Seyyâr Ebü'l-Hakem

Ebü'l-Hakem · 6. tabaka

Seyyâr b. Ebû Seyyâr (Verdân)

Vefath. 122
KünyeEbü'l-Hakem
Nisbeel-Anezî, el-Vâsıtî
Tabaka6. tabaka
Cerh-ta'dîlsika (güvenilir)

Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.

Zincirde geçtiği hadisler

Câbir İbn Abdullah (r.a.)'dan Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in şöyle dediği nakledilmiştir: "Benden önce hiç kimseye verilmeyen şu beş şey bana bahşedildi: Bir aylık zamanda kat edilecek uzaklıkta bulunan düşmanlarımın kalbine korku salmakla desteklendim. Yeryüzü benim için mescid ve temizleyici kılındı. Bu yüzden ümmetimden her kim, bir namaz vaktine girerse, namazını kılsın. Ganimetler benim için helal kılındı. Benden önce hiç kimseye helal kılınmamıştı. Bana şefaat hakkı tanındı. Peygamberler sadece kendi kavimlerine gönderilirdi. Ben ise, tüm insanlara gönderildim. Tekrar: 438 - Cevamiu’l-kelim’ lafzını içeren Ebu Hureyre hadisi
Rivayet zinciri (1. tarîk): Buhârî ← Muhammed b. Sinân ← Hüşeym b. Beşîr ← Seyyâr Ebü'l-Hakem ← Yezîd el-Fakîr ← Câbir b. Abdullah
Rivayet zinciri (2. tarîk): Buhârî ← Saîd b. en-Nadr ← Hüşeym b. Beşîr ← Seyyâr Ebü'l-Hakem ← Yezîd el-Fakîr ← Câbir b. Abdullah
Câbir İbn Abdillah Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu nakletmiştir: Benden önce Nebilerin hiçbirine verilmeyen şu beş özellik bana bahşedildi: Yürüyerek bir ayda aşılacak mesafede bulunan düşmanlara korku salmakta ilahi yardıma mazhar oldum. Yeryüzü benim için mescid ve temizleyici vasfa sahip kılındı. Ümmetimden her kim, bir yerde namaz vaktine girerse namazını kılsın. Ganimetler bana helal kılındı. Nebiler kendi kavmine gönderildi, ben ise tüm insanlara gönderildim. Bana şefaat etme hakkı verildi." Tekrar: 335 Bu hadis!’in ‘Cevamiu’l-kelim’ lafzını içeeren Ebu Hureyre rivayeti 2977 dadır.
Ebû Hureyre r.a., "Resûlullah Sallallahu aleyhi ve Sellem'i, "Kim Allah için hacceder ve bu sırada) cinsel ilişkiye girmez ve fasıklık da yapmaz ise (hacdan) annesinden doğduğu günkü gibi (günahsız olarak) döner" buyururken işittim" demiştir. Tekrar: 1819, 1820
Cabir İbn Abdullah r.a., Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in: "Ganimet bana helal kılındı" dediğini nakletmiştir.
Cabir İbn Abduııah'tan, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte bir gazveden dönüyorduk. Ben hızlı yürüyemeyen bir deve üzerinde acele etmek istedim. Arkamdan binekli birisi bana yetişti. Devemi beraberimdeki bir değnekle dürtüverdi. Devem senin gördüğün develer arasındaki en asil deve gibi hızlıca koşmaya başladı. Dönüp baktığımda Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem olduğunu gördüm. Bana: Ne diye acele ediyorsun, diye sordu. 'Ben yeni evlenmiştim' dedim. O: 'Bakire ile mi yoksa dul ile mi evlendini diye sordu. Ben, 'Dul ile' deyince, 'Ne diye onunla oynaşacağın ve seninle oynaşacak bir kız ile evlenmedin', diye sordu. Cabir devamla dedi ki: Nihayet (Medine'ye) gireceğimiz vakit şöyle buyurdu: Acele etmeyiniz. Geceleyin -yani akşam vakti- girinceye kadar mühlet veriniz ki saçları dağınık olan kadın saçlarını tarayabilsin, kocasından ayrı kalmış olan kadın da ustura ile traş olsun."
