Ebû Îsâ künyesiyle bilinen Abdurrahman b. Ebû Leylâ, ensardan bir aileye mensuptur. Babası Ebû Leylâ, Hz. Peygamber'le birlikte pek çok gazveye katılmış bir sahâbîdir; adının Yesâr olduğu, ayrıca Bilâl ya da Dâvûd şeklinde de kaydedildiği nakledilir. Abdurrahman h. 17 / m. 638 yılında Medine'de dünyaya geldi, daha sonra Kûfe'ye yerleşti.
Hz. Ali, Abdullah b. Mes'ûd ve Enes b. Mâlik başta olmak üzere önde gelen sahâbîlerden ilim aldı; ensardan yüz yirmi kadar sahâbîye yetiştiği rivayet edilir. Kendisinden oğlu Îsâ, torunu Abdullah, Mücâhid, A'meş, Muhammed b. Sîrîn ve Sâbit el-Bünânî gibi isimler hadis rivayet etti. Zehebî onu Kûfe'nin âlimi olarak anar ve talebelerinin ona bir emîre gösterilen saygıyı gösterdiğini belirtir. Tâbiîn neslinin öne çıkan zâhidlerindendi ve evinde çok sayıda mushaf bulunduğu kaydedilir.
Haccâc b. Yûsuf döneminde kısa bir süre Kûfe kadılığı yaptı; Hz. Ali ve taraftarlarını kötülemesi için baskı görmesine rağmen buna yanaşmadı. h. 82 / m. 701'de Abdurrahman b. Muhammed b. el-Eş'as Haccâc'a karşı ayaklandığında pek çok âlim ve kurrâ ile birlikte onun safına katıldı ve Deyrülcemâcim savaşı öncesinde askerleri cesaretlendiren konuşmalar yaptı. Tercih edilen görüşe göre h. 83 / m. 702 yılında vefat etti; bu savaşta ya da İbnü'l-Eş'as ile Haccâc arasındaki başka bir çarpışmada öldüğü, bazı rivayetlere göre ise atından düşerek hayatını kaybettiği söylenir.
Ailesi
Babası
Abu Layla
Çocukları
'Isa bin 'Abdur Rahman bin Abi Layla, Muhammad bin 'Abdur Rahman bin Abi Layla
Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.
Eyyub'dan, dedi ki: Ben Mücahid'i, İbn Ebi Leyla'dan, o da Ka'b b. Ucre'den şöyle dediğini naklederken dinledim: "Hudeybiye sırasında ben bir tencerenin altını yakarken, bitler de başımın üzerinden aşağıya doğru dökülürken Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem yanıma geldi ve: Sendeki bu haşereler seni rahatsız ediyor mu, diye sordu. Ben: Evet, dedim. O: Saçlarını tıraş et ve üç gün oruç tut yahut altı yoksula yemek yedir ya da bir kurban kes, buyurdu." Eyyub dedi ki: (Mücahid) bunlardan hangisini önce söyleyerek söze başladığını bilmiyorum.
İbn Ebi Leyla'dan, dedi ki: "Huzeyfe Medain'de bulunuyordu. Kendisine su getirilmesini istedi. Bir dihkan ona gümüş bir kap içerisinde su getirdi. Huzeyfe o kabı ona doğru attı ve: Benim bu kabı atışımın tek sebebi, ona bunu yapmamasını söylediğim halde bu işten vazgeçmeyişidir. Oysa Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Altın, gümüş, ipek ve atlas dünyada onlara aittir, ahirette de sizindir, diye buyurmuştur, dedi."
Huzeyfe r.a.'dan, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, bize altın ve gümüş kaplardan içmeyi, onlarda yemek yemeyi, ayrıca ipek ve atlas giyinmeyi ve bunların üzerine oturmayı yasakladı."
Ali r.a.'den aktarıldığına göre Hz. Fatıma el değirmeninin ellerini tahriş etmesinden şikayetlenerek bir hizmetçi istemek üzere Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gelmiş; kendisini bulamayınca durumu Hz. Aişe'ye anlatmıştır. Kızının isteğini öğrenen Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem de onların evine gelip yatmaya hazırlanan kızı ve damadının arasına oturmuş (bu esnada kalkmak isteyen Hz. Ali'ye izin vermemiş; ayrıca Hz. Ali Nebi efendimizin ayağının serin liğin i göğsünde hissetmiştir) ve onlara "Size hizmetçiden daha hayırlı bir şey söyleyeyim mi? Yattığınız zaman 34 kere tekbir, 33 kere tesbih, 33 kere hamdedin" demiştir.
