Muâviye b. Sâlih

Ebû Amr · 7. tabaka

Muâviye b. Sâlih b. Hudeyr b. Saîd b. Sa'd b. Fihr

Vefath. 152
KünyeEbû Amr
Nisbeel-Hadramî, el-Hımsî, el-Kâdî
Yaşadığı yerlerMağrib, Şam, Hıms
Tabaka7. tabaka
Cerh-ta'dîlİbn Hibbân es-Sikât'ta zikretmiştir

Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.

Zincirde geçtiği hadisler

Bana Muhammed b. Hatim b. Meymun tahdis etti. Bize Abdurrahman b. Mehdi tahdis etti. Bize Muaviye b. Salih, Rabia -yani b. Yezid'den tahdis etti. O Ebu İdris el-Havlanl'den, o Ukbe b. Amir'den (H). Bana Ebu Osman da Cubeyr b. Nufeyr'den tahdis etti. O Ukbe b. Amir'den şöyle dediğini nakletti: Deve çobanlığı (sırası) bizde idi. Benim sıram geldi, akşam vakti onları götürdüm. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e ayakta insanlara konuşma yaparken yetiştim. Onun sözlerinden: "Herhangi bir Müslüman güzel bir şekilde abdest aldıktan sonra kalbiyle ve yüzüyle kendisini onlara vererek iki rekat namaz kılacak olursa, mutlaka ona cennet vacip olur" sözlerini söylerken yetiştim. Ben: Bu ne güzel bir şey, dedim. Bir de baktım ki önümdeki birisi: Bundan önceki daha da güzeldi, dedi. (Kim olduğuna) bakınca Ömer olduğunu gördüm. Şöyle dedi: Ben senin az önce geldiğini gördüm. (Allah Resulü) şöyle buyurdu: "Sizden biriniz abdest alıp da abdestini eksiksiz alır -yahut abdest organlarını tamamen yıkar- sonra da eşhedu en Ia iahe illallah ve enne Muhammeden Abdullahi ve Resuluh: Allah'tan bClşka bir ilah olmadığına ve Muhammed'in Allah'ın kulu ve Resulü olduğuna şahitlik ederim, diyecek olursa, mutlaka ona cennetin sekiz kapısı açılır, hangisinden dilerse ondan girer. "
Rivayet zinciri (2. tarîk): Müslim ← Ebû Osman ← Cübeyr b. Nüfeyr ← Ukbe b. Âmir
Bize Ebu Bekr b. Ebi Şeybe tahdis etti. Bize Zeyd b. Hubab tahdis etti. Bize Muaviye b. Salih, Rabia b. Yezid'den tahdis etti. O Ebu İdris el-Havlani ve Ebu Osman'dan, ikisi Cubeyr b. Nufeyr b. Malik el-Hadrami'den, o Ukbe b. Amir el-Cuheni'den rivayet ettiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu deyip, hadisi aynen zikretti ancak rivayetinde: "Kim abdest alıp da eşhedu en la ilahe illallah vahdehu la şerike leh ve eşhedu enne Muhammeden abduhu ve Resuluh: Allah'tan başka bir ilah olmadığına, bir ve tek ve ortaksız olduğuna ve Muhammed'in Allah'ın kulu ve Resulü olduğuna şahitlik ederim, derse" dedi
Bize Kuteybetü'bnü Saîd rivayet etti. (Dediki): Bize Leys, Muaviyetü'bnü Salih'den, o da Abdullah b. Ebî Kays'tan naklen rivayet etti. Abdullah: Aişe (r.anha)'ya Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in vitir namazı hakkında soru sordum deyip, hadisi zikretti. Ben: Peki, cünüplük halinde nasıl yapardı? Uyumadan önce gusleder miydi yoksa gusletmeden önce uyur muydu, dedim. O: Her ikisini de yapardı, bazen gusleder uyurdu, bazen abdest alır uyurdu, dedi. Ben: Bu işte genişlik takdir buyuran Allah'a hamdolsun, dedim.
Rivayet zinciri: Müslim ← Kuteybe b. Saîd ← Leys b. Sa'd ← Muâviye b. Sâlih ← Abdullah b. Ebû Kays
Bana bu hadisi Züheyr b. Harb da rivayet etti. (Dediki): Bize Abdurrahman b. Mehdî rivayet etti. H. Bana bunu Harun b. Said el-Eylî dahi rivayet etti. (Deki ki) : Bize İbni Vehb. rivayet etti. Bunların ikisi de Muaviyetü'bnü Salih'ten bu isnadla bu hadisin mislini rivayet etmişlerdir.
