Enes b. İyâz b. Damre
- Künye
- Ebû Damre
- Nisbe
- el-Leysî, el-Medenî, el-Basrî
- Tabaka
- 8. tabaka
- Vefat kaydı
- h. 200 (bazı kaynaklarda 180)
- Cerh-ta'dîl
- sika (güvenilir)
Yaşadığı yerler: Medina.
Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış, kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir; eşleşmeyen yazımlar ayrı kayıt olarak kalabilir.
Abdullah İbn Ömer r.a. şöyle demiştir: "Bir ihtiyacım için Hafsa'nın evinin damına çıktım. Orada Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in kıbleye arkasını, Şam tarafına önünü dönmüş bir şekilde tuvalet ihtiyacını giderdiğini gördüm."
Nâfi'den şöyle nakledilmiştir: "Abdullah'ın bana haber verdiğine göre Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem umre yapacağı zaman Zülhuleyfe'de konaklardı. Veda haccında da, burada konaklamıştı. Bugün Zülhuleyfe'deki mescidin bulunduğu yerde Semura/Mugaylân/böğürtlen ağacının altında dururdu. Bu güzergahta bir gazveden veya hacdan ya da umreden dönerken vadinin (Vâdi'l-akîk) iç kısmında konaklardı. Vadiden çıkınca devesini vadinin doğu kesimindeki uç tarafında yer alan Bathâ'ya (kumlu alan) çökertirdi. Sabaha çıkıncaya kadar gecenin son kısmını burada geçirirdi, taş caminin bulunduğu yerde ya da üzerinde cami bulunan tepede değil. Abdullah'ın namaz kıldığı içinde kum birikintilerinin olduğu vadi girintisinde namaz kılardı, Nitekim Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem burada namaz kılardı. Sonraları sel, Bathâ'daki kumları sürükleyip buraya getirdi. Nihayet Abdullah'ın namaz kıldığı yeri belirsiz hale getirdi. Tekrar:
1532,
1533,
1799.
Nâfi'den şöyle nakledilmiştir: "Abdullah Kabe'ye girdiği zaman, girdiği istikametten dümdüz yürürdü. Yürürken Ka'be'nin kapısını arkasına alırdı. Karşı duvarla arasında üç zirâ'lık mesafe kalıncaya kadar ilerler ve sonra namaz kılardı. Bilal'in kendisine Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i namaz kıldığı yer olarak gösterdiği yerde namaz kılmaya özen gösterirdi." İbn Ömer şöyle demiştir: "Herhangi birimiz, Ka'be'nin içinde dilediği yerde namaz kılabilir. Bunda bir sakınca yoktur."
Hişam babası (Urve) kanalıyla Âişe (r.anha)'nın şöyle dediğini nakletmiştir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem güneş ışıkları odama girmeye devam ettiği bir sırada, ikindi namazını kılardı."
İbn Ömer (r.a.)'in şöyle dediği nakledilmiştir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in hicretinden önce Mekke'den Medine'ye göç eden ilk muhacirler Kuba civarında bir bölge olan Usbe'ye vardıklarında onlara Ebu Huzeyfe'nin kölesi Salim namaz kıldırıyordu. Salim onlar arasında Kur'ân'ı en iyi en fazla ezbere bilen kişi idi. Tekrar:
7175.
Enes İbn Malik (r.a.) şöyle demiştir: "Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir Cuma günü minber üzerinde ayakta hutbe okurken bir bedevî minberin karşısındaki kapıdan mescide girdi ve sonra Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e doğru yönelip ayakta durarak şöyle seslendi: "Ey Allah'ın Resulü, hayvanlar helak oldu, yollarımız kesildi perişan bir haldeyiz... Allah'a dua et de yağmur yağdırıp bizi bu sıkıntılardan kurtarsın." Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ellerini kaldırdı ve üç defa: (Allah'ım bize yağmur gönder)" dedi. Allah'a yemin ederim ki, o sırada gökyüzünde tek bir bulut bile görünmüyordu, bulut namına hiçbir şey yoktu. Hatta Sel' dağı ile aramızda bulutları görmemize engel olacak ne bir ev ne de bir yapı vardı. Bir süre sonra Sel' dağının ardından daire şeklinde bir bulut yükseldi. Bu bulut gökyüzünün tam ortasına gelince dağıldı ve sonra her taraf'a yayıldı. Sonra da yağmur yağmaya başladı. Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem ayakta hutbe okurken aynı kapıdan birisi girip Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in karşısında durdu ve şöyle dedi: "Ey Allah'ın Resulü, mallarımız helak oldu, yollarımız kesildi. Allah'a dua et de yağmurlar kesilsin!" Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ellerini kaldırıp şöyle dua etti: "Allah'ım, çevremize yağdır, üzerimize değil! Allah'ım, çevremizdeki dağlara, tepelere, vadilere ve bitkilerin - ağaçların yetiştiği yerlere yağdır!" Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bu şekilde dua edince yağmur kesildi ve biz mescid'den çıkıp güneşin altında yürüdük." Hadisin ravilerinden Şerîk Enes İbn Malik'e "Yağmurun kesilmesi için Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den dua isteyen ile yağması için dua isteyen aynı kişi miydi?" diye sormuş ve Enes ona: "Bilmiyorum" diye cevap vermiştir.