Abdurrahman İbn Ebi Leyla'dan nakledildiğine göre Ka'b İbn Ucre kendisiyle karşılaştığı zaman "Sana bir hediye vereyim mi?" demiş ve şöyle devam etmiş: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir gün yanımıza geldi. Ona "Ey Allah'ın Resulü! Sana nasıl selam vereceğimizi öğrendik. Peki nasıl salat edeceğiz bilmiyoruz" dedik. Bize Allahumme salli ala Muhammedin ve ala al-i Muhammed, kema salleyte ala al-i İbrahime inneke Hamidun Mecid. dememizi öğüt1edi". Meali: "Allahım! İbrahim ve ailesine salat ettiğin gibi Muhammed ve ailesine de salat et. Sen hamidsin, mecidsin. Allahım! İbrahim ve ailesine bereket ihsan ettiğin gibi Muhammed ve ailesine de bereket ver. Sen hamidsin mecidsin"
Ka'b İbn Ucre'nin şöyle dediği nakledilmiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e geldim. Bana "yak/aş" dedi. Ben de yaklaştım. Bana "Başındaki bit/er sana rahatsız/ık veriyor mu?" diye sordu. "Evet veriyor" diye cevap verdim. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Oruç tutarak veya sadaka vererek ya da kurban keserek fidye vermen gerekir" buyurdu.
Bize Ubeydullah b. Ömer b. Meysere rivayet etti. Dediki; Bana Abdurrahman b. Mehdi rivayet etti. (Dediki): Bize Hammad b. Seleme, Sabit el-Bunani'den, o da Abdurrahman b. Ebi Leyla'da» o da Suhayb’dan Suhayb, Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'den şöyle buyurduğunu nakletti: "Cennet ehli cennete girdikten sonra Allah Tebareke ve Teala şöyle buyuracak: Size daha fazla bir şey vermemi istiyor musunuz? Onlar: Yüzlerimizi ak etmedin mi? Bizi cennete koyup, cehennemden korumadın mı (daha ne isteyelim), diyecekler. Bunun üzerine yüce Rabbimiz hicabı açacak. Aziz ve Celil Rablerine bakmaktan daha çok sevdikleri hiçbir şey onlara verilmiş olmayacaktır. "
Bize Muhammed b. el-Müsennâ ile Muhammed b. Beşşâr rivayet ettiler. Lâfız İbni'l Müsennâ'nındır. Dediler ki: Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be, Hakem'den rivayet etti. Demiş ki: İbni Ebî Leylâ'dan dinledim. Dediki: Bana Kâ'b b. Ucrâ tesadüf etti de şunları söyledi: Sana bir hediyye takdim edeyim mi? Bir defa Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yanımıza çıktı da biz (kendisine Yâ Resulâllah!) Sana nasıl selâm okuyacağımızı öğrendik. Ama sana nasıl salât okuyacağız? dedik. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Allah'ım! Muhammed'e ve Al-i Muhammed'e, Al-i ibrahim'e Salât buyurduğun gibi salât eyle. Şüphesiz ki sen Hamîd ve Mecîdsin. Yâ Rab Muhammed'e ve Al-i Muhammed'e, Âl-i İbrahim'e ihsan eylediğin bereket gibi bereket ihsan eyle. Çünkü sen Hamîd ve Mecîd'sin; deyin» buyurdular.
Bize Züheyr b. Harb ile Ebu Kureyb rivayet ettiler. Dediler ki: Bize Vekî, Şu'be ile Mis'ar'dan, onlar da Hakem'den bu isnadla bu hadîsin mislini rivayet ettiler. Yalnız Mis'ar'ın hadîsinde (Sana bir hediyye takdim edeyim mi?) ibaresi yoktur.
