Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.
Amr İbn Dinar'dan şöyle nakledilmiştir: Câbir İbn Abdullah'ı şunları anlatırken dinledim: "Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) kavmi ile birlikte Ka'be'nin inşası İçin taş taşıyordu. Üzerinde izarı vardı. Amcası Abbâs, Yeğenim! Taşların zarar vermesini önlemek için izarını çözüp omzuna koysan' dedi. Bunun üzerine Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) izarını çözüp omzuna koydu. Birden baygın şekilde yere düştü. O günden itibaren hiç çıplak görülmedi. (Hz, Peygamber kavmi ile birlikte Kabe'nin İnşası İçin taş taşıyordu.) Nübüvvetten önce Kureyş'liler Kabe'yi bina ederken, Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) onlarla birlikte taş taşımıştır. Tekrar: 1582, 3829.
İbn Abbas r.a.'dan rivayet edildiğine göre, Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Muaz'ı Yemen'e gönderdiğinde ona, "Onları, Allah'tan başka ilah olmadiğını, benim Allah'ın resulü olduğumu kabul etmeye davet et. Eğer buna razı olurlarsa, onlara, Allah'ın zekatı farz kıldığını, zenginlerin mallarından alınıp fakirlere verileceğini bildir'! buyurmuştur. Tekrar: 1458, 1496, 2448, 4347, 7371 ve 7372
İbn Abbas r.a. şöyle anlatır: Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Muaz İbn Cebel'i Yemen'e gönderirken ona şöyle buyurdu: "Sen ehl-i kitap olan bir topluluğa gidiyorsun. Yanlarına varınca onları "Allah'tan başka ilah olmadığına ve Muhammed'in onun Resulü olduğuna" şahitlikte bulunmaya davet et. Bu konuda sana itaat ederlerse onlara, Allah'ın günde beş vakit namaz kılmayı farz kıldığını haber ver. Bu konuda da sana itaat ederlerse onlara, Allah'ın, zenginlerden alınıp fakirlere verilmek üzere zekatı farz kıldığını haber ver. Eğer bu konuda da sana itaat ederlerse mallarının en değerli olanlarını almaktan sakın. Mazlumun duasından da kork. Çünkü mazlum ile Allah arasında hiçbir perde yoktur."
İbn Abbas r.a.'ın şöyle dediği anlatıldı: Allah Resıllü Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Mekkenin dikeni sökülmez. Av'ı ürkütülmez. Yitiği ilan edecek kişiden başkasına helal olmaz, otu da yolunmaz." buyurdu. Bunun üzerine Abbas, "Ey Allah'ın Resulü' İzhir hariç" dedi. O da "İzhir hariç" buyurdu.
İbn Abbas r.a.'den rivayet edilmiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Muaz'ı Yemen'e gönderdi ve ona "Mazlumun (haksızlığa uğrayanın) bedduasından sakın. Çünkü onun duası ile Allah arasında perde yoktur" buyurdu.
İbn Abbas r.a.'dan nakledilmiştir: Birisi Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem)’e "Annem vefat etti. Onun adına sadaka verse m ona bir yararı olur mu?" dedi. Hz. Nebi sallallahu a1eyhi ve sellem "Evet" buyurdu. Adam "O halde benim meyve li bir bahçem var. Seni şahit tutarım ki ben arasını annem adına sadaka ediyorum" dedi.
İbn Abbas radıyaııtıhu anh dedi ki: Resulullah sallaııtıhu aleyhi ve sellem Muaz b. Cebel'e onu Yemen'e gönderdiği sırada dedi ki: Sen kitap ehlinden olan bir kavmin yanına gideceksin. Onlara vardığında onları Allah'tan başka hiçbir ilah olmadığına ve Muhammed'in Allah'ın ResCdü olduğuna dair şehadette bulunmaya davet et. Eğer bu hususta sana itaat edecek olurlarsa kendilerine yüce Allah'ın her gün ve gecede beş vakit namaz farz kılmış olduğunu haber ver. Eğer bu hususta da sana itaat ederlerse onlara yüce Allah'ın zenginlerinden alınıp fakirlerine verilen bir sadakayı (zekatı) üzerlerine farz kılmış olduğunu haber ver. Eğer bu hususta da sana itaat edecek olurlarsa sakın mallarının değerli olanlarını almaya kalkışma. Mazlumun bedduasından da kendini koru. Çünkü onun (bedduası) ile Allah arasında bir perde yoktur."
