Ebû Abdurrahman es-Sülemî

Ebû Abdurrahman · Tâbiî, Kûfe'nin meşhur Kur'an hocası

Abdullah b. Habîb b. Rebîa

DoğumHijaz
Vefath. 73
KünyeEbû Abdurrahman
Nisbees-Sülemî, el-Kûfî, el-Mukrî
Yaşadığı yerlerKûfe
Tabaka2. tabaka
Cerh-ta'dîlİbn Hibbân es-Sikât'ta zikretmiştir

Hakkında

Künyesiyle meşhur olan Ebû Abdurrahman es-Sülemî'nin asıl adı Abdullah b. Habîb b. Rubeyyia'dır. Babası sahâbîdir; kendisinin de Hz. Peygamber'in vefatından önce dünyaya geldiği bilinmektedir. Kûfe'de yaşamış, ilk nesil Kur'an hocalarının en tanınmışlarından biri olmuştur.

Kur'an'ı baştan sona Hz. Osman'a okudu, ardından on üç yıl boyunca Zeyd b. Sâbit'in yanında bulundu. Hz. Ali, Übey b. Kâ'b ve Abdullah b. Mes'ûd'dan da kıraat öğrendi. Hz. Osman'ın çoğalttırdığı mushaflara göre Kûfe'de Kur'an öğretmekle görevlendirilen ilk kişi odur ve Kûfe Mescidi'nde kırk yıl Kur'an okuttu. Yedi kıraat imamından Âsım b. Behdele kıraati ondan aldı.

Hadis rivayetinde de önde gelen münekkitlerce güvenilir kabul edildi; İbn Hibbân onu güvenilir râviler arasında anmış, Zehebî ise 'imam' diye nitelemiştir. Tercih edilen bilgiye göre h. 73 / m. 692 yılında Kûfe'de vefat etti; ölüm tarihi 70, 72, 74 ve 85 yılları olarak da kaydedilir.

Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.

Zincirde geçtiği hadisler

Ali r.a.'den şöyle nakledilmiştir: "Ben, mezisi çok gelen biriydim, Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e karşı konumumdan dolayı, birini ona gidip bu hususu sorması İçin görevlendirdim. O kişi, bu meseleyi Nebi s.a.v.'e sorunca şöyle buyurdu: Abdest al ve cinsel organını yıka!
Ali r.a. şöyle demiştir: Baki'u-Garkad'da bir cenazedeydik. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem yanımıza gelerek oturdu, biz de onun etrafına oturduk. Elinde bir asa vardı. Başını eğdi, asasıyla yere vurmaya başladı. Sonra şöyle buyurdu: "Sizin hepinizin ve can taşıyan tüm insanların cennetteki ve cehennemdeki mekanı yazılmıştır (takdir edilmiştir). Kimin bedbaht ve kimin bahtiyar olduğu da takdir edilmiştir." Bir adam: "Ey Allah'ın Resulü! Allah'ın bizim için takdir ettiği şey'e güvenerek ameli bırakamaz mıyız? Bizden (Allah'ın takdirine göre) bahtiyarlardan olan kimse, zaten (Allah'ın takdiri sebebiyle) bahtiyar kimselerin amelini işler. İçimizden (Allah'ın takdirine göre) bedbaht olan kimse de bedbaht kimselerin amelini işler" dedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Bahtiyar kimselere bahtiyarların ameli kolaylaştırılır, bedbaht kimselere ise bedbahtların ameli kolaylaştırılır' dedi. Daha sonra şu ayetleri okudu: "Kim (Allah yolunda) verir ve (Allah'a karşı gelmekten) sakınır, en güzeli (kelime-i tevhidi) tasdik ederse biz ona en kolay olanını (cennete gitmeyi) kolaylaştırırız. Kim de cimrilik eder, kendini müstağni sayar ve en güzeli de yalanlarsa biz de ona en zor olanı (cehenneme gitmeyi) kolaylaştırırız.[Leyl 5-10] Tekrar: 4945, 4946, 4947, 4948, 4949, 6217, 6605, 7552 Diğer tahric edenler: Tirmizî, Kader; Müslim, Kader
Ebu Abdurrahman'dan nakledilmiştir: Osman r.a. kuşatılınca yukarıdan kuşatanlara gözüktü ve "Allah için söyleyin, yalnızca Hz. Nebi'in ashabından olanların söylemesini istiyorum. Bilmiyor musunuz ki Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Her kim kuyu kazarsa onun için cennet vardır" buyurmuştu da ben kazmıştım. Bilmiyor musunuz ki Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Usret (zorluk) ordusunu donatana cennet vardır" buyurmuştu da ben de bu ordunun donatılmasına katılmıştırn" dedi. Bunun üzerine oradakiler onun sözünü doğruladılar. Hz. Ömer vakfında "bu vakfın mütevellisinin bundan yemesinde sakınca yoktur" demişti. Vakfın mütevellisi ise başkası olabileceği gibi, vakfın sahibi de olabilir. Dolayısıyla bu izin herkesi kapsar.
