

Mekke'de Yitik Eşya Yalnızca İlan Etmek Kastıyla Alınabilir İmam Buhari, konu başlığını "Mekkelilerin yitik eşyası bulunduğunda nasıl ilan edilir?" diye koyarak Harem bölgesinde bulunan yitik eşyaların da alınabileceğine işaret etmiştir. Hz. Nebi'in "Yitik eşyası ilan edenden başkasına helal olmaz" ifadesi, Mekke'deki yitik eşyayı yalnızca ilan etmek isteyen kişinin alması helal olur, anlamındadır. İlan ettikten sonra kendisi sahiplenmek isteyen kişinin alması ise helal olmaz.
Arafat ve Medine'de Bulunan Yitik Eşyanın Hükmü Bu hadis, Arafafta ve Medine'de bulunan yitik eşyaların hükmünün diğer yöreler gibi olduğuna delil getirilmiştir. Çünkü bu hükmün sadece Mekke'ye özel olduğu vurgulanmıştır. Yine bu hadis, yitik eşyanın Mescid-i Haram'da ilan edilmesinin caiz olduğuna, diğer camilerde ise caiz olmadığına delil getirilmiştir. Şafii mezhebinde iki görüşten birisi budur. Doğrusunu Allah bilir.
باب: لا تحتلب ماشية أحد بغير إذن. 8. BİRİNİN HAYVANI ONUN İZNİ OLMADAN SAĞILMAZ حدثنا عبد الله بن يوسف: أخبرنا مالك، عن نافع، عن عبد الله بن عمر رضي الله عنهما: أن رسول الله صلى الله عليه وسلم قال: (لا يحلبن أحد ماشية امرئ بغير إذنه، أيحب أحدكم أن تؤتى مشربته، فتكسر خزانته، فينتقل طعامه؟ فإنما تخزن لهم ضروع مواشيهم أطعماتهم، فلا يحلبن أحد ماشية أحد إلا بإذنه). Bu hadiste, Müslümanın, Müslüman kardeşine ait bir malı izinsiz olarak alması yasaklanmıştır. İnsanlar süt konusunda gevşek davrandıklarından dolayı hadiste özellikle süte yer verilmiş ve daha değerli olan mallara işaret edilmiştir.
Fakihlerin çoğunluğu bu görüşü benimsemiştir. Fakat mal sahibinin izninin özel veya genel izin olması arasında fark yoktur. Selef alimlerinden bir çoğu, özel veya genel bir izin olmasa bile, mal sahibinin helal edeceği bilinen şeyleri bu hadisin kapsamı dışında tutmuşlardır. Fakihlerin bir çoğu da mal sahibinin helal edeceği bilinsin veya bilinmesin sadece yemek ve içmek için bunu yapmanın caiz olduğu görüşünü benimsemişlerdir.
Onların delili, Ebu Davud ve Tirmizı'nin Hasen-i Basrı kanalıyla Semura'dan rivayet ettikleri ve Tirmizı'nin sahih olduğunu belirttiği şu hadistir: "Bir hayvan sürüsüne rastladığınızda sahibi sürünün başında değilse üç kez seslenin. Cevap gelirse ondan izin isteyin. İzin verirse ne güzel! Sesinize cevap gelmezse sütü sağıp için, fakat yanınıza alıp götürmeyin." Bu hadisin Hasen-i Basrl'ye isnadı sahihtir.
