Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.

Zincirde geçtiği hadisler

Aişe (r.anha)'dan nakledildiğine göre Mina günlerinden birinde Ebu Bekir onun odasına girer. Bu sırada iki kız çocuğu Aişe'nin yanında def çalıp ezgi söylemektedir. Nebi sallallahu aleyhi ve sellem ise örtüsüne bürünmüş ve uzanmıştır. Hz. Ebu Bekir bu manzarayı görünce kızar ve kızı Aişe'yi azarlamaya başlar. Bunun üzerine Resul-i Ekrem (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yüzünü açar ve Ebu Bekir'e şöyle der: "Ey Ebu Bekir, rahat bırak çocukları. Şu anda bayram günlerinin içindeyiz; bu günler Mina günleridir."
Hz. Aişe (radiyallahu anha annemiz) şöyle demiştir: "Mescid-i Nebevî'de oynayan Habeşlileri seyrederken Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem beni örtüsüyle sarmıştı. Habeşlilerin oynadığını gören Ömer onları engellemeye çalıştı. Fakat Nebi sallallahu aleyhi ve sellem : "Rahat bırak onları... Tamam Erfide oğulları, rahatınıza bakın, rahat olun!" buyurdu.
Rebîa İbn Abdullah İbnü'l-Hudeyr et-Teymî - Bu zat hakkında Ebu Bekir, o insanların en hayırlılarından biridir, demiştir - Ömer ile birlikte bulunduğu anlardan birini şöyle anlatmıştır: "Ömer (r.a.) bir Cum'a günü minberde iken Nahl suresini okuyordu. Secde ayetine gelince indi ve secde etti. Bunun üzerine orada bulunan cemaat de secde etti. Diğer Cuma geldiğinde yine Nahl suresini okudu ve secde ayetine gelince cemaate: 'Ey insanlar, biz secde ayetlerini zaman zaman okuruz. Kim bu durumda secde ederse şüphesiz doğru davranmış olur. Fakat secde etmeyenler için de bir günah yoktur' diye seslendi ve secde de etmedi." Nafi'in İbn Ömer'den naklettiğine göre Ömer (r.a.) ayrıca şöyle demiştir: "Allah Teala bize secde etmeyi farz kılmadı. Ancak dilediğimizde secde ederiz."
Ebu Bekir'in naklettiğine göre Abdülaziz şöyle demiştir: Terviye günü Mina'ya doğru yola çıkmıştım. Bu sırada Enes'e rastladım. Eşek üzerinde gidiyordu. Ona, "(Terviye günü) Hz.Nebi öğle namazını nerede kılmıştı?" diye sordum. Bana, "Emirlerine uy, onların kıldığı yerde sen de kıl" diye cevap verdi. (Yani Hac emiriini taklid et)
Rivayet zinciri (1. tarîk): Buhârî ← Ali ← Ebû Bekir b. Ayyâş ← Abdülazîz b. Rüfey'
Rivayet zinciri (2. tarîk): Buhârî ← İsmâil b. Ebân ← Ebû Bekir ← Abdülazîz
Ebu Hureyre'den rivayet edildiğine göre, Allah Resulü'nün Veda Haccından önce yapılan hacda kendisini emir tayin ettiği Hz. Ebu Bekir, bir grup içinde insanlara bu yıldan sonra hiçbir müşriğin kesinlikle hac yapamayacağını ve hiçbir çıplağın Ka'be'yi tavaf edemeyeceğini duyurmak için onu da göndermiştir. Humeyd "Bayram günü, Ebu Hureyre'nin bu sözünden dolayı hacc-ı ekber günülbüyük hac günü olmuştur," derdi.
