

Buharı, bu hadisi sahih kabul ederek eserine almış ve her ne kadar Kabe'de namaz kılma konusunda Bilal'den rivayet edilen hadise öncelik tanısa da, bu hadisi de delil olarak kullanmıştır. Burada konu başlığı ile ilgili bir çelişki mevcut değildir. Çünkü İbn Abbas (r.a.) Kabe'de tekbir getirildiğini ortaya koymuş, Bilal ise böyle bir konuya temas etmemiştir. Bilal Kabe'de namaz kıldığını ortaya koymuş, İbn Abbas ise kılmadığını belirtmiştir. Buharî bu durumda İbn Abbas'ın rivayetindeki ek bilgi (tekbir getirme) ile delil getirmiştir.
Bilal'ın hadisi iki sebepten dolayı, Hz. Nebi'in namaz kılmadığını belirten rivayete tercih edilir: Birincisi, o, söz konusu gün Resulullah (s.a.v.) ile birlikte değildi. Namaz kılmadığını bazen Üsame'ye bazen kardeşi Fadl'a dayanarak söylemiştir. Üstelik şaz bir rivayet hariç, Fadl'ın o gün Efendimizle s.a.v. birlikte olduğu da sabit değildir. el-Muhib et-Taberî şöyle der: Belki de, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Kabe'ye girdikten sonra Üsame bir ihtiyacından dolayı orada bulunamamıştı. Bundan dolayı Efendimiz'in (s.a.v.) namaz kıldığını göremedi."
İbn Hibban şöyle demiştir: "Bana göre en doğrusu söz konusu iki haberin, iki ayrı olayla ilgili olduğunu söylemektir. Buna göre, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, İbn Ömer'in Bilal'den naklettiği rivayete göre Kabe'nin içinde namaz kılmıştır. Veda haccı için geldiği zaman ise kılmamıştır. Çünkü İbn Abbas r.a. Resûlullah'ın namaz kılmadığını belirtmiş ve bunu Üsame'ye nispet ederek söylemiştir. İbn Ömer de, Efendimİz'in (s.a.v.) namaz kılmadığını belirtmiş ve bunu Bilal ve Usame'ye dayanarak söylemiştir. Eğer yukarıdaki gibi yorum yaparsak arada bir çelişki kalmaz. Bu iki rivayeti birleştirme konusunda güzel bir çözümdür."
İbn Abbas (r.a.), Kabe'deki putlar için, onlar öyle iddia ettiği için "ilahlar" kelimesini kullanmıştır. Bu, her ne kadar mekruh olsa da, "ilah" kelimesini kullanmanın da caiz olduğunu gösterir. Kabe'de değişik şekillerde putlar bulunuyordu. Resulullah s.a.v. içeride putlar varken, Kabe'ye girmekten kaçınmıştır. Çünkü o, batılı asla onaylamaz. Diğer yandan melekler suret bulunan yere girmedikleri için Hz. Nebi onları kaçırmak istememiştir.
"İbrahim ve İsmail'in fal oklarına asla iltifat etmediklerini bilirlerdi’’. Bu sözün söylenme sebebi olarak, "Çünkü onlar fal okları İle ilk olarak fal arayan kimsenin Amr İbn Luhay olduğunu biliyorlardı," denilmiştir. Fal okları, İbrahim ve oğlu İsmail'e, iftira ile nispet edilmiştir. Çünkü onlar Amr'dan önce yaşamıştı.

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Buhârî. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin bu kitapta geçtiği hadis sayısıdır.