Eslem el-Adevî

Ebû Hâlid · Tâbiî, Hz. Ömer'in azatlısı

Eslem b. Zeyd

Doğumh. 34 · Habeşistan
Vefath. 80
KünyeEbû Hâlid
Nisbeel-Adevî, el-Ömerî, el-Kureşî, el-Medenî
Yaşadığı yerlerMedine
Tabaka2. tabaka
Cerh-ta'dîlsika (güvenilir)

Hakkında

Hz. Ömer'in azatlısı olarak tanınan Eslem, Ebû Hâlid ve Ebû Zeyd künyeleriyle anılır; tanınmış muhaddis Zeyd b. Eslem'in babasıdır. Kökeni hakkında farklı görüşler vardır: Aynüttemr savaşında esir alınanlardan olduğu, Yemenli Eş'arîlerden geldiği ya da Habeş asıllı olduğu söylenir. Hz. Ömer onu Vedâ haccını izleyen yıllarda (h. 11 veya 12) hac mevsiminde Mekke'de satın aldı. Uzun yıllar Ömer'in yanında bulunup yolculuklarında ona eşlik etti.

Hz. Ebû Bekir, Hz. Ömer, Hz. Osman, Muâz b. Cebel, Ebû Ubeyde b. Cerrâh, Abdullah b. Ömer, Muâviye, Mugîre b. Şu'be, Ebû Hüreyre ve Hz. Hafsa'dan rivayette bulundu. Oğlu Zeyd'in yanı sıra Kâsım b. Muhammed ve İbn Ömer'in azatlısı Nâfi' de ondan hadis naklettiler. Ebû Zür'a er-Râzî ve İclî onu güvenilir saymış, İbn Abdülber de ilim, dindarlık ve güvenilirlik bakımından azatlıların ileri gelenlerinden biri olduğunu söylemiştir.

Abdülmelik b. Mervân'ın hilâfeti sırasında, h. 80 / m. 699 yılında Medine'de vefat etti. Yüz on dört yıl yaşadığı rivayet edilse de bu bilgi doğrulanmış değildir.

Ailesi

Çocukları
Zayd bin Aslam

Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.