Ata, İbn Abbas'ın bu ayeti ale'lIezine yutavvekunehu fidyetun taamu miskın şeklinde okuduğunu işittiğini nakletmiştir. İbn Abbas şöyle demiştir: "Bu ayet mensuh değildir. Zira bu ayet ile, oruca gücü yetmeyen ve oruç tutamadığı her gün için bir yoksulu doyuran yaşlı erkek ve kadınlar kastedilmiştir."
Bize Ebu Bekr b. Ebi Şeybe, Eyyub b. Kureyb ve İshak b. İbrahim hepsi Veki" den tahdis etti. Ebu Bekr dedi ki: Bize Vek!', Zekeriya b. İshak'tan şöyle dediğini tahdis etti: Bana Yahya b. Abdullah b. Sayfi, Ebu Mabed'den tahdis etti. O İbn Abbas'tan, o Muaz b. Cebel'den. Ebu Bekr dedi ki: Bazen Veki': İbn Abbas'tan Muaz'ın şöyle dediğini nakletti dedi: Beni Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) gönderdi ve şöyle buyurdu: "Sen kitap ehlinden bir kavmin yanına gideceksin. Onları Allah'tan başka hiçbir ilah olmadığına ve şüphesiz benim Allah'ın Resulü olduğuma şahddet getirmeye çağır. Eğer onlar buna itaat ederlerse kendilerine Allah'ın üzerlerine her gün ve gecede beş vakit namazı farz kılmış olduğunu bildir. Şayet buna itaat ederlerse onlara Allah'ın üzerlerine zenginlerinden alınıp, fakirleri arasına geri verilecek bir sadakayı (zekatı) farz kılmış olduğunu bildir ama sakın mallarının en değerlilerini almayasın. Mazlumun (bed)duasından da sakın çünkü onunla Allah arasında bir perde yoktur. "
Bize İbn Ömer tahdis etti. Bize Bişr b. es-Serri tahdis etti. Bize Zekeriya b. İshak tahdis etti. (H) Bize Abd b. Humeyd de tahdis etti. Bize Ebu Asım, Zekeriya b. İshak'tan haber verdi. O Yahya b. Abdullah b. Sayfl'den, o Ebu Mabed'den, o İbn Abbas'tan rivayet ettiğine göre Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Muaz'ı Yemen'e gönderdi. Ona: "Sen ... bir kavrnin yanına gideceksin" deyip, Veki"in hadisinin (121.had) aynısını nakletti. 121 numaralı hadisin Tahric bilgilerinin aynı.
Bize Züheyr b. Harb rivayet etti. (Dediki) : Bize Ravh b. Ubade rivayet etti. (Dediki) : Bize Zekeriyya b. İshak rivayet etti (Dediki): bize Ebu'z-Zübeyr rivayet etti, ki Cabiri: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem), kemik ile yahut hayvan pisliği ile silinmeyi yasakladı" derken dinlemiştir.
Bize Züheyr b. Harb'da rivayet etti. (Dediki): Bize Ravh. Ubade rivayet etti. (Dediki): Bize Zekeriyya b. İshak rivayet etti. (Dediki): Bize Amr b. Dînar rivayet etti. Dedi ki; Cabir b. Abdullah'ı şöyle tahdis ederken dinledim: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) üzerinde izarı bulunduğu halde onlarla birlikte Ka'be için taş taşıyordu. Amcası Abbas ona: Kardeşimin oğlu izarını çözüp de onu omuzuna, taşların altına koysan (iyi olur), dedi. Bunun üzerine Allah Resulü de izarını çözüp, onu omuzuna koyunca bayılıp yere düştü. O günden sonra bir daha çıplak görülmedL
Bize Haccâc b. Şâir rivayet etti. (Dediki): Bize Ravh b. Ubâde rivayet etti. (Dediki): Bize Zekeriyyâ b. İshâk rivayet etti. (Dediki); Bize Ebuz-Zebeyr rivayet etti... Dediki: Ben, Câbir b. Abdillâh'dan dinledim. Şöyle dedi: Mahallemiz, mescidden uzakdı. Bu sebeple evlerimizi satarak, mescide yaklaşmak istedik. Fakat Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bizi bundan nehy ederek: «Sizin için hakikaten her adımda bir derece vardır.» buyurdular. İzah 665 te.
