Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.
Ebu Hureyre r.a.'in nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Fırat (nehrinin suyu çekilerek) kıymetli altın hazinesinin açığa çıkma zamanı yakındır. Her kim o zaman orada hazır bulunursa ondan bir şey almasın."
Bize Ebu Bekr b. Ebi Şeyhe ile Ebu Said el-Eşecc rivayet ettiler. Dedilerki: Bize Veki' A'meş'den, o da Ebu Salih'den, o da Ebu Hureyre'den naklen rivayet etti, Ebu Hureyre şöyle demiş: Resulullah (saIlallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: "Kim kendisini bir demir ile öldürürse o demir parçası elinde olduğu halde cehennem ateşinde ebediyen ve temelli kalmak üzere karnına saplayıp duracaktır. Kim bir zehir içip, kendisini öldürürse cehennem ateşinde ebedi ve temelli kalmak üzere onu içip, duracaktır. Kim de bir dağdan yuvarlanarak kendisini öldürürse cehennem ateşinde ebediyen ve temelli olarak yuvarlanıp duracaktır. "
Bize Ebu Said el-Eşec ve İshak b. İbrahim tahdis etti, İshak (2/60b) bize Vekl' haber verdi derken, el-Eşec tahdis etti dedi. Bize A'meş, İbrahim et-Teymi'den tahdis etti. O babasından, o Ebu Zerr'den şöyle dediğini nakletti: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e Allah Teala'nın: "Güneş de kendisi için belirlenmiş bir karar yerine kadar akıp gider. " (Yasin, 38) buyruğu hakkında soru sordum. O: "Onun karar kıldığı yer Arşın altıdır" buyurdu
Bize Ebu Bekr b. Ebi Şeybe ile Ebu Sa'id el-Eşecc hep birden Veki'den rivayet ettiler. Eşecc dedi ki: Bize Vekî' rivayet etti. (Dediki): Bize A'meş, Ziyad b. Husayn Ebu Cehme'den, o da Ebu'l-Âliye'den, o da İbni Abbas'tan naklen rivayet etti ki İbni Abbas : «Onun gördüğünü gönül yalanlamadı, yemin olsun ki, onu bir başka inişte de gördü.» âyetleri hakkında onu kalbi ile iki defa gördü demiştir.
Bize Ebu Kureyb ve Ebu Said el-Eşe c tahdis edip dediler ki: Bize Veki" tahdis etti. (H) Bize Ebu Kureyb de tahdis etti, bize Ebu Muaviye tahdis etti. (Vekı" ile) ikisi A'meş'ten, o Ebu Rezin ve Ebu Salih'ten onlar Ebu Hureyre' den diye rivayet etti. Ebu Muaviye rivayetinde: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, dedi.Veki' rivayetinde: Hadisi Allah Resulüne ref edip, aynısını nakletti, dedi.
Bize Ebu Said el-Eşec, Ebu Kureyb Muhammed b. el-Ala ve İshak b. İbrahim tahdis etti. İshak: Bize Veki' haber verdi derken, diğer ikisi, tahdis etti, dediler. Bize A'meş tahdis edip dedi ki: Mücahid'i Tavus'tan tahdis ederken dinledim. O İbn Abbas'tan şöyle dediğini nakletti: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) iki kabrin yanından geçti ve: "Muhakkak bunlara azap edilmektedir. Ama büyük bir şey dolayısıyla azap olunmuyorlar. Bunların biri laf taşıyıp götürürdü, diğeri ise kendi sidiğinden korunmazdı" buyurdu. (İbn Abbas) dedi ki: Sonra yaş bir hurma dalı istedi, onu ikiye yardıktan sonra bunun üzerine birisini, diğerinin üzerine de ötekini dikti, sonra da: "Kurumadıkları sürece azaplarının hafifleti/eceği umulur" buyurdu.
Bize Muhammed b. es-Sabbah, Ebu Bekr b. Ebli Şeybe, Ebu Kureyb, el-Eşe c ve İshak hepsi Vekl"den tahdis etti (H). Bunu bize Yahya b. Yahya ve Ebu Kureyb de tahdis edip dediler ki: Bize Ebu Muaviye ve Vekl' tahdis etti, her ikisi A'meş'ten bu isnad ile hadisi rivayet etti ama bu ikisinin hadisi rivayetlerinde başa üç avuç su dökmek sözkonusu edilmemektedir. Vekl"in hadisi rivayetinde ise abdestin tamamı anlablmakta ve bu abdest alışta mazmaza ve istinşakı da zikretmiş bulunmaktadır. Hadisin Ebu Muaviye rivayetinde ise mendilden (havludan) söz edilmemektedir
Bana Ebu Saîd El-Eşecc rivayet etti. (Dediki): Bize Veki' rivayet etti. H. Bize İshak b. İbrahim de rivayet etti. (Dediki): Bize İsa b. Yunus haber verdi. Her iki râvi: «Bize Â'meş bu isnatla bu hadisin mislini rivayet etti.* demişlerdir.
