Ebû Îsâ künyesiyle bilinen Abdurrahman b. Ebû Leylâ, ensardan bir aileye mensuptur. Babası Ebû Leylâ, Hz. Peygamber'le birlikte pek çok gazveye katılmış bir sahâbîdir; adının Yesâr olduğu, ayrıca Bilâl ya da Dâvûd şeklinde de kaydedildiği nakledilir. Abdurrahman h. 17 / m. 638 yılında Medine'de dünyaya geldi, daha sonra Kûfe'ye yerleşti.
Hz. Ali, Abdullah b. Mes'ûd ve Enes b. Mâlik başta olmak üzere önde gelen sahâbîlerden ilim aldı; ensardan yüz yirmi kadar sahâbîye yetiştiği rivayet edilir. Kendisinden oğlu Îsâ, torunu Abdullah, Mücâhid, A'meş, Muhammed b. Sîrîn ve Sâbit el-Bünânî gibi isimler hadis rivayet etti. Zehebî onu Kûfe'nin âlimi olarak anar ve talebelerinin ona bir emîre gösterilen saygıyı gösterdiğini belirtir. Tâbiîn neslinin öne çıkan zâhidlerindendi ve evinde çok sayıda mushaf bulunduğu kaydedilir.
Haccâc b. Yûsuf döneminde kısa bir süre Kûfe kadılığı yaptı; Hz. Ali ve taraftarlarını kötülemesi için baskı görmesine rağmen buna yanaşmadı. h. 82 / m. 701'de Abdurrahman b. Muhammed b. el-Eş'as Haccâc'a karşı ayaklandığında pek çok âlim ve kurrâ ile birlikte onun safına katıldı ve Deyrülcemâcim savaşı öncesinde askerleri cesaretlendiren konuşmalar yaptı. Tercih edilen görüşe göre h. 83 / m. 702 yılında vefat etti; bu savaşta ya da İbnü'l-Eş'as ile Haccâc arasındaki başka bir çarpışmada öldüğü, bazı rivayetlere göre ise atından düşerek hayatını kaybettiği söylenir.
Ailesi
Babası
Abu Layla
Çocukları
'Isa bin 'Abdur Rahman bin Abi Layla, Muhammad bin 'Abdur Rahman bin Abi Layla
Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.
Bera' (r.a.) şöyle demiştir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem namaz kılarken rükularda, secdelerde ve iki secde arasındaki oturuşlarda neredeyse birbirine eşit olacak bir süre kadar beklerdi. Sadece (kıraat için olan) kıyamlar ile teşehhüdlerdeki oturuşlar bunlardan farklı idi. Tekrar: 801, 820. 122. Resulullah s.a.v. Rükuunu Tam Olarak Yapmayan Birisine Namazını iade Etmesini Emir Buyurmuştur
el-Berâ' (radiyallahu anh) şöyle demiştir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem namaz kılarken rükularda, secdelerde, rükulardan doğrulurken ve iki secde arasındaki oturuşlarda neredeyse birbirine eşit olacak bir süre kadar beklerdi."
el-Berâ (r.a.) şöyle demiştir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem namaz kılarken secdelerde, rükûlarda ve iki secde arasındaki oturuşlarda neredeyse birbirine eşit olacak bir süre kadar beklerdi."
İbn Ebi Leyla şöyle demiştir: "Ümmü Hani dışında hiç kimse Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in kuşluk vaktinde namaz kıldığını haber vermemiştir. Ümmü Hani'nin haber verdiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Mekke fethedildiği gün onun evinde boy abdesti almış ve sekiz rek'at namaz kılmıştır. Ümmü Hani Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in namazını şöyle anlatmıştır: "Ben Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in bundan daha hafif sade bir namaz kıldığını hiç görmedim. Fakat bununla birlikte rüku ve secdeleri tam olarak yapmıştı."
