

Aslında bu rivayet burada nakledilen kısmı ile başlıkta söz konusu edilen meseleye tam anlamıyla bir açıklık getirmez. Zaten bu meselenin hükmü bu hadisin başka yollarından anlaşılmaktadır. İmam Buhari de "Sahih"ini yazarken naklettiği hadisin başka yollarına işaret eden bir metod takip eder. Burada da aynı üslubu takip etmiştir. Nitekim İbn İshak "Siyer"inde bu rivayeti şöyle nakleder: "Resulullah sallallahu aleyhi ve selle m Tebuk'e vardığı zaman Eyle hükümdarı Buhne İbn Rü'be geldi ve Hz. Nebi sallallahu aleyhi ve sellem ile anlaşarak cizye verdi. Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem onun da bulunduğu mecliste bir güvence belgesi hazırladı: "Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla. Bu, Allah'tan ve Resulü Muhammed'ten Buhne İbn Rü'be ile Eyle halkına verilmiş bir emandır."
İbn Battal şöyle demiştir: "Devlet başkanı herhangi bir yerleşim biriminin hükümdarı / lideri ile anlaşma yaptığında bu anlaşma kapsamına o yöre halkının da gireceği konusunda alimler icma etmişlerdir. Ancak bunun tersinin söz konusu olduğu durumlar için farklı görüşler arz edilmiştir. Buna göre devlet başkanı herhangi bir yerleşim biriminde yaşayanların bir kısmına eman vermişse liderlerinin de bu kapsama girip girmeyeceği tartışma konusudur. Alimlerin çoğunluğuna göre hükümdarın anlaşma kapsamına girebilmesi için bu durumun açıkça belirtilmesi gerekir. El-Esbağ ve Sahnun ise şöyle demişlerdir: "Böyle bir şeye ihtiyaç yoktur. Anlaşma sırasında sadece yerleşim biriminin belirtilmesi yeterlidir. Çünkü devlet başkanı başkası için eman alırken muhakkak kendisini de bu kapsama sokmak ister."
3. RESULULLAH'IN GÜVENCE VERDiĞi KiMSELERLE YAPILAN ANLAŞMALARA BAĞLI KALINMASINI TAVSiYE ETMEK Zimmet, ahit / sözleşme anlamına gelirken; il! de akrabalık demektir. حدثنا آدم بن أبي إياس: حدثنا شعبة: حدثنا أبو جمرة قال: سمعت جويرية بن قدامة التميمي قال: سمعت عمر بن الخطاب رضي الله عنه: قلنا: أوصنا يا أمير المؤمنين، قال: أوصيكم بذمة الله، فإنه ذمة نبيكم، ورزق عيالكم. "Zimmet ahit / sözleşme anlamına gelirken ill (...), akrabalık demektir" Bu açıklama Dahhak'a aittir. Nitekim Dahhak "Bir mu'min hakkında ne ahit tanırlar ne de akraba olduğunu dikkate alırlar" [Tevbe, 10] ayetinde geçen zimmet ve ill kelimelerini yukarıdaki gibi tefsir etmiştir. Ebu Ubeyde ise "el-Mecaz" adlı eserde ili kelimesine ahit, sözleşme ve yemin karşılığını vermiştir.
Hz. Ömer'in tavsiyesi Amr İbn Meymun rivayetinde şöyle geçmektedir: "Ben Allah'ın ve Resulü'nün ahdine bağlı kalmanızı tavsiye ederim. Anlaşma yaptığınız kimselere verdiğiniz sözleri yerine getirin, onları himaye etmek maksadıyla savaşın ve güçlerinin yetmeyeceği vergiler yüklemeyin!" Amr İbn Meymun'un naklettiği bu rivayet cizye alınacak gayri müslimlere güçlerinin yetmeyeceği ağır vergiler yüklenemeyeceğini gösterir. Hz.
Ömer'in "siz bu sayede ailelerinizin geçimini sağlıyorsunuz" demesi "onlardan alınan cizye ve haraç sayesinde geçiminizi sağlıyorsunuz" anlamına gelir. El-Mühelleb şöyle demiştir: "Bu rivayetten çıkarılan dersler şunlardır: 1. Verilen söze bağlı kalmak gerekir. 2. Her türlü iş, sonunun nereye varacağı düşünülerek yürütülmelidir. 3. İktisadı alanda gerekli düzenlemeleri yapmak ve kazanç getiren yolları ıslah etmek ekonominin gelişmesini sağlar.
