

Hacıların kurban bayramı gününde yapacakları işlerin sırası: Hacca gidenlerin bayram günü yapacakları işlerin şu dört şey olduğunda ittifak vardır: 1- Büyük şeytanı taşlamak, 2- Sonra hedy kurbanını kesmek, 3- Sonra saçı kazıtmak veya kısaltmak, 4- Sonra ifada tavafı yapmak. Buharı ve Müslim'de Enes'ten şu hadis rivayet edilmiştir: Hz. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Mina'ya geldi. Şeytanı taşladı. Sonra Mina'da kaldığı yere giderek kurbanını kesti. Berbere "saçımdan al" buyurdu.
Ebu Davud'daki rivayet şöyledir: Şeytan taşladı, sonra kurban kesti, sonra tıraş oldu. Alimler bu sıralamanın gerekliliği konusunda ittifak etmişlerdir. Kurtubî şöyle der: "Sahih olmayan bir yolla İbn Abbas'tan rivayet edildiğine göre sıralamaya uymayanların kurban kesmesi gerekir. Saîd İbn Cübeyr, Katade, Hasan-ı Basrî, Nehaî ve reyciler (Hanefîler) de bu görüştedir".
Bu görüşün Nehaî ve reycilere nispet edilmesi problemlidir. Çünkü onlar yalnızca belirli durumlar için bunu söylemektedirler. Kurtubî devamla şöyle demiştir: "Şafiî, selefin, alimlerin ve fakih hadisçilerin çoğunluğu sıralamanın değiştirilmesinin caiz olduğunu, Hz. Nebi'in "bir sakıncası yok" demesi sebebiyle kurbanın gerekli olmadığı görüşünü kabul etmişlerdir. Hz. Nebi'in bu ifadesinden hem günahın hem de fidyenin söz konusu olmayacağı anlaşılır. Çünkü "sakınca I zorluk" kelimesi bunları içerir.
Hadisten çıkan diğer sonuçlar: 1- İhtiyaç durumunda binek üzerine oturmak caizdir. 2- Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in fiillerine uymak gereklidir. Çünkü Hz. Nebi'in fiillerine aykırı davrananlar durumu fark ettiklerinde bunun hükmünü ona sormuşlardır. 3- Buharı bu hadisi şuna delil getirmiştir: Bir konuda yemin edip sonra unutarak yeminini bozan kişiye keffaret gerekmez. Bu konu ileride Yeminler ue Adaklar bölümünde gelecektir. [6664. hadis] باب: الخطبة أيام منى.
132- Mina Günlerinde Hutbe Okumak حدثنا علي بن عبد الله: حدثني يحيى بن سعيد: حدثنا فضيل بن غزوان: حدثنا عكرمة، عن ابن عباس رضي الله عنهما: أن رسول الله صلى الله عليه وسلم خطب الناس يوم النحر فقال: (يا أيها الناس أي يوم هذا). قالوا: يوم حرام، قال: (فأي بلد هذا). قالوا: بلد حرام، قال: (فأي شهر هذا). قالوا: شهر حرام، قال: (فإن دماءكم وأموالكم وأعراضكم عليكم حرام، كحرمة يومكم هذا، في بلدكم هذا، في شهركم هذا).
فأعادها مرارا، ثم رفع رأسه فقال: (اللهم هل بلغت، اللهم هل بلغت). قال ابن عباس رضي الله عنهما: فوالذي نفسي بيده، إنها لوصيته إلى أمته: (فليبلغ الشاهد الغائب، لا ترجعوا بعدي كفارا، يضرب بعضكم رقاب بعض). Bu bölüm, Mina'da hutbenin meşru olmadığını savunanların aksine bayram günü Mina'da hutbenin meşru olduğunu göstermektedir. Ancak İkinci hadiste hutbenin Arafatta olduğu bildirilmektedir. İbnü'l-Müneyyir'in buna verdiği cevap ileride gelecektir.
Mina günleri, kurban bayramının birinci günü ile ondan sonraki üç gündür. "Haram gün, ay ve belde" demek savaşmanın haram olduğu gün, ay ve belde demektir. "Benden sonra kafirler haline dönmeyin" sözü hakkındaki açıklamalar ileride gelecektir. [7077. hadis] Kurtubi: "belde" sözcüğünün yalnızca Mekke'ye özgü olduğunu belirterek "Ben, bu beldenin Rabbine ibadet etmekle emrolundum" ayeti ile kastedilenin de bu olduğunu söylemiştir.
"Burada bulunanlar bulunmayanlara sözlerimi aktarsın. Kendisine aktarılan nice kimse, sözü dinleyenden daha iyi kavrar": Mühelleb bu söze ilişkin olarak şunları söylemiştir: Ahir zamanda, ilimdeki anlayış bakımından öncekilerin ulaşamadığı seviyeye ulaşmış kimseler bulunacaktır. Hadisten Çıkan Sonuçlar: 1- Hadisi dinleyen kişi şayet iyi zabtetmişse, manasını anlamasa ve derinlemesine nüfuz edemese bile bunu başkalarına aktarması caizdir. Bu özelliği bile, onun ilim ehlinden sayılmasını caiz kılar.
2- İlmi tebliğ etmek farz-ı kifayedir. Bazı durumlarda farz-ı ayn olabilir. 3- Hadiste haram olan bir şeyi pekiştirmek ve gerek tekrar gerekse diğer yöntemlerle haram kılınan bir şeyi çok kötü göstermek vardır. 4- Dinleyenin daha iyi anlaması için benzetmeler yapmak, misaller vermek caizdir. Çünkü Hz. Nebi can, ırz ve malın dokunulmazlığını; gün, ay ve beldenin dokunulmazlığına benzetmiştir.
Bu sözün söylendiği kimseler can, mal ve ırzı önemli görmüyorlar, bunu çiğnemekten geri duymuyorlar, bununla birlikte gün, ay ve beldenin dokunulmazlığını kabul ediyorlar, bunu çiğneyenleri de çok şiddetli bir eleştiriye tabi tutuyorlardı. Hz. Nebi, dokunulmaz/kutsal olan şeylerin haramlığını hatırlatmak ve Müslümanların kalplerinde yerleşik olan her şeyi pekiştirmek ve bu pekiştirme ile birlikte söylemek istediklerini kuvvetli bir şekilde duyurabilmek için gün, ay ve belde ile ilgili olarak her defasında bir soru ile başlamıştır.
5- Bu hadis "haccı ekber, bayramın birinci günüdür" görüşünü savunanlara delil olmaktadır. 6- Bayram gününde hutbe okumak meşrudur. Şafiî ve ona bağlı olanlar bu görüştedir. Malikîler ve Hanefiler ise bunu kabul etmemişler ve şöyle demişlerdir: Hacdaki hutbeler üçtür: (1-) Zilhicce'nin yedinci günü, (2-) Arefe günü, (3-) Mina'da bayramın ikinci günü. Şafiî onların bu görüşüne katılmakla birlikte üçüncü hutbenin bayramın üçüncü günü olduğunu söylemiştir. Çünkü bu hacdan dönüşün ilk günüdür. Şafiî bunlara dördüncü bir hutbe eklemiştir ki bu da bayramın birinci günü olan hutbedir. O şöyle demiştir: "O gün yapılacak olan şeytan taşlama, kurban kesme, tıraş olma ve tavaf gibi işleri bilebilmelerİ için Müslümanların bu hutbeye ihtiyacı vardır".

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Buhârî. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin sitedeki hadis kitaplarında geçtiği hadis sayısıdır.