Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.
Enes İbn Mâlik (r.a.)'den şöyle nakledilmiştir: "Zeyd bin Sâbit'in Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem anlattı. Ona: 'Sabah namazı ile sahur arasında ne kadar zaman geçmişti?' diye sordum. O da: 'Elli ya da altmış âyet okunacak kadar bir zaman' diye cevap verdi. Tekrar: 1921.
Ebu Hureyre r.a.'dan rivayete göre o Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i şöyle buyururken dinlemiştir: "İsrailoğullarında bir abraş, bir kör ve bir kel vardı. Aziz ve Celil olan Allah onları sınamak istedi. Bunun için onlara bir melek gönderdi. Melek abraşın yanına giderek dedi ki: En sevdiğin şey nedir? Abraş: Güzel bir renk, güzel bir ten. Çünkü insanlar benden tiksiniyor. (Allah Resulü) buyurdu ki: Onu sıvazladı ve ondan (baraş hastalığı) gidiverdi. Ona güzel bir renk ve güzel bir ten verildi. Melek: En sevdiğin mal hangisidir,' diye sordu. O, deve -yahut inek- dedi. -Bu hususta şüphe eden kişi odur. (Yani ravilerden İshak b. Abdullah'tır): Yani Abraş ile kel olanın birisi deve dedi, diğeri inek dedi.- Bunun üzerine ona (doğumu yaklaşmış) on aylık hamile deve verildi. Melek: Allah bunda sana bereket ihsan etsin, dedi. Kel'in yanına giderek: En sevdiğin şey nedir, diye sordu. O, güzel bir saç ve bu halin benden gitmesidir, dedi. Çünkü insanlar benden tiksiniyor. (Ebu Hureyre) dedi ki: Onu sıvazladı ve (keli) gitti, ona güzel bir saç verildi. Melek: En sevdiğin mal hangisidir diye sordu. O da inektir dedi. (Ebu Hureyre) dedi ki: Ona gebe bir inek verdi ve: Allah senin için bunu mübarek kılsın, dedi. Kör'ün yanına giderek: En sevdiğin şey nedir, diye sordu. O: Allah'ın, gözlerimi bana tekrar geri vermesi ve böylelikle insanları görebilmemdir, dedi. (Ebu "Hureyre) dedi ki: Onu sıvazladı, Allah da ona gözlerini geri verdi. En sevdiğin mal hangisidir diye sordu. o, koyundur dedi. Ona yavrusu olan bir koyun verdi. Daha sonra diğerlerinin devesi ve ineği doğurdu, öbürünün koyunu yavruladı. Bunun bir vadi dolusu devesi, öbürünün bir vadi dolusu ineği, berikinin bir vadi dolusu koyunu oldu. Daha sonra melek, (önceki) şekil ve kılığı ile abraşın yanına gitti ve: Ben yoksul birisiyim. Yolculuğumda çarelerim tükendi, çaresiz kaldım. Bugün gideceğim yere ulaşabilmem ancak Allah'ın yardımı ile, sonra da senin yardımınla mümkün olabilir. Sana bu güzel rengi, bu güzel teni ve bu kadar malı veren hakkı için bu yolculuğumda vasıtasıyla yerine ulaşabileceğim bir deve vermeni istiyorum. Abraş ona: Yerine getirmemiz gereken haklar pek çoktur dedi. Melek bunun üzerine ona: Ben seni tanıyor gibiyim. Sen insanların kendisinden tiksindiği bir abraş ve fakir bir kimse değil miydin? Sonra Allah sana mal verdi, öyle mi? Abraş: Hayır, ben bunu büyüklerimden miras olarak aldım, dedi. Melek dedi ki: Eğer yalan söylüyorsan Allah seni önceki haline geri çevirsin. Daha sonra kel'in yanına (önceki) şekil ve kılığıyla gitti. Ona da bir öncekine dediklerinin benzerini söyledi. O da öbürü gibi ona karşılık verince, melek de şöyle dua etti: Eğer yalan söylüyor isen Allah seni önceki haline geri çevirsin. Daha sonra ilk şekliyle