İsmâil b. Mûsâ
- Künye
- Ebû Muhammed
- Nisbe
- el-Fezârî, el-Kûfî
- Tabaka
- 10. tabaka
- Vefat kaydı
- h. 245
- Cerh-ta'dîl
- sadûk (doğru sözlü)
Yaşadığı yerler: al-Kufa.
Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış, kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir; eşleşmeyen yazımlar ayrı kayıt olarak kalabilir.
Ebu Saîd el-Hudrî'den rivayet edildiğine göre Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: "Cennetlikler cennete, cehennemlikler de cehenneme girdikten sonra Allah Teala: 'Kalbinde hardal danesi ağırlığınca imanı olanı (cehennemden) çıkarın!’ buyurur. Bunun üzerine (bu kişiler) cehennem'den kararmış (kömür gibi olmuş) bir halde çıkarılırlar. Sonra haya yahut hayat (şüphe Malik'tendir) nehrine atılırlar. Orada selin uğradığı yerde kalan tohumlar nasıl (çabucak) ayrık otu olarak biterse öyle biterler. Görmez misin, bunlar (ne güzel) sapsarı olarak (ve iki tarafına) salınarak sürer?. Tekrar:
4581,
4919,
6560,
6574,
7438,
7439.
Ebu Hureyre r.a. Resulullâh sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki: "Kim inanarak ve sevabını yalnızca Allah'tan umarak Ramazan'ı (gecelerini) ihya ederse geçmiş günahları bağışlanır.
Talha b. Ubeydullah'tan rivayet edilmiştir: Necidlilerden saçı başı dağınık bir adam Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem)'e geldi. Sesinin mırıltısı duyuluyor, ancak ne dediği anlaşılmıyordu. Yaklaştı nihayet bir de baktık ki İslam hakkında soru soruyor. Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: Bir gün ve gecede beş vakit namaz." dedi. Adam: "Benim üzerime bunlar dışında gerekli olan namaz var mıdır?" diye sordu. Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem) Hayır. Ancak dilersen nafile olarak yaparsın" buyurdu. Daha sonra Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem) Ramazanda oruç tutmak" dedi. Adam: Benim üzerime bunlar dışında gerekli olan oruç var mıdır? diye sordu. Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem) Hayır. Ancak dilersen nafile olarak tutabilirsin" buyurdu. Daha sonra Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem) zekat'tan bahsetti. Adam: "Benim üzerime bunlar dışında gerekli olan zekat var mıdır?" diye sordu. Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem): "Hayır. Ancak dilersen nafile olarak verirsin" buyurdu. Adam "Vallahi bunlardan ne fazla ne de eksik yaparım" diyerek döndü ve gitti. Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem)’de şöyle buyurdu: "Doğru söylediyse kurtuldu. Tekrar:
1891,
2678,
6956.
Ebu Vâkıd el-Leysî'den rivayet edildiğine göre: Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) insanlarla birlikte mescitte otururken üç kişi mescide geldi. İkisi Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in bulunduğu yöne yöneldi, biri başka tarafa gitti. Bu iki kişi Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in. huzurunda beklediler. Birisi halkada bir boşluk görerek oraya oturdu, diğeri oturanların arkasına oturdu. Üçüncüsü ise arkasını dönerek gitti. Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) sözünü tamamlayınca şöyle dedi: "Size şu üç kişinin durumunu bildireyim mi? Birisi Allah'a sığındı Allah da onu kendi korumasına aldı. Diğeri haya etti, Allah da ondan haya etti. Üçüncüsü yüz çevirdi, Allah da ondan yüz çevirdi. Tekrar:
474 Diğer tahric: Müslim 4/1713 (2176), Buhari 1/156 (66) ve Müsned-i Hanbel 604 (sahih)
Abdullah İbn Amr İbnü'l-As'ın rivayet ettiğine göre, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) veda haccı sırasında Mina'da durdu. İnsanlar ona soru soruyorlardı. Bir adam gelerek: "Farkında olmadan kurban kesmeden önce tıraş oldum" dedi. Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ''Şimdi kurbanını kes, sakıncası yok' buyurdu. Bir başkası gelerek: Farkında olmadan şeytan taşlamadan önce kurban kestim, dedi. Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) : "Şimdi şeytanı taşla, sakıncası yok" buyurdu. Yapılması gerekenden önce veya sonra yapılmış olan şeylerle ilgili olarak Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e ne sorulduysa Nebi s.a.v. Yap, bir sakıncası yok" buyurdu. Tekrar:
124,
1736,
1737,
1738,
6665Abdullah İbn Ömer şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Ağaçlardan biri vardır ki yaprağı düşmez, bu Müslümana benzer. Bana bunun hangi ağaç olduğunu söyleyiniz". (Abdullah dedi ki): "İçimden bunun hurma ağacı olduğu geçti. Ancak söylemekten utandım." Ashab: "Bu ağacın ne olduğunu bize bildir Ey Allah'ın Resulü" dediler. Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "O hurma ağacıdır" buyurdu. (Abdullah dedi ki): Babama (Hz. Ömer'e) içimden geçen şeyi söyledim. Bunun üzerine o şöyle dedi: "Falan falan şeylere sahip olmaktansa o sözü söylemeni isterdim".
