Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.
Ebu Hureyre'den rivayet edilmiştir: Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bir mecliste toplulukla konuşurken bir bedevî gelerek ona: Kıyamet ne zaman?" diye sordu. Allah Resulü konuşmasına devam etti. Bazıları "Nebi s.a.v. adam'ın sorusunu duydu ama soru sorma şeklini yadırgadı, bu sebeple cevap vermedi" derken bazıları da "Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) adamın sözünü duymadı" dediler. Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) konuşmasını tamamlayınca: Kıyametin vaktini soran kişi nerede?" buyurdu. Adam: "Buradayım ey Allah'ın elçisi!" dedi. Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Emanet kaybedildiğinde kıyameti bekle" buyurdu. Adam: "Emanet nasıl kaybedilir?" diye sordu. Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) İş ehil olmayana bırakıldığında kıyameti bekle" buyurdu. Tekrar: 6496
Câbir İbn Abdullah (r.a.)'dan Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in şöyle dediği nakledilmiştir: "Benden önce hiç kimseye verilmeyen şu beş şey bana bahşedildi: Bir aylık zamanda kat edilecek uzaklıkta bulunan düşmanlarımın kalbine korku salmakla desteklendim. Yeryüzü benim için mescid ve temizleyici kılındı. Bu yüzden ümmetimden her kim, bir namaz vaktine girerse, namazını kılsın. Ganimetler benim için helal kılındı. Benden önce hiç kimseye helal kılınmamıştı. Bana şefaat hakkı tanındı. Peygamberler sadece kendi kavimlerine gönderilirdi. Ben ise, tüm insanlara gönderildim. Tekrar: 438 - Cevamiu’l-kelim’ lafzını içeren Ebu Hureyre hadisi
Câbir İbn Abdillah Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu nakletmiştir: Benden önce Nebilerin hiçbirine verilmeyen şu beş özellik bana bahşedildi: Yürüyerek bir ayda aşılacak mesafede bulunan düşmanlara korku salmakta ilahi yardıma mazhar oldum. Yeryüzü benim için mescid ve temizleyici vasfa sahip kılındı. Ümmetimden her kim, bir yerde namaz vaktine girerse namazını kılsın. Ganimetler bana helal kılındı. Nebiler kendi kavmine gönderildi, ben ise tüm insanlara gönderildim. Bana şefaat etme hakkı verildi." Tekrar: 335 Bu hadis!’in ‘Cevamiu’l-kelim’ lafzını içeeren Ebu Hureyre rivayeti 2977 dadır.
Ebu Saîd el-Hudrî (r.a.)'den şöyle nakledilmiştir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem hutbeye çıkıp şöyle buyurdu: 'Allah Teâlâ bir kulu, dünya ile kendi katındakiler arasında tercih konusunda serbest bıraktı. O kul da, Allah katındakileri tercih etti.' Bunun üzerine Ebu Bekir ağlamaya başladı. Kendi kendime 'Eğer Allah bir kulu dünya ile kendi katındakiler arasında muhayyer bıraktıysa, o kul da Hak Teâlâ nezdindekileri tercih ettiyse, bu İhtiyar niçin ağlıyor?' diye sordum. Meğer o kul, Allah Resûlü Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in kendisiymiş. Ebu Bekir de hepimizden bilgili olduğu için bunun ne anlama geldiğini anlamış, onun için ağlamıştı. Onun ağladığını gören Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Ey Ebu Bekir! Ağlama! Malını ve arkadaşlığını en fazla benimle paylaşan Ebu Bekir'dir. Eğer ümmetim arasında bir dost (halîl) edinecek olsaydım, kuşkusuz Ebu Bekir'i edinirdim. Ne var ki, İslâm kardeşliği ve sevgisi bundan daha üstündür. Mescide açık bütün kapılar kapatılsın. Sadece Ebu Bekir'in kapısı kalsın! Tekrar: 3654, 3904. Diğer tahric: Tirmizi Menakib; Müslim, Fedail
Enes İbn Mâlik (r.a.) şöyle demiştir: "Bir gün Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bize namaz kıldırdı ve sonra minbere çıkıp eliyle mescidin kıble tarafına işaret ederek şöyle buyurdu; 'Şu anda, siz'e namazı kıldırdığım andan itibaren, cennet ve cehennemi işte şu kıble tarafındaki duvarda capcanlı bir şekilde gördüm. Hayır ve şer ile ilgili hususlarda bugün gördüğüm gibi bir manzara daha önce hiç görmemiştim.' Resulullah üç kere tekrar etmişti."
Enes r.a. şöyle demiştir: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in kızının cenazesine katıldık. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem kabrin üzerinde oturuyordu. Gözlerinden yaşlar boşandığını gördüm. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Bu gece karısı ile cinsel ilişkide bulunmayan var mı?" buyurdu. Ebu Talha; "Ben" dedi. Resulullah: "O halde kabre in" buyurdu. Bunun üzerine Ebu Talha kabre inerek, onu kabre koydu.
