Abdurrahman b. Yezîd

Ebû Bekir · Tâbiî, Kûfeli, Alkame'nin yeğeni

Abdurrahman b. Yezîd b. Kays

DoğumHIjaz
Vefath. 73 · Kûfe
KünyeEbû Bekir
Nisbeen-Nehaî, el-Kûfî, el-Hemdânî
Yaşadığı yerleral-Kufa
Tabaka3. tabakanın büyükleri
Cerh-ta'dîlsika (güvenilir)

Hakkında

Ebû Bekir Abdurrahman b. Yezîd b. Kays en-Nehaî, Yemen'deki Mezhic kabilesinin Neha' koluna mensup Kûfeli bir tâbiîdir. Câhiliye dönemine yetişip Müslüman olmuş, ancak Hz. Peygamber'i görememiştir. Kûfe'nin tanınmış ilim ailelerinden birine mensuptur: Amcası Alkame b. Kays, kardeşi Esved b. Yezîd, yeğeni Abdurrahman b. Esved ve kız kardeşinin oğlu İbrâhîm en-Nehaî de tâbiî âlimler arasında yer alır.

Hz. Ömer, Hz. Osman, Abdullah b. Mes'ûd, Selmân-ı Fârisî ve Huzeyfe b. Yemân gibi sahâbîlerden, ayrıca kardeşi Esved ile amcası Alkame'den rivayette bulundu. Kendisinden İbrâhîm en-Nehaî, Ebû İshak es-Sebîî, Mansûr b. Mu'temir ve oğlu Muhammed hadis nakletti. Güvenilir ve hadis sahibi biri olarak tanıtılmış, Yahyâ b. Maîn de sika olduğunu söylemiştir; rivayetleri Kütüb-i Sitte'de yer alır.

Haccâc b. Yûsuf'un Irak valiliği sırasında Kûfe'de vefat etti. Ölüm yılı h. 73, 75, 80 ve 83 olarak farklı biçimlerde nakledilir. İbn Sa'd onun Deyrülcemâcim olayından önce öldüğünü söylerken Yahyâ b. Bükeyr h. 73 / m. 692 yılını verir; İbn Hibbân ise vefatını h. 83'teki Cemâcim olaylarıyla ilişkilendirir.

Ailesi

Kardeşleri
al-Aswad bin Yazid
Çocukları
Muhammad bin 'Abdur Rahman bin Yazid

Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.

