Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.
İbn Abbas r.a. şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) beni kendisine doğru çekerek "Allah'ım ona kitabı öğret" dedi. Tekrar: 143, 3756, 7270.
Abdülaziz, Enes'in şöyle dediğini rivayet etmiştir: Benim sizlere çok hadis rivayet etmeme engel olan şey Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in "Kim kasten benim ağzımdan yalan uydurursa cehennemdeki yerine hazırlansın".
Zeyd b. Halid el-Cüheni Hanımıyla birlikte olup ancak boşalmayan kimsenin hükmü hakkında ne düşünüyorsun?' diye Osman r.a.'e sormuş. O da: 'Namaz için abdest aldığı gibi abdest alır ve cinsel organını yıkar" diye cevap vermiş ve bunu Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'den işittiğini söylemiştir. Bu konuyu Ali ibn-i Ebi Talib'e, Zübeyr İbn Avvâm'a, Talha İbn Ubeydullah'a ve Übey İbn Ka'b'a sordum, hepsi de aynı şekilde cevap verdi."
Enes'ten şöyle nakledilmiştir: "Aişe (r.anha)'nın yünden yapılmış rengarenk ince bir perdesi vardı. Onunla evin bir tarafını örterdi. Bir gün Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Şu perdeni gözümüzün önünden kaldır! Zira üzerindeki şekiller, namaz kılarken gözüme takılıyor' dedi. Tekrar: 5959.
Ebu Salih es-Semmân'dan şöyle nakledilmiştir: "Ebu Saîd el-Hudrî'yi Cum'a günü cemaatle arasına bir sütre koyarak namaz kılarken gördüm. Ebu Muaytoğullarından bir gencin, onun önünden geçmek istediğini gördüm. Ama Ebu Saîd göğsünü iterek ona mani oldu. Genç etrafına bakındı. Fakat geçecek başka yer bulamadı. Tekrar önünde geçmeyi denedi. Bu defa Ebu Saîd öncekinden daha şiddetli bir şekilde onu itti. Bunun üzerine genç, Ebu Saîd'e Ardından Ebu Saîd, Mervân'ın yanına geldi. Mervan ona, 'Ey Ebu Saîd! Yeğeninle ne alıp veremediğin var?' diye sordu. O da şöyle cevap verdi: Ben Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellemi şöyle derken işittim: "Sizden biri cemaatle arasına bir sütre koyar, sonrada biri çıkıp önünden geçmek isterse onu engellesin! Eğer geçmekte ısrar ederse onunla gerekirse mukatele (dövüş) etsin! Zira o, kesinlikle şeytandır. Tekrar: 3274. Diğer tahric: Müslim ve Ebu Davud salat; Nesaî, kasame; İbn Mace, ikame; Muvatta', kasr; Ahmed b. Hanbel, III, 34, 44.
Abdullah el-Müzenî Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu nakletmiştir: "Bedeviler akşam namazınızın adı hususunda size baskı yapmasınlar! Zira onlar akşam namazına işâ derler."
Enes bin Malik (r.a.)'den şöyle nakledilmiştir: "Kamet getirildiği zaman Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem mescidin bir köşesinde adamın biriyle özel olarak konuşuyordu. Cemaat uyuyuncaya kadar namaza yönelmedi. Tekrar: 643, 6292.
Enes İbn Mâlik (r.a.)'in şöyle dediği nakledilmiştir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem hastalığı döneminde üç gün cemaate katılamamıştı. Bu dönemlerde namazları Ebu Bekir (r.a.) öne geçip kıldırıyordu. Bir gün Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem odasının örtüsünü kaldırıp bize baktı. cemâli perdenin aralığından görünüyordu. Gördüğümüz güzellik bizi mest etmişti; hayatımızda Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in gül cemâli gibi bir güzellik asla görmüş değiliz. Nebiyy-i Muhterem Efendimiz, Ebu Bekir (r.a.)'e eliyle işaret ederek öne geçip namaz kıldırmasını emir buyurdu ve perdeyi indirdi. Ebedî âleme göç edinceye kadar bir daha böyle kalkıp bizi seyretmesi zât-ı âlilerine müyesser olmadı. (Sallallahu aleyhi ve sellem teslîmen kesîren dâimen ebedâ.)