Ata' bin Yesar şöyle demiştir: Abdullah bin Amr ibnu'l-As ile karşılaştım. Ona: ''Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in tevratta anlatılan özelliklerinden bahset'' dedim. O şöyle dedi: Tamam bahsedeyim. Vallahi O Tevrat'ta da Kur'an da bahsedilen şu nitelikleri ile anlatılmıştır: ''Ey Nebi biz seni bir şahid, müjdeleyici, bir uyarıcı, ümmiler için bir koruyucu olarak gönderdik. Sen benim kulum ve resulümsün sana ''mütevekkil'' adını verdim. O Nebi asık suratlı katı kalpli değildir. Çarşı pazarda yüksek sesle bağırmaz. Kötülüğü kötülükle savmaz, affeder ve bağışlar. İnsanların ''Allah'tan başka ilah yoktur'' sözünü kabul etmesiyle yanlış yolda olan milleti doğruya yöneltmedikçe Allah onun canını almayacak. Allah onunla kör gözleri sağır kulakları ve kapalı kalpleri açacak Tekrar: 4838
Ebu Hureyre r.a. şöyle anlatır: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir gün, yanında bir bedevi var iken şunları anlatmıştır: "Cennette olan bir kimse Rabbinden orada, ziraatte bulunmak üzere izin istedi. Allah ona, "İstediğin şeyleri elde etmedin mi?" buyurdu. Adam, "Evet, ama ziraat yapmak istiyorum" dedi. Bunun üzerine araziye tohum attı. Tohumlar hemencecik filizlendi, dağ gibi büyüdü ve hasat edilecek duruma geldi. Allah ona, "İşte al. Ey Adem-oğlul Hiçbir şey senin gözünü doyurmaz" dedi." Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanında bulunan bir bedevı, "Bu kişi, olsa olsa ya Kureyş'ten ya da ensardan bir kimsedir. Ziraatçi olan onlardır" dedi. Bu söz üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem gülümsedi. Tekrar: 7519
Ebu Said el-Hudri anlatıyor: "Bir gün Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem minbere çıkıp ayakta durarak: "Benden sonra yeryüzünün ni'metlerinin sizlere olanca genişliği ile açılmasından korkuyorum" buyurdu ve dünyanın insanı cezbeden süslerinden, güzelliklerinden ve vereceği bereketlerden söz etti. Orada bulunanlardan birisi kalkıp: "Ey Allah'ın Resulü, hayır şerre mi dönüşecek, lütfedilen nimetler ceza haline mi gelecek?" diye sordu. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir süre sustu. Biz kendisine vahiy geldiğini düşündük. Cemaat de susmuştu; sanki başlarının üzerinde kuşlar varmış gibi hiç ses çıkmıyordu. Sonra Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem yüzünün terini sildi ve: "Az önce soruyu soran nerede?! Hiç mal gerçekten, tümüyle hayır olur mu? (Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bunu üç defa söyledi) Gerçek hayır, hayırdan başka bir sonuç doğurmaz / hayır sadece hayır getirir. Dünya malı baharda biten yeşil/ikler gibidir. Onu doyumsuzca yiyen hayvanlar çatlayıp ölür ya da ölecek hale gelir. Onlar karınları doyunca Güneşe doğru dönerek arka bacaklarını dikip pislerler ve idrarlarını yaparlar sonra da yeniden otlamaya başlarlar. İşte bu dünya malı da yeşilliktir, tatlıdır. Dünya malına sahip olup da onu hakka uygun bir şekilde ve gereği gibi elde ederek Allah yolunda ve yetimler ile miskinler için sarf eden bir Müslüman ne güzel, ne iyi bir insandır. Dünya malını hakka uygun bir şekilde, gereği gibi elde etmeyenler ise yediği halde doymayan insanlara benzerler. Böyle kimseler için kazandıkları mallar kıyamet gününde aleyhte şahilik edeceklerdir" buyurdu.
Enes İbn Malik r.a.'in şöyle dediği nakledilmiştir: "Abdurrahman İbn Avf ile Zübeyr Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gelerek bitlerin sebep olduğu kaşıntıdan dolayı sıkıntı yaşadıklarını söylediler. Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem de onlara ipek giymeleri için izin verdi. Ben onların bir savaşta ipek giydiklerini de gördüm."
Ebu Hureyre r.a.'den nakledildiğine göre Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Ben size ne veririm ne de size verilecek şeylere engel olurum. Ben sadece paylaştırıp dağıtanım verileni bana emredileni yapar her şeyi yerli yerine koyarım."
Ebu Hureyre r.a.'den nakledildiğine göre Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Cennette bir ağaç bulunmaktadır. Bineğiyle yolculuk yapan bir kimse bunun gölgesinde yüz sene gitse bile o mesafeyi kat edemez. İsterseniz "ve uzayıp giden gölgeler. "[Vakıa, 30] ayetini okuyun!