Zincirde geçtiği hadisler

Abdurrahman İbn Yezîd'in şöyle dediği nakledilmiştir: "Osman bize Mina'da dört rekat namaz kıldırdı. Bu durum Abdullah İbn Mes'ud'a arzedildi ve şikayetler iletildi. Bunun üzerine İbn Mes'ud [istirca etti yani inna ileyhi raciun] diyerek şaşkınlığını ve üzüntüsünü belirtti. Ardından da şöyle dedi: "Ben Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte Mîna'da iki rekat namaz kıldım, ardından Hz. Ebu Bekir ve Ömer (r.a.) ile de Mina'da namazı iki rekat kıldım. Dört rekat kılmaktansa kabul olunmuş iki rekatlık namaz kılmak daha çok hoşuma gider. Tekrar: 1657
Abdurrahman İbn Yezîd'in naklettiğine göre Abduİlah (İbn Mes'ûd) şöyle demiştir: "Biz, namazı, Resûlullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile, Ebu Bekir ve Ömer ile birlikte iki rekat olarak kıldık. Sonra çeşitli görüş ayrılıkları (gruplaşmalar) ortaya çıktı. Keşke kıldığım dört rekat namazın ikisi kabul edilmiş olsa."
Abdurrahman İbn Yezîd şöyle anlatır: Abdullah İbn Mes'ûd hac yapmıştı. Yatsı namazının son vaktinde veya buna yakın bir zamanda Müzdelife'ye geldik. Abdullah, birine ezan okuyup kamet getirmesini söyledi, o kişi de ezan okudu ve kamet getirdi. Sonra akşam namazını kıldı. Ardından iki rekat namaz kıldı. Sonra yemeğini istedi ve yemek yedi. Sonra birine emretti o da ezan okudu ve kamet getirdi. Sonra yatsı namazını iki rekat olarak kıldı. Fecir doğunca, Abdullah şöyle dedi: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bu günde ve bu yerde, böyle bir anda ancak bu namazı kılmıştır. Bu iki namaz, kendi vakitlerinden başka vakte alınmış olan iki namazdır. Akşam namazı, bütün insanlar Müzdelife'ye geldikten sonra, sabah namazı ise fecir doğunca kılınır. Ben, Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in böyle yaptığını gördüm." Tekrar: 1682, 1683
Rivayet zinciri: Buhârî ← Amr b. Hâlid ← Züheyr b. Muâviye ← Ebû İshâk ← Abdurrahman b. Yezîd
Abdurrahman'dan nakledildiğine göre Abdullah (İbn Mes'ûd) r.a. şöyle demiştir: "Ben, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'ın, iki namaz dışında başka bir namazı vaktinin dışında kıldığını görmedim. Akşam ve yatsı namazlarını cem' ederek kılmıştır. Bir de sabah namazını vaktinden önce kılmıştır."
Abdurrahman İbn Yezîd şöyle anlatır: "Abdullah îbn Mesud ile birlikte Mekke'ye doğru yola çıktık. Müzdelife'ye geldiğimizde iki namazı (akşam ve yatsı) her bir namaz İçin ayrı ezan ve ayrı kamet ile kıldı. Arasında da akşam yemeği yedi. Sabah namazını da fecir doğunca kıldı. Kimisi fecir doğdu, kimisi de doğmadı diyordu. Sonra Abdullah şöyle dedi: "Burada (Müzdelife'de) akşam ve yatsı namazlarının vakti normal vakitlerinden başka bir vakte alınmıştır. İnsanlar yatsı namazının son vakitleri girmeden Müzdelife'ye gelmesin. Sabah namazının vakti de fecrin doğup henüz herkese görünmediği bu zamandır. Sonra gün ağarıncaya kadar Müzdelife'de durdu ve "Halife şu an hareket etmiş olsa sünnete uygun hareket etmiş olur" dedi." Hz. Osman mı önce ayrıldı, yoksa İbn Mes'ûd mu bu sözü önce söyledi bilmiyorum. Daha sonra İbn Mes'ûd, Kurban bayramının birinci günü akabe cemresine taş atana kadar telbiye getirmeye devam etti."