Zincirde geçtiği hadisler

Zeyd İbn Eslem'in naklettiğine göre babası şöyle anlatır: "Ömer'i şöyle söylerken işittim: "Allah için bir atı sadaka olarak vermiştim. Alan kimse ata bakamayıp güçsüz bıraktı. Ben de onu satın almak istedim. O kimsenin, İzin alarak sattığını zannettim. Durumu Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e sorunca, bana, "Satın alma, onu sana bir dirheme verse bile asla verdiğin sadakaya geri dönme. Çünkü sadakasından geri dönen, kustuğunu geri ağzına alan gibidir" buyurmuştur. Tekrar: 2623, 2636, 2970, 3003
Rivayet zinciri: Buhârî ← Abdullah b. Yûsuf ← Mâlik b. Enes ← Zeyd b. Eslem ← Eslem el-Adevî ← Ömer b. Hattâb
Zeyd İbn Eslem babasından şöyle nakletmiştir: Ömer r.a., rükün (Hacerü'l-Esved) için, 'Allah (C.C.)'ya yemin olsun ki, sen sadece bir taşsın. Ne zararın ne de faydan var. Eğer Hz. Nebi'i seni istilam ederken görmeseydim ben de istilam etmezdim" dedikten sonra istilam etmiştir. Hz. Ömer daha sonra, "Biz hala neden remel yapıyoruz? Biz bunu, müşriklere karşı gövde gösterisi için yapmıştık. Oysa artık Allah onları helak etmiştir" demiş ve ardından, "Bu, Hz. Nebi'in yaptığı bir şeydir, onu terketmek istemem" demiştir.
Zeyd İbn Eslem'in naklettiğine göre babası şöyle demiştir: "Hz. Ömer'i r.a., Hacerü'l-Esved'i öptükten sonra, "Eğer Resulullah'ı seni öperken görmeseydim ben de öpmezdim" derken gördüm."
Zeyd İbn Eslem babasından şunu aktarmıştır: Mekke yolunda Abdullah İbn Ömer ile birlikte idik. Safiyye binti Ebi Ubeyd'in çok hasta olduğu haberi ona ulaştı. Bunun üzerine acele etti. Şafak kaybolduktan sonra bineğinden inerek akşam ile yatsıyı cem ederek kıldı. Sonra da şöyle söyledi: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yola devam etmekte acelesi olduğunda akşam namazını ertelediğini, akşam ile yatsıyı cem ettiğini gördüm. "Haccı ve umreyi Allah için tam yapın. Eğer ihsar edilirseniz (alıkonursanız) kolayınıza gelen kurbanı gönderin. Kurban, yerine varıncaya kadar başlarınızı tıraş etmeyin." [Bakara 196] Ata' şöyle dedi: îhsar (engellenme), kişiyi alıkoyan her şeyden olur.
Ömer r.a.'in şöyle dua ettiği nakledilmiştir: "Allah'ım bana senin yolunda şehit olmayı nasip et, şehadet nimeti ile rızıklandır ve bana Resulünün şehrinde ölmeyi lutfet!"
Zeyd İbn Eslem'in naklettiğine göre babası şöyle anlatmıştır: Ömer r.a. şöyle demiştir: "Eğer daha sonra yaşayacak olan müslümanlar olmasaydı, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in Hayber'i paylaştırdığı gibi, ben de fethettiğim her yeri, hak sahiplerine (ehline) dağıtırdım." Tekrar: 3125, 4235, 4236. 131 el-Haşr,59110
Zeyd b. Eslem'den rivayet edilmiştir: Babası, Ömer İbnü'l-Hattab'ı şöyle derken işittiğini nakletmiştir: Birine, Allah yolunda cihad etmesi için bir at vermiştim. Ama o, verdiğim ata yazık etti. Ben de bana ucuz fiyata satar diye düşünerek onu tekrar satın almak istedim. Gidip Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e danıştım. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem buyurduki: "Bir dirheme de satacak olsa onu satın alma. Çünkü sadakasından dönen kişi, kustuğunu yiyen köpek gibidir."
Rivayet zinciri: Buhârî ← Yahyâ b. Kaza'a ← Mâlik b. Enes ← Zeyd b. Eslem ← Eslem el-Adevî ← Ömer b. Hattâb
Zeyd İbn Eslem babasının şöyle dediğini nakletmiştir: "Mekke yolunda Abdullah İbn Ömer r.a. ile birlikte idim. Bu sırada kendisine hanımı Safiyye bnt Ebu Ubeyd'in ağır hasta olduğu haberi ulaştı. Bunun üzerine hızını artırdı ve şafak kayboluncaya kadar bu şekilde yola devam etti. Sonra bineğinden indi ve akşam ile yatsı namazlarını cem' ederek birlikte kıldı. Namazdan sonra da şöyle dedi: "Yolculuk sırasında acelesi olduğu zaman Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in tıpkı bu şekilde namaz kıldığını gördüm; akşam namazını geciktirir ve yatsı namazı ile birlikte kılardı."