İbn Ebi Müleyke'nin şöyle söylediği rivayet edilmiştir: En hayırlı iki kişi olan Ebu Bekir ile Ömer neredeyse helak olacaktı. Çünkü Temimoğulları kafilesi geldiği zaman, Hz. Nebi'in yanında seslerini yükseltmişlerdi. Onlardan biri Mücaşioğullannın kardeşi Akra' İbn Habis'in, diğeri de başka birinin onlarla ilgilenrnek üzere görevlendirilmesi yönünde kanaat belirtmişti. Hadisin ravilerinden Nafi' "Ben bu kişinin (Ebu Bekir'in önerdiği kişinin) ismini aklımda tutamıyorum," demiştir. Ebu Bekir, Ömer'e: "Sen sadece bana muhalefet etmek istiyorsun," dedi. Neticede ikisinin de bu konuda sesi yükselmeye başladı. Bunun üzerine Allah Teala şu ayeti indirdi: "Ey iman edenler! Seslerinizi Nebi'in sesinin üstüne yükseltmeyin. "(Hucurat 2) İbnü'z-Zübeyr şöyle demiştir: Hz. Ömer bu ayetten sonra, Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem kendisine bir şey sorup öğrenmek isteyineeye kadar sesini ona duyurmaz oldu. İbnü'z-Zübeyr dedesi Ebu Bekir hakkında böyle bir şey söylememiştir
Bize Ebu Bekr b. Ebi Şeybe, Eyyub b. Kureyb ve İshak b. İbrahim hepsi Veki" den tahdis etti. Ebu Bekr dedi ki: Bize Vek!', Zekeriya b. İshak'tan şöyle dediğini tahdis etti: Bana Yahya b. Abdullah b. Sayfi, Ebu Mabed'den tahdis etti. O İbn Abbas'tan, o Muaz b. Cebel'den. Ebu Bekr dedi ki: Bazen Veki': İbn Abbas'tan Muaz'ın şöyle dediğini nakletti dedi: Beni Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) gönderdi ve şöyle buyurdu: "Sen kitap ehlinden bir kavmin yanına gideceksin. Onları Allah'tan başka hiçbir ilah olmadığına ve şüphesiz benim Allah'ın Resulü olduğuma şahddet getirmeye çağır. Eğer onlar buna itaat ederlerse kendilerine Allah'ın üzerlerine her gün ve gecede beş vakit namazı farz kılmış olduğunu bildir. Şayet buna itaat ederlerse onlara Allah'ın üzerlerine zenginlerinden alınıp, fakirleri arasına geri verilecek bir sadakayı (zekatı) farz kılmış olduğunu bildir ama sakın mallarının en değerlilerini almayasın. Mazlumun (bed)duasından da sakın çünkü onunla Allah arasında bir perde yoktur. "
Bize Ebu Bekr b. Ebi Şeybe ve Zuheyr b. Harb tahdis etti. Her ikisi İsmail b. İbrahim'den tahdis etti. Ebu Bekr dedi ki: Bize İbn Uleyye, Halid'den şöyle dediğini tahdis etti: Bana Velid b. Müslim, Humran'dan tahdis etti. O Osman (r.a.)'dan şöyle dediğini nakletti: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: "Her kim Allah'tan başka ilah olmadığını bildiği halde ölürse cennete girer. "
Bize Ebu Bekr b. Ebî Şeybe ile Amru'n Nakıd ve Züheyr b. Harp toptan Süfyan'dan, rivayet ettiler. Ebu Bekr dediki: Bize İbni Uyeyne, Zühri'den, o da Said b. el-Müseyyeb'den, o da Ebu Hureyre'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet etti: Şöyle buyurmuşlar: "Fıtrat şu beş şeydir -yahut şu beş şey fıtratlandır-: Sünnet olmak, etek tıraşı olmak, tırnakları kesmek, koltuk altlarını yolmak ve bıyıkları kesmek. "
Bize Ebu Bekr b. Ebi Şeybe de tahdis etti. Bize İbn Uleyye tahdis etti (H). Bana Ali b. Hucr de tahdis etti. Bize İsmail, Ebu Reyhane'den tahdis etti. O Sefine'den -Ebu Bekr, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in arkadaşı (Sefine'den) dedi- dedi ki: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bir sa' ile gusleder bir mudd ile abdest alırdı. Hadisin İbn Hucr yoluyla gelen rivayetinde: Ya da şöyle dedi: Bir mudd onun abdestine yeterdi. (Ebu Reyhane) ayrıca: O (Sefine) yaşlanmıştı ve ben onun hadisine pek güvenmiyordum, dedi.