Cabir'den, dedi ki: "Bir gazvede Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte idim. Geri döndüğümüzde ben ağır yürüyen bir deve üzerinde acele etmek istedim. Arkamdan bir binekli bana yetişti. Dönüp baktığımda Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i gördüm. Acele etmene sebep ne, diye sordu. Ben yeni evlenmiş birisiyim, dedim. O: Bakire birisi ile mi evIendin yoksa duI ile mi evIendin, diye sordu. Ben: Hayır, duI ile dedim. O: Niçin kendisiyIe oynaşacağın ve seninIe oynaşacak bir kız ile evIenmedin ki, diye sordu. (Cabir devamIa) dedi ki: Medine'ye vardığımızda evIerimize girmek için gittik. O: GeceIeyin -yani akşam vaktinde- girmek üzere biraz aceIe etmeyin ki, kocasından ayrı kaImış saçı başı karışık oIan kadın taransın ve etek traşı oIup temizIensin. "
Cabir İbn Abdullah r.a.'dan rivayete göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyIe buyurdu: "GeceIeyin şehre girdiğin takdirde hemen ailenin yanına girme. Kocasından ayrıImış buIunan kadın etek traşı oIuncaya, saçı başı karışık kadın da taranıncaya kadar bekle. DevamIa RasuIuIlah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyIe buyurdu: Fe aIeyke bi'I-keysi eI-keysi."
Cabir İbn Abdullah'tan, dedi ki: "Bir gazvede Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte idik. Geri dönüp de Medine'ye yaklaştığımız vakit ben pek hızlı gitmeyen bir deve üzerinde, varmak için acele ettim. Arkamdan binekli birisi bana yetişti. Devemi beraberindeki küçük bir harbe ile güttü. Bunun üzerine devem gördüğüm en güzel bir deve gibi yol almaya başladı. Dönüp baktığımda Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'ı görüverdim. Ey Allah'ın Rasulü, ben henüz yeni evliyim, dedim. O: Evlendin mi diye sordu. Evet, dedim. Bakire ile mi yoksa dul ile mi diye sordu. Ben: Hayır, dul ile dedim. Allah Rasulü: Ne diye bakire ile evlenmedin ki? Sen onunla oynaşırdın, o da seninle oynaşırdı. (Cabir devamla) dedi ki: (Medine'ye) yaklaştığımızda (evlerimize) girmek üzere gittik. Allah Rasulü: Geceleyin yani akşam vakti girinceye kadar bekleyin iz ki böylelikle saçı başı karışık olan taransın, kocası yanından uzun süre ayrılmış bulunan kadın da etek traşı olsun, diye buyurdu."
Enes İbn Malik r.a.'dan rivayete göre o, bir sefer çocukların yanından geçerken onlara selam vermiş ve: "Bunu Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem yapardı" demiştir.
Cerir b. Abdullah r.a. şöyle demiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile emir ve yasaklarını dinlemek ve itaat etmek üzere bey'at ettim. O da bana: "Gücümün yettiği kadar" kaydını söylememi telkin etti. Bir de her Müslümana iyi niyetli olmak üzere bey'at ettim.
Bize Süreye b. Yunus ile Ya'kub ed-Devrakî rivayet ettiler. Dediler ki: Bize Hüseyni, Seyyar'dan, o da Şa'bi'den, o da Cerir'den naklen rivayet etti. Cerir dedi ki: Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e dinleyip, itaat etmek şartı ile bey'at ettim, o bana "gücünün yettiği kadarında" ibaresini telkin etti. Ayrıca her müslümana da nasihat etmek şartı ile (bey'at ettim). Yakub (ed-Devraki) rivayetinde dedi ki: (Huşeym), bize Seyyar tahdis etti, dedi.
Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki): Bize Hüseyin, Seyyar'dan, o da Yezid El-Fakîr'den, o da Câbir b. Abdillâh El-Ensâri'den naklen haber verdi. Câbir şöyle demiş; Resulullâh (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): — «Benden önce hiç bir kimseye verilmeyen beş şey bana verildi. 1) «(Eskiden) Her Nebi hassaten kendi kavmine gönderiliyordu. Ben ise kızıl ve siyah bütün insanlara gönderildim. 2) Bana ganimetler helâl kılındı. Hâlbuki benden önce hiç bir kimseye helâl edilmemişlerdi. 3) Benim İçin yer tertemiz ve mescid kılındı. Binâenaleyh her kime namaz vakti gelirse bulunduğu yerde namazını kılar. 4) Bir aylık yol kadar yerden (Düşmanımın kalbine) korku salınmakla mansûr oldum. 5) Bir de bana şefaat verildi.» buyurdular.
Bize Ebu Bekir b. Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Hüşeym rivayet etti. (Dediki): Bize Seyyar haber verdi. (Dediki): Bize Yezidi El-Fakir rivayet etti: Yezîd: Bize Câbir b. Abdillâh haber verdiki, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuş... diyerek yukarki hadîs'in mislini rivayet etmiş.
Bize Said b. Mansûr rivayet etti. (Dediki): Bize Hüşeym, Seyyâr'dan, o da Ebû Hâzim'den, o da Ebû Hureyre'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen bu hadîsin mislini rivayet etti.
Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki): Bize Hüşeym, Seyyar'dan, o da Şa'bî'den, o da Cabir b. AbdiIIah'dan naklen haber verdi. Cabir şöyle demiş: Bir gazada Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Seîlem) ile beraber idik. Döndüğümüz vakit ben yavaş giden bir deveme binerek (herkesten) acele davrandım. Derken arkamdan bana bir suvari yetişerek elindeki sopa ile dürttü. Bunun üzerine hayvanım görmüş olduğun en iyi develer gibi koşmağa başladı. Bir de baktım Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Seîlem)'in huzurunda değil miyim! (Bana) : «Neye acele ediyorsun ya Cabir?» dedi, — Ya Resulallah, ben yeni evliyim, dedim. vBakİre ile mi evlendin, dul ile mi?» dîye sordu, — Dul aldım, dedim. «Bakire alsadyın ya! Sen onunla, o seninle oynaşırdınız!» buyurdu. Medine'ye geldiğimizde şehre girmeye hazırlandık. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Seîlem): «Ağır olun! Ta ki dağınık saçlı kadının taranması; kocası evde olmayanın kasıklarını tıraş edebilmesi için şehre geceleyin yani yatsı zamanı girelim!» buyurdular ve şunu ilave ettiler: «Medine'ye vardığın zaman cima' etmeye bak, cima' etmeye!»
Bana Züheyr b. Harb rivayet etti. (Dediki): Bize Hüşeym rivayet etti. (Dediki): Bize Seyyar ile Husayn, Muğîre, Eş'as, Mücâhid, İsmâîl b. Ebî Hâlid ve Dâvûd hep birden Şâ'bî'den naklen haber verdiler. Şa'bî şöyle demiş : Fâtıme biaıti Kays'ın yanına girdim de ona Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in kendisine verdiği hükmü sordum. Şu cevâbı verdi: — Kocam beni talâk-ı bâinie boşadı. Ben de onu mesken ve nafaka hususunda Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e da'va ettim. Ama bana ne mesken verdi, ne nafaka. (Yalnız) İbni Ümmi Mektûm'un evinde iddet beklememi emir buyurdu.
Bize Yahya b. Habîb rivayet etti. (Dediki); Bize Hâlid b. Haris el-Hüceymî rivayet etti. (Dediki): Bize Kurre rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû'l-Hakem Seyyar rivayet etti. (Dedikî): Bize Şa'bî rivayet etti. (Dediki): Fâtıme binti Kays'ın yanına girdik. Bize İbni Tâb hurması ikram etti; süt karıştırması sundu. Ben kendisine, üç talâkla boşanan kadının nerede iddet bekleyeceğini sordum: — Kocam beni üç defa boşadı da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bana ailem nezdinde iddet beklemeye izin verdi; dedi.