Abdurrahman İbn Ebî Leyla şöyle demiştir: Ümmü Hanî dışında hiç kimse bize Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i kuşluk namazı kılarken gördüğünü söylememiştir. Ümmü Hanî ise şöyle demiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Mekke'nin fethedildiği gün evimize girerek yıkandı. Sonra sekiz rekat namaz kıldı. Bunlardan daha hafif bir namaz görmedim, ancak rüku ve secdeyi tam olarak yapıyordu".
Abdurrahman İbn Ebî Leyla şöyle demiştir: Sehl İbn Huneyf ve Kays İbn Said, Kadisiye'de oturuyorlardı. O arada yanlarından bir cenaze geçti. İkisi de ayağa kalktılar. Onlara: "Bu cenaze zimmet ehlindendir" denilince onlar şöyle dediler: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanından bir cenaze geçti. Hemen ayağa kalktı, kendisine "Bu bir Yahudi cenazesidir" denilince O sallallahu aleyhi ve sellem: "İnsan değil mi?" dedi.
Ali radiyallahu anh şöyle dedi: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem kestiğim hedy hayvanının üzerinde bulunan heybeyi ve hayvan'ın derisini tasadduk etmemi emretti. Tekrar: 1716,1717,1718, 2299
Ali radiyallahu anh şöyle dedi; Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, kesilen hedy kurbanının başında durmamı ve kasaplık ücreti olarak hayvan'ın etinden herhangi bir şey vermememi emretti.
Ali r.a., Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in kendisine, hedy kurbanının başında bulunmayı, bunların etlerini, derilerini ve heybelerini dağıtmayı, kasaplık ücreti olarak (etlerinden) bir şey vermemeyi emrettiğini söyledi.
Ali r.a. Şöyle Dedi: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem yüz deveyi hedy kıldı. Bana bunların etlerini taksim etmemi emretti, ben de taksim ettim. Sonra da emretti heybesini taksim ettim. Sonra emretti, derisini taksim ettim. Hadiste şu hususlar yer almaktadır: 1- Hedy kurbanını sevk etmek, 2- Hedy kurbanını kesmek için başkasını vekil kılmak, 3- Hedy kurbanını kesmek, bunun için adam tutmak, hayvanın bakımını sağlamak, dağıtmak ve ortak kılmak konusunda başkasını vekil kılmak. 4- Allah hakkı olarak bir şey yapması gerekli olan kimsenin, bunun tamamını Allah'a ait kılması. Bunun bir benzeri de ekinlerdir. Ekinin uşru (onda biri (öşür) zekat olarak) fakirlere verilir. Ekin için yapılan harcama, fakirlere verilen onda bire dahil edilmez.
Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Ka'b İbn Ucre'ye: "Herhalde bitler sana eziyet veriyor" dedi. Ka'b: Evet Ey Allah'ın Resulü! diye cevap verdi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Saçlarını kazıt. Üç gün oruç tut veya altı fakiri doyur yahut bir koyun kes" buyurdu. Tekrar: 1815. 1816, 1817, 1818, 4159, 4190, 4191, 4517, 5665
Ka'b b. Ucre şöyle demiştir: Hudeybiye'de Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem baş ucumda durdu, başımdan bitler düşüyordu. Bana: "Bitler sana zarar veriyor mu?" diye sordu. Ben: "Evet", dedim. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Öyleyse başını kazıt". Ka'b şöyle dedi: "Sizden her kim hasta olursa yahut başından bir rahatsızlığı varsa..." ayeti benim hakkımda indirildi. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Üç gün oruç tut veya bir ferak buğdayı altı fakire dağıt, yahut kolayına gelen bir kurban kes".
