

"Bakara Suresi" Alimler, bu surenin Medine'de rıazil olan ilk sure olduğu konusunda ittifak etmişlerdir. Bakara suresi Medıne'de nazil olan ilk suredir. ileriki bölümlerde Hz. Aişe'nin "Bakara ve Nisa sureleri ben Hz. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile evliyken nazil oldu," sözü açıklanacaktır. Bilindiği gibi Hz. Nebi Hz. Aişe ile Medıne'de dünya evine girmiştir ..
"Adem'e Bütün İsimleri Öğretti" [Bakara 310] ayetinin tefsiri" imam Buharı, Mevkıf ehlinin Hz. Adem'e gelip "her şeyin ismini sana öğretti" diyecekleri için şefaat hadisini burada zikretti. İsimler ile ne kastedildiği konusunda ihtilaf edilmiştir. Kimilerine göre bu ayette geçen isimler ile Hz. Adem'in zürriyetinin isimleri, kimine göre meleklerin isimleri, kimine göre fertler hariç türlerin isimleri kastedilmiştir.
"Allah Adem'e bütün isimleri, öğretti. Sonra onları önce meleklere arzedip: Eğer siz sözünüzde sadık iseniz, şunların isimlerini bana bildirin, dedi." Bu hadisin açıklaması "Kitabu'r-rikak"da ayrıntılı olarak zikredilecektir. 2. BAB قال مجاهد: {إلى شياطينهم} /14/: أصحابهم من المنافقين والمشركين. {محيط بالكافرين} /19/: الله جامعهم. {صبغة} /138/: دين. {على الخاشعين} /45/: على المؤمنين حقا.
قال مجاهد: {بقوة} /63/: يعمل بما فيه. Mücahid Bakara suresindeki bazı kelimeleri şu şekilde tefsır etmiştir: إلى شياطينهم ila şeyatınihim (Şeytanları ile baş başa kalınca) [Bakara 140], münafık ve müşriklerden dostlarıyla bir araya gelince. محيط بالكافرين Muhitun bi'l kafirin (Allah inkarcıları çepeçevre kuşatmıştır) [Bakara 19], Allah kafirleri bir araya getirendir. "(Bu münafıklar) ettik" derler. (Kendilerini saptıran) şeytanları ile başbaşa kaldıklannda ise: Biz sizinle beraberiz, biz onlarla (mu'minlerle) sadece alayediyoruz, derler." على الخاشعين ale'l-haşiin (Bunlar, Allah'a huşu ile boyun eğenlerden başkasına ağır gelir), gerçek mu'minlerden başkasına. بقوة.Bikuwetin (size verdiğimizi kuwetle tutun!), onun içeriğine göre amel edin!
وقال أبو العالية: {مرض} /10/: شك. {وما خلفها} /66/: عبرة لمن بقي. {لا شية} /71/: لا بياض. Ebu'l-Aliye Bakara suresindeki bazı kelimeleri şu şekilde tefsır etmiştir: مرض.Maraz (Onların kalplerinde bir hastalıkyardır.), bir şek vardır. وما خلفها ve ma halfeha (Biz bunu bu olayı (Yahudilerin maymuna çevrilmesi hadisesini) bizzat görenlere ve sonradan gelenlere bir ibret dersi, müttakiler için de bir öğüt vesilesi klldık.), geride kalanlara bir ibret vesilesi kıldık.
لا شية Laşiye (hiç alacası bulunmayan), hiç beyazlığı bulunmayan. وقال غيره: {يسومونكم} /49/: يولونكم. الولاية - مفتوحة - مصدر الولاء، الربوبية، وإذا كسرت الواو فهي الإمارة. Başka bir müfessir يسومونكم yesumunekum (Size azabın en kötüsünü reva görüyorlardı.) ifadesini, "sizi eziyorlardı" şeklinde izah etmiştir. الولاية velayet kelimesi و (vav)'ın fethalı olması durumunda الولاء el-Vela'nın masdarı olup, rububiyet ve mülkiyet manasına gelir. Eğer و vav harfinin kesrası ile okunursa, imaret anlamına gelir. ' وقال بعضهم: الحبوب التي تؤكل كلها فوم. وقال قتادة: {فباؤوا} /90/: فانقلبوا.
Bir başka müfessir ise, tamamı yenen danelere فوم fum sarımsak dendiğini ileri sürmüştür, Katade, فباؤوا febali (Yahudiler gazap üstüne gazaba uğradllar, ifadesini, gazap ile döndüler şeklinde tefsır etmiştir, وقال غيره: {يستفتحون} /89/: يستنصرون. {شروا} /102/: باعوا. {راعنا} /104/: من الرعونة، إذا أرادوا أن يحمقوا إنسانا قالوا: راعنا. {لا تجزي} /48، 123/: لاتغني.
