Muhammed

Ebû Abdullah · 10. tabaka

Muhammed b. Ubeyd…

Vefath. 238
KünyeEbû Abdullah
Nisbeel-Basrî
Yaşadığı yerleral-Basra
Tabaka10. tabaka
Cerh-ta'dîlsika (güvenilir)

Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.

Zincirde geçtiği hadisler

Bize Muhammed b. Ubeyd el-Guberi rivayet etti. (Dedi ki:) Bize Ebu Avane, Ebu Hasîn'den o da Ebu Salih'den o da Ebu Hureyre'den naklen rivayet etti.Ebu Hureyre şöyle demiş: Resulllah (Sallallahu aleyhi ve sellem): *Her kim benim üzerimden kasden yalan söylerse Cehennemdeki yerine hazır olsun.* buyurdular.
Rivayet zinciri: Müslim ← Muhammed ← Ebû Avâne ← Ebû Hasîn ← Ebû Sâlih ← Ebû Hureyre
Bana Ebu Hayseme Zuheyr b. Harb tahdis etti, bize Veki', Kehmes'den tahdis etti. O Abdullah b. Bureyde'den, o Yahya b. Ya'mer'den (H) Bize Ubeydullah b. Muaz el-Anberi de tahdis etti -ki bu onun (naklettiği) hadisidir-, bize babam tahdis etti, bize Kehmes, İbn Bureyde'den tahdis etti. O Yahya b. Ya'mer'den şöyle dediğini nakletti: - Kader hakkında ilk konuşan kişi Basra'da Ma'bed el-Cuheni oldu. Ben ve Humeyd b. Abdurrahman el-Himyeri hac -ya da umre- yapmak üzere gitmiştik. Kendi kendimize: Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in ashabından birisi ile karşılaşsak da bunların kader hakkında söylediklerine dair ona (kanaatini) sorsak, dedik. Abdullah b. Ömer b. el-Hattab'a mescide girerken rastgeldik. Ben ve arkadaşım birimiz sağından, diğerimiz solundan olmak üzere etrafında durduk. Arkadaşımın sözü bana bırakacağını düşünerek: - Ey Ebu Abdurrahman, dedim. Bizim oralarda birtakım insanlar çıktı. Bunlar Kur'an'ı okuyorlar, ilmi araştırıyorlar -ve böyle diyerek onların durumlarını zikretti.- Bununla birlikte onlar kader diye bir şey olmadığını, olayların (Allah'ın ezeli ilmi söz konusu olmaksızın) kendiliğinden meydana geldiğini iddia ediyorlar. (İbn Ömer) dedi ki: Bunlarla karşılaşacak olursan benim onlardan uzak olduğumu, onların da benden uzak olduklarını onlara haber ver. Abdullah b. Ömer'in adına yemin ettiği zat hakkı için eğer onlardan (1/37a) birinin Uhud dağı gibi altını bulunsa ve onu (Allah yolunda) infak etse kadere iman etmedikçe Allah ondan (infakını) kabul etmez. Sonra şunları ekledi: -Babam Ömer b. el-Hattab bana tahdis edip dedi ki: Bir gün Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in huzurunda idik. Birden yanımıza elbiseleri oldukça beyaz, saçı oldukça siyah, üzerinde yolculuk izleri görülmeyen ve aramızdan kimsenin de tanımadığı bir adam çıkageldi. Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in yanına oturuverdi, dizlerini onun dizlerine dayadı. Ellerini uylukları üzerine koydu ve: - Ey Muhammed, bana İslam'dan haber ver, dedi. RasuluIlah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "İslam Allah'tan başka hiçbir ilah olmadığına, Muhammed'in Allah'ın Rasulü olduğuna şahadet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekatı vermen, Ramazan ayı orucunu tutman, oraya gitmek için yol bulabildiğin takdirde beyti haccetmendir" buyurdu. Adam: Doğru söyledin, dedi. (Ömer): Biz onun bu yaptığına hayret ettik. Hem ona soru soruyor, hem ona doğru söylüyorsun diyordu, dedi. Sonra adam: Bana imandan haber ver, dedi. Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem): ''Allah'a, meleklerine, kitaplarına, rasullerine, ahiret gününe iman etmen, bir de hayrıyla, şerriyle kadere iman etmendir" buyurdu. (Adam): Doğru söyledin, dedi. Sonra: Bana ihsandan haber ver, dedi. Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem): ''Allah'a onu görüyormuşsun gibi ibadet etmendir. Sen onu görmüyorsan da şüphesiz o seni görür" buyurdu. Adam: Bana kıyamet'ten haber ver dedi. Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Bu hususta kendisine soru sorulan sorandan daha bilgili değildir" buyurdu. Adam: O halde bana onun alamet(ler)ini haber ver, dedi. Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Cariyenin kendi hanımefendisini doğurması, yalınayak, çıplak, yoksul koyun çobanı kimselerin uzun (yüksek) bina yapmakta birbirleriyle yarıştıklarını görmendir" buyurdu. (Ömer) dedi ki: Sonra adam gitti. Uzunca bir süre bekledim sonra (Allah Rasulü) bana: "Ey Ömer, o soru soran kimdi biliyor musun" buyurdu. Ben: Allah ve Rasulü en iyi bilendir, dedim. O: "O (gelen) Cibril'di. Size dininizi öğretmek üzere gelmişti" buyurdu.
Bize Said b. Mansur ile Kuteybetü'bnü Said ve Mubaramed b. Ubeyd el-Guberî rivayet ettiler. Lafız Said'indir. Dediler ki: Bize Ebu Avane Katade'den, o da Züraratü'bnü Evfa'dan, o da Ebu Hureyre'den naklen rivayet etti. Ebu Hureyre dedi ki: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Şüphesiz ki dilleri ile söylemedikleri yahut gereğini yapmadıkları sürece Allah ümmetime içlerinden geçenleri bağışlamıştır. "
Bize Ebu Kâmil FudayI b. Hüseyin el-Cahderî ile Muhammed b. Ubeyd, El-Guberi rivayet ettiler lâfız Ebu Kâmil'indir dediler ki: Bize Ebu Avane, Katade'den, o da Enes b. Malik'ten naklen rivayet etti. Enes b. Malik dedi ki: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Allah kıyamet gününde insanları bir araya toplayacak. Onlar buna ihtimam gösterecekler. -İbn Ubeyd: Buna ilham olunacaklar, dedi.- Bu sebeple: Keşke bizi bu bulunduğumuz yerden kurtarıp, rahata kavuşturması için birisinden Rabbimize bizim için şefaat etmesini istesek, diyecekler. Bunun üzerine Adem (aleyhisselam)'a gidip: Sen insanların ilk atasısın. Allah seni eliyle yarattı ve sana ruhundan üfledi. Meleklere emir verdi, onlar da sana secde ettiler. Rabbinin yanında bizim için şefaat et ki, bu yerimizden bizi (kurtarıp) rahatlatsın, diyecekler. O kendilerine: Ben sizin dediğinizi yapabilecek birisi değilim diyecek ve işlemiş olduğu günahını söyleyecek, günahı dolayısıyla Rabbinden haya edecek. Ama Allah'ın gönderdiği ilk Resul olan Nuh'a gidiniz (diye ekleyecek). Bunun üzerine Nuh (aleyhisselam)'a gidecekler. O da: Ben zannettiğiniz gibi bu işi yapabilecek kimse değilim, diyecek ve işlemiş olduğu günahını zikredip, ondan dolayı Rabbinden haya edecek ama Allah'ın kendisini halil (dost) edindiği İbrahim'e gidin (diye ekleyecek). Onlar da İbrahim (aleyhisselam)'a gidecekler. O da ben zannettiğiniz gibi bu işi yapabilecek kimse