

İmam Buharî'nin kullandığı konu başlığı, bu başlıkta ifade edilen görüş için şu ihtimalleri akla getirmektedir: 1. Allah Teala'nın secdeyi farz kılmadığını söyleyip, "secde edin" emrinin nedb ifade ettiğini ve dolayısıyla bu secdenin mendup olduğunu savunanlar. 2. Secde edin" emriyle kasdedilenin namaz secdeleri olduğunu söyleyenler. 3. Farz namazlardakî secdelerin farz, tilavet secdelerinin ise mendup olduğunu söyleyenler.
Tilavet secdelerinin farz olmadığını gösteren delillerden bîri de Tahavî'nin de işaret ettiği gibi secde ayetlerindeki ifadelerin bizzat kendisidir. Zira bu ifadelerde bazen emir kipi kullanıldığı halde, bazen haber verme söz konusudur. Ayrıca bu ayetlerden bir kısmında emir kipi kullanıldığı halde, bunlarda secde edilip edilmeyeceği tartışmalıdır; Hac süresindeki ikinci secde ayeti, Necm ve Alak surelerindeki secde ayetleri emir kipi içermesine rağmen bu ayetler okunduğunda secde edilip edilmeyeceği konusunda görüş ayrılıkları bulunmaktadır. Şayet tilavet secdesi farz olsaydı, emir kipi kullanılan ayetlerde görüş birliğinin sağlanması daha uygun olurdu. Halbuki emir kipi kullanılmayan ve haber verme niteliğinde olan bazı secde ayetlerinde görüş birliği bulunmaktadır.
(Saib İbn Yezîd, kıssacılar secde ayeti okuduğu zaman secde etmezdi) Kıs-sacılar halka çeşitli menkıbeler, hikayeler anlatan ve bir takım öğütlerde bulunan kimselerdir. Bu rivayet ile başlık arasındaki ilişki açıktır. Çünkü tilavet secdesinin farz olduğunu zannedenler, secde ayetini okuyan ile dinleyen arasında herhangi bir ayırım yapmamışlardır. Hanefîler'den el-Hidaye adlı eserin müellifi el-Merğinanî şöyle demiştir: "Hac süresindeki ikinci secde ayeti dışında, secde edilmesi gereken yerlerde hem okuyanın hem de duyanın secde etmesi vaciptir. Duyan kişinin özellikle Kur'an dinleme amacında olup olmaması arasında bu bakımdan herhangi bir fark yoktur." Bazı alimler ise konuyla ilgili olarak nakledilen rivayetlere dayanarak, duyan ile dinleyenin birbirinden farklı hükümlere tabî olduğunu söylemişlerdir. Nitekim İmam Şafiî konu hakkındaki görüşlerini şöyle ifade etmiştir: "Ben dinleyen kişinin secde etmesi gerektiğini kesin olarak söylüyorum. Fakat orada olduğu halde dinlemeyen, ancak ister istemez ayeti işiten kimse hakkında aynı kesinlikten söz edemem." Tilavet secdesinin vacib olmadığını gösteren en güçlü delil Hz. Ömer'den nakledilen bu rivayettir.
Hz. Ömer'in (Fakat secde etmeyenler için de bir günah yoktur) şeklindeki ifadesi tilavet secdesinin farz olmadığını açık bir şekilde göstermektedir. Hz. Ömer'in secde ayeti okuduğu halde secde etmemesi herhangi bir zorunluluk/zaruret olmasa bile secdenin terk edilebileceğini pekiştiren bir tutumdur. Hadisten Çıkan Sonuçlar 1. Hatip, hutbe sırasında Kur'an okuyabilir.
2. Hatip, secde ayeti okuduğunda minberde secde etmesi mümkün değilse yere inip secde edebilir. 3. İmamın minberden inerek secde etmesi onun hutbesini kesintiye uğratmaz. Zira Hz. Ömer ashabın da bulunduğu bir cemaat içinde bu şekilde hareket ettiği halde itiraz eden hiç kimse olmamıştır. İmam Malik'e göre hatip, secde ayeti okumuşsa hutbesine devam eder ve secdeye gitmez.
باب: من قرأ السجدة في الصلاة فسجد بها. 11.Namazda İken Secde Ayeti Okuyup Bu Nedenle Secde Etmek حدثنا مسدد قال: حدثنا معتمر قال: سمعت أبي قال: حدثنيي بكر، عن أبي رافع قال: صليت مع أبي هريرة العتمة، فقرأ: {إذا السماء انشقت}. فسجد، فقلت: ما هذه ؟ قال: سجدت بها خلف أبي القاسم صلى الله عليه وسلم، فلا أزال أسجد فيها حتى ألقاه. İmam Buharî kullandığı bu konu başlığı İle farz namazlarda secde ayeti okumanın mekruh olduğunu söyleyen kimselere cevap vermiştir. Söz konusu görüş İmam Malik ile bazi Hanefîlerden nakledilmiştir. İmam Malik'in kıraatin açıktan değil gizli olduğu namazlarda bunu mekruh gördüğüne dair rivayet de nakledilmiştir.
باب: من لم يجد موضعا للسجود من الزحام. 12. Kalabalık Dolayısıyla Secde Edecek Yer Bulamamak حدثنا صدقة قال: أخبرني يحيى، عن عبيد الله، عن نافع، عن ابن عمر رضي الله عنهما قال: كان النبي صلى الله عليه وسلم يقرأ السورة التي فيها السجدة، فيسجد ونسجد، حتى ما يجد أحدنا مكانا لموضع جبهته. imam Buharî kullandığı bu başlık İle secde edecek yer bulamayan kimsenin ne şekilde hareket edeceğini açıklamak İstemiştir. Hz. Ömer bu durumda önde bulunan kişinin sırtına secde edileceği görüşündedir. Kufe'li alimler, Ahmed İbn Hanbel ve İshak İbn Rahuye de bu görüştedir. Ata ve Zührî ise cemaatin çok kalabalık olması durumunda, arkada bulunanların Öndekilerin secde edip kalkmalarını beklemeleri gerektiği görüşündedir. İmam Malik'in ve alimlerin çoğunluğunun görüşü de bu yöndedir. Aslında farz olan secdelerde ne şekilde hareket edilmesi gerekiyorsa, tilavet secdelerinde de aynı uygulamanın geçerli olması gerekir. Zaten İmam Buharî'nin İfadelerinden anlaşıldığı kadarıyla, ona göre, cemaat kalabalıksa kişi öndekilerin sırtına bile olsa imkanı ölçüsünde secde etmeye çalışır.

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Buhârî. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin bu kitapta geçtiği hadis sayısıdır.