Enes İbn Mâlik (radiyallahu anh) şöyle demiştir: "Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem namaz'ını kısa kılmakla birlikte rükünlerini tam olarak yerine getirirdi."
Enes İbn Malİk (r.a.)'den nakledildiğine göre Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Safları çok düzgün tutunuz. Çünkü ben sizi arkamdan da görüyorum.
Abdülaziz İbn Suheyb el-Benânî şöyle demiştir: "Birisi Enes İbn Mâlik (r.a.)'e 'Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in sarımsakla ilgili bir şeyler söylediğini işittin mi' diye sorunca Enes İbn Mâlik şöyle demişti: Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Kim bu bitkiden yerse bize veya bizim mescidimize yaklaşmasın. Tekrar: 5451
Enes İbn Mâlik (r.a.) Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu nakletmiştir: Misvak kullanmanız gerektiğini size o kadar çok söyledim ki...!"
Hafsa binti Sîrîn'den nakledilmiştir: "Biz bayram günlerinde kızlarımızın musallaya çıkmalarına engel olurduk. İşte bizim bu şekilde hareket ettiğimiz günlerde bir kadın Kasr-ı Ben-i Halefe (Basra civarındadır) gelip yerleşti. Bir gün onu ziyarete gitmiştim. Kendisiyle konuşurken bana kız kardeşinin kocasının Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte on iki savaşa katıldığından ve bu savaşların altısına kız anlatmış: "Biz hastaların başında durup onlara bakıyor ve yaralıların tedavisiyle meşgul oluyorduk. Bir defasında Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e: Ey Allah'ın Resulü bizden birinin eğer üstüne giyeceği genişçe bir elbisesi yoksa musallaya çıkmaması günah olur mu, diye sordum. Bize şöyle cevap verdi: "Arkadaşı ona elbiselerinden giydirsin. Onlar da gelip oradaki hayra ve mu'minlerin duasına şahit olsunlar." Hafsa şöyle demiştir: "Ümmü Atiyye geldiğinde bunları ona aktardım ve sen bunları Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den işittin mi diye sordum. Bana: "Evet" diye cevap verdi. Babam ona feda olsun ki - Ümmü Atiyye Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in adını andığı her zaman babam ona feda olsun derdi - Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Kendilerine evin içinde özel bir oda ayrılan evlilik çağı yaklaşmış genç kızlar - ravinin farklı bir ifadesine göre evlilik çağı yaklaşmış genç kızlar ve kendilerine evin içinde özel bir oda ayrılan genç kızlar - ile hayız olan kadınlar da bayram namazı için çıksınlar. Fakat hayız olan kadınlar musalla'dan uzak dururlar. Onlar da oradaki hayra ve mu'minlerin duasına şahit olsunlar." Hafsa şaşkınlık içinde; "Hayızlı kadınlar da dışarı çıkıp bu meclislere katılır mı?" diye sorunca, Ümmü Atiyye: "Onlar Arafat'a çıkıp, şuraya buraya gitmiyorlar mı?" diye soruyla karşılık vermiştir."
Ebu Bekre'nin şöyle dediği nakledilmiştir: "Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem hayatta İken güneş tutulması oldu. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem omuzuna attığı ridasını sürüyerek yanımızdan ayrıldı ve mescide girdi. Orada bulunanlar da onu takip ederek mescide gittiler. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem iki rekat namaz kıldırdı ve bir süre sonra güneş açıldı. Namaz sonrasında şöyle buyurdu: "Güneş ve ay Allah'ın birer ayetidir. Bunlar hiçkimsenin ölümü dolayısıyla tutulmaz. Siz bunların tutulduğunu görürseniz tekrar açılana kadar namaz kılın ve dua edin!" Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in, İbrahim adındaki oğlu vefat edince insanlar güneş tutulmasının bu yüzden meydana geldiğini söylemişlerdi. İşte Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bu sözleri duyunca namaz sonunda böyle söylemişti."