Rivayet zinciri (1. tarîk): Müslim ← Züheyr b. Harb ← Abdurrahman b. Mehdî ← Muâviye b. Sâlih ← Abdullah b. Ebû Kays
Rivayet zinciri (2. tarîk): Müslim ← Hârûn b. Saîd el-Eylî ← İbn Vehb ← Muâviye b. Sâlih ← Abdullah b. Ebû Kays
Bana Muhammed b. Hatim de rivayet etti. (Dediki): Bize Abdurrahman b. Mehdi, Muâviye b. Sâlih'den, o da Rabîa'dan naklen rivayet etti. Demiş ki: Bana Kaz'a rivâyel etti. Dediki: Ebu Saîd'i Hudrî'ye geldim. Yanında kalabalık insanlar vardı. Cemâat dağılınca; (kendisine) : «Ben sana bunların sorduklarını sormıyacağım, sana ResuluIIah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in namazını soruyorum.» dedim. Ebu Saîd: «Bunda senin için hiç bir hayır yoktur.» dedi. Ebu Saîd bu sözü ona bir defa daha tekrarladıktan sonra: «Öğle namazı kılınırdı da bizden birimiz Baki'a giderek kazayı hacet eder, sonra evine gelerek abdest alır ve mescide dönerdi. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hâlâ ilk rek'âtta bulunurdu.» demiş.
Bize Muhammed b. Selemete'l-Murâdî rivayet etti (Dediki) Bize Abdullah b. Vehb, Muâviyetü'bnü Sâlih'den rivayet etti. Demişki: Bana Rabîa'tü'bnü Yezîd, Ebu İdrîs El-Havlânî'den, o da Ebu'd-Derdâ'dan naklen rivayet etti. Demişki: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ayağa kalktı. Biz o'nu: «Senden Allah'a sığınırım» derken (kulağımızla) işitdik. Sonra üç defa: «Seni Allah'ın lânetiyle lanetlerim.» dedi. Ve sanki bir şey alacakmış gibi elini uzattı. Namazdan çıkdıktan sonra biz: «Yâ Resûlallah gerçekden namazda öyle bir şeyler söylediğini işittikkî bundan önce bunları söylediğini duymamışdık; hem senin elini uzatdığını gördük.» dediki Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Hakikaten Allah'ın düşmanı iblîs yüzüme çarpmak için bîr ateş parçası ile (karşıma) geldi. Bunun üzerine ben üç def'â: Senden Allah'a sığınırım; dedim. Sonra yine üç defa: Seni Allah'ın tam lânetiyle lanetlerim; dedim. Fakat o yine geri çekilmedi. Sonra kendisini yakalamak istedim. Vallahi eğer kardeşimiz Süleyman'ın duası olmasaydı, iblîs muhakkak bağlı olarak sabahı boylayacak; Medine halkının çocukları onunla oynıyacaklardı.» buyurdular.
Bize, bu hadisi Ebü Bekir b. Ebî Şeybe de rivayet etti. (Dediki): Bize Abdullah b. Numeyr rivayet etti. H. Bana Ebû't-Tâhir dahî rivayet etti. (dediki): Bize Abdullah b. Vehb, Muâviyetü'bnü Sâlih'den naklen haber verdi. H. Bana Ahmedü'bnü İbrahim Ed-Devrakî rivayet etti. (dediki): Bize Abdüssamed rivayet etti. (dediki): Bize Abdülaziz yâni İbni Müslim rivayet etti. Bunların hepsi Yahya b. Said'den bu isnâdla, bu hadisin benzerini rivayet etmişlerdir. Abdülazîz'in hadîsinde: «Ne de Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i derdiyle başbaşa bıraktın ... denilmiştir.
Rivayet zinciri (1. tarîk): Müslim ← Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ← Abdullah b. Nümeyr ← Yahyâ b. Saîd b. Kays
Rivayet zinciri (2. tarîk): Müslim ← Ahmed b. Amr ← İbn Vehb ← Muâviye b. Sâlih ← Yahyâ b. Saîd b. Kays
Bana Hârûn b. Saîd El-Leylî rivayet etti. (dediki): Bize îbni Vehb haber verdi. (dediki): Bana Muâviyetü'bnü Salih, Habîb b. Ubeyd'den, o da Cübeyr b. Nüfeyr'den naklen haber verdi. Habib Cübeyr'i: Ben, Avf b. Mâlik'i şöyle derken işittim, diye anlatırken dinlemiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir cenazenin namazını kıldı, ben onun duasından şunları belledim: Resulullah {Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Allah'ım bunu mağfiret eyle, buna merhamet buyur ve afiyet ihsan et. Bunu affeyle, vardığı yerde ona ikramda bulun. Yerini genişlet, bunu su ile, kar ve dolu ile yıka ve beyaz elbiseyi kirden nasıl temiz pâk edersen, bunu da günahlarından öylece pakla. Kendisine (dünyâdaki) yurdunun yerine daha hayırlı bir yurt; ailesinin yerine daha hayırlı bir aile, zevcesinin yerine daha hayırlı bir zevce ihsan eyle. Bunu cennete koy ve kabir azabından (yahut cehennem azabından) koru.» diyordu. Hattâ «keşke o cenaze ben olaydım.» diye temenni ettim.