Bize Hâmid b. Ömer el-Bekrâvî ile Ebu Kâmil FudayI b. Hüseyin El-Cahderî ikisi birden Ebu Avâne'den rivayet ettiler. Hâmid Dediki: Bize Ebu Avâne, Hilâl b. Ebi Humeyd'den, o da Abdurrahmân b. Ebî Leylâ'dan, o da Berâ b. Azib'den naklen rivayet etti. Berâ şöyle demiş; Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile birlikte kılınan namazı dikkatle takip ettim: Ve onun kıyamını, arkasından rükuunu, arkasından rüku'dan doğruluşunu, sonra secdesini, sonra iki secde arasındaki oturuşunu, sonra tekrar secdesini, sonra selâm vermekle, kalkıp gitnıesi arasındaki oturuşunu takriben müsavi buldum.»
Bize Züheyr b. Harb ile ibn-i Nümeyr rivayet ettiler. Dediler ki: Bize Süfyân b. Uyeyne rivayet etti. (Dediki): Bize Ebân ve başkaları Hakem'den, o da Abdurrahman b. Ebî Leylâ'dan, o da Berâ'dan naklen rivayet etti. Berâ' şöyle demiş: «Biz Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile birlikte (namaz kıldığımız vakit) onun secde ettiğini görmedikçe hiç birimiz belini eğiltmezdi. Züheyr Dediki: Bize Süfyân rivayet etti. Dediki: Bize Kufeliler Eban ve başkaları rivayet etti. Ebân: «Onun secde etliğini görünceye kadar» dedi.
Bize Hasen b. îsâ rivayet etti. (Dediki): Bize ibni Mübarek haber verdi. (Dediki): Bize Mâlik b. Migvel haber verdi. Dediki: Ben Hakem b. Uteybe'yi, Abdurrahmân b. Ebî Leylâ'dan, o da Kâ'b b. Ucre'den, o da Resulullah (Sailallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet ederken işitdim. Efendimiz şöyle buyurmuşlar: «Bir takım muakkıbât vardır ki onları her farz namazın ardından söyleyen — yahut yapan— hiç bir vakit haybete uğramaz (Bunlar) otuzüç defa tesbîh çekmek, otuzüç defa tahmîd etmek, otuzdört defa da tekbîr getirmekdır.»
(Bize Nasr b. Aliy El-Cehdamî rivâyet etti. ki): Bize Ebû Ahmed rivâyet etti. ki): Bize Hamzetü'z - Zeyyât, Hakem'den, o da Abdurrahmân b. Ebî Leylâ'dan, o da Kâ'b b. Ucra'dan, o da Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’den naklen rivâyet etti. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuşlar: takım muakkibât vardır ki onlan söyleyen —yahut yapan— haybete uğramaz. (Bunlar) her namazın sonunda otuzüç tesbîh, otuzüç tahmîd ve otuzdört tekbîrden ibâretdir.»
Bize Muhammed b. El-Müsennâ ile İbni Beşşâr rivayet ettiler. Dedilerki: Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be, Amr b. Murra'dan rivayet etti. Demişki: Ben İbni Ebî Leylâ'dan dinledim. Dediki: Bize Berâ' b. Âzib rivayet ettiki, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sabah ve akşam namazlarında kunût yaparmış.
Bize İbni Numeyr rivayet etti. (Dediki); Bize, babam rivayet etti. (Dediki): Bize Süfyân, Amr b. Murra'dan, o da Abdurrahmân b. Ebî Leylâ'dan, o da Berâ'dan, naklen rivayet etti. Berâ': «Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sabah ve akşam namazlarında kunût yaptı.» demiş. İzah 679 da.
