

İmam Buharî'nin kullandığı bu konu başlığı üç hüküm İçermektedir: 1. Bayram namazı için musallaya nasıl gidileceği, 2. Hutbenin namazdan sonra okunması, 3. Bayram namazları için ezan okunmaması. Birinci hükümle ilgili olarak İbnü't-Tîn'in şöyle bir itirazı vardır: "İmam Buhârî'nin zikrettiği rivayetler içinde musallaya ne yürüyerek ne de binek üzerinde gitmek konusunu anlatan bir İfade bulunmaktadır."
Onun bu itirazına Zeyn İbnü'l-Müneyyir şu cevabı vermiştir: "Yürüyerek ve binek üzerinde gitmekle ilgili olarak hiçbir açıklamanın bulunmaması bunların her ikisinin de caiz olduğunu ve birinin diğerine göre herhangi bir üstünlüğünün bulunmadığını gösterir." İkinci hüküm ise bu başlık altında zikredilen rivayetlerde açık bir şekilde görünmektedir. Bu uygulamayı (namazın hutbeden önce kılınması) ilk olarak kimin değiştirdiği konusunda görüş ayrılıkları bulunmaktadır. İmam Müslim'in Tarık İbn Şihâb yoluyla Ebu Saîd'ten naklettiği rivayette açıkça ifade edildiği gibi bu yönetici kişi Mervân İbnü'l-Hakem'dir. Bununla birlikte bu uygulamayı daha önce Hz. Osman'ın değiştirdiği de söylenmiştir.
İbnü'I-Münzir sahih bir senedle Hasan-ı Basrî'nin şöyle dediğini nakletmiştir; "Namazdan önce hutbe okuma uygulamasını ilk başlatan Hz. Osman'dır. O başlangıçta önce namaz kıldırıp daha sonra hutbe okurdu. Fakat daha sonra halkın namaza yetişemediğini görünce önce hutbe okuyup sonra namaz kıldırmaya başladı." Görüldüğü gibi Hz. Osman'ın bu sırayı değiştirmekteki gerekçesi ile Mervân'ın gerekçesi birbirinden farklıdır. Çünkü Hz. Osman halkın namaza yetişebilmeleri için böyle davranmış ve namazı kılabilmeleri noktasında onların maslahatını gözetmiştir. Halbuki Mervân'ın gerekçesi halkın hutbeyi dinlemelerini sağlamaktır ve dolayısıyla hutbeyi dinleyebilmeleri noktasında cemaatin maslahatını göz önünde bulundurmuştur.
Ezanın okunmaması hakkındaki üçüncü hükümle ilgili tek bilgi Abdullah İbn Abbâs'tan'nakledilen rivayette bulunmaktadır. Ebu Davud'un, Tâvus yoluyla İbn Abbâs'tan sahih bir senedle naklettiği bir rivayet şöyledir: "Resulullah (s.a.v.) bayram namazını ezansız ve kâmetsiz olarak kıldırdı." Aynı hükme delalet eden başka rivayetler de vardır: Müslim'in Câbir İbn Semure'den, Bezzâr'ın Sa'd İbn Ebu Vakkâs'tan ve Taberânî'nin el-Evsat'ta Berâ bin Azib'ten naklettiği rivayetler böyledir. İmam Mâlik Muvatta’da şunlar söylemektedir: "Ben pek çok âlimimizin şöyle dediğini duydum; Resulullah (s.a.v.) zamanından günümüze kadar Kurban ve Ramazan bayramı namazlarında ne ezan okunmuştur ne de kamet getirilmiştir. Zaten bizim şehrimizde hakkında hiçbir görüş ayrılığı bulunmayan sünnet de budur."
Tüm bu açıklamalar ışığında konu başlığı ile bu başlık altında nakledilen rivayetler arasında uyum bulunduğu da ortaya çıkmış olur. Câbir'den nakledilen bir rivayette geçen "Ne kamet getirilirdi ne de başka bir şey..." ifadesinden yola çıkan bazı âlimler bayram namazlarından önce konuşulmaması gerektiği hükmünü de çıkarmışlardır. İbnü'z-Zübeyr'e halife olarak bey'at edilmesi Yezîd İbn Muâviye'nin ölümünden sonra hicrî 64. yıla rastlar.

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Buhârî. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin sitedeki hadis kitaplarında geçtiği hadis sayısıdır.