Hâmid b. Ömer

Ebû Abdurrahman · 10. tabaka

Hâmid b. Ömer b. Hafs b. Ömer b. Ubeydullah b. Ebû Bekre

Vefath. 233
KünyeEbû Abdurrahman
Nisbees-Sekafî, el-Basrî, el-Kâdî
Yaşadığı yerlerNîşâbur, Kirmân
Tabaka10. tabaka
Cerh-ta'dîlsika (güvenilir)

Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.

Zincirde geçtiği hadisler

İbn Ömer veya İbn Amr'dan nakledildiğine göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem parmaklarını birbirine geçirmiştir. Tekrar: 480.
Rivayet zinciri: Buhârî ← Hâmid b. Ömer ← Bişr b. el-Müfaddal ← Âsım b. Muhammed ← Vâkıd ← babası ← İbn Ömer
İbn Ömer veya İbn Amr'dan nakledildiğine göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem parmaklarını birbirine geçirmiştir. Tekrar: 480.
Rivayet zinciri: Buhârî ← Hâmid b. Ömer ← Bişr b. el-Müfaddal ← Âsım b. Muhammed ← Vâkıd ← babası ← İbn Ömer
Enes İbn Mâlik (r.a.)'in şöyle dediği nakledilmiştir: "Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem), bir Kurban Bayramı günü namazı kıldırdı ve sonra hutbe îrad etti. Hutbede, namazdan önce hayvanlarını kesmiş olanlara yeniden kurban kesmelerini emretti. Bunun üzerine ensardan birisi kalkıp: "Ey Allah'ın Resulü, benim ihtiyaç sahibi yoksul komşularım var. Ben de onlara dağıtmak üzere namazdan önce hayvanımı kesmiştim. Bununla birlikte sahip olduğum bir keçim daha var. Bu keçi bana göre iki etli koyundan daha değerlidir. Bu keçiyi kurban edebilir miyim?" diye sordu. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem de ona müsaade etti.
Ümmü Atiyye r.anha şöyle demiştir: Nebi (s.a.v.)'in kızlarından biri (Zeynep) vefat etti. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bizim yanımıza gelerek şöyle buyurdu: "Onu üç kere, beş kere veya gerekli görürseniz daha fazla su ve sidr ile yıkayın. Son yıkamada kafur veya kafur'dan bir şey kullanın. Yıkamayı bitirdiğinizde bana haber verin." Biz yıkamayı bitirince O'na haber verdik. O gömleğini bize vererek, "Bunu onun vücuduna sarın" buyurdu.
Ümmü Atiyye (r.anha) şöyle dedi: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Onu üç kere, beş kere, yedi kere veya gerekli görürseniz daha fazla yıkayın." buyurdu. Hafsa şöyle dedi: Ümmü Atiyye (r.anha) "Biz onun saçını üç bukle yaptık" dedi.
Amir'den rivayet edilmiştir: Nu'man b. Beşir'i, minberde şöyle derken işittim: Babam bana bir bağışta bulunmuştu. Amra binti Revaha, "Allah Resulü'nü şahit tutmadığın sürece bu bağışı kabul etmiyorum" dedi. Bunun üzerine babam Allah Resulü'ne giderek: "Ey Allah'ın Resulü! Ben, Amra binti Revaha’dan olan oğluma bir bağışta bulundum. Seni buna şahit tutmamı istedi" dedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Diğer oğullarına da buna denk bir bağışta bu/undun mu?" diye sordu. "Hayır" dedi. Bunun üzerine "Allah'tan korkun ve çocuklarınız arasında adaleti gözetin" buyurdu. Bunun üzerine babam geldi, bağışladığı şeyi geri aldı.
