

"Adamın: Veyleke demesi ile ilgili gelen rivayetler." Bu lafzın açıklaması daha önce Hac bölümünde, o bölümün ilk hadisleri geçince yapılmış bulunmaktadır. "Veyı" kelimesinin aslının "vey" olduğu söylenmiştir. Bu kelime ah vah (üzüntü) kelimesidir. Araplar: Filan kişiye vayolsun, sözlerini çokça kullandıklarından bununla birlikte, sonuna bir de lam harfini eklediler ve bu harfi de o kelimedenmiş gibi değerlendirdiler.
el-Esmaı'den şöyle dediği nakledilmiştir: "Veyı" lafzı, muhatabın yaptığı işin çirkinliğini anlatmak için kullanılır. Rağıb da şöyle demektedir: Bazen hasret ve üzüntü anlamında kullanılır. "Veyh" kelimesi ise acı ma iflade eder. Beşinci (6163 nolu) hadis Ebu Said el-Hudri'nin rivayet ettiği Zülhuvaysıra hakkındaki hadistir. Orada belirtildiği üzere Zulhuvaysıra: "Ey Allah'ın Rasulü, adaletli ol, deyince Allah Rasulü ona: Veyl sana, ben ad aletli olmazsam kim adaletli olacak diye buyurdu." Hadisin bazı bölümlerine dair açıklamalar Meğazi bölümünün sonlarında, Nubuwetin alametleri bahsinde (3610.hadiste) geçmiş bulunmaktadır.
(6167 nolu hadiste geçen): "Benim yaşıtlarımdan olan" ifadesi yaşça benim gibi idi. "Kıyamet kopuncaya kadar" ifadesi ile ilgili olarak el-İsmailı, buradaki kıyamet (saat) lafzından kastın, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in huzurunda bulunanların saati (kıyameti) olduğunu, bununla da onların ölümlerinin kastedildiğini, ölümleri günü hakkında da kendilerini ahirette olup bitecek işler ile karşı karşıya bırakacağı için "saat" adını kullandığını, bunu da yüce pek çok ayet ve hadisin delalet ettiği üzere büyük kıyametin kopacağı zamana dair bilgiyi kendisine sakladığına dair buyrukları desteklediğini belirttikten sonra şunları söylemektedir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in: "Kıyamet kopuncaya kadar" buyruğu ile kıyametin kopacağı zamanı sınırlayıp belirlemek değil de yakınlığını mubalağa yoluyla ifade etmek olması ihtimali de vardır. Nitekim bir başka hadiste: "Ben ve (kıyamet) saattil bu ikisi gibi gönderildik"
diye buyurmuş olması da buna benzemektedir. Yoksa Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, sözü geçen çocuğun ihtiyarlık yaşına erişmesi esnasında kıyametin kopacağını kastetmiş değildir. (el-İsmaill devamla) dedi ki: Bu, Arapların oldukça yaygın bir kullanımıdır. İşin öneminin azameti ve önemsizliği ya da bir şeyin çok yakın yahut çok uzak olduğunu anlatmak için mubalağa maksadıyla kullanılır: Böylelikle sonuç olarak bundan: Kıyametin oldukça yakın bir zamanda kopacağı anlamı çıkar.
KİTABU’L-EDEB EK SAYFA – 2007-2 باب: علامة الحب في الله عز وجل .لقوله: {إن كنتم تحبون الله فاتبعوني يحببكم الله} /آل عمران:31/. 96. ALLAH TEALA'NIN: "EĞER ALLAH'I SEVİYORSANIZ BANA UYUN Kİ, ALLAH DA SİZİ SEVSİN."(Al-i İmran, 31) BUYRUĞU DOLAYISIYLA ALLAH İÇİN SEVMENİN ALAMETİ حدثنا بشر بن خالد: حدثنا محمد بن جعفر، عن شُعبة، عن سليمان، عن أبي وائل، عن عبد الله، عن النبي صلى الله عليه وسلم أنه قال: (المرء مع من أحب).
"Yüce Allah'ın: "Eğer Allah'ı seviyorsanız bana uyun ki Allah da sizi sevsin."(Al-i İmran, 31) buyruğu dolayısı ile Allah için sevmenin alameti." Buhari bu başlık altında "kişi sevdiği ile beraberdir" hadisini zikretmiştir. el-Kermanı dedi ki: Başlıktan kasıt, Allah'ın kulunu sevmesi de olabilir, kulun Allah'ı sevmesi de olabilir. Kulların herhangi bir riyakarlık şaibesi bulunmamak üzere Allah için birbirlerini sevmesi de olabilir. Ayet ilk iki husus için elverişlidir. Allah Rasulüne tabi olmak, birincisinin alametidir. Çünkü bu, Allah Rasulüne tabi olmanın bir sonucudur. İkincisinin de alametidir. Çünkü Allah'ı sevmek, ona uymaya sebeptir. --- Kirmani'den iktibas burada sona ermektedir. --- Ayetin iniş sebebi hakkında görüş ayrılığı vardır. İbn Ebi Hatim, el-Hasen el-Basri'den şöyle dediğini rivayet etmektedir: Bazı kimseler Allah'ı sevdiklerini iddia ediyorlardı. Şanı yüce Allah, onların söylediklerini doğrulayacak bir amel tespit etmek istediği için bu ayeti indirdi.
