Câbir b. Semüre, Âmir b. Sa'saa kabilesinin Sûâe koluna mensup bir sahâbîdir. Künyesi Ebû Abdullah olarak kaydedilir; Ebû Hâlid dendiği de olur. Annesi Hâlide bint Ebû Vakkâs, meşhur sahâbî Sa'd b. Ebû Vakkâs'ın kız kardeşidir; bu yüzden Câbir, Sa'd'ın yeğeni sayılır. Ailesi Mekke'de Benî Zühre ile müttefikti.
Hz. Peygamber'in meclisinde yüzden fazla bulunduğunu, onunla birlikte pek çok kez namaz kıldığını anlatır. Ay ışığında gördüğü Resûlullah'ın kendi gözünde aydan daha güzel olduğunu söylediği rivayeti meşhurdur. Buhârî'nin Sahîh'inde, Peygamber'in kendisinden sonra on iki emîrin geleceğini haber verdiği hadis onun rivayetiyle yer alır.
Peygamber'in vefatından sonra Kûfe'ye yerleşti ve orada Benî Sûâe mahallesinde bir ev yaptı. Hâlid, Müslim, Ebû Ca'fer ve Cübeyr adlı dört oğlu olduğu bildirilir. Irak'ta Bişr b. Mervân'ın valiliği sırasında h. 74 / m. 693 yılında Kûfe'de vefat etti; cenaze namazını Amr b. Hureys el-Mahzûmî kıldırdı. Vefat yılı için h. 72 ve 73 de zikredilir; h. 66 rivayeti ise hata kabul edilmiştir.
Ailesi
Babası
Samra b. Junada
Annesi
Khalida bint Abi Waqas
Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.
Cabir İbn Semure (radiyallahu anh) şöyle demiştir: "Kufeliler Sa'd İbn Ebi Vakkâs'ı Ömer (r.a.)'e şikayet ettiler. - Ömer (r.a.) de onu görevden alıp yerine Ammâr İbn Yâsir'İ tayin etmişti. - Kufeliler Sa'd'ı şikayet ederken işi o kadar ileri götürmüşlerdi ki onun namaz'ı iyi kıldıramadığını söylüyorlardı. Bunun üzerine Ömer (r.a.) Sa'd'a bir elçi gönderdi. Elçi Sa'd'in yanına varınca şöyle dedi; 'Ebu İshâk! Halk senin namazı iyi kıldıramadığını iddia ediyor.' Buna karşılık Sa'd'ın cevabı şöyle oldu; 'Beni mi şikayet ediyorlar, sanırım şimdi söz sırası bana geldi. Allah'a yemin ederim ki, ben onlara Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem nasıl namaz kıldırdıysa öyle namaz kıldırıyorum, asla O'nun kıldırmış olduğu namaz'dan bir şey eksiltmiyorum; yatsı - veya öğle ve ikindi namazlarını kıldırırken ilk iki rekatta kıraati biraz uzatıyorum ve kıyamda fazla duruyorum ancak son iki rekatı kısa kıldırıyorum.' Ömer (r.a.)'in elçisi; 'Zaten onların senin hakkındaki şikayetleri de bundan kaynaklanıyor fakat biz senin söylediğin gibi doğru davrandığını düşünüyorduk, Ey Ebû İshak' dedi. Ömer, Sa'd'ın yanına bir adam göndermişti. Bu şahıs Sa'd ile birlikte Kufe'deki mescidleri geziyor ve halkın onun hakkındaki düşüncelerini öğrenmeye çalışıyordu. Kufe'de uğramadıkları mescid kalmadı. Herkese Sa'd'ı soruyor ve halk da o'ndan sitayişle bahsediyor, övgülerde bulunuyordu. Sonunda Beni Abs mescidine girdi ve oradakilere de Sa'd'ı sordu. Mescidde bulunanlardan Usame İbn Katâde (künyesi Ebu Sa'de'dir) adında birisi kalkıp şöyle dedi; 'Bize-Sa'd'ı mı soruyorsunuz? Size onu anlatayım; o cihad'a giden birliklere katılmaz, istihkakımızı eşit şekilde paylaştırmaz ve herhangi bir da'va hakkında hüküm verirken adil davranmaz.' Bunun üzerine Sa'd şunları söyledi; 'Söz sırası sanırım bana geldi. Ben sadece şu üç bedduayı etmekle yetinececeğim; Allah'ım, eğer bu kulun yalan söylüyorsa, gösteriş ve şöhret düşkünü biri olduğu için halk arasında anılmak arzusuyla bunu yapıyorsa onun ömrünü uzat, fakirliğini çoğalt ve kendisini fitnelere, çeşitli musibetlere düşür. Usame daha sonraki yıllarda halini soranlara şöyle cevap verirdi: 'Ne olsun, beli bükülmüş ve ağır fitnelere düşmüş yaşlı bir adam'ım işte. Sa'd'ın bana ettiği beddua tam yerini buldu. Bu rivayeti Cabir İbn Semure'den nakleden Abdülmelik İbn Umeyr şöyle demiştir; 'Ben bu Usame denen adam'ı gördüm. Yaşlılıktan kaşları sarkmış ve gözlerini örtmüştü; yoldan geçen cariyelere sarkıntılık ediyor ve onları çimdiklemeye çalışıyordu. Tekrar: 758 ve 770