Bize Amru'n-Nâkıd ile Ebu Saîd El-Eşecc rivayet ettiler. Dediler ki: Bize Hafs b. Gıyâs rivayet etti. H. Dediki: Bize Ömer b. Hafs b. Gıyâs da rivayet etti. Lâfız onundur. (Dediki): Bize babam rivayet etti. (Dediki): Bize A'meş rivayet etti. (Dediki): Bana İbrahim, Esved'den, o da Âİşe'den naklen rivayet etti. A'meş demiş ki: Bana Müslim de, Mesruk'dan, o da Âişe'den naklen rivayet etti. Âişe'nin yanında namazı bozan şeyler (den) köpek, eşek ve kadın zikredilmiş de şöyle demiş: «Bizi eşeklerle köpeklere benzettiniz. Vallahi ben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'i namaz kılarken, gördüm; halbuki kendim serîr üzerinde onunla kıble arasına uzanmış vaziyette idim. Bu halde iken hacetim gelir; fakat ben oturup da Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e eziyet vermekden çekindiğim için seririn ayakları tarafından sıyırılıp çıkardım.»
Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe ile Züheyr b. Harb, İbni Nûmeyr ve Ebu Saîd El-Eşecc rivayet ettiler. Lâfızları biribirlerine yakındır. Dedilerki: Bize İbnî Fudayl rivayet etti. (Dediki): Bize A'meş, ibrahim'den, o da Âlkame'den, o da Abdullah'dan naklen rivayet etti. Abdullah şöyle demiş: Biz Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) namazda iken kendisine selâm verirdik. O da bizim selâmımızı alırdı. Vaktâ ki Necâşî'nin yanından döndük. (Bir daha) selâm verdiğimizde selâmımızı almadı. Bunun üzerine biz: — Yâ Resulullah evvelce sana namazda selâm veriyorduk, sen de alıyordun; dedik. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Şüphesizki namazda meşguliyet vardır.» buyurdular.
Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe ile Ebu Saîd-i Eşecc, ikisi birden Ebu Hâlid'den rivayet ettiler. Ebu Bekir Dediki: Bize Ebu Hâlid-i Ahmer, A'meş'den, o da İsmail b. Recâ'dan, o da Evs. b. Dam'ac'dan, o da Ebu Mes'ûd-u Ensârî'den naklen rivayet etti, Ebu Mes'ûd şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ; «Cemaata, Allah'ın kitabını en iyi okuyanları imam olur. Eğer okuma hususunda müsâvî iseler, sünneti en iyi bilenleri; sünnet hususunda da müsâvî iseler hicret itibârı ile en kıdemlileri; hicret hususunda da müsâvî iseler, islâmiyet'i kabulde en kıdemlileri imam olur. Sakın birinin hâkim olduğu yerde, başka biri ona imam olmasın! Ve hiç bir kimse başkasının evinde onun izni olmaksızın yaygısının üzerine oturmasın!» buyurdular. Ebu Saîd-i Eşecc, kendi rivayetinde «silmen» (İslama giriş) yerine «sinnen» (yaşça) demişdir.
Bize Ebu Kureyb rivayet etti. (Dediki): Bize Ebu Muâviye rivayet etti. H. Bize İshâk da rivayet etti. (Dediki): Bize Cerîr ile Ebu Muâviye haber verdiler, H. Bize Eşecc dahî rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Fudayl rivayet etti. H. Biae İbni Ebî Ömer de rivayet etti. (Dediki) : Bize Süfyân rivayet etti. Bu râvîlerin hepsi A'meş'den, bu isnâdla; bu hadîsin mislini rivayet etmişlerdir.
Bu hadîsi bize, Ebu Saîd-i Eşecc dahî rivayet etti. (Dediki): Bize Hafs (yâni İbni Gıyâs) rivayet etti. (Dediki): Bize Hâlid-i Hazza' bu isnâdla rivayet etti. O: «Hazza' Dediki : Bu iki genç kıraat hususunda da birbirine yakın idiler.» cümlesini ziyâde etmişdir.