Bana Yahya b. Habîb El-Hârisî de rivayet etti. (Dediki): Bize Ravh rivayet etti. (Dediki): Bize Zekeriyyâ b. İshâk rivayet etti. (Dediki): Bize Amr b. Dînâr rivayet etti. Deediki: Atâ' b. Yesâr'i, Ebû Hureyre'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet ediyorum derken işittim. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Namaza ikaamet getirildiği vakit, farz namazdan başka namaz yoktur.» buyurmuşlar.
Bize, bu hadîsi Abd b. Humeyd de rivayet etti. (Dediki): Bize Abdürrezzâk haber verdi. (Dediki): Bize Zekeriyyâ b. İshâk bu isnâdla, bu hadîsin mislini haber verdi.
Bize Harun b. Abdillâh rivayet etti. (Dediki) Bize Ravh b. Ubade rivayet etti, (Dediki) Bize Zekeriyyâ b. İshâk rivayet etti. (Dediki): Bize Amr b. Dinar rivayet eyledi, Kendisi İbni Ömer (Radiyallahû anhüma) 'yi şunu söylerke dinlemiş: Ben, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i: «Ay şöyle, şöyle v« şöyledir...» buyururken işittim; üçüncü defasında baş parmağını yumdu.
Bize Züheyr b. Harb rivayet etti. (Dediki): Bize Ravh b; Ubâde rivayet etti. (Dediki): Bize Zekeriyyâ b. İshâk rivayet etti. (Dediki): Bize Ebu'z-Zübeyr, Câbir b. Abdillâh'dan naklen rivayette bulundu. Câbir şöyle demiş: Efeû Bekr, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanına girmek için izin istemeye girdi; fakat birçok kimseleri kapıda otururlarken buldu. Bunların hiç birine izin verilmemişti. Müteakiben Ebû Bekr'e izin verilerek içeri girdi. Sonra Ömer gelerek izin istedi. Ona da izin verildi. Ömer Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i etrafında kadınları olduğu halde kederli kederli susmuş otururken bulmuş. Bunun üzerine (kendi kendine): Mutlaka bir şey söyleyip Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i güldürmeliyim; diyerek şunu söylemiş : — Yâ Resûlâllah! Hârice'nin kızını bir görseydin! Benden nafaka istedi, Ben de kalktım onun boğazını sıktım. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) gülmüş; ve: «Bunlar da etrafımda gördüğün gibi, benden nafaka istiyorlar.» buyurmuş. Derken Ebû Bekr Âişe'nin boğazını, Ömer de Hafsa'nın boğazını sıkmağa kalkmışlar. İkisi de: Siz Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den onda olmayan bir şeyi istiyorsunuz ha? diyorlarmış. Âişe ile Hafsa: Vallahi Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'de olmayan bir şeyi ebediyyen istemiyeceğiz; demişler. Sonra Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onIardan bir ay yahud yirmi dokuz gün uzaklaştı. Bilâhare kendisine şu âyet indi: «Ey Nebi! Zevcelerine söyle...» âyet tâ: «Allah sizlerin iyi hareketlerde bulunanlarınıza pek büyük ecir hazırladı...» [Ahzab 28 - 29] kavl-i kerîmine kadar varıyordu. Bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Âişe'den başhyarak : «Yâ Âişe, ben sana bir şey arzetmek isterim; (ama) ebeveyninle istişare etmeden cevap hususunda acele etmemeni dilerim.» demiş. Âişe: — Nedir o yâ Resûlâllah? diye sormuş. O da kendisine bu âyeti okumuş. Âişe: — Ebeveynimle senin hakkında mı istişare edecekmişim yâ Resûlâllah! Hayır, ben Allah ile Resulünü ve dar-ı âhireti iltizâm ederim. Ama benim bu söylediğimi kadınlarından hiç birine haber vermemeni isterim; demiş. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Onlardan biri bana sormaya görsün; hemen kendisine haber veririm. Çünkü Allah beni zorlaştırıcı ve şaşırtıcı değil, lâkin öğretici ve kolaylaştırıcı olarak gönderdi.» buyurmuşlar.
