Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.
Zeyd ibn Hâlid el-Cühenî'den rivayet edilmiştir. Bir adam Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e buluntu mal hakkında soru sordu. Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Bağını (veya kabını), kılıfını iyice belle, sonra bir yıl boyunca mal bulduğunu etrafa duyur. Sonra onu kullan. Sahibi gelirse malı ona ver". Adam: "Yitik deve de böyle midir?" diye sordu. Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yanakları (yahut yüzü) kızaracak derecede öfkelendi ve şöyle buyurdu: "Deveden sana ne? Onun su tulumu da (suluğu da), tabanı da vardır. Suya gider, ağaç (yapraklarından) yer. Sahibi buluncaya kadar onu kendi haline bırak". Adam: "Ya yitik davar?" diye sordu. Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem): Ya senin, ya kardeşinin, ya da kurdundur" buyurdu. Tekrar: 2372, 2427, 2428, 2429, 2436, 2438, 5292, 6112
Rafi' İbn Hadic r.a. şöyle anlatır: İki amcamın bana naklettiğine göre onlar, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem zamanında araziyi, çıkacak mahsül karşılığında veya arazi sahibinin, mahsülden bir kısmının kendisine kalmasını şart koşması ile kiraya veriyordu. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bunu yasaklamıştır. Rafi'e, "Peki, bu işlemin dinar veya dirhem karşılığında olması durumu nasıldır?" diye sordum. Rafi', "Dinar ve dirhem karşılığında olursa beis yoktur" dedi. Leys şöyle demiştir: "Yasaklama, helal - haram konusunda anlama gücü bulunan bir kimsenin, biraz araştırma yapması halinde, karşılıklı risk bulunması sebebiyle caiz göremeyeceği şeylerle ilgilidir." Tekrar: 4013
Rafi' İbn Hadic r.a. şöyle anlatır: İki amcamın bana naklettiğine göre onlar, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem zamanında araziyi, çıkacak mahsül karşılığında veya arazi sahibinin, mahsülden bir kısmının kendisine kalmasını şart koşması ile kiraya veriyordu. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bunu yasaklamıştır. Rafi'e, "Peki, bu işlemin dinar veya dirhem karşılığında olması durumu nasıldır?" diye sordum. Rafi', "Dinar ve dirhem karşılığında olursa beis yoktur" dedi. Leys şöyle demiştir: "Yasaklama, helal - haram konusunda anlama gücü bulunan bir kimsenin, biraz araştırma yapması halinde, karşılıklı risk bulunması sebebiyle caiz göremeyeceği şeylerle ilgilidir." Tekrar: 4013
Zeyd İbn Halid el-Cüheni r.a. şöyle anlatır: Bir adam Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gelerek "lukata" (buluntu mal) hakkında soru sordu. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona, "Buluntu malın kılıfını ve kapağını iyi öğren. Sonra da bir mal bulduğunu bir yıl boyunca insanlara ilan et. Sahibi gelirse ver, aksi halde sana kalmış." Adam, "buluntu davarlar" hakkında ne buyurursunuz" diye sordu. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, "O, ya senindir, ya kardeşinindir, ya da kurtlarındır" buyurdu. Adam, "buluntu develer" hakkında ne buyurursunuz" diye sordu. Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem, "Ona karışma. Onun hörgücünde suyu, ayağın da ayakkabısı var. Sahibi onu buluncaya kadar suyunu içer, ağaçlardan yer" buyurmuştur. BİLGİ: Bu konuda geniş açıklama, Cihad Bölümü, 48. konu, 2860. hadiste yapılacaktır.
Zeyd İbn Halid el-Cüheni r.a.'den rivayet edilmiştir: Bir bedevi Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gelerek bulduğu bir malın hükmünü sordu. Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Bir yıl ilan et. Sonra kabını ve bağını tanı (koru). Biri gelip onu sana (olduğu gibi) haber verirse ona ver. Yoksa kendin harca" buyurdu. "Ey Allah'ın Resulü! Sahipsiz koyun hakkında ne dersin?" diye sordu. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Ya senindir, ya kardeşinindir, ya da kurdundur" buyurdu. Adam "Peki ya sahipsiz deve?" dedi. Bunun üzerine Hz. Nebi'in yüzü değişti ve "Ondan sana ne? Ayağı var, suluğu var. Suya gidebilir, ağaç yiyebilir" buyurdu.