Enes (r.a.)'in şöyle dediği nakledilmiştir: "Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte Medine'den Mekke'ye gitmek üzere yola çıkmıştık. Biz Medine'ye dönene kadar Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem namazları ikişer rekat halinde kılmıştı." Hadisin ravîlerinden Yahya İbn Ebu İshak, Enes'e: "Mekke'de hiç kaldınız mı?" diye sorunca Enes Ibn Malik şu cevabı vermiştir: "Orada on gün kaldık. Tekrar: 4297
İmran İbn Husayn basur / hemoroid hastası olduğunda şöyle demiştir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e oturarak namaz kılmanın hükmünü sordum. Bana şöyle cevap verdi: "Ayakta kılmak daha faziletlidir. Oturarak kılan ayakta kılan kimsenin sevabının yarısı kadar sevap alır. Uyuyarak kılan ise oturarak kılan kimsenin sevabının yarısı kadar sevap alır." Ebu Abdullah (İmam Buharî) şöyle demiştir: "Bana göre burada uyuyarak diye ifade edilen durum, uzanarak / yatarak namaz kılmak anlamındadır."
Enes İbn Malik radıyallahu anh şöyle dedi: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem mescid'e girdi. Bir de baktı ki iki direk arasına uzatılmış bir ip var! Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Bu ip de neyin nesi?" diye sordu. Oradakiler: "Bu Zeyneb'in ipidir. (Namaz kılmaktan) yorulduğunda ona asılarak (ayakta durur)" dediler. Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Hayır öyle yapmayın, o ipi çözün. Sizden biri dinç (zinde) olduğu vakit namaz kılsın. Yorulduğunda otursun" buyurdu.
Abdullah el-Müzenî, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den şunu rivayet etmiştir: "Akşam namazından önce namaz kılın". Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bu ifadeyi üç kere tekrarlamış, üçüncüden sonra insanların bunu sünnet edinmesinden korktuğu için "dileyen kimse" ifadesini eklemiştir. Tekrar: 7368
Cabir İbn Abdullah r.a. şöyle demiştir: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir işi için beni bir yere gönderdi, ben de oraya gittim. Sonra işi görüp geri döndüm. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına geldim. (O namaz kılıyordu). Selam verdim ancak selamımı almadı. Kalbimde öyle bir hüzün meydana geldi ki bunu yalnız Allah bilir. İçimden şöyle dedim: "Herhalde Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bu işi görmekte ağır davrandığımı düşündü." Sonra tekrar selam verdim, yine selamımı almadı. Kalbime birincisinden daha büyük bir hüzün çöktü. Sonra yine selam verdim, bu defa (namazını bitirip) selamımı aldı ve bana şöyle dedi: "Namazda olduğum için selamına karşılık veremedim.." Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) O sıra devesi üzerinde kıbleye dönmü§ bir halde yolda gidiyordu.