Abdurrahman İbn Yezîd şöyle dedi: Abdullah b. Mes'ud, vadinin alt yanından şeytanı taşladı. Ben: Ey Ebu Abdurrahman! İnsanlar vadinin üst tarafından taşlıyor, dedim. Abdullah b. Mes'ud şöyle dedi: Kendisinden başka ilah olmayan Allah'a yemin ederim ki burası el-Bakara suresinin indirildiği yerdir. Tekrar: 1748, 1749, 1750.
Abdurrahman İbnYezîd nakletmiştir: Abdullah İbn Mes'ud r.a. büyük şeytan'ın yanına gitti. Kabe'yi soluna, Mina'yı sağına aldı, yedi taş fırlattı. Sonra şöyle dedi: "Kendisine el-Bakara suresi indirilen zat da böyle fırlattı". Mahir: İbn-i Mes'ud r.a. Nebi s.a.v.'in de bu şekilde taş attığını ifade etti. Bu sözleriyle Bakara isminin bir sure için kullanılmasının caiz olduğunu söyleyenlere dayanak oldu. Bu konu sonraki hadislerde de işlenecek, İnşaallah.
Abdurrahman İbn Yezîd, Abdullah İbn Mes'ud ile birlikte hac yaptı. Onun büyük şeytana yedi taş attığını gördü. Kabe'yi soluna, Mina'yı sağına aldı sonra da şöyle söyledi: "Bu, kendisine el-Bakara suresi indirilen zat'ın durduğu yerdir".
Abdurrahman b. Yezid dedi ki: "Biz, Huzeyfe'ye, (ashab arasında) güzel görünüşü ve gidişi itibariyle Nebie en yakın kişinin kim olduğunu -onu bilip öğrenelim diye- sorduk. Dedi ki: Ben güzel görünüşü, gidişi, şekli ve şemaili itibariyle İbn Ümmü Abd'den daha çok Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e 'yakın (benzer) kimse bilmiyorum." Bu Hadis 6097 numara ile gelecektir
Ebu Mes'ud el-Bedri r.a. dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Bakara suresindeki son iki ayeti bir gecede okuyana bu iki ayet yeterli gelir." Abdurrahman dedi ki: Ebu Mes'ud ile o Beyti tavaf ederken karşılaştım ve ona (bu hadisi) sordum. O da bana bu hadisi nakletti." Tekrarı: 5008, 5009, 5040 ve 5051
İbn Mes'ud'un İsra, Kehf ve Meryem sureleri hakkında şöyle söylediği rivayet edilmiştir: Bunlar, ilk inen ve ilk önce ezberlediğim surelerdendir. İbn Abbas, feseyunğidune ileyke ruusehum ayetinde geçen feseyunğidune fiilinin "sallıyorlar" anlamına geldiğini söylemiştir. Başka bir müfessir ise bu kelimenin neğadat sinnuke (dişin oynadı) ifadesinde geçen ve "oynadı" anlamına' gelen.neğada fiilinden türediğini ifade etmiştir.Tiladi ise ilk önce ezberlenen manasını ifade eder. Aslında bu kelime, yeninın zıddı olan eski mülk anlamına gelir. İbn Mes'ud bu sözü ile adı geçen surelerin Kur'an'dan ilk öğrendiği sureler olduğunu ve bu surelerin, içlerinde geçen kıssalar, Nebi haberleri ve önceki milletlerin yaşantılarına ilişkin bilgilerden dolayı ayrıcalıklı bir yere sahip olduklarını ifade etmek istemiştir. Bu hadisin açıklaması "Fezailu'l-Kur'an" bahsinde yapılacaktır.
Abdullah İbn Mes'ud'un şöyle söylediği rivayet edilmiştir: İsra, Kehf, Meryem, Taha ve Enbiya sureleri ilk inen ve ilk önce ezberlediğim surelerdendir. Katade şöyle demiştir: Cuzaza (Enbiya 58) "[İbrahim'in putları] parça parça ettiğini gösterir. Hasan fi felek (Enbiya 33) "ip bükme aletinin döndüğü boşluğa benzer," yesbehun (Enbiya 33) "dönerler" anlamına gelir, demiştir. İbn Abbas şöyle demiştir; Nefeşet (Enbiya 78) "gece atladı," yushabun (Enbiya 43) "korunmazlar," ummetukum ummeten vahıde (Enbiya 92) "sizin dininiz bir tek dindir," anlamına gelir. İkrime şöyle demiştir: Hasabu (Enbiya 