Hz. Ömer r.a. şöyle demiştir: "Ben Allah yolunda cihadda kullanılması için bir at bağışlamıştım. Daha sonra bu atı elinde bulunduran kişinin onu sattığından haberdar oldum ve bağışladığım atı geri satın almak istedim. Ben adamın atı ucuz bir fiyata sattığını anladım. Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e giderek at'ı geri alıp alamayacağımı sordum. Bana şöyle dedi: "Bu atı bir dirheme de satlIsa geri alma! Çünkü verdiği sadakaya geri dönen bir kimse kusmuğunu tekrar yiyen köpeğe benzer."
Zeyd İbn Eslem babasının şöyle dediğini nakletmiştir: "Hz. Ömer Huneyy adında bir kölesini devlet arazilerinin idaresi için görevlendirmiş ve görevi başına giderken ona şu talimatı vermişti: "Ey Huneyy, Müslümanlara zulmetmekten sakın, ellerini onlara zulmetmekten uzak tut. Müslümanların bedduasından sakının. Zira Müslümanların duaları kabul olunan dualardandır. Küçük koyun ve küçük deve sürülerinin meralara girmelerine müsaade et, böyle küçük sürü sahiplerine imkan tanı. Fakat Abdurrahman İbn Avf ile Osman İbn Affan'ın çok fazla olan sürülerine karşı dikkatli ol, onları meralara asla sokmam. Çünkü bu ikisinin sürüleri açlıktan telef olacak duruma gelse bile hurmalıklarına ve ekili arazilerine dönerler. Fakat küçük sürü sahiplerinin hayvanları telef olmaya görsün bu kişiler hemen çoluk çocuğunu toplayıp karşıma dikilir ve: "Ey mu'minlerin emiri haydi bakalım derler." Behey babasız kalasıca, ben bunları böyle aç ve sefil mi bırakacağım! Su ve ot bulmak benim için her halde altın ve gümüş bulmaktan daha kolaydır. Sürülerini otlaklardan engellersem Allah'a yemin ederim ki, kendilerine zulmettiğimi düşünecekler. Gerçekten de buralar onların topraklarıdır; cahiliyye döneminde bu toprakları korumak için savaştılar ve İslam'ın hakim olduğu dönemde de bu topraklar üzerinde İslam'ı kabul edip Müslüman oldular. Canımı elinde tutan Allah'a yemin ederim ki, Allah yolunda savaş için kullanacağım hayvanları koruma ve besleme endişesi olmasaydı onların topraklarından bir karışı bile mera olarak belirlemezdim."
Hz. Ömer şöyle demiştir: "Sonraki Müslüman nesilleri düşünmeseydim Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in Hayber'i paylaştırdığı gibi ben de fethettiğim her yeri savaşçılara anında paylaştırırdım."
Zeyd b. Eslem babasından şöyle dediğini rivayet etmektedir: "İbn Ömer bana onun -yani Ömer'in- bazı durumları hakkında soru sordu. Ben de ona anlattım. (İbn Ömer) bunun üzerine dedi ki: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den sonra, onun ruhunun kabzedilmesinden sonra Ömer b. el-Hattab'dan daha gayretle çalışan ve daha cömert bir kimseyi -ömrümün sona erdiği zamana kadar- görmedim."
Rivayet zinciri: Buhârî ← Yahyâ b. Süleymân ← İbn Vehb ← Ömer b. Muhammed ← Zeyd b. Eslem ← Eslem el-Adevî
Zeyd b. Eslem, babasından rivayetle dedi ki: "Ömer b. elHattab r.a. ile birlikte pazara çıktım. Genç bir kadın Ömer'e arkasından yetişerek dedi ki: Ey mu'minlerin emiri kocam öldü. Geriye de küçük çocuklar bıraktı. Allah'a yemin ederim bir koyun paçasını dahi pişiremezler. Ziraatleri de yok, davarları da yok. Sırtlanın onları yiyeceğinden korkuyorum. Ben de Hufaf b. Ima el-Gıfarı'nin kızıyım. Babam Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte Hudeybiye'de bulunmuştu. Ömer onunla birlikte durmuş yürümemişti. Sonra: Nesebin bize yakın birisi olarak merhaba sana! dedi. Daha sonra evin avlusunda bağlı bulunan güçlü bir deveye yöneldi, onun üzerine yiyecekle