Hz. Osman taraftarı olan Ebu Abdurrahman, Hz. Ali taraftarı olan İbn Atiyye'ye şöyle demiştir: "Ben senin taraftarı olduğun kişinin niçin insanların kanını dökmeye bu kadar hevesli olduğunu biliyorum. Ben onun şöyle dediğini duydum: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem beni, Zübeyr ile birlikte bir operasyonu gerçekleştirmek üzere görevlendirerek şu talimatı verdi: "Derhal yola çıkın! Falan yerdeki bahçede Hatib'in verdiği mektubu götüren bir kadın bulacaksınız." Biz de kadını bulunca mektubu vermesini istedik. Kadın: "Ne mektubu! Bana kimse bir şey vermedi!" dedi. Biz de onu tehdit ederek: "Ya mektubu verirsin ya da elbiselerini soyar öyle ararız" dedik. Bunun üzerine kadın mektubu kuşağının arasından çıkarıp bize verdi. Biz de mektubu Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e getirdik. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Hatib'i çağırması için birisini gönderdi. Hatib gelince şöyle dedi: "Ey Allah'ın Resulü, benim durumumu araştırmadan acele ile hemen karar verme! Ben kesinlikle İslam'dan dönüp küfrü tercih etmedim. Aksine İslam'a olan sevgim kat kat arttı. Ben Kureyş kabilesine mensup birisi değilim, onlara sonradan katılan bir insanım. Fakat senin ashabından her birinin Mekke'de bulunan Kureyşlilerle akrabalık bağları vardır. Böylece Allah Teala onların Mekke'deki akrabaları sayesinde hem ailelerini hem de mallarını koruyor. Halbuki benim kimsem yok. Ben de orada bulunan ailemi korumalarını sağlamak üzere Kureyş'in desteğini almak istedim." Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem onun doğru söylediğini ifade etti. Hz. Ömer ise iyice hiddetlendi ve: "Ey Allah'ın Resulü, müsaade edin şunun boynunu vurayım! Baksanıza münafıklık yaptı!" dedi. Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem de şöyle buyurdu: "Ne biliyorsun, belki de Allah Teala Bedir ehlinin / Bedir savaşına katılanların her haline bakmış ve şöyle buyurmuştur: Dilediğinizi yapın." Kim bilir, belki de Hz. Ali'nin böyle fütursuzca kan dökme cesaretinde bulunmasının sebebi de bu olabilir!"