98) Habeşçe'de "odun" anlamına gelir. Bir başka müfessir de şunları söylemiştir: Ehassu (Enbiya 12) ehsestu kökünden gelir ve "beklediler," hamidine (Enbiya 15) "sönmüş haldeler," hasid "kökü kazınmış" anlamına geHi. Bu kelime bu şekilde tekil, tesniye ve çoğul için kullanılır. la yestahsirun (Enbiya 19) "yorulmazlar" manasındadır. Hasir (Mülk 4) (yorgun) ve hasartu bairi (devemi yordum) ifadeleri de bunun gibidir. Amik'''uzak,'' nukkisa "döndürüldüler" anlamına gelir. San'ate lebus (Enbiya 80) "[ifadesindegeçen lEbus kelimesi] "zırhlar" anlamına gelir; Tekattau emrahum (Enbiya 93) "ihtilaf ettiler," demektir. Hasis, hiss, cers ve hems kelimelerinin manası birdir ve bu kelimeler "cılız ses" anlamına gelir. Azennake (Enbiya 93) "sana bildirdik," azentukum (Enbiya 109) ["size bildirdim"], "bir bilgiyi ona bildirirsen, sen ve o eşit hale gelirsin ve aldatmamış olursun," demektir. Mücahid şöyle demiştir: Le,allekum tus'elun (Enbiya 13) "[umulur ki] anlaşılırsınız," irteda (Enbiya 28) "razı oldu," temasil (Enbiya 52) putlar ve sicill (Enbiya 104) "sayfa" anlamına gelir. ' AÇiKLAMA:.Sicill 'sayfa' anlamına gelir," yorumunu Firyaı senetli olarak nak!etmiştir. Ferra bu yorumun kesin olduğuna hükmetmiştir. Imam Taberi de Ali bin Ebi Talha kanalıyla İbn Abbas'ın ".ketayyi's-sicill" ayetini "sayfanın, yazılı tarafı içte kalacak şekilde dürürmesi" şeklinde izah ettiğini nakletmiştir. Taberi de şöyle demiştir: Bu ifade, "yazı içerde kalacak şekilde sayfanın rulo yapılması gibi" anlamına gelir. İbn Abbas'ın sözünde geçen.ala harf-i cerrinin.min harf-i cerri anlamına geldiği de ileri sürülmüştür. Buna göre ayetin anlamı şu şekilde olur: Yazı yüzünden kağıdın dürüldüğü gibi. Çünkü amel defteri, içindeki yazıdan dolayı iyilikleri katlar. İbn Abbas'tan rivayet edildiğine göre, Sicii, Hz. Nebi'in katiplerinden birinin adıdır. Ebu Davud, Nesaı ve Taberi', Amr İbn Malik ve Ebu'l-Cevza kanalıyla İbn Abbas'tan bu bilgiyi aktarmışlardır.
İbn Mes'ud İsra, Kehf, Meryem, Taha ve Enbiya sureleri için "Bu sureler, ilk inenlerdendir, ilk başta nazil olan kuran pasajlarıdır," demiştir.
Ebu Mes'ud Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu nakletmiştir: "Her kim iki ayeti okursa ... "
Ebu Mes'ud Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu nakletmiştir: "Her kim bir gecede Bakara suresinin sonundaki iki ayeti okursa, bu iki ayet ona yeter."
Ebu Mes'ud el-Ensari Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu söylemiştir: "Her kim Bakara Suresi'nin sonunda bulunan iki ayeti bir gecede okursa, bu ayetler ona yeter."
5051. hadisin kaynakta aynı numara altında verilen, farklı senedle gelen 2. rivayetidir.
Süfyan şöyle demiştir: "İbn Şübrüme bana şöyle dedi: Bir kişiye ne kadar kuran okumanın yeteceği konusunda kuran'a baktım, üç ayetten daha az bir sure bulamadım. Ben de ona "Birinin üç ayetten daha az okuması uygun değildir," dedim. Alkame'den şöyle nakledilmiştir: "Ka'be'yi tavaf ettiği bir sırada Ebu Mesudlla karşılaştım. O, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in 'her kim Bakara suresinin sonunda bulunan iki ayeti okursa, bu ayetler ona yeter' buyurduğunu zikretti."