Enes İbn Malik (r.a.) Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu söyledi: "Sancağı Zeyd aldı. Zeyd şehid edildi. Sonra sancağı Ca'fer aldı, o da şehid edildi. Sonra onu Abdullah İbn Revaha aldı, o da şehid edildi. -Bu sırada Resulullah'ın gözlerinden yaşlar boşalıyordu- (Resulullah devam ederek şöyle dedi:) Sonra sancağı emir olmaksızın Halid İbnu'l-Velid aldı, sonra Allah onun önünü açtı. Tekrar: 2798, 3063, 3630, 3757, 6242
Enes r.a. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "Ergenlik çağına girmemiş üç çocuğu ölen her Müslüman'ı Allah, çocuklara olan merhameti sebebiyle cennete koyar. Tekrar: 1381
Nafi’ şöyle demiştir: "İbn Ömer r.a. Zul-Huleyfe'de sabah namazını kılınca devesinin eğerinin bağlanmasını emrederdi. Eğeri bağlanınca, devesi onu doğrulttuğu zaman ayakta olduğu halde kıbleye yönelir ve Harem'e varana kadar telbiye getirirdi. Harem'e gelince telbiyeyi bırakırdı. Zû Tuva'ya gelince sabaha kadar orada kalırdı Sabah namazını kıldıktan sonra gusül abdesti alırdı. İbn Ömer, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'în de böyle yaptığını söylerdi." Tekrar: 1554, 1573, 1574
İbn Abbas r.a. şöyle anlatır: Resûl-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem (fetih günü) Mekke'ye gelince Kabe'ye girmekten kaçındı. Çünkü içinde putlar vardı. Hemen emretti ve putlar çıkartıldı, ibrahim ve İsmail Nebilerin, ellerinde fal oku bulunur şekilde yapılmış putları da çıkartıldı. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Allah onları helak etsin. Allah'a yemin ederim ki, bu put'u yapanlar, İbrahim ve İsmail'in fal oklarına asla iltifat etmediklerini bilirlerdi" buyurdu, ve sonra Kabe'ye girdi ve içeride değişik yerlere giderek tekbir getirdi. Namaz kılmadı.
Enes İbn Malik r.a.'den nakledilmiştir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Medine'ye gelince mescid inşa edilmesini emretti ve şöyle buyurdu: "Ey Neccar oğulları, arsanız için bana bir ücret teklif edin!" Onlar: "Biz bunun ücretini sadece Allah'tan bekleriz!" diye karşılık verdiler. Bundan sonra Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in emri üzerine burada eskiden varolan müşriklerin kabirleri dümdüz edildi, yıkık yerler ortadan kaldırılıp arazi düzeltildi. Arsa üzerindeki hurma ağaçları kesildi. Bu hurma ağaçlarını mescidin kıble tarafına dizdiler."
Ebu Hureyre r.a. şöyle demiştir: Dostum bana üç şeyi tavsiye etmiştir: Her aydan üç gün oruç tutmak, günde iki rekat kuşluk namazı kılmak ve vitir namazını uyumadan önce kılmak.
İbn Abbas r.a. şöyle dedi: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Medine'ye gelince Yahudilerin aşura günü oruç tuttuğunu gördü. Onlara: "Bu nedir?" diye sordu. Yahudiler: "Bu güzel bir gündür. Allah İsrailoğullarını düşmanlarından bu gün kurtardı, bu sebeple Musa bugün oruç tuttu" dediler. Bunun üzerine Hz. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Ben Musa'ya (Musa'nın yaptığını yapmaya) sizden daha layığım" dedi. O gün oruç tuttu ve aşura gününde oruç tutulmasını emretti. Tekrar: 3397, 3943, 4680, 4737
Muhammed b. İbrahim'den rivayet edildiğine göre, Ebu Seleme ona, kendisinin bazı insanlarla arsa yüzünden sorunlarının olduğunu, bunu Hz. Aişe r.anha'ya anlatınca onun şöyle dediğini haber vermiştir: "Ey Ebu Seleme, o arsadan uzak dur. Çünkü Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, "Her kim, bir karış dahi olsa (gasben başkasının) arazisinin sınırlarına haksız olduğu halde girerse, yedi kat yerin dibine kadar boynuna dolandırılarak cezalandırılır" buyurmuştur.
Sümame b. Abdullah'ın yanına girdim. Bana güzel koku uzattı. Ben "daha yeni koku sürünmüştüm" dedim. Bunun üzerine "Enes r.a. güzel kokuyu hiç reddetmezdi" dedi ve Hz. Enes'in "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem güzel kokuyu hiç reddetmezdi" buyurduğunu nakletti.