körün yanına gitti. Ona da: Ben yoksul ve yolcu bir adamım. Yolumda çaresiz kaldım. Bugün ancak Allah'ın yardımı, Sonra da senin sayende gidebileceğim yere gidebilirim. Sana gözlerini geri veren hakkı için senden bu yolculuğumda gideceğim yere ulaşabilmem içjn bir koyuİı istiyorum. Kör ona dedi ki: Evet ben kör idim. Allah bana gözlerimi geri verdi, fakir idim beni zengin etti, dilediğini al. Allah'a yemin ederim bugün senin Allah için alacağın hiçbir şey dolayısıyla seni yormayacağım. Bunun üzerine melek dedi ki: Malını elinde tut. Sizler sınandınız. Allah senden razı oldu, öbür iki arkadaşına da gazap etti. " Tekrar: 6653
Katade'den şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Enes'e 'Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem nasıl Kur'an okurdu?' diye sordular. O da 'uzatılması gereken yerleri uzatarak okurdu' şeklinde cevap verdikten sonra besmeleyi okudu. Bismillahi, iler-Rahman i ve iler-Rahim kelimelerini uzattı."
Katade'den rivayete göre ben Enes'e: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in en çok sevdiği elbise (türü) hangisi idi, diye sordum. O: Hibera denilen elbise, dedi." Bu Hadis 5813 numara ile de var.
Enes'ten rivayete göre; ''Çöl halkından bir adam Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gelerek: Ey Allah'ın Rasulü, kıyamet ne zaman kopacaktır, diye sordu. Allah Rasulü: Veyl sana! Onun için ne hazırladın, diye sordu. Adam: Ben onun için bir şey hazırlamadım. Şu kadar var ki, gerçekten ben Allah'ı ve Rasulünü seviyorum, dedi. Allah Rasulü: Şüphesiz sen sevdiklerinle berabersin, buyurdu. Bizler: Biz de böyle miyiz, diye sorduk. Allah Rasulü: Evet deyince, o gün çokça sevindik. Daha sonra Muğire'nin benim yaşlarımda olan bir oğlu geçti. Allah Rasulü: Eğer bunun eceli sonraya bırakılacak olursa, kıyamet kopmadıkça yaşlanmayacaktır, buyurdu."
Ebu Hureyre r.a. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den şöyle işittiğini nakletmiştir: "Allah İsrailoğullarından üç kişiyi sınamak istedi. Bunlardan alaca hastalığına tutulana bir melek gönderdi. Melek adama: "Yolda kaldım. Önce Allah'ın sonra senin yardımınla istediğim yere ulaşabilirim" dedi ..
Enes b. Malik r.a. şöyle demiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanında bulunduğum bir sırada bir adam çıkageldi ve "Ya Resulallah! Ben had cezası gerektirecek bir suç işledim. Bana cezasını uygulama!" dedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem O adama işlediği günahın ne olduğunu sormadı. Bu sırada namaz vakti geldi. O adam Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimizle birlikte namaz kıldı. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem namazı bitirince aynı kişi Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e doğru yöneldi ve "Ya Resulallah! Ben had cezası gerektirecek bir günah işledim. Bana Allah'ın kitabını uygula" dedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Sen şimdi bizimle birlikte namaz kılmadın mı?" dedi. Adam "evet" diye cevap verdi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Şüphesiz ki Allah senin lehine günahını -yahut cezanı- bağışlamıştır" buyurdu.