Cabir İbn Semure'nİn naklettiği bir rivayete göre Sa'd İbn Ebu Vakkas şöyle demiştir: "Ben Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem öğle ve ikindi namazlarını nasıl kıldırdıysa, hçbir şey eksiltmeden öyle namaz kıldırıyordum; öğle ve ikindi namazlarının ilk iki rekatında kıraati biraz uzatıyorum ve kıyamda fazla duruyorum ancak son iki rekatı kısa tutuyorum." Bunun üzerine Ömer (r.a.) 'Zaten biz de senin söylediğin gibi doğru davrandığını düşünüyorduk' dedi.
Ebu Avn, Câbİr İbn Semure'nin şöyle dediğini duymuştur: "Hz. Ömer Sa'd'a şöyle demişti; Namaz da dahil olmak üzere her konuda hakkında şikayette bulundular. Bunun üzerine Sa'd şu cevabı verdi; Ben namazların ilk iki rekatını uzun son iki rekatını ise kısa tutuyorum. Ben Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e uyarak onun kıldırdığı namazı kıldırdıktan sonra onların ne söyledikleri hiç umurumda bile olmaz! Ömer onun bu cevabına şöyle mukabelede bulundu: Doğru söylüyorsun, zaten biz de senin söylediğin gibi davrandığını düşünüyorduk."
Cabir İbn Semure, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu nakletmiştir: "Kisra helak olduğunda ondan sonra artık bir Kisra gelmeyecek. Kayser helak olduğunda ondan sonra bir Kayser de gelmeyecek. Canımı elinde bulunduran Allah'a yemin ederim ki siz onların sahip oldukları hazineleri Allah yolunda harcayacaksınız."
Cabir b. Semure r.a.'dan hadisi ref ederek şöyle dediğini nakletti: "Kisra helak olursa artık ondan sonra Kisra olmayacaktır ve -başka şeyler zikrederek- şunları da söyledi: Andolsun o ikisinin de hazinelerini Allah yolunda infak edeceksinizdir."
Cabir İbn Semure'den nakledildiğine göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle demiştir: "Kayser helak olduktan sonra başka kayser yoktur, kisra helak olduktan sonra da başka kisra yoktur. Nefsimi elinde bulundurana yemin ederim ki, onların hazineleri Allah yolunda infak edilecektir.
Cabir b. Semure'nın nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "On iki emir olacaktır" buyurmuştur. -Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem birkelime daha söyledi ama işitme di m dediğimde- babam "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem 'Bunların tümü Kureyş'tendir' buyurdu dedi."
Cabir b. Semure'nın nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "On iki emir olacaktır" buyurmuştur. -Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem birkelime daha söyledi ama işitme di m dediğimde- babam "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem 'Bunların tümü Kureyş'tendir' buyurdu dedi."
Bize Ebu Kamil Fudayl b. Hüseyin el-Cahderî rivayet etti. (Dediki): Bize Ebu Avane Osman b. AbdiIIah b. Mevheb'den, o da Ca'fer b. Ebu Sevr'den, o da Cabir b. Semure'den naklen rivayet ettiki. Bir zat Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e : — «Koyun eti yedikten sonra abdest alayım mı?» diye sormuş Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : — «İstersen al, istersen alma.» cevabını vermiş. O zat : — Deve eti yedikten sonra abdest alayım mı?» diye sormuş Resul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): — «Evet, deve eti yedikten sonra abdost al.» buyurmuşlar. O zat : — «Koyun ağıllarında namaz kılabilirmiyim?» demiş Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : — «Evet!» cevabını vermiş. — Deve ireklerinde namaz kılabilirmiyim?» diye sormuş Efendimiz (Buna) : — «Hayır!» buyurmuşlar.
