Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.
Meymune'nin rivayet ettiğine göre, Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e katı yağ içine düşen fare hakkında soruldu, O şöyle buyurdu: "Fareyi ve etrafındaki yağı alarak atın." Önemli Bilgi Âlimlerin çoğunluğu, katı yağ ile sıvı yağın birbirinden ayrıldığını gösteren Ma'mer rivayetini esas almışlardır. İbn Abdiiber, katı yağa ölü hayvan düştüğünde, hayvanın başka herhangi bir parçasının yağın diğer bölümlerine bulaşmadığı kesin olarak bilindiğinde bu hayvanın ve etrafındaki yağın atılmasının yeterli olacağı konusunda âlimler arasında ittifak bulunduğunu nakletmiştir. Sıvı yağ konusunda ise ihtilaf edilmiştir. Çoğunluk necasetin yağa temas etmesiyle yağın tümünün necis olacağını kabul etmiştir. İçlerinde Zührî ve Evzâî'nin bulunduğu bir grup âlim ise buna muhalif görüş belirtmişlerdir. Bunun izahı Kesilecek Hayvanlar bölümünde gelecektir. Yine orada necis olan veya sonradan necis hale gelen yağdan yararlanma konusu da ele alınacaktır. İbnü'l-Münzir şöyle demiştir: Yağ ile ilgili hadisin, konu başında verilen sahabe ve tabiin görüşleri İle ilgisi şudur: Buhârî, bir şeyin necis hale gelmesinde o şeyin niteliklerinin değişmesinin dikkate alınacağını kabul etmiştir. Ölen hayvanın tüyü, hayvanın ölümle değişmesi durumunda değişmemektedir, kemiği de böyledir. Ölü hayvanın düştüğü yerden uzaktaki katı yağın niteliği değişmediğinde de hüküm böyledir. Bundan şu sonuç çıkar: Suya necaset karışsa, bu necaset suyun niteliğini değiştirmediğinde su necis olmaz.
Nebi s.a.v.'in eşi Aişe (r.anha)'den şöyle nakledilmiştir: "Ümmü Habibe yedi yıl özür kanı gördü. Bunun hükmünü Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e sordu. Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) de, ona gusül abdesti almasını emretti ve 'Bu, damardan gelen bir kandır' dedi. Ümmü Habibe, her namaz için, gusül abdesti alırdı."
İbn Ömer r.a., "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Mekke'ye seniyyetu'l-ulya adlı yukarı bölgeden girer, seniyyetü's-sufla adlı aşağı bölgeden de çıkardı" demiştir. Tekrar; 1576
Ebu Hureyre r.a. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu nakletmiştir: "Kim Allah yolunda bir çift mal infak ederse cennetin kapılarından şöyle seslenilir: Ey Allah'ın kulu, senin bu yaptığın gerçekten bir hayırdır. Namaza devam edenler (namaz ehli) namaz kapısından çağırılırlar, cihad edenler (cihad ehli) cihad kapısından çağırılırlar, oruçlarını aksatmayanlar (oruç ehli) Reyyan kapısından davet edilirler, sadaka verenler (sadaka ehli) sadaka kapısından ağırlanırlar." Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem böyle buyurduktan sonra Ebu Bekir (r.a.): "Anam babam sana feda olsun ey Allah'ın Resulü! Bu kapılardan çağırılan kimselere hiçbir sıkıntı olmayacağı belli. Peki bahsettiğiniz kapıların hepsinden çağırılan biri olacak mı?" diye sordu. Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: ''Evet, umarım sen onlardan biri olursun!" Tekrar: 3216, 3666, 7841 Diğer tahric edenler: Tirmizi, Menakıb; Müslim, Zekat
Ebu Hureyre r.a.'den rivayet edilmiştir: Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e bir yiyecek getirildiğinde bunun hediye mi, yoksa sadaka mı olduğunu sorardı. Sadaka olduğu söylenirse ashabına "yiyin" derdi, ama kendisi yemezdi. Hediye olduğu söylenirse eliyle yemeğe buyur eder ve kendisi de onlarla birlikte yerdi.