Ebu Hureyre'nin nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Bir kul bir günaha isabet edip -Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem! bir kul günah işleyip demiş de olabilir- 'Ya Rab! Ben (bilerek) bir günah işledim. -Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir günaha isabet ettim demiş de olabilir- kusurumu af ve mağfiret eyle!' diye niyaz ederse o kulun Rabbi 'Demek ki kulum günahını affedecek, cezalandıracak muhakkak bir Rabbi olduğunu bildi. Şu halde ben de kulumu mağfiret ettim!' der. Sonra bu kul Allah'ın dilediği kadar bir zaman yaşar. Sonra bir günah daha işler. -Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir günaha daha uğrar demiş de olabilir- ve 'Ya Rab ben bir günaha uğradım -veya bir günah işledimbeni mağfiret eyle' diye niyaz ederse o kulun Rabbi 'Demek ki kulum kendisinin günahı bağışlayacak ve cezalandıracak bir Rabbi olduğunu bildi. Şu halde ben de kulumu üç defa mağfiret ettim. Artık o dilediği işi işlesin!' buyurur."
Bize Ahmed b. Hasen b. Hiraş tahdis etti. Bize Amr b. Asım tahdis etti. Bize Mu'temir tahdis etti. Babamı şöyle tahdis ederken dinledim: Safvan b. Muhriz'in kardeşinin oğlu Halid el-Esbec, Safvan b. Muhriz'den şunları söylediğini tahdis etti: Cundeb b. Abdullah el-Becel!, İbn ez-Zubeyr fitnesi zamanında As'as b. Selame'ye (birisini) gönderip şöyle dedi: Benim için kardeşlerinden (yakın arkadaşlarından) birkaç kişi topla da onlara hadis nakledeyim. O da onlara bir haberci gönderdi. Bir araya gelip, toplandıktan sonra Cundeb de üzerinde sarı bir bornoz olduğu halde geldi. Ne konuşuyor idiyseniz, onu konuşmaya devam edin, dedi. Nihayet söz döndü, dolaştı. Söz söyleme sırası kendisine gelince başından bornozu açarak dedi ki: Ben sizin yanınıza nebinizden size haber vermek isteyerek gelmedim. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Müslümanlardan bir birliği müşriklerden bir kavim üzerine göndermişti. Bunlar birbirleriyle karşılaştılar. Müşriklerden bir adam vardı ki Müslümanlardan birisine kastetmek istedi mi onun üzerine gidip onu öldürebiliyordu. Müslümanlardan bir adam da bu kişinin gafil bir zamanını yakaladı. Bize anlatıldığına göre bu kişi Usame b. Zeyd imiş. Usame ona kılıcını kaldırınca adam, la ilahe illallah dediği halde onu öldürmüştü. Müjdeci Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e geldi (ona zafer müjdesini verdikten sonra Allah Resulü) ona sordu. O da kendisine (olanları) haber verdi. Nihayet ona o adamın nasıl bir iş yaptığını da haber verdi. Allah Resulü onu (Usame'yi) çağırıp ona: "O adamı niçin öldürdün" diye sordu. Usame: Ey Allah'ın Resulü, Müslümanlar arasında çok can yaktı, filanı ve filanı öldürdü deyip, birkaç kişinin adını verdi. Ben de ona bir hamle yaptım, kılıcı görünce, la ilahe illallah dedi. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Onu öldürdün mü yoksa" buyurdu. Usame: Evet deyince, Allah Resulü: "Kıyamet gününde la ilahe illailah gelecek olursa, sen ona karşı ne yapacaksın?" buyurdu. Usame: Ey Allah'ın Resulü, benim için mağfiret dile, dedi. Allah Resulü: "Kıyamet gününde la ilahe illailah gelecek olursa, ona karşı ne yapabileceksin?" buyurdu. (Ravi) dedi ki: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ona: "Kıyamet gününde la ilahe illailah ile geleceğinde ona karşı ne yapabileceksin" sözünden fazla bir şey söylemiyordu.