Bize Ebu Bekr b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Muaviye b. Amr rivayet etti. (Dedi(ki): Bize Zaide, Simak'tan rivayet etti. H. Bana Kaasim b. Zekeriya'da rivayet etti. (Dediki): Bize Ubeydullah b. Musa Şeyban'dan, o da Osman b. Abdillah b. Mevheb ile Eş'as b. Ebi'ş-Şa'sa'dan naklen rivayet etti. Bunların her biri Ca'fer b. Ebi Sevr'den, o da Cabir b. Semura'dan, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen Ebu Kamil'in Ebu Avane'den rivayet ettiği hadis gibi rivayette bulunmuşlar.
Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe ile Ebu Kureyb rivayet ettiler. Dedilerki: Bize Ebu Muaviye, A'meş'den, o da Museyyeb'den, o da Temim b. Tarefe'den, o da Cabir b. Semure'den naklen rivayet etti. Cabir şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Namazda gözlerini gökyüzüne diken bîr takım kimseler ya bundan vaz geçerler yahut gözleri kendilerine dönmez.» buyurdular.
Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe ile Ebu Kureyb rivayet ettiler. Dedilerki: Bize Ebu Muâviye, A'meş'den, o da Müseyyeb b. Rafi'den, o da Temim b. Tarefe'den, o da Câbir b. Semure'den naklen rivayet etti. Câbir şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yanımıza geldi. Ve: «Acep neden sizleri hırçın atların kuyrukları gibi, ellerinizi kaldırmış görüyorum! Namazda sakin olun!» buyurdular. Sonra (Başka bir defa) yine yanımıza çıktı ve bizi halkalar halinde görerek: «Acep sizi neye dağınık cemâatler halinde görüyorum» dedi. Başka bir sefer yine yanımıza çıktı ve: «Siz meleklerin Rableri katında saff saff durdukları gibi saf bağlayıp dursanız ya!» buyurdular. Biz: Yâ Resulallah! Melekler Rableri katında nasıl saf olurlar? dedik: «İlk safları tamamlarlar, ve safda sıkışık dururlar.» buyurdu.
Bana Ebu Saîd El-Eşecc rivayet etti. (Dediki): Bize Veki' rivayet etti. H. Bize İshak b. İbrahim de rivayet etti. (Dediki): Bize İsa b. Yunus haber verdi. Her iki râvi: «Bize Â'meş bu isnatla bu hadisin mislini rivayet etti.* demişlerdir.
Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. Dediki: Bize Vekî' Mis'ar'dan rivayet etti. H. Bize Ebu Kureyb de rivayet etti, lâfız onundur. Dediki: Bize İbni Ebî Zaide, Mis'ar'dan naklen haber verdi. (Demişki): Bana Ubeydullah b. Kıptiyye; Câbir b. Semura'dan rivayet etti. Câbir şöyle demiş: Biz Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile birlikte namaz kıldığımız vakit es-selâmu aleykum ve rahmetullah, es-selâmu aleykum ve rahmetullah derdik. Câbir eliyle iki tarafa da işaret etmiş. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Siz neden hırçın atların kuyrukları gibi ellerinizle işaret ediyorsunuz? Her birinize elini uyluğunun üzerine koyması kâfidir sonra sağ ve sol tarafında bulunan kardeşlerine selâm verir» buyurdular.
Bize Kaasım b. Zekeriyya rivayet etti. (Dediki): Bize Ubeydullah b. Musa, İsrail'den, o da Furât (yâni el-Kazzâz) dan, o da Ubeydullah'dan, o da Câbir b. Semura'dan naklen rivayet etti. Câbir şöyle demiş: Ben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile birlikte namaz kıldım. Biz (kendi aramızda) namazda selâm verirken ellerimizle es-selâmu aleykum, es-selâmu aleykum... diyerek işaret ederdik. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bize bakarak: «Size ne oluyor kî hırçın atların kuyrukları gibi ellerinizle işaret ediyorsunuz. Biriniz selâm verdiği vakit yanındakine bakıversin! Eliyle işaret etmesin» buyurdular.
Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki): Bize Huşeym Abdül melik b. Umeyr'den, o da Câbir b. Semura'dan naklen haber verdi ki, Kufeliler Sa'd'ı Ömerü'bnü'l-Hattâb'a şikâyet ederek namazından söz etmişler. Ömer de ona haber göndermiş. Sâ'd gelmiş, Ömer ona Kufelilerin namaz meselesinden dolayı kendisini ta'yîb ettiklerini söylemiş, Sâ'd: «Ben onlara Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in namazını kıldırıyorum, ondan hiç bir şey eksiltmiyorum, ilk iki rek'âti onlara, uzunca tutuyorum; son iki rek'âtta ise kısa kesiyorum.» demiş. Bunun üzerine Ömer: «Senden zâten bu beklenir. Yâ Ebâ İshâk!» demiş.
Bize Muhammed b. El-Müsennâ rivayet etti. (Dediki): Bize Âbdurratıman b. Mehdi rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be, Ebu Avn'dan.rivayet etti. Demişki: Ben Câbir b. Semura'dan dinledim. Şöyle dedi: Ömer Sa'd'a: «Küfeliler seni namaza varıncaya kadar her şeyde şikâyet ettiler» demiş. Sa'd şu mukabelede bulunmuş: «Bana gelince; Ben namazın ilk iki rek'âtında kıraati uzun tutuyor; son rek'âtlarda kısa kesiyorum. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) in namazına uyarak kıldığım namazımda bir kusur işlemiyorum.» Bunun üzerine Ömer: «Zâten senden bu beklenir» yahut «Senin hakkında zannım zâten budur!» demiş.
Bize Ebu Kureyb dahî rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Bişr Mis'ardan, o da Abdülmelik ile Ebu Avn'dan, onlar da Câbir b. Semura'dan yukarkilerin hadîsi mânâsında rivayette bulundu. O şunu da ziyade etti: Sa'd: «Bana namazı Bedeviler mi öğretecek?» demiş.
Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Hüseyin b. Ali, Zâide'den rivayet etti. (Demişki):Bize Şimâk b. Harb, Câbir b. Semura'dan naklen rivayet etti. Câbir şöyle demiş: «Gerçekten Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sabah namazında; «Kaaf. Şanlı Kur'ân'a yemin ederim ki...» Suresini okurdu. Ondan sonraki namazları hafif kıldırırdı.
Bize Muhammed b. El-Müsennâ rivayet etti. (Dediki): Bize Abdurrahman b. Mehdi rivayet etti. (Dediki): Bize Sulbe, Simâk'dan, o da Câbir b. Semurâ'dan naklen rivayet etti. Câbir şöyle demiş: «Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) öğle namazında «Leyl» suresini; ikindide de onun gibi bir sure; sabah namazında ise bunlardan daha uzun (bir sure) okurdu.» İzah’ı 463 te.
Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Ebu Dâvud et-Tayalisî, Şu'be'den, o da Simâk'dan, o da Câbir b. Semurâ'dan naklen rivayet ettiki, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) öğle namazında sure-i A'lâyı; sabah namazında ondan daha uzun bir sure okurmuş. İzah’ı 463 te.
Bana Selemetü'bnü Şebîb rivayet etti. (Dediki): Bize Hasen b. A'yen rivayet etti. (Dediki): Bize Züheyr rivayet etti. (Dediki): Bize Simâk b. Harb, Câbir b. Semura'dan naklen rivayet etti. Demişki: «Bilal gün devrildiği vakit ezân'ı okur, fakat Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bizim yanımıza çıkmadıkça ikâamet getirmezdi. O çıktımı kendisini gördüğü vakit namaza ikaamet getirirdi.»
Bize Muhammed b. El-Müsennâ ile Muhammed b. Beşşâr ikisi birden Yahya El-Kattan ve İbni Mehdî'den rivayet ettiler, îbnii'l-Müsennâ Dediki: Bana Yahya b. Saîd, Şu'be'den rivayet etti. demişki: Bize Simâk b. Harb, Câbir b. Semure'den rivayet etti: İbnü'l-Müsennâ Dediki: Bize Abdurrahmân b. Mehdi dahî, Şu'be'den, o da Simâk'dan, o da Câbir b. Semura'dan naklen rivayet etti. Câbir: «Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) öğle namazını güneş devrildiği vakit kılardı.» demiş. İzah için 620 ye bakın.
Bize Yahya b. Yahya ile Kuteybetü'bnü Saîd ve Ebu, Bekir b. Ebî Şeybe rivayet ettiler. Yahya (Bize haber verdi) tâbirini kullandı; ötekiler ise: Bize Ebu'l-Ahvas, Simâk'dan, o da Câbir b. Semura'dan naklen rivayet etti; dediler. Câbir: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yatsı namazını te'hîr ederdi.» demiş.