{خطوات} /168/: من الخطو، والمعني: آثاره. {ابتلى} /124/: اختبر. Bir başka müfessir ise bazı kelimeleri şu şekilde tefsır etmiştir: يستفتحون yesteftihune ifadesi "zafer istiyorlar" شروا Şerav ifadesi "sattllar", "Süleyman'ın hükümranlığı hakkında onlar, şeytanların uydurup söylediklerine tabi oldular. Halbuki Süleyman büyü yapıp kafir olmadı. Lakin şeytanlar kafir oldular. Çünkü insanlara sihri ve Babil'de Harut ile Marut isimli iki meleğe indirileni öğretiyorlardı. Halbuki o iki melek, herkese: Biz ancak imtihan için gönderildik, sakın yanlış inanıp da kafir olmayasınız, demeden hiç kimseye (sihir ilmini) öğretmezlerdi. Onlar, o iki melekden, karı ile koca arasını açacak şeyleri öğreniyorlardı. Oysa büyücüler, Allah'ın izni olmadan hiç kimseye zarar veremezler. Onlar, kendilerine fayda vereni değil de zarar vereni öğrenirler.
Sihri satın alanların (ona inanıp para verenlerin) ahiretten şey ne kötüdür! Keşke bunu anlasalardı!" .......Raina ifadesi ahmaklık anlamına gelen ......ruune kökünden gelir. Araplar bir insanın ahmak olduğunu belirtmek istedikleri zaman .......raina derlerdi. ........;La yeczi"başkası adına ödemede bulunmak"........Huduvat Bu kelime adım atmak kökünden gelir. Bu ayette ise "izlerini" anlamına gelir.
"Mücahid Bakara suresindeki bazı kelimeleri şu şekilde tefsır etmiştir:" İmam Buharı'nin Mücahid'den naklettiği yukarıdaki tefsırler, İbn Abbas'a dayanır. O bu konuda şöyle demiştir: "Yahudilerden bir grup ashabı kiramla karşılaşınca, onlara 'biz, sizin dininiz üzereyiz,' derlerdi. Daha sonra şeytanlarıyla, yani kendi çevrelerinden insanlarla karşılaşınca onlar da 'biz, sizinle beraberiz' derlerdi."
.....Hala fiili bu ayeti kerimede .... harf-i ceri ile müteaddı (geçişli) olmuştur. Oysa genellikle ......ba harf-i ceri ile müteaddı olur. Burada JYila ile müteaddı olmasının hikmeti şu şekilde izah edilir:......ba harf-i ceri ile müteaddı olan .... hala fiili, hem baş başa kalmak, hem de alayetmek anlamına gelir. Bu yüzden biriyle alayettiğini söylemek istersen .......halevtu bihi dersin. JYila harf-i ceri ile müteaddı olan ....hala fiili ise, sadece baş başa kalmak anlamına gelir. Bu yorum Taberı'ye aittir.
Bu ayeti kerimede tazmın sanatı da olabilir. Buna göre ....hala fiiline, ......zehebe fiilinin manası yüklenmiştir. Kufe ekolüne göre harf-i cerler birbirlerinin yerine kullanılırlar. ......muhıtun bi'l-kafirine Allah inkarcıları çepeçevre kuşatmıştır) Bakara 19, Allah kafirleri bir araya getirendir." Abd İbn Humeyd yukarıda zikredilen senetle bu rivayeti Mücahid'den nakletmiştir. İbn Abbas'ın ise bu ayeti şu şekilde tefsır ettiği nakledilmiştir: "Allah kafirlere ceza indirir."
.....illa ale'l-haşiın (Bunlar, Allah'a huşu ile boyun eğenlerden başkasına ağır gelir) [Bakara 45], gerçek mu'minlerden başkasına. İbn Ebı Hatim, Ebu'ı-Aliye'nin ayetin bu kısmını "Allah'tan korkanlara" şeklinde tefsır ettiğini nakletmiştir. Mukatil, İbn Hibban'ın ise bu ifadeyi "tevazu gösterenlere" şeklinde tefsır ettiğini rivayet etmiştir. ..... (size veriğimizi kuwetle tutun!) [Bakara 63], onun içeriğine göre amel edin!" İbn Ebı Hatim, Ebu'l-Aliye'nin bu ayet hakkında "Kuwet; itaat anlamına gelir" dediğini nakletmiştir. Katade ve Süddı kanalıyla gelen tefsire göre ise kuwet, ciddiyet ve gayret olarak yorumlanmıştır.