EBVABU’L-CİZYE EK SAYFA – 1308-2 4. RESULULLAH S.A.V.'İN BAHREYN ARAZİLERİNİ İKTA OLARAK VERMEK İSTEMESİ, BAHREYN MALLARI İLE CİZYE GELİRLERİNDEN İNSANLARA VERECEĞİNİ VAADETMESİ VE SAVAŞSIZ ELE GEÇİRİLEN DÜŞMAN MALLARI (FEY) İLE CİZYE'NİN KİMLERE DAĞITILACAĞI حدثنا أحمد بن يونس: حدثنا زهير، عن يحيى بن سعيد قال: سمعت أنسا رضي الله عنه قال: دعا النبي صلى الله عليه وسلم الأنصار ليكتب لهم بالبحرين، فقالوا: لا والله حتى تكتب لإخواننا من قريش بمثلها، فقال: (ذاك لهم ما شاء الله على ذلك). يقولون له، قال: (فإنكم سترون بعدي أثرة، فاصبروا حتى تلقوني).
İmam Buhari'nin kullanmış olduğu başlıkta üç ayrı hükme işaret edilmiştir. Konuyla ilgili olarak nakledilen rivayetler de başlıkta arz edilen hükümlerle aynı sırayı takip etmektedir. Burada nakledilen rivayetlerden birincisi Resulullah s.a.v.'in Bahreyn arazilerini başlangıçta Ensar'a dağıtmak istediğini ve bu isteğini Ensar'a defalarca ilettiği halde onların kabul etmediğini göstermektedir. İşte İmam Buhari burada ensar kabul etmemiş olsa bile Resulullah'ın sallallahıı aleyhi ve sellem bir uygulamaya başvurma isteğini bu uygulamanın caiz olduğuna delilolarak göstermiştir. Zira Hz. Nebi'in sallallahu aleyhi ve sellem yapılması caiz olmayan bir şeyi emretmesi mümkün değildir.
Bahreyn arazilerinin ikta' olarak ensara bırakılması, söz konusu malların aslının (rakabe) mülkiyetini değil, cizye ve haraç gelirlerini ensara tahsis etmek anlamındadır. Çünkü barış yapılan ülke arazilerinin mülkiyeti ikta' olarak verilemez ve bu araziler paylaştırılamaz. Ashab-ı Kiram savaşsız olarak ele geçirilen düşman mallarının (fey) paylaştırılması konusunda birbirinden farklı görüşler ileri sürmüşlerdir: 1. Hz. Ebu Bekir bu malları eşitlik esasına göre paylaştırma usulünü benimsemiştir. Hz. Ali ile Ata da bu görüştedir. İmam Şafiiinin tercih ettiği görüş de bud-.ır.
2. Hz. Ömer ile Osman söz konusu malları kişilerin dine / Müslümanlara olan faydalarını ve üstünlüklerini / kıdemlerini (faziletlerini) göz önüne alarak farklı şekilde paylaştırmışlardır. İmam Malik de bu görüştedir. 3. Kufe'li alimlere göre bu paylaştırma yöntemini belirleme yetkisi devlet başkanına aittir. Dolayısıyla ya eşitlik usulünü ya da kıdem durumunu esas alır.
İbn Battal şöyle demiştir: "Bu konu başlığı altında nakledilen rivayetler kıdem durumunu esas almak gerektiğini söyleyenler için delil teşkil eder." Ancak öyle anlaşılıyor ki kıdem esasına göre kişilere farklı ödemelerde bulunmak gerektiğini söyleyenler ödemenin herkese yapılmasını şart koşmuşlardır. Buna karşılık paylaştırma yöntemini belirleme yetkisinin devlet başkanına ait olduğunu söyleyenler böyle bir şart koşmamışlardır.
Aslında konu başlığı altında nakledilen rivayetler de bu son görüşü desteklemektedir. Her şeyin en doğrusunu sadece Allah bilir.

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Buhârî. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin bu kitapta geçtiği hadis sayısıdır.