Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in zevcesi Aişe r.anha'dan, dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Batan bir dikene varıncaya kadar Müslüman'a gelip çatan her bir musibet karşılığında Allah, mutlaka onun günahlarının bir kısmını örter."
Ebu Said el-Hudri ve Ebu Hureyre r.a.'dan rivayete göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Batan bir dikene varıncaya kadar Müslüman'a isabet eden herhangi bir yorgunluk, hastalık, keder, üzüntü, eziyet ve gam sebebiyle mutlaka Allah, bunlara karşı olarak günahlarının bir kısmını affeder." Diğer tahric edenler: Tirmizi, Cenaze; Müslim, Birr ve Sıla […]
Ebu Said el-Hudri ve Ebu Hureyre r.a.'dan rivayete göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Batan bir dikene varıncaya kadar Müslüman'a isabet eden herhangi bir yorgunluk, hastalık, keder, üzüntü, eziyet ve gam sebebiyle mutlaka Allah, bunlara karşı olarak günahlarının bir kısmını affeder." Diğer tahric edenler: Tirmizi, Cenaze; Müslim, Birr ve Sıla […]
Abdullah b. Ka'b'dan, onun babasından rivayete göre "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: Mu'min kimsenin misali, yeni bitmiş bir ekin gibidir. Rüzgar üzerine nereden eserse onu eğer. Bu ekin dimdik doğrulduğu vakit bela ile bir tarafa eğilir. Facir kimse ise -Allah dilediği vakit kökünden imha edinceye kadar- sert ve dimdik duran bir dağ servisine benzer." Bu Hadis 7466 numara ilede geçiyor […]
Ebu Hureyre r.a.'dan rivayete göre, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur:: "Mu'min kişinin benzeri, bir sap üzerinde biten ekin gibidir. Hangi taraftan ona rüzgar esip gelirse, rüzgar onu eğer. Doğrulduğu zaman rüzgar belası ile yine eğilir (fakat yıkılmayıp doğrulur, doğru kalır). Haktan yüz çeviren fadr kişinin benzeri de sert ve düz çam gibidir ki, Allah onudilediği vakit (bir defada) söküp kırıncaya kadar dimdik olmakta devam eder" Diğer tahric edenler: Tirmizi Emsal; Müslim, Sıfat-il: Kıyame […]
Ebu Hureyre r.a.'dan, dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Allah kimin hakkında hayır murad ederse ona musibet verir."
Aişe r.anha'dan, dedi ki: "Ben Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den daha şiddetli ağrı çeken kimse görmedim."
Abdullah r.a.'dan, dedi ki: "Hastalığı esnasında Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına gitmiştim. O sırada ateşi yükselmiş, şiddetli bir şekilde hummaya tutulmuştu. Sen çok şiddetli bir şekilde hummaya tutulmuş, sarsılıyorsun. Bunun sebebi sana iki kat ecir verilmesi midir, dedim. O: Evet, bir müslümana isabet eden herbir eziyet karşılığında mutlaka Allah o kimsenin günahlarını, ağacın yapraklarının döküldüğü gibi döker, buyurdu. " Bu Hadis 5648, 5660, 5661 ve 5667 numara ilede geçiyor.
Abdullah'tan, dedi ki: "Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in huzuruna girdim. O sırada hummadan sarsılıyordu. Ey Allah'ın Rasulü, Sen hummadan dolayı çok şiddetli bir şekilde sarsılıyorsun, dedim. O: Evet, ben sizden iki kişinin hummadan çektiği kadarını çekiyorum, diye buyurdu. Ben: Bunun sebebi sana iki kat ecir verilmesi midir, diye sordum. O, evet bu böyledir. Batan bir diken ve daha yukarısı olsun, Müslümana isabet eden herbir eziyet karşılığında mutlaka Allah da onun günahlarını affeder. Tıpkı ağacın yapraklarını döktüğü gibi, diye cevap verdi."