Enes'den rivayete göre "Abdullah b. Selam'a Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in Medine'ye ulaştığı haberi gelince, onun yanına bazı hususları sormak üzere gitti ve dedi ki: Ben sana bir nebiden başkasının bilmediği üç hususu soracağım: Kıyametin ilk alameti nedir? Cennetliklerin ilk yiyeceği yemek ne olacaktır? Evlat ne diye babasına ya da annesine çeker? Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: Bunu az önce Cibril bana haber verdi. İbn Selam dedi ki: Bu Yahudilerin düşman kesildiği melektir. Allah Resulü şöyle buyurdu: Kıyametin ilk alameti, insanları doğudan batıya doğru sürükleyip toplayan bir ateş olacaktır. Cennetliklerin yiyeceği ilk yemek, balığın kara ciğerinin ziyadesi olacaktır. çocuğa gelince erkeğin suyu kadının suyunu geçerse çocuk ona benzer. Eğer kadının suyu erkeğin suyunu geçerse çocuk ona benzer. (Abdullah b. Selam) dedi ki: Allah'tan başka hiçbir ilah olmadığına ve senin Allah'ın Resulü olduğuna şehadetederim. (Daha sonra) dedi ki: Ey Allah'ın Resulü! Yahudiler iftiracı bir kavimdir. Onlara benim Müslüman olduğumu bilmelerinden önce benim hakkımda soru sor. Yahudiler gelince, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Aranızda Abdullah b. Selam nasıl bir adamdır diye sordu. Onlar: Bizim de hayırlımızdır, en hayırlımlZın da oğludur. Bizim de en faziletlimizdir, en faziletlimizin de oğludur. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle sordu: Peki Abdullah b. Selam Müslüman olursa ne dersiniz? Onlar: Böyle bir şeyden Allah onu korusun, dediler. Aynı soruyu onlara tekrar sorunca onlar da az önceki gibi cevap verdiler. Abdullah b. Selam yanlarına çıkarak: Allah'tan başka hiçbir ilahın olmadığına, Muhammed'in de Allah'ın Resulü olduğuna şahadet ederim, dedi. Bu sefer Yahudiler: Bizim kötümüz, aramızdaki en kötünün oğlu, diyerek onun değerini küçültücü sözler kullandılar. (Abdullah b. Selam): İşte ben bundan korkuyordum ey Allah'ın Resulü, dedi.''
Bize Nasr b. Ali el-Cehdami ile Hamid b. Ömer el-Bekravı tahdis edip dediler ki: Bize Bişr b. el-Mufaddal Halid'den, o Abdullah b. Şakik'den, o Ebu Hureyre'den rivayet ettiğine göre Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Sizden biriniz uykudan uyandığı vakit elini üç defa yzkamadıkça kaba daldırmasın. Çünkü o elinin geceyi nerede geçirdiğini bilmez" buyurdu.
Bize Hâmid b. Ömer el-Bekrâvî ile Ebu Kâmil FudayI b. Hüseyin El-Cahderî ikisi birden Ebu Avâne'den rivayet ettiler. Hâmid Dediki: Bize Ebu Avâne, Hilâl b. Ebi Humeyd'den, o da Abdurrahmân b. Ebî Leylâ'dan, o da Berâ b. Azib'den naklen rivayet etti. Berâ şöyle demiş; Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile birlikte kılınan namazı dikkatle takip ettim: Ve onun kıyamını, arkasından rükuunu, arkasından rüku'dan doğruluşunu, sonra secdesini, sonra iki secde arasındaki oturuşunu, sonra tekrar secdesini, sonra selâm vermekle, kalkıp gitnıesi arasındaki oturuşunu takriben müsavi buldum.»
Bize Hâmid b. Ömer El-Bekrâvî rivayet etti. (Dediki) : Bize Bişr (yanî îbni'I-Mufaddal) rivayet etti. H. Bize Muhammed b. El - Müsennâ dahi rivayet etti. (Dediki) : Bana Ezher rivayet etti. Bunlar hep birden İbni Avn'dan, o da Ebu Saîd'den, o da Mugîratü'bnü Şu'be'nin kâtibi Verrâd'dan naklen rivayet etmişlerdir. Verrad: «Muaviye, Mugîra'ya yazdı...» diyerek Mansûr ile A'meş hadîsleri tarzında rivâyetde bulunmuş.