Bu görüşe şöyle cevap verilmiştir: Bu konu ile ilgili yasaklayıcı hükmü taşıyan hadis daha sahihtir. Dolayısıyla bu hadisle amel edilmesi daha uygundur. Ayrıca bu, müslümanın izni olmaksızın malını kullanmanın haram kılındığı konusundaki kesin kurallara da ters düşmektedir. O halde bununla amel edilemez. Bazı alimler ise bu iki hadisi "farklı şekillerde"
uzlaştırma yoluna gitmişlerdir. 1. Birinci uzlaştırma yolu hadisteki "izni" sahibinin hel~l ettiğinin bilinmesi şeklinde yorumlamak ve yasağı bunun bilinmemesi durumu ile sınırlı tutmaktır. 2. İkinci uzlaştırma yolu, yolcuları veya zorda kalmışları ya da kıtlık zamanını iznin kapsamı dışında tutmaktır. Bunların her üçü de birbirine yakındır. Hadiste anlamayı kolaylaştırmak, kapalı olan bir şeyi daha açık bir şeyle açıklamak için örnekleme (temsil) yoluna başvurulmuş ve benzer durumlar arasında karşılaştırma (kıyas) yapılmıştır.
Hadiste hüküm illeti (gerekçesi) ile birlikte zikredilmiş, gerekçe zikredildikten sonra pekiştirmek için hüküm yinelenmiştir. Bu hadiste şuna da işaret edilmektedir. Kıyasın geçerli olması için fer'in bütün açılardan asla eşit olması şart değildir. Asıl ile fer' temel özellikte ortak olduktan sonra, aslın, fer'de bulunmadığı zaman hükme zararı olmayan ek bir yönü olabilir. Çünkü meme, koruma açısından kapı ile bir değildir. Sütün dökülmesini önleyen meme kasları da kapının üzerindeki kilitle bir değildir. Bununla birlikte Hz. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, sahibinin izni olmaksızın almanın haram kılınması hükmünde, sütün çıkmasını önleyen memeyi kilitli kapıya benzetmiştir. Bu İbnü'l-Müneyyir'in izahıdır.
Bu hadis, ihtiyaç vaktinde kullanmak üzere yiyeceği saklamanın mübah olduğunu gösterir. Zahid geçinen aşırı bir grup ise saklamayı genelolarak yasak görmüşlerdir. Bu hadisten çıkarılan hükümlerden biri de memesinde süt olan bir koyunu, sütüne ayrıca değer biçerek satmak geçersizdir. Şafii'nin ve çoğunluk fakihlerin görüşü budur. Evzaı ise bunu geçerli kabul etmiştir.
Hattabı bu konuda şu kanaati belirtir: Yine satılan koyunun sağılabilir bir sütü olduğunda satım bedelinden bir pay da süte karşılık olarak verilir. Bu, sağılmayarak memesinde süt biriktirilmiş koyun (musarrat) ile ilgili hadisi destekler ve sütün değerini belirleme hükmü sabit olur. Yine bir kimse birinin devesinden veya başka bir hayvanından koruma altında olduğu yerde (ağılında), hiçbir zorunluluk ve mülkiyet yorumu olmadığı halde el kesme cezasını gerektirecek miktarda süt sağsa sahibi özel veya genel olarak izin vermemiş ise elinin kesilmesi gerekir. Çünkü bu hadis, hayvanların memesinin sütün saklama yeri olduğunu belirtmiştir.
Kurtubi de bazı fakihlerden, koyun koruma altında (ağılında) olmasa bile sağan kişinin elinin kesileceği görüşünü nakletmektedir. Bu alimler, memeyi sütün koruma yeri (hirz) olarak kabul etmekle yetinmişler ayrıca koyunun da koruma altında olması şartını aramamışlardır. Hadisin açık ifadesinden (zahirinden) anlaşılan da budur. باب: إذا جاء صاحب اللقطة بعد سنة ردها عليه، لأنها وديعة عنده.
9. YİTİK EŞYANIN SAHİBİ Bir yıl geçtikten sonra çıkıp geldiğinde bulan kişi eşyayı sahibine verir. Çünkü yitik eşya onun yanında emanettir: حدثنا قتيبة بن سعيد: حدثنا إسماعيل بن جعفر، عن ربيعة بن أبي عبد الرحمن، عن يزيد مولى المنبعث، عن زيد بن خالد الجهني رضي الله عنه: أن رجلا سأل رسول الله صلى الله عليه وسلم عن اللقطة، قال: (عرفها سنة، ثم اعرف وكاءها وعفاصها، ثم استنفق بها، فإن جاء ربها فأدها إليه).