Ubey İbn Abbas İbn Sehl'in babası yoluyla naklettiğine göre dedesi Sehl İbn Sa'd es-Saidi şöyle demiştir: "Bizim bahçemizde Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in bir at'ı vardı. Bu at'a el-Luhayf derlerdi."
Muhammed b. Cubeyr b. Mut'im, dedi ki: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Benim beş ismim vardır: Ben Muhammed'im, ben Ahmed'im, ben Allah'ın benim vasıtamla küfrü mahvettiği el-Mahf (mahvedici)yim ve ben insanların kademim üzerine haşrolacakları el-Haşir'im ve ben el-Akib'im. " Tekrar: 4896
Rivayete göre İbn Abbas bir gece Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in eşi olan teyzesi MeymOne validemizin yanında kalmıştı. Olayın bundan sonrasını kendisi şöyle anlatıyor: Ben yastığa paralel uyudum. Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem ve eşi ise normal şekilde yastığa başlarını koyup uyudular. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem gece yarısına kadar veya biraz öncesine, ya da biraz sonrasına kadar uyudu. Sonra uyanıp uykusunu dağıtmak için elleriyle yüzünü ovuşturdu. Ardından AI-i İmran suresinin son on ayetini okudu. Akabinde duvarda asılı olan su kabını indirdi. Sonra ondaki su ile güzelce abdest aldı. Ardından namaz kılmak için kalktı. Ben de onun yaptığı gibi yapıp gidip yanı başına durdum. Bunun üzerine Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem sağ elini başıma koydu ve aynı eliyle kulakla{!mı hafifçe okşadı. Sonra toplam on iki reka,t namazı ikişer rekat halinde klldı.[AI-i İmran 192] Peşinden bir rekat daha kılıp uzandı. Müezziı: onun yanına gelinceye kadar bu halde kaldı. Sonra kalkıp kısa olarak iki rekat namaz kılıp sabah namazını kıldırmak için camiye geçti.
İbn Ömer'den Hz. Nebi'in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: Gaybın anahtarları beştir. Onları Allah'tan başkası bilemez. Yarın ne olacağını ancak Allah bilir. Rahimlerin neyi eksilteceğini yalnız Allah bilir. Yağmurun ne zaman yağacağını Allah'tan başkası bilemez. Hiçbir insan nerede öleceğini bilemez. Kıyametin ne zaman kopacağını sadece Allah bilir.
Abdullah İbn Amr'dan rivayet edildiğine göre, Nebi Sallallahu Alyhi ve Sellem Hicr halkı hakkında şöyle buyurmuştur: "Bu halk'ın yaşadığı bölgelere sadece ağlayarak girin. Eğer ağlayamazsanız, onlann başına gelen musibetlerin sizin de başınıza gelmemesi için o kimselerin yurduna girmeyin!"
