

İmam Buhari bu başlığı kullanarak yağmur duası için musallaya çıkmanın şart olmadığına işaret etmiştir. Çünkü musallaya çıkılırken arzulanan şey daha fazla insanın toplanmasını sağlamaktır. İşte büyük bir camide aynı şekilde birçok İnsan toplamak mümkün olacaktır. Özellikle de Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem döneminde bu maksadı gerçekleştirmek daha kolaydır. Çünkü o dönemde büyük camilerin sayısı fazla değildir.
Bu rivayette mescide giren kişinin "Hayvanlar helak oldu" dediği kaydedilmiştir. Kerîme ve Ebu Zer'in Küşmîhenî'den rivayeti böyledir. Fakat başka rivayetlerde bu ifade "Mallar helak oldu" şeklinde geçmektedir. Ancak mallardan kasıt da yine hayvanlardır. Hayvanların helak olması ise yağmur yağmadığı için yaşamalarını sağlayacak yem ve otlardan yoksun kaldıklarını ifade eder.
Yağmur yağması için Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den dua isteyen Şahsın kullandığı "yollar kesildi" ifadesi şu anlamlara gelebilir: 1. Develer açlıktan bitkin ve zayıf düştü artık yola çıkamıyor. 2. Yol boyunca otlayacağı bitkiler artık bitmiyor ki yiyip karnını doyursun ve gücünü toplasın. 3. İnsanların ellerinde yiyip karınlarını doyuracakları hiçbir gıda kalmadı.
4. Ellerindeki gıda maddeleri o kadar azaldı ki ancak kendilerine yetiyor ve bu yüzden o gıdaları pazarlara getirmiyorlar." (Sel' Medine'deki bir dağın ismidir.) Yağmurun kesilmesi için Resulullah'tan (s.a.v.) dua İsteyen kişinin "yollar kesildi" ifadesi şu anlamlara gelir: 1. Yağmur yüzünden otlaklara gidemiyoruz ve hayvanları otlatamadığımız İçin helak oluyorlar.
2. Hayvanları yağmurdan koruyabileceğimiz sığınaklar bulunmadığı için helak oluyorlar. Nesai’nin Saîd İbn Şerik yoluyla naklettiği rivayette geçen "Yağmur sularının çokluğundan..." ifadesi de bu açıklamayı desteklemektedir. Buna göre yolların kesilmesi yağmur suları sel olup aktığı İçin yollardan geçilememesini anlatır. Hadisten Çıkan Sonuçlar 1. ihtiyaç durumunda hutbe okuyan imamla konuşulabilir.
2. Hutbe sırasında ayakta durulur ve birisiyle konuşmak ve yağmur yağması dolayısıyla hutbe kesilmez. 3. Bir kişi kalkıp herkesin ihtiyacını ve durumunu dile getirebilir. Sahabenin önde gelenlerinin böyle bir taleple Resul-i Ekrem'e (s.a.v.) gitmemelerinin sebebi teslimiyet yolunu tercih etmeleridir. Nitekim Enes İbn Malik'in: "Bir bedevînin gelip Resulullah'tan (s.a.v.) dua istemesini o kadar arzuluyorduk ki..."
şeklindeki ifadesi de onların edeplerinden dolayı Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den böyle bir dua isteyeme dikler ini gösterir. 4. Hayırlı ve fazilet sahibi insanlardan ve dualarının kabul edileceğine inanılan kimselerden dua istenebilir. Bu kimselerin de böyle talepleri geri çevirmeyip dua etmeleri uygundur. 5. Dua sırasında kulun kendisinin ve dua isteyenlerin halini anlatması duanın edepleri arasındadır.
Böylece Allah Teala'ya tam anlamıyla yönelmek mümkün olacak ve Cenab-ı Hakk'ın şefkati kazanılacaktır. Bunun sonucu ise duanın kabul olunacağına dair umutların artmasıdır. 6. Duanın üç defa tekrar edilmesi güzel bir davranıştır. 7. Cuma hutbesi sırasında yağmur duası etmek mümkündür, hutbeye yağmur duası sonradan sikıştırılabilir. Bu duanın kıbleye dönmeden ve elbiseyi çevirmeden minber üzerinde yapılması mümkündür.