Ve kesinlikle elinizdeki yayın kavrama noktası ile ucu arasındaki mesafe kadar olan cennetteki bir yer, üzerine güneşin doğduğu veya battığı her şeyden daha hayırlıdır."
Ebu Hureyre dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Dünyada da, ahirette de insanlar arasında Meryem oğlu İsa'ya en yakın olan benim. Nebiler anaları ayrı kardeş gibidirler. Anneleri farklı, dinleri birdir."
Cabir b. Abdullah r.a. dedi ki: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Benim misalim ile diğer nebilerin misali -bir kerpiçlik yer dışında- eksiksiz ve çok güzel bir ev yapmış olan bir adamın misaline benzer. İnsanlar bu eve giriyor, onu oldukça beğeniyor ve fakat: Keşke şu bir kerpiçlik yer (boş bırakılmış) olmasaydı demeye koyuldular."
Ebu Bekir r.a. dedi ki: "Ben Nebi ile birlikte mağaradayken ona: Eğer onlardan birisi ayağının ucuna bakacak olsa şüphesiz bizi görecektir, dedim. O da şöyle: Ey Eba Bekr üçüncüleri Allah olan iki kişi hakkındaki kanaatin nedir? diye buyurdu." Tekrar: 3922 ve 4663
Katade'den, dedi ki: "Enes r.a.'in yanında idik. Huzurunda onun ekmek pişiricisi de vardı. Enes dedi ki: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Allah'ın huzuruna varıncaya kadar ne inceltilmiş ekmek yedi, ne de közde kızartılmış koyun kebabı yedi. " Bu Hadis 5421 ve 6357 numara ile de var.
Enes'ten, dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ölçüyü aşan, lanet okuyan, söven birisi değildi. O sitem ederken: Ne oluyor ona, alnı toprağa değesice, derdi."
Ebu Hureyre r.a.'in nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle demiştir: "Emanet zayi edildiği zaman kıyameti bekle!" Bir bedevi "Emaneti zayi etmek nasılolur ya Resulallah?" diye tekrar sorunca Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) "İş ehli olmayan kimseye havale edilip verildiğinde kıyameti bekle!" buyurmuştur.
Muğire b. Şu'be'nin azatlı kölesi Verrad şöyle rivayet etmiştir: Muaviye Muğire'ye bir mektup yazarak Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in namazın akabinde okuduğu duaları kendisine yazmasını istedi. Muğire de Muaviye'ye şöyle yazdı: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in namazın akabinde şöyle dediğini işittim: Allah'ım, senin verdiğine mani olacak hiç kimse yoktur. Senin mani olduğuna verebilecek kimse de yoktur. Sen dilemedikçe hiçbir mülk sahibine fayda vermez.
Ebu Hureyre'nin nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Ümmetimin herbir ferdi -kaçınanlar hariç- cennete girecektir" buyurmuştur. Orada bulunanlar "Ya Resulallahi Kaçınan kimdir?" deyince, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Bana itaat eden cennete girecektir, bana karşı gelen kaçınmıştır" diye cevapladı.
Ebu Hureyre'nin nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Mu'min kişinin benzeri, bir sap üzerinde biten taze ekin gibidir. Rüzgar ona hangi taraftan gelirse, onu eğer de yaprağı diğer tarafa döner, meyleder (fakat yıkılmaz). Rüzgar sakinleştiğinde yine doğrulur, işte mu'min kişi de böyledir. O da bela sebebiyle eğilir (fakat yıkılmaz). Haktan yüz çeviren kafir kişinin benzeri ise sert ve dümdüz duran çam ve dağ selvisi gibidir. Nihayet Allah onu dilediği zaman (bir seferde) kırar devirir."
Ebu Hureyre r.a. şöyle anlatmıştır: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir gün huzurunda çöl halkından bir kimse bulunduğu halde sahabilerine şöyle anlatıyordu: "Cennet ehlinden bir kimse (cennette) ekin ekmek üzere Rabbinden izin ister ve Rabbi ona '(Ey kulum!) sen arzu ettiğin durumda değil misin?' diye sorar. O kimse 'Evet, Rabbim! Fakat ben ekin ekmeyi seviyorum!' der. (Allah ona izin verir.) O kul çabuk davranır, tohum eker, tohumu hemen meydana çıkmaya, bitkisi gözünü kırpıncaya kadar kısa zamanda büyümeye, doğrulmaya, biçilmek dönemine erişmeye ve toplanmaya ulaşır. Dağlar misali mahsulolur. Bunun üzerine Yüce Allah ona 'Ey Ademoğlu! AI işte! Muhakkak ki seni hiçbir şey doyurmaz!' buyurur." Bunun üzerine huzurunda bulunan bedevi Arap "Ya Resulallah! Bu ziraatçi ya Kureyşlidir ya da ensarlıdır der. Çünkü Kureyş ile ensar ekin sahipleridirler. Bizlere gelince biz (çöl halkı) ekin sahipleri değiliz" dedi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem (bu bedevinin sözüne) güldü.