Ka'b b. Ucre r.a.'den rivayet edildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem onu, başındaki bitler yüzüne düşerken gördü ve ona: "Bitler sana eziyet ediyor mu?" diye sordu. Ka'b: Evet, diye cevap verdi. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Hudeybiye'de saçlarını kazıtmasını emretti. [Hadisi rivayet eden kişi dedi ki:] Sahabe, Hudeybiye'de ihramdan çıkacaklarını bilmiyorlar, Mekke'ye gireceklerini ümit ediyorlardı. Yüce Allah fidye ile ilgili ayeti indirdi. Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Ka'b'a bir farak buğdayı altı kişiye dağıtmasını veya bir koyun kurban kesmesini yahut üç gün oruç tutmasını emretti."
Hz. Ali'den nakledilmiştir: "Fatıma el değirmeni ile un öğütmekten bıkıp usandığını söyleyerek halinden şikayet ediyordu. Bu sırada Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e bazı esirlerin getirildiğini haber aldı ve O'ndan (s.a.v.) bir hizmetçi istemek üzere dışarı çıktı. Fakat Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i bulamadı. Bu yüzden talebini Hz. Aişe'ye arz etti. Hz. Aişe de Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem eve dönünce kızının talebini söyledi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem de bize geldi. Biz o sırada yatağımıza girmiştik. O gelince kalkmaya yeltendik. Fakat Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Hiç rahatsız olmayın, olduğunuz yerde durun!" buyurdu ve aramıza girip oturdu. Hatta ben ayağının soğukluğunu göğsümde hissettim. O gece bize şöyle buyurdu: "Ben size bana arz ettiğiniz talebinizden daha hayırlı bir yol göstereyim mi?! Yataklarınıza uzandığınızda otuz dört defa Allahu Ekber deyin otuz üç defa Elhamdu lillah deyin ve otuz üç defa de Sübhanallah deyin. İşte bunlar benden istemiş olduğunuz şeyden daha hayırlıdır."
Abdurrahman b. Ebi Leyla'dan dedi ki: Ka'b b. Ucre ile karşılaştım. Dedi ki: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den işitmiş olduğum bir hediyeyi hediye olarak sana vereyim mi? Ben: Tabi, onu bana hediye olarak ver, dedim. Dedi ki: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem'e şunu sorduk: Ey Allah'ın Resulü, siz ehl-i beyte salavat nasıl olur? Çünkü Allah bize nasıl selam söyleyeceğimizi öğretti. Şöyle buyurdu: "Allahumme salli ala Muhammedin ve ala ali Muhammed; kema salleyte ala İbrahime ve ala ali İbrahim; inneke Hamidun Mecid. Allahumme barik ala Muhammedin ve ala ali Muhammed; kema barekte ala İbrahime ve ala ali İbrahim, inneke Hamidun Mecid: deyin. " SALAVAT MEALİ: Allah'ım, İbrahim'e ve İbrahim'in aline salat getirdiğin gibi, Muhammed'e ve Muhammed'in aline de salat getir. Çünkü sen Hamidsin, Mecidsin. Allah'ım, İbrahim'e ve İbrahim'in aline bereketler ihsan ettiğin gibi, Muhammed'e ve Muhammed'in aline de bereketler ihsan eyle. Çünkü sen Hamidsin Mecidsin, Tekrar: 4797 ve 6357
İbn Ebi Leyla dedi ki: "Ali r.a.'ın bize anlattığına göre Fatıma aleyhesselam değirmen taşı ile öğütmenin (elinde) bıraktığı izlerden şikayette bulundu. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e (bir gazveden) alınan esirler getirildi. Gitti, fakat onu bulamadı. Aişe'yi buldu, durumu ona haber verdi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem gelince, Aişe ona Fatıma'nın geldiğini haber verdi. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem yanımıza geldi. --Bu sırada yatmış bulunuyorduk.-- Kalkmak istedim, olduğunuz yerde durunuz diye buyurdu. İkimizin arasında oturdu. O kadar ki ayaklarının serinliğini göğsümün üzerinde hissettim. Şöyle buyurdu: Size benden istediğinizden daha hayırlı olanını öğretmeyeyim mi? Yatacağınız vakit otuzdört defa tekbir getirirsiniz, otuzüç defa tesbih edersiniz, otuzüç defa da hamd edersiniz. Bu sizin için bir hizmetçiden daha hayırlıdır
Abdurrahman b. Ebi Leyla Ka'b b. Ucre'den rivayetine göre "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem kendisini bitleri yüzüne düşerken görmüş ve ona: Senin bu haşerelerin seni rahatsız ediyor mu diye sorunca, Ka'b: Evet diye cevap vermiştir. Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona başını traş etmesini emretti. O sırada Hudeybiye'de idi. Henüz kendilerine Hudeybiye'de ihramlarından çıkacaklarını beyan etmemişti. Mekke'ye gireceklerini ümit ediyorlardı. Bunun üzerine yüce Allah (traş olmaya dair) fidye verme hükmünü indirdi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem de ona ya ferak denilen bir ölçek (buğday)ı altı yoksula yedirmesini yahut bir koyunu hediy kurbanlık olarak göndermesini ya da üç gün oruç tutmasını emretti."