......ve ma halfeha (Biz bunu, bu olayı (Yahudilerin maymuna çevrilmesi hadisesini] bizzat görenlere ve sonradan gelenlere bir ibret dersi, müttakiler için de bir öğüt vesilesi kıldık)[Bakara 66], geride kalanlara bir ibret vesilesi kıldık." İbn Ebı Hatim, Ebu Ca'fer er-Razi kanalıyla muttasıl bir senetle Ebu'ı-Aliye'nin bu ayet hakkında şu tefsıri yaptığını nakletmiştir: .....fecealna nekalen !ima biyne yedeyha ifadesi, "(Yahudileri maymuna çevirme olayını) onların işledikleri günahların bir cezası yaptık"......ve ma halfeha ifadesi ise, "bu olayı onlardan sonra gelen kimselere bir ibret vesilesi kıldık"
manasına gelir. "Bir başka müfessir ise, tamamı yenen danelere ......fum (sarımsak) [Bakara 61] dendiğini ileri sürmüştür." Ferra "Maani'l-Kur'an"da Ata'dan bu görüşü nakletmiştir. Katade ise, i yilileı-mm kelimesini ekmek yapılan her türlü dane olarak tefsır etmiştir. "......yesteftihune "zafer istiyorlar"[Bakara 89]." Bu tefsır Ebu Ubeyde'ye aittir. Buna benzer bir tefsiri İmam Taberi, Avfl kanalıyla İbn Abbas'tan nakletmiştir.
Dahhak kanalıyla ise İbn Abbas'ın bu ifadeyi, .......yestezhirune (üstün gelmek) şeklinde yorumladığını rivayet etmiştir. İbn İshak "es-Sfretu'n-Nebeviyye" adlı eserinde Asım İbn Ömer İbn Katade kanalıyla, bazı hocalarından bu ayet hakkında şöyle bir rivayet nakletmiştir: "Bu ayet, Yahudilerle bizim hakkımızda nazil oldu. Cahiliye döneminde onlara karşı üstün geldiğimiz zaman bize, 'bir Nebi gönderilecek, artık gelmesi yakındır. Onunla bir olup sizi öldüreceğiz,' derlerdi. Sonra Allah Teala Nebiini gönderdi. Biz ona iman ettik; onlar ise inkar etti. İşte bu ayet bunun hakkında indL"
.....raina ifadesi ahmaklık anlamına gelen yiruune kökünden gelir. Araplar bir insanın ahmak olduğunu belirtmek istedikleri zaman ......raina derlerdi.) Bu görüş Ijraina kelimesindeki 0'nun harfini tenvinli okuyanların kıraatine göredir. Bu kıraat, Hasan-ı Basrı ve Ebu Hayve'y aittir. Buna göre söz konusu kelime şu şekilde mahzuf bir masdarın sıfatı olur: ............
la teklilli kavlen rainen yani ahmaklığı ifade eden söz söylemeyin!" anlamına gelir. Çoğunluğa göre I)raina kelimesi tenvinsiz okunur. Bu durumda riayet etmek anlamına gelen ........el-muraat kökünden emir fiildir. Ashab-ı kiramın Hz. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e bu şekilde hitap etmesi yasaklanmıştır. Çünkü bu şekilde bir hitap, tarafların eşitliğini gerektirir.
Mücahid bu ayeti şu şekilde izah etmiştir: "Bizi dinle ki, biz de seni dinleyelim" demeyin! Ata ise bu ayetin tefsiri hakkında şunları demiştir: "Bu şekilde hitap etmek Ensar'ın bir lehçesiydi. Ancak onlara böyle hitap etmeleri yasaklanmıştır." باب: قوله تعالى: {فلا تجعلوا لله أندادا وأنتم تعلمون} /22/. 3. "BİLE BİLE ALLAH'A ORTAKLAR YAKIŞTIRMAYIN!"[Bakara 22] AYETİNİN TEFSİRİ حدثني عثمان بن أبي شيبة: حدثنا جرير، عن منصور، عن أبي وائل، عن عمرو بن شرحبيل، عن عبد الله قال: سألت النبي صلى الله عليه وسلم: أي الذنب أعظم عند الله؟ قال: ( أن تجعل لله ندا وهو خلقك). قلت: إن ذلك لعظيم، قلت: ثم أي؟ قال: (وأن تقتل ولدك تخاف أن يطعم معك). قلت: ثم أي؟ قال: (أن تزاني حليلة جارك).
"Bile bile Allah'a ortaklar yakıştırmayın!"[Bakara 22] Ayetinin Tefsiri" ......el-endad kelimesi benzer anlamına gelen .......niddun kelimesinin çoğuludur. İmam Buhar!, İbn Mes'Od'dan nakledilen bu hadisi "En Büyük Günah Hangisidir" başlığı altında zikretmiştir. Bu hadisin açıklaması "Tevh!d Bölümünde" gelecektir.

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Buhârî. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin bu kitapta geçtiği hadis sayısıdır.