Abduııah İbn Ömer r.a. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in "Öyle bir gün ki, insanlar o günde alemlerin Rabbinin huzurunda divan duracaklardır," ayeti hakkında şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "O gün insanların her biri iki kulağının yarısına kadar kendi terinde kaybolacaktır. " Tekrar: 6531. Diğer tahric edenler: Tirmizî, Tefsir-ül Kur’ân; Müslim, Cennet
Cabir b. Abdullah es-Selemi r.a. şöyle demiştir: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem sahabilerine işlerin hepsinde Kur'an'dan bir sure öğretir gibi istihare duasını öğretir, şöyle buyururdu: "Herhangi biriniz bir işi yapmaya niyet ettiği zaman farz olmaksızın iki rekat namaz kılsın. Sonra şu duayı okusun: 'Allahumme inni estehiruke bi ilmike ve estekdiruke bi kudretike ve es'eluke min fadlike, fe inneke takdiru vela akdiru ve ta'!emu ve la a'lemu. Ve ente allamu'l-ğuyub. Allahumme fe in kunte ta'lemu haze'l-emre hayren Ii fi acili emri ve ecilihi -veya deki- fl dini ve meaşi ve akibeti emri fakduruhu li ve yessirhu li. Sümme barik Ii flh. Allahumme ve in kunte ta'lemu ennehu şerrun Ii fi dini ve meaşi ve akibeti emrı -veya deki- fi acili emri ve ecilihi fasrifni anhu vakdir li el-hayra haysu kane sümme raddını bihi Duanın meali: 'Allah'ım! Bildiğin için ben senden hayırlısını isterim ve gücün yettiğinden dolayı beni kudretlendirmeni isterim. Bunu senin fadlından istiyorum. Çünkü sen takdir edersin, ben takdir edemem. Sen bilirsin, ben bilemem. Şüphesiz sen allamu'l-guyCıbsun. Allah'ım! Şu işim -dua eden tam buraya geldiğinde işinin ne olduğunu açıkça söyler- benim için dünya ve ahiret işimde -yahut- dinim, yaşayışım ve işimin akıbeti hakkında hayırlı olduğunu bilmekte isen onu benim için takdir et ve bana kolaylaştır. Sonra bu işte bana bereket ihsan eyle! Allah'ım! Bu işin benim için dinim, yaşayışım ve işimin akıbeti hususunda -yahut şöyle derdünya işimde ve ahiret işimde bir kötülük olduğunu bilmekte isen beni ondan çevir ve bana her neredeyse hayrı takdir et. Sonra beni o hayırda razı kıl!"
Bana İshâk b. Musa el-Ensârîde rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ma'n rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Malik b. Enes, Amr b. Yahya'dan bu isnadla rivayet etti. Ve şunu ilave etti: Üçer defa mazmaza ve istinsar yaptı ancak: "Tek bir avuçla" demedi, ellerini öne ve arkaya doğru götürüp getirdi, sözünder; sonra da şu fazlalığı zikretti: Başının önünden başladı sonra ellerini kafasına doğru götürdü sonra onları başladığı yere dönünceye kadar geri getirdi, ayaklarını da yıkadı.
Bize Kuteybetü'bnü Said rivayet etti (Dediki): Bize Abdülaziz yanî Deraverdi rivayet etti H. Bana İshak b. Musa el-Ensari de rivayet etti. (Dediki) : Bize Ma'n rivayet etti. (Dediki) ; Bize Malik rivayet etti. Bunlar hep birden Ala' b. Abdirrahman'dan, o da babasından, o da Ebu Hureyre'den naklen rivayet etmişler ki Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) kabristana çıktı. "Ey müminler topluluğunun yurdu, es-selamu aleykum inşallah biz de size katı/acağız" buyurdu ve (bir önceki) İsmail b. Cafer'in hadisi ile aynen rivayet etti. Ancak Malik'in (bu) rivayetinde: ':Andolsun birtakım kimseler benim havuzumdcin uzaklaştınlacaklardır" denilmektedir.
Bana İshak b. Musa el-Ensari tahdis etti. Bize Ma'n tahdis etti, bize Malik tahdis etti. (H) Bize Muhammed b. el-Müsenna da tahdis etti. Bize Muhammed b. Cafer tahdis etti. Bize Şu'be tahdis etti. Hepsi birlikte Ala b. Abdurrahman'dan bu isnad ile rivayet ettiler ama Şu'be'nin hadisi rivayetinde ribattan söz edilmemektedir. Hadisin Malik tarafından rivayetinde ise bu iki defa sözkonusu edilerek: "İşte ribat budur, işte ribat budur" demiştir.
Bize ibn-i Ebî Ömer rivayet etti. (Dediki): Bize Ma'n b. îsâ, Mâlik b. Enes'den, o da Zührî'den, o da Enes'den naklen rivayet etmiş ki: — Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir ata binmiş ve ondan düşerek sağ tarafı zedelenmiş. Râvî bunu da yukarkilerin hadîsleri gibi rivayet etmiş. Bu hadîste dahi: « İmam ayakta kıldığı vakit sizde ayakta kılın.» cümlesi vardır.