Abdullah İbn Abbas r.a.'ın azatlısı Kureyb'in rivayet ettiğine göre Abdullah Ibn Abbas bir gece Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in eşi -kendisinin de teyzesi Meymûne'nin yanında kaldı. (İbn Abbas r.a.şöyle anlatmaktadır): "Başımı yastığın enine koyarak uzandım. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile hanımı (Meymüne) ise yastığın boyuna koyarak uzandılar. Gece yarısı, yahut biraz önce veya biraz sonra uyandı. Uykuyu gidermek için eliyle yüzünü silmeye başladı. Sonra Al-i İmran sûresinin son on ayetini okudu. Sonra kalkıp asılı duran küçük kırbaya uzandı. Ondaki sudan güzelce abdest aldı. Sonra namaza durdu." (İbn Abbas r.a. diyor ki): "Ben de kalktım, onun yaptığı gibi yaptım. Sonra gittim, sol yanına durdum. Sağ elini başımın üzerine koydu ve sağ kulağımı tutup büktü. Sonra iki rek'at, sonra iki rekat, bir daha iki rekat, ardından iki rekat, iki rekat, iki rekat daha kıldı, sonra da tek rekat (vitir) kıldı. Ardından müezzin gelinceye kadar uzandı. Sonra yine kalktı, hafif iki rekat kıldıktan sonra çıkıp sabah namazını kıldırdı."
Hz. Ebu Bekir r.a.'in kızı Esma' r.anha şöyle demiştir: "Güneş tutulduğunda Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in eşi Aişe'nin yanına geldim. Bir de baktım ki insanlar ayakta namaz kılıyorlar. Baktım ki Aişe de kalkmış namaz kılıyor." Ona: "İnsanlara ne oluyor?" diye sordum. Eliyle gökyüzünü gösterdi. Aişe 'Sübhanallah" dedi. Ben "Bu bir ayet (işaret) midir?"diye sordum, başıyla "Evet" diye işaret etti. Bunun üzerine ben de namaza durdum. Üzerime baygınlık çökünce (yanımdaki kırbadan) başıma su dökmeye başladım. Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) namazı bitirince Allah'a hamd-ü sena edip şöyle buyurdu: Daha önce bana gösterilmemiş her şey, hatta cennet ve cehennem bile bana burada gösterildi. Bana kabirlerinizde Mesih Deccal'in fitnesine benzer (veya yakın) bir şekilde imtihan edileceğiniz vahyedildi." Hadisi rivayet eden ravi, Hz. Esma'nın "benzer" kelimesini mi ."yakın" kelimesini mi kullandığında şüphe ederek ikisini de zikretmiş ve "Esma hangisini zikretti tam olarak hatırlamıyorum" demiştir. Kabre giren kişiye sorulacak: - Bu adam (Hz. Muhammed) hakkında ne biliyorsun? Mu'min (veya kesin inançlı bir) kişi: "O, Muhammeddir, Allah'ın resulüdür. Bizlere apaçık deliller ve hidayeti getirdi. Biz de onun davetine icabet ettik ve ona tabi olduk. O Muhammeddir (üç kere)" diyecek. O kişiye: "Rahat bir şekilde uyu. Senin ona kesin olarak inandığını anladık" denilecek. Münafık (veya kalbinde şüphe bulunan) kişi ise: "Bilmiyorum. İnsanların bir şeyler söylediğini duydum, ben de aynısını söyledim" diyecek.
Meymune'nin rivayet ettiğine göre, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e katı yağ içine fare'nin düşmesi soruldu. Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Fareyi ve etrafındaki yağı atın. (Geriye kalan) yağınızı yiyin. Tekrar:
236,
5538,
5539,
5540.
Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in eşi Aişe (r.anha)'den şöyle nakledilmiştir: "Ayaklarımı Allah Resûlü Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in secde edeceği yere uzatmış uyuyordum. Secdeye varınca eliyle beni dürttü. Ben de ayaklarımı topladım. Ayağa kalkınca tekrar uzattım. O dönemde evlerde henüz lamba yoktu. Tekrar:
383,
508,
511,
512,
513,
514,
515,
519,
997,
1209,
6276.
Mahmud ibnu'r-Rebî' el-Ensarî'nin naklettiğine göre: Kör olan İtban bin Malik kendi akraba ve aşiretine imamlık yapardı. Bir gün İtban, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e şöyle dedi: "Ey Allah'ın Resulü bazı geceler aşırı yağmurdan dolayı sel oluyor, ben de gözleri görmeyen bir â'mâyım. Evimde bir köşede bir namaz kılsanız da ben de orayı bir musallâ / namazgâh edinsem!" Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem onun talebini kırmadı ve evine gitti. İtbân'a: "Namaz'ı nerede kılmamı istersin?" diye sordu. İtban, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e evinde bir yer gösterdi ve Resûl-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem namaz'ı orada kıldı. باب: هل يصلي الإمام بمن حضر، وهل يخطب يوم الجمعة في المطر. 41. Cemaate Katılmayı Engelleyecek Haklı Bir Mazeret Bulunması Durumunda İmam Gelen Cemaate Namaz Kıldırır Mı Ve Hava Yağmurlu İse Cuma Hutbesini Okur Mu?
Mu'minlerin annesi Aişe (radiyallahu anha) şöyle demiştir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem vefatına sebep olan hastalığı sırasında: 'Ebu Bekir'e söyleyin insanlara namazı kıldırsın’ diye emir vermişti-. Ben: 'Ebu Bekir senin yerine geçtiği zaman hıçkıra hıçkıra ağlamaktan sesini cemaate ulaştıramaz, Ömer'e söyle namazı o kıldırsın' dedim ve hatta Hafsa'dan Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gidip aynı şeyleri söylemesini istedim. O da gidip: 'Ebu Bekir senin yerine geçtiği zaman hıçkıra hıçkıra ağlamaktan sesini cemaate ulaştıramaz,, Ömer'e söyle namazı o kıldırsın' dedi. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): Yeter artık, "daha fazla üstüme gelmeyin, Yusuf un başını derde sokan siz kadınlar değil misiniz zaten!? Söyleyin Ebu Bekir'e namazı kıldırsın' diyerek emrini tekrarladı." Hafsa (r.anha) bu olay üzerine Aişe (r.anha)'ya şöyle demiştir: "Senden bana bir fayda geleceğini zaten hiç düşünmüyordum."
Ebu Hureyre (r.a.) Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu nakletmiştir: "Siz burada benim kıblemi görüyor musunuz? Allah'a yemin ederim ki, sizin rükünüz de huşuunuz da bana gizli kalmaz. Ben sizi arkamdan da görürüm."
Abdullah İbn Abbâs (r.a.) şöyle demiştir: "Bir defasında Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem zamanında güneş tutulmuştu. Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir namaz kıldırdı. Ashâb-ı kiram Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e: Ey Allah'ın Resulü, namazda İken bulunduğunuz yerde bir şey almak üzere elinizi uzattınız ama sonra sizin geri çekildiğinizi gördük?!' deyince Resul-i Ekrem (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: Ben cenneti gördüm ve oradan bir salkım meyve almaya yeltendim. Şayet onu alsaydım dünya var olduğu sürece bunu yiyebilecektiniz."
Enes İbn Mâlik'ten rivayet edilmiştir: "Bir gün Enes İbn Mâlİk'in ninesi Müleyke Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'İ yemeğe davet eder. Davete icabet eden Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem yemeği yedikten sonra oradakilere size namaz kıldırayım' buyurur. Enes İbn Mâlik şöyle diyor: Bunun üzerine ben uzunca bir süre kullanılmadan beklediği için kararmış hasırımızı aldım ve üzerine biraz su serptim. Ardından namaza başladık. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem İmam olarak önümüzde bulunuyordu, ben ve yetim aynı safta idik, ninem ise bizim arkamızda namaza durmuştu. Bu şekilde Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bize iki rekat namaz kıldırdı."