Rivayet zinciri (1. tarîk): Müslim ← Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ← İbn Uleyye
Rivayet zinciri (2. tarîk): Müslim ← İbn Hucr ← İsmâil b. Ca'fer ← Abdullah b. Matar ← Sefîne ← Ebû Bekir ← İbn Uleyye
Bize Yahya b. Yahya ile Ebu Bekr b. Ebî Şeybe ve İbni Nümeyr toptan Ebu Muaviye'den rivayet ettiler. Ebu Bekr dediki: Bize Ebu Muaviye A'meş'den, o da Şekîk'den naklen rivayet etti. demiş ki; Ben Abdullah ve Ebu Musa ile birlikte oturuyordum. Ebu Musa'ya: «Ya Eba Abdirrahman bir adam cünüp olsada bir ay su bulamasa ne buyurursun. «— Bu adam namazı ne yapacak.» dedi Abdullah: — «Bir ay suyu bulamasada teyemmüm edemez» cevabını verdi. Bunun üzerine Ebu Musa : — «Ya Maide süresindeki şu : (Eğer su bulamazsanız temiz toprağa teyemmüm [ Maide 6 ] ediverin) ayetine ne dersin?.» dedi Abdullah: — Eğer bu ayette bu adamlara ruhsat verilmiş olsa nerdeyse suyu soğuk buldukları zaman toprakla teyemmüme kalkışırlar.» dedi. Bu sefer Ebu Musa Abdullah'a şunu söyledi.: — «Sen Ammar'ın: Beni Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir hacet peşinde gönderdi. Ben cünüp oldumda su bulamadım ve toprakda hayvan yuvarlanır gibi yuvarlandım. Sonra Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Selletn)'e gelerek bu vak'ayı kendisine anlattım. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Ellerinle şöyle yapman sana yeterdi.» buyurdular dediğini işittin mi? Sonra elerini bir defa yere vurarak sol eliyle sağ eline, avuçlarının dışına ve yüzüne mesh etti. Abdullah'da: — «Ya sen Ömer'in Ammar'ın sözüne kanaat getirmediğini görmedin mi?» Cevabını verdi.
Ebu Bekir Dediki: Bize Süfyân, Süleyman'dan rivayet etti. (Demiş ki): Bize Yahya b. Eyyub rivayet etti. (Dediki): Bize İsmail b. Câ'fer rivayet etti. (Dediki): Bana Süleyman b. Sühaym, İbrahim b. Abdillâh b. Ma'bed b. Abbâs'dan, o da babasından, o da Abdullah b. Abbâs'dan naklen haber verdi. Şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) perdeyi açtı. Vefatına müncer olan bu hastalığında başı sarılı idi. Ve üç defa: «Allah'ım, tebliğ ettimmi?» dedi (sonra şunları ilâve etti): «Hiç şüphe yok ki sâlih bir kulun göreceği yahut kendisine gösterileceği rüyadan başka Nebiliğin müjdecilerinden hiç bir şey kalmamıştır.» Bundan sonra râvî Süfyân hadîsi gibi rivayette bulunmuş.