Zeyd İbn Halid r.a.'den nakledilmiştir: Birisi Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gelerek yitik malın hükmünü sordu. Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "Kabını ve bağını tanı. Sonra onu bir yıl ilan et. Sahibi gelirse ona verirsin. Gelmezse istediğin gibi yaparsın" buyurdu. Adam "Peki ya sahipsiz koyun?" dedi. Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "O ya senindir, ya kardeşinindir, ya da kurdundur" buyurdu. Adam "Peki ya sahipsiz deve?" diye sordu. Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "Ondan sana ne? Onun ayağı var, suluğu uar. Sahibi onu buluncaya kadar suya gider, ağaca uzanıp yer" buyurdu.
Zeyd İbn Halid el-Cühenı r.a.'den nakledilmiştir. Adamın biri Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem)’e gelerek yitik eşyayı bulmanın hükmünü sordu. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Bir yıl ilan et. Sonra kabını ve bağını iyice belle. Sonra sen kullan. Sahibi çıkıp gelirse eşyasını ona verirsin" buyurdu. Adam: "Ey Allah'ın Resulü! Sahipsiz koyun hakkında ne dersin?" dedi. Hz. Nebi "Onu tut. Çünkü o ya senindir, ya kardeşinin ya da kurdun" buyurdu. Adam: "Ey Allah'ın Resulü! Peki ya sahipsiz deve hakkında ne dersin?" diye sordu. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem öyle öfkelendi ki yanakları kıpkırmızı oldu. Sonra "Senin onunla ne işin olur? Onun ayağı da var, suluğu da. Sahibi buluncaya kadar dayanabilir" buyurdu.
Zeyd İbn Halid r.a.'den rivayet edilmiştir: Bir bedevi, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e bulunan yitik malın hükmünü sordu. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Bir yıl ilan et. Birisi gelip malının kabını, bağını ve özelliklerin' söylerse ona ver, yoksa kendin harca" buyurdu. Bedevı Hz. Nebi'e sahipsiz devenin hükmünü sordu. Bunun üzerine Hz. Nebi'in yüzü değişti ve "Sahipsiz deve ile senin ne işin var? Onun suluğu da var, ayağı da var. Suya gider, ağaca uzanıp yer. Onu serbest bırak. Sahibi gelip onu bulur" buyurdu. Sonra bedevi, sahipsiz koyunun hükmünü sordu. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem "O ya senindir; ya kardeşinin, ya da kurdun" buyurdu.
İbn Muhayriz'den rivayet edilmiştir: Ebu Said r.a.'i gördüğümde ona sordum. Şu cevabı verdi: Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte Mustalik-oğulları üzerine sefere çıktık. Orada Araplardan bir grubu esir ettik. Sonra eşlerimizden uzun bir müddet ayrı kaldığımız için canımız kadın çekti ama cinsel ilişkide azil yapmak istedik. Allah Resulü'ne bunun hükmünü sorduk. O da: "Niye yapmayasınız! Kıyamet gününe dek var olacak her can elbet var olacaktır" buyurdu.
Rabia b. Abdurrahman dedi ki: "Enes b. Malik r.a.'i Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in niteliklerini anlatırken gördüm. Dedi ki: O insanlar arasında ne uzun, ne kısa fakat uzuna daha yakın boylu idi. Kırmızıya çalan bir ten rengi vardı. Ne aşırı beyazdı, ne de esmerdi. Saçları ne dümdüz, ne de çok kıvrımlı idi (hafif dalgalı idi). Kırk yaşında iken ona vahiy indirildi. Mekke'de on yıl kaldığı süre boyunca vahiy ona nazil olup durdu. Medine'de de on yıl kaldı. Ruhu kabzedildiğinde başında ve sakalında yirmi beyaz tel yoktu. Rabia dedi ki: Saçlarından bir tel gördüm. O kırmızı idi. Sebebini sordum, kokuların etkisiyle renginin kırmızılaşmış olduğu söylendi." Tekrar: 3548 ve 5900
(Rabia b. Abdurrahman), Enes b. Malik r.a.'i şöyle derken dinlemiştir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ne ileri derecede uzun, ne de kısa boylu idi. Ne aşırı beyaz tenli, ne de esmerdi. Saçları oldukça kıvrımlı olmadığı gibi, büsbütün düz de değildi. Allah onu kırk yaşında iken Nebi olarak gönderdi. Mekke'de on yıl, Medine'de on yıl (Nebi olarak) yaşadı. Allah onun ruhunu kabzettiğinde başında ve sakalında yirmi beyaz saç teli yoktu."