Bize Kuteybetü'bnü Saîd ile Ebu Kâmil El-Cahderî de rivayet ettiler. Dedilerki: Bize Ebu Avâne, Simâk'dan, o da Câbir b. Semura'dan naklen rivayet etti. Câbir şöyle demiş: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bütün namazları aşağı yukarı sizin namazınız gibi kılardı. Yalnız yatsı namazını sizin kıldığınızdan biraz sonraya geciktirirdi. Namazı hafif kıldırırdı.» Ebu Kâmil'in rivayetinde: «Hafif tutardı...» denilmişdîr. İzah için 644 de bakın.
Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti, (Dediki): Bize Vekî', Süfyân'dan rivayet etti. Ebu Bekir Dediki: Bize Muhammed b. Bişr de, Zekerıyyâ'dan rivayet etti. Bunların ikisi de Simâk'dan, o da Câbir b. Semura'dan naklen rivayet etmişlerdir ki, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sabah namazını kıldığı vakit güneş iyice doğuncaya kadar namazgahında otururmuş.
Bize, Ebû Bekir b. Ebî Şeybe de rivayet etti. (Dediki): Bize, Ubeydullah b. Mûsâ, Hasan b. Sâlih'den, o da Simâk'den, naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Bana, Câbir b. Semura haber verdiki, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) oturarak namaz kılmadan vefat etmemiş. İzah Bu hadîsler dahî nafile namazını oturarak kılmanın caiz olduğunu göstermektedirler. Hafsa hadîsini Tirmizî dahî rivayet etmiş ve: «Bu hadîs hasen sahîhdir.» demişdir. Zahire bakılırsa Hz. Âişe hadîsi ile Hafsa (Radiyallahu anh) hadîsi arasında münâfât var gibi görünürse de hakîkatta aralarında hiç bir münâfât ve muâraza yokdur. Çünkü Âişe (Radiyallahu anha) 'nm: «Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) namazını oturarak kılıyordu.» demesinden, «Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) vefatından bir seneden fazla zaman önce namazını oturarak kılıyordu.» mânâsı çıkmaz. Zâten bir yardımcı fiil olan «Kâne» devam değil, Usûl-ü fıkıh ulemâsının bir kavline göre tekrar bile iktiza etmez. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in vefatından bir seneden fazla önceleri nafile namazını oturarak kıldığı kabul edilse bile iki hadîs arasında yine münâfât yokdur. Zîra Hafsa (Radiyallahu anh) ancak görmediğini bildirmişdir. O, görmeden Resûl-ü Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Efendimiz oturarak kılmış olabilir. Bu bâbda Ümmü Seleme (Radiyallahu anha) 'dan da rivayet vardır. Nesâî ile İbni Mâce'nin tahrîc ettikleri bu rivayette Ümmü Seleme (Radiyallahu anha) : «Nefsim, Kabza-i kudretinde olan Allah'a yemin ederim ki, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) -farz namazlar müstesna- geri kalan namazların ekserisini oturarak kılmadan dünyâdan gitmedi.» demektedir. Yine bu bâbda Enes b. Mâlik ile Abdullah b. Şihhîr (Radiyallahu anhûma) 'dan da rivayetler vardır.
Bize Yahya b. Yahya ile Hasanu'bnü'r-Rabî' ve Ebû Bekir b. Ebî Şeybe rivâyet ettiler. Yahya (Bize haber verdi.) tâbirini kullandı. Ötekiler: Bize Ebû'I-Ahvas, Simâk'den, o da Câbir b. Semura'dan naklen rivayet etti. dediler. Câbir : «Nebi (Sallallahu Aleyhi Sellem)'in iki hutbesi vardı. Aralarında oturur; Kur'ân okur ve cemaata hatırlatma yapardı.» demiş.
Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki): Biez Ebû Hayseme, Simâk'dan naklen haber verdi. Demişki: Bana Câbir b. Semura haber verdi. Dediki: «Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ayakta hutbe okur; sonra oturur; sonra (tekrar) kalkarak ayakta hutbe okurdu. Sana kim oturarak hutbe okuduğunu haber verdiyse muhakkak yalan söylemiş. Vallahi ben, onunla birlikde ikibinden fazla namaz kılmişımdır.