; ötekiler ise Haddesenâ tâbirlerini kullandılar. (Dediler ki): Bize Habbân b. Hilal rivayet etti. (Dediki): Bize Hemmâm rivayet etti. (Dediki): Bİie Sabit rivayet etti. (Dediki): Bize Enes b. Mâlik rivayet etti. Ona da Ebû Bekr'i Sıddık rivayet etmiş. Ebû Bekr şöyle demiş: Biz mağarada iken başlarımızın üzerinde müşriklerin ayaklarını gördüm. Ve : — Yâ Resûlallah! Birisi ayaklarına baksa; ayaklarının altında bizi görecek! dedim. «Yâ Ebâ Bekr, üçüncüsü Allah olan iki kişiyi sen ne zannediyorsun!» buyurdular.
Bize bu hadisi Amru'n-Nâkıd ile Hasen b. Ali El-Hulvâni ve Abd b. Humeyd hep birden Ya'kub b. İbrahim b. Sa'd'dan rivayet ettiler. (Demişki): Bize babam Salih b. Keysan'dan, o da İbni Şihab'dan naklen rivayet etti. (Demişki): Bana Yahya b. Said b. Âs haber verdi. Ona da Said b. Âs haber vermiş. Ona da Osman ile Âişe rivayet etmişlerki, Ebû Bekr'i Siddik, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)"in yanına girmek için izin istemiş... Ve râvi, Ükayl'in Zühri'den rivayet ettiği hadis gibi nakletmiştir.
Bize Züheyr b. Harb rivayet etti. (Dediki): Bana Amr b. Âsim El-Kilâbi haber verdi. (Dediki): Bize Süleyman b. Muğire Sâbit'ten, o da Enes'den naklen rivayet etti, Şöyle demiş; Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in vefatından sonra Ebû Bekr (Radiyallahu anh) Ömer'e: — Haydi Ümmü Eymen'e gidelim. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onu nasıl ziyaret ediyordu ise, biz de ziyaret edelim, dedi. (Ebû Bekr demişki) Ona vardığımızda ağladı. Ebû Bekr'le Ömer: — Niye ağlıyorsun? Allah'ın nezdindeki (makamı) Resulü (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) için daha hayırlıdır, demişler. Ümmü Eymen : — Ben Resûlü (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) için Allah indindeki (mertebesi) 'nin daha hayırlı olduğunu bilmiyorum diye ağlamıyorum. Velâkin Semâdan vahy kesildi de ona ağlıyorum, demiş; böylece her ikisini ağlamaya heyecanlandırmış. Onunla birlikte onlar da ağlamaya başlamışlar.
Bize Kuteybe b. Saîd rivayet etti. (Dedikî): Bize Leys rivayet etti. H. Bize Muhammed b. Rumh da rivayet etti. (Dedikî): Bize Leys Yezid b. Ebî Habîb'den, o da Ebû'l-Hayr'dan, o da Abdullah b. Amr'dan, o da Ebû Bekr'den naklen haber verdi. Ki: Ebû Bekir Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e : — Bana bir dua öğret ki, onunla namazımda dua edeyim! demiş. «Allahım! Ben nefsime büyük zulmettim —Kuteybe çok zulüm demiş—, günahları ise ancak sen affedersin, imdi bana tarafından mağfiret buyur ve bana acı! Çünkü hakkıyla affeden, acıyan ancak sensin de » buyurmuşlar.