Abdurrahman İbn Yezid'den, dediki: Alkame ve el-Esved ile birlikte Abdullah (İbn Mes'ud)'un yanına girdim. Abdullah dedi ki: Biz Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte hiçbir şeyi bulunmayan gençler idik. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bize şöyle buyurdu: "Ey gençler topluluğu! Sizden evlenebilecek olanlar evleniversin. Çünkü o gözü haramdan daha çok alıkoyar, ferci daha çok himaye eder. Gücü yetemeyen kimse Ge-•ruç tutmaya baksın. Çünkü oruç onu kırar."
Abdurrahman İbp Yezid ile Mücemmi' İbn Yezid'den rivayete göre, Hidam adındaki bir adam bir kızını nikahladı. .. diye hadisi buna yakın zikrettiler.
Hansa binti Hizam el-Ensari'nin nakline göre "Babası rızasını almaksızın kendisini evlendirmişti. Halbuki Hansa dul bir kadındı. Hansa Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gelerek bu nikahı reddetti."
Bize Abd b. Humeyd ile İshak b. Mansur rivayet ettiler. Bediler ki; Bize Ca'fer b. Avn haber verdi (Dedi ki): Bize Ebu Umeys haber verdi. Dedi ki: Ben Ebu Sahra'dan dinledim. Abdurrahman b. Yezid ile Ebu Bürdete b. Ebî Musa'dan naklen anlatıyordu. Demişler ki: Ebu Musa bayıldı, karısı Ümmü Abdullah iniltiyle feryat ederek geldi. Dediler ki: (Ebu Musa) kendisine gelince (zeveesine): Sen Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in: "Ben (musibet dolayısıyla) saçını tıraş eden, feryat eden, elbisesini yırtan kimselerden uzağım " dediğini bilmiyor musun, dedi. -(Çünkü Ebu Musa) ona (bunu) tahdis ediyordu
Bize Ebu Bekr b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Ebu Muaviye ile Veki', A'meş'ten rivayet ettiler H. Bize Yahya b. Yahya da rivayet etti. Lafız onundur. (Dediki) : Bize Ebu Muaviye, A'meş'ten, o da İbrahim'den, o da Abdirrahman b. Yezid'den, o da Selman'dan naklen haber verdi. Selman dedi ki: Kendisine: Sizin Nebiniz abdest bozmaya varıncaya kadar size her şeyi öğretti, denildi. O: Evet, O bize küçük ya da büyük abdestimizi bozarken kıbleye yönelmemizi, sağ elimizle istindi yapmamızı, üç taştan azı ile istinca yapmamızı ya da hayvan tezeği yahut kemik ile istinca yapmamızı yasakladı, dedi.
Rivayet zinciri (2. tarîk): Müslim ← Yahyâ b. Yahyâ ← Ebû Muâviye ← Süleymân A'meş ← İbrâhîm en-Nehaî ← Abdurrahman b. Yezîd ← Selmân
Bize Muhammed b. el-Müsenna rivayet etti. (Dediki) : Bize Abdurrahman rivayet etti. (Dediki): Bize Süfyan, A'meşle mansurdan, onlarda İbrahim'den, o da Abdurrahman b. Yezid'den, o da Selman dan rivayet etti. Selman dedi ki: Müşrikler bize: Ben sizin arkadaşınızın size abdest bozmaya varıncaya kadar size (çok şeyler) öğrettiğini görüyorum, dedi. Selman: Evet, gerçekten O bize bizden birisinin sağ eliyle istinca yapmasını yahut kıbleye dönmesini yasakladığı gibi, hayvan pisliği ve kemik kullanmayı da yasaklamış ve: "Sizden biriniz üç taştan aşağısı ile istindı yapmasın" buyurmuştur, dedi. Tahric bilgisi 605 ile aynı.
Bize Kuteybetü'bnü Saîd rivayet etti. (Dediki): Bize Abdülvâhid, A'meş'den rivayet etti. (Demişki): Bize İbrahim rivayet etti. Dediki: Ben Abdurrahmân b. Yezîd'i şöyle derken işittim: Bize, Osman, Mina'da namazı dört rek'ât kıldırdı. Bunu Abdullah b. Mes'ûd'a söylediler. İbni Mes'ûd istirca' yaptı, sonra: «Ben, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile Mina'da namazı iki rek'ât kıldım; Ebû Bekr-i Sıddîk ile Mina'da, namazı iki rek'ât kıldım; Ömerü'bnü-I-Hattâb ile dahî Mina'da, namazı iki rek'ât kıldım. Keşke dört rek'âtlı namazdan nasibim kabul edilen iki rek'ât olsa!» dedi.