değilim deyip, işlemiş olduğu günahını zikredecek, ondan dolayı Rabbinden haya edecek ama Allah'ın kendisiyle konuştuğu ve kendisine Tevrat'ı verdiği Musa (aleyhisselam)'a gidin (diye ekleyecek). Musa (aleyhisselam)'a gidecekler. O da: Ben zannettiğiniz gibi bu işi yapabilecek kimse değilim deyip, işlemiş olduğu günahını hatırlayıp, ondan dolayı Rabbinden haya edecek ama Allah'ın ruhu ve kelimesi İsa'ya gidin (diye ekleyecek) . Allah'ın ruhu ve kelimesi olan İsa'ya gidecekler. O da: Ben zannettiğiniz gibi bu işi yapabilecek kimse değilim. Ama Allah'ın geçmiş ve gelecek günahlarını bağışlamış olduğu bir kul olan Muhammed'e gidin, diyecek." (Enes) dedi ki: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Sonra bana gelecekler. Ben de Rabbimin huzuruna çıkmak için izin isteyeceğim, bana izin verilecek. Onu görür görmez derhal secdeye kapanacağım. Aziz ve Celil Allah dilediği kadar beni o halimde bırakacak. Sonra: Ey Muhammed başını kaldır, söyle sözün dinlenecek, dile sana dilediğin verilecek, şefaat et, şefaatin kabul olunacak, denilecek. Ben de başımı kaldıracağım. Rabbime, Rabbimin bana öğreteceği övücü sözlerle hamdedeceğim, sonra şefaatte bulunacağım. Bana bir sınır tayin edecek, ben de onları ateşten çıkartıp, cennete girmelerini sağlayacağım sonra tekrar dönüp yine secdeye kapanacağım. Allah beni bırakmayı dilediği kadar o halimde bırakacak. Sonra bana, ey Muhammed başını kaldır. Söyle sözün dinlenecek, dile dileğin sana verilecek, şefaat et, şefaatin kabulolunacak, denilecek. Ben de başımı kaldıracağım, Rabbime bana öğreteceği övücü sözlerle hamdedeceğim sonra şefaat edeceğim. Bana bir sınır tayin edecek, ben de onları cehennemden çıkartıp, cennete koyacağım. -(Ravi) dedi ki: Bilmiyorum, üçüncüde mi yoksa dördüncüde mi şöyle devam etti:- Sonra derim ki: Rabbim cehennem ateşi içinde ancak Kur'an'ın hapsettikleri yani ebedi olarak kalması icap eden kimseler kaldı, derim." İbn Ubeyd rivayetinde dedi ki: Katade:Yani hakkında ebedilik vacip olmuş (gerekmiş kimseler), dedi.
Bize, Muhammed b. Ubeyd El-Guterî rivayet etti. (Dediki): Bize, Ebû Avâne, Katâde'den, o da Zürâratü'bnü Evfâ'dan, o da Sa'd b. Hişâm'dan, o da Âişe'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet etti. Şöyle buyurmuşlar : «Sabah namazının iki rek'ât sünneti, dünyâdan ve dünyâdaki her şey'den daha hayırlıdır.»
Bana, Ebû Kâmil rivayet etti, dedi ki: Bize Hammâd rivayet etti. (Dediki): Bize, Eyyûb ile Büdeyl ve Imrânü'bnü Hudeyr, Abdullah b. Şakîk'dan, o da İbni Ömer'den naklen rivayet ettiler. H. Bize Muhammed b. Ubeyd EI-Guberî dahî rivayet etti. (Dediki): Bize, Hammâd rivayet etti. (Dediki): Bize Eyyûb ile Zübeyrü'bnü Hırrît, Abdullah b. Şakîk'den, o da İbni Ömer'den naklen rivayet ettiler. İbni Ömer: «Bir adam, Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellemj'e sordu. .» demiş. Mezkûr râvîler yukarki hadîsin mislini rivayet etmişlerdir. Yalnız bunların ikisinin hadîsinde dahî «hâdiseden bir sene sonra Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e bir adam suâl sordu...» cümlesi ile ondan sonrası yokdur.
