

Burada kasdedilen, namazı bitirme selamından sonra sehiv secdesinin yapılması durumunda bunlardan sonra teşehhüdün olmamasıdır. Selamdan önce sehiv secdesi yapılırsa alimlerin çoğunluğuna göre kişi teşehhüdü tekrarlamaz. Tirmizi’nin Ahmed ve İshak'tan rivayetine göre selamdan sonra sehiv secdesi yapan kişi teşehhüd okur. Bu Malikiler'in bir kısmı ile Şafiîlerin görüşüdür. Ebû Hamid el-Isferayinî bunu Şafiî'nin önceki görüşleri arasında zikretmiştir. Ancak Muhtasaru'l-Müzenî'de el-Müzenî şöyle demektedir: Şafiî'nin şöyle dediğini işittim: Kişi selamdan sonra sehiv secdesi yaparsa teşehhüd okur. Selamdan önce sehiv secdesi yaparsa ilk teşehhüd onun için yeterlidir.
EBVABU-SEHV EK SAYFA-2 – 615-3 باب: من يكبر في سجدتي السهو. 5. Sehiv Secdelerinde Tekbir Getirmek حدثنا حفص بن عمر: حدثنا يزيد بن إبراهيم، عن محمد، عن أبي هريرة رضي الله عنه قال: صلى بنا النبي صلى الله عليه وسلم إحدى صلاتي العشي - قال محمد: وأكثر ظني العصر - ركعتين، ثم سلم، ثم قام إلى خشبة في مقدم المسجد، فوضع يده عليها، وفيهم أبو بكر وعمر رضي الله عنهما، فهابا أن يكلماه، وخرج سرعان الناس، فقالوا: أقصرت الصلاة؟ ورجل يدعوه النبي صلى الله عليه وسلم ذا اليدين، فقال: أنسيت أم قصرت؟ فقال: (لم أنس ولم تقصر). قال: بلى، قد نسيت.
فصلى ركعتين، ثم سلم، ثم كبر، فسجد مثل سجوده أو أطول، ثم رفع رأسه فكبر، ثم وضع رأسه فكبر، فسجد مثل سجوده أو أطول، ثم رفع رأسه وكبر. Selamdan sonra sehiv secdesi yapılması halinde bunun için ihram (iftitah) tekbiri gerekir mi yoksa secde tekbiri ile yetinilir mi? Çoğunluk secde tekbirinin yeterli olduğu görüşünü benimsemiştir. Hadislerin çoğunluğundan ilk anda anlaşılan da budur.
Hz. Ebu Bekir ve Hz. Ömer'in Nebi'e Sallallahu Aleyhi ve Sellem karşı olan saygı ve hürmetleri baskın geldiği için onlar Nebi’in fiiline itiraz etmediler. Zülyedeyn'de ise ilmi öğrenmek özelliği baskın geldiği için o Hz. Peygamber'e bunu sordu. Zülyedeyn'İn soruyu sorma şekli sahabenin takva ve Rasulullah'a (s.a.v.) karşı olan saygılarını ve dindeki hassasiyetlerini ortaya koymaktadır.
Çünkü onlar Hz. Pey-gamber'in Sallallahu Aleyhi ve Sellem bilgisiz olarak bir şey yaptığı kanaatinde asla olmadılar. Bundan dolayı Nebi'e bunu sormaktan çekindiler. Zülyedeyn ise olayı anlamak için sordu. Çünkü söz konusu dönem neshin mümkün olduğu bir dönemdi. Nebi'in (s.a.v.)"Ne ben unuttum ne de namaz kısaldı" sözü şu görüşte olanların lehine delil olmaktadır: "Hüküm koyma ile ilgili konularda da peygamberler için unutmak mümkündür." Kadı İyaz sözlü tebliğde unutmanın söz konusu olamayacağını, görüş ayrılığının yalnızca fiillerle ilgili olduğunu söylemişse de onun bu görüşü eleştirilmiştir. Evet, unutmanın peygamberler için mümkün olduğunu kabul edenler de peygamberin bu halde bırakılmayacağını, hemen veya daha sonra unuttuğunun ortaya çıkacağını söylemişlerdir.
Nitekim bu hadiste de olduğu gibi Nebi "Ne ben unuttum ne de namaz kısaldı" dedikten sonra, unuttuğu ortaya çıkmıştır. Nebi'in (s.a.v.) "Ne ben unuttum" sözü, hakikatte değil kendi kanaatine göre unutmadığını belirtmektedir. Bundan, kesin bilginin bulunmadığı durumda inancın onun yerine geçeceği anlaşılmaktadır. Nebi'in Sallallahu Aleyhi ve Sellem unutması, aynı durumla karşılaşan bir kimsenin ne yapacağını belirtmek için şer'i hükmün açıklanması içindir.
EBVABU-SEHV EK SAYFA-3 – 615-4 باب: إذا لم يدر كم صلى: ثلاثا أو أربعا، سجد سجدتين وهو جالس. 6. Kaç Rekat -Üç Mü Yoksa Dört Mü Kıldığını-Bilmeyen Kişi Oturduğu Halde İki (Sehiv) Secde Yapar حدثنا معاذ بن فضالة: حدثنا هشان بن أبي عبد الله الدستوائي، عن يحيى بن أبي كثير، عن أبي سلمة، عن أبي هريرة رضي الله عنه قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: (إذا نودي بالصلاة أدبر الشيطان وله ضراط، حتى لا يسمع الأذان، فإذا قضي قبل الأذان أقبل، فإذا ثوب بها أدبر، فإذا قضي التثويب أقبل، حتى يخطر بين المرء ونفسه، يقول: اذكر كذا وكذا، ما لم يكن يذكر، حتى يظل الرجل إن يدري كم صلى، فإذا لم يدر أحدكم كم صلى، ثلاثا أو أربعا، فليسجد سجدتين وهو جالس).
Bu bölümde farz ve nafile namazda yanılmanın hükmünün birbirinden farklı mı yoksa aynı mı olduğu incelenmektedir. alimlerin çoğunluğu bu ikisinin hükmünün bir olduğunu kabul etmiştir. Bunun delili şudur: Yukarıdaki hadiste "namaz kılmak" denilmiştir. Bu da dinde bilinen namaz olup, farz ve nafileyi kapsamaktadır. İbn Ebî Şeybe, sahih bir senetle Ebu'l-Aliye'den şunu rivayet etmiştir: "İbn Abbas'ın vitir namazının sonunda İki secde yaptığını gördüm." Bunun konu başlığı ile ilgisi şudur: İbn Abbas vitir namazını farz olarak görmüyordu, bununla birlikte vitir namazında da sehiv secdesi yapıyordu.

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Buhârî. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin sitedeki hadis kitaplarında geçtiği hadis sayısıdır.