8.Yağmur duası namazı yerine Cuma namazını kılmakla yetinmek mümkündür. Zaten rivayetin bağlamına baktığımızda Resul-i Ekrem'in (s.a.v.) Cuma namazıyla birlikte yağmur duası namazına da niyet ettiğini gösteren bir açıklama bulamayız. 9. Allah Teala'nın Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in dualarını kabul etmesi O'nun s.a.v. Nebiliğinin delillerinden biridir. Nitekim Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem başlangıçta yağmurun yağması için ve daha sonra da yağmurun kesilip gökyüzünün açılması için dua etmiş ve duaları kabul olunmuştur. Hatta sırf gökyüzüne eliyle işaret etmesi bulutların açılmasını sağlamıştır; bulutlar bile onun emrine boyun eğmiştir.
10. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bize bu dualarıyla bir edep daha öğretmiştir. Bu edep de şudur: Söz konusu şahıs yağmurun kesilmesi için Resulullah'tan (s.a.v.) dua isteyince hemen yağmurun kesilmesi için dua etmemiş, aksine başka yerlerin de ihtiyacı olduğunu düşünerek yağmurun oralara yağmasını istemiştir. Böylece hem bazı yerlerin şiddetli yağmur dolayısıyla zarar görmesini engellemiş, hem de başka bölgelere yağmurun yararının ulaşmasını sağlamıştır.
11. Cenab-ı Hakk kullarına bir nimet verdiğinde bu nimet dolayısıyla bazı külfetler ve sıkıntılar ortaya çıkabilir. Böyle durumlarda asla öfkeye ve isyana kalkışılmamalıdır. Aksine bu sıkıntıların ortadan kalkması, fakat nimetin sürekli olması için Allah'a yalvarıp yakarmaya devam etmelidir. 12. Kulun kendisine ilişen zararların ortadan kalkması için dua etmesi tevekkül anlayışına ters bir davranış değildir. Bununla birlikte her türlü sonucu Allah'a ısmarlamak ve O'nun takdirine boyun eğmek (tefvîz) daha üstün ve faziletli bir makamdır.
Zira Resul-i Ekrem (s.a.v.) insanların kuraklıktan dolayı büyük bir sıkıntı içinde olduklarını biliyordu. Buna rağmen her türlü sonucu Allah'a ısmarlayarak duasını ertelemişti. Ancak halk kendisinden dua isteyince tefvîz yerine dua etmenin de caiz olduğunu ve bu özel ibadetteki sünneti/uygulamayı göstermek İçin onların arzusunu kabul etti ve Cenab-ı Hakk'a yalvardı. Bu açıklama İbn Ebu Cemre'ye - Allah Teala ondan istifade etmeyi llütfetsin aittir.
13. İmam minberde hutbe okurken insanların şaşılacak hallerini görünce tebessüm edebilir. 14. İhtiyaç durumunda mescitte yüksek sesle konuşmak ve söylenen sözü pekiştirmek maksadıyla yemin etmek caizdir. 15. Yağmur duası için özel olarak belirlenmiş iki rekatlık namazı kılmadan yağmur duası yapmak caizdir. 16. Bütün dualarda eller kaldırılmalıdır. 17. Kuraklık durumunda yağmur yağması için dua etmek caiz olduğu gibi, şiddetli yağışlarda yağmurun kesilip gökyüzünün açılması için dua etmek de caizdir.
باب: الاستسقاء في خطبة الجمعة غير مستقبل القبلة. 7. Cuma Hutbesi Sırasında Kıbleye Yönelmeden Yağmur Duası Etmek

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Buhârî. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin bu kitapta geçtiği hadis sayısıdır.