Bana İshâk b. Mûsâ El-Ensârî rivayet etti. (Dediki) : Bize Ma'n rivayet etti. (Dediki) : Bize Mâlik, Esved b. Süfyân'ın âzâdlısı Abdullah b. Yezîd'den, o da Ebu Selemete'bnü Abdirrahmân ile Muhammed b. Abdirrahmân b. Sevbân'dan, onlar da Ebu Hureyre'den naklen rivayet ettiki, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Sıcak olduğu vakit namazı serinliğe bırakın. Çünkü sıcağın şiddeti, cehennemin kükremesindendir.» buyurmuş ve şunu da zikretraişdir: «Cehennem Rabbine şikâyet etti de, Rabbi ona her sene iki nefes için izin verdi. Bir nefes kışın, bir nefes de yazın!»
Bize Nasr b. Aliy El-Cehdamî ile İshâk b. Mûse'I - Ensârî rivayet ettiler. Dedilerki: Bize Ma'n, Mâlik'den, o da Yahya b. Saîd'den, o da Amre'den, o da Aişe'den naklen rivayet etti. Aişe şöyle demiş: «Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sabah namazını kılardı da kadınlar Çarşaflarına sarınarak dağılırlar; alaca karanlıkdan dolayı tanınmazlardı.» Ensârî kendi rivayetinde müteleffifât» tâbirini kullandı. İzah Bu hadîsi Buhari «Namaz» bahsinin bir iki yerinde; Ebu Dâvûd, Tirmizî, Nesâî ve İbni Mâce dahî «Namaz» bahsinde tahrîc etmişlerdir. Müteleffiât; tâbiri «Mü teleffif ât» şeklinde de rivayet edilmişdir. Ekseri rivayetler müteleffiât kelimesi ile vârid olmuşlardır. Her iki kelimenin mânâları «Bürünerek» demekse de aralarında fark vardır. Esmaî'nin beyânına göre, müteleffiât: Hiç bir tarafı görünmemek şartı ile âdeta çul ile sarınır gibi sarınanlardır. Bâzılarına göre kadınların bu şekilde sarındıkları örtüye «Lifâ» derler. El-Muvatta» şerhinde şöyle denilmişdir: «Teleffu': Elbiseyi başın üzerine koyarak; onunla sarınmakdır. iltifâ'; ancak başı Örtmekle olur. (İltifâ', istimal gibidir, yânî gelişi güzel sannmakdan ibarettir.) deyenler hatâ etmişdir. Teleffüf ise başını örtmekle olduğu gibi açmakla da tehakkuk eder.» Mirt: Kazzâz'in beyânına göre çarşaf demekdir. Bâzıları mırt'ın ipek, yün veya ketenden yapma bir örtü olduğunu söylerler. Bir takımları, bunun yeşil elbise demek olduğunu; diğerleri de siyah kıl'dan yapma elbise olduğunu söylemişlerdir. Mırt'ın çizgili elbiseler demek olduğunu söyleyenler hattâ gömleğe mırt denildiğini ileri sürenler de olmuştur. Bunu kadınların giymediği söylenirse de «El-Muvatta» şârihi Abdülmelik: «Mırt ince yünden yapılmış dört köşeli hafif elbisedir. O zamanın kadınları bununla örtünürlerdi.» demişdir. Kadınların tanınmaması yâ karanlık devam ettiği için yahut sımsıkı sarınıp büründüklerindendir. Aynî bu cümleyi îzâh ederken: «En iyisi onların kadın mı, erkek mi olduklarını kimse tanımaz. Görenlerin gözüne yalnız bir karaltı görünürdü; demekdir,» şeklinde mutâlea beyân etmişdir.