Ali r.a. dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem beni ve Ebu Mersed'i ve Zubeyr'i --ki üçümüz de atlı idik- gönderdi ve bize dedi ki: Ravdatuhah denilen yere varıncaya kadar gidiniz. Orada beraberinde Hatıb b. Ebi Beltaa'dan, müşriklere yazılmış bir mektup bulunan müşrik bir kadın olacaktır. Biz o kadını devesi üzerinde yol alırken Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in dediği yerde yetiştik. Ona, mektubu ver, dedik. Beraberimizde mektup diye bir şey yoktur, dedi. Devesini çöktürdük, araştırdık,. Fakat mektup diye bir şey görmedik. Bunun üzerine: Resulullah asla yalan söylememiştir. Andolsun ya mektubu çıkartırsın yahut da seni çırılçıplak soyacağız, dedik. Bizim kararlı olduğumuzu görünce -beline bağlamış olduğu bir kuşağı vardı- elini beline uzattı ve mektubu çıkardı. Biz de onu alıp Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e götürdük. Ömer: Ey Allah'ın Resulü bu Allah'a, Resulüne ve mu'minlere hainlik etti. Beni bırak da bunun boynunu vurayım, dedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem (Hatıb'a): Bu işi yapmana seni iten nedir, diye sordu. Hatıb: Allah'a yemin ederim ben ancak Allah'a ve Resulüne iman eden bir kişiyim. Onlara bir iyilik yapayım da böylelikle onlar bana minnettar kalarak Allah'ın bu yolla ailemi ve malımı himaye etmesini istedim. Senin ashabından herkesin orada mutlaka Allah'ın o kimseler vasıtası ile ailesini ve malını koruyacağı aşiretinden kimseler vardır. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Doğru söylüyor, ona hayırdan başka bir şey söylemeyin, dedi. Ömer: Şüphesiz ki o Allah'a ve mu'minlere hainlik etti. Bırak beni de boynunu vurayım deyince, Allah Resulü: O Bedir'e katılanlardan değil midir, diye sordu ve: Belki de Allah, Bedir'e katılanlara muttali olarak: İstediğiniz ameli işleyiniz. Size cennet vacip olmuştur -yahut da size mağfiret buyurdum- demiştir, diye ekledi. Bunun üzerine Ömer'in gözlerinden yaş aktı ve: Allah ve Resulü en iyi bilir, dedi."
Ali r.a. dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir seriye gönderdi. Ona ensardan birisini kumandan tayin etti ve onlara ona itaat etmelerini emretti. (Bir sebeple) kızıp: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem size bana itaat etmenizi emretmemiş miydi deyince, onlar: Evet diye cevap verdiler. Kumandanları: O halde bana odun toplayınız, dedi. Onlar da odun topladılar. Haydi bir ateş yakınız, dedi. Ateş yaktılar. Sonra: Bu ateşe giriniz dedi. Girmek istediler ama biri diğerini tutarak: Bizler ancak ateşten kurtulmak için Nebie kaçtık, demeye koyuldular. Nihayet ateş de dindi, kumandanlarının da öfkesi dindi. Durum Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e ulaşınca: Eğer o ateşe girmiş olsalardı, kıyamet gününe kadar ondan çıkamazlardı. İtaat maruftadır, diye buyurdu. Bu Hadis 7145 ve 7257 numara ile gelecektir.
Ali r.a.'in şöyle söylediği rivayet edilmiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte Bakl'u'l-gargad mezarlığında bir cenaze de idik. Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem; "Sizin hepinizin Cennet ve Cehennemde oturacağı yeri yazılmıştır!" buyurdu. Orada bulunanlar "Ey Allah'ın elçisi! Öyleyse bu yazıya itimad etmeyelim mi?" diye sordular. Bunun üzerine Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Çalışın! Her şey kolay kılınmıştır." Ardından şu ayetleri okudu: "Artık kim verir ve sakınırsa, en güzeli de tasdik ederse, biz de onu en ko/aya hazırlanz (onda başanlı kı/anz). "(LeyI 5-7) İmam Buhari burada Hz. AIi'den nakledilen hadisi verdi. Bu hadisin açıklaması Kitabu'l-kader'de yapllacaktır.