doldurduğu iki heybe yükledi. İki heybe arasına da nafakaları için harcayacakları bir mal ve giyecek elbiseler yükledi. Sonra da devenin yularını kadının eline verdikten sonra şunları söyledi: Haydi, bu deveyi çek, götür. Daha bunlar bitmeden Allah'tan size hayırlar gelecektir . Bir adam: Ey mu'minlerin emiri, buna çok verdin.deyince, Ömer: Anan seni kaybedesice! Allah'a yemin ederim (şu anda) onun babasının ve kardeşinin bir süre bir kaleyi muhasara etmiş hallerini görüyor gibiyim. Daha sonra kaleyi fethettiler. Daha sonra artık biz o kaledeki paylarımızı şimdi almaya devam. ediyoruz."
Rivayet zinciri: Buhârî ← İsmâil b. Abdullah ← Mâlik b. Enes ← Zeyd b. Eslem ← Eslem el-Adevî
Zeyd b. Eslem, babasından rivayetle dedi ki: "Ömer b. elHattab r.a. ile birlikte pazara çıktım. Genç bir kadın Ömer'e arkasından yetişerek dedi ki: Ey mu'minlerin emiri kocam öldü. Geriye de küçük çocuklar bıraktı. Allah'a yemin ederim bir koyun paçasını dahi pişiremezler. Ziraatleri de yok, davarları da yok. Sırtlanın onları yiyeceğinden korkuyorum. Ben de Hufaf b. Ima el-Gıfarı'nin kızıyım. Babam Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte Hudeybiye'de bulunmuştu. Ömer onunla birlikte durmuş yürümemişti. Sonra: Nesebin bize yakın birisi olarak merhaba sana! dedi. Daha sonra evin avlusunda bağlı bulunan güçlü bir deveye yöneldi, onun üzerine yiyecekle doldurduğu iki heybe yükledi. İki heybe arasına da nafakaları için harcayacakları bir mal ve giyecek elbiseler yükledi. Sonra da devenin yularını kadının eline verdikten sonra şunları söyledi: Haydi, bu deveyi çek, götür. Daha bunlar bitmeden Allah'tan size hayırlar gelecektir . Bir adam: Ey mu'minlerin emiri, buna çok verdin.deyince, Ömer: Anan seni kaybedesice! Allah'a yemin ederim (şu anda) onun babasının ve kardeşinin bir süre bir kaleyi muhasara etmiş hallerini görüyor gibiyim. Daha sonra kaleyi fethettiler. Daha sonra artık biz o kaledeki paylarımızı şimdi almaya devam. ediyoruz."
Rivayet zinciri: Buhârî ← İsmâil b. Abdullah ← Mâlik b. Enes ← Zeyd b. Eslem ← Eslem el-Adevî
Zeyd b. Eslem, babasından rivayetine göre "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem seferlerinden birisinde (geceleyin) yol alırken -ki Ömer b. el-Hattab geceleyin onunla birlikte yol alırdı- Ömer b. el-Hattab ona bir hususa dair soru sordu. Fakat Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona cevap vermedi. Sonra yine ona soru sordu, yine ona cevap vermedi. Ömer b. el-Hattab (kendi kendine) dedi ki: Anan seni kaybedesice ey Ömer! Sen Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e ısrarla üç defa soru sorduğun halde her seferinde o sana cevap vermedi. Bunun üzerine devemi harekete geçirdim. Sonra da Müslümanların önüne geçtim. Hakkımda Kur'an nazil olur diye korktum. Aradan fazla zaman geçmeden birisinin yüksek sesle beni çağırdığını işittim. (Kendi kendime) andolsun hakkımda bir Kur'an ineceğinden korkmuştum dedim. Sonra Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına vardım. Ona selam verdim. Dedi ki: Andolsun bu gece bana öyle bir sure indirildi ki ben onu üzerinde güneşin doğduğu her şeyden daha çok seviyorum diye buyurdu. Sonra da: "Şüphesiz biz sana apaçık bir fetih nasibettik. ''' [Feth, 1] okudu. Bu Hadis 4833 ve 5012 numara ile gelecektir. Hadisin metninin şerhi yüce Allah'ın izniyle ileride Fetih suresinin tefsirinde (4833. hadiste) gelecektir. Diğer tahric eden: Tirmizi Tefsirul Kur’an)
Rivayet zinciri: Buhârî ← Abdullah b. Yûsuf ← Mâlik b. Enes ← Zeyd b. Eslem ← Eslem el-Adevî