Bana Züheyr b. Harb rivayet etti. (Dediki): Bize İsmail yani İbni Uleyye, Eyyûb'dan rivayet etti. H. Bize İbni Ebî Ömer de rivayet etti. (Dediki): Bize Ma'n, Mâlik'ten rivayet etti. H. Bize İbni Râfi' dahî rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Ebî Füdeyk rivayet etti. (Dediki): Bize Dahhâk haber verdi. Bu râvilerin hepsi Nâfi'den, o da İbni Ömer'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den (yukarıki) hadîsin mislini rivayet etmişlerdir. Yalnız Eyyûb hadîsi müstesna! Çünkü onda tekbîr iki defadır.
Bana Muhammed b. Ahmed b. Ebî Halef de rivayet etti. (Dediki): Bize Ma'n b. isa rivayet etti. (Dediki): Bana Muâviye, Abdurrahman. b. Cübeyr b. Nüfeyr'den o da babasından, o da Ebû Sa'lebe'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den üç günden sonra avına yetişen hakkında: «Öyle ise kokmadikça onu ye!» buyurmuşlar.
Bana Harun b. Abdillah da rivayet etti. (Dediki): Bize Muhammed b. Bekr rivayet etti. (Dediki): Bize tbni Cüreyc haber verdi. (Dediki): Bana Nafi' haber verdi. (Dediki): ibni Ömer şunu söyledi... H. Bize ibni Ebi Ömer dahî rivayet etti. (Dediki): Bize babamla Ma'n b. isa, Malik b. Enes'den. o da Nafi'den o da ibni Ömer'den naklen rivayet ettiler. (Şöyle demiş): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Hayber (harbi) günü ehli eşekleri ('in yenmesini) yasak etti. insanlar onlara muhtaç olmuşlardı.
Bana Züheyr b. Harb rivayet etti. (Dediki): Bize Ma'n b. îsa rivayet etti. (Dediki): Bize Muâviye b. Sâlih Ebû'z-Zahiriyye'den, o da Cübeyr b. Nüfeyr'den, o da Sevban'dan naklen rivayet etti. Sevbân şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), Kurbanını kesti. Sonra: «Yâ Sevban! Bunun etini ıslâh et!» buyurdu. Artık Medine'ye gelinceye kadar kendisine ondan yedirmeye devam ettim.
Bize Salih b. Mismar Es-Sülemî de rivayet etti. (Dediki): Bize Ma'n rivayet etti. (Dediki): Bize Abdü'l-Aziz b. Muttalib, Musa b. Ukbe'den bu isnadla bu hadîsin mislini rivayet etti.
Bize bu hadîsi Harun b. Abdillah ile Abdullah b. Cafer Mân b. İsa'dan, o da Mâlik'den, o da Nâfî'den, o da İbni Ömer'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Seliem)'den naklen bu mânâda rivayette bulundu.
Bana İshâk b. Mûsâ EI-Ensârî de rivayet etti. (Dediki): Bize Ma'n rivayet etti. (Dediki): Bize Mâlik rivayet etti. H. Bana Ebu't-Tâhir de rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Vebb Mâlik b. Enes'den, o da İshâk b. AbdiIIah b. Ebî Talhâ'dan, o da Enes b. Mâlik'den naklen haber verdiki: ŞÖyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i gördüm. İkindi namazının vakti gelmişti. Cemâat abdest suyu arıyor, fakat bulamıyorlardı. Derken Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e abdest suyu getirdiler ve Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hu kabın içine elini koydu. Cemaata da ondan abdest almalarını emir buyurdu. Enes demişki: Suyu gördüm parmaklarının altından kaynıyordu. Cemâat, abdest aldılar. Hattâ son neferine kadar abdest aldılar.