Bize Muhamedü'bnü'l-Müsennâ ile İbni Beşşâr rivayet ettiler. Dedilerki: Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dediki): Bize, Şu'be, Amr b. Mürra'dan, o da Abdurrahmân b. Ebî Leylâ'dan naklen rivayet etti. Abdurrahmân şöyle demiş: Bana, hiç bir kimse Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i kuşluk namazı kılarken gördüğünü, haber vermedi. Yalnız Ümmü Hâni, müstesna!. Zîra o Mekke'nin fethedildiği gün Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in onun evine girerek sekiz rek'ât namaz kıldığını rivayet etti. Ve: «Onun bu namazdan daha hafif bir namaz kıldığını görmedim. Ama rükû' ve sücûdu tamam yapıyordu.» dedi. İbni Beşşâr, kendi rivayetinde: «Hiç» kelimesini zikretmedi
Bize Muhammed b. Abdillah b. Numyr rivayet etti. (Dediki): Bize babam rivayet etti. (Dediki): Bize İsmail b. Ebî Hâlid, Abdullah b. îsâ b. Abdirrahmân b. Ebî Leylâ'dan, o da dedesinden, o da Ubeyyü'bnü Kâ'b'dan naklen rivayet etti. Übey şöyle demiş: Mescidde İdim. Birisi içeri girip namaza durdu. Ve tanımadığım bir kıraat okudu. Sonra başka biri girdi. O da arkadaşının okuduğundan başka bir kıraat okudu. Namazı bitirdiğimiz vakit hep birden Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanına girdik. Ben : — Bu zât (namazda) benim tanımadığım bir kıraat okudu. Sonra Öteki girdi; o da arkadaşının okuduğundan başka bir kıraat okudu; dedim. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onlara okumalarını emir buyurdu. Onlar da okudular. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onların ikisinin de okuyuşlarını beğendi. Bunun üzerin içime Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i öyle bir tekzîb etmek geldi ki, böylesi câhiliyet devrinde bile aklıma esmemişdir. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) beni kaplayan bu hâli görünce göğsüme vurdu. Bunun üzerine benden bir ter boşandı. Sanki korkudan Allah (Azze ve Celle) yi görüyor gibi idim. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bana : «Yâ Ubeyy! Bana bîr harf üzere oku diye (Cibrîl) gönderildi. Ben, ona: Ümmetime (vazifesini) hafiflet diye mürâcaatda bulundum; o da bana ikincide : Onu iki harf üzere oku! diye cevap verdi. Ben tekrar ümmetime (vazifesini) hafiflet diye müracaat ettim. Üçüncüde bana : Onu yedi harf üzere oku! Hem sana verdiğim her cevapla birlikde benden isteyeceğin bir isteğin de verilecekdir» dedi. Bunun üzerine ben : — Yâ Rabb! Ümmetimi afvü mağfiret et! Yâ Rabb, Ümmetini mağfiret et! dedim, üçüncü isteğimi de bütün mahlûkaatın hattâ ibrahim Sâllallahu aleyhi ve Sellem'in beni dileyecekleri güne bıraktım.» buyurdular.
Bize Ebû Bekîr b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Muhammedü'bnü Bişr rivayet etti. (Dediki): Bana İsmail b. Ebî Hâlid rivayet etti. (Dediki): Bana Abdullah b. îsâ, Abdurrahman b. Ebî Leylâ'dan naklen rivayet etti. (Demişki): Bana Ubeyyü'bnü Kâ'b haber verdiki, Kendisi mescidde oturuyormuş. Birden içeriye bir adam girmiş de n»maz kılmış ve namazda kırâeti uzun tutmuş... Râvî hadîsi, İbni Numeyr hadîsi tarzında rivayet etmişdir.
Bize Ebû Bekir b. Ebi Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Gunder, Şu'be'den rivayet etti. H. Bize, bu hadîsi İbnü'I-Müsennâ ile ibni Beşşâr da rivayet ettiler. İbnü'l-Müsennâ Dediki: Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be, Hakem'den, o da Mücâhid'den, o da ibni Ebî Leylâ'dan, o da Ubeyyü'bnü Kâ'b'dan naklen rivayet ettiki, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Benî Gıfârın gölcüğünün yanında bulunuyordu. Derken Cibril (Aleyhisselâm) ona gelerek : «Gerçekden Allah ümmetinin Kur'ân'ı bir harf üzere okumasını sana emrediyor!» dedi. ResûluIIah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Ben, Allah'dan bunun af ve mağfiret buyurulmasını dilerim. Çünkü benim ümmetim buna taakat getiremez.» dedi. Sonra Cebrâîl, ona ikinci defa gelerek: «Allah, ümmetinin Kur'ân'ı iki harf üzerine okumasını sana emrediyor!» buyurdu ResûluIIah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) tekrar: «Alah'dan bunun afvu mağfiretini dilerim! Çünkü ümmetim buna taakat getiremez.» dedi. Sonra ona üçüncü defa gelerek yine: «Allah Teâlâ, ümmetinin Kur'ân'ı üç harf üzere okumasını sana emrediyor!» dedi. ResûluIIah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Allah'dan bunun afv-u mağfiretini dilerim! Çünkü benim ümmetim buna taakat getiremez.» dedi. Sonra ona dördüncü defa gelerek: «Gerçekden Allah, ümmetinin yedi harf üzere Kur'ân okumasını sana emrediyor. Onu hangi harf üzere okurlarsa, isabet etmiş olacaklardır.» buyurdular.