Rivayet zinciri (1. tarîk): Müslim ← Hâmid b. Ömer ← Bişr b. el-Müfaddal ← İbn Avn ← Ebû Saîd ← Verrâd Mevlâ Mugîre b. Şu'be
Rivayet zinciri (2. tarîk): Müslim ← Muhammed b. Müsennâ ← Ezher b. Sa'd ← İbn Avn ← Ebû Saîd ← Verrâd Mevlâ Mugîre b. Şu'be
Bize, Ebû Kâmil El-Cahderî rivayet etti. (Dediki): Bize Hammad (yâni İbni Zeyd), rivayet etti. H. Bana Hâmid b. Ömer El-Bekrâvî de rivayet etti. (Dediki): Bize Abdülvâhid (yâni İbni Ziyâd) rivayet etti. H. Bize İbni Nümeyr de rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû Muâviye rivayet etti. Bunların hepsi Âsım'dan rivayette bulunmuşlardır. H. Bana Züheyr b. Harb dahî rivayet etti. Lâfız onundur. (Dediki): Bize Mervân h. Muâviyete'l-Fezârî, Âsım-ı Ahvel'den, o da Abdullah b. Sercis den naklen rivayet etti. Abdullah şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sabah namazında iken bir adam mescide girerek mescidin bir tarafında iki rek'ât namaz kıldı. Sonra Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile namaza dâhil oldu. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) selâm verince : «Ey Fülân! Sen bu iki namazdan hangisini sayıyorsun? Yalnız başına kıldığ:n namazı mı yoksa bizimle beraber kıldığını mı?» buyurdular. İbni Buhayne hadîsini Buhârî «Ezan» bahsinde; Nesâî ile İbni Mâce de «Namaz» bahsinde muhtelif râvîlerden tahrîc etmişlerdir.
Rivayet zinciri (1. tarîk): Müslim ← Ebû Kâmil Fudayl b. Hüseyin ← Hammâd b. Zeyd ← Âsım el-Ahvel ← Abdullah
Rivayet zinciri (2. tarîk): Müslim ← Hâmid b. Ömer ← Abdülvâhid b. Ziyâd ← Âsım el-Ahvel ← Abdullah
Rivayet zinciri (3. tarîk): Müslim ← İbn Nümeyr ← Ebû Muâviye ← Âsım el-Ahvel ← Abdullah
Rivayet zinciri (4. tarîk): Müslim ← Züheyr b. Harb ← Mervân b. Muâviye ← Âsım el-Ahvel ← Abdullah
Bize, Hâmid b. Ömer El-Bekrâvî rivayet etti. Dediki: Bize Bişr b. Mufaddâl rivayet etti. (Dediki): Bize Umâretü'bnü Gaziyye, Rabîatübnü Ebî Abdurrahman'dan, o da Abdülmelik b. Saîd b. Süveyd-i Ensârî'-den, o da Ebû Humeyd (yahut Ebû Useyd)'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den bu hadîsin mislini rivayet etti.
Bize Ubeydullah b. Muâz ile Hâmid b. Ömer ve Muhammet! b. Abdil'a'lâ rivayet ettiler. İbni Muâz (Dediki): Bize Mu'temir. b. Süleyman, babasından rivayet etti. (Demişki): Bana, Sümeyt, Enes b. Mâlik'den naklen rivayet etti. Enes şöyle demiş: Mekke'yi fethettik, sonra Huneyn harbine gittik. Müşrikler (o zaman'a kadar) gördüğüm en güzel safflar hâlinde geldiler. (Evvelâ) süvariler saff olmuş, sonra piyadeler, sonra onların arkasına kadınlar, sonra koyunlar, daha sonra da develer saff olmuştu. Biz ise kalabalık insanlar halindeydik. Adedimiz 6.000'e baliğ oluyordu. Sağ cenahtaki süvarilerimizin başında Hâlidü'bnü Velid bulunuyordu. Derken süvarilerimiz arkamıza doğru sarkmaya başladılar. Çok geçmeden süvarilerimiz dağıldılar. Bedevilerle, tanıdığımız bir takım insanlar kaçtılar. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), — «Yetişin, Ey Muhacirler! Yetişin Ey Muhacirler.» diye nida etti. Sonra: — «Yetişin Ey Ensâr! Yetişin Ey Ensâr!» dedi. Enes Demişki: Bizimkilerin hikâyesi budur. Biz: — -Lebbeyk Yâ Resûlallah!» dedik. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'- — «Allah'a yemin ederim ki, müşriklerin yanına gelir gelmez, Allah onları bozguna uğrattı.» Dedi. Bu suretle (müşriklerin bıraktığı) bu malları ele geçirdik, sonra Taife giderek onları 40 gün muhasara ettik. Bili âhara Mekke'ye döerek, orada konakladık. Derken Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), bâzı kimselere yüzer deve ganimet vermeye başladı. Râvi hadîsin geri kalan kısmını Katâde, Ebû't - Teyyâh ve Hişâm b. Zeyd hadîsleri gibi rivayet etti.