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ile Ebû Kureyb de rivayet ettiler. Dedilerki: Bize Ebû Muâviye rivayet etti. H. Bize Ebû Kureyb ile Ebû Saîd-i Eşec dahî rivayet ettiler. Lâfız, Ebû Kureyb'indir. Dedilerki: Bize Vekî' rivayet etti. Bunların ikisi de A'meş'den, o da Habib b. Ebî Sâbit'den, o da Saîd b. Cübeyr'den, o da İbni Abbâs'dan naklen rivayet ettiler. İbni Abbâs, şöyle demiş: «Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), Medine'de korku ve yağmur olmaksızın öğle ile ikindiyi ve akşamla yatsıyı birden kıldı.» Vekî'nin hadîsinde: «İbni Abbâs'a : Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bunu niçin yaptı? dedim; Ümmetini meşakkata sokmamak için; cevâbını verdi.» cümlesi vardır. Ebû Muâviye hadîsinde ise: «İbni Abbâs'a: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bununla ne yapmak istedi? dediler; İbni Abbâs: — Ümmetini meşakkata sokmamak istedi; cevâbını verdi.» denilmişdir
Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe ile Ebû Saîd El-Eşecc rivayet ettiler. Dedilerki: Bize Vekî', A'meş'den, o da Ebû Sâlih'den,, o da Ebû Hureyre'den naklen rivayet etti. Ebû Hureyre şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Sizden biriniz evine döndüğü zaman orada üç tane iri, semiz, gebe deve bulmasını ister mi?» diye sordu. B i z: — Evet! cevâbını verdik. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «O hâlde birinizin namazında okuyacağı üç âyet kendisi için iri semiz ve gebeliği belli olmuş üç deveden daha hayırlıdır.» buyurdular.
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ile Amru'n-Nâkıd ve ve Ebü Said-i Eşecc rivayet ettiler. (Dediler ki): Bize Veki' rivayet etti. (Dediki): Bize A'meş rivayet etti. H. Bana Züheyr b. Harb dahî rivayet etti. (Dediki): Bize Muhammed b. Fudayl, babasından rivayet etti. Bu râvîlerin İkisi de Umaratü'bnü Ka'kaa'dan, o da Ebû Zür'a'dan, o da Ebû Hureyre'den naklen rivayet etmişlerdir. Ebû Hureyre şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) «Yâ Rabb! Âl-i Muhammed'in rızkını ölmeyecek kadarcık ver!» buyurdular.
Bize Muhammed b. Abdiîlâh b. Numeyr ile Abdullah b. Said El-Eşecc hep birden Vekî'den rivayet ettiler. Eşecc (Dediki): Bize Veki' rivayet etti. (Dediki): Bize A'meş. Hayseme'den. o da Süveyd b. Gafele'den naklen rivayet etti. Süveyd şunları söylemiş: — Ali (Dediki): Size Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den bir hadis naklettiğim vakit, yemin, ederim kî semâdan düşsem, benim için onun söylemediği bir şey'i söylemekden daha makbul olur. Sizinle aramızda cereyan eden bir şey hakkında konuştuğumuz zaman ise (böyle değildir.) Çünkü harp, bir hileden ibarettir. Ben, Resülullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i şöyle buyururken işittim: Âhir zamanda yaşları genç, akılları ermez bir kavim meydana çıkacak. Bunlar mahlûkaatın en hayırlı sözlerini söyüyerek, Kur'an okuyacaklar (fakat okudukları Kur'ân) gırtlaklarından aşağı geçmiyecek. Dînden, ok'un avı delip geçtiği gibi çıkacaklar. Böylelerine rastladınız mı hemen tepeleyin. Çünkü onları öldürenlere kıyamet gününde Allah indinde büyük ecir vardır.»
Bize Ebû Saîd-i Eşecc rivayet etti. (Dediki) Bize Ebû Hâlid-i Ahmer rivayet etti. (Dediki) Bize A'meş, Selemetü'bnü Küheyl ile Hakem b. Uteybe ve Müslim-i Batin'den, onlar da Satd b. Cübeyr ile Mücâhid ve Atâ'dan onlar da İbni Abbâs (Radiyallahû anhûma)'dan, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen bu hadîsi rivayet etti.
