

İlan Süresi Bittikten Sonra Yitik Malın Hükmü. Yitik malın sahibi bir yıla kadar bulunamazsa onu bulan kişi ister zengin, ister fakir olsun ona sahip olur. Bu hadis, ilan süresi sona erdikten sonra yitik malın bulana ait olacağına delil gösterilmiştir. Şafii'nin ifadesinin zahirinden anlaşılan budur. Çünkü Hz. Nebi'in "İstediğin gibi yaparsın" buyruğu, ne yapacağını bulanın seçimine bırakmaktadır.
Yukarıdaki hadiste geçen "Onu kullan (harca)" emri, mübah kılma anlamında bir emirdir. Şafii mezhebinde meşhur olan görüş, yitik mala sahip olmak için (bunu sahipleniyorum) diyerek sahiplendiğini diliyle söylemektir. "Sahiplenmeyi aklından geçirmesi yeterlidir" de denilmiştir. Tercihe şayan olan görüş de budur. Bunun yanında "Sırf bulmasıyla (başka bir şeye gerek olmaksızın) onun mülküne girer" diyenler de olmuştur.
"istediğin gibi yaparsın" (....): "Şe'n" sözcüğü durum demektir. Yani onda dilediğin işlemi yapabilirsin, demektir. Bulan kişi, bir yıl ilan ettikten sonra mal üzerinde bir işlem yapsa, sonra sahibi çıkıp gelse bulanın o malın değerini sahibine ödeyip ödemeyeceği konusunda alimler arasında farklı yorumlar yapılmış ve farklı neticelere varılmıştır. Alimlerin geneli, yitik mal, olduğu gibi duruyorsa kendisinin, tüketilmiş ise bedelinin sahibine geri verileceği görüşündedir. Ebu Davud, şöyle bir hadis rivayet etmiştir: "Sahibi gelirse, ona verirsin. Gelmezse bağını ve kabını iyice öğrenirsin ve kendi malların arasına katarsın. Sonra sahibi çıkagelirse malını ona verirsin. ,; Bu kesinleşince musannif Buhari'nin başlıktaki "o, bulana aittir" ifadesini, üzerinde işlem yapmanın mübah olduğu şeklinde yorumlamak mümkündür. Daha sonra tazmin edilmesi (sahibine ödenmesi) durumuna ise hadiste değin ilmemiştir.
Nevevi ise şöyle der: Bulan kişi malı sahiplenmeden önce sahibi çıkagelirse malından türeyen bitişik ve ayrı fazlalıklarıyla birlikte her şeyiyle alır. Bulan onu sahiplendikten sonra ise sahibi gelmezse mal bulana aittir. Ahirette de onun herhangi bir sorumluluğu yoktur. Sahibi gelirse, malolduğu gibi duruyorsa sahibi onu bitişik fazlalıklarıyla birlikte alma hakkına sahiptir. Mal kısmen tüketilmiş ise bulan onun değerini sahibine öder.
Alimler çoğunluğunun görüşü budur. Bazı selef alimleri ise "Ödemesi gerekmez" demişlerdir. Buhari'nin tercihinden anlaşılan da budur. Doğrusunu Allah bilir. Zeyd İbn Halid hadisinden anlaşılan diğer hükümleri dört konu sonra ele alacağım. باب: إذا وجد خشبة في البحر أو سوطا أو نحوه. 5. DENiZDE TAHTA, SOPA VB. ŞEYLERi BULMAK وقال الليث: حدثني جعفر بن ربيعة، عن عبد الرحمن بن هرمز، عن أبي هريرة رضي الله عنه، عن رسول الله صلى الله عليه وسلم أنه ذكر رجلا من بني إسرائيل، وساق الحديث: (فخرج ينظر لعل مركبا قد جاء بماله، فإذا هو بالخشبة، فأخذها لأهله حطبا، فلما نشرها وجد المال والصحيفة).
Kişi, denizde tahta, sopa vb. bir şey bulduğunda onu ne yapar? Alır mı, bırakır mı? Aldığında sahiplenebilir mi, yoksa yitik mal hükmünde mi olur? Alimler arasında bu konuda da farklı yorumlar yapılmış ve farklı neticelere varılmıştır. Bu ayrıntılı olarak kefalet konusunda ele alınmıştır. (2291. hadis) Buhari'nin konu başlığının hükmünün, o hadisten nasıl çıkarıldığı da orada açıklanmıştır.
Bizden Öncekilerin Şeriatı : Bizden öncekilerin şeriatı, bizim şeriatımızda aykırı bir hüküm bulunmadığında bizim de şeriatımızdır. Özellikle din sahibi, onu yapan kişiyi övmek üzere zikrettiğinde hüküm böyledir. Bu taktirde denizden tahta parçasını almanın caiz olmasından maksadın ne olduğu anlaşılmıştır. Zikredeceğim üzere alimler bu konuda görüş ayrılığına düşmüşlerdir: Şafiilere göre sahih olan, yitik malın küçük olması ile büyük olması arasında ilanın gerekmesi açısından herhangi bir farklılık yoktur. Diğer bir görüşe göre ise ilan etmek kesinlikle gerekmez.

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Buhârî. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin bu kitapta geçtiği hadis sayısıdır.