

"(Beyinde bazı bölgelerde hapsolan) rüzgardan dolayı 'sara'ya düşen kimsenin fazileti." Rüzgarın hapsolması bazı hallerde 'sara'ya sebep olabilir. Sara temel organların kısmen faaliyetlerini göstermesine engelolabilir. 'Sara'nın sebebi ise beyin menfezlerinde hapsolup kalan kesif bir rüzgardır. Yahut bazı organlardan beyne doğru yükselen adi bir buhar türüdür. Bunun peşinden azalarda bir dengesizlik ortaya çıkabilir. Bu halde de artık kişi dimdik ayakta duramaz. Aksine yere düşer. Vücudundaki nemin kesifliğinden ötürü de (ağzından) dışarıya köpükler çıkar. Bazı hallerde sara, cinlerin etkisi ile de olabilir. Ancak bu, yalnız onların nefisleri kötü ve murdar alanlarının yaptığı bir iştir. Bunun da sebebi ya bazı insanların suretlerini güzel bulmalarıdır yahut o insana eziyet vermek istemeleridir.
Bütün doktorların kabul edip ilacını da zikrettikleri birinci çeşittir. İkinci türünü ise onların çoğu kabul etmez, bazıları kabul etmekle birlikte ona dair bir ilaç bilmez. Bildikleri tek ilaç süm ve şerli ruhların etkilerini bertaraf etmek ve faaliyetlerini iptal etmek üzere ulvi ve hayırlı ruhların direniş göstermesini dilemekten ibarettir. "Ve üstüm başım açılıyor." Yani kadın farkında olmadan avretinin açılmasından korkmuştu.
Hadisten Çıkan Sonuçlar 1- 'Sara'ya düşen kimsenin fazileti. 2- Dünyanın belaları na karşı sabretmek, cenneti miras almaya sebeptir. 3- Zor olan yolu seçmek, -kendisinin buna güç yetireceğini ve zora katı anmakta zaaf göstermeyeceği ni bilen kimse için- ruhsatlı olanı seçip ruhsatla amel etmekten daha faziletJ.idir. 4- Bü~ün hastalıkları dua ve yüce Allah'a sığınarak tedavi etmek, çeşitli ilaçlar ve şuruplarla tedaviden daha başarılı ve daha faydalıdır. Vücudun dua ve Allah'a sığınmaktan etkilenmesi, bedeni ilaçların etkisinden daha büyüktür. Ancak bunun faydalı olması iki şarta bağlıdır: Birincisinin hasta tarafından gerçekleştirilmesi gerekir, bu da doğru ve samimi bir niyet ve maksattır, diğeri ise tedavi edeni ilgilendirir. Bu da onun yüce Allah'a güçlü bir şekilde yönelmesi, kalbinde de güçlü bir takva ve tevekkülün bulunmasıdır. Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır.

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Buhârî. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin sitedeki hadis kitaplarında geçtiği hadis sayısıdır.