Bize Ahmed b. Osman En-Nevfelî rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû Âsim rivayet etti. H. Bana Muhammed b. Hatim de rivayet etti. Lâfız onundur. (Dediki): Bize Ravh rivayet etti. Ebü Âsim ile Ravh demişlerki: Bize Zekeriyyâ b. İshâk rivayet etti. (Dediki): Bize Amr b. Dînâr rivayet etti. O da Câbir b. Abdillâh'ı şunu söylerken işitmiş : «Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) olgunluğu meydana çıkıncaya kadar meyveyi satmaktan nehi buyurdu.»
Bize Ahmed b. Saîd b. İbrâhîm rivayet etti. (Dediki): Bize Ravh b. Ubâde rivayet etti. (Dediki): Bize Zekeriyyâ b. İshâk rivayet etti. (Dediki): Bana Amr b. Dînâr haber verdi ki, Câbir b. Abdillâh'ı şöyle derken işitmiş: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir bahçede Ümmü Ma'bed'în yanına girerek: «Ey Ummü Ma'bed! Bu hurmaları kim dikti; mütlüman mı, kâfir mi?» diye sordu. Ününü Ma'bed: — Müslüman (dikti) diye cevap verdi. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Eğer müslüman bir kimse ağaç diker de, ondan bir insan veya hayvan yahut kuş yerse, bu mutlaka onun için kıyamet gününe kadar bir sadaka olur.» buyurdu.
Bize Züheyr b. Harb rivayet etti. (Dediki): Bize Ravh b. Ubâde rivayet etti. (Dediki): Bize Zekeriyyâ rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû'z-Zübeyr haber verdiki, Câbir b Abdillâh'ı: «Ben Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'le tirlikte on dokuz gazaya iştirak ettim!» derken işitmiş. Câbir : — Bedir'Ie Uhud gazâlarında bulunamadım. Babam men'etii. Ama (babam) Abdullah Uhud günü öldürülünce bir daha hiç bir gazada Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den geri kalmadım! Demiş.
Bana İbrahim b. Dinar da rivayet etti. (Dediki): Bize Ravh b. Ubade rivayet etti. (Dediki): Bize İbn-i Cüreyc ile Zekeriyya b. İshâk rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Ebû'z-Zübeyr haber verdi. Kendisi Câbir b. AbdilIah'ı şunu söylerken işitmiş: Bana Ebû Humeydi Sâid'i haber verdiki Nebi (Sallaliahu Aleyhi ve Sellem)'e bir tas süt getirmiş... Râvi yukarki hadîsin mislini zikretmiştir. Yalnız Zekeriyya Ebû Humeyd'in «Geceleyin» dediğini anmamıştır.
Bana Muhammed b. Hatim de rivayet etti. (Demişki): Bize Ravh rivayet etti. (Demişki): Bize Zekeriyya b. İshâk rivayet etti. (Dediki): Bana Ebu'z-Zübeyr rivayet ettiki: Kendisi Câbir b. Abdillah'ı şunu söylerken işitmiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem}: «Her kim beni uyku hâlinde görürse hakîkaten görmüştür. Çünkü şeytanın bana benzemesi caiz değildir.» buyurdular.
Bize İshâk b. İbrahim ile Harun b. Abdillah, Ravh b. Ubade'den rivayet ettiler. (Demişki): Bize Zekeriyya b. İshâk, Amr b. Dinar'dan, o da İbni Abbâs'dan naklen rivayet etti ki: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Mekke'de on üç yıl kalmış ve altmışüç yaşında vefat etmiştir.