Ka'b b. Ucre r.a. dedi ki: "Hudeybiye zamanında bitler (başımdan) yüzüme saçılıp dökülürken Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem yanıma gelerek: Başındaki haşereler seni rahatsız ediyor mu, diye sordu. Ben: Evet dedim. Şöyle buyurdu: O halde saçlarını traş et, üç gün oruç tut yahut altı yoksula yemek yedir ya da bir kurban kes." Eyyub dedi ki: "Bunların hangisi ile (söze) başladığını bilmiyorum."
Ka'b b. Ucre dedi ki: "Hudeybiye'de Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte -ihramlı halde- idik. Müşrikler bizi (Beyte ulaşmaktan) alıkoymuştu. (Ka'b) dedi ki: Benim de kulaklarımın yumuşaklarına kadar varan saçlarım vardı. Haşereler (bitler) yüzüme dökülmeye başladı. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem yanımdan geçince: Başındaki haşereler seni rahatsız ediyor mu, diye sordu. Ben: Evet dedim ve şu: "Artık içinizde her kim hasta olur yahut başında bir eziyet bulunursa ona oruç, sadaka yahut da kurbandan (biriyle) fidye gerekir. "[Bakara, 196] ayeti nazil oldu."
Amr b. Ebi Leyla dedi ki: "Ümmü Hani dışında Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i kuşluk namazını kılarken gördüğümü bize hiç kimse haber vermiş değildir. O, onun Mekke'nin fethedildiği günü evinde yıkandıktan sonra sekiz rekat namaz kıldığını söylemiştir ve şunları eklemiştir: Onun bu namazdan daha çabuk namaz kıldığını görmüş değilim. Bununla birlikte o rüku' ve süclidunu da eksiksiz yapardL"
Ka'b İbn Ucra'dan rivayet edildiğine göre, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e "Ey Allah'ın Resulü! Sana selam vermenin ne anlama geldiğini biliyoruz. Ancak sana salavat nasıl getirilir? [Bunu bilmiyoruz,]" diye sorulmuş. Bunun üzerine Allah Resulü şöyle buyurmuş: Şöyle deyin:";. (Allahım! Hz. İbrahim'e ve onun yakınlarına rahmet ettiğin gibi, Muhammed'e ve onun yakınlarına da rahmet et! Şüphesiz övgüye ve yüceliklere layık olan ancak Sensin! A/lahım! Hz. İbrahim'e ve onun yakınlarına bereket verdiğin gibi, Muhammed'e ve onun.yakınlarına da bereket ver! Şüphesiz övgüye ve yüceliklere layık olan ancak Sensin.)"