Bize Ebu Şeybe'nin iki oğlu Osman ile Ebu Bekir ve bir de İshâk b. İbrahim hep beraber Cerîr'den rivayet ettiler. Osman Dediki: Bize Cerir, Mansûr'dan, o da İbrahim'den, o da Alkame'den naklen rivayet etti. Alkame şöyle demiş: Abdullah Dediki: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) namaz kıldırdı... (Râvî İbrahim: Yâ ziyâde etti yâ noksan, dedi) Selam verdiği vakit kendisine: Yâ Resûlâllah namaz hakkında yeni bir şey mi var? diyenler oldu. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Neymiş o?» buyurdular. Soranlar: — Namazı şöyle şöyle kıldın da!., dediler. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hemen bacaklarını bükerek kıbleye karşı oturdu ve iki secde yaptı. Sonra selâm verdi, sonra yüzünü bize çevirerek: «Gerçekden namaz hakkında yeni bir şey olsaydı ben onu size haber verirdim. Lâkin ben de ancak ve ancak bir insanım. Sizin gibi unuturum. Binaenaleyh bir şey'i unuttum mu hemen bana hatırlatın! Biriniz namazında şekk ederse doğruyu araştırsın da namazını onun üzerine tamamlasın, Sonra iki secde yapsın!» buyurdular.
Rivayet zinciri: Müslim ← Osman ve Ebû Bekir ← Cerîr ← Mansûr ← İbrâhîm en-Nehaî ← Alkame b. Kays ← Abdullah b. Mes'ûd
Bize, Ebû Şeybe'nin iki oğlu Osman ve Ebû Bekr ile İshâk b. İbrahim El- Hanzalî rivayet ettiler. Lâfız Ebû Şeybe oğullarınındır. İshâk (bize haber verdi.) tâbirini kullandı, ötekiler: Bize, Cerîr, Mansûr'dan, o da Ebû Ishâk'dan, o da Ebû Müslim-i Egarr'dan, o da Ebû Saîd ile Ebû Hureyre'den naklen rivayet etti; dediler. Ebû Saîd ile Ebû Hureyre şöyle demişler: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Şüphesiz ki Allah mühlet verir. Tâ ki gecenin ilk üçte biri gittiği vakit alt semâya nüzul buyurarak: Var mı istiğfar eden! Var mı tevbe eyleyen! Var mı isteyen! Var mı duada bulunan! der. (Bu) tâ fecir aydınlayıncaya kadar (böyle devam eder.)» buyurdular.
Rivayet zinciri: Müslim ← Osman ve Ebû Bekir ← Cerîr ← Mansûr ← Ebû İshâk ← Ebû Abdullah el-Agarr ← Ebû Saîd el-Hudrî
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ile Züheyr b. Harb hep birden îbni Uyeyne'den rivayet ettiler. Ebû Bekir dediki: Bize Süfyân b. Uyeyne, Zührî'den, o da Saîd'den, o da Ebû Hureyre'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet etti; şöyle buyurmuşlar: «Cenazeyi sür'atli (ce) götürün. Eğer. cenaze iyi ise (netice) hayırdır. —İhtimâl— Bir an evvel onu (kabirdeki) hayır ve sevabına ulaştırmış olursunuz, dedi. Şayet cenaze sâlih bir kimse değilse, (netice) şerrdir. Bir an evvel onu omuzlarınızdan atmış olursunuz.»
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ile Ebû Kureyb rivayet ettiler. Ebû Bekir (Dediki) Bize Vekî' Alîyyu'bnü Mübârek'den, o da Yahya b. Ebî Kesir'den, o da Ebû Seleme'den, o da Ebû Hureyre (Radiyallahû anh)'dan naklen rivayet etti. Ebû Hureyre şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Bir veya iki gün oruçla Ramazan'ın önüne geçmeyin. Ancak bit adam (âdet edindiği) bir orucu tutuyorsa onu tutsun.» buyurdular.
Bana Harun b. Saîd El-Eylî rivayet etti. (Dediki) Bize İbni Vehb rivayet etti. (Dediki) Bana Amr yani İbni'l Haris, Abdürabbih'den, o da Abdullah b. Ka'b El-Himyeri'den naklen haber verdi. Ona da Ebu Bekir rivayet etmiş ki, kendisini Mervan cünüb olarak sabahlayan bir adam oruç tutacak mı? diye sormak için Ümmü Seleme (Radiyallahu onha)'ya göndermiş. Ümmü Seleme: — «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), cima' sebebiyle — İhtilam olarak değil— cönub olduğu halde sabahlar, sonra orucunu bozmaz, kaza da etmezdi.» demiş.