Ali r.a.'den rivayet edildiğine göre, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir cenaze'ye katılmıştı. Bu esnada eline bir değnek aldı, onunla toprağa vurup çizgiler çizdi ve: "Sizin her birinizin Cehennem veya Cennetteki yeri yazılmıştır," buyurdu. Orada bulunanlar; "Öyleyse bu yazıya itimad etmeyelim mi?" diye sordular. Bunun üzerine Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Çalışın! Her şey kolay kılınmıştır." Artık kim verir ve sakınırsa, en güzeli de tasdik ederse, [biz de onu en kolaya hazırlarız (onda başarılı kılarız)"(LeyI 5-7)
Ali r.a.'in şöyle söylediği rivayet edilmiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanında oturuyorduk. Derken o; "Sizin her birinizin Cennette oturacağı yer ile Cehennemde oturacağı yer yazılmıştır," buyurdu. Biz: "Ey Allah'ın Resulü Öyleyse bu yazıya itim ad etmeyelim mi?" diye sorduk. Bunun üzerine Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Çalışın! Her şey kolay kılınmıştır." Ardından şu ayetleri okudu: "Artık kim verir ve sakınırsa, en güzeli de tasdik ederse, biz de onu en kolaya hazırlarız (onda başarılı kılarız). Kim de cimrilik eder, kendini müstağni sayar, en güzeli de yalanlarsa, biz de onu en zora hazırlanz. " (LeyI 5-7)
Ali r.a.'in şöyle söylediği rivayet edilmiştir: Baki'ı'l-gargad mezarlığında bir cenazeye katılmıştık. Bu esnada Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem yanımıza geldi ve oturdu! Biz de onun etrafında oturduk. Onun elinde bir değnek vardı, başını eğdi ve değneği ile yere vurmaya başladı, sonra da şöyle buyurdu: "Sizin her birinizin, kendisine can verilmiş her varlığın Cennet ve Cehennemdeki yeri yazı/mıştır. Yine kimin bedbaht, kimin de mutlu olacağı yazılmıştır." Bir adam: "Ey Allah'ın elçisi! Öyleyse bizim için yazılana itimat edip çalışmayı bırakalım mı? Zira bizden mutlu olacak kimseler, mutlu olacak insanların amelini işleyecek; bedbaht olacak kimseler de bedbaht olacak insanların amelini işleyeek," dedi. Bunun üzerine Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem; "Mutlu olacak insanlara, mutlu olacak insan/ann yapacaklan işler; bedbaht olacak insanlara da bedbaht olacak insan/ann yapacakları işler kolaylaştırılacak," buyurdu. Sonra şu ayetleri okudu: "Artık kim verir ve sakınırsa, en güzeli de tasdik ederse ... "(LeyI 5-6)
Ali r.a.'in şöyle söylediği rivayet edilmiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir cenazeye katılmıştı. Bu esnada bir şey alıp onunla yere bir şeyler çizmeye başladı ve şöyle buyurdu: "Sizin her birinizin ateşte oturacağı ve Cennette oturacağı yer yazılmıştır." Orada bulunanlar: "Ey Allah'ın Resulü! Öyleyse bizim için yazılana itimat edip çalışmayı bırakalım mı" dediler. Bunun üzerine Allah Resu!ü Sallallahu Aleyhi ve Sellem; "Çalışın. Her şey yaratıldığı şey için kolaylaştınlmıştır. Kim mutlu olacak insanlardansa, mutlu olacak insanların işini yapmak ona kolay olur; kim de bedbaht olacak insanlardan alacaksa, bedbaht olacak insanların işleri ona kolayolur," buyurdu ve şu ayetleri okudu: "Artık kim verir ve sakınırsa, en güzeli de tasdik ederse. "(LeyI 5-6) KİTABU’T-TEFSİR EK SAYFA – 1759-3 DUHA SURESİ. Mücahid şöyle demiştir: İza seca "dümdüz oldu"(Duha 2) anlamına gelir. Bir başka müfessir ise şöyle demiştir: Seca "karardı ve süklina erdi," aila (Duha 8) "kendisine muhtaç kimseler bulunan kişi" anlamına gelir. AÇiKLAMA: Aila (Duha 8) 'kendisine muhtaç kimseler bulunan kişi' anlamına gelir," yorumu Ebu Ubeyde'ye aittir. Ferra ise bu kelimeyi "fakir" olarak açıklamıştır. Abdullah' İbn Mes'ud mushafında bu kelimenin.adima şeklinde olduğunu gördüm. Bu ayetteki zenginlikten maksat, çok mal' sahibi yapmak değil, razı etmektir.
Osman radiyallahu anh'dan Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: "Sizin en hayırlınız kuran'ı öğrenen ve öğretendir." Sa 'd İbn Ubeyde şöyle dedi: Hz. Osman döneminde Ebu Abdurrahman Müslümanlara kuran öğretti. Haccac dönemine kadar da bu faaliyetini sürdürdü. Bu konuda şöyle demiştir: "kuran'ın faziletine ilişkin nakledilen hadis, benim buraya oturup kuran öğretmeme vesile oldu." Diğer tahric edenler: Tirmizî, Fedail-ül Kur’ân; İbn Mâce,i Mukaddime
Osman bin Affan (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre, o Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu demiştir: "Sizin en faziletliniz kuran'ı öğrenen ve öğretendir."