Bize Ebû Bekir b. Ebi Şeybe rivayet etti. (Dedi kî) : Bize Ebû Muaviye ile Veki A'meş'den rivayet ettiler. H. Bize Züheyr b. Harb da rivayet etti. (Dediki) Bize Cerir, A'meş'den rivayet etti. H. Bize Ebû Saîd-i Eşecc dahî rivayet etti. Lâfız onundur. (Dediki) Bize Veki' rivayet etti. (Dediki) Bize A'meş, Ebû Salih'den, o da Ebû Hureyre (Radiyallahû anh)}'den naklen rivayet etti. Ebû Hureyre şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Adem oğlunun her ameli katlanır. Bir iyilik on mislinden yediyüz misline kadar katlanır. Allah (Azze ve Cell) (Yalnız oruç müstesna, Çünkü o, benimdir, onun mükâfaatını verecek olan da benim. Kulum şehvetiyle taamını benim için bırakıyor.) buyurmuştur. Oruçlu için iki ferah vardır: Biri iftar zamanındaki sevinci, diğeri de Rabbine kavuştuğu zamanki sevincidir. Emîn olun oruçlunun ağız kokusu Allah indinde misk kokusundan daha güzeldir.» buyurdular.
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ile Zuheyr b. Harb ve Ebû Saîd-i Eşecc rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Veki' rivayet etti. (Dediki): Bize A'm«ş, Ebu'd-Duha'dan, o da Mesruk'dan, o da Aişe (Radiyallahû anha)'dan naklen rivayet eyledi. Aişe: «Ben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) telbiye getirirken saç ayrıntılarındaki kokunun pırıltısını halâ görür gibiyim.» demiş.
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ile Ebû Saîd-i Eşecc rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Vekî' rivayet etti. (Dediki): Bize A'meş bu isnadla bu hadîsin mislini rivayet eyledi.
Bana Aliyyu'bnü Hucr Es-Sa'dî rivayet etti. (Dediki): Bize Aliyyu'bnü Müshir haber verdi. H. Bana Ebû Saîd-i Eşecc dahi rivayet etti. (Dediki): Bize Veki' rivayet etti. Bunlar hep birden A'meş'den bu isnâdla Ebû Kureyb'in Ebû Muâviye'den sonuna kadar rivayet ettiği hadîs gibi rivayette bulunmuşlardır. Bu hadîsde şu ziyâde de vardır: «Her kim bîr müslümanın verdiği emânı bozarsa AlIah'ın, meleklerin ve bütün insanların lâ'neti onun üzerinedir. Kıyamet gününde onun farz veya nafile hiç bir ibâdeti kabul olunmaz.» İbni Müshir ile Vekî'nin rivayetlerinde: «Bir kimse babasından başkasının oğlu olduğunu iddia ederse» ifâdesi yoktur. Vekî'nîn rivayetinde kıyamet günü dahî zikredilmemiştir.
Bana Abdullah b. Saîd El-Eşecc rivayet etti. (Dediki): Bize Vekî rivayet etti. (Dediki): Bize Â'meş, Umâretu'bnu Umeyr'den, o da Abdurrahman h. Yezid'den, o da Abdullah'daıı naklen rivayet etti. Abdullah şöyle demiş: «îbni Mes'ud'un yanına girdik. Ben girenlerin en genci idim...» Râvi yukardakilerin hadîsi gibi rivayette buîunmuş. Fakat: «Artık durmayıp evlendim» cümlesini söylememiştir.
Bize Ebu Bekr b. Ebi Şeybe ile Ebu Kureyb rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Ebu Muâviye rivayet etti. H. Bana Ebu Saîd-i Eşecc dahi rivayet etti. (Dediki): Bize Vekî' rivayet eyledi. H, Bana Züheyr b. Harb da rivayet etti. Lâfız onundur. (Dediki): Bize Cerîr rivayet etti. Bu râvilerin hepsi A'meş'den, o da Ebu Hâzim'den, o da Ebu Hureyre'den naklen rivayette bulunmuşlardır. Ebu Hureyre şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Bir adam karısını döşeğine davet eder de döşeğe gelmez; bu sebeble ona dargın olarak yatarsa, sabahlayıncaya kadar melekler o kadın'a la'net ederler.»