Bize Abdullah b. Ca'fer b. Yahya b. Hâlid rivayet etti. (Dediki): Bize Ma'n rivayet etti. (Dediki): Bize Mâlik, Ebû'n-Nadr'dan, o da Ubeyd b. Huneyn'den, o da Ebû Said'den naklen rivayet etti ki, Resûlullah (Sallallahu Aleyhı ve Sellem) minberin üzerine oturarak şöyle buyurmuş : «Bir kul ki, Allah kendisini dünya nimetlerini vermekle kendi nezdindekiler arasında muhayyer bırakmış, o da onun nezdindekileri seçmiştir.» Bunun' üzerine Ebû Bekr ağlamış ve ağlamış. Sonra şunu söylemiş ; — Sana babalarımızı, annelerimizi feda ettik. Ebû Said demiş ki, muhayyer bırakılan Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) idi. Ebû Bekr de onu en iyi bilenimiz idi. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdular: «Şüphesiz ki, bana malı ve sohbeti hususunda insanların en cömerdi Ebû Bekr'dir. Ben dost ittihaz edecek olsaydım mutlaka Ebû Bekr'i dost ittihaz ederdim. Lâkin din kardeşliği (efdaldir). Mescidde Ebû Bekr'in kapısından başka hiç bir kapı bırakılmıyacaktır.»
Bana Abdullah b. Ca'fer b. Yahya b. Hâlid rivayet etti. (Dediki): Bize Ma'n haber verdi. (Dediki): Bize Mâlik haber verdi. H. Abd b. Humeyd de rivayet etti. (Dediki): Bize Abdürrezzâk haber verdi. (Dediki): Bize Ma'mer haber verdi. ---Her ıkİ râvi Zühri'den, o da A'rac'dan, o da Ebû Hureyre'den naklen bu isnadla rivayet etmişlerdir. Yalnız Mâlik'in hadisi Ebû Hureyre'nin sözü b itiıJci sona ermiştir. Hadisinde Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den rivayet edilen «Kim elbisesini yayacak? ilâh...» kısmını anmamıştır.
{m-133} Bana Harun b. Abdullah ile Abdullah b. Ca'fer b. Yahya b. Hâlid hep birden Ma'n b. İsa'dan, o da Mâlik b. Enes'den, o da Nâfi'den, o da îbni Ömer'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen Cüveyriye'nin hadîsi mânâsında rivayette bulundular
Bize Kuteybe b. Saîd rivayet etti. (Dediki): Bize Ya'kub (yâni; İbni Abdirrahman El-Kaârî) Ebû Hâzim'den, o da Sehl b. Sa'd'dan naklen rivayet etti ki, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Hiç şüphe yok ki, cennetlikler cennette köşkleri sizin semâda yıldızı gördüğünüz gîbi göreceklerdir.» buyurmuşlar
Bize Mııhaınmed b. İshak El-Müseyyebî rivayet etti. (Dediki): Bize Enes (yâni; İbni İyâd) rivayet etti. H. Bana Süveyd b. Saîd de rivayet etti. (Dediki): Bize Hafs b. Meysera rivayet etti. Her iki râvî Musa b. Ukhe'den rivayet etmişlerdir. Bize Ebû Bckr b. Ebî Şeyhe de rivayet etti, (Dediki): Bize Ebû Hâlid El-Ahmer ile İsa b. Yûnus, İbni Avn'den rivayet ettiler. H. Bana Abdullah b. Ca'fer b. Yahya dahi rivayet etti. (Dediki): Bize Ma'n rivayet etti. (Dediki): Bize Mâlik rivayet etti. H. Bana Ebû Nasr Et-Temmûr da rivayet etti. (Dediki): Bize Hammad h. Seleme, Eyyub'dan rivayet etti. H. Bize Hulvânî ile Abd b. Humeyd dahi Ya'kub h. İbrahim h. Sa'd'dan rivayet ettiler. (Demişki): Bize baham, Salih'den rivayet etti. Bu râvilerin hepsi Nâfi'den, o da İbni Ömer'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen Ubeydullah'in Nâfi'den rivayet ettiğî hadîs mânâsında rivayette bulunmuşlardır. Şu kadar var ki: Musa b. Ukbe ile Salih'in hadîsinde: «Hattâ onlardan biri kulaklarının yarısına kadar terine batacaktır.» ibaresi vardır.