Abdullah İbn Ömer r.a. şöyle dedi: "Yahudiler, kendilerinden zina etmiş olan bir erkek ve kadını Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e getirdiler. Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) onların recmedilmesini emretti. Bunun üzerine mescid'de cenazelerin bulunduğu yere yakın bir yerde recmedildiler. Tekrarı:
3635,
4556,
7819,
6841,
7332,
7543.
Abdullah İbn Ömer şöyle anlatır: Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem (Medine'den çıkarken) Şecere yolundan çıkar, (Medine'ye girerken ise) Muarras yolundan girerdi. Mekke'ye giderken Şecere mescidinde namaz kılardı. Dönerken ise vadinin ortasındaki Zu'l-huleyfe'de namaz kılar ve sabaha kadar orada gecelerdi.
Abdullah İbn Örner r.a. şöyle anlatır: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem hac veya umre için Mekke'ye geldiği zaman ilk yaptığı tavafın ilk üç şavtını koşarak, son dört şavtını ise yürüyerek yapmıştır. Sonra iki rekat namaz kılmış, daha sonra ise safa ile merve arasında sa'y yapmıştır.
Abdullah İbn Ömer r.a. şöyle anlatır: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ilk yaptığı tavafın ilk üç şavtını koşarak, son dört şavtını ise yürüyerek yapmıştır. Sonra safa İle merve arasındaki batn-ı mesîl denilen (bugünkü İki yeşil direk arasındaki) yerde koşardı."
Nafi'den nakledildiğine göre Abdullah İbn Ömer r.a. şöyle demiştir: "Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in güneş doğarken ve güneş batarken namaz kılmayı yasakladığını bizzat dinledim"
İbn Ömer r.a. şöyle demiştir: "Abbas İbn Abdülmuttalib, Mina gecelerinde, hacılara su verme hizmetinde bulunmak amacıyla Mekke'de gecelemek için Hz.Nebi'den izin istemiş, Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem de ona bu konuda izin vermişti.” Tekrar:
1743,
1744,
1745Nafi' şöyle dedi: İbnü'z-Zübeyr'in halifeliği döneminde Harurîlerin hac yaptığı yıl İbn Ömer r.a. hacca gitmek istedi. Ona " Abdullah b. Zübeyr ile Haccac ve taraftarları arasında savaş var. Onların seni alıkoymalarından korkuyoruz" denildi. İbn Ömer "Andolsun Allah'ın Resulünde sizin için en güzel bir örnek vardır"[Ahzab 21] ayetini okuduktan sonra şöyle dedi: "O zaman ben de Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yaptığı gibi yaparım. Sizi şahit tutarım ki ben Umre'ye niyet ettim". Beyda' denilen yere vardığında şöyls dedi: "Hacc'ın da umre'nin de durumu aynı. Sizi şahid tutarım ki ben hac ile umreyi birlikte yapacağım" dedi. Satın aldığı hedy kurbanını boynuna kılade takılmış olduğu halde yanında götürdü. Kabe'ye gelip tavaf yaptı. Safa ve Merve arasında sa'y yaptı. Bundan fazla bir şey yapmadı. Kurban bayramı gününe kadar ihramdan çıkmadı. Sonra tıraş olup hayvanını kesti. İlk tavaf ile birlikte hem hac hem de umre tavafını yaptığını kabul etti. Sonra da "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem de böyle yaptı" dedi.
Nafi' şöyle dedi: Abdullah b. Ömer r.a. hedyini gecenin sonunda Cem (Müzdelife)'den Hz.Nebi'in hedyini kestiği yere, içinde hür ve kölelerin bulunduğu hacılar ile birlikte gönderirdi.
Nafi' şöyle dedi: İbn Ömer r.a., Zi-tuva'da iki dağ yolunun arasında konaklardı, sonra da Mekke'nin üst yanında bulunan yoldan Mekke'ye girerdi. Hac veya umre yapmak için Mekke'ye geldiğinde devesini mescidin kapısına varıncaya kadar çöktürmezdi. Sonra mescid-i haram'a girer, Hacerü'l-Esved'in bulunduğu köşeye gelir oradan başlayarak üçü hızlıca dördü de yürüyerek olmak üzere yedi tavaf yapardı. Sonra tavaftan ayrılarak iki rekat namaz kılar, ardından konakladığı yere döner, Safa ile Merve arasında sa'y yapardı. Hac veya umreden (Medine'ye) dönüşte devesini, Zul Huleyfe'de Batha'da, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in devesini çöktürdüğü yerde çöktürürdü.