Bize Hâmid b. Ömer el-Bekrâvî ile Muhammed b. Ebi Bekr el-Mukaddemî rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Bişr b. Mufaddal rivayet etti. (Dediki): Bize Imrân b. Müslim, Ebû Recâ'dan naklen rivayet eyledi. (Demişki): Imrân b. Husayn şunu söyledi: «Kıtabullahdakî müt'a (yani hacc mutası) âyeti nazil oldu. Resulullah {Sallallahu Aleyhi ve Sellem) dahi onu bize emir buyurdu. Sonra hacc müt'asını nesheden bir âyet inmediği gibi Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)de vefatına kadar ondan nehî buyurmadı. (Yalnız) bir adam ondan sonra kendi re'yi ile dilediğini söyledi.»
Bana Hâmid b. Ömer El-Bekravî rivayet etti. (Dediki): Bize Abdülvâhid, Âsim'dan, o da Ebû Nadra'dan naklen rivayet etti. Şöyle demiş: «Câbir b. Abdillâh'ın yanındaydım. (Bir ara) ona biri gelerek: — İbni Abbâs ile İbni Zübeyir iki müt'a hakkında ihtilâf ettiler; dedi. Bunun üzerine Câbir: — Biz, onları Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile (beraber bulunduğumuz zamanlar) yaptık. Sonra Ömer, bunların ikisini de yapmaktan bizi men etti. Bir daha biz de onları yapmadık; dedi.»
Bize Yahya b. Yahya ile Züheyr b. Harb hep birden, Ebû Muâviye'den rivayet ettiler. H. Bana Hâmid b. Ömer de rivayet etti. (Dediki): Bize Abdülvâhid rivayet etti. Her iki râvi Âsım'dan bu isnâdla bu hadîsin mislini rivayet etmişlerdir. Şu kadar var ki, Abdülvâhid hadîsinde: «mal ve aileden»; (Ebû Muâviye) Muhammed b. Hâzim rivayetinde ise: «döndüğünde aileden işe başlardı.» cümleleri; her ikisinin rivayetlerinde: «yâ Rabbî! Seferin meşakkatinden sana sığınırım.» ifâdesi vardır.
Rivayet zinciri (1. tarîk): Müslim ← Yahyâ b. Yahyâ ve Züheyr b. Harb ← Ebû Muâviye ← Âsım el-Ahvel
Rivayet zinciri (2. tarîk): Müslim ← Hâmid b. Ömer ← Abdülvâhid b. Ziyâd ← Âsım el-Ahvel
Bize bu hadîsi Hâmid b. Ömer de rivayet etti. (Dediki): Bize Abdülvâhit rivayet etti. (Dediki): Bize Âsim rivayet etti. (Dediki): «Enes b. Mâlik'e: Resulullah (Saliallahu Aleyhi ve Sellem) Medine'yi haram kıldı mı? diye sordum. — Evet, filân yerde filân yer arasını (haram kıldı). Orada her kim bir günah işlerse... cevâbını verdi. Sonra bana şunu söyledi: «Bu pek şiddetlidir. Orada her kim bir günah işlerse Allah'ın, melekler'in ve bütün insanların lanet'i onun üzerine olur. Kıyamet gününde Allah onun farz veya nafile hiç bir ibâdetini kabul etmez.» İbni Enes: «Yahut günah işleyen bir kimseyi barındırırsa» demiştir.
Rivayet zinciri: Müslim ← Hâmid b. Ömer ← Abdülvâhid b. Ziyâd ← Âsım el-Ahvel ← Enes b. Mâlik
Bize Hâmid b. Ömer E!-Bekrâvî rivayet etti. (Dediki): Bize Abdülvâhid yâni ibni Ziyâd, Âsım'dan, o da Ebu Nadrâ'dan naklen rivayet eyledi. (Demişki): Câbir b. Abdillah'ın yanındaydım. Ona biri gelerek: îbni Abbâs ile ibni Zübeyr iki mut'a hakkında ihtilâf ettiîer, dedi. Bunun üzerine Câbir şunu söyledi: «Biz bunları Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) zamanında yaptık. Sonra Ömer onlardan bizi nehyetti.