İbn Muhayrİz'in şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Mescide girdim. Ebu Said el-Hudri'yi gördüm. Onun yanına oturdum. Ona azil yapmaya dair soru sordum. Ebu Said dedi ki: Mustalik oğulları gazvesinde Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte çıktık. Arap kadın esirlerinden bir takım esirler aldık. Canımız kadınlarla beraber olmayı çekti. Bekarlık da bize ağır gelmeye başladı. Bununla birlikte de azilde bulunmayı yani azl yapmayı istedik. Kendi aramızda: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem aramızda bulunuyorken ona sormadan nasıl azl yapabiliriz, diye konuştuk. Ona bu hususa dair soru sorduk. O da şöyle buyurdu: Bunu yapmamanızda bir beis yoktur (yani azl yapmamak sizin için vacip değildir). Çünkü kıyamet gününe kadar var olacağı takdir edilmiş herbir can mutlaka var olacaktır. "
Aişe r.anha'dan, dedi ki: "Berire hususunda üç tane sünnet ortaya çıkmıştır: O kölelikten azad edildi ve muhayyer bırakıldı. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Vela azad edene aittir" diye buyurdu. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem içeri girdiğinde taştan bir tencere ateşin üzerinde kaymyordu. Allah Rasulü'nün huzuruna ekmek ve evdeki katıktan bir miktar katık takdim edildi. O: Ben (kaynayan) bir tencere görmedim mi, diye buyurdu. Ona: O, Berire'ye sadaka olarak getirilen bir ettir, sense sadakadan yemezsin, denilince, Allah Rasulü: "O Berıre için bir sadaka, bize de bir hediyedir, buyurdu."
Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in zevcesi Aişe r.anha'dan şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Berire hakkında öngörülen uygulamalar ile üç sünnet (kanun) ortaya çıkmıştır: Bu sünnetlerden birisi şudur: Berire kölelikten azad edildi, kocasının nikahı altında kalmak hususunda muhayyer bırakıldı. (İkincisi) Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Vela hakkı azad eden kimseye aittir, diye buyurdu. Üçüncüsüne gelince, Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem içeriye girdiğinde pencerede ocak üstünde içinde et kaynıyordu. Rasulullah Sallallahu Ben tencere içinde et görmedim mi, diye buyurdu. Onlar, öyledir. Fakat o Berire'ye sadaka olarak verilmiş bir ettir. Sen ise sadaka yemezsin, diye cevap verdiler. Allah Rasulü: O et ona bir sadaka, bize de bir hediyedir, diye buyurdu."
Kasım b. Muhammed'den, dedi ki: "Berire hususunda üç tane sünnet (hüküm) ortaya çıkmıştı:Aişe onu satın alıp hürriyetine kavuşturmak istemişti; ama onun sahipleri, ve!a hakkı bizim olsun demişlerdi. Aişe bunu Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e aktarınca, o: Arzu edersen onların lehine bu şartı koşabilirsin. Çünkü vela ancak kim hün-iyete kavuşturursa onundur, diye buyurdu. Kasım dedi ki: Berire hürriyetine kavuşturulduktan sonra kocasının nikahı altında kalmakta yahut ondan ayrılmakta muhayyer (serbest) bırakıldı. (Üçüncüsüne gelince) Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir gün Aişe'nin evine girdi. O sırada ateşin üzerinde kaynayan bir tencere vardı. Allah Rasulü kendisine kuşluk vakti yemeğinin getirilmesini istedi. Önüne ekmek ve evdeki Ben (ateş üzerinde pişen) et görmemiş miydim, diye sordu. Onlar: Doğrudur ey Allah'ın Rasulü! Fakat o et Berıre'ye sadaka olarak verilmişti, o da bize onu hediye etmişti, diye buyurdular. Bu sefer Allah Rasulü: 0, ona verilmiş bir sadakadır, bize de hediyedir, diye buyurdu." Katık anlamı verilen "el-edm" kelimesi, "idam"in çoğuludur.