Said İbn Yesar anlatıyor: "Bir defasında Abdullah İbn Ömer (r.a.) ile birlikte geceleyin Mekke'ye gidiyordum. Sabah namazının vaktinin gireceğinden endişe duyunca indim ve vitir namazını kılıp tekrar ona yetiştim. İbn Ömer bana: 'Nerede kaldın' diye sordu. Ben: 'Sabah namazının vaktinin gireceğinden endişeye kapıldım ve inip vitir namazını kıldım' dedim. Bunun üzerine bana: 'Senin için Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem'de çok güzel bir örnek yok mu?' diye sordu. Ben: Tabiî ki var' Allah'a yemin ederim ki var, deyince şu cevabı verdi: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem devesinin üzerinde vitir namazını kılardı. Tekrar:
1000,
1095,
1096,
1098 ve 1105. 999 ve 1000
Enes İbn Malik (r.a.)'in şöyle dediği nakledilmiştir: "Birisi Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gelip: "Ey Allah'ın Resulü, hayvanlarımız helak oldu, yollarımız kesildi. Allah'a dua etseniz!'' dedi. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem dua etti ve bir hafta boyunca bir Cuma'dan diğer Cuma'ya kadar yağmur yağdı. Sonra adam tekrar geldi ve: "Ey Allah'ın Resulü, evler yıkıldı, yollar kesildi ve hayvanlar helak oldu." dedi. Bu talep üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Allah'ım, çevremizdeki dağların zirvelerine, tepelere, vadi içlerine ve bitkilerin -ağaçların yetiştiği yerlere yağdır!" diye dua etti. Bu dua'nın ardından gökyüzü tıpkı bir elbisenin açılması gibi açıldı ve Medine'nin üzerindeki bulutlar dağıldı. KİTABU’L-İSTİSKA EK SAYFA 539-2 باب: ما قيل: إن النبي صلى الله عليه وسلم لم يحول رداءه في الاستسقاء يوم الجمعة. 11. Nebi'in Cuma Günü Yağmur Duası Ederken Omuzuna Attığı Ridasını Çevirmediğine Dair Söylenenler.
Zeyd İbn Halid el-Cühenî (r.a.)'den nakledilmiştir: "Gece yağan yağmurun ıslaklığı hala devam ederken Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Hudeybiye'de bize bir sabah namazı kıldırmıştı. Namazı bitirince cemaate dönüp şöyle buyurdu: "Rabbinizin ne buyurduğunu biliyor musunuz?" Cemaat: 'Allah ve Resulü daha iyi bilir" deyince Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Rabbiniz şöyle buyuruyor; kullarımdan kimisi bana iman eden bir mümin olarak sabaha çıktığı halde kimisi beni inkar ederek sabaha girdi. Kim 'Bu yağmur bize Allah'ın bir fazlı ve rahmeti olarak gönderilmiştir' dediyse bana iman etmiş ve yıldızları inkar etmiş (küfür) demektir. Kim de 'Şu yıldız yüzünden, öteki yıldız yüzünden yağmur yağdı' demişse beni inkar etmiş (küfür) ve o yıldızlara iman etmiş demektir."
Aişe (radiyallahu anha)'den nakledilmiştir: "Bir Yahudi kadın Aişe'ye bir şey istemeye geldiğinde ona: 'Allah seni kabir azabından korusun!" demişti, Hz. Aişe, Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem’e : "İnsanlar kabirlerinde azap görecekler mi?" diye sordu. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem kabir azabından Allah'a sığındığını söyledi."
Sonra Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir sabah vakti bineğine bindi ve yola çıktı. Bu sırada güneş tutulmuştu. Kuşluk vakti olduğunda da geri dönmüştü. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem döndüğünde eşlerinin odalarının bulunduğu yerden geçti ve sonra namaza durdu. Sahabîler de kalkıp O'nun Sallallahu Aleyhi ve Sellem arkasına durdular. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem kıyamda uzun bir müddet bekledi. Daha sonra rükuya gitti ve rükuda da epey bekledi. Ardından doğrulup kıyama durdu ve ilk kıyamı kadar olmasa da uzun bir süre bekledi. Bu kıyamın ardından yine rüku' etti ve bu rükuda ilk rüku kadar olmasa da uzunca bir süre bekledi. Sonra rüku'dan doğruldu ve secdeye varıp secdede uzun bir süre bekledi. Sonra yine kıyama kalktı ve ilk kıyamı kadar olmasa da uzun bir süre bekledi. Ardından rükuya gitti ve ilk rüku kadar olmasa da uzun bir süre rükuda bekledi. Sonra kıyama kalktı ve yine ilk kıyamdaki kadar olmasa da uzun bir müddet kıyamda durdu. Ardından tekrar rükuya vardı ve ilk rüku kadar olmasa da uzun bir müddet rükuda durdu. Daha sonra doğruldu ve secdeye gidip ilk secde kadar olmasa da uzun bir süre bekledi. Ardından doğrulup tekrar secde etti. Namaz bittikten sonra Allah Teala'nın söylemesini dilediği ne varsa söyledi ve ashab-ı kirama kabir azabından Allah'a sığınmalarını emretti."