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ile Hâmid b. Ömer El-Bekrâvî ve Muhammed b. Abdil alâ El-Kaysî hep birden Mu'temir'den rivayet ettiler. Lâfız ibni Ebî Şeybe'nindir. (Dediki): Bize Mu'temir b. Süleyman Et-Teymî, babasından, o da Enes'den naklen rivayet etti ki, Bir adam (Hâmid'Ie İbni Abdilâ'lâ: Adam dediler.) Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e kendi arazîsinden hurmalıkları veriyordu. Nihayet ona Kureyza ile Nadir fethedildi. Artık bundan sonra, verdiklerini adama iade etmeye başladı. Enes demiş ki: Bana da ailem efradı, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e giderek o adamın ailesinin verdiklerini yahut bir kısmını istememi emrettiler. Nebiyyullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onları ÜmmÜ Eymen'e vermişti. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e geldim. O da bana bu hurmaları verdi. Derken Ümmii Eymen gelerek elbiseyi boynuma çaldı. Ve: — Vallahi onları sana vermeyiz! Onları bana vermişti! dedi. Bunun üzerine Nehiyyullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem); «Yâ Ummü Eymen! Bırak onu! Sana da filân ve filân şeyi veriyorum!» buyurdu. Ama Ümmü Eymen de: — Asla! Kendisinden başka ilâh olmayan Allah'a yemîn olsun! diyordu. Artık şunu da veriyorum diye diye nihayet kendisine o hurmaların on mislini yahut on misline yakınını verdi.
Bize Hâmid b. Ömer EI-Bekrâvî rivayet etti. (Dediki): Bize Mu'temir rivayet etti. (Dediki): Babamı şöyle derken işittim: Bize Enes rivayet etti. (Dediki): Resûlullah (SallalIahu Aleyhi ve Sellem): «Ebû Cehil'in ne yaptığını bana kim öğretecek?» buyurdular. Ravi, ibni Uleyye'nin hadîsi gibi rivayet etmiştir. Ebû Miclez'tn sözü de ismail'in zikrettiği gibidir.
(Bize bu hadîsi Ilânıid b. Ömer'de rivâyet etti. ki): Bize Ebû Avâne, Tarık'dan, o da Saîd b. El-Müseyyeb'den naklen rivâyet etti. Şöyle dedi: Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e ağaç yanında bey'-at edenlerdendi. Ertesi sene hacca gittik. Ama ağacın yeri bize gizli kaldı. Şayet sizin için belli ise sîz daha iyi bilirsiniz
Rivayet zinciri: Müslim ← Hâmid b. Ömer ← Ebû Avâne ← Târık b. Abdurrahman ← Saîd b. Müseyyeb
(Bize bu hadîsi Ilânıid b. Ömer'de rivâyet etti. ki): Bize Ebû Avâne, Tarık'dan, o da Saîd b. El-Müseyyeb'den naklen rivâyet etti. Şöyle dedi: Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e ağaç yanında bey'-at edenlerdendi. Ertesi sene hacca gittik. Ama ağacın yeri bize gizli kaldı. Şayet sizin için belli ise sîz daha iyi bilirsiniz
Rivayet zinciri: Müslim ← Hâmid b. Ömer ← Ebû Avâne ← Târık b. Abdurrahman ← Saîd b. Müseyyeb
Bize Hamid b. Ömer El-Bekrâvî rivayet etti. (Dediki): Bize Abdülvahid (Yani îbni Ziyâd) rivayet etti. (Dediki): Bize Âsim, Hafsa binti Sîrîn'den rivayet etti. Şöyle demiş: Bana Enes b. Malik: — Yahya b. Ebî Amra neden öldü diye sordu. — Taun'dan dedim. Bunun üzerine: Resûlullah (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem): «Taun her müslüman için şehitliktir.» buyurdu dedi.