Bize Nasru'bnü Alîyy El-Cehdamî ile İshâk b. İbrahim ikisi birden îsâ b. Yûnus'dan, o da Ebû Hamzete'l-Hımsî'den naklen rivayette bulundular. H. Bana Ebû't-Tâhir ile Hârûnu'bnü Saîd El-Eyli dahî rivayet ettiler. Lâfız Ebü Tahirindir. Dedilerki: Bize İbni Vehb rivayet etti. (dediki): Bana Amr b. Haris, Ebû Hamzete'bnü Süleym'den, o da Abdurrahmân b. Cübeyr b. Nufeyr'den, o da babasından, o da Avf b. Mâlik-i Eşçai'den naklen haber verdi. Avf şöyle demişt Ben, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i bir cenazenin namazını kılarken dinledim? şöyle diyordu; «Allah'ım! Buna mağfiret buyur; buna rahmet eyle; bunu affet ve kendisine afiyet ver. Vardığı yerde ona ikramda bulun; yerini genişlet; kendisini su ile, kar ve dolu ile yıka ve beyaz elbisenin kirden paklandığı gibi günahlardan pakla. Buna dünyâdaki yurdunun yerine daha hayırlı bîr yurt; ailesinin yerine daha hayırlı bir aile; zevcesinin yerine daha hayırlı bir zevce ihsan eyle. Bunu kabrin fitnesinden ve cehennem azabından koru.» Avf demiş ki: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in o cenazeye yaptığı duadan dolayi: (Keşke bu cenaze ben olaydım.) diye temenni ettim.»
Bu hadîsi bize İshâk b. İbrahim dahî rivayet etti. (dediki): Bize Abdurrahmân b. Mehdi haber verdi. (dediki): Bize Muâviyetü'bnü Salih bu iki isnâdla birden İbni Vehb hadisi gibi rivayette bulundu.
Bize Ebû Bekir b. Ebi Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Zeydü'bnü Hubâb rivayet etti. (Dediki): Bana Muâviyetü'bnü Salih haber verdi. (Dediki): Bana Rabiatü'bnü Yezîd Ed-Dimaşki, Abdullah b. Amir-i Yahsubî'den naklen rivayet etti. (Demişki): Muâviye'yi şöyle derken işittim: Çok hadîs rivayet etmekten sakının! Yalnız Ömer zamanında rivayet edilen hadîs müstesna. Çünkü Ömer, halkı Allah Azze ve Celle'den korkutuyordu. Ben, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i: «Allah her kime büyük bir hayır vermek dilerse onu dînde fakîh kılar.» buyururken işittim. Yine ben, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i şöyle buyururken işittim: «Ben, ancak hazinedarım. Her kime gönül hoşluğu ile bir şey verirsem, verdiğimin bereketini görür. Her kime de dilendiği ve aç gözlülük ettiği için verirsem, o kimse yiyip de doymadan gibi olur.»
Bana Muhemmed b. Hatim rivayet etti. (Dediki) Bize Abdurrahman b. Mehdi Muaviyetü'bnü Salih'den o da Rabia'dan naklen rivayet etti. (Demişki): Bana Kazea rivayet eyledi. (Dediki) Ebu Saîd-i Hudrî (Radiyallahu anh)'a geldim, başında kalabalık insanlar vardı. Bunlar dağılınca: — «Ben, sana bunların sorduklarını sormayacağım.» dedim. Ona sefer hakkında sual sordum. Ebu Saîd şu cevabı verdi: — «Biz oruçlu olduğumuz halde Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile birlikte Mekke'ye sefere çıktık. Bir yerde mola verdik, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): — Siz düşmanınıza yaklaştınız, artık oruç tutmamak size daha kuvvet kazandırır, buyurdu. Bu, bir ruhsat idi. Onun için kimimiz oruç tuttu, kinlimiz tutmadı. Sonra başka bir yere indik. Bu sefer Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): — Sizler yarın sabah düşmanınızla karşılaşacaksınız, oruç tutmamak sîze daha çok kuvvet kazandırır. Binaenaleyh oruç tutmayın, buyurdular. Bu, kafi bir emirdi. Hemen orucu bıraktık.» Sonra Ebu Saîd (Radiyallahu anh) şunu söyledi: «Vallahi sonraları Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile birlikte seferde oruç tuttuğumuzu da bilirim.» Ashab-ı kiram'in Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in ikinci sözünden emir manasını çıkarmaları ertesi sabah düşmanla karşılaşacakları içindir.