Ebu Musa el-Eş'ari'den, dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Aç olana yemek yediriniz, hastayı ziyaret ediniz, esiri esirlikten kurtarınız, diye buyurdu."
Bera b. Azib r.a.'dan, dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bize yedi şeyi emretti, yedi şeyi de yasakladı. Bize altın yüzük kullanmayı, ince ipek, kalın ipek ve atlas giyinmeyi, kullanmayı yasakladı. Buna karşılık bize cenazelerin arkasından gitmeyi, hastayı ziyaret etmeyi, selamı yaygınlaştırmayı emir buyurdu."
Cabir b. Abdullah r.a. diyor ki: "Bir hastalığa yakalandım. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile Ebu Bekir yürüyerek beni ziyarete geldiler. Benim baygın olduğumu gördüler. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem abdest aldı, sonra da abdest suyundan üzerime döktü. Ben de ayıldım. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i görünce: Ey Allah'ın Rasulü, malım hakkında nasıl bir vasiyette bulunayım. Malım hakkında nasıl bir hüküm vereyim, dedim. O bana hiçbir cevap vermedi, sonunda miras ay eti nazil oldu."
Ata b. Ebi Rebah'tan, dedi ki: "İbn Abbas bana: Ben sana cennet ehlinden bir kadını göstereyim mi, dedi. Ben, göster dedim. İbn Abbas: İşte şu siyahi kadın. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in huzuruna gelerek: Ben bayılıyorum ve üstüm başım açılıyor. Benim için Allah'a dua et, dedi. Allah Rasulü: Dilersen sabredersin ve sana cennet verilecektir, dilersen Allah'a sana afiyetvermesi için dua ederim, dedi. Bunun üzerine kadın: Sabredeyim, dedi. Daha sonra şunları ekledi: Ama gerçek şu ki, üstüm başım da açılıyor. Benim için Allah'a, üstümün başımın açıl-' maması için dua et, dedi. Nebi de ona dua etti."
Enes b. Malik r.a.'dan, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i şöyle buyururken dinledim: Yüce Allah: Ben kulumu iki sevgilisi ile belalandırıp (gözünün nurunu alıp) o da sabrederse ona o ikisinin yerine cenneti veririm diye buyurdu." İki sevgilisiyle kastettiği, gözleridir. Bu hususta Eş'as b. Cabir ve Ebu Zilaı b. Hilal de Enes'ten, o Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den diye ona (Muttalibin'in azatlısı Amrla) mutabaat etmişlerdir.
Aişe'den şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Medine'ye geldikten sonra Ebu Bekir ve Bilal r.a. hummaya tutuldular. Aişe dedi ki: Ben onların yanına ziyarete gittim. Babacığım, kendini nasıl görüyorsun? Ey Bilal, kendini nasıl görüyorsun, dedim. Aişe dedi ki: Ebu Bekir hummaya yakalandığı vakit: "Her kişi ailesi arasında sabahı etmiştir Ama ölüm ona ayakkabısının bağından daha yakındır," derdi. Bilal de humma nöbeti kesilince şöyle derdi: "Ah keşke bir bilsem bir gece dahi geçirebilecek miyim Etrafında izhir ve celil otlarının bulunduğu bir vadide? Bir gün olsun Micenne sularına varacak mıyım Ve acaba Şame ve tafil denilen tepeler bana bir defa olsun görünecek mi?" Aişe dedi ki: Bunun üzerine ben Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına gelip ona durumu haber verdim. Allah Rasulü de: Allah'ım, Mekke'yi sevdiğimiz gibi, hatta daha fazla bize Medine'yi sevdir. Allah'ım, Medine'nin havasını sağlıklı kıl ve onun müddünü ve sa'ını bizim için mübarek eyle. Buranın hummasını buradan taşıyarak el-Cuhfe'ye koy, diye buyurdu."