İbn Ömer r.a. şöyle dedi: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Mekke'ye yola çıktığı zaman ağacın bulunduğu yerdeki mescidde namaz kılardı. Mekke'den geri döndüğünde de Vadî'nin ortasında Zul Huleyfe'de namaz kılar, sabah oluncaya kadar orada konaklardı.
Ebu Hureyre'nin naklettiğine göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Yılan'ın yuvasına kıvrılıp çöreklenmesi gibi iman da Medine'ye güçlü bir şekilde yığılacaktır."
İbn Ömer r.a.'den rivayet edilmiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem devrinde insanlar şehre gelen kervanlardan (şehrin dışında) yiyecek maddeleri satın alıyorlardı. Bunun üzerine, Hz. Nebi yiyecek maddelerinin satıldığı pazarlara ulaşıncaya dek kervandakilerin yiyecek maddelerini satmalarını yasaklayan kimseler gönderiyordu. Tekrar:
2131,
2137,
2166,
6852İbn Ömer r.a. şöyle demiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, yiyecek maddesi satın alan kişinin malını teslim almadıkça satmasını yasakladı. Tekrar:
2126,
2133,
2136 2118, 2119, 2120, 2121, 2122, 2123, 2124’e ait
Nafi', Abdullah İbn Ömer r.a.'in şöyle dediğini nakletmiştir: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Hayber yahudileri ile, çıkacak olan meyve veya ekinin yarısı karşılığında müzaraa (muamele) akdi yapmıştır. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bunlardan yüz vesk'i hanımlarına verirdi. Seksen veski hurma, yirmi veski ise arpadan oluşuyordu. Ömer r.a. Hayber arazisini paylaştırdı ve Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in hanımlarını, "Buradaki arazi ve sulardan bir parça alma ya da Nebi zamanındaki uygulamanın aynen devam etmesi (mahsülden payalma) arasında muhayyer bıraktı. Onlardan bazıları, birinci şıkkı, bazıları ikinci şıkkı tercih etti. Aişe r.anha arazi almayı tercih etmiştir.
Abdullah İbn Ömer'in naklettiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Üç kişi sefere çıkmış yürüyorlard!. Derken yağmura tutuldular. Bunun üzerine dağda bulunan bir mağaraya sığındılar. Dağdan bir kaya düşüp mağaranın ağzını tıkadı. Biri diğerlerine, "Allah için yaptığınız salih amellere bir bakıp araştırın ve bu amel ile Allah'a dua edin, umulurki Allah bu sayede kayadan kurtarır" dedi. Birincisi, "Ey Allah'ım! Benim bakmakta olduğum yaşlı annem - babam ve küçük çocuklarım vard!. Eve geldiğimde koyunları sağar çocuklarımdan önce anne babamın sütünü içirirdim. Bir gün biraz geç kalmıştım. Akşam vakti geldiğimde annem - babam uyumuşlardı. Her zamanki gibi sütü sağdım. Onları uyandırmak istemedim. Başlarında bekledim. Sütü çocuklara vermek de hoşuma gitmedi. Bundan dolayı çocuklar ayak ucumda ağlaşıp duruyordu. Bu durum, fecir doğana kadar devam etti. Allah'ım' Sen biliyorsun ki, bunu senin rızan için yaptım. Bize kapıyı biraz aç ki gökyüzünü görebileiim" dedi. Kapı biraz açıldı ve gökyüzünü gördüler. İkincisi, "Allah'ım' Bildiğin gibi, ben amca kızlarımdan birine, delicesine aşıktım. Kız bana, "Yüz dinar getirmedikçe emeline kavuşamazsın" dedi. Ben de çalıştım çabaladım, yüz dinarı biriktirdim. Kızın yanına gidip emelimi yerine getirmeye kalkıştığım sırada kız, "Ey Allah'ın kulu! Allah'tan kork. Hak yololan nikah olmadıkça kızlığımı bozma" dedi. Ben de kalktım ve bırakıp gittim. Allah'ım! Sen biliyorsun ki, bunu senin rızan için yaptım. Bize kapıyı biraz daha aç" dedi. Kapı biraz daha açıldı. Üçüncüsü, "Allah'ıml Sen biliyorsun ki, ben üç sa' tahıl karşılığında bir işçi tutmuştum. İş sonunda, "ücretimi ver" dedi. Ben de ücretini verdim, fakat o almaktan kaçındı. Ben bunları ektim. Mahsulü ile bir sığır sürüsü ve çoban satın aldım. Daha sonra çıktı geldi ve "Allah'tan kork" dedi. Ben de ona, "Şu sığır sürüsüne git, çobanı ile birlikte senindir" dedim. Bana, "Allah'tan kork' Benimle dalga geçme" dedi. "Hayır dalga geçmiyorum, al" dedim. O da aldı. Allah'ıml Sen biliyorsun ki ben bunu senin rızan için yapmıştım. Kapının kalan kısmını da aç" diye dua etti. Ve Allah kapıyı açtı."
