İbrâhîm b. Tahmân

Ebû Saîd · 7. tabaka

İbrâhîm b. Tahmân b. Şu'be

Vefath. 158 · Mekke
KünyeEbû Saîd
Nisbeel-Horasânî, el-Herevî
Yaşadığı yerlerNîşâbur, Herat Horasan, Mekke
Tabaka7. tabaka

Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.

Zincirde geçtiği hadisler

Enes İbn Mâlik (r.a.)'den şöyle nakledilmiştir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e Bahreyn'den mal geldi. 'Bunu mescide yığın!' buyurdu. Bu, şimdiye kadar Allah Resûlü'ne gelen en fazla mal idi. Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem namaz için evinden çıktı, bu sırada gelen mal'a hiç bakmadı. Namaz'ı bitirdikten sonra mal'ın yanına geldi. Kimi gördüyse ona biraz verdi. Bu esnada amcası Abbâs çıkageldi ve: 'Ey Allah'ın elçisi bana da ver. Zira (Bedir'de) hem kendim hem de Akîl için fidye verdim' dedi. Allah Resulü: 'Al' dedi. Bunun üzerine Abbâs, yere serdiği beze doldurmaya başladı. Sonra bezi kaldırmayı denedi, ama başaramadı. 'Ey Allah'ın elçisi birine emret de, sırtıma kaldırsın' dedi. Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: 'Hayır, olmaz' buyurdu. Bu defa 'Bari sen sırtıma kaldır' dedi. Allah Resulü yine: 'Hayır, olmaz' dedi. Sonra Abbâs, aldıklarının bir kısmını dağıttı. Tekrar kaldırmayı denedi. Ama başaramadı. Yine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e: 'Ey Allah'ın elçisi! Birine emret de sırtıma kaldırsın' dedi. Rasûlullah: Hayır, olmaz' dedi. Abbâs: 'O zaman sen kaldır' dedi. Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem yine: 'Hayır, olmaz' dedi. Bunun üzerine Abbâs aldıklarının bir kısmını geri koydu. Sonra yükünü alıp omzuna koydu ve gitti. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem onun hırsına hayret ettiği İçin gözümüzden kaybolana kadar arkasından baka kaldı. Son dirhem dağıtılana kadar da, meclisi terk etmedi. Tekrar: 3049, 3165
Rivayet zinciri: Buhârî ← İbrâhîm b. Tahmân ← Abdülazîz b. Suheyb ← Enes b. Mâlik
İbn Abbâs (Radiyallahu anh)'dan nakledilmiştir: "Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in mescidinden sonra Cum'a namazı ilk olarak Bahreyn'in Cuvâsâ köyündeki Abdü'l-kays mescidinde kılınmıştır. Tekrar: 4371.
Abdullah İbn Abbas'ın şöyle dediği nakledilmiştir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem yolculuk sırasında öğle ve ikindi namazlarını ayrıca akşam ve yatsı namazlarını cem' ederek birlikte kılardı."
İmran İbn Husayn anlatıyor: "Basur (hemeroid) olmuştum. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e namazı nasıl kılacağımı sorduğumda bana şöyle cevap vermişti: "Ayakta kıl. Ayakta kılamayacak kadar kötü durumdaysan oturarak kıl. Oturmaya da gücün yetmiyorsa yanın üzerine uzanarak kıl."
Ebu Hureyre r.a. şöyle anlatır: Olgunlaşan hurmalar toplandığı sırada Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e (zekat) hurmaları getirilirdi. Öyle ki yanında büyük bir yığın meydana gelirdi. Bir defasında Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'im torunları Hasan ve Hüseyin r.a. bu hurmalarla oynamaya başlamıştı. İçlerinden biri bu hurmadan alıp ağzına koyunca Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona baktı ve Hemen bunu çocuğun ağzından çıkardı. Sonra Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, ona: "Muhammed ailesinin sadaka malından yemediğini sen bilmiyor musun?" buyurmuştur. Tekrar: 1491 ve 3072 nolu hadisler. Fethu'l-Bari Açıklması: Konu iki başlığı ele almaktadır. Birincisi, 'devşirilip toplandığı gün de hakkını (zekat ve sadakasını) verin [En'am 141] ayeti ile ilgilidir. Ayette geçen "hak" ifadesi ile neyin kastedildiği konusunda ihtilaf edilmiştir: İbn Abbas, "Farz olan haktır" demiştir. Buradaki hadis ise ayetteki "hak"kın, zekat olmadığı izlenimini vermektedir. Beikide burada kastedilen, Ahmed ve Ebû Davud'un Cabir'den naklettiği şu hadistir: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem), her hurma ağacından, on vesk gelecek kadar bir dalın, miskinlerin yemesi için mescide asılmasını emretmiştir." KİTABU’Z-ZEKAT EK SAYFA – 739-2