Usame b. Zeyd r.a.'dan rivayete göre "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Sa'd -ve zannederiz Ubey de- onunla beraber iken kızı: Kızımın ölümü yaklaşmış bulunuyor. Yanımıza teşrif buyur, diye haber gönderdi. Allah Rasulü de ona selam göndererek: Şüphesiz aldığı da, verdiği de Allah'ındır. Her şey de onun nezdinde bellidir. Ecrini Allah'tan beklesin ve sabretsin, dedi. Kızı ona (gelsin diye) and vererek haberci gönderince, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem kalktı, biz de kalktık. Çocuk nefes alıp verirken can çekiştiği de duyulurken Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in kucağına verildi. Nebiin gözlerinden yaş akıyordu. Bu sebeple Sa'd ona: Bu ne ey Allah'ın Rasulü, dedi. Allah Rasulü: Bu, Allah'ın kullarından dilediği kimselerin kalplerine koyduğu bir rahmettir. Allah kulları arasından ancak merhametli olanlara merhamet buyurur, dedi."
İbn Abbas r.a.'dan rivayete göre "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bedevi bir Arabın yanına hasta ziyaretinde bulunmak üzere girdi. (İbn Abbas) dedi ki: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem de bir hastanın yanına ziyaret maksadı ile girdiği vakit ona: Bir beis olmaz (geçmiş olsun!) İnşallah günahlardan temizlenmene bir sebep olur, derdi. (Bedeviye bu sözlerini söyleyince, bedevi) dedi ki: Sen günahlarından bir temizlenme sebebi midir, dedin? Asla, aksine bu oldukça bir yaşlının aleyhine kabarıp taşan bir sıtma nöbetidir ve bu humma onu kabirleri ziyarete gönderecektir. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: O halde öyle olsun, buyurdu."
Enes r.a.'dan rivayete göre "Bir yahudinin oğlu Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e hizmet ederdi. Bu çocuk hastalanınca Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem yanına gidip onu ziyaret etti. Ona: Müslüman ol, dedi. Çocuk da Müslüman oldu." Said b. el-Müseyyeb de babasından: "Ebu Talib ölüm hastalığında iken Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem onun yanına geldi. .. " dediğini nakletmektedir.
Aişe r.anha'dan rivayete göre "Hastalığı esnasında Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i ziyaret etmeye bir grup insan girmişti. O da oturduğu yerden onlara namaz kıldırdJ. Onlar da ayakta namaza durdular. Kendilerine: Oturunuz, diye işaret buyurdu. Namazı bitirince: Şüphesiz imam kendisine uyulsun diyedir. O halde o rüku' ederse, siz de rüku' ediniz. O rükA 'dan kalkarsa siz de kalkınız. o Eğer o oturarak namaz kılarsa siz de oturarak amaz lınız, buyurdu." Ebu Abdullah (Buharil dedi ki: "el-Humeydi dedi ki: Bu hadis nesh olmuştur. Çünkü Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in son kıldığı namazda oturarak namaz kıldırmış,arkasındaki insanlar da ayakta kılmışlardır."
Sa'd'in kızı Aişe'den rivayete göre babası şöyle demiştir: "Mekke'de iken çok şiddetli bir hastalığa yakalandım. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem yanıma gelip bana hasta ziyaretinde bulundu, Ben: Ey Allah'ın Nebii, geriye (çok miktarda) bir mal bırakacağım ve yine ben şüphesiz geriye sadece tek bir kız bırakarak öleceğim. Malımın üçte ikisini vasiyet edip üçte birini bırakayım mı, dedim. Allah Rasulü: Hayır, dedi. Ben: O halde yarısını vasiyet edip yarısını bırakayım mı, dedim. Yine: Hayır, dedi. Ben: O halde üçte birini vasiyet edeyim, üçte ikisini de ona bırakayım mı, dedim. Allah Rasulü: Üçte bir (olabilir), ama üçte bir de çoktur, dedi. Sonra da elini onun (Sa'd b. Ebi Vakkas'ın) alnına koydu. Said dedi ki: Sonra da eliyle yüzümü ve karnımı silip sıvazladı. Arkasından: Allah'ım, Sa'd'a şifa ver ve onun için hicretini tamama erdir, buyurdu. Onun serinliğini şu ana kadar ciğerimi n üzerinde hissedip duruyorum."