Ömer b. el-Hattab r.a. dedi ki: "Nefsim elinde olana yemin ederim ki, eğer sonradan gelecek insanları büsbütün yoksul bırakmayacak olsaydım fethi nasip olan her bir kasabayı mutlaka Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in Hayber'i paylaştırdığı gibi paylaştırırdım. Fakat ben onu (fethettiğim yerleri) Müslümanlara, aralarında paylaştıracakları bir hazine olarak bırakacağım."
Ömer r.a. dedi ki: "Eğer sonradan gelecek Müslümanlar olmasaydı, onlara bir kasabanın fethi nasip oldukça mutlaka onu da Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in Hayber'i paylaştırdığı gibi paylaştıracaktım."
Zeyd İbn Eslem babasından şöyle nakletmiştir: Bir gece Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem düzenlediği seferlerden birinde yürüyordu. Hz. Ömer de onunla birlikte yürüyordu. Bu sırada Hz. Ömer ona bir soru sordu. Ancak Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem cevap vermedi. Hz. Ömer bir daha sordu, Hz. Nebi yine cevap vermedi. Sonra Hz. Ömer bir daha sordu, Hz. Nebi yine cevap vermedi. Bunun üzerine Hz. Ömer: "Ömerlin annesi oğluna ağıtlar yaksını [Ey Ömer] Üç defa Nebi'e ısrarla soru sordun, üçünde de Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem sana cevap vermedi. .. " dedi. Hz. Ömer olayı anlatmaya şu şekilde devam etti: Sonra bineğimi hareket ettirdim ve insanların önüne geçtim. Hakkımda bir Kur'an inmesinden korkuyordum. Çok geçmeden birinin bana seslendiğini işittim. 'Korkarım hakkımda ayet indi,' dedim ve Hz. Nebi'in yanına gidip ona selam verdim. Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem; "Bu gece bana bir sure indirildi. Bu sure, üzerine güneşin doğduğu her şeyden bana daha sevim/idir," buyurdu ve Fetih SuresiIni okudu
Rivayet zinciri: Buhârî ← Abdullah b. Mesleme ← Mâlik b. Enes ← Zeyd b. Eslem ← Eslem el-Adevî
Zeyd İbn Eslem babasından onun şöyle söylediğini rivayet etmiştir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem seferlerinin birinde gece vakti yürüyordu. Hz. Ömer de ona eşlik ediyordu. Derken Hz. Ömer ona bir şey sordu. Fakat Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem cevap vermedi. Sonra tekrar sordu. Yine cevap vermedi. Bir kez daha sordu. Hz. Nebi yine cevap vermedi. Sonunda Hz. Ömer şöyle dedi: Anan seni kaybetsin, sana ağıtlar yaksın Ömer! Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e üç defa ısrarla soru sordun. Üçünde de sana cevap vermedi. Hz. Ömer olayı anlatmaya şöyle devam etti: Devemi hızlandırdım ve ordudaki herkesin önüne geçtim. Hakkımda bir Kur'an ayetinin inmesinden endişe ediyordum. Çok geçmeden bir adamın beni çağırdığını duydum. Kendi kendime, 'korktuğum başıma geldi hakkımda ayet nazil oldu galiba' dedim. Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in huzuruna gelip ona selam verdim. O da selamımı aldı ve şöyle buyurdu: Bu gece bana bir sure indirildi. Kuşkusuz bu sure, benim için güneşin üzerine doğduğu her şeyden daha sevimlidir. Sonra inna fetehna leke fethan mübina diye başlayan Fetih suresini okudu."
Rivayet zinciri: Buhârî ← İsmâil b. Abdullah ← Mâlik b. Enes ← Zeyd b. Eslem ← Eslem el-Adevî
Ömer İbnu'l-Hattab r.a.'dan, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in huzuruna (Hevazin kabilesinden alınmış) esirler getirildi. Esirler arasından bir kadın memesinden süt sağıyor, çocuklara içiriyordu. Esirler arasında küçük bir çocuk buldu mu onu alıp hemen göğsüne yapıştırıp, ona süt emziriveriyordu. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bizlere: Sizin görüşünüze göre bu kadın kendi çocuğunu ateşe atar mı, diye sordu. Biz: Hayır, eğer onu atmayacak gücü kendisinde bulabilirse onu asla atmaz, dedik. Bu sefer Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Andolsun ki Allah'ın kullarına olan merhameti bu kadının çocuğuna olan merhametinden fazladır, buyurdu."