Rivayet zinciri (2. tarîk): Müslim ← Muhammed ← Hammâd b. Zeyd ← Eyyûb es-Sahtiyânî ve Zübeyr b. el-Hirrît ← Abdullah b. Şakîk ← İbn Ömer
Bize Kuteybetü'bnü Saîd ile Muhammed b. Ubeyd el-Guberî hep birden Ebû Avâne'den rivayet ettiler. İbnü Ubeyd Dediki: Bize, Ebû Avâne^ Katâde'den, o da Zürâratü'bnü Evfâ'dan, o da Sa'd b. Hişâm'dan, o da Aişe'den naklen rivayet etti. Âişe şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Kur'ân'da mahir olan sefere denilen kerîm ve muti' Nebilerle beraber olacakdır. Kur'ân-ı kekeleyerek güç hâl ile okuyana ise iki ecir vardır.» buyurdular.
Bize Muhammed b. Ubeyd El - Guberî rivayet etti. (Dediki): Bize Hammâd, Eyyûb'dan, o da Ebû'z-Zübeyr'den, o da Cabir b. Abdillah'dan naklen rivayet etti. H. Bize Yahya b. Eyyûb da rivayet etti. Lâfız onundur. (dediki): Bize İbni Uleyye rivayet etti. (dediki): Bize Eyyüb, Ebû'z - Zübeyr'den o da Câbir b. Abdillâh'dan naklen rivayet etti. Câbir şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Bir din kardeşiniz vefat etmiştir. Binâenaleyh kalkın, onun cenaze namazını kılın.» buyurdu. Bunun üzerine biz de kalktık, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bizi iki saff yaptı.
Rivayet zinciri (1. tarîk): Müslim ← Muhammed ← Hammâd b. Zeyd ← Eyyûb es-Sahtiyânî ← Ebü'z-Zübeyr ← Câbir b. Abdullah
Rivayet zinciri (2. tarîk): Müslim ← Yahyâ b. Eyyûb ← İbn Uleyye ← Eyyûb es-Sahtiyânî ← Ebü'z-Zübeyr ← Câbir b. Abdullah
Bize Muhammed b. Ubeyd el-Guberi rivayet etti. (Dediki) Bize Ebu Avâne, Katâde'den, o da Enes b. Mâlik'den naklen rivayet eyledi ki, Abdurrahmân b. Avf, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) devrinde bir nevât ağırlığı altın mehir vererek evlenmiş de, Resulullah ona : — «Bîr koyunla bile olsa davet yap!» buyurmuşlar.
Rivayet zinciri: Müslim ← Muhammed ← Ebû Avâne ← Katâde b. Diâme ← Enes b. Mâlik ← Abdurrahman b. Avf
Bana Ebu'r-Rabî'Ez-Zehrânî rivayet etti. (Dediki): Bize Hammâd yâni îbni Zeyd, Sabit ile Abdulaziz b. Suheyb'den, onlar da Enes'den naklen rivayet etti. H. Bize bu hadîsi Kuteybetü'bnu Saîd dahi rivayet etti. (Dediki): Bize Hammâd yâni îbni Zeyd, Sabit ile Şuayb b. Hab Hâb'dan, onlar da Enes'den nakîen rivayet eyledi. H. Bize Kuteybe de rivayet etti. (Dediki): Bize Ebu Avâne, Katâde ile Abdulaziz'den, onlar da Enes'den naklen rivayet etti. H. Bize Muhammed b. Ubeyd El-Guberî de rivayet etti. (Dediki): Bize Ebu Avâne, Ebu Osman'dan, o da Enes'den naklen rivayet eyledi. H. Bana Züheyr b. Harb dahi rivayet etti. (Dediki): Bize Muâz b. Hişâm rivayet etti. (Dediki): Bana babam, Şuayb Habhâb'dan, o 'da Enes'den naklen rivayet eyledi. H. Bana Muhammed b. Rafi'de rivayet etti. (Dediki): Bize Yahya b. Âdem ile Ömer b. Sa'd ve Abdurrezzak toptan