Ebu Saîd el-Hudrî, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu nakletmiştir: "Ye'cuc ve Me'cuc'un ortaya çıkmasından sonra da Kabe'de mutlaka hem hac hem de umre yapılmaya devam edecektir." Şu'be, "Kabe hac edilemez duruma gelmedikçe kıyamet kopmayacaktır" demiştir.
Ebu Hureyre r.a.'den rivayet edilmiştir: Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e bir yiyecek getirildiğinde bunun hediye mi, yoksa sadaka mı olduğunu sorardı. Sadaka olduğu söylenirse ashabına "yiyin" derdi, ama kendisi yemezdi. Hediye olduğu söylenirse eliyle yemeğe buyur eder ve kendisi de onlarla birlikte yerdi.
Enes İbn Malik r.a. şöyle demiştir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e Bahreyn'den mal getirilmişti. Bunun üzerine Abbas Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gelerek: "Ey Allah'ın Resulü, bana bu mallardan biraz ver! Çünkü ben Bedir savaşı sonrasında hem kendimi hem de Akil İbn Ebi Talib'i fidye vererek esaretten kurtarmıştım" dedi. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "İşte al!" deyip onun eteğini malla doldurdu."
Rivayet zinciri: Buhârî ← İbrâhîm b. Tahmân ← Abdülazîz b. Suheyb ← Enes b. Mâlik
Bera b. A'zib dedi ki: "Kurayza günü Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Hassan b. Sabit'e: Müşrikleri hicvet, şüphesiz Cibril seninle beraberdir, diye buyurdu."
İbn Abbas r.a. dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in mescidinde kılınan Cuma namazından sonra bir araya gelinerek kılınan ilk Cuma, Cuvasa denilen yerde -ki bu Bahreyn'de bir kasabadır- Abdu'l-Kayslıların mescidinde kılınmıştır."
Hasan'dan şöyle nakledilmiştir: "Kocası, Ma'kıl İbn Yesar'ın kızkardeşini boşamıştı. İddeti doluncaya kadar da ona dönmemişti. Sonra tekrar ona talip olmuştu. Ma'kil onun eski kocası ile evlenmesine karşı çıktı. Bunun üzerine "Onlann (eski) kocalanyla eulenmelerine engelolmayın!" ayeti indi. Hadisin geçtiği diğer yerler: 5130, 5330, 5331.
Rivayet zinciri (1. tarîk): Buhârî ← Ubeydullah b. Saîd ← Ebû Âmir el-Akadî ← Abbâd b. Râşid ← Ebû Saîd ← Ma'kıl b. Yesâr ← uht
Ebu Hureyre'den, Hz. Nebi'in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: Kuşkusuz İbrahim aleyhisseldm kıyamet günü babasını, üzerinde toz ve siyahlığın bulunduğu bir halde görecek. Toz, siyahlıktan ibarettir.
Rivayet zinciri: Buhârî ← İbrâhîm b. Tahmân ← İbn Ebî Zi'b ← Saîd el-Makbürî ← babası ← Ebû Hureyre
Hasan(-ı Basrl)ldan, dedi ki: "Nikahlanmalarına engel olmayınız."(Bakara, 232) buyruğu hakkında bana Ma'kil İbn Yesar'ın tahdis ettiğine göre, bu buyruk, kendisi hakkında nazil olmuştur. Dedi ki: Bir kız kardeşimi bir adam ile evlendirmiştim. Onu boşadı. Nihayet iddeti bitince tekrar gelip ona talip oldu. Ben de ona: Seni evlendirdim, sana kızkardeşimi verdim. Sana ikramda bulundum, sen de onu boşadın. Şimdi de gelip ona talip oluyorsun. Hayır, Allah'a yemin ederim ki ebediyyen sana geri dönmeyecektir, dedim. Adam kötü tarafı olmayan birisi idi. Kadın da ona dönmek istiyordu. Bunun üzerine yüce Allah: "Nikahlanmalarına engel almayınız" buyruğunu indirdi. Bu sefer ben: Şimdi emredileni yapacağım, ey Allah'ın Rasulü dedim." (Ravi) dedi ki: Kızkardeşini onunla evlendirdi.