Bize Ubeydullah b. Muaz El-Anberî ile Hamid b. Ömer EI-Bekrâvî ve Muhammed b. Abdi'l-A'lâ toptan Mu'temir b. Süleyman'dan rivayet ettiler. Lâfız İbni Muaz'ındir. (Dedilerki): Bize Mu'temir rivayet etti. (Dediki): Bize babam Ebû Osman'dan ve bir de Abdurrahman b. Ebî Bekr'den naklen rivayet etti. Abdurrahman şöyle demiş : Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile birlikte yüz otuz kişi bulunuyorduk. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Sizden hiç birinizin yanında yiyecek var m;?» diye sordu. Bir de baktık, bir adamın yanında bir ölçek zahire veya bunun gibi bir şey bulunuyormuş. Hemen hamur karıldı. Sonra saçları dağılmış uzun boylu müşrik bir adam bir sürü koyun sürerek (yanımıza) geldi. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (ona) : «Satılık mı, hediyye mi? —Yahut hibe mi?—» diye sordu. Adam: — Hayır! Bilâkis satılık, dedi. Ve ondan bir koyun satın aldı. Koyun hasıllandi. Ve Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ciğerinin kızartılmasını emir buyurdu. Allah'a yemin ederim yüz otuz kişiden hiç bir kimse yoktur ki, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) o koyunun ciğerinden bir parça vermemiş olsun. Mevcut ise kendisine verdi. Gaibse onun için sakladı. Abdurrahman: «Akide çanak doldurdu, bunlardan hepimiz yedik ve doyduk. Kaplarda yemek de arttı da, ben onu deveye yükledim.» demiştir. Yahut dediği gibidir.
Bize UbeyduIIah b. Muâz El-Anberî i!e Hâmîd b. Ömer Eİ-Bekrâvi ve Muhammed b. Abdi'l-A'lâ El-Kaysî hepsi Mu'temirden rivayet ettiler. Lâfız İbni Muâz'ındır. (Dedilerkij: Mu'temir b. Süleyman rivayet etti. (Dediki): Bana babam şunu söyledi. Bize Ebû Osman rivayet etti. Ona da Abdurrahman b. Ebî Bekr rivayet etmişki: Eshab-i Suffe. fakir insanlarmış. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir defa: «Kimde iki kişilik yemek varsa, üç kişi götürsün! Kimde dört kişilik yemek varsa beşinciyi, altıncıyı götürsün.» buyurmuşlar. Yahut buyurduğu gibidir. Gerçekten Ebû Bekr üç kişi getirmiş. Nebiyyuliah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) on kişi (yine) Ebû Bekr üç kişi götürmüş. Râvi şöyle demiş : — Şan şu ki: Annem, babam ve ben — bilmiyorum karım da dedi mi — bizim evimizle Ebû Bekr'in evinin arasında bir hizmetçi vardı. Ebû Bekr Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanında akşam yemeği yedi. Sonra yatsı kılmıncaya kadar durdu. Sonra döndü ve Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) uyuklayıncaya kadar yanında durdu. Gecenin Allah'ın dilediği kadarı geçtikten sonra geldi. Hanımı ona : — Misafirlerinin yanına gelmekten yahut misafirinin yanına gelmekten seni alıkoyan nedir? dedi. Ebû Bekr : — Sen onlara akşam yemeği vermedin mi? diye sordu. Kadın : — Sen gelinceye kadar yemek istemediler. Onlara yemek (evdekiler) arzettiler. Fakat onlar galebe çaldı, dedi. Abdurrahman demiş ki: Ben giderek gizlendim. Ebû Bekr: — Ey alçak! dedi. Beddua ve sitem etti. Ve : — Yeyin, afiyet olmasın! dedi. Bir de: — Vallahi ben bu yemekten ebediyyen tatmam! dedi. Abdurrahman diyor ki: Biz bu yemekten hiç bir lokma almıyorduk ki, altından o lokmadan daha fazla artmasın. Nihayet doyduk ve yemek öncekinden daha fazla oldu. Ebû Bekr ona baktı, ne görsün, olduğu gibice yahut daha Çok!..Hanımına : — Ey Benî Firâs'ın kız kardeşi! Bu ne? dedi. Hanım : — Hayır iki gözüm! Şimdi o öncekinden üç kere daha çoktur, dedi. Bunun üzerine Ebû Bekr ondan yedi. Ve yeminini kasdederek : — Bu ancak şeytandandı, dedi. Sonra yemekten bîr lokma yedi. Ve yemeği Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e götürdü. Yemek onun yanında sabahladı. Bizimle bir kavim arasında akid vardı. Müddet geçti. Biz de on iki adamı reis yaptık. Her adamla birlikte onlardan bir takım insanlar bulunuyordu. Her adamla kaçar kişi bulunduğunu Allah bilir. Şu kadar var ki, onlarla beraber gönderdi ve yemekten toptan yediler. Yahut dediği gibidir.