Süfyan'dan, o da Yunus b. Ubey'den, o da Şuayb b. Habhâb'dan, o da Enes'den naklen rivayet ettiler. Bu râvilerin her biri Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen onun Safiyye'yi azâd ettiğini ve azâd buyurmasını, ona mehir yaptığını rivayet etmişlerdir. Muâz'ın babasından rivayet ettiği hadîste; «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Safiyye ile evlendi de azâd buyurmasını ona mehir yaptı.» ifâdesi vardır
Rivayet zinciri (2. tarîk): Müslim ← Kuteybe b. Saîd ← Hammâd b. Zeyd ← Sâbit el-Bünânî ve Şuayb b. el-Habhâb ← Enes b. Mâlik
Rivayet zinciri (3. tarîk): Müslim ← Kuteybe b. Saîd ← Ebû Avâne ← Katâde b. Diâme ve Abdülazîz b. Suheyb ← Enes b. Mâlik
Rivayet zinciri (4. tarîk): Müslim ← Muhammed ← Ebû Avâne ← el-Ca'd Ebû Osman ← Enes b. Mâlik
Rivayet zinciri (5. tarîk): Müslim ← Züheyr b. Harb ← Muâz b. Hişâm ← Hişâm ed-Destevâ'î ← Şuayb b. el-Habhâb ← Enes b. Mâlik
Bize Ubeydullah b. Ömer EI-Kavârîrî ile Muhammed b. Ubeyd el-Guberî rivayet ettiler. Lâfız Ubeydullah'ındir. (Dedilerki): Bize Hammâd b. Zeyd rivayet etti. (Dediki): Bize Eyyûb, Ebu'z-Zübeyr ile Saîd b. Mînâ'dan, onlar da Câbir b. Abdillâh'dan naklen rivayet etti. Câbir şöyle demiş : Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) muhâkale, müzâbene, muâveme ve muhabereden nehî buyurdu. (Ebu'z-Zübeyr ile Saîd'den biri: Birkaç yıllığına satış yapmak... işte muâvene budur, demiş.) istisnâlı satışı da yasak etti. Yalnız ariyyelere ruhsat verdi.
Rivayet zinciri: Müslim ← Ubeydullah b. Ömer el-Kavârîrî ve Muhammed
Bize Yahya b. Yahya ile Kuteybe b. Saîd ve Muhammed b. Ubeyd el-Guberî rivayet ettiler. Lâfız Yahya'nındır. Yahya (Bize haber verdi) tâbirini kullandı; Ötekiler: Bize Ebû Avane, Katâde'den, o da Enes'den naklen rivayet etti; dediler. Enes şöyle demiş; Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Eğer bir müslüman bir ağaç diker yahut ekin eker de, ondan bir kuş veya insan yahut hayvan yerse, bundan dolayı ona mutlaka sadaka olur.» buyurdular. 13 - (1553).
Bize Muhammed b. Ubeyd El-Guberi rivayet etti. (Dediki): Bize Hammad b. Zeyd rivayet etti. (Dediki): Bize Eyyub ile Hişam, Muhammed'den, o da Enes b- Mâlik'den naklen rivayet etti ki, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) namazı kılmış. Sonra hutbe okumuş ve namazdan önce kim kurban kesti ise, tekrar bir hayvan kesmesini emir buyurmuş... Bundan sonra râvi İbni Uleyye hadîsi gibi rivayette bulunmuştur.
Bize Muhammed b. Ubeyb El-Guberî rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû Avâne, Ebû Osman'dan, o da Enes b. Mâlik'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Bana ResûluIIah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Ey oğulcuğum!» diye hitab etti.