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ile Muhammedü'bnü'l-Müsennâ ve ibni Beşşâr rivayet ettiler. Dedilerki: Bize Muhammedü'bnü Ca'fer rivayet etti. (dediki): Bize Şu'be rivayet etti. —Ebû Bekir: Şu'be'den dedi.— Şu'be, Amr b. Mürre'den, o da Abdurrahmân b. Ebî Leylâ'dan naklen rivayet etti. Abdurrahmân şöyle demiş. «Zeyd bizim cenazelerimizin namazlarında dört tekbîr alırdı. Bir cenaze namazında beş tekbîr aldı; ben, bunu kendisine sordum: — Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) beş tekbîr alırdı; cevâbını verdi.
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (dediki): Bize Gunder, Şu'be'den rivayet etti. H. Bize Muhammedü'bnü'I-Müsennâ ile ibni Beşşâr da rivayet ettiler. Dediler ki: Bize Muhammedü'bnü Ca'fer rivayet etti. (dediki): Bize Şu'be, Amr b. Mürra'dan, o da İbni Ebi Leylâ'dan naklen rivayet ettiki, Kays b. Sa'd ile Sehl b. Huneyf, Kaadisiyye'de bulunmuşlar. (Bir gün) yanlarından bir cenaze geçmiş. Bunlar hemen ayağa kalkmışlar, kendilerine: — «Bu cenaze yerlilerdendir.» demişler. Onlar: — «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanından bir cenaze geçti de, ona ayağa kalktı, kendisine onun bir Yahudi olduğu söylenince: (O da bir nefis değil mî?) cevâbını verdi.» demişler.
Bana, bu hadîsi Kaasîm b. Zekeriyyâ da rivayet etti. (dediki): Bize Ubeydullah b. Mûsâ, Şeybân'dan, o da A'meş'den, o da Amr b. Mürra'dan isnâdla rivayette bulundu. Bu hadisde: «Onlar: — Biz, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile beraberdik, yanımızdan bir cenaze geçti, dediler.» ifâdesi vardır.
Bana Ubeydullah b. Ömer El-Kavârîrî rivayet etti. (Dediki): Bize Hammâd yâni İbni Zeyd, Eyyûb'dan rivayet etti. H. Bana Ebû'r-Rabî' rivayet etti. (Dediki): Bize Hammâd rivayet etti. (Dediki): Bize Eyyûb rivayet eti. (Dediki): Mücâhid'i, Abdurrahmân b. Ebî Leylâ'dan, o da Kâ'b b. Ücra' (Radiyallahu anh)'dan naklen rivayet ederken dinledim. Kâ'b Radiyallahu anh) şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Hudeybiye zamanında yanıma geldi. Ben, çömleğimin altına ateş yakıyordum. —Kavârirî çömleğimin, Ebû'r-Rabî' ise bunumun altına; dediler.— Yüzümden bitler saçılıyordu. (Bunu görünce) Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): — »Başının böcekleri sana eziyet veriyor mu?» diye sordu. Ben: — «Evet» cevâbını verdim. — «Öyle ise traş ol da üç gün oruç tut! Yahut altı fakir doyur veya bir kurban kes!» buyurdular. Eyyûb: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in bunların hangisinden başladığını bilemiyorum.» demiş.