Abdullah b. Mes'ud'dan: "Ben Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in huzuruna girdim. O sırada şiddetli bir humma nöbetine tutulmuştu. Elimle ona dokundum. Ey Allah'ın Resulü, sen çok şiddetli bir hummaya tutulmuş bulunuyörsun, dedim. Allah Rasulü: Evet, ben sizden iki kişinin hummaya yakalandığı kadar hummadan çekiyorum, buyurdu. Ben: Bunun böyle olması dolayısıyla şüphesiz senin için de iki edr vardır, dedim. Allah Resulü: Evet, diye buyurdu. Daha sonra da Allah Resulü: Herhangi bir Müslümana hastalık ya da daha başka rahatsızlık veren bir şey isabet ederse mutlaka Allah, ağacın yapraklarını dökmesi gibi onun günahlarını döker, buyurdu."
Abdullah r.a.'dan, dedi ki: "Hastalığı esnasında Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına gitmiştim. Ona dokundum. -Bu sırada şiddetli bir sıtma nöbetine yakalanmıştı.- Ben de kendisine: Şüphesiz çok şiddetli bir sıtmaya yakalanmış bulunuyorsun ve bundan dolayı senin için şüphesiz iki ecir vardır, dedim. O: Evet, herhangi bir Müslümana bir eziyet isabet edecek olursa mutlaka ağacın yapraklarının döküldüğü gibi onun da günahlan dökülür, diye buyurdu."
İbn Abbas r.a.'dan rivayete göre "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, ziyarette bulunmak üzere bir hasta adamın yanına girdi. Ona: Bir beis yoktur (geçmiş olsun!) Inşallah günahlardan bir temizliktir, diye buyurdu, Adam: Asla, aksine, bu oldukça yaşlı bir adamın üzerine kaynayıp coşan bir hummadır ve sonunda onun kabirleri ziyaret etmesini sağlayacaktır, dedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem de: O halde öyle olsun, diye buyurdu." باب: عيادة المريض، راكباً وماشياً، ورِدْفاً على الحمار. 15. HASTA ZiYARETiNE BiNEK ÜZERiNDE, YÜRÜYEREK VE EŞEĞi ÜZERiNDE, ARKASINA BAŞKASINI DA BiNDiRMiŞ OLARAK GiTMEK […]
Urve'den rivayete göre Üsame b. Zeyd kendisine şunu haber vermiştir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Bedir vakasından önce palanı üzerine bir Fedek kadifesi konulmuş bir eşeğe binerek, hasta ziyaretinde bulunmak üzere Said b. Ubade'ye gitti. Üsame'yi de terkisine bindirdi. Yolda giderken aralarında Abdullah b. Ubey b. SeluI'ün de bulunduğu bir meclisin yanından geçti. Bu da Abdullah'ın Müslüman olmasından önce idi. Mecliste Müslümanlardan, putlara tapan müşriklerden ve Yahudilerden oluşan kimseler karışık olarak oturuyordu. Aynı mecliste Abdullah b. Revaha da vardı. Hayvanın kaldırdığı toz meclisi kaplayınca Abdullah b. Ubey ridası ile burnunu örttü ve: Üzerimize toz kaldırmayınız, dedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, selam verip durdu, sonra bineğinden inip onları Allah'a davet etti. Onlara Kur'an okudu. Abdullah b. Ubey ona: Ey adam, şüphesiz eğer bu söylediklerin hak ise ondan güzeli yoktur. Fakat biz meclislerimizde iken bununla bizi rahatsız etme. Aramızdan yanına gelen olursa o zaman ona anlat, dedi. İbn Revahe: Hayır, ey Allah'ın Rasulü, biz meclislerimizde iken sen bizim yanımıza buyur. Biz yanımıza gelmeni seviyoruz: dedi. Bunun üzerine Müslümanlar, müşrikler ve Yahudiler karşılıklı olarak birbirlerine ağır sözler söylemeye koyuldular. Hatta birbirleri üzerine hücum edeceklerdi neredeyse! Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem seslerini kesip susuncaya kadar onları teskin edip durdu. Arkasından Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bineğine bindi ve nihayet Sa'd b. Ebi Vakkas'ın yanına girdi. Ona: Ey Sa'd, -Abdullah b. Ubey'i kastederek- Ebu. Hubab'ın dediklerini duymadın mı, diye sordu. Sa'd: Ey Allah'ın Rasulü, sen onu affet ve bağışla. Andolsun Allah sana bu verdiği ihsanları bağışladığında, bu belde halkı onun başına taç giydirmek ve ona krallara özel sarık sardırmak üzere toplanıp biraraya gelmişlerdi. Fakat Allah sana ihsan etmiş olduğu hak ile bunu bertaraf edince iten sebep bunlardır, dedi."
Cabir r.a.'dan, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bana hasta ziyareti yapmak üzere geldi. O sırada ne bir katıra, ne de bir at'a binmişti." Diğer tahric edenler: Tirmizi Menakib; Müslim, Feraiz […]
Ka'b b. Ucre r.a.'dan, dedi ki: "Ben tencerenin altında ateş yakarken Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem yanıma geldi. Başındaki haşereler seni rahatsız ediyor mu, diye sordu. Ben: Evet, dedim. Bunun üzerine Nebi berberi çağırdı, başımı traş ettirdi. Sonra da bana fidye vermemi emretti."
Kasım b. Muhammed'den, dedi ki: "Aişe: Vay başım, dedi. Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Eğer ben hayatta iken o olursa (sen ölürsen) ben de senin için mağfiret diler, dua ederim, diye buyurdu. Bu sefer Aişe: Vay benim başıma gelen bu musibete! Allah'a yemin ederim, ben senin ölmemi arzu ettiğini görüyorum. Eğer böyle bir şey olursa daha o günün sonunda sen hanımlarından birisi ile gerdeğe girip yaşayacaksın, dedi. Bu sefer Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Hayır, asıl vay başım diye ben demeliyim. And olsun ben dedikoducuların söyleyeceklerini yahut temenni edeceklerin temennilerini kesmek amacı ile Ebu Bekir'e ve oğluna haber göndererek (halifelik için) ahid vermeyi kastettim -yahut istedim.- Daha sonra da: Ama Allah da başkasını kabul etmez, mu'minler de başkasına engel olurlar. Yahut Allah bu işe engel olur, mu'minler de kabul etmezler, dedim. " Bu Hadis 7217 numara ile de var.
İbn Mes'ud radıyallahu anh'dan, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem hummaya tutulmuş halde iken huzuruna girdim. Elimi ona dokundurdum, sonra: Sen çok şiddetli bir hummaya tutulmuş bulunuyorsun, dedim. O: Evet, aranızdan iki adamın humması kadar çekiyorum, diye buyurdu. İbn Mesud: Sana iki kat ecir var (bundan dolayı mı?) deyince, Allah Rasulü: Evet, bir müslümana bir eziyet -hastalık ya da bir başkası- isabet ederse mutlaka Allah ağacın yapraklarını dökmesi gibi günahlarını döker, diye buyurdu."