Bize İbni Ebî Ömer rivayet etti. (Dediki) : Bize Bişr b. Seriy rivayet etti. H. Bize İbni Hırâs dahî rivayet etti. (Dediki) : Bize Amr b. Asım rivayet etti. Bunlar toptan: Bize Hemmâm bu isnâdla rivayet etti, demişler; Ebu Bekir'in nesebini de bildirerek «Ebu Bekir b. Ebî Mûsâ» demişlerdir.
Bize Züheyr b. Harb rivayet etti. (Dediki): Bana Amr b. Âsim El-Kilâbi haber verdi. (Dediki): Bize Süleyman b. Muğire Sâbit'ten, o da Enes'den naklen rivayet etti, Şöyle demiş; Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in vefatından sonra Ebû Bekr (Radiyallahu anh) Ömer'e: — Haydi Ümmü Eymen'e gidelim. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onu nasıl ziyaret ediyordu ise, biz de ziyaret edelim, dedi. (Ebû Bekr demişki) Ona vardığımızda ağladı. Ebû Bekr'le Ömer: — Niye ağlıyorsun? Allah'ın nezdindeki (makamı) Resulü (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) için daha hayırlıdır, demişler. Ümmü Eymen : — Ben Resûlü (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) için Allah indindeki (mertebesi) 'nin daha hayırlı olduğunu bilmiyorum diye ağlamıyorum. Velâkin Semâdan vahy kesildi de ona ağlıyorum, demiş; böylece her ikisini ağlamaya heyecanlandırmış. Onunla birlikte onlar da ağlamaya başlamışlar.
Bize Hasen El-Hulvâni rivayet etti, (Dediki): Bize Amr b. Âsim rivayet etti. (Dediki): Bize Hemmâm, İshâk b. Abdillah'dan, o da Enes'den naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) zevcelerinden başka hiç bir kadının yanına girmezdi. Yalnız Ümmü Süleym müstesna! Çünkü onun yanma girerdi. Bu husûsda kendisine söz edildi de: «Ben ona acıyorum. Kardeşi benimle birlikte öldürüldü.» buyurdular.
{m-107} Bize Ahmed b. Hasen b. Hırâş rivayet etti. (Dediki): Bize Amr b. Âsim rivayet etti. (Dediki): Bize Süleyman b. Muğire rivayet etti. (Dediki): Bize Sâbit rivayet etti. (Dediki): Bana Enes b. Mâlik rivayet etti. (Şöyle demiş): Ebû Talha'nın bir oğlu vefat etti... Râvi hadisi yukarki gibi nakletmiştir
Bana Ebû Dâvud Süleyman b. Ma'bed rivayet etti. (Dediki): Bize Amr b. Âsim rivayet etti. (Dediki): Bize Hemmam rivayet etti (Dediki): Enes b. Mâlik'e : — Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) zamanında Kur'ân'ı kim topladi? diye sordum. — Dört kişi,/hepsi ensârdan: Übey b, Ka'b, Muâz b. Cebel, Zeyd b. Sâbit ve ensârdan Ebû Zeyd künyesini taşıyan bir zat! detii.
Bize Hasen b. Ali El-Hulvânî rivayet etti. (Dediki): Bize Amr b. Âsim rivayet etti. (Dediki): Bize Hemmam, İshak b, Abdillah b. Ebî Talha'dan, o da Enes'den naklen rivayet etti. Enes şöyle demiş: Bir adam Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelerek: — Yâ Resûlallah! Ben hadd (-i şer'îy)'e isabet ettim. Onu bana tatbik ediver, dedi. Namaz vakti de gelmişti. Adam Resûlullalı (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'le birlikte namazı kıldı. Namazı eda ettikten sonra: — Yâ Resûlallah! Ben hadde isabet ettim. Hakkımda Allah'ın kitabını tatbik ediver! dedi. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) «Sen bizimle beraber namazda bulundun mu?» diye sordu. Adam: — Evet! dedi, «Sen affolundun!» buyurdular