Bana Harun b. Saîd el-Eylî rivayet etti. (Dediki): Bize Abdullah b. Vehb rivayet etti. (Dediki): Bana Muâviye yâni ibni Salih, Aliy b. Ebî Talha'dan, o da Ebu'l-Veddâk'dan, o da Ebu Saîd-i Hudrî'den naklen haber verdi. Veddâk Ebu Saîd'i şunu söylerken işitmiş : Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e azlin hükmü soruldu da: «Her meniden çocuk olmaz; Allah bir nesneyi yaratmak isterse onu hiç bir şey men edemez.» buyurdular.
Bana Ahmed b. el-Münzir el-Basri rivayet etti. (Dedikî): Bize Zeyd b. Hubâb rivayet etti. (Dediki): Bize Muâviye rivayet etti. (Dediki): Bana Aliy b. Ebî Talhate'l-Hâşimî, Ebu'l-Veddâk'dan, o da Ebu Saîd-i Hudrî'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den bu hadîsin mislini haber verdi.
Bana Ebû't-Tâhir Ahmed b. Amr b. Şerh rivayet etti. (Dediki): Bize Abdullah b. Vehb haber verdi. (Dediki): Bana Muâviye b. Salih, Abdurrahman b. Cübeyr'den, o da babasından, o da Avf b. Mâlik'den naklen haber verdi. Şöyle demiş: Hımyer (kabilesin) den bîr adam, düşmandan birini öldürdü de eşyasını almak istedi. Hâlid b. Velîd onu men'etti. Hâlid onların üzerine vâlî idi. Derken Avf b. Mâlik, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelerek (bunu) kendilerine haber verdi. Bunun üzerine Hâlid'e: «Onun eşyasını buna vermekten seni hangi şey menefti?» buyurdular. Hâlid: — Eşya gözüme çok göründü yâ Resûlâllah! dedi. «Onları kendisine veri» buyurdu. Az sonra Hâlid Avf'ın yanına uğradı. Avf onun cübbesini çekti. Sonra: (Nasıl) Sana Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) için söylediğimi yerine getirdim mi? dedi. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bunu işitti ve canı sıkıldı. Müteakiben: «Ona verme yâ Hâlid! Ona verme yâ Hâlid! Siz kumandanlarımı bana bırakırmısınız hiç! Onlarla sizin misâliniz öyle bir adam'a benzer ki, deve veya koyun çobanı tutulur da onları güder; sonra sulama zamanını kollayıp onları bir havuza getirir; ve oraya girip suyun temizini içer, bulanığını bırakırlar, işte temizi sizin olur, bulanığı da kumandanların üzerine kalır!» buyurdular.
Bize İshâk b- Mûsâ El-Ensârî de rivayet etti. (Dediki): Bize Velid b. Müslim rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Câbir bu isnâdla rivayet etti. Ve: Beni Fezâre'nİn âzâdlısı Ruzeyk dedi. Müslim b. Karaza'dan, o da Avf b. Mâlik'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen bu hadîsin mislini rivayet etti. Bu hadisin râvilerinden Ruzeyk b. Hayyân birçok nüshalarda burada olduğu gibi rivayet edilmişse de Ebû Zür'ate'r-Râzi ve Dimaşki gibi bazı ulema onu Züreyk şeklinde tesbit etmişlerdir.
Rivayet zinciri (2. tarîk): Müslim ← Muâviye b. Sâlih ← Rebî'a b. Yezîd ed-Dimeşkî ← Müslim b. Karaza ← Avf b. Mâlik
Bize Muhammed b. Mihran Er-Râzi rivayet etti. (Dediki) Bize Ebû Abdullah Hammâd b. Hâlid el Hayyad, Muaviye b. Salih'den o da Abdurrahman b. Cübeyr'den, o da babasından, o da Ebû Sa'lebe'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet etti. (Şöyle buyurmuşlar): «Okunu attığın zaman av senden gâib olur da arkasından yetişirsen kokmadıkça onu ye!