Amir b. Sa'd'dan, o babasından (Sa'd b. Ebi Vakkas'tan) dedi ki: Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Veda haccı esnasında oldukça ağırlaşan bir hastalığım dolayısıyla beni ziyaret etmek için bize geldi. Ben: Hastalığım gördüğün bu hale kadar ulaştı ve ben malı çok olan birisiyim. Bana bir kız çocuğundan başka mirasçı olacak kimsem de yoktur. Malımın üçte ikisini tasadduk edeyim mi, dedim. O: Hayır, diye buyurdu. Ben: Ya yarısını, diye sordum, o hayır dedi. Ben ya üçte birini diye sordum. O: Üçte bir de çoktur. Çünkü senin, mirasçılarını zengin olarak bırakman, onları insanlara avuç açacak şekilde ihtiyaç içerisinde bırakmandan daha hayırlıdır. Allah'ın vechini (rızasını) arayarak yaptığın her bir harcama (infak) karşılığında -hanımının ağzına koyduğun lokmaya varıncaya kadar- mutlaka sana ecir verilir diye buyurdu."
Ubeydullah b. Abdullah b. Abbas radıyallahu anh'dan, dedi ki: "Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in vefatının yaklaşmış olduğu bir sırada, evde aralarında Ömer b. el-Hattab'ın da bulunduğu birtakım adamlar da bulunuyorken Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Haydi, size bir kitap (vasiyetname) yazayım da ondan sonra asla sapmayasınız, diye buyurdu. Bunun üzerine Ömer: Şüphe yok ki Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in hastalığı oldukça ağırlaşmış bulunuyor. Yanınızda da Kur'an-ı Kerim vardır. Bize Allah'ın kitabı yeter, dedi. Akabinde evde bulunanlar görüş ayrılığına düştüler ve birbirleriyle tartıştılar. Aralarından kimi: Haydi (yazı malzemesi) getiriniz, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem size sonrasında asla sapıtmayacağınız şekilde bir kitap (vasiyetname) yazsın diyor, kimisi Ömer'in dediği gibi söylüyordu. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in huzurunda gereksiz sözleri ve görüş ayrılığını çoğaltıp, artırmaları üzerine Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Kalkın (ve gidin) diye buyurdu. Ubeydullah dedi ki: İbn Abbas: Huzurunda bulunanların görüş ayrılığına düşmeleri ve sözlerinin birbirlerine karışıp gürültü çıkarmaları Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in onlara o kitabı (vasiyetnameyi) yazmalarına engel teşkil etmesi dolayısıyla, karşı karşıya kaldığınız o musibet ne büyük bir musibettir, derdi."
Saib'den, dedi ki: "Teyzem beni Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e götürerek: Ey Allah'ın Rasulü, kız kardeşimin oğlu hastadır, dedi. Allah Rasulü, Başımı sıvazladı ve bana bereket ile dua etti. Daha sonra abdest aldı, ben de onun abdest aldığı sudan içtim. Sırtının arka tarafında da ayakta durdum. İki kürek kemiği arasındaki gerdek çadırının düğmelerini andıran nübüvvet mührüne baktım (gördüm)."