Enes b. Malik r.a.'dan rivayete göre "Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem çok uzun boylu da değildi, kısa da değildi. Rengi aşırı beyaz da değildi, 'esmer de değildi: Saçlari kıvırcık ve kısa olmadığı gibi, düz ve uzun da değildi. Allah onu kırkıncı yaşının başında Nebi olarak gönderdi. Mekke'de on yıl kaldı. Medine'de de on yıl kaldı. Allah onun ruhunu altmışlı yaşının başlarında kabzettiğinde saçında ve sakalında yirmi tane beyaz kıl yoktu."
Zeyd İbn Halid el-Cuheni'den rivayete göre; "Bir adam Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellemı'e bulunan eşyanın hükmüne dair bir soru sordu. Allah Rasulü: Onu bir sene boyunca tanıt. Sonra onun kabını ve ağız bağını iyice belle, sonra da onu harca. Eğer sahibi gelirse onu sahibine ödersin. Adam: Ey Allah'ın Rasulü, peki ya kayıp koyuna ne yapayım, diye sordu. Allah Rasulü: Sen onu ai. Çünkü o ya senindir ya kardeşinindir yahut kurdundur. Adam: Ey Allah'ın Rasulü, ya kaybolmuş deveyi ne yapayım, diye sordu. (Zeyd) dedi ki: Bu sefer Resulullah yanakları kızarıncaya -yahut yüzü kızarıncaya- kadar öfkelendi, sonra da: Ondan sana ne? Onun ayakkabısı ve içeceği suyu onunla beraberdir. Sahibi onu buluncaya kadar (ona ilişme), buyurdu.
Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki): Bize Süleyman b. Bilâl, Rabîatü'bnü Ebî Abdirrahmân'dan, o da Abdülmelik b. Saîd'den, o da Ebû Humeyd'den (yahut Ebû Useyd'den) naklen haber verdi. Şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Biriniz mescide girdiği vakit : Yâ Rabbî! Bana, rahmet kapılarını aç! desin, Çıktığı vakit de Yâ Rabbî! Ben, senden fadlını dilerim, desin!» buyurdular. Müslim der ki: Ben, Yahya b. Yahya'yı şöyle derken işittim: Ben, bu hadîsi Süleyman b. Bilâl'in kitabından yazdım. O: Duydum ki Yahye'l -Hımmânî (ve Ebû Useyd) diyormuş; demişdir.
Bize, Hâmid b. Ömer El-Bekrâvî rivayet etti. Dediki: Bize Bişr b. Mufaddâl rivayet etti. (Dediki): Bize Umâretü'bnü Gaziyye, Rabîatübnü Ebî Abdurrahman'dan, o da Abdülmelik b. Saîd b. Süveyd-i Ensârî'-den, o da Ebû Humeyd (yahut Ebû Useyd)'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den bu hadîsin mislini rivayet etti.
Bana, Hârûn b. Saîd El-Eylî rivayet etti. (Dediki): Bize, İbni Vehb rivayet etti. (Dediki): Bana Süleyman b. Bilâl, Rabîatü'bnü Ebî Abdirrahmân'dan, o da Kasim b. Muhammed'den, o da Âişe'den naklen haber verdiki; «Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) geceleyin namazını Âişe önünde aykırı yatarken kılar, yalnız vitir namazı kaldığı vakit onu uyandırır; o da vitr'ini kılarmış.
Bana Ebû't-Tâhir rivâye etti. (Dediki): Bize İbni Vehb rivayet etti. (Dediki): Bana Mâlik b. Enes, Rabia'dan, o da Kaasim'den, o da Âişe'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen bu hadisin mislini haber verdi. Bu kadar var ki o: «Bu et bize Berire'den hediyedir.» (buyurduğunu) söyledi.