Bana îsmâîl b. Salim rivayet etti. (Dediki): Bize Huşeym rivayet etti. (Dediki): Bize Seyyar haber verdi. H. Bize Yahya b. Yahya da rivayet etti lafız onundur. (Dediki): Bize Huseyni, Seyyâr'dan o da Şa'bî'den o da Câbir b. Abdillah'dan naklen rivayet etti. Cabir şöyle demiş: Bir gazada Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'Ie birlikte bulunuyorduk. Medine'ye geildiğimizde girmeye kalkıştık. Bunun üzerine: «Ağır olun da (oraya) geceleyin (yani yatsı zamanı) girelim. Tâki dağınık saçlı kadın taransın, kocası gurbette olan da usturasını kullansın!» buyurdular
Rivayet zinciri (1. tarîk): Müslim ← İsmâil b. Sâlim ← Hüşeym b. Beşîr ← Seyyâr Ebü'l-Hakem ← Âmir eş-Şa'bî ← Câbir b. Abdullah
Rivayet zinciri (2. tarîk): Müslim ← Yahyâ b. Yahyâ ← Hüşeym b. Beşîr ← Seyyâr Ebü'l-Hakem ← Âmir eş-Şa'bî ← Câbir b. Abdullah
Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki): Bize Hüşeym, Seyyâr'dan, o da Sabit El-Bûnânî;den, o da Enes b. Mâlik'den naklen haber verdi ki: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bazı çocukların yanından geçmiş de onlara selâm vermiş.
Bu Hadîsi bana İsmail b. Salim de rivayet etti, (Dediki): Bize Hüşeym haber verdi. (Dediki): Bize Seyyar bu isnadla haber verdi.
Bana Amr b. Alî ile Muhammed b. Velîd dahî rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be, Seyyâr'dan rivayet etti. (Dediki): Sabit El-Bünânî ile birlikte yürüyordum. Az sonra bir takım çocukların yanına uğrayarak onlara selâm verdi. Sabit şunu anlattıki: Kendisi Enes'le beraber yürüyormuş. O da bîr takım çocukların yanına uğrayarak onlara selâm vermiş, Enes de anlatmış ki, Kendisi Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'le birlikte yürüyormuş. O da bir, takım çocukların yanına uğrayarak onlara selâm vermiş.
Bize Yahya b. Habîb El-Hârisî rivayet etti. (Dediki): Bize Hâüd b. Haris El-Hüceymî Ebû Osman rivayet etti. (Dediki): Bize Kurra rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû'I-Hakem Seyyar rivayet etti. (Dediki): Bize Şa'bî rivayet etti. (Dediki): Fâtıme binti Kays'ın yanına girdiğimizde bize İbni Tâb hurması denilen hurma ikram etti. Bize çavdar bulamacı takdim etti. Ben kendisine üç talâkla boşanan kadının nerede iddet bekleyeceğini sordum. — Beni kocam üç talâkla boşadı da, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ailem nezdinde iddet beklememe izin verdi. Derken toplayıcı olduğu halde namaza diye cemâati arasında nida olundu. Camiye giden insanlar arasında ben de gittim. Kadınların ön safında idim. Bu saf erkeklerin son safının arkasından gelir. Müteakiben Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) minber üzerinde hutbe okurken dinledim. Şöyle buyurdular: «Gerçeklen Temîm-i Dâri'nin bazı amcası oğulları gemiye binmişler...» Ve râvi hadîsi nakletmiştir. O bu hadîste şunu da ziyade eylemiştir : «Fâtıme dedi ki: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i asasıyle yere eğilirken ve Medine'yi kastederek : İşte Taybe budur, derken görür gibiyim.».