KİTABU’L-EDEB EK SAYFA – 2007-3 باب: قول الرجل للرجل: اخسأ. 97. BİR KİMSENİN BİR DİĞERİNE: "İHSE' DEFOL, GİT" DEMESİ حدثنا أبو الوليد: حدثنا سليم بن زرير: سمعت أبا رجاء: سمعت ابن عباس رضي الله عنهما: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم لابن صياد: (قد خبأت لك خبأ، فما هو). قال: الدخ، قال: (اخسأ). "Bir kimsenin bir diğerine: Defol, git, demesi." İbn Battal dedi ki: "İhsa': Defol, git" sözü, köpeği azarlamak ve uzaklaştırmak için söylenen bir sözdür. Bu sözün asıl anlamı budur. Araplar bunu yüce Allah'ın gazap ettiği ve söylememesi gereken bir sözü söyleyen yahut yapmaması gereken bir işi yapan herkes hakkında kullanmaya başladılar.
Bu rivayette geçen "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem onu itti" ifadesi hakkında el-Hattabi şunları söylemektedir: Burada bu lafız "radda" şeklinde noktalı dat ile gelmiştir. Ancak bu yanlıştır. Doğrusu ise bunun noktasız sad ile olmasıdır. Yani Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem elbisesinin kenarlarını birbirine yaklaştırarak onu yakaladı, demektir. İbn Battal da şöyle demiştir: Bunu noktalı (dat) ile rivayet edenin bu rivayeti: Onu itti ve düşüp kırıldı, anlamındadır.
KİTABU’L-EDEB EK SAYFA – 2007-4 باب: قول الرجل مرحباً. 98. ADAMıN: "MERHABA" DEMESİ وقالت عائشة: قال النبي صلى الله عليه وسلم لفاطمة عليها السلام: (مرحباً بابنتي). Aişe dedi ki: Nebi s.a.v. Fatıma'ya hitaben: Kızıma merhaba, dedi. وقالت أم هانئ: جئت النبي صلى الله عليه وسلم فقال: (مرحباً بأم هانئ). Ümmü Hani de: Ben Nebi s.a.v.'e geldim', o da: Ümmü Hani'ye merhaba, buyurdu dedi.
حدثنا عمران بن ميسرة: حدثنا عبد الوارث: حدثنا أبو التياح، عن أبي جمرة، عن ابن عباس رضي الله عنهما قال: لما قدم وفد عبد القيس على النبي صلى الله عليه وسلم قال: (مرحباً بالوفد، الذين جاؤوا غير خزايا ولا ندامى). فقالوا: يا رسول الله، إنا حي من ربيعة، وبيننا وبينك مضر، وإنا لا نصل إليك إلا في الشهر الحرام، فمرنا بأمر فصل ندخل به الجنة، وندعو به من وراءنا، فقال: (أربع وأربع: أقيموا الصلاة، وآتوا الزكاة، وصوموا رمضان، وأعطوا خمس ما غنمتم. ولا تشربوا في الدباء والحنتم والنقير والمزفت).
llKişinin merhaba demesi." çoğu rivayet bu şekilde olmakla birlikte elMüstemll rivayetinde "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in merhaba demesi" şeklindedir. el-Esmaı dedi ki: IIMerhaba" sözü sen bir rahab (genişlik) ve bolluk ile karşılaştın, demektir. el-ferra dedi ki: "Merhaba" lafzı nasb ile, mastar olarak gelir. Bunda genişlik ve bolluk ile dua anlamı bulunmaktadır.
Daha sonra Buhari, İbn Abbas'ın, Abdulkays heyeti ile ilgili hadisini zikretmektedir. Bu hadiste Nebi s.a.v.'in: "Gelen heyete merhaba" hitabı da yer almaktadır. Hadise dair yeterli açıklamalar daha önceden İman bölümünde (53 nolu hadiste) ve Eşribe (içecekler) bölümünde geçmiş bulunmaktadır. İbn Ebi Asım bu başlıkta Bureyde'nin rivayet ettiği şu hadisi de zikretmektedir: "Ali Fatıma'ya evlenmek için talip olunca, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona: Merhaban ve ehlen diye hitap etti." Bu hadis Nesai'de yer almakta olup Hakim bunun sahih olduğunu belirtmiştir. Yine Hakim, AIi'den: "Ammar İbn Yasir, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in huzuruna girmek üzere izin istedi. Allah Rasulü de: Tayyib ve mutayyeb olana merhaba dedi." Hadis Tirmizi'de, İbn Mace'de, Buhari'nin el-Edebu'l-Müfred adlı eserinde yer almakta olup İbn Hibban ve Hakim de sahih olduğunu söylemişlerdir.

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Buhârî. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin bu kitapta geçtiği hadis sayısıdır.