Ebu Hureyre r.a. şöyle demiştir: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Necaşî'nin öldüğü gün o'nun vefat haberini verdi. Sonra musallaya çıkıp ashabı ile saf tutarak dört tekbir aldı. Tekrar:
1318,
1327,
1228,
1333,
3880,
3881. Diğer tahric: Tirmizî, Cenaiz; İbn Mâce, Cenaiz
Aişe r.anha şöyle demiştir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem üç parça temiz beyaz elbise ile kefenlendi. Bunların içinde gömlek ve sarık yoktu."
Zeyneb binti Ebi Seleme şöyle demiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in hanımı Ümmü Habîbe r.anha'nın yanına girdim. O bana şöyle dedi: Ben Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in şöyle dediğini işittim: Allah'a ve ahiret gününe inanan bir kadının, ölen bir kimse için üç günden fazla yas tutması helal değildir. Ancak kocası için dört ay on gün yas tutar."
Zeyneb binti Ebi Seleme anlatmaya devam ederek şöyle dedi: Sonra erkek kardeşi öldüğünde Zeynep binti Cahş'ın yanına girdim. Güzel koku getirilmesini istedi ve bu kokuyu süründü. Sonra şöyle dedi: "Benim koku sürmeye ihtiyacım yok. Ancak ben Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in minberde şöyle dediğini işittim: "Allah'a ve ahiret gününe inanan bir kadının ölen bir kimse, için üç günden fazla yas tutması helal değildir. Ancak kocası için dört ay on gün yas tutar. Tekrar:
5335Abdullah İbn Ömer r.a., Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu söylemiştir: "Sizden biri ölünce gideceği yer kendisine sabah akşam gösterilir. Şayet ölen kişi cennetlik ise cennetteki yeri, cehennemlik ise cehennemdeki yeri gösterilir ve kendisine: 'Allah seni kıyamet gününde yeniden diriltinceye kadar bu senin kalacağın yerdir' denir. Tekrar:
3240,
6515Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in hanımlarından Ümmü Seleme (r.anha) şöyle anlatır: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e rahatsız (mecalsiz) olduğumu arz ettim. Bana, "İnsanların (tavaf yaptığı yerin) arka tarafından binek üzerinde tavaf et" diye buyurdu. Ben tavaf yaptığım sırada Resûl-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem de Kabe'ye doğru yönelmiş Tur suresinin ilk ayetlerini okuyordu. "
Nafi'den rivayet edildiğine göre, İbn Ömer, kargaşa döneminde umre yapmak İçin Mekke'ye doğru yola çıktığında şöyle dedi: "Kabe'ye ulaşmam engellenirse, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte olduğumuz sırada o ne yaptıysa biz de onu yaparız". Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Hudeybiye yılında umre için telbiye getirdiğinden Ibn Ömer de umre için telbiye getirdi. Sonra durumu inceledi ve "haccın da umrenin de durumu aynıdır" dedi, arkadaşlarına dönerek "hac da umre de aynı durumdadır. Sizi şahit tutarım ki ben umre ile birlikte hac yapmaya niyet ettim". Sonra her ikisi için de bir tavaf yaptı, bu tavafın yeterli olacağını düşündü. Hedy kurbanı kesti.
Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in eşi Aişe r.anha "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in keler'e "fasıkçık" dediğini işittim ancak onun öldürülmesini emrettiğini işitmedim." Tekrar:
3306Ebu Hureyre r.a.'in naklettiğine göre Resûl-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Medine'nin geçit yerlerinde melekler nöbet tutar; oraya veba hastalığı ve Deccal giremez." Tekrar:
5731,
7133Ebu Bekir İbn Abdurrahman anlatıyor: "Babamla birlikte Aişe'nin yanına gittik. Bize şöyle dedi: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem üzerine şahitlik ederim ki, kendisi ihtilam yoluyla değil cinsel ilişki sebebiyle cünüp olarak sabahlar ve sonra orucunu tutardı."