Bize Ahmed b. Yûnus rivayet etti. (Dediki): Bize Züheyr rivayet etti. (Dediki): Bize Mansûr, İbrahim'den, o da Abdurrahmân b. Yezîd'den naklen rivayet etti. Abdurrahmân şöyle demiş: Beyt'in yanıında Ebû Mes'ûd'a rastladım ve: Sûre-i Bakara'daki iki âyet hakkında kulağıma senden bir hadîs ulaştı; dedim. Ebû Mes'ûd şu mukaabelede bulundu: — Evetî Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Bakara sûresinin sonunda iki âyet vardır ki, kim onları bîr gecede okursa, o kimseye kâfî gelirler.» buyurdu.
Bize, bu hadîsi İshâk b. İbrâhîm de rivayet etti. (Dediki): Bize Cerîr haber verdi. H. Bize Muhammedü'bnü'I-Müsennâ ile İbni Beşşâr dahî rivayet ettiler. Dedilerki: Bize Muhammedü'bnü Ca'fer rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be rivayet etti. Her iki tarîkin râvîleri Mansûr'dan bu isnâdla rivâyetde bulunmuşlardır.
Rivayet zinciri (1. tarîk): Müslim ← İshâk b. İbrâhîm ← Cerîr ← Mansûr ← İbrâhîm en-Nehaî ← Abdurrahman b. Yezîd ← Ebû Mes'ûd
Bize Mîncâb b. Haris Et-Temîmî rivayet etti. (Dediki): Bize Ibni Müshir, A'meş'den, o da İbrahim'den, o da Abdurrahmân b. Yezîdden o da Âlkametü'bnü Kays'dan, o da Ebû Mesûd El-Ensârî'den naklen haber verdi. Ebû Mes'ûd şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Her kim bir gecede Sûre-i Bakara'nın sonundaki şu iki âyeti okursa, bu iki âyet ona kâfî gelirler.» buyurdu. Abdurrahmân demiş ki: Müteakiben Ebû Mes'ûd'a rastladım, Beyt'i tavaf ediyordu. Bu hadîsi ona sordum da, bana, o'ıiu Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet etti.
Bana Alîyyü'bnü Haşrem rivayet etti. (Dediki): Bize îsâ (Yânî İbni Yûnus) haber verdi. H. Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe de rivayet etti. (Dediki): Bize Abdullah b. Numeyr rivayet etti. Bu râvîler hep birden A'meş'den, o da İbrahim'den, o da Âlkame ile Abdurrahmân. b. Yezîd'den, onlar da Ebû Mes'ûd'dan, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen bu hadîsin mislini rivayet etmişlerdir.
Bize Ebû Bekîr b. Ebî Şeybe rîvâyet etti. (Dediki): Bize Hafs ile Ebû Muâviye, A'meş'den, o da İbrahim'den, o da Abdurrahmân b. Yezîd'den, o da Ebû Mes'ûd'dan, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen bu hadîsin mislini rîvâyet etti.
Bize Ebû Bekir b. Eb! Şeybe ile Ebû Kureyb hep birden Ebû Muâviye'den rivayet ettiler. Ebû Bekir (Dediki) Bize Ebû Muaviye, A'meş'den, o da Umara'dan, o da Abdurrahman b. Yezîd'den naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Eş'as b. Kays, Abdullah'ın yanına girdi, Abdullah yemek yiyiyordu. Eş'as'a: — «Yâ Ebâ Muhammed, Yemeğe yaklaş.» dedi. Eş'as : — «Bu gün aşûra günü değil midir?» dedi. Abdullah: — «Sen aşûra gününün ne olduğunu bilir misin?» diye sordu. Eş'as : — «Neymiş o?» dedi. Abdullah: — «O, ancak Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in Ramazan orucu inmezden önce oruç tuttuğu bir gündür. Ramazan orucu inince bırakıldı.» cevâbını verdi. Ebû Kureyb: «Onu bıraktı.» dedi.