Bize Ebû Saîd-i Eşecc rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû Hâlid-i Ahmar, Sa'd b. Târık'dan, o da Ribî b. Hırâş'dan, o da Huzeyfe'den naklen rivayet etti. Huzeyfe şöyle demiş: Allah (ıin huzurun) a kullarından Allah'ın kendisine mal verdiği bir kul getirilmiş de ona: Dünyada ne yaptın diye sormuş. Kullar Allah'dan hiç bir söz gizleyemezler ya! O kul: — Yâ Rabbi! Bana malını verdin. Bu sebepten insanlarla alış veriş yapıyordum. Âdetim (alış verişte) müsamaha göstermek idi. Binâenaleyh zengine kolaylık gösterir; fakre de mühlet verirdim; demiş. Bunun üzerine Allah (Azze ve Cell): «Ben buna senden daha layıkım; kulumu affedin!» buyurmuş. Bunun üzerine Ukbetü'bnü Âmir-i Cühenî ile Ebû Mes'ûd-i Ensârî: «Biz bunu Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in ağzından işittik.» demişler.
Bana bu hadîsi Ebû Saîd el-Eşecc de rivayet etti. (Dediki): Bize el-Muhâribî, Fudayl b. Gazvân'dan bu isnâd ile rivayette bulundu, yalnız, -biyedin- kaydını zikretmedi.
Bize Saîd El-Eşecc de rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû Usâme rivayet etti. H. Bize Muhammed b. El-Müsennâ dahî rivayet etti. (Dediki): Bize Abdülvehhâb yâni Sekafî rivayet etti. H. Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ile Muhammed b. El-Alâ' ve ishâk b. İbrahim de toptan Hafs b. Gıyâs'tan rivayet ettiler. H. Bize Muhammed b. Amr b. Cebele b. Ebî Revvâd dahî rivayet etti. (Dediki): Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be rivayet etti. Bu râvilerin hepsi Ubeydullah'dan, o da Nâfi'den, o da İbni Ömer'den naklen bu hadîsi rivayette bulunmuşlardır. Bunların arasından Hafs: (Ömer'den naklen) demiştir. Ebû Usâme ile Sekafî'ye gelince: Bunların hadîsinde: «Bir gece i'tikâf» tâbiri; Şu'be'nin hadîsinde ise: «Üzerine bir gün i'tikâf nezreyledi, dedi» ifadesi vardır. Hafs'in hadîsinde gün ve gecenin zikri geçmemiştir.
Bize İbni Numeyr ile Ebû Saîd El-Eşecc rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Vekî' rivayet etti. (Dediki): Bize A'meş bu isnâdla bu hadisin mislini: -Ve emir vererek yahudi recmolundu.» cümlesine kadar rivayet etti. Ama ondan sonra âyetin inmesi kısmını anmadı.
Bize bu hadîsi Osman b. Ebi Şeybe ile ishâk da hep birden Cebîr'den rivayet ettiler. H. Bana Ebû Saîd El-Eşecc de rivayet etti. (Dediki): Bize Yeki' rivayet etti. Bu râvilerin ikisi birden A'meş'den bu isnadla rivayette bulunmuşlardır. ikisinin hadîsinde de : «Bizi kepaze edecek bir şeye kadar» fâdesi vardır.
Bize Muhammed b. Abdillâh b. Numeyr ile Züheyr b. Harb ve Ebû Saîd El-Eşecc de rivayet ettiler. Lâfızda birbirlerine yakındırlar. (Dedilerki): Bize Vekî' rivayet etti. (Dediki): Bize A'meş, Sa'd b. Ubeyde'den, o da Ebû Abdirrahmân'dan, o da Alî'den naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir seriyye gönderdi. Üzerlerine de Ensâr'dan bir zâtı kumandan tâyîn etti. Ve onlara bu zâtı dinleyip kendisine itaat etmelerini emir buyurdu. Derken bu zâtı kızdırdılar. O da : — Bana odun toplayın! Dedi. Hemen topladılar. Sonra : — Bir ateş yakın! Dedi. Yaktılar. Sonra: — Size Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) beni dinleyip itaat etmenizi emir buyurmadı mı? Dedi. — Evet, buyurdu! cevâbını verdiler, — Öyle ise bu ateşe girin! Dedi. Bunun üzerine askerler birbirlerine bakıştılar. Ve: — Biz Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e ancak ateşten kaçtık! Dediler. Hakîkaten öyle yapmışlardı. Kumandanın öfkesi de yatıştı; ve ateş söndürüldü. Döndükleri vakit buıu Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e söylediler de: «Ona girseler {bir daha) çıkamazlardı. Tâat ancak meşru' (olan bir şey) hususundadır!» buyurdular.