Bize Ebû'r-Rabi' El-Ateki ile Hâmid b. Ömer, Kuteybe b. Saîd ve Ebû Kâmil toptan Hammad b. Zeyd'den rivayet ettiler. Ebû'r-Rabi' dediki: Bize Hammâd rivayet etti. (Dediki): Bize Eyyûb, Ebû Kılâbe'den, o da Enes'den naklen rivayet etti. Enes şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) seferlerinden birinde idi. Enceşe denilen kara bir hizmetçi de develeri sürüyordu. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ona : «Ya Enceşe! Camlar için develeri yavaş sür!» buyurdular
Bize Ebû'r-Rabi' El-Ateki ile Hâmid b. Ömer, Kuteybe b. Saîd ve Ebû Kâmil toptan Hammad b. Zeyd'den rivayet ettiler. Ebû'r-Rabi' dediki: Bize Hammâd rivayet etti. (Dediki): Bize Eyyûb, Ebû Kılâbe'den, o da Enes'den naklen rivayet etti. Enes şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) seferlerinden birinde idi. Enceşe denilen kara bir hizmetçi de develeri sürüyordu. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ona: «Ya Enceşe! Camlar için develeri yavaş sür!» buyurdular. 70-(2323) {m-70 Bize Ebû'r-Rabi' El-Atekî ile Hâmid b. Ömer ve Ebû Kâmil dahî rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Hammâd Sâbit'ten, o da Enes'den naklen bu hadîsin benzerini rivayet etti.
Bize Ebû Kâmil rivayet etti. (Dediki): Bize Hammâd (yâni İbni Zeyd) rivayet etti. H. Bana Süveyd b. Said de rivayet etti. (Dediki): Bize Ali b. Müshir rivayet etti. Her iki râvi Asım-ı Ahvel'den rivayette bulunmuşlardır. H. Bana Hamid b. Ömer El-Bekrâvî dahi rivayet etti. Lâfız onundur. (Dediki): Bize Abdü'l-Vahid (yâni İbni Ziyad) rivayet etti. (Dediki): Bize Âsim, Abdullah b. Serciş'den rivayet etti. (Şöyle demiş) : Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i gördüm. Onunla ekmek ve et de yedim. (Yahut tirit yedim, demiş.) Râvi demiş ki: Ona : __ Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) senin için istiğfar etti mi? diye sordum. — Evet! Senin için de! dedi. Sonra şu âyeti okudu: «Günahın için istiğfar et! Erkek ve kadın mü'minler için de.» [Muhammed 19] Abdullah demiş ki: Sonra arka tarafına dolandım. Ve iki omuzunun arasındaki nübüvvet mührüne baktım. Sol küreğinin başında parmakları bir araya getirilmiş el gibi. Üzerinde siğiller emsali bunlar vardı.
Rivayet zinciri (1. tarîk): Müslim ← Ebû Kâmil Fudayl b. Hüseyin ← Hammâd b. Zeyd ← Âsım el-Ahvel ← Abdullah
Rivayet zinciri (2. tarîk): Müslim ← Süveyd b. Saîd ← Ali b. Müshir ← Âsım el-Ahvel ← Abdullah
Rivayet zinciri (3. tarîk): Müslim ← Hâmid b. Ömer ← Abdülvâhid b. Ziyâd ← Âsım el-Ahvel ← Abdullah
Bize Muhammed b. Ebi Bekr El-Mukaddemi ile Hâmid b. Ömer El-Bekrâvi ve Muhammed b. Abdi'l-A'la rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Mu'temir (bu zât İbni Süleyman'dır) rivayet etti. (Dediki): Babamdan, o da Ebû Osman'dan naklen dinledim. Şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile onun harbettiği günlerin bazısında beraber bulunanlardan Talha ile Sa'd'dan başka kimse kalmadı. Bu söz onların hadislerinden alınmadır.
Bize Hâmid b. Ömer El-Bekrâvi de rivayet etti. (Dediki): Bize Dâvud mescidinin imamı Mesleme b, Alkame'te'l-Mazini rivayet etti. (Dediki): Bize Dâvud, Şa'bi'den, o da Ebû Hureyre'den naklen rivayet etti (Şöyle demiş): Üç haslet var ki, ben bunları Beni Temim hakkında Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den işittim. Artık onları sevmekte devam ediyorum. Ve râvi hadisi bu mânâ ile nakletmiş. Yalnız o : «Onlar harblerde insanların en şiddetli çarpışanlarıdır.» demiş; Deccal'ı anmamıştır.