Rivayet zinciri: Müslim ← Muhammed ← Ebû Avâne ← el-Ca'd Ebû Osman ← Enes b. Mâlik
Bize Muhammed b. Ubeyd El-Ğuberî rivayet etti. (Dediki): Bize Hammâd b. Zeyd, Eyyûb'dan, o da İbni Ebî Müleyke'den naklen rivayet etti ki, Esma şöyle demiş: Zübeyr'in ev hizmetini görüyordum. Bir atı vardı. Ona bakıyordum. Ama bana at bakıcılığından daha güç bir hizmet yoktu. Ona ot veriyor, tımarını yapıyor ve bakıyordum. Râvi diyor ki: Sonra Esmâ'ya bir hizmetçi isabet etti. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e esirler geldi de, ona da bir hizmetçi verdi. Esma demiş ki: Artık bu hizmetçi beni at bakıcılığından kurtardı. Zübeyr'in nafaka işini de üzerimden attı. Derken bir adam geldi. Ve : — Ey Ümme Abdillah! Ben fakir bir adamım, senin evinin gölgesinde mal satmak istiyorum, dedi. Esma (ona) : — Ben sana müsaade edersem Zübeyr buna razı olmaz. İmdi sen gel de bunu benden Zübeyr'in gözünün önünde iste! demiş. Arkacığından adam gelerek: — Ey Ümmü Abdillah! Ben fakir bîr adamım, senin evinin gölgesinde mal satmak istiyorum, demiş. Esma : — Medine'de benim evimden haşka bir yer bulamadınmı? demiş. Bunun üzerine Zübeyr ona : — Sana ne oluyor ki, fakir bir adama (malını) satmağa mâni oluyorsun, demiş. Artık (adamcağız) kazanmaya başlayıncaya kadar (orada mal) satmış. (Esma diyorki): Ben bu cariyeyi ona sattım, parası kucağımda iken Zübeyr yanıma girdi. Ve : — Onu bana hibe et, dedi. — Ben onu tasadduk ettim, dedim.
Bize bu hadîsi Muhammed b. Ubeyd El-Guberî rivayet etti. (Dediki): Bize Ca'fer b. Süleyman rivayet etti. (Dediki): Bize Sabit El-Bûnânî, Enes b. Malik'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet etti. Ama Enes'in: «Ben de Allah ve Resulünü seviyorum» sözünü ve ondan sonrasını anmadı.
Rivayet zinciri: Müslim ← Muhammed ← Ca'fer b. Süleymân ← Sâbit el-Bünânî ← Enes b. Mâlik
Bana Muhammed b. Ubeyd El-Guberî rivayet etti. (Dediki): Bize Hammad b. Zeyd rivayet etti. (Dediki): Bize Eyyûb Ebû'l-Halil Ed-Dubaî'den, o da Mücahid'den, o da İbni Ömer'den naklen rivayet etti. (Demişki): Bir gün Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ashabına : «Bana misâli mü'min gibi olan bir ağaç haber verin!» dedi. Bunun üzerine cemâat çölün ağaçlarından birini anmaya başladılar. İhni Ömer demiş ki: İçimden yahut kalbimden bu ağacın hurma olduğu geçti. Bunu söyleyecek oldum, bir de baktım ki, karşımdakiler kavmin büyükleri! Konuşmaktan çekindim. Onlar susunca Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Bu ağaç hurmadır.» buyurdular.
Bana Muhammed b. Ubeyd EI-Guberî de rivayet etti. (Dediki): Bize Hammad b. Zeyd, Eyyûb'dan, o da Humeyd b. Hilâl'den, o da Ebû Katâde'den, o da Yuseyr b. Câbir'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): İbni Mes'ud'un yanındaydım, derken bir kızıl rüzgâr esti... Râvî hadîsi yukarki gibi anlatmıştır. Ama İbni Uleyye'nin badîsi daha tamam ve daha doyurucudur.