Ebu Musa (el-Eş'ari) r.a.'dan, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "İşittiği eziyet verici söze karşı Allah'tan daha çok sabreden bir kimse -yahut bir şey- yoktur. Onlar onun evladı olduğunu ileri sürüyorlar. Halbuki o, onlara sıhhat ve rızık verip duruyor." Tekrar: 7378
Ali r.a.'dan, dedi ki: "Bir cenazede Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte idik. Bir sopa ile yere vurmaya koyuldu. Sonra: Aranızdan cennet ve cehennemde oturacak yeri tespit edilip de bitirilmemiş hiçbir kimse yoktur, buyurdu. Buna karşılık ashab: O halde (ameli bırakıp) tevekkül etmeyelim mi, dediler. Allah Rasulü: Amel ediniz. Çünkü herkese (ne için yaratılmışsa o doğrultuda amel etmek) kolaylaştırılmıştır. "Artık kim verir, takvalı olursa ... "(Leyl, 5) buyruğunu okudu."
Ali r.a. dedi ki: "Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem beni, ez-Zubeyr İbn el-Avvam'ı ve Ebu Mersed el-Ganevı'yi -ki hepimiz süvari idik- gönderip bize: Ravdatuhah denilen yere varıncaya kadar yola koyulun. Orada beraberinde Hatıb İbn Ebi Beltea'dan müşriklere yazılmış bir sahife bulunan müşriklerden bir kadın vardır, buyurdu. Ali r.a. dedi ki: Biz de onu bir devesi üzerinde yol alırken, Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in bize dediği yerde yetiştik. Ona: Beraberindeki mektup nerede, diye sorduk. Kadın: Benimle birlikte mektup diye bir şey yoktur deyince, devesini çöktürdük, eşyasını araştırdık, hiçbir şey bulamadık. Diğer iki arkadaşım: Beraberinde mektup olduğu görüşünde değiliz, dediler. Ben: Andolsun Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yalan söylemediğini biliyorum. Adına and olunana yemin ederek söylüyorum ki, ya mektubu çıkartırsın yahut seni çınlçlplak soyarım, dedim. Kadın benim ciddi olduğumu görünce, elini beline götürdü. Beline bir kumaşı peştamal şeklinde bağlamıştı. Oradan mektubu çıkardı. Ali devamla dedi ki: Mektubu alıp Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e götürdü k. Allah Rasulü: Ey Hatıb, seni yaptığın bu işe iten ne oldu, dedi. Hatıb: Ben sadece Allah'a ve Rasulüne iman eden birisiyim. Ne bir değişiklik yaptım, ne de değiştirdim. Ama onlara bir iyiliğim dokunsun ve Allah bu iyiliğim sayesinde aileme ve malıma gelecek zararı önlesin istedim. Senin ashabından orada Allah'ın kendileri vasıtasıyla ailesine ve malına gelecek zararı def edecek kimseleri bulunmayan hiçbir kişi yoktur, dedim. Allah Rasulü: Doğru söylüyor, ona hayırdan başka bir şey demeyiniz, buyurdu. Ali dedi ki: Bu sefer Ömer İbn el-Hattab: Şüphesiz ki o Allah'a, Rasulüne ve mu'minlere hainlik etmiştir. Beni bırak da boynunu uçurayım, dedi. Allah Rasulü bunun üzerine: Ey Ömer! Allah'ın Bedir'e katılanlara muttali olup: Dilediğinizi yapınız, size cennet vacip olmuştur, demediğini nereden biliyorsun, buyurdu. Ali r.a. dediki: Ömer'in gözleri yaşardı ve: Allah ve Rasulü daha iyi bilir, dedi."
Ali r.a.'den şöyle rivayet edilmiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanında oturuyorduk. Elinde bir sopa vardı, sopayı yere vurup iz çıkarıyordu. Sonra: "Aranızdan hiç kimse yoktur ki cennetlik ya da cehennemlik olacağı yazılmış olmasın" dedi. Bunun üzerine bir adam: "Ey Allah'ın elçisi, biz bu yazgıya dayanıp güvenmeyelim mi?" diye sordu. O da: "Hayır, siz amel edin. Zira bunların her biri kolaylaştırılır" dedi ardından da "Artık kim (infak edip) verir ve sakınırsa, o el-Hüsna'yı da doğrularsa; Biz de ona kolayolanı kolaylaştırınz. Amma kim cimrilik eder ve kendisini müstağni görür, o el-Hüsna'yı da yalanlarsa; Biz de ona en zor olanı (isyanı) kolaylaştırınz"(Leyl, 5-10) ayetlerini okudu.
Ali b. Ebi Talib şöyle demiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir seriyye gönderdi, başlarına ensardan birisini kumandan tayin etti ve askerlere kumandanlarına itaat etmelerini emretti. (Yolda) kumandan (maiyyetine) öfkelendi de "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bana itaat etmenizi emretmedi mi?" diye sordu. Askerler "Evet, emretti!" dediler. Kumandan "Size kesin emrim şudur ki odun toplayacaksınıı, bir ateş yakacaksınız, sonra da ona gireceksiniz!" dedi. Askerler odun topladılar ve bir ateş yaktılar. Ateşin içine girmeye yöneldiklerinde durup birbirlerine baktılar. İçlerinden bazısı "Bizler Nebi'e ancak ateşten kaçmak için tabi olduk, (şimdi biz böyle iken) onun içine mi gireceğiz?" dediler. Onlar böyle iken ateşin alevi söndü ve kumandanın öfkesi geçti. Sonra bu olayı Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e zikrettiklerinde Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Eğer ateşe girselerdi, ondan dışarı çıkamazlardı. Çünkü itaat ancak makul ve meşru olan emirler hakkındadır" buyurdu.
Ali r.a. şöyle demiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir askeri birliği hazırlayıp, başlarına birisini kumandan tayin etti. (Kişi) yolda odun toplatıp ateş yaktırdı ve askerlere "Bu ateşin içine girin!" dedi. Onlardan bir kısmı ateşe girmek istediklerinde diğerleri "Biz ateşten kaçıp (Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e sığınmış kimseleriz!)" dediler. Seferden dönüşte bu hadiseyi Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e zikrettiklerinde Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ateşe girmek isteyenler için "Eğer ateşe girmiş olsalardı, kıyamet gününe kadar onun içinde kalırlardı" buyurdu. Diğerlerine hitaben de "Masiyet konusunda kula itaat yoktur. İtaat ancak makul ve meşru olan emirler (maruf) hakkındadır" buyurdu.
Ebu Musa el-Eş'ari'nin nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle demiştir: "Hiçbir kimse (kendisi hakkında) duyduğu eza (verici isnad ve iftira) ya Allah'tan çok sabırlı değildir. İnsanlar Allah'a oğul isnad ederler de sonra Allah yine onları (afetlerden) selamette kılar ve (her türlü nimetlerle) rızıklandırıp (yaşatır). "
Ali r.a.'in nakline göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir cenazede bulundu. Orada eline bir değnek aldı, onunla yere vurup çizmeye başladı ve "Aranızdan cennetteki veya cehennemdeki yeri takdir edilip yazılmamış hiç kimse yoktur!" dedi. Sahabiler "Öyle ise (ameli terk edip) bu takdir ve yazıya dayanamaz mıyız?" dediler. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem" Sizler çalışınız! Çünkü herkes yaratılmış olduğu şeye kolaylaştırılıp, hazırlanmıştır!" buyurdu ve şu ayetleri okudu: "Artık kim verir ve sakınırsa en güzeli de tasdik ederse, biz de onu en kolaya hazırlarız. Kim cimrilik eder, kendini müstağni sayar, en güzeli de yalanlarsa biz de onu en zora hazırlarız."(Leyl 5- 10)
Bize Ebû Bekr b. Ebi Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Muhammed b. Fudayl rivayet etti. H. Bize İshâk b. İbrahim de rivayet etti. (Dediki): Bize Abdullah b. İdris haber verdi,. H. Bize Rifâa b. Heysem El-Vâsiti rivayet etti. (Dediki): Bize Hâlid (yâni İbni Abdillah) rivayet etti. Bu râvilerin hepsi Husayn'dan, o da Sa'd b. Ubeyde'den, o da Ebû Abdirrahman Es-Sülemi'den, o da Ali'den naklen rivayet ettiler. Ali şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) beni, Ebû Mersed'i Ganevi'yi ve Zübeyr b. Avvâm'ı gönderdi. Hepimiz atlı idik : «Gidin, tâ Hâh bahçesine varın. Orada müşriklerden bir kadın var ki, beraberinde Hâtıb'dan müşriklere yazılmış bir mektub bulunuyor...» buyurdu. Râvi, Ubeydullah b. Ebi Râfi'in, Ali'den rivayet ettiği hadis mânâsında nakletmiştir.
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ile Züheyr b. Harb ve Ebû Saîd El-Eşec rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Vekî' rivayet etti. H. Btee İbni Numeyr de rivayet etti. (Dediki): Bize babam rivayet etti. (Dediki): Bize A'meş rivayet etti. H. Bize Ebû Kureyb dahi rivayet etti. Lâfız onundur. (Dediki): Bize Ebû Muâviye rivayet etti, (Dediki): Bize A'meş, Sa'd b. Ubeyde'den, o da Ebû Abdirrahman Es-Sülemî'den, o da Ali'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Bir gün Resûlullah (Sallaliahu Aleyhi ve Sellem) oturuyordu. Elinde bir sopa olup, onunla yeri çiziyordu. Derken başını kaldırarak şöyle buyurdu: «Sîzden hiç bir kimso yoktur ki! Cennetten veya cehennemden yerî ma'lûm olmasınl» Ashnb: — Yâ Resûlallah! O halde niçin çalışıyoruz? Tevekkül etmeyelim mi? dediler. «Hayır! Çalışın, zira herkese ne maksatla yaratıldıysa, onun için imkân verilmiştir.» buyurdu. Sonra «Her kim atiyye verir, korunur ve hüsnayı tasdik ederse...» âyetlerini «Biz ona güçlüğü müyesser kılarız...»[Leyl 5 den 10'a] kavline kadar okudu.
Rivayet zinciri (1. tarîk): Müslim ← Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ve Züheyr b. Harb ve Ebû Saîd el-Eşecc ← Vekî'
Rivayet zinciri (2. tarîk): Müslim ← İbn Nümeyr ← babam ← Süleymân A'meş ← Sa'd b. Ubeyde ← Ebû Abdurrahman es-Sülemî ← Ali b. Ebû Tâlib
Bize Muhammed b. Müsennâ ile İbnî Beşgâr rivayet ettiler, (Dedilerki): Bize Muhammed b, Ca'fer rivayet etti. (Dediki); Bize Şu'be Mansûr ile A'meş'den rivayet etti. Onlar 4a Sa'd b. Ubeyde'yi Ebû Abdirrahman Es-Sülemî'den, o da Ali'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Scllem)'den naklen bu hadîsin mislini rivayet ederken işitmişler.
(Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe rivâyet etti. ki): Bize Ebû Muâviye ile Ebû Üsâme, A'meş'den, o da Saîd b. Cübeyr'den, o da Ebû Abdirrahman Es-Sülemî'den, o da Ebû Mûsa'dan naklen rivâyet etti. (Şöyle dedi): Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem): ezaya Allah (azze ve celle)’den daha sabırlı kimse yoktur. Kendisine şirk koşulur. Çocuk iddia edilir. Sonra o yine bunlara afiyet verir. Rızık ihsan eder.» buyurdular
(Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe rivâyet etti. ki): Bize Ebû Muâviye ile Ebû Üsâme, A'meş'den, o da Saîd b. Cübeyr'den, o da Ebû Abdirrahman Es-Sülemî'den, o da Ebû Mûsa'dan naklen rivâyet etti. (Şöyle dedi): Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem): ezaya Allah (azze ve celle)’den daha sabırlı kimse yoktur. Kendisine şirk koşulur. Çocuk iddia edilir. Sonra o yine bunlara afiyet verir. Rızık ihsan eder.» buyurdular
Bana Ubeydullah b. Saîd de rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû Usâme, A'meş'den rivayet etti. (Demişki): Bize Saîd b. Cübeyr, Ebû Abdirrahman Es-Sülemî'den rivayet etti. (Demişki): Abdullah b. Kays şunu söyledi. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «İşittiği bîr ezaya Allah Tealâ'dan daha sabırlı kimse yoktur, kâfirler ona şerik koşuyor, çocuk iddia ediyor, bununla beraber o kendilerine nzk ve afiyet ihsan ediyor, onlara veriyor!» buyurdular.