قالوا: يا رسول الله، فضآلة الغنم؟ قال: (خذها، فإنما هي لك أو لأخيك أو للذئب). قال: يا رسول الله، فضآلة الإبل؟ قال: فغضب رسول الله صلى الله عليه وسلم حتى احمرت وجنتاه أو احمر وجهه، ثم قال: (ما لك ولها، معها حذاؤها وسقاؤها، حتى يلقاها ربها). Buhari'nin yitik eşyaya "emanet" demesinden şu hüküm çıkarılır: Yitik eşya kendiliğinden telef olursa bulanın onu ödemesi gerekmez. Buhari bazı selef alimlerine uyarak bu görüşü tercih etmiştir.
İbnü'l-Müneyyir ise şöyle der: Bu hadis, alimlere ait görüşlerden biri için delil getirilir: Yitik eşyayı bulan kişi ilan edip, ilanın süresi sona erdikten sonra eşyayı kullanıp yok etse, sonra onun yerine bedelini koysa, sonra o da telef olsa ikinci defa onun eşyayı tazmin etmesi gerekmez. Onu yedikten sonra yerine yenisini koyduğunu, onun da zayi olduğunu iddia etse bu iddiası kabul edilir. Görüşler içinde tercihe şayan olan görüş budur.
Bu hadisten çıkarılan diğer hükümler dört konu önce geçmiştir. باب: هل يأخذ اللقطة ولا يدعها تضيع، حتى لا يأخذها من لا يستحق. 10. YİTİK EŞYAYI BULAN KİŞİ, ZAYİ OLMASIN VE HAKKI OLMAYAN BİRİNİN ELİNE GEÇMESİN DİYE ONU YERİNDE BIRAKMAYIP ALIR"MI? حدثنا سليمان بن حرب: حدثنا شعبة، عن سلمة بن كهيل قال: سمعت سويد بن غفلة قال: كنت سلمان بن ربيعة وزيد بن صوحان في غزاة، فوجدت سوطا، فقال لي: ألقه، قلت: لا، ولكن إن وجدت صاحبه وإلا استمتعت به، فلما حججنا، فمررت بالمدينة، فسألت أبي بن كعب رضي الله عنه فقال: وجدت صرة على عهد النبي صلى الله عليه وسلم فيها مائة دينار، فأتيت النبي صلى الله عليه وسلم، فقال: (عرفها حولا).
فعرفتها حولا، ثم أتيت، فقال: (عرفها حولا). فعرفتها حولا، ثم أتيته فقال: (عرفها حولا). فعرفتها حولا، ثم أتيته الرابعة فقال: (اعرف عدتها، ووكاءها، ووعائها، فإن جاء صاحبها، وإلا فاستمتع بها). حدثنا عبدان قال: أخبرني أبي، عن شعبة، عن سلمة: بهذا، قال: فلقيته بعد بمكة، فقال: لا أدري أثلاثة أحوال، أو حولا واحدا. Hadiste geçen "yüz dinar" ifadesi yitik malın azı ile çoğunun ilan süresinin birbirinden farklı olduğu konusunda Ebu Hanife'nin delilidir. Buna göre çok olan mal bir yıl ilan edilir; az miktardaki mal ise birkaç gün ilan edilir.
Ebu Hanife'ye göre "az miktardaki mal", hırsızlık cezasını gerektirmeyen miktardaki maldır. Bu da değeri on dirhemden daha az olandır. İlan süresi konusundaki farklı yorumlara 1. konu'da; bulunan eşyanın miktarı ile ilgili farklı görüşlere de dört konu önce yer vermiştik. باب: من عرف اللقطة ولم يدفعها إلى السلطان. 11- BULUNTU EŞYAYI İLAN EDEN ANCAK YÖNETIME VERMEYEN KiŞi

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Buhârî. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin bu kitapta geçtiği hadis sayısıdır.