Rivayet zinciri: Buhârî ← Saîd b. Ebû Meryem ← Ebû Gassân ← Zeyd b. Eslem ← Eslem el-Adevî ← Ömer b. Hattâb
Ömer r.a.'in nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in zamanında Abdullah isminde bir adam vardı. İnsanlar tarafından "himar" (eşek) lakabı ile lakaplandırılmıştı. Bu kişi Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i arasıra güldürürdü. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona içki içtiği için sapa vurma cezası uygulamışt!. Bir gün bu şahıs yine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in huzuruna getirildi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona sapa cezası uygulanmasını emretti. Bunun üzerine değnekle dövüldü. Topluluktan birisi "Ya Rabbi şu adam'a lanet et, içki yüzünden ne kadar da çok huzura getiriliyor!" dedi. Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Ona lanet okumayınız! VAllahi kesin olarak bilmişimdir ki bu zat Allah'ı ve Resulünü sevmektedir" buyurdu.
Bize Abdullah b. Mesleme b. Ka'neb rivayet etti. (Dediki): Bize Mâlik b. Enes, Zeyd b. Eslem'den, o da babasından naklen rivayet ettiki, Ömer b. Hattâb şunları söylemiş : İyi cins bir atımı Hak yolunda tesadduk ettim. Az sonra sahibi onu ziyan etmiş. Ben onu ucuza satacağını anlayarak Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e hükmünü sordum da: «Onu ne satın al, ne de sadakandan dön; zira sadakasından donen kusmuğuna dön (üp yiy) en köpek gibidir.» buyurdular.
Bana Ümeyye b. Bistâm rivayet etti. (Dediki): Bize Yezîd yâni İbni Zürey' rivayet etti. (Dediki): Bize Ravh —ki İbni'l-Kaasîm'dir—, Yezîd b. Eslem'den, o da babasından, o da Ömer'den naklen rivayette bulundu ki, Ömer bir atını Hak yolunda tesadduk etmiş; sonra onu sahibinin ziyan ettiğini görmüş. Bu zâtın malı azmış. Bu sebeple atı satın almak isteyerek Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelmiş ve meseleyi kendilerine arz etmiş. Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) «Onu satın olma, velevki sana bir dirheme versin; zîra sadakasından dönenin misali kusmuğuna dönen köpek gibidir.» buyurmuşlar.
Bize Amr b. Alî rivayet etti. (Dedikî): Bize İbni Mehdi rivayet etti. H. Bize Muhammed b. Amr b. Cebele de rivayet etti. (Dediki): Bize Bişr b. Ömer rivayet etti. Bunlar toptan Hişâm b. Sa'd'dan, o da Zeyd b. Eslem'den, o da babasından, o da İbni Ömer'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen Nafi'in, İbni Ömer'den naklettiği hadîs mânasında rivayette bulunmuşlardır.
Rivayet zinciri (1. tarîk): Müslim ← Amr b. Ali ← Abdurrahman b. Mehdî ← Hişâm b. Sa'd ← Zeyd b. Eslem ← Eslem el-Adevî ← İbn Ömer
Rivayet zinciri (2. tarîk): Müslim ← Muhammed b. Amr ← Bişr b. Ömer ← Hişâm b. Sa'd ← Zeyd b. Eslem ← Eslem el-Adevî ← İbn Ömer
Bana Hasen b. Ali El-Hulvâm ile Muhammed b. Sehl Et-Temîmî rivayet ettiler. Lâfız Hasan'ındır. (Dedilerki): Bize İbni Ebî Meryem rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû Gassan rivayet etti. (Dediki): Bana Zeyd b. Eslem, babasından, o da Ömer b. Hattâb'dan naklen rivayet ettiki, şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e esirler geldi. Bir de baktık ki, esirlerden bir kadın aranıyor. Esirler arasında bir çocuk bulduğu vakit onu alıyor, göğsüne yapıştırıyor ve emziriyor. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bize : «Bu kadının çocuğunu ateşe atacağını sanır mısınız?» buyurdu. Biz: — Hayır, vallahi! Onu atmamak elinden gelirse (atmaz) dedik. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Muhakkak Allah kullarına bu kadının çocuğuna acımasından daha çok acır.» buyurdular.