Bize Yahya b. Eyyub ile Kuteybetü'bnü Saîd ve Aliyyü'bnü Hucr rivayet ettiier. (Dedilerki): Bize îsmaîl b. Ca'fer rivayet etti. (Dediki): Bana Rabîa, Muhammed b. Yahya b. Habbân'dan, o da ibni Muhayrîz'den naklen haber verdi. ibni Muhayrîz şöyle demiş: Ebu Sirme ile ben Ebu Saîd-i Hudrî'nin yanına girdik. Ebu Sırme ona suâl sorarak: — Yâ Ebâ Saîd! Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i hiç azil'den bahsederken işittin mi? dedi. Ebu Saîd şu cevâbı verdi: — Evet, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile birlikte Bel mustalik gazasında bulunduk; ve Arapların güzel kızlarını esir aldık. Derken bekârlığımız uzun sürdü de fidyeye razı olduk. Bunun üzerine cinsî münasebette bulunarak azil yapmak istedik. Arkacığından da şöyle konuştuk : — Biz bu işi Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) aramızda iken yapacak da ona sormayacak mıyız? Sonra Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e sorduk: — «Bunu yapmamanızda size bir zarar yoktur. Allah kıyamet gününe kadar kaç can yaratmayı takdir buyurdu ise, o mutlaka olacaktır.» buyurdu.
Bana Ebu't-Tâhir rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Vehb rivayet etti. (Dediki): Bana Mâlik b. Enes, Rabîa b. Ebî Abdirrahmân'dan, o da Kaasim b. Muhammed'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in zevcesi Âişe'den naklen haber verdi. Âişe şöyle demiş: — Berîre'de üç sünnet vardı; 1) Berîre âzâd olduğu vakit kocasında kalıp kalmamakta muhayyer bırakıldı. 2) Ona et hediyye edilmişti. Az sonra çömlek ateşte iken Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yanıma girdi; ve yemek istedi. Kendilerine ve evdeki katıklardan katık getirildi. Fakat o: «Ben ateşte içi et dolu çömleği görmedimmi sanki?» buyurdu. (Oradakiler) : — Hay hay yâ ResûIallah (görmüşsündür)! (Ama) bu Berîre'ye sadaka olarak verilen bir ettir; onun için sana ondan yedirmeğe çekindik; dediler. Bunun üzerine: «O Berîre'ye sadaka; ondan bize ise hediyyedir.» buyurdu. 3) Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onun hakkında: «Velâ' ancak âzâd edene âiddir.» buyurdular.
Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki): Mâlik'e: Rabîa b. Ebî Abdirrahmân'dan dinlediğim, onun da Hanzale b. Kays'dan rivayet ettiği şu hadîsi okudum: Hanzale Râfi' b. Hadîc'e arazînin îcârı meselesini sormuş da Râfi': — Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) arazîyi îcâra vermeyi yasak etti; cevabını vermiş. Hanzale demiş ki: — Bunun üzerine ben: Altın ve gümüşle mi (verilecek)? diye sordum. Râfi': — Altın ve gümüşe gelince: Onlarda bir beis yoktur; dedi.
Bize İsha rivayet etti. (Dediki): Bize îsâ b. Yûnus haber verdi, (Dediki): Bize Evzâî, Rabîa b. Ebî Abdirrahmân'dan rivayet etti. (Demişki): Bana Hanzale b. Kays el-Ensârî rivayet etti. (Dediki): Râfi' b. Hadic'e arazîyi altın ve gümüşle kâr meselesini sordum da : Onda bir beis yoktur; halk Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) zamanında su boyları, ark başları tarla sahiplerine tahsis edilmek veya ekinden bîr şeyler vermek şartiyle îcâr yaparlar; kimi birine aid olan yer telef olur, ötekinin hissesi selâmette kalır; kimi ötekinin hissesi kurtulur, berikininki telef olurdu. Halk için bundan başka îcâr şekli yoktu îşte bu sebepten dolayı ondan nehî buyuruldu. Ama malûm ve garantili bir şey olursa onda beis yoktur, dedi.
Bize Yahya b. Yahya Et-Temîmî rivayet etti. (Dediki): Mâlik'e Rabia b. Ebî Abdirrahmân'dan dinlediğim, onun da Münbais'in âzâdlısı Yezid'den, onun da Zcyd b. Hâlid El-Cühenî'den naklen rivayet ettiği şu hadîsi okudum. Zeyd şöyle demiş: Bir adam Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelerek ona lukata'nın hükmünü sordu. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Onun mahafazasını ve bağını belle! Sonra onu bir sene i'lân et! Sahibi gelirse ne âlâ! Aksi takdirde onu nasıl istersen öyle yap!» buyurdu. Adam: — Kaybolmuş koyun (un hükmü nedir?) dedi. «Senin yahut dîn kardeşinin yahut da kurdundur.» buyurdular. Adam: — Ya kaybolmuş deve ne olacak? dedi. «Ondan sana ne? Su tulumu ve çarığı beraberinde! Sahibi rastlayıncaya kadar suya gider ve ağaçları otlar!» buyurdular. Yahya: «Zannederim ifâsahâ okudum.» dedi.