İbn Abbas'tan, dedi ki: "Rasuluilah Sallallahu Aleyhi ve Sellem devesi üzerinde tavaf etti. Hacer rüknüne gelince, ona işaret buyurdu ve tekbir getirdi." Zeyneb dedi ki: "Nebi sallallfıhu a1eyhi ve sellem: "Ye'cuc ile Me'cuc seddinden bunun gibi (bir gedik) açıldı" diye buyurdu ve (parmaklarını) doksan gibi birbirine yakIaştırdı."
Enes b. Malik'ten, dedi ki: "Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: (Mirac gecesi) bana Sidre gösterildi. Dört nehir ile karşılaştım. İkisi açıktan akıyordu, ikisi de gizliden akıyordu. Açıktan akan iki nehir Nil ile Fırat'tır. Gizliden akan iki nehir ise cennetteki iki nehirdir. Bana üç kase getirildi. Bir kasenin içinde süt, bir kasenin içinde bal, bir kasenin içinde de şarap vardı. Ben içinde süt bulunan kaseyi alıp içtim. Bana: Sen de, ümmetin de fıtratı isabet ettin, denildi."
Ebu Hureyre'den dedi ki: "Rasuluilah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Küçük büyüğe, yürüyen oturaI)a, az sayıdaki kimse de çok sayıdaki kimselere selam verir."
Bana Ahmed b. Yûsuf El-Ezdi rivayet etti. (Dediki) : Bize Ömer b. Abdillâh b. Rezin rivayet etti. (Dediki): Bize İbrahim (yâni İbni Tahmân) Haccâc 'dan —ki İbni Haccâc'dır— o da Katâde'den, o da Ebu Eyyûb'dan, o da Abdullah b. Amr b. Âs'dan naklen rirâyet etti ki Abdullah şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e namaz vakitleri sorulduda, şöyle buyurdular: «Sabah namazının vakti güneşin ilk ışığı doğmazdan önceki zamandır. Öğle namazının vakti güneş semânın ortasından meyil, ettiği zamandır. (Ve) ikindinin vakti girinceye kadar devam eder. İkindi namazının vakti güneş sararıncaya ve ilk ışığı düşünceye kadardır. Akşam, namazının vakti, güneş battıktan, şafak kayboluncaya kadardır. Yatsı namazının vakti gecenin yarısına kadardır.»
Bize Îshâk b. îbrâhîm ile Hârûn b. Abdillâh hep birden Vehb b. Cerir'den, o da Şu'be'den, o da İsmail b. Ebî Hâlid'den naklen rivayet ettiler. H. Bana Ebû Gassân Muhammedü'bnü Amr Er Râzî de rivayet etti. (dediki): Bize Yahya b. Dureys rivayet etti. (dediki): Bize İbrahim b. Tahmân, Ebû Hasîn'den rivayet etti. İsmâil ile Ebû Hasîn'in ikisi birden Şa'bî'den, o da İbni Abbâs'dan, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen kabir üzerine cenaze namazı kılması hususunda Şeybânî'nin hadisi gibi rivayette bulunmuşlardır. Hiç birinin hadîsinde «Ve dört tekbîr aldı...» İfadesi yoktur.
Rivayet zinciri (2. tarîk): Müslim ← Amr b. Ubeyd ← Yahyâ b. ed-Dureys ← İbrâhîm b. Tahmân ← Ebû Hasîn ← Âmir eş-Şa'bî ← İbn Abbâs
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki) Bize Muhammed b. Sabık rivayet etti. (Dediki) Bize İbrahim b. Tahman Ebu'z-Zubeyr'den o da İbn-i Ka'b b. Malik'den o da babasından naklen rivayet etti ki, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) babasını Evs b. Hadesan ile birlikte teşrik günlerinde (halk arasına) göndermiş, o da: — «Cennete mü'minden başka kimse girmeyecektir. Mina günleri yeyip içme günleridir.» diye nida etmiş.
Bize, bu hadisi Abd b. Humeyd dahî rivayet etti. (Dediki) Bize Ebû Amir, Abdülmelik b. Amr rivayet etti. (Dediki) Bize İbrâhim b. Tahman bu isnâdla rivayette bulundu. Yalnız o : «İkisi de nida ettiler;» demiştir.
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Yahya b. Ebî Bükeyr İbrahim b. Tahman'dan rivayet etti. (Demişki): Bana Simâk b. Harb Câbir b. Semûra'dan rivayet etti. Câbir şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Ben Mekke'de bir taş bilirim. Nebi olarak gönderilmezden önce bana selâm veriyordu. Ben onu şimdi (de) pek âlâ biliyorum.» buyurdular.