Ali r.a.'den rivayete göre "Fatıma (a.s.) Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına giderek ona ellerinin değirmenden)iQlayl geldiği halden şikayet etti. Fatıma, -Nebi'e birtakım (ganimet) kölelerintin) geldiğine dair haber de erişmişti.- Nebii bulamadı. Bu durumu Aişe'ye aktardı. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem gelince, Aişe radıyallahu anha ona durumu haber verdi. Ali dedi ki: Bu sebeple Allah Rasulü bize yatacağımız yerlere yatmış iken geldi. Kalkmak istedik, ama o: Olduğunuz yerde kalınız, diye buyurdu. Sonra gelip benimle onun (Fatıma'nın) arasına oturdu. Öyle ki ayaklarının serinliğini karnımda hissettim. Şöyle buyurdu: Size istediklerinizden daha hayırlısını göstermeyeyim mi? Yataklarımza yattığınız -yahut döşeklerinize çekildiğiniz- vakit otuz üç defa subhanailah, otuz üç defa elhamdulillah, otuz dört defa da Allahu ekber deyiniz. Bu, her ikiniz için bir hizmetçiden daha hayırlıdır."
Ali b. Ebi Talib'den rivayete göre "Fatıma Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına gidip, ondan bir hizmetçi istedi. Allah Raslılü şöyle buyurdu: Ben sana hizmetçiden daha hayırlı olanı bildirmeyeyim mi? Uyuyacağın vakit otuz üç defa subhanallah dersin, otuz üç defa elhamdulillah dersin, otuzdört defa da Allahuekber dersin. -Sonra Süfyan: Bunların biri otuz dörttür dedi.- Artık ben ondan sonra bunları söylemeyi terk etmedim. Ona: Sıffin gecesi dahi mi diye sorulunca, o: Sıffin gecesi dahi unutmadım, diye cevap verdi."
Mücahid'den, dedi ki: "Bana Abdurrahman b. Ebi Leyla'nın tahdis ettiğine göre onlar Huzeyfe'nin yanında idiler. Huzeyfe kendisine su getirilmesini istedi. Bir Mecusi ona su getirdi. Mecusi bardağı Huzeyfe'nin eline verince onu fırlatarak: Eğer ona böyle yapmamasını bir ya da iki defa söylememiş olsaydım ... -Sanki: ... böyle yapmazdım, demek istiyordu.- Ama ben Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i şöyle buyururken dinledim: İnce ipek de, kalın ipek de giymeyiniz, altın ve gümüş kaplardan içmeyiniz. Bunlardan yapılmış tabaklarda da yemek yemeyiniz. Çünkü bunlar bu dünyada onların (kafirlerindir), ahirette de bizimdir." Bu Hadis Hadis 5632,5633,5831 ve 5837 numara ile gelecektir.
Ebu Leyla'dan, dedi ki: "Huzeyfe Medain'de bulunuyordu. Kendisine su verilmesini istedi. Bir dihkan (Medain eşrafından birisi) ona gümüş bir kase getirdi. Huzeyfe o kaseyi ona doğru fırlatarak: Benim bunu atmamın tek sebebi, bu işi yapmamasını (defalarca) söylediğim halde bundan vazgeçmeyişidir. Halbuki Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem de bizlere ipek ve atlas giyinmeyi, altın ve gümüş kaplarda içmeyi yasaklamış ve: Bunlar bu dünyada onlarındır, (kafirlerin) ahirette de sizlerindir diye buyurdu, dedi."
ibn Ebi Leyla'dan, dedi ki: "Biz Huzeyfe ile birlikte çıktık. Huzeyfe Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu zikretti: Altın ve gümüş kaplarda içmeyiniz. İpek ve atlas da giyinmeyiniz. Çünkü bunlar kıyamet gününde onlarındır, ahirette de sizin olacaktır."
Ka'b b. Ucre r.a.'dan, dedi ki: "Ben tencerenin altında ateş yakarken Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem yanıma geldi. Başındaki haşereler seni rahatsız ediyor mu, diye sordu. Ben: Evet, dedim. Bunun üzerine Nebi berberi çağırdı, başımı traş ettirdi. Sonra da bana fidye vermemi emretti."