Bize Yahya b. Eyyûb ile Kuteybe ve İbni Hucr da rivayet ettiler. İbni Hucr «Bize haber verdi» ta'bîrini kullandı. Ötekiler: Bize İsmâîl —ki İbni Ca'fer'dir— tahdîs etti, dediler. O da Rabîa b. Ebî Abdirrahmân'dan, o da Münbais'in âzâdlısı Yezîd'den, o da Zeyd b. Hâlid El-Cühenî'den naklen rivayet etmişki, bir adam Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e lukatanın hükmünü sormuş. O da : «Onu bir sene i'lân et! Sonra (bir de) onun bağını ve kabını bellel Sonra onu harca! Şayet sahibi gelirse onu kendisine veriver!» buyurmuş. Adanı: — Yâ Rcsûlâllah! Kaybolmuş koyunun hükmü nedir? demiş. «Onu al! Zîra o ya senin ya dîn kardeşinin yahut da kurdundur.» buyurmuş. Adam: — Yâ Resulâllah! Ya kaybolmuş develer ne olacak? diye sormuş. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kızmış. Hattâ yanakları kızarmış. (Yahut yüzü kızarmış.) Sonra: «Onlardan sana ne? Sahibi rastlayıncaya kadar onun çarığı ve su tulumu beraberindedir.» buyurmuşlar.
Bana Ebû't-Tâhir de rivayet etti. (Dediki): Bize Abdullah b. Vehb El-Hâris ve başkaları haber verdiler. Onlara da Rabîa b. Ebî Abdirrahmân bu isnâdla Mâlik hadîsinin mislini rivayet etmiş. Yalnız o şunu ziyade etmiş: «Dediki: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e ben de beraberinde iken bir adam geldi; ve ona lukatanın hükmünü sordu. Bu hadîste Amr: Şayet lukatamn arayıcısı gelmezse onu harcayıver! cümlesini söyledi.»
Bana Ahmed b. Osman b. Hakîm El-Evdî dahî rivayet etti. (Dediki): Bize Hâlid b. Mahled rivayet etti. (Dediki): Bana Süleyman —ki İbni Bilâl'dir— Rabîa b. Ebî Abdirrahman'dan, o da Münbais'in âzâdlısı Yezîd'den naklen rivayet etti. Yezîd şöyle demiş: Ben Zeyd b. Hâlid El-Cühenî'yi şunları söylerken işittim: «Bir adam Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e geldi...» arkacığından râvi hadîsi İsmail b. Ca'fer hadîsi gibi rivayet etmiştir. Yalnız o : «Yüzü ve alnı kıpkırmızı kesildi ve kızdı.» demiş. «Sonra onu bir sene i'lân et!» cümlesinden sonra: «Şayet sahibi gelmezse Iukata senin yannda emânet olur.» ibaresini ziyâde etmiştir.
Bana İshâk b. Mansûr da rivayet etti. (Dediki): Bize Habbân b. Hilâl haber verdi. (Dediki): Bize Hammâd b. Seleme rivâyet etti. (Dediki): Bana Yahya b. Saîd ile Rabîatü'r-Re'y b. Ebî Abdirrahmân, Münbais'in âzâdlısı Yezîd'den, o da Zeyd b. Hâlid El-Cühenî'den naklen rivayet ettiki, Bir adam Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e kaybolan develerin hükmünü sormuş...» Rabîa şunu ziyade etmiş: «Bunun üzerine kızdı; hatta yanakları kızardı.» ve hadîsi yukarıdakilerin hadîsi gibi rivayet etmiş. Şunu da ziyade eylemiş: «Şayet sahibi gelir de mahfazasını, sayısını ve bağını bilirse onu kendisine veriver! Aksi takdirde o senindir.»