Bana Muhammed b. Ahmed b. Ebî Halef de rivayet etti. (Dediki): Bize Ma'n b. isa rivayet etti. (Dediki): Bana Muâviye, Abdurrahman. b. Cübeyr b. Nüfeyr'den o da babasından, o da Ebû Sa'lebe'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den üç günden sonra avına yetişen hakkında: «Öyle ise kokmadikça onu ye!» buyurmuşlar.
Bana Mubammed b. Hatim dahi rivayet etfi. (Dediki): Bize Abdurrahman b. Mehdî, Muaviye b. Salih'den, o da Alâ'dan, o da Mekhûl'den, o da Ebû Salebet'el Huşenî'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen av hakkındaki hadisini rivayet etti. Sonra ibni Hatim şunu söyledi: Bize ibnî Mehdi Muâviye'den o da Abdurrahman b. Cübeyr ile Ebû'z-Zahiriyye'den o da Cübeyr b. Nüfeyr'den o da Ebû Sa'lebete-l'Huşeni'den Âlâ 'nın hadîsi gibi rivayette bulundu. Yalnız o kokusunu zikretmedi de köpek hakkında şöyle dedi: «Onu üç günden sonra ye meğerki kokmuş ola; o taktirde onu bırak!»
Bana Züheyr b. Harb rivayet etti. (Dediki): Bize Ma'n b. îsa rivayet etti. (Dediki): Bize Muâviye b. Sâlih Ebû'z-Zahiriyye'den, o da Cübeyr b. Nüfeyr'den, o da Sevban'dan naklen rivayet etti. Sevbân şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), Kurbanını kesti. Sonra: «Yâ Sevban! Bunun etini ıslâh et!» buyurdu. Artık Medine'ye gelinceye kadar kendisine ondan yedirmeye devam ettim.
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ile İbn-i Râfi' de rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Zeyd b. Hubab rivayet etti. H, Bize İshâk b. İbrahim EI-Hanzeli dahi rivayet etti. (Dedikî): Bize Abdurrahman b. Mehdi haber verdi. Her iki râvi Muâviye b. Sâlih'den bu isnad ile rivayette bulunmuşlardır.
Bana Ebu't-Tâhir rivayet etti. (Dediki): Bize lbni Vehb haber verdi. (Dediki): Bana Muâviye b. Salih Abdurrahman b. Cübeyr'den, o da babasından, o da Avf b. Mâlik El-Eşcaî'den naklen haber verdi. Şöyle demiş: Biz cahiliyyet devrinde rukye yapardık. Bilâhare : — Yâ Resûlallah! Bu hususta ne buyururdun? dedik. «Bana rukyenizi gösterin! İçerisinde şirk olmadıkça rukyede bir beis yoktur.» buyurdular.
Bana Muhammed b. Hatim b. Meymûn rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Mehdî, Muaviye b. Salih'den, o da Abdurrahman b. Cübeyr b. Nüfeyr'den, o da babasından, o da Nevvas b. Sem'an El-Ensarî'den naklen rivayet etti. {Şöyle demiş): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e birr ve günah'ı sordum da şöyle buyurdular : «Birr, ahlakın güzelliğidir. Günah ise, kalbinde gıcık yapan ve başkalarının muttali olmasından hoşlanmadığın şeydir.»
Bana Harun b. Saîd El-Eylî rivayet etti. (Dediki): Bize Abdullah b. Vehb rivayet etti. (Dediki): Bana Muaviye (yani İbni Salih) Abdurrahman b. Cübeyr b. Nüfeyr'den, o da babasından, o da Nevvas b. Sem'an'dan naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e birlikte Medine'de bir sene kaldım. Sual sormaktan başka beni hicretten men eden bir şey yoktu. Bizden bîrimiz hicret etti mi, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e bir şey sormazdı. Ben kendisine birr ve günah'ı sordum. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem); «Birr, ahlak güzelliğidir. Günah ise, kalbinde gıcık yapan ve başkalarının muttali olmasını istemediğin şeydir.» buyurdular.
Bana Ebû't-Tahir rivayet etti. (Dedikî): Bize İbni Vehb haber verdi. (Dedikî): Bana Muaviye (bu zat İbni Salih'dir.) Rabîa b. Yezid'den, o da Ebû İdris El-Havlanî'den, o da Ebû Hureyre'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen haber verdiki: Şöyle buyurmuşlar : «Kul günah veya kat'ı rahim duasında bulunmadıkça, acele etmedikçe duası kabul edilir durur.» — Ya Resûlallah! Acele etmek nedir? demişler. «Dua ettim de kabul edildiğini görmedim der ve o anda vaz geçerek duayı bırakır.» buyurmuşlar.