Vehb İbn Keysan'ın, Cabir bin Abdullah (r.a.)'dan naklettiğine göre; Cabir'in babası, üzerinde bir yahudiye karşı otuz vesk borç bulunduğu halde vefat etmişti. Cabir ondan bir süre beklemesini istedi. Adam beklemeyi kabul etmedi. Bunun üzerine Cabir, aracılık yapması için Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile konuştu. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem geldi ve yahudi ile alacağına karşılık Cabir'e ait hurmalıktaki hurmaları alması için konuştu. Adam yine kabul etmedi. Daha sonra Resul-i Ekrem, hurmalığa girdi ve bir süre yürüdü. Daha sonra Cabir'e, "Hurmaları topla ve borcu öde" buyurdu. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem döndükten sonra Cabir hurmaları topladı ve otuz vesk olan borcu ödedi. On yedi vesk de artmıştı. Cabir olanları anlatmak üzere Nebiimize geldiği zaman ikindi namazını kılıyordu. Namazı bitirince artan hurmaları Efendimiz'e anlattı. Nebi (s.a.v.) ona, "Bu olayı git Ömer'e haber ver" buyurdu. Cabir gitti ve durumu Ömer'e anlattı. Ömer ona, "Bildim ki, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem orada yürüdüğü sırada hurmalığın bereketlenmiş" dedi.
Aişe r.anha'dan rivayet edilmiştir: Aişe, odasındaki bir raf'a resimli bir perde takmıştı. Hz. Nebi onu yırttı. Bunun üzerine Aişe onun kumaşından iki minder yaptı. O minderler odada dururdu ve Hz. Nebi üzerinde otururdu. Tekrar:
5954,
5955,
6109Abdullah İbn Ömer r.a.'in şöyle dediği nakledilmiştir: "Ben bir defasında (ablam) Hafsa'nın evine çıkmıştım. Bu sırada Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in arkasını kıbleye, önünü de Şam tarafına dönmüş bir şekilde hacetini giderdiğini gördüm. "
Aişe r.anha şöyle demiştir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ikindi namazını kıldırdığında güneş hala benim odama vuruyor olurdu."
Abdullah b. Ömer r.a.'dan rivayete göre Müslümanlar, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte Semud diyarı el-Hicr denilen yerde konakladılar. Kuyusundan su çektiler ve o su ile hamur yoğurdular. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem de kendilerine kuyularından çektikleri suları dökmelerini, hamuru da develerine yedirmelerini emretti. Kendilerine dişi devenin gidip su içtiği pınardan su almalarını emretti.
Abdullah'tan dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir gün herkesin önünde Mesih Deccal'i sözkonusu ederek dedi ki: Şüphesiz Allah'ın tek gözü kör değildir. Ancak Mesih ed-Deccal'in sağ gözü kördür. Gözü patlak bir üzüm tanesi gibidir."
"Ve o gece Ka'be'nin yanında rüyada şunu gördüm: Erkeklerde görülen en güzel şekliyle esmer bir adam saçları düz, başından su damlıyordu. Ellerini iki adamın omuzlarına koymuş Ka'be'yi tavaf ediyordu. Ben: Bu kimdir, diye sordum. Bu Meryem oğlu Mesih'tir dediler. Daha sonra onun arkasında saçları aşırı derecede dalgalı, sağ gözü kör ve gördüklerim arasında İbn Katan'a en çok benzeyen bir adam daha gördüm. O da ellerini bir adamın omuzlarına koymuş, Beyt'i tavaf ediyordu. Peki bu kimdir, diye sordum. Bu Mesih Deccal'dir, dediler. Tekrar:
3441,
5902,
6999,
7026 ve 7128
Nafi"den rivayete göre İbn Ömer kendisine şunu bildirmiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in hanımı Hafsa r.a.a'nın ona haber verdiğine göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Veda haccı yılında zevcelerine ihramdan çıkmalarını emretti. Bunun üzerine Hafsa: Peki senin ihramdan çıkmana engelolan ne, dedi. Allah Resulü: Ben başıma (yapışkan zamk sürerek) telbıd ettim. Ayrıca kurbanlarıma da gerdanlık takttm. Bu sebeple kurbanlıklarımı kesinceye kadar ihramdan çıkamam, diye buyurdu."
Nafi"den rivayete göre İbn Ömer r.a. kendilerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in Veda haccında başını traş ettiğini haber vermişti.