Bize Ebû Bekir b. Eb! Şeybe ile Ebû Kureyb hep birden Ebû Muâviye'den rivayet ettiler. Ebû Bekir (Dediki) Bize Ebû Muaviye, A'meş'den, o da Umara'dan, o da Abdurrahman b. Yezîd'den naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Eş'as b. Kays, Abdullah'ın yanına girdi, Abdullah yemek yiyiyordu. Eş'as'a: — «Yâ Ebâ Muhammed, Yemeğe yaklaş.» dedi. Eş'as : — «Bu gün aşûra günü değil midir?» dedi. Abdullah: — «Sen aşûra gününün ne olduğunu bilir misin?» diye sordu. Eş'as : — «Neymiş o?» dedi. Abdullah: — «O, ancak Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in Ramazan orucu inmezden önce oruç tuttuğu bir gündür. Ramazan orucu inince bırakıldı.» cevâbını verdi. Ebû Kureyb: «Onu bıraktı.» dedi.
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ile Amru'n-Nâkıd hep birden İbni Uyeyne'den rivayet ettiler. Ebû Bekir (Dediki) Bize Süfyân b. Uyeyne, İbni Ebî Lebîd'den o da Ebû Seleme'den naklen rivayet etti: Ebû Seleme şöyle demiş: Âişe (Radiyallahû anha)'ya ResûluIIah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in orucunu sordum da şunları söyledi : «Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) o kadar çok oruç tutardı ki biz: Artık hep oruç tutacak derdik. (Bazen) orucu o kadar bırakırdı ki: Artık hiç tutmayacak, derdik. Ben onun hiç bir ayda Şa'ban ayındakinden daha çok oruç tuttuğunu görmedim. Şa'ban ayını bütün tutardı. Onda orucu pek az bırakırdı.» İzah DİKKAT BU LİNK BİR SONRAKİ SAYFANIN LİNKİNİN AYNIDIR. SADECE BU SAYFA’YI AÇAN İÇİN KOLAYLIK AMAÇLIDIR, SORUN DEĞİL
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ile Amru'n-Nâkıd ve Züheyr b. Harb hep birden İbni Uyeyne'den rivayet ettiler. Ebû Bekir (Dediki): Bize Süfyan b. Uyeyne rivayet etti. (Dediki); Bize Eyyûb b. Mûsâ, Nübeyh b. Vehb'den rivayet etti. (Demişki): Ebân b. Osman ile birlikte yola çıktık. Melel denilen yere vardığımız vakit Ömer b. Ubeydillâh gözlerinden rahatsızlandı. Ravhâ'ya varınca rahatsızlığı şiddetlendi. Bunun üzerine Ebân b. Osman'a sormak için adam gönderdi. Ebân da ona gözlerine sabır çekmesi için haber gönderdi. Zîrâ Osman (Radiyallahu anh) Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)"m ihrâmlı iken gözleri ağıran bir kimsenin gözlerine sabır çektirdiğini rivayet etti; dedi.
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ile Züheyr b. Harb ve İbni Ebî Ömer hep birden İbni Uyeyne'den rivayet ettiler. Ebû Bekr dediki: Bize Süfyân b. Uyeyne, İbrahim b. Ukbe'den, o da İbni Abbâs'ın azadlısı Kureyb'den, o da İbni Abbâs'tan, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet etti. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Ravha'da bir deve kervanına rastlayarak: — Siz kimsiniz? diye sormuş. — Müslümanlarız! cevâbını vermişler. Onlar da : — Sen kimsin? diye sormuşlar. Fahr-i Kâinat Efendimiz : — Resulullah'ım! buyurmuşlar. Onun üzerine bir kadın ona bir çocuk arzederek: — Bunun için hacc var mıdır? demiş. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): — Evel! Sana da ecir (vardır)» buyurmuşlar.