Enes b. Malik r.a.'dan rivayete göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Sakın sizden biriniz kendisine gelip çatan bir zarar ve sıkıntı dolayısıyla ölümü temenni etmesin. Eğer mutlaka böyle bir şeyi yapacaksa: Allah'ım, hayat benim için hayırlı olduğu sürece beni hayattabırak ve eğer ölüm benim için hayırlı ise canımı al, desin. " Tekrarı:
6351 ve 7233
Kays b. Ebi Hazim'den: "Bizler Habbab'a hasta ziyaretinde bulunmak üzere huzuruna girdik. -Yedi defa dağlanmış idi.- Dedi ki: Daha önce geçip giden arkadaşlarımızın dünya hiçbir şeylerini eksiltmedi. Bizler ise topraktan başka koyacak yer bulamayacağımız pek çok şeyler elde ettik. Eğer Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bizlere ölümü isteyerek dua etmemizi yasaklamamış olsaydı, şüphesiz ölümüm gelsin diye dua edecektim. Daha sonra bir başka sefer onun yanına gittik. Bu sırada ise o kendisine ait bir duvarın binasını yapıyordu. Dedi ki: Şüphesiz Müslümana infak ettiği her şey karşılığında ecir verilir. Şu toprağa yaptığı bir harcama müstesna." Tekrarı:
6349,
6350,
6430,
6431 ve 7234
Ebu Hureyre'den, dedi ki: "Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i şöyle buyururken dinledim: Hiç kimseyi kendi ameli cennete sokmaz. Ashab: Sen de buna dahil misin ey Allah'ın Rasulü, dediler. O: Allah'ın beni bir lütuf ve bir rahmete daldırması hali müstesna, evet ben de buna dahilim. Binaenaleyh doğruyu araştırıp, doğru işleyiniz. Allah'a yakınlaşmaya çalışınız ve hiçbiriniz sakın ölümü temenni etmesin. Çünkü (hayatta kalırsa) ya ihsan edici birisidir, belki daha çok hayır elde eder ya kötülük iş]eyen birisidir, tevbe etmesi umulur, buyurdu."
Abbad b. Abduııah b. ez-Zubeyr'den, dedi ki: "Aişe r.anha'yı şöyle derken dinledim: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i (ölüm hastalığı esnasında) bana dayanmış iken: Allah'ım, bana mağfiret buyur, bana merhamet eyle ve beni refik-i a'la'ya kavuştur, derken işitmişimdir."
Aişe r.anha'dan rivayete göre "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir hastayı ziyarete gittiği yahut kendisine bir hasta getirildiği vakit, aleyhissalatu vesselam efendimiz: Ey insanların Rabbi! Bu hastalığı gider, şifa ver, Şafi (şifa veren) sensin. Senin şifandan başka şifa yoktur. Geriye hiçbir hastalık bırakmayan bir şifa ver, derdi. " Bu Hadis 5743,5744,5750 numaralardada var […]
Cabir b. Abdullah r.a.'dan, dedi ki: "Hasta olduğum bir sırada Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem yanıma geldi. Abdest aldı ve abdest aldığı sudan üzerime döktü. -Yahut kendisi: Üzerine dökünüzdiye buyurdu.- Hemen aklım başıma geldi ve: Ey Allah'ın Resulü, bana bir kelaleden başka mirasçı olmayacak. Mirasım nasılolacak, diye sordum. Bunun üzerine feraiz (miras taksimatını bildiren) ayeti nazil oldu.
Aişe r.anha'dan şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Medine'ye geldiğinde Ebu Bekr ve Bilaı sıtmaya yakalandılar. Aişe dedi ki: Ben onların yanlarına girdim. Babacığım, kendini nasıl buluyorsun? Ey Bilal, kendini nasıl buluyorsun, dedim. Aişe dedi ki: Ebu Bekr'e humma nöbeti geldiğinde şöyle derdi: "Ailesi arasında sabahı eden her bir kişiye Ölüm, daha yakındır ayakkabı bağından" Bilal de sıtma nöbeti kendisinden çekilince yüksek sesle şöyle derdi: "Keşke bileydim, bir gece geçirir miyim acaba Etrafımda izhir ve celil otları bulunan bir vadide? Bir gün olsun Micenne sularına varacak mıyım Ve acaba Şame ve Tafi1 dağları görünecek mi bana?" (Ravi Urve) dedi ki: Aişe dedi' ki: Ben bunun üzerine Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem 'in yanına gelerek ona durumu haber verdim. O da: Allah'lm! Mekke'ye olan sevgimiz gibi ya da daha fazlasıyla Medine'yi bize sevdir. Medine'yi bizim için sağlıklı bir belde kıl. Bizim için onun sa'ını da, müddünü de mübarek eyle. Medıne hummasınıalarak onu el-Cuhfe'ye bırak, diye dua etti."