Bize Muhammed b. El-Müsennâ rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Ebî Adiyy, İbnî Avn'dan, o da Mücâhid'den, o da Abdurrahmân b. Ebl Leylâ'dan, o da Kâ'b b. Ucra (Radiyallahu anh)'dan naklen rivayet eyledi. Kâ'b şöyle demiş: Şu âyet (yâni) : «Sizden kim hasta olur yahut başından elemi bulunursa ona oruçtan yahut sadakadan veya kurbandan bir fidye lâzım gelir.» [ Bakara 196 ] kavl-i kerimi benim hakkımda nazil olmuştur. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e geldim, bana: — «Yaklaş!» dedi. Ben de yaklaştım. (Tekrar): — «Yaklaş!» buyurdu. Ben yine yaklaştım. Bunun üzerine (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Efendimiz: — «Böceklerin sana eziyet veriyor mu?» buyurdular. İbni Avn demişki: «Zannederim Kâ'b: «Evet!» cevâbını vermiş. Kâ'b (Radiyallahu anh): Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), bana oruçtan yahut sadakadan yahut da kurbandan kolayına gelen bir fidye vermemi emir buyurdu; demiş.»
Bize İbni Numeyir rivayet etti. (Dediki): Bize babam rivayet etti. (Dediki):,Bize Şeyf rivayet etti. (Dediki): Mücâhidi şöyle derken işittim: Bana Abdurrahman b. Ebî Leylâ rivayet etti. (Dediki): Bana Kâ'b b. Ucra (Radiyallahu anh) riyâyet ettiki, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onun yanında durmuş. Başından bitler saçılıyormuş. —«Böceklerin sona eziyet veriyor mu?» diye sormuş. (Kâ'b demiş ki): «Ben: — Evet; cevâbını verdim; — Öyte ise başını traş et buyurdular. Şu âyet (yâni): (Sizden kim hasta olur yahut başından elemi bulunursa ona oruçtan yahut sadakadan veya kurbandan, bir fidye lâzım gelir.) kavl-i kerîmi benim hakkımda nazil oldu. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bana: — Uç gün oruç tut! yahut bir farak zahireyi altı fakire tasadduk et! Veya mümkün olan bir hayvanı kes! buyurdular. 83 - (1201): ".
Bize Muhammed b. Ebî Ömer rivayet etti. (Dediki): Bize Süfyân, İbni Ebî Necîh ile Eyyûb, Humeyd ve Abdülkerîm'den, onlarda Mücâhid'den, o da İbni Ebî Leylâ'dan, o da Kâ'b b. Ucra (Radiyallahu anh)'dan naklen rivayet ettiki, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Mekke'ye girmezden önce Hudeybiye'de Kâ'b ihram'a girmiş, çömleğin, altına ateş yakarken onun yanına uğramış. Kâ'b'ın yüzünden bitler saçılıyormuş. Resulullah (/Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : — «Bu böceklerin sana eziyet veriyor mu? » diye sormuş. Kâ'b: — «Evet!» cevâbını vermiş. — «Öyle ise başını traş et de bir farak zahireyi altı fakir arasında taksim eti Yahut üç gün oruç tut veya bir hayvan kes!» buyurmuşlar. Farak üç sâ' alan bir ölçektir. İbni Ebî Necîh; «Yahut bir koyun kes!» diye rivayet etmişdir.
Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki): Bize Hâlid b. Abdillâh, Hâlid'den, o da Ebû Kılâbe'den, o da Abdurrahmân b. Ebî Leylâ'dan, o da Kâ'b b. Ucra (Radiyallahu anh)'dan naklen haber verdiki, Hudeybiye zamanında Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onun yanına uğrayarak: «Başının böcekleri sana eziyet verdi mi?» diye sormuş. Kâ'b: — «Evet!» cevâbını vermiş. Bunun üzeriae Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ona : — «Başını traş eti Sonra kurban olarak bir koyun kes yahut üç gün oruç tütl Veya üç sâ' hurmayı altı fakire it'âm eyle!» buyurmuşlar.
Bize bu hadîsi Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ile Amru'n-Nâkid ve Züheyr b. Harb da rivâyet ettiler. (Dediler ki): Bize İbn Uyeyne Ab-dülkerîm-i Cezerî'den bu isnâdla bu hadîsin mislini rivâyet etti
Bize bu hadîsi Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ile Amru'n-Nâkid ve Züheyr b. Harb da rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize İbni Uyeyne Abdülkerîm-i Cezerî'den bu isnâdla bu hadîsin mislini rivayet etti.