Bize UbeyduIIah b. Muâz el-Anberî de rivayet etti, (Dediki): Bize babam rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be rivayet etti. (Dediki): Bana Ebû Bekr rivayet etti. (Dediki): Zübeyr zamanında ben de Ebû Seleme, Fâtıme binti Kays'in yanına girdik. Bize kocasının kendisini talâk-ı bâinle boşadiğını Süfyân hadîsinde olduğu gibi anlattı.
Rivayet zinciri: Müslim ← Ubeydullah b. Muâz ← babam ← Şu'be b. el-Haccâc ← Ebû Bekir
Bize bu hadîsi Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ile İshâk b. İbrahîm de ibni Uyeyne'den rivayet ettiler. Ebû Bekir: Bize Süfyân b. Uyeyae rivayet etti; dedi, demişki: Amr, Câbir'i şunu söylerken işitmiş: Ensârdan bir zât, bir kölesini müdebber olarak âzâd etti. Ondan başka malı yoktu. Müteakiben Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onu sattı. Câbir demişki: «Onu ibni Nahhâm satın aldı. Kıbtî bir köle idi. Geçen sene İbni Zübeyr'in valiliği zamanında öldü.»
Bize Efeû Bekir b. Ebi Şeybe ile Muhammed b. Müsennâ rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Muhammed b. Fudayl rivayet etti. (Ebû Bekr: Ebû Sinan'dan dedi. İbn-i Müsennâ ise: Dırar b. Mürra'dan dedi.) O da Muharib'den, o da îbn-i Büreyde'den, o da babasından naklen rivayet etmiş. H. Bize Muhammed b. Abdiliah b. Numeyr dahi rivayet etti. (Dediki): Bize Mubammed b. Fudayl rivayet etti. (Dediki); Bize Dırar b. Mürre Ebû Sinan, Muharib b. Disar'dan, o da Abdullah b. Büreyde'den, o da babasından naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Ben sîzi kabirleri ziyaretten nehiy ettim. Artık onları ziyaret edin. Sîzi üç günden fazla kurban etinden nehyettîm. Artık dilediğiniz kadarını elinizde tulün. Sizi tulumdan başka kabtan şerbet içmekten nehy ettim. Artık bütün kaplardan için. Ama müskir içmeyin!» buyurdular
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ile Muhammed b. Müsennâ rivayet ettiler. (Dedilerki) : Bize Muhammed b. Fudayl rivayet etti. (Ebû Bekr, Ebû Sinan'dan dedi: İbn-i Müsennâ ise : Dırara b. Mürre'den, dedi.) O da Muharib'den, o dü İbn-i Büreyde'den, o da babasından naklen rivayet etmiştir. H. Bize Muhammed b. Abdillah b. Numeyr de rivayet etti. (Dediki): Bize Muhammed b. Fudayl rivayet etti. (Dediki): Bize Dırar b. Mürre Ebû Sinan, Muharib b. Disar'dan, o da Abdullah b. Büreyde'den, o da babasından naklen rivayet etti. Babası şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), «Ben sizi tulumdan başka kablardan nebiz içmekten nehy ettim. Artık bütün tulumlardan için ama sarhoşluk veren şey içmeyin!» buyurdular
Bize bu hadîsi Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ile Ebû Kureyb rivayet ettiler. (Ebû Bekr bize Veki' rivayet etti; Ebû Kureyb ise bize Veki' haber verdi dediler.) Lâfız Ebû Kureyb'indir. (Veki') Mis'ar'dan, o da Amr b. Amir El-Ensârî'den naklen haber vermiş. (Demişki): Ben Enes b. Malik'i şunu söylerken işittim: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